Category: slıder

  • Özgür Basına Yönelik Saldırılar T.C Londra Elçiliği Önünde Protesto Edildi

    Özgür Basına Yönelik Saldırılar T.C Londra Elçiliği Önünde Protesto Edildi

    Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından KHK’ye dayanılarak 12 televizyon kanalı 11 radyoyu kapatması T.C Lonrda elçiliği önünde protesto edildi.

     

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği öncülüğünde yapılan eyleme kurum temsilcileri ile beraber çok sayıda kişi katıldı. Pazartesi günü yapılan eylemde, üzerinde ‘Özgür Basın Susturulamaz’, ‘Darbelere de, tek adam dikatatörlüğüne de hayır’ yazılı pankartlar açılırken, sık sık AKP karşıtı sloganlar atıldı.

    BOYUN EĞMEYECEĞİZ

    Eylemde ilk konuşmayı yapan Daymer yöneticisi Feyzullah Cinpolat, Türkiye’de yaşanan hukuksuzluk ve adaletsizliğin en üst boyutlara çıktığını ve darbe rejiminin her gün artarak devam ettiğini ifade etti. Cinpolat konuşmasında, ‘Biz darbeleri önceki zamanlardan çok iyi biliriz, bu darbelerden bizler çok çektik. Darbe girişimini bahane eden saray, ülkede emekçilere ve muhaliflere nefes aldırmaz durumda, son bir ay içerisinde 120 bin emekçi işinden atıldı. Tek kişilik diktatörlük karşısında asla boyun eğmeyeceğiz.’ dedi.

    https://youtu.be/eOtngouF0Gw
    MİLYONERLERİN DEĞİL, MİLYONLARIN SESİ SUSTURULAMAZ

    Britanya Demokratik Güçbirliği adına basın açıklamasını BAF başkanı İsrafil Erbil okudu. Erbil açıklamasında; ’15 Temmuz darbe girişimini kendisi için fırsata dönüştüren AKP iktidarı, saldırı politikalarına karşı barışı, emeği, demokrasiyi savunan akademisyen, gazeteci ve öğretmenler de dahil Kürt halkını, Alevileri, ezilen ve ötekileşitirilen birçok kesimi gözaltına alarak, tutuklayarak susturmaya çalışmaktadır. Saldırıya en fazla uğrayan alanlardan biri olan basın ve ifade özgürlüğü ağır bir darbe daha aldı. Başbakanlığın talimatı ile aralarında Hayatın sesi tv, IMC tv, TV 10, Van Tv, Jiyan Tv ve Zarok tv’nin de olduğu 12 televizyon ve 11 radyo kanalının yayınına son verildi. Milyonerlerin değil, milyonların yani bizlerin sesi olan televizyon kanalları, basın organları milyonerlerin iktidarları tarafından susturulamaz.

    Erbil açıklamasının sonunda daha fazla sahiplenme çağrısı yaparken, CHP’lilerin de sessizliğini eleştirdi.

    https://youtu.be/SZ47I2FeNf0
    HAYAT’IN SESİNE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ

    Hayatın Sesi televizyonu Londra temsilcisi Orhan Dil de eylemde bir açıklama yaparak, Türkiye’de basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığını, haksız ve hukuksuz kararlarla yürütülen saldırıların kendilerini susturmaya yetmeyeceğini, gerçekleri haykırmaya devam edeceklerini ifade etti. Türkiye’nin talimatı ve baskılarıyla Avrupa’dan yayın yapan Med Nuçe televizyonunun yayının da durdurulduğuna dikkat çeken Dil şunları belirtti; ‘Yayın hayatın başladığımız günden bu yana varlığımızdan rahatsız olan AKP hükümeti, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında eline geçirdiği yetkiyi bir fırsata dönüştürerek, kendisine biat etmeyen, tüm baskılara ve uyarılara rağmen gerçekleri haberleştirmeye devam eden yayınımızı korsan bir şekilde kestiler. Hukuki hiçbir yanı olmayan bu karar basın özgürlüğünü ayaklar altına aldığı gibi halkın haber alma hakkına da yönelik büyük bir saldırıdır.

    15 Temmuz’dan bu yana 100’den fazla gazeteci cezaevine atılırken, yaklaşık 3 bin meslektaşımız işinden edildi ve 660 gazetecinin basın kartları iptal edildi. AKP Hükümeti ve başkanlık hevesi ile gözü kararmış Tayip Erdoğan’a zulüm ile abad olunmayacağını buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Kurmaca hayatları izlemek için değil, gerçek bir hayatı kurmak için emeğe, barışa, demokrasiye ve kardeşliğe gönül verenler olarak, Hayat’ın sesine ve onun renklerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.’’
    https://youtu.be/wFhs1ZqPsTg
    SADECE ERDOĞAN’IN SESİNİN DUYULDUĞU BİR ÜLKE İSTİYORLAR

    Britanya Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Ali Poyraz da eylemde bir açıklama yaparak, Türkiye’nin tüm muhalif kesimlerini ortak mücadeleye çağırdı. Poyraz yaptığı açıklamada şunları belirtti; ‘AKP rejimi ve diktatör Erdoğan Türkiye’deki tüm muhalif sesleri kısarak, sadece kendi sesinin duyulduğu bir ülke yaratma hevesinde. Bu aynı zamanda farklı seslerden duyduğu korkunun da bir göstergesidir. Ancak bu korkusu bitmeyecek, çünkü biz susmayacağız ve mücadeleyi büyüterek yolumuza devam edeceğiz.’’

    IMC TV STÜDYOLARINA POLİS BASKINI; YAYINI KESİLDİ

    OHAL ilanı ardından yayınlanan 668 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 12 televizyon kanalı ve 11 radyonun kapatılmasına karar verilmişti. Kapatılan kanallar arasında yer alan İMC TV’nin yayın yaptığı binaya polis baskın yaptı. Baskın yapan polisler reji odasına giderek kanalın yayınını durdurdu, odayı mühürledi. Polisler binada yayını kesmeye çalıştığı sırada canlı yayın programının sürdüğü stüdyoda toplanan kanal çalışanları hep birlikte “Susma haykır, özgür basın haktır”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atarak tepkilerini gösterdi.

    DİĞER KAPATILAN TELEVİZYON KANALLARI DA MÜHÜRLENDİ

    Zazaca yayın yapan Jiyan TV ile Çocuk Kanalı Zarok TV’ye giden polis ve maliye memurları, televizyonların kapısına mühür vurdu.

    Daha önce yayını TÜRKSAT’tan çıkarılan ve yerelde yayınına devam eden Özgür Gün TV ile Özgür Gün Radyo mühürlendi.

    Azadi TV, Jiyan TV ve Zarok TV’nin bulunduğu binaya giden polis ve vergi memurlarının arama ve sayım işlemi yaklaşım 3 saat sürdü. Azadi TV’de 3 saat süren arama ve sayım sonrası Azadî TV’nin kapısına mühür vurularak kapatıldı. Sayım esnasında Azadi TV çalışanları polis tarafından dışarıyla çıkartılarak, televizyon yöneticileri eşliğinde sayım yapıldı. TV’nin kapısına mühür vurulmasıyla binada bulunan mal varlığına el konulduğu öğrenildi.

    Zazaca yayın yapan Jiyan TV ve dünyada Kürtçe yayın yapan ilk çocuk kanalı Zarok TV’nin içerisindeki sayımın sona ermesinin ardından çilingir çağrılarak kapı kilidi değiştirildi.

    Kapatılan Televizyon Kanalları: İmc Tv, Hayat Tv, Özgür Gün Tv, Van Tv, Zarok Tv, Jiyan Tv, Van Genç Tv, Tv 10, Azadi Tv, Denge Tv, Mezopotamya Tv.

    Kapatılan Radyo Kanalları: Rengin Radyo, Özgür Radyo, Ses Radyo, Radyo Karacadağ, Özgür Güneş, Yön Radyo, Patnos Fm, Dünya Radyo.

    elcilik-ali-poyraz
    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Ali Poyraz

    elcilik-basin1

    elcilik-basin2

    elcilik-basin4

    elcilik-basin5

    elcilik-basin6

    elcilik-basin7

    elcilik-basin8

    elcilik-basin9

    elcilik-basin10

    elcilik-basin11

    elcilik-elif-tv10
    TV 10 Londra temsilcisi ELif
    elcilik-israfil-erbil
    BAF başkanı İsrafil Erbil
    elcilik-orhan
    Hayatın Sesi Televizyonu Londra Temsilcisi Orhan Dİl
    elcilik-serpil-ersan
    Avukat Serpil Ersan
  • Yılmaz Güney’in Yol Filmi Seyirciyle Buluşmaya Devam Edecek

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Seyirciyle Buluşmaya Devam Edecek

    Dünyaca ünlü Kürt sinemacı Yılmaz Güney’in Yol Filmi, bu Pazar başlayan gösterimi sonrasında, seyirciyle dört hafta daha, Tottenham’daki Bernie Grant Arts Centre’da, buluşmaya devam edecek.

    Ünlü sinemacı Güney’in, kızı Elif Güney Pütün’ün de söyleşi için katıldığı filmin ilk gösterimi, 2 Ekim Pazar günü, gerçekleşti.

    Tottenham belediye encümeni Makbule Güneş ve Bernie Grant Arts Centre ile ortaklaşa organize edilen film gösterimi önümüzdeki dört Pazar, saat 16:00’da gösterilecek.

    img_1874
    Elif Güney Pütün

    Orijinal, sansürsüz Yol filminin ilk gösterimi düzenlenen resepsiyon ve Pütün ile söyleşi ile kutlandı.

    ‘Toplumları Buluşturmak’ söylemiyle gösterimi organize eden Güneş, Bernie Grant Arts Centre’ın Tottenham’daki sanatçılar için önemli bir yer olduğunu ve Kürt halkı için büyük bir değer olan Yılmaz Güney’in Yol eserinin böyle bir yerde gösterilmesinin önemli olduğunu söyledi. Güneş, Londra’daki Kürt halkının eski Tottenham milletvekili adına kurulan sanat merkezi- Bernie Grant Arts Centre ile tanışmalarını da hedeflediğini ifade etti.

    img_1868
    Makbule Güneş, Elif Güney Pütün, Bernie Grant’ın eşi Sharon Grant

    Bernie Grant Arts Centre adresi: Town Hall Approach Road , Tottenham Green , Lon- don , N15 4RX

    Biletler https://www.eventbrite.co.uk/e/yol-tickets-25790001589 adresinden temin edilebilir.

    img_1875

  • Yılmaz Güney’in Kızı: Babamın 35 Yıl Önce Çektiği Filmler, Halen Bugünkü Türkiye’yi Yansıtabiliyor

    Yılmaz Güney’in Kızı: Babamın 35 Yıl Önce Çektiği Filmler, Halen Bugünkü Türkiye’yi Yansıtabiliyor

    Ünlü Kürt yönetmen Yılmaz Güney’in Yol filminin gösterim programı nedeniyle Londra’da bulunan Elif Güney Pütün ile, Yılmaz Güney’i onlarca yıl sonra bile halen filmlerinin neden bu denli ilgi gördüğü üzerine bir söyle gerçekleştirdik.

    Tottenham’da bulunan Bernie Grant Arts Centre’da yapılan Yol filminin gösterimi öncesi görüştüğümüz Pütün ile baba Yılmaz Güney, filmlerini ve yeni ne- sillere aktarmak istediği değerleri konuştuk.

    Esra Türk: Yılmaz Güney’in filmlerine hala ilgi olması ve yeni jenerasyonların beğenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

    Elif Güney Pütün: Bunun ger- çekten muhteşem bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü Yılmaz Güney tamamen halka mal olmuş ender sanatçı ve kahramanlardan biridir. Yeni nesillerin Yılmaz Güney’i tanımaları ve taşımaları çok gurur verici bir şey. Böyle bir ilginin özellikle Türkiye dışında oluşmuş olması çok önemli bir şey çünkü Türkiye topraklarını aşmış bir sanatçı artık. Bu çok onur verici. Ve kendisi de bir şekilde amacına ulaşmış oluyor, çünkü bir yazısında ‘okyanusları aşarak tüm dünya halkına sesimi duyurmak istiyorum derdi. Bugün, onu başardığını fark ediyorum.

    Vefatından 32 yıl geçti ve 32 sene sonra, Londra’da böyle bir talep üzer- ine film gösterimi yapılması ve yeni nesillerin ilgi göstermesi çok önemli.

    Okyanusları aşarak duyurmak istediği mesaj neydi?

    Babam için hayat aslında ikiye ayrılmış bir şeydi. Babam hiç bir za- man milliyetçi olmadı ve onun davası şu şekilde yansıyordu: Ezenler ve ezilenler. Ve verdiği mesaj da zaten ona odaklanıyordu: ‘Ben ezilenlerin yanındayım ve tüm dünya ezilen- lerinin yanındayım. Yani bu benim davam, mücadelem sadece Tür- kiye topraklarına ait bir mücadele değil. Tüm dünya topraklarına ait bir mücadele ve tüm dünyada ezilen halkların mücadelesinin yanındayım. Ve burada kendime bir pay biçiyo- rum. Ben kendim sanatımla bugün kendi topraklarımda bir demokrasi mücadelesi veriyorum, sanatımı bir si- lah olarak kullanıyorum bu demokrasi mücadelesinde ama umarım ki sesimi bütün dünya ülkelerine, uluslarına, dillerine, ırklarına duyurarak böyle bir mücadelenin mümkünatını kanıtlayabilirim.’

    Benim algıladığım mesaj bu.

    Yılmaz Güney bir sinemacı olarak Yol filmi ile özellikle nasıl bir mesaj ve nasıl bir duygu uyandırmak istedi sizce?

    Yılmaz Güney’in ağızından iki ke- limeyle ifade edeceğim, çünkü bunu kendisi ifade ediyor ve yazıyor. Yol bir ‘meydan okuma’ filmidir diyor.

    Yol çok zor şartlar altında çekilmiş bir film. Bir hapishane hikayesin- den, izin hikayesinden, mahkumların hikayelerinden yola çıkarak, aslında ülkemizin, insanlarımızın topraklarımızın kendi içerisinde bir hapishane yarattığının filmi. Ve ger- çekten bir meydan okuma filmi. Çünkü yol çok zor şartlar altında yapıldı yurt dışına çıkarıldı, yurt dışında kurgusu Yılmaz Güney tarafından yapıldı.

    İlk başta 11 kahraman vardı Yol’da ve Yol’un adı Bayram’dı. Bir takım sorunlardan dolayı hikaye kısaltıldı ve topraklarımızdaki insanların iç çelişkileriyle kendi dünyalarımızın nasıl kısıtladığımızı ortaya koyan. Ve aynı zamanda sistemi yargılayan bir film. Ve onun için en önemli direniş ve meydan okuma filmlerinden biriydi.

    Yılmaz Güney’in başka hangi filmlerini Yol gibi değerli buluyorsun?

    Umut’u. Çünkü umut 1970 yılında, Yılmaz Güney’in gerçekten bir dönüm noktası olan bir filmi. Çünkü Umut ile, Yılmaz Güney Türkiye sınırlarını aştı. O zamana kadar yapmış olduğu film- lerle çok çarpışan bir film. Çünkü ora- da, aynı zamanda, küçücük bir arayış, bir hazine hikayesiyle büyük bir toplu- mun acısını, çelişkisini, yoksulluğunu, yoksunluğunu anlatıyor. Ve bir çağ atlıyor. Bu film mesela Cannes Film Festivaline gizli çıkartıldı, Berlin Film Festivaline gizli çıkartıldı. Ayrıyeten, Umut’un yurtdışına çıkmış olduğu için Yılmaz Güney’e dava açıldı.

    Ama tabii ki Sürü, bir destan olarak, Yılmaz Güney’in en önemli filmlerinden biridir. Çünkü orada da Sürü’ye baktığımız zaman, bugün hiç

    bir şeyin değişmediğini görüyoruz. Aynı zamanda, şimdi yaşadığımız küreselleşme olaylarını 1978’de ne kadar ön görü ile ifade etmiş olduğunu fark ediyoruz.

    Bu da hala izlenilme sebeplerinden birisidir herhalde?

    Kesinlikle. Yılmaz Güney filmler- inde çok önemli bir unsur var: Yılmaz Güney filmleri eskimiyor. Bugün Umut, Yol, Sürü’ye baktığımız za- man günümüz Türkiye’sini çok iyi an- layabiliyorsunuz. Bundan 35 yıl önce çekilmiş filmler bugün gerçekten, hala Türkiye’yi yansıtabiliyor. Türkiye’nin ‘halı altına konmuş pisliklerini’ yansıtabiliyor. Bu her sanatçının harcı değil. Böyle bir ön görüye sahip olmayı herkes yapamaz. Ama ben em- inim bundan 10 sene sonra bir Yol’u izlediğimiz zaman yine güncel olacak, yine sıkılmayacağız. Ne yazık ki.

    Yol’da çok önemli bir şey var mesela. Yol’da, Yılmaz Güney çok büyük bir bedel ödemiştir. Çünkü, Yol Cannes Film Festivali’ne gittikten sonra ve ödül aldıktan sonra Yılmaz Güney vatandaşlıktan çıkartılmıştır. Gazetelerde biz onu böyle okuyorduk: biz ona dön çağrısı yaptık, dönmedi. Bu sadece bir mazeret. Esas vatandaşlıktan çıkarılma nedeni Yol filminin orijinal versiyonunda, yani Cannes Film Festi- valinde ödül alan versiyonunda Kürd- istan tabelasının bulunmuş olmasıdır. Çünkü Yılmaz Güney, orada 1982 yılında Kürdistan coğrafyasını gö- zlerimizin önüne sergiliyor. Bu çok önemlidir çünkü bunu ilk ve tek yapan sanatçı ve dava adamıdır.

    Filmlerinde ilk defa Kürtçe müzik kullanan bir sanatçıdır. Bu bir çağdır. Bunu 2016 yılında algılamayabiliriz ama olayları o zamanın tarih, sosyokültürel ortamlarında değerlendirdiğimiz za- man büyüklüğünü görüyoruz.

    Kürdistan tabelası hala Türkiye’de sorun yaratabilecek bir görüntüdür…

    Tabii. Ve şöyle bir olay var. Mesela bugün gösterilen film Yılmaz Güney’in Cannes versiyonudur; ger- çek Yol’u dur. Ama 1999 yılında yapılan Yol versiyonunda Kürd- istan tabelası kaybolmuştur. Yok edilmiştir.

    Yılmaz Güney filmin başında hoparlörle hapishane kurallarını anons eder kendi sesiyle. 1999 versi- yonunda bu ses yok edilmiştir. Film- in müziğiyle oynanmıştır ve film bir sansüre uğramıştır.

    Türkiye’de yayınlanması için mi bunlar yapıldı?

    Evet. Ama, eğer babam yaşamış olsaydı bu şekilde hiç bir zaman yayınlanmazdı ve babam taviz ver- mezdi. Yapılan bu ikinci versiyon, aynı zamanda Yılmaz Güney’in davasına ve kişiliğine bir hakarettir. Çünkü Yılmaz Güney bir bedel ödemiştir Kürdistan tabelasını koyarak.

    Bu ticari bir amaçtı çünkü Yol filmi Türkiye’ye girdiği zaman büyük bir hasılat yaptı. Daha önce sinemalarda gösterilmiyordu. Ama sinemada gös- terilen Yol versiyonu Yılmaz Güney versiyonu değil.

    Yılmaz Güney yaşasaydı, Yol film- ini Kürdistan tabelası olmadan, kendi sesi olmadan göstertmezdi. Çünkü burada safımızı belli ediyoruz. Nerede olduğumuzu belli ediyoruz. Kimin yanındayız.

    Son olarak, size Yılmaz Güney’in kızı olarak onu nasıl hatırlıyorsunuz? babanız olarak nasıl anılarınız var?

    Çok mükemmeliyetçi bir insandı. İnanılmaz derecede siyasi bilincini, siyasi davasını, siyasi mücadelesini aktarmaya çalışan bir babaydı.

    Biz babamızı tanımadan, babamızı yaşamadan bir siyasi mücadele ak- tarma parantezine girdik. O bizim için çok ağırdı, çok acıydı. Ben kızı olarak sadece babamı tanımak isti- yordum. Ve bu ne yazık ki, üç sene birlikte yaşamamız zamanında- ki bu üç senenin bir senesi hastalıkla mü- cadeleyle geçtiği için zor bir dönem oldu. Eksik kaldık. Bir birimizden mahrum kaldık. Ve bugün ben 50 yaşındayım ve o mahrumiyeti hala içimde taşıyorum.

    Bu da ödenen bedellere dahil?

    Kesinlikle. Biz de bir bedel ödedik. Ama onu çok iyi anladık. Belki kabul etmemiz zaman aldı, çünkü olgunlaşmamız gerekiyordu, büyümemiz gerekiyordu, içimizdeki çocukla bütünleşmemiz gerekiyordu. Ama her şeye rağmen çok insani du- ygulara sahibiz ve bu insani duygu bir şekilde ‘babam, benim babam’ diyor.

    Yılmaz Güney’i bir kenara koy- uyor ve benim babamı arıyor.

  • Selahattin Demirtaş Londra’ya Geliyor

    Selahattin Demirtaş Londra’ya Geliyor

    Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Londra’da toplum ile buluşacak.

     

     

     

     

    Avrupa genelinde yayın yapan günlük Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesine katılmak üzere HDP Eşgenel başkanı Selahattin Demirtaş Londra’ya gelecek.

    23 Ekim Pazar günü Wood Green bölgesinde bulunan Dominion Centre salonunda yapılacak geceye katılacak olan Demirtaş son güncel gelişmeleri de değerlendirecek.

    MEM ARARAT İLK DEFA LONDRA’YA GELİYOR

    Yeni Özgür Politika gazetesi ile dayanışma gecesinin müzikli programında da önemli sanatçılar yer alıyor. Toplum tarafından çok sevilen sanatçı Mem Ararat ta gecede sahne alacak. Gecenin müzik programında Grup Bajar ve Özkan Orman da sahne alacak.

    23 Ekim Pazar günü yapılacak dayanışma gecesi saat 18:00’de başlayacak.

    Daha fazla bilgi için 075 04 662 756 nolu numaradan organizatörlere ulaşılabilir.

    politika-afis
    Yeni Özgür Politika Dayanışma Gecesi-Londra
  • Cardiff’te ‘Demokratik Konfederalizm ve Kürt Kadın Hareketi’ Konulu Toplantı

    Cardiff’te ‘Demokratik Konfederalizm ve Kürt Kadın Hareketi’ Konulu Toplantı

    Galler’in başkenti Cardiff’te Kürtleri konu alan bir toplantı düzenlendi. Toplantıda Kürt aktivist Dilar Dirik, Demokratik Konfederalizm ve Kürt Kadın Hareketi konulu bir sunum yaptı.

     

    Cardiff Halk Meclisi tarafından organize edilen toplantı Cathays Toplum Merkezi binasında gerçekleşti. Gallerliler tarafından yoğun bir ilginin gösterildiği toplantıda ‘Demokratik Konfederalizm, Kürd Kadın Hareketi ve Rojava Devrimi gibi başlıklar aktivist Dilar Dirik tarafından geniş bir biçimde anlatıldı.
    https://youtu.be/MY6_uo5HmIw

    cardiff-dilar

    cardif-dem-konfederalizm

    cardiff-dem-kon
    Dilar Dirik

    cardiff-dem-kon1

    cardiff-dem-konf

  • İşçi Parti Konferansında ‘Kürtlerle Dayanışma’ Toplantısı

    İşçi Parti Konferansında ‘Kürtlerle Dayanışma’ Toplantısı

    İngiltere’nin Liverpool kentinde devam eden ana muhalefetteki İşçi Parti konferansı kapsamında ‘Kürtler ile dayanışma’ konulu bir toplantı gerçekleştirildi.

    Aladdin Sinayiç

     

    Liverpool kentinde Cumartesi günü başlayan ve halen devam eden İşçi Parti genel konferansı kapsamında salı günü ‘Kürt halkının Demokorasi, Özgürlük ve Eşitlik mücadelesi ile dayanışma’ başlığıyla bir panel düzenlendi. Çom sayıda İşçi Partilinin katıldığı toplantıda partiye destek sunan birçok sendikacı da hazır bulundu. Unite sendikası yöneticilerinden Simon Dubbins tarafından yönetilen panelde, HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Julie Ward, Sinn Fein Milletvekili Mickey Bradley ve KNK temsilcisi Akif Wan birer konuşma yaptılar.
    https://youtu.be/syZMofIZzeM
    Kürdistan’daki Yıkım, Kolombiya Ve Filistin’den de Beter

    Toplantıyı yöneten ve açılış konuşmasını yapan Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins, Kürt halkıyla dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Dubbins, şuan Türkiye ve Suriye Kürdistan’ında yaşanan olağanüstü gelişmelerden kaynaklı toplantının daha bir önem kazandığını ifade ederek Türk devletinin son dönemde Kürdistan’a yönelik saldırılara dikkat çekti. Dubbins; ‘‘Şubat ayında Kürdistan’daydım, Diyarbakır’ı ziyaret ettim. Suriye iç savaşına benziyor, oradaki çatışmaların düzeyi Kolombiya ve Filistin’den de beter şuanda. Kürt hareketi, kadın hakları, demokrasi, eşitlik mücadelesi veren seküler, farklılıklara saygılı, demokratik ve eşitlikçi bir yapıya sahip. Bu siteme tüm bölgenin ihtiyacı var, ve daha fazla dayanışma ve destek ihtiyacı var, bizler sendikalar olarak bu noktada üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz ve çalışmamız büyüyor, özellikle de Kürt lider Abdullah Öcalan’a özgürlük kampanyamız her gün biraz daha büyüyerek devam ediyor.’’ dedi.
    https://youtu.be/8GNSFLiZ-wE
    Britanyalı Emekçilerin Dayanışma Amaçlı Kampanyası Çok Değerli

    Dubbins’in açılış konuşmasından sonra söz alan HDP Amed milletvekili Feleknas Uca da Kürdistan’da yaşanan son güncel gelişmelerle ilgili bir sunum yaptı. Birleşik Krallık’ta emekçiler tarafından başlatılan Kürt halkıyla dayanışma ve Abdullah Öcalan’a özgürlük kampanyasını çok değerli ve önemli bulduklarını söyleyerek konuşmasına başlayan Uca, Eylül 2015’ten bu yana Türk devletinin Kürt halkına karşı topyekün bir savaş sürdürdüğünü ifade etti.

    Kürt Yoldaşlarımıza Her Türlü Desteği Vermeye Hazırız

    Sinn Fein Partisi Milletvekili Mickey Bradley de toplantıda kısa bir konuşma yaparak, Kolombiya’daki ve Birleşik Krallık ile İrlanda arasındaki barış görüşmeleri sonucu varılan çözümlerden örnekler verdi. Bradley, ‘Kürt yoldaşlarımıza her türlü desteği vermeye hazırız’ diyerek Kürt halkıyla dayanışmaya devam edeceklerini belirtti.
    https://youtu.be/BVEjWQ7EhmA
    Kürt Kadınları Bizim İçin Rol Model

    Avrupa Parlamentosu Milletvekili Julie Ward ise konuşmasında, dünyadaki eşitsizliğin ve dengesizliğin geldiği düzeye dikkat çekerek, bununla mücadele etmek edip faşizm ve ırkçılık karşısında durmanın herkesin önceliği olması gerektiğini ifade etti.

    Avrupa Parlamentosu Kadın hakları ve cinsiyet eşitliği komitesi üyesi olan Julie Ward; ‘‘Kürt kadınları olağanüstü cesaretliler. Toplumda üstlendikleri sorumluluklar ve görünürlükleriyle Kürt kadınları bizim için rol model durumundalar.’’

    GMB, UNITE sendikaları ve Peace in Kurdistan Campaign kuruluşu tarafından desteklenen panel soru cevap kısmından sonra sona erdi.

    Cumartesi günü başlayan İşçi Parti genel konferansında liderlik yarışının sonuçları da açıklanmış ve İşçi Parti genel başkanlığına sosyalist kimliği ile bilinen Jeremy Corbyn ikinci kez yüzde 62’lik gibi yüksek bir oy ile tekrar seçilmişti. İşçi Parti üst yönetiminin tüm saldırıları ve uğraşlarına rağmen Corbyn, işçi parti üyelerinden ve destekçilerinden Britanya siyasetinde çok fazla karşılaşılmayan bir destek görmüştü.

    ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ Büyüyerek Devam Ediyor

    Unite the Union ve GMB sendikaları tarafından Nisan ayında başlatılan ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası son olarak iki hafta önce Birleşik Krallık’ın en üst emek örgütlenmesi olan Sendikalar Birliği Kongresi-TUC (Trade Union Congres), yıllık konferansında da karar altına alınmıştı.

    Farklı iş kollarından 52 sendikanın bağlı olduğu TUC’un 6 milyon üyesi bulunuyor. Birleşik Krallık’ta sosyal, siyasal ve iş alanında en etkili örgüt olan TUC, 1868 yılında kuruldu.

    Konferansta kabul edilen önergede, son dönemde Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’deki muhalif kesimlere dönük saldırıların kaygıyla izlendiğini ve bu saldırıların derhal durdurulması çağrısı yapıldı. Önergede ayrıca Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumuna da dikkat çekilirken, Türk devleti tarafından tek taraflı olarak durdurulan barış sürecinin tekrardan başlatılması ve başarıya ulaşması için de Öcalan’ın özgür kalması çağrısı yapılmıştı.

    labaour-conference1
    Julie Ward, Simon Dubbins, Feleknas Uca, Akif Wan
    labour-conference4
    Simon Dubbins

     

  • Türk MİT’inin Londra Cinayeti Tekrar Gündemde

    Türk MİT’inin Londra Cinayeti Tekrar Gündemde

    Türk istihbarat teşkilatı MİT tarafından katledilen Mehmet Kaygısız cinayeti İngiliz Times gazetesi tarafından tekrar gündeme taşındı. Baş sayfadan bugün cinayetin MİT bağlantısını veren Times gazetesi, Metropolitan polisinin de dosyayı yeniden açtığını duyurdu.

     

    Faili meçhullerle ilgili Susurluk tapelerinde Londra’da işlenen Mehmet Kaygısız cinayetine ilişkin ayrıntılar yer almış ve olay iki yıl önce Türk medyasında da işlenmişti. Times gazetesinin yeniden gündeme getirdiği Mehmet Kaygısız cinayeti ile ilgili tek yeni bilgi İngiliz polisinin dosyayı yeniden açılacağı.

    Times gazetesi özel haberinde, Susurluk ve faili meçhul cinayetler davasında mahkemeye MİT tarafından sunulan belgelerde “Londra’daki bir kafede bir muhalifin öldürülmesini Türk ajanlarının emrettiğini ortaya koyduğunu” yazıyor. Times, olayın MİT’in düşmanlarını İngiltere’de sorunsuz hedef alabildiği korkularını arttırdığını da belirtiyor.

    Times’ın İddiası Yalan: Kaygısız’ın PKK İle Hiçbir İlişkisi Yoktu

    Times, haberinde Mehmet Kaygısız’ın PKK ile olan ilişkisinden kaynaklı ölüm listesinde yer aldığı ve MİT’in hedefi haline geldiğini iddia etse de, Kaygısız’ı tanıyanlar bu iddiayı red ediyor. Kaygısız’ın yaşamdaki duruşu ve ilgilendiği işler itibariyle PKK ile zıt bir kulvarda olduğu ve kendisinin PKK ile uzaktan yakından hiç bir ilgisi olmadığı belirtiliyor.

    John Simpson imzalı haberde iki yıl önce ortaya çıkan bilgiler yeniymiş gibi yeniden servis edilirken, haberde ayrıca Londra’daki çetelerin eroin, haraç alma ve benzeri olayları PKK’yi finanse etme çalışması olarak yorumluyor. Daha önce de böylesi bir iddiayı yazan Simpson, iddiasına her hangi bir dayanak göstermiyor.

    Gazete Londra polisinin, 33 yaşında öldürülen Kaygısız’ın cinayetiyle ilgili açılan soruşturma kapsamında, Kaygısız’ın ailesiyle iletişime geçtiğini belirtiyor.

    Kaygısız, 1994 yılında Kuzey Londra’daki Newington Green semtindeki bir kafede tavla oynarken başının arkasından vurulmuştu. Times, cinayetin o dönem uyuşturucu bağlantılı olarak görüldüğünü ve kimseye suçlama yöneltilmediğini belirtiyor.

    Times, MİT’in sunduğu belgelerde eski Malatyaspor Başkanı Nurettin Güven’in adının, MİT’in emriyle bu cinayeti işleyen kişi olarak geçtiğini yazıyor.

    nurettin-guven
    Nurettin Güven

    Haber şöyle devam ediyor;

    “Times’ın yaptığı araştırma, Kuzey Londra’da savaş halindeki iki Türk ailesine ait onlarca işyerini ortaya çıkarttı. Bunlar arasında kebapçılar, taksiciler ve bakkallar da var. O dönemdeki şiddet, Kaygısız cinayetini ve öldürülecekler listesindeki Nafız Bostancı adlı ikinci bir Türk muhalifi öldürme girişimini örtmek için kullanıldı. Bostancı, Doğu Londra’da bulunan Hackney semtindeki saldırıdan sağ kurtuldu. Şimdi Türkiye’ye dava açmaya çalışıyor. ”

    Haberde Kaygısız’ın ailesinin, Nurettin Güven’in 90’ların sonunda cinayet suçlamasını reddettiğini ve Londra polisinin o dönem de Güven’in ismini bildiğini ve devlet destekli cinayet iddialarını bildiğini söylediği belirtiliyor.

    Haberde MİT’in gönderdiği belgelere göre MİT ajanının Nurettin Güven’i eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’a götürdüğü ve Ağar’ın “Aslanım benim diyerek” teşvik ettiği de söyleniyor.

    Haberde ayrıca, Nurettin Güven’in açıklama yapma taleplerine yanıt vermediği, Ağar’ın bir sözcüsünün de “Ağar, basına açıklama yapmıyor ve basının sorularını yanıtlamıyor” diyerek konuşmayı reddettiği vurgulanıyor.

    Times “Uyuşturucular, casuslar ve bir Türk kan davası” başlıklı dosya haberinde de 90’lı yıllarda İngiltere’de hâkim olan uyuşturucu çeteleri savaşının bir fotoğrafını çekiyor.

    Gazete “Türk casuslar, İngiltere sokaklarında cinayet için daha dayanıklı bir örtü bulamazlardı. Türk uyuşturucu çetelerinin İngiltere’deki bölge savaşının bulanık dünyası, 25 yıldır kaynayan gerilim sırasında onlarca cinayete neden oldu. Mehmet Kaygısız bu güne dek uzun kurban listesindeki bir isimdi. Ölümüne yol açtığı iddia edilen uluslararası kan davası, karmaşık çete savaşları ve para aklama ağıyla örtüldü” diyor.

    Gazete şöyle devam ediyor;

    “Times’ın Londra’nın eroin ticaretine hâkim olan iki Türk mafya grubundan birinin ticari varlıklarını haritalayan araştırması, İngiltere’nin NATO müttefikinin Londra’da yargısız infazlar emrettiği iddialarını beraberinde getirdi. Uyuşturucu ticareti şiddeti maskelemek için kullanıldı. Anlaşmanın bir parçası olarak Londra sokakları eroinle kaplandı. Çatışma halindeki Kürt çeteleri uzun süredir uyuşturucu satışı, haraç ve İngiltere’de hala yasaklı bir terör örgütü olan PKK’ya para sağlamakla biliniyorlar.”

    Gazete İngiltere’de Mehmet Kaygısız cinayetiyle ilgili bilgilere, Tottenham Türkleri’nin mafya babası İzzet Eren’in adliye binasından hapishane aracından kaçırılma girişiminin soruşturulmasıyla ulaşıldığını belirtiyor.

    Gazete Eren’in çetesinin faaliyetlerini ve Londra’da 25 yıl öncesine uzanan eroin cinayetlerini izlediklerini yazıyor.

    Tottenham Boys olarak anılan çetenin bir gece kulübünde atılan tokattan karşılıklı cinayetlere uzanan kan davasında 20 yıldır Hackney semtindeki rakipleriyle karşılıklı cinayetler işlediği söyleniyor.