Category: slıder

  • İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti

    Geçtiğimiz günlerde, Roj Kadın Meclisi üyesi ve Londra Islington bölgesi Belediye Meclis üyesi Ayşegül Erdoğan’ın, İngiliz muhalefet, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ile gerçekleştirdiği görüşme neticesinde Corbyn İngiltere Dış İşleri Bakanına ve İngiltere Türk Elçiliğine mektup yazarak, ‘Türkiye ve Kürdistan’daki Türk devletinin Kürt’lere yönelik başlatmış olduğu saldırılar’ ile ilgili kaygılarını belirtti.

    Haber: Erem Kansoy

    Uzun süredir İngiltere iç siyasetindeki sorunlar ve İngiliz İşçi partisindeki sıkıntılar gerekçesi ile Kürdistan ve Türkiye’de gerçekleşen İnsan hakları ihlalleri ile katliamlar karşısında yeterli tepkiyi gösteremeyen Jeremy Corbyn, Londra’da aktif Roj kadın Meclisinin girişimleri ile çok önemli bir hamlede bulunarak İngiltere dış İşleri Bakanına ve İngiltere Türk Elçiliğine mektup yazdı.
    Jeremy Corbyn Türk Elçiliğine, Sayın Büyükelçi başlıklı konu ile ilgili mektupta, “Durumun bu noktaya gelmesi ve Türk devletinin buna izin vermiş olması beni derinden kaygılandırıyor. Başka canlar yitirilmeden kuşatmanın son bulması elzem.” Ifadelerinede yer verdi.

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti 1
    Jeremy Corbyn’in İngiltere Türk Elçisine hitaben yazdığı mektup şöyle;
    Sayın Büyükelçi,
    Konu: Türkiye’nin güney-doğusu, Cizre ilçesindeki kriz durumu
    Bugün Britanyalı Kürtlerden oluşan bir heyet ile yaptığım görüşmede bana Cizre ve yakınındaki ilçelerdeki durumun kritik olduğunu söylediler. Bildiğiniz gibi bölgede iki aydan fazla bir süredir sokağa çıkma yasağı var ve ordu tamamen orayı tamamen dış dünyaya kapatmış durumda. Ordu oraya PKK’lilerin yerleşmiş olduğunu iddia ediyor fakat gördüğümüz kadarıyla tamamen suçsuz olan sivil insanlar vurulup öldürülmekte. Ambulansların yaralılar hastaneye götürmesine izin verilmemekte. Bir kuşatma söz konusu ve beslenme malzemeleri tükenmiş durumda (tabi insanların bu malzemelere ulaşmak için evlerinden çıkabildiğini varsayarsak.)
    Heyet üyeleri bana Şırnak’ın tümünün bu durumdan etkilendiğini belirttiler ve Cizre’deki durumu “soykırım” olarak ifade ettiler. Bildiğiniz gibi Af Örgütü de oradaki durumla ilgili endişelerini ifade ettiler ve Türk hükümetine bu durumu sonlandırması için çağrıda bulundular.
    Durumun bu noktaya gelmesi ve Türk devletinin buna izin vermiş olması beni derinden kaygılandırıyor. Başka canlar yitirilmeden kuşatmanın son bulması elzem. Türk yetkililer Şırnak’a müzakere edilmiş ve kalıcı bir barışın gelmesi için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Saygılarımla, Jeremy Corbyn.”
    İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn İngiltere Dış İşleri Bakanına’da yazdı
    Eş zamanlı olarak, Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç’e yazdığı mektupla beraber İngiltere Dış İşleri Bakanı David Lidington’a da yazdı. Corbyn İngiliz bakana mektubunda, gerçekleşen görüşmeden edindiği bilgileri paylaşarak ve devam eden sokağa çıkma yasağının kaldırılması ile ilgili TC devletinin uyarılması gerektiğinin altını çizdi. Corbyn, dış ilişkiler bakanlığından barışın sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunmasını istedi ve son olarak şöyle yazdı: ‘‘Ben, özellikle Türkiye elçisine yazarak, en güçlü şekilde kuşatmanın sonlandırılıp bölgede barışın sağlanmasını talep edeceğim. Umarım ki sana ve Dış İlişkiler Bakanlığına, diğer AB devletleriyle birlikle, Türkiye’den aynı talepte bulunmanız için güvene bilirim.’’
    İngiliz Dış İşleri Bakanına Jeremy Corbyn’in yazdığı ‘‘Türkiye’nin Güney doğusunda bulunan, Kürt şehri Cizre’deki kriz durumu’ başlıklı mektuptan kesitler de; “ Türk devleti ile Kürt’ler arasında giderek bölgede yükselen krizin eminim farkındasınızdır. Londra merkezli bir Kürt delegasyonu ile görüşmemde, bana Cizre ve çevresindeki köylerlerde durumun kritik olduğu bilgisini verdiler. Bölgede 2 aydan fazladır sokağa çıkma yasağı olduğu ve bölgenin tamamıyle askerlerce doldurulduğu biliniyor.
    Delegasyon üyelerinden ayrıca Şırnak bölgesinde de AKP hükümetinin askeri operasyonarıyla büyük krizler çıkardığı bilgisini aldım. Amnesty International’ın Türkiye’ye saldırılarını durdurmasına yönelik yazdığı açıklamadan haberdar olduğunuzdan da eminim. Kendi şahsım adına Londra Türk Elçiliğinede saldırıların durdurulması adına mektup yazacağım.” Ifadelerini kullandı.
    Roj Kadın’ın çabaları sonuç verdi
    Roj Kadın’ın başarıyla neticelenen temasları sonrasında elde edilen sonuç ile ilgili Gazetemize demeç veren Roj Kadın Meclisi üyesi ve Lodra Islington bölhesi Belediye Meclis üyesi Ayşegül Erdoğan Jeremy Corbyn’in mektuplarının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
    Ayşegül Erdoğan, “Uzun bir süredir Türk devletinin Kürdistan’da uyguladığı vahşete karşı yaptığımız Halk eylemlerinin dışında bir çok kurum ve kuruluşlar ile görüşmelerimiz de oldu, bu görüşmelerin içinde en önemlisi ve sonuç veren görüşme ise İngiltere ana muhalefet partisi olan İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn ile yapmış olduğumuz görüşme olmuştur.
    Jeremy Corbyn ile yaptığımız bu görüşmede Türk devletinin Kürdistan’da uyguladığı bu vahşete karşı bir dizi görüşmeler yapacaığının sözünü vermişti. Kuzey Islington Milletvekili olan Jeremy Corbyn ile görüşmenin öncülügünü yapan Roj Women/Kadın Meclisine karşı vermiş olduğu sözünü tutarak, başta İngiltere Dış İşleri Bakanına ve İngiltere Türk Elçiliğine Kürdistan’da uygulanan vahşetten dolayı kaygı duyduğunu içeren yazışmalarda bulundu. Bu anlamda hem Roj Kadın Meclis üyesi ve Islington Belediye Meclis üyesi olarak bu görüşmelerde bulunmaya ve Kürdistan’daki Türkiye devletinin köklü saldırılarını İngiltere Parlamentosunda kınanması adına da, tartışılması için çabalarımız yoğun bir şekilde devam edeceğiz.” Dedi.
    Roj Kadın Meclisi üyelerinin, 29 Ocak’ta, Corbyn’e yaptıkları ziyarette, altı kişilik bir grup ile bir saat süren bir görüşme gerçekleştirmişlerdi.

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti 3

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn Kürt’ler için harekete geçti 4

  • South Woodford’da Feci Kaza: 16 Yaşındaki Genç Kız Hayatını Kaybetti

    South Woodford’da Feci Kaza: 16 Yaşındaki Genç Kız Hayatını Kaybetti

    Cumartesi, 13 Şubat, sabahı, South Woodford bölgesindeki, Chigwell Road üzerinde yaşanan kazada, 16 yaşındaki Elif Kaya hayatını kaybederken, üç kişi daha yaralandı.

    Elif Kaya
    Elif Kaya

    Sabah, saat 01:10 sıralarında gerçekleşen kazada Kaya’nın yolcu koltuğunda oturduğu Mini Cooper ile BMW markalı araba çarpıştı. Kaya’nın ablası, Melia Kaya (19) ve arkadaşları Ayla Osman (21) yaralı olarak kaldırıldıkları hastanede tedavileri devam ediyor. Mini Cooper’ı kullanan, Middlesex Üniversitesinde criminology okuyan, Melia alnında estetik ve iki ayrı ameliyat daha geçirdi. Osman’ın durumunun stabil olduğu aktarıldı.

    Melia Kaya
    Melia Kaya

    Londra Polis birimi Metropolitan Police, kazayla ilgili bilgisi olanların kendilerine irtibata geçmelerini talep etti.

    Evening Standard gazetesinin konuştuğu anne ve baba Kaya, ‘melek’ olarak tanımladıkları, kızları Elif’in barrister olmak istediğini ve okulda başarılı bir öğrenci olduğunu anlattılar.

    Ayla Osman
    Ayla Osman

    Görgü tanıklarına göre, genç kızların bulunduğu araç, BMW ile çarpışmanın etkisiyle şiddetli bir şekilde ağaca çarptı. BMW aracını kullanan genç adam kafasına darbe aldığı bildirildi.

    Ambulansın 01:10’da çağrıldığı ve 10 dakika içerisinde olay yerine ulaştığı aktarıldı, fakat, Elif müdahalelere rağmen yarım saat sonra, olay yerinde hayatını kaybetti. Ambulans olay yerine ulaşmadan çevrede bulunan insanların ilk müdahalede bulunup, genç kızları araçtan çıkardıkları bildirildi.

    Olay yeri
    Olay yeri

    Woodbridge High School’da orta okul eğitimini tamamlayan Elif, Epping Forest College’de A Level okuyordu.

  • Londra`da Öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü (VİDEO+FOTO GALERİ)

    Londra`da Öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü (VİDEO+FOTO GALERİ)

    Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen 15 Şubat komplosunun 18’inci yıldönümünde Londra merkezde kitlesel bir gösteri gerçekleştirildi.

    Fotoğraf: Erem Kansoy

    Britanya Kürt Halk Meclisi çağrısıyla Londra merkezinde bulunan parlamento binası önünde gelen kitle üzerinde Kürt halk önderi abdullah öcalan’ın resminin bulunduğu tişörtler giyerek sık sık ingilizce olarak ‘yaşasın başkan öcalan’ sloganları atıldı. Parlamento binası önünde yapılan konuşmalarda öcalan’a yönelik gerçekleştirilen komploda yer alan uluslararası güçler kınandı.
    https://youtu.be/x7Z5cfiSPtA

    Kitle adına yapılan konuşmalarda kürt halk önderi abdullah öcalan şahsında kürt halkına yönelik gerçekleştirilen komplonun bazı boyutlarıyla halen devam ettiği ifade edildi. ‘Kürt halkı bugün de büyük bir saldırı ile karşı karşıyadır. Türk devleti Kuzey Kürdistan’ın yanısıra bugün Rojava’ya saldırarak Kürt halkının hak talebini bastırmak istemektedir. Gelinen aşamada ne Türk devletinin ne de başka güçlerin Kürt halkının tüm paraçalardaki özgürlük yürüyüşünü durdurmaya gücü yetmeyecektir.
    https://youtu.be/DQgnMxrzOLU
    Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleri ve ideolojisi bugün tüm Kürdistan’da yaşam bulmuştur. Kürt halkının düşmanlarının esas saldırısı Öcalan’ın kurmaya çalıştığı sistemin kendisinedir. Ancak Öcalan’ın fikirleri artık yaşam bulmuştur, bu anlamda komplo boşa çıkmıştır. Ancak fiziki olarak Öcalan’a büyük bir tecrit ve izolasyon koşullarında işkence uygulanarak bu durumdan öç alınmaktadır. Kürt halkının sabrı kalmamıştır artık. Cizre’de vücut bulan amansız direniş, Kobane ruhuyla zafere gitmektedir. Kürt halkı bu anlamda tarihi günlerden kgeçmektedir. Bu dönem Kürt halk önderinin özgürlüğü başta olmak üzere tüm parçalarda Kürt halkının kendi özgür ve demokratik sistemini kurduğu bir dönem olacaktır.’’

    Lord Avebury Anıldı

    Eylemde iki gün önce yaşamını yitiren Kürt dostu Lordlar kamarası üyesi İngiliz siyasetçi Lord Avebury de anıldı. Yıllardır Öcalan’ın özgürlüğü için çalışma yürüten Lord Avebury iki kez Öcalan ile görüşmüştü. Lord Avebury için yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra kitle ünlü Trafalgar meydanına doğru yürüyüşe geçti.

    https://youtu.be/StOQYtAlHDs
    Ana caddeyi trafiğe kapatarak yürüyüşe geçen kitlenin önünde çocuklardan oluşan kortej Öcalan’ın resminin olduğu tişörtlerle Öcalan’ın büyük bir resmini taşıdı. üzerinde İngilizce olarak ‘15 Şubat’a cevabımız, İntikamdır’, ‘Özgür Öönderlik, Özgür Kürdistan’ yazılı pankartlar açan kitle, PKK, YPG, YPJ, KCK bayrakları taşıdı.

    İngiltere Başbakanlığı önüne varan kitle burada durarak başbakan Cameron’a Trük devletini desteklemekten vageçmeye çağırdı.

    Yürüyüş halinde Trafalgar meydanına varan kitle burada kısa bir miting yaptı. Mitingte yapılan konuşmalarda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü istenerek, Türk devletinin saldırıları karşısında uluslararası kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıldı.

    Eylem süresi boyunca binlerce el bildirisi dağıtıldı. Dağıtılan bildirilerde 15 Şubat komplosu ve Öcalan’ın durumüuyla ilgili bilgiler bulunuyordu. İki saatten fazla devam eden eylemden sonra kitle dağıldı.

    IMG_6830

    IMG_6855

     

    IMG_6262

    IMG_6437

    IMG_6680

    https://youtu.be/EHLb5cYZGfE
    IMG_6723

    IMG_6753

    IMG_6748

    https://youtu.be/yUDkvaQF58Q

    IMG_6827

    IMG_6311

     

     

     

    IMG_6935

    yruyus 6

    yuruyus apo 4

    yuyus 7

    IMG_6789
    https://youtu.be/C_-b7w7ephE
    IMG_6785

    https://youtu.be/FH4DDw_Rm5Q

    IMG_6756

    IMG_6742

    IMG_6717

    https://youtu.be/pq8NKBjHGJM

    IMG_6710

    IMG_6694

    IMG_6654

    IMG_6629

    IMG_6623

    IMG_6610

    IMG_6594

    IMG_6581

    IMG_6550

    IMG_6531

    IMG_6491

    IMG_6467

    IMG_6426

    IMG_6443

    IMG_6416

    IMG_6393

    IMG_6375

    IMG_6346

    IMG_6326

     

    IMG_6274

    IMG_6262

    IMG_6218

    IMG_6193

    IMG_6161

    IMG_6101IMG_6061

    apo yuryus 3

    apo yuruyus1

    apo yuruyus 2

  • NADIA MURAD:ÖLÜMDEN BETERDİ!

    NADIA MURAD:ÖLÜMDEN BETERDİ!

    Altı erkek kardeşimi annemin gözleri önünde öldürdüler. Ardından annemi başka bir yere götürüp onu da katlettiler. Ben zaten babasız büyümüştüm ve yetimdim; dünyada sahip olduğum tek kişi annemdi. Beni Musul’a götürüp orada sattıklarında, işte o anda annemi ve kardeşlerimi unuttum. Çünkü orada kadınlara yaptıkları, ölümden çok daha ağırdı.

    Reportaj:Suna Alan

    Nadia Murad… 21 yaşındaki Nadia, Şengal’de DAİŞ tarafından kaçırılan Ezidi Kürt kadınlarından biriydi. Telafuzu zor işkencelere maruz kaldı. Bir süre sonraysa çetelerin elinden kurtulmayı başardı ve ardından Avrupa’ya geldi.

    DAİŞ tarafından tüm ailesi katledilen Nadia Murad’ı, geçtiğimiz Aralık ayında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmadan hatırlayacaksınız. O konuşma, DAİŞ zorbalığının, Ezidi kadınların dünyanın gözleri önünde uğradığı zulmün en çıplak ifadelerinden biri olmuştu.

    İngiliz parlamenterler ve insan hakları kuruluşları ile gerçekleştirdiği bir dizi görüşme kapsamında İngiltere’de bulunan Nadia Murad, gazetemizin sorularını yanıtladı.

    DAİŞ tarafından köle olarak kaçırılması ardından altı erkek kardeşi ve annesinin katledilmesini unuttuğunu söyleyen Murad, “Çünkü” diyor, “orada kadınlara yaptıkları, ölümden çok daha ağırdı.”

    Büyük bölümü özgürleştirilen Şengal’e dönmenin Êzîdîler için mümkün olup olmadığı sorusuna ise, hükümete güvenlerinin kalmadığını, benzeri bir soykırımı yeniden yaşamayı ise artık halk olarak kaldıramayacaklarını söyleyerek yanıt veriyor.
    Irak Hükümeti tarafından cesareti dolayısıyla Nobel Barış Ödülü’ne önerilen Murad, “Beni Nobel’e aday göstermeden önce DAİŞ’in elindeki kadınları ve kız çocuklarını özgürleştirsinler” diyor.

    En çok da çağrı yapıyor, genç kadın; herkesin DAİŞ’in elindeki kadınların özgürleştirilmesi ve kaçabilen kadınlara kamplarda destek olunması konusunda rol üstlenmesi gerektiğini söylüyor.

    Evet, belki gündemleşiyor; bazen yoğun bir duygusallık da sarıyor etrafı; ama Murad’ın söylediğine göre, BM Güvenlik Konseyi’ndeki o konuşmadan bu yana hiçbir kadın kurtarılmadı ve talep edilen hiçbir şey gerçekleştirilmedi. Hala bekliyorlar…

    nadıa 1

    Mart ayında BM’nin “kadın” konulu toplantısına da katılacak olan Murad, aynı konuda Avrupa’daki Kürt kadın örgütlerini de eleştiriyor, herhangi bir destek girişiminde bulunmadıklarını söylüyor.

    Sorularımız ve Murad’ın yanıtları şöyle:

    Senin yaşadıklarına benzer durumları yaşayan çok sayıda genç kadın var. Ancak sen mücadele etmeyi ve konuşmayı tercih ettin. Bu nasıl gelişti?

    Şöyle başlayayım: Ben DAİŞ’in elinden kurtulduktan sonra Zaxo’daki Qazya Kampı’na geldim. Kadın ve kız çocuklarının ticareti, satılıp satın alınmalarına ilişkin ilk kez burada konuşmaya başladım. Bir ya da iki gazeteciyle konuşmanın ötesinde hiç kimse sorunlarımızı gidip dışarıda anlatmadı. Ne Irak hükümeti ne de Kürt hükümeti, rehabilitasyon, tedavi ve daha sağlıklı koşullar için ya da yurtdışına gitmemiz için hiçbir çabada bulunmadı. Benim pasaport ya da benzeri dokümanlarım yoktu, yurtdışına çıkmak için. Almanya benim durumumda olan bin genç kadını ülkesine kabul etti.

    nadia murad 3

    Geçen sene Eylül ayında buraya vardım. Devamında Yazda Vakfı’na üye oldum. Güvenlik Konseyi bu vakıfa ulaşarak DAİŞ‘in elinden kurtulmuş genç kadınlardan birini ağırlamak istediklerini belirtti. Vakıf, yaşadıklarımı orada paylaşmaya hazır olup olmadığımı sordu ve ben “evet” dedim.

    Konuştuğumda sadece kendim, ailem ya da kendi toplumum adına konuşmadım. Savaş bölgesinde bulunan her kadın, her çocuk adına konuştum, konuşuyorum. Kampanya yürüttüğümden bu yana iki ay geçti ve sadece Êzîdîler değil, yerinden edilen herkes verilen mesajlardan dolayı memnundu. Taleplerime henüz herhangi bir yanıt almamış olsam da insanlar benim bu sorunları dile getirmemden memnundu.

    Yaklaşık 5 bin 800 Êzîdî çocuk ve kadın, sözde İslam Devleti tarafından kaçırıldı. DAİŞ, Irak ve Suriye’de çok sayıda insanı öldürdü ve milyonlarca insanı yerinden yurdundan etti. Biz Êzîdîlere saldırdıklarında ise erkekleri katlettiler, kadın ve çocukları kaçırdılar. Onları Suriye ve Irak’ta bulunan kamp ve merkezlerinde tuttular. Tüm bu katliamlarını, tecavüz etmeleri, insanları zorla yerinden etme gibi bütün suçlarını, İslam dini adına yapıyorlardı.

    Yönetime güvenmiyoruz

    Kamplarda bulunduğunuz süreçte Irak hükümeti ya da Güney Kürdistan hükümetinin tedavi ve desteğini aldınız mı?

    Aylarca Güney Kürdistan’da kampta kaldım ve DAİŞ’ten kaçan binlerce genç kadınla karşılaştım. Gerçek şu ki, bize neler olduğu, maruz kaldığımız zorluklar, satılıp satın alınmalar ve bize yaptıkları tüm o kirli şeyler ışığında, kimilerinin bizler için köklü bir şeyler yapmış olması gerekirdi. Bunun aksine kurtulabilenler ya da yakın zamanda kaçabilenler, bir çadır dahi edinemedi. Herkes için halihazırda ne bulunabiliyorsa, onun dışında yetkililer tarafından hiçbir şey yapılmadı. Hiçbir samimi yardım hayata geçirilmedi. Ne Irak hükümeti, ne de Kürdistan Yönetimi… Hiç kimse DAİŞ‘in elinden kaçan kadınlara destek olmadı.

    nadıa 2

    Yetim kalan bu kadınların her türlü yardıma ihtiyacı var. DAİŞ’in elinden kurtulup kampa yerleştikten sonra üstümüze giyecek bir giysi dahi getirecek birilerine ihtiyacımız vardı.

    Şengal’in bir kısmı özgürleştirildi. Buna rağmen Êzîdîler için geri dönmek mümkün müdür?

    Bir buçuk yıl geçti ve Êzîdîlere yönelik soykırım hala devam ediyor. Her gün ölüyoruz. Tüm yaşamım boyunca unutmayacağım: Altı erkek kardeşimi annemin gözleri önünde öldürdüler. Ardından annemi başka bir yere götürüp onu da katlettiler. Ben zaten babasız büyümüştüm ve yetimdim; dünyada sahip olduğum tek kişi annemdi. Beni Musul’a götürüp orada sattıklarında, işte o anda annemi ve kardeşlerimi unuttum. Çünkü orada kadınlara yaptıkları, ölümden çok daha ağırdı. Düşünün ki, şu ana kadar bir buçuk yıldan fazla kadın ve en küçüğü 9 yaşından küçük olan kız çocukları kiralanıyor ve satılıyor. Düşünün, normal ve sakin bir yaşam sürdüren insanlar için böylesi bir şeyin ne kadar ağır olduğunu…

    Biliyorum, bunları yaşamadınız, fakat ben gördüm ve yaşadım. Birçok kişi benim hikayemin çok zor olduğunu düşünebilir fakat hikayesi benimkinden daha kötü olan çok sayıda genç kadın var. Benim altı erkek kardeşimi katlettiler fakat on kardeşi katledilen kişiler var. Şu anda yaklaşık 3100 kadın ve çocuk DAİŞ‘in elinde. Bizim tek istediğimiz kadınlarımızın özgürleştirilmesidir.

    Şengal’in geri alındığı doğrudur, ancak yüzde 40’lık bir bölümü hala DAİŞ’in elinde. Şu ana kadar 27’den fazla toplu mezar ortaya çıktı. Oraya geri dönmemiz mümkün değil. Bu sadece evlerin yerle bir edilmesinden değil; çünkü biz güvenimizi kaybettik. Başımıza gelenlerin yeniden yaşanıp yaşanmayacağından emin değiliz.

    Biz hükümete güvenimizi kaybettik. Uluslararası koruma olmadığı müddetçe yurdumuza dönemeyiz. Geçmişte, yüzyıllar öncesinde de Êzîdîler yine soykırıma maruz kalmıştı, bunu daha fazla kaldıramayız.

    Bizim, bu savaştan zarar gören Êzîdîlerin ve tüm toplulukların istediği, insanlığın DAİŞ ile yüzleşerek bunun karşısında birleşmesidir. DAİŞ, bölgedeki tüm topluluklar için bir tehlikedir. Sadece Irak ya da Suriye değil, DAİŞ üyeleri birçok ülkeden katılıyor. Ben hepinizden elinizden ne geliyorsa yapmanızı ve bu suçlara karşı birleşmenizi talep ediyorum. Bu savaştan etkilenen insanlara, herkesin en asgari düzeyde olsa bile yardım etmesi çağrısında bulunuyorum.

    Şimdiye kadar bir şey yapmadılar

    BM Güvenlik Konseyi toplantısı sonrasındaki gelişmelerden bahseder misin? Taleplere ne oldu? Somut adımlar atıldı mı?

    Güvenlik Konseyi’nde yaptığım konuşmada ifade ettiklerimin hiçbiri sır değildi, herkesin bildiği şeylerdi. Sonrasında ABD Sekreteri John Kerry ve Michigan Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma Enstitüsü Bilim Tarihi ve Uluslararası İlişkiler Departmanı’nda bilim insanı olan Susan Wright ile tanıştım. Onlara yardım etmeleri için ricada bulundum. Ellerinden gelen her şeyi yapacakları ve yardım edecekleri konusunda bana söz verdiler. Ancak şimdiye kadar hiçbir şey yapmadılar. Hala onların yardımlarını ve talebimize yanıtlarını bekliyoruz.

    Şimdiye kadar kampanya çerçevesinde Mısır, Yunanistan, Kuveyt, Norveç, ABD ve şu anda da Britanya’da katıldığım toplantılarda ilk talep ettiğim şey köle olarak tutulan tüm kadın ve çocukların özgürleştirilmesidir. Diğer bir şey de toplu mezarların göz önünde bulundurularak soykırımın tanınması… Sadece Êzîdîlerin ya da sadece Müslümanların değil, her kesimden herkesin, her köşe bucakta ayağa kalkıp bu sorunla mücadele etmesi gerektiğini ifade ettim. Bu hepimize yönelik bir saldırıdır. Çok sayıda insanın yaşamına mal olan bir sorundur. Kadın ve kız çocuklarını kaybeden Êzîdî toplumu için durumun çok ağır olduğu gerçektir. Ancak birçok farklı topluluktan kişi, yaşamlarını ve yurtlarını yitirdi. Hepimiz için, onlara da söylediğim gibi, nihai hedef kadın ve kız çocuklarının kurtarılmasıdır. Savaş bölgesindeki durumun iyileştirilmesi için yardımdır. Yine gençlerin DAİŞ ve onun fikirlerinden etkilenmesini önlemeliyiz.

    DAİŞ’in elinde bulunan kadınlar içinse… Beni kurtaran aile gibi onlara Irak ve Suriye’de yardım edebilecek çok sayıda aile var. Müslümanlara, kendi Müslüman topluluklarını arayarak bu kadınlara yardım etmelerini söylemelerini ve onları kurtarmalarını rica ettim. Öte yandan bu kadın ve çocukların yaşamını kurtarmak için kendi yaşamlarını riske atmaya, para karşılığında onları kurtarmaya hazır kişiler de var. Ancak bizim ailelerimiz onların istedikleri fiyatları verebilecek maddi imkanlara sahip değil. Çok sayıda aile, geçimlerini sağlayan aile üyelerini kaybetti. Kızlarımızı ellerinden almak için onlara verebilecek parayı sağlayacak kimsemiz yok. Bu nedenle maddi olarak Êzîdîlere her kim yapabiliyorsa destekte bulunsun diye talepte bulunduk. Sadece kamplarda yaşayan Êzîdîler değil, tüm Êzîdîler için.. Gıda ve temel gereksinimlere ihtiyaçları var, çok zor durumdalar.

    Avrupa’daki Kürt kadın örgütlenmelerinden herhangi biri sana ulaşıp yardım etme talebinde bulundu mu?

    Hayır, hiçbiri ulaşmadı.

    Herkesin yardımını talep ediyorum

    Gazetemiz aracılığıyla vermek istediğin bir mesaj var mı?

    Daha önce söylediklerimin tekrarı olacak ancak Kürt, Müslüman, Hristiyan ya da başka kökenden, her ne olursa olsun herkesin, her insanın yardımına ihtiyacımız var. Bize yardım edebilecek her kim olursa olsun… Gelin, birbirimize yardım edelim. Gelin, bu barbarlıkla birlikte yüzleşelim. Bir buçuk yıl geçti ve halkımız hala çaresiz, aç ve bu vahşetin ortasında… Bu ülkelere geldik ve yapabilecekleri her türlü yardımı herkesten talep ediyoruz. Kadın ya da erkek, her ne olursa olsun, herkesin desteğini ve yardımını talep ediyorum.

    Nobel’i boşverin, Êzîdî kadınları kurtarın!

    Irak hükümeti sizi Nobel Barış Ödülü’ne önerdi…

    Beni Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermeden önce DAİŞ’in elindeki kadın ve çocukları özgürleştirsinler.

    Bin genç kadını kabul eden Almanya’ya geldiğimizde onlar bizi tedavi etti. Bize baktılar, konaklayabileceğimiz iyi yerlere yerleştirdiler ve aylık ödenek yardımında bulundular. Bize gerçekten yardım ettiler. Çaresiz kaldığımız ve çok acılar çektiğimiz bir süreçte bize sahip çıkacak, bu tür yardımlarda bulunacak insanlara ihtiyacımız var. Çünkü bir çoğumuz erkek kardeşlerini, babasını, annesini ya da yakınlarını kaybetti. O nedenle onlar için her ne yapabiliyorsanız yapmanızı talep ediyorum.

    O KONUŞMA: Yalvarıyorum DAİŞ’i yok edin

    Nadia Murad, Aralık ayında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde başından geçenleri detaylarıyla anlatmış ve şunları söylemişti:

    “Tecavüz, kadın ve kızların bir daha normal hayat sürememesini sağlamak için bir silah olarak kullanıldı. DAİŞ, Ezidi kadınları satışı yapılabilen ete çevirdi. (Beni köyümden kaçırıp Musul’daki bir eve götürdüler. Birkaç hafta sonra giyinmemi ve makyaj yapmamı istediler. O gece o adam bana tecavüz etti. İşkence etti.) Beni muhafızlarla bir odaya kapadı. Bayılana kadar suçlarını işlemeye devam ettiler. Yalvarıyorum size, DAİŞ’i tamamen yok edin.”

  • İngilitere Başbakanı Cameron’dan Erdoğan’ı Kızdıracak Açıklama

    İngilitere Başbakanı Cameron’dan Erdoğan’ı Kızdıracak Açıklama

    Cameron: YPG Terörle Mücadelede Merkezi Pozisyonda

    Haber: Aladdin Sinayiç

    Enfield milletvekili Joan Ryan’ın kendisine Kürtler ile ilgili yazdığı mektuba cevap veren başbakan David Cameron, YPG’yi Daiş ile mücadelede merkezi bir pozisyonda gördüklerini ve bu konuda kendileriyle ortak çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

    ABD’nin ‘YPG’yi terrorist bir örgüt olarak görmüyoruz’ açıklaması ve devamında üst düzeyde yapılan Rojava ziyareti Türkiye’yi rahatsız ederken, benzer bir açıklama da İngiltere başbakanı Cameron’dan geldi. İngiltere başbakanı David Cameron, İşçi Parti Enfield Milletvekili Joan Ryan’ın kendisine yazdığı mektuba verdiği cevapta, Suriye’de siyasi çözümün sağlanması noktasında Kürtlerin çok önemli rol alacağını belirtti.

    KÜRTLER KAHRAMANCA MÜCADELE VERİYOR

    İşçi Parti Enfield Milletvekili Joan Ryan başbakan Cameron’a mektup yazarak Kürt halkının Suriye ve Irak’ta Daiş’e karşı kahramanca bir mücadele verdiklerini ve bu konuda çok büyük bedel ödediklerini belirterek, Birleşik Krallık hükümetinin Kürtlere destek konusunda neler yapacağını sormuştu. Ryan özellikle de Suriye çözüm görüşmelerinde Kürtlerin eşit bir şekilde katılımının sağlanması için Cameron hükümetinin neler yapacağını sormuştu. Cameron Joan Ryana cevaben geçtiğimiz hafta kaleme aldığı mektupta şunları belirtti:

    ‘‘Suriye’de, Daiş karşıtı koalisyonun havadan yardımıyla birlikte, YPG güçleri hem Kürt bölgelerini korudu hem de Daiş’i bir çok bölgede geriletti. Son iki yılda YPG sürekli bize Daiş’den bölge alabileceğini ve elinde tutabileceğini kanıtladı, bu yüzden onları Daiş’e karşı mücadelede merkezi bir pozisyonda görüyoruz.

    Tabii ki Birleşik Krallık Devleti Kürtlerin Suriye’deki siyasi çözümde söz sahibi olacağını kabul ediyor ve bu yüzden Suriye’nin önemli topluluklarının Riyad Muhalefet Konferansında olmasından memnuniyet duydum. Bundan ayrı olarak Suriye Demokratik Güçleri de Demokratik Suriye Konferansını gerçekleştirerek Suriye Demokratik Meclisi’ni kendi politik oluşumları olarak kurdular. Bu noktada tüm oluşumların, buna Suriye Demokratik Meclisi de dahil, Cenevre Duyurusuna bağlı olarak ortak bir siyasi çözüm bulmalarının önemli olduğunu düşünüyorum.’’

    Cameron ayrıca, Güney Kürdistan’da Peşmerge güçleriyle ortak çalışmaya devam edeceklerini, son dönemde kendilerine 600 bin sterlinden fazla askeri malzeme yardımı, yarım milyon atımlık cephane ve 40 adet ağır silah yardımı yapıldığını belirtti.

    İngilitere Başbakanı Cameron’dan Erdoğan’ın Kızdıracak Açıklama 1

  • Başbakanlık’ta Dört Günlük Cizre Eylemi

    Başbakanlık’ta Dört Günlük Cizre Eylemi

    https://www.youtube.com/watch?v=x68WY8G87fs&feature=youtu.be

    Cizre’de Türk devletinin güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği katliamlar protesto edilmeye devam ediliyor. Başbakanlık önünde Çarşamba günü başlatılan dört günlük eylem bugün üçüncü gününde devam etti.

    Başbakanlık’ta Dört Günlük Cizre Eylemi 1

    Downing Street’te gerçekleşen eylemde kitle Başbakan David Cameron’ın Türkiye’de gerçekleşen katliamlara karşı sessizliğine tepki gösterdiler.

    Britanya Demokratik Güç Birliği tarafından organize edilen eylemin son günü olan Cumartesi (yarın), saat 12:00’de, insan zinciri oluşturularak yürüyüşe geçilecek.

    Başbakanlık’ta Dört Günlük Cizre Eylemi 2

    Cizre’de üç ayrı binanın bodrum katlarında onlarca insan günlerce mahsur kaldıktan sonra katledildiler.

    Üç gün devam eden eylemlerde kitle sık sık ‘Yesterday Hitler, today Erdogan’, ‘Stop the massacre in Cizre’, ‘Wake up Cameron’, ‘Wake up UK, stop the genocide’ sloganlarını attı. Çevredeki halka son aylarda uygulanan sokağa çıkma yasakları ve katliamlarla ilgili yüzlerce bildiri dağıtıldı.

    Demokratik Güç Birliği yarın gerçekleşecek eylem ve insan zincirine katılım için halka çağrı yaptı.

    İnsan zincirinin oluşturulacağı eylem 13 Şubat Cumartesi, saat 12:00, Downing Street’de gerçekleşecek.

  • İngiltere’de 81 yaşındaki Müslüman ırkçı saldırıda öldürüldü

    İngiltere’de 81 yaşındaki Müslüman ırkçı saldırıda öldürüldü

    İngiltere’nin Rotherham kentinde 81 yaşında olan bir Müslümanın öldürülmesiyle ilgili davanın duruşmasında, ırkçıların fiziki saldırıdan önce gerçekleştirdikleri sözlü tacizde ırkçı ifadeler kullandıkları belirtildi.

    BBC Türkçe’de yer alan habere göre yaşanan olayla ilgili dava Sheffield’da görülüyor.
    Mushin Ahmed‘in, sabah namazı için camiye giderken uğradığı saldırıda yumruklanarak öldürüldüğübelirtiliyor.
    Davanın üst düzey avukatı Andrew Robertson, saldırganların bu kişiyi öldürmeden önce kendisine ırkçı sözlü tacizde bulunduğunu belirtti.
    Robertson davada özetle şunları söyledi:
    “4 çocuk babası, 12 çocuk dedesi Ahmed, 10 Ağustos’ta, sabah namazı için, Rotherdam’daki evine yürüme mesafesi uzaklığındaki camiye giderken iki kişi tarafından saldırıya uğradı.
    “Bu kişilerden Dale Jones gün içinde kokain, içki ve diyazepam kullanmıştı.
    “Jones saldırıdan hemen önce Asyalı bir taksi şoförüne de sözlü ırkçı tacizde bulundu. Jones, gün içinde, üvey oğlunun babasının evinde yatakta değil kanapede uyuduğunu öğrenmesi ardından çılgına döndü.”
    Avukat, diğer saldırganın Jones’un kız arkadaşının kardeşi Damien Hunt olduğunu, Hunt’ın olayda Jones’u durdurmaya çalıştığını söylediğini ancak CCTV kamera kayıtlarının iki kişinin Ahmed’e saldırı ardından olay yerinden birlikte ayrıldıklarını gösterdiğini söyledi.
    Ahmed iki saat sonra yoldan geçen biri tarafından kaldırımda bulundu.
    Hastaneye kaldırılan adam 11 gün sonra öldü.
    Cinayet suçlamasını reddeden zanlıların yargılanmaları devam ediyor.

    İngiltere Haber

    Kaynak: BBC Türkçe