Category: slıder

  • Calais’in Avrupa’da Sesi Duyuldu

    Calais’in Avrupa’da Sesi Duyuldu

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy- İngiliz basını Calais’te düzenlenen en büyük yürüyüşün mesajını, İngiliz siyasetçi üzerinden vermeyi tercih etti. ‘The Jungle’ın mültecileri herşeye rağmen, ‘NO JUNGLE NO!’ diye haykırmaya devam ediyor. Uzun zamandır Fransa ile İngiltere arasında yaşanan mülteci sorunu ile gündeme gelen Fransanın Calais liman kentindeki mülteci kampı, hafta sonu düzenlenen büyük yürüyüşte sesini Avrupa’ya duyurdu. Yürüyüşle eş zamanlı gerçekleşen Jermy Corbyn’in ziyareti, basında yürüyüşü gölgede bıraktı.

    calais 1

    Fransa ile İngiltere arasındaki mülteci sorunu ve kirli oyunları ile giderek çıkmaza giren Calais, diğer adı ile ‘the Jungle’ mülteci kampı Ocak ayının başından buyana İngiliz basınında gelişmeleri ile yer almaya devam ediyor. Ocak ayının ilk haftası başlayan ve yaklaşık 4 gün boyunca devam eden Fransız polisinin kampa saldırması, Sudan’lı Mülteci A. Rahman Heroun’un ‘ölüm tüneli’ini yürüyerek aşıp İngiltere’ye varması, yine yaklaşık 10 gün önce İngiliz mahkemesinin 3 çocuk ve 1 yetişkin mültecinin İngiltere’ye getirilmesi yönündeki olumlu kararı, geçtiğimiz hafta içerisinde 4 Suriyeli mültecinin de mahkeme kararı ile İngiltere’ye girişi ve son olarak hafta sonu düzenlenen büyük yürüyüş ile eş zamanlı olarak Jermy Corbyn’in kampı ziyareti ile Calais, ‘the Jungle’ mülteci kampındaki ‘umdun yolcuları’ seslerini Avrupa’ya duyurdu.

    calais 7

    Yaklaşık 2 yıldır giderek artan nüfusu ile ‘The Jungle’ çeşitli haberlerle gazete başlıklarında yer aldı. Barınma sorunu, açlık, susuzluk, sayısız ölümler, Fransız polisinin dayatma ve saldırıları ile yardım kampanyalarıyla haberlere konu olan mülteci kampı bu kez İngiltere’ye güçlü bir şekilde mesaj verdi. Fransız ve İngiliz akvtisitlerin birlikte düzenlediği büyük yürüyüş ile İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in kampı ziyareti ayni gün ve saatler içerisine denk geldi. Corbyn’in ziyareti ve İngiliz basınındaki populerliği büyük yürüyüşün basındaki sesini bastırdı.

    calais 8

    Calais’te büyük yürüyüş

    Son 1 yıl içerisinde hızla artan nüfusu ile ‘the Jungle’da birçok yürüyüş düzenlendi. Polis saldırılarına karşı ve mülteci hakları ile ilgili bir çok yürüyüş ve protestonun düzenlendiği kamp bölgesinde son olarak Fransız ve İngiliz sol örgütlerinin düzenlediği büyük yürüyüş ile neredeyse kamp nüfusunun yüzde 90’ı yaklaşık 4.000 mülteci Calais Şehir merkezine yürüdü. ‘Refugees Welcome’ İngiliz grubu ve Fransız ‘CNT’ sol örgütlerinin düzenlediği yürüyüş ile şehirde duyarlılık artırmak hedeflenirken Fransız hükümeti ve İngiliz yönetimine de ‘mültecileri kabul edin’ mesajı verildi.

    calais18

    Yürüyüş esnasında bir Fransız’ın kendi evinin bahçesinde eylemcilere silah doğrultup sözlü saldırıda bulunmasının ardından yaşanan arbedede Fransız saldırgana eylemciler taş ve sopalar fırlattı. Fransız polisi olaya sadece sözlü müdahalede bulundu. Kısa süren arbedenin ardından yürüyüş şehir merkezine doğru ilerledi. Calais liman kenti uzun yıllardır sol görüşlü bir kitlenin işçi sınıfı ve liman çalışanlarının kenti olarak bilinsede son dönemlerdeki sağcı yerel yönetimi ile değişen nüfusu da Calais sakinlerinin mültecilere kucak açtığını söyleyemeyiz. Şehir merkezinde yapılan konuşmaların ardından küçük bir grup limana doğru yürüyüşe geçerken eylemciler kampa geri döndü.

    calasi 16

    Limanda vapura ulaşmayı başardılar

    ‘the Jungle’da çoğunlukla, Afgan, Sudanlı, Suriyeli,Afrikalı ve Kürt’lerin oluşturduğu bir nüfus yapısı bulunuyor. Tek amaçları İngiltere’ye geçebilmek olduğunu da açıkca savunan bir grup mülteci düzenlenen büyük yürüyüşün ardından 500’e yakın eylemci limana yasadışı yollardan girmeyi başardı. Yaklaşık 150 kişilik bir grup yüksek güvenlik tellerini tam 2 kez aşarak polis engeline de takılmadan İngiltereye gitmek üzere hazırlanan vapura giriş yaptı. Güvenlik güçleri ve İngiliz sınır polisinn müdahalesinden kurtularak 50 mülteci vapurda kaldı. Tüm vapur seferlerinin güvenlik açısından iptal edildiği eylemde vapurda yapılan arama sonucunda 24 mülteci daha göz altına alındı. Vapurda mülteciler ile birlikte bulunan 11 İngiliz, aktivisit de göz altına alındı. Geriye kalan 15 kişi ile ilgili bilgi ise gecenin ilerleyen saatlerinde geldi. Vapurda yapılan geniş çaplı arama sonrasında geriye kalan mültecilerde gözaltına alındı. Yakalanan 11 aktvisitin No Borders grubu üyesi oldukları açıklandı.

    calais17

    Xavier Bertrand: “Cezalandırılmalıdırlar”

    Calais bölge başkanı ve eski bakanlardan, Xavier Bertrand yaptığı açıklamada “hükümeti derhal mülteci sorunu ile ilgili toplantı yapmaya çağırıyorum. No Borders aktivistlerinin yaptığı kabul edilemezdir ve cezalandırılmalıdırlar. İngiltere’ye vapur seferlerimiz de 2 saatlik gecikme yaşandı, Calais halkı ve vapur seferi yolcularımızdan özürdileriz.” İfadelerini kullandı.

      Calais Belediye başkanı: “halka saldırmak için eylem yapıldı”

    Calais belediye başkanı Natcaha Bouchart ise kendi Tweeter hesabından yaptığı ard arda paylaşımlarda yürüyüşün organizatörlerine adeta esti gürledi. Bouchart mesajlarında, “bugün yaşananlar, düzenlenen yürüyüşün mültecilerin yerel halka daha rahat saldırabilmesini sağlayan bir amacı olduğunu ısbatladı. Devletimize yürüyüş ile ilgili izin vermediğimizi net bir tavırla ilettim.” İfadelerini kullandı.

    calais 11

    Jean-Marc Puissesseau: “kamp kaldırılmalı”

    Calais liman belediyesi sorumlusu Jean-Marc Puissesseau ise yaptığı açıklamada, “artık kamp kontrol edilemez hale dönüşdü ve kampın kaldırılması artık gerekli, olaylar ekonomimizi kötü yönde etkiliyor.” Ifadelerine yer verdi.

    calais 23

    Fransız Avrupa Parlamento üyesinden sert mesaj

    Düzenlenen büyük yürüyüşe katılarak destek veren fransız Yeşil Parti siyasetcisi ve Avrupa Parlamentosu Üyesi Karima Delli ise yaptığı açıklamada, Fransız başbakanı Manuel Valls’a sert bir mesaj göndererek, “Burada insanlar kabul edilemez koşullarda yaşam sürüyor. Bu durumun devam etmesine izin veremeyiz. Ne gerekliyse derhal yapılıp sorunun çözülmesi gerekiyor.Derhal mültecilere barınma, yemek ve sağlık hizmetleri vermeliyiz bu insanları burada böyle bırakamayız” sözlerini kullandı.

    Jeremy Corbyn Calais’te

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn ilk yurt dışı ziyaretini Fransanın Kuzeyinde bulunan Calais liman kentindeki The Jungle mülteci kampını ziyaret ederek gerçekleştirdi. Jungle’dan sonra ise yaklaşık 30 mil uzaktaki Dunkirk te bulunan ve şuanda daha zor koşulların yaşandığı bölgeyi de ziyaret etti. Sky News’de yer alan bir habere göre ise Corbyn, Calais’ten İngiltereye 3.000 mülteci alınması gerektiğini söylediği yazıyor.

    Corbyn’in Calais ziyareti haberi İngiliz basınında geniş yer aldı fakat haberler ajanslardan alınan fotoğraflar ile sözleşmeli gazeteciler tarafından ayni zamanda büyük oranda BBC’nin hazırladığı haber ışığında hazırlandığıda gözlerden kaçmıyor. BBC kameralarına özel reportaj vererek Calais’in ambarından da görüntülerinin sadece BBC’de ve bir kısa belgesel şeklinde görülüyor olması da Corbyn’in BBC ile anlaşmalı olarak oraya gittiği fikrini akıllara getirmiyor değil.

    İngiliz basını Calais’te düzenlenen en büyük yürüyüşün mesajını İngiliz siyasetçi üzerinden vermeyi tercih etti

    Jungle’ı ziyareti sırasında kampın büyük bir nifusu düzenlenen yürüyüşe katılması nedeniyle Corbyn kampı rahatça dolaştı. Kampta kaldığı kısa süre içerisinde mültecilerden büyük ilgi gören Corbyn, kısa zaman içerisne sadece BBC kameralarına reportaj verdi. Çok uzun zamandır yapılan eylemler Lobi çalışmaları ve gönderilen mektublar sonunda Jermey Corbyn’i Calais’e getirdi.

    calais 12

    Yapılan onca eylem ve duyarlılık çağırısını Corbyn’in Calais ziyareti adeta boşa çıkardı. Bölgede el birliği ve dayanışma ile düzenleen en büyük yürüyüş, İngiliz politikacı Corbyn’in kampı ziyaret etmesiyle ana akım medya kanallarında ve gazetelerınde ikinci plana atıldı. Corbyn’in ziyareti bir anda basında gündem olurken yine Corbyn basında bulduğu yeri akşam saatlerinde mültecilerin bir vapuru işkal etmesiyle ortadan kayboldu. Basının gündemine bu kez vapura giren mülteciler ve aktivistler oturdu.

    İşçi Partisi lideri Corbyn, kampı ziyaretinde incelemelerde bulunarak mülteciler ile konuştu. Kendi özel facebook hesabında ziyaretinin aardından, “tüm Avrupa’nın yüzleştiği mülteci krizini yakından anlamak ve yerinde görmek için burdayım. Şuan için bu sorunla iligili olarak bu sorunun kaynağıyla uğraşıyoruz. Mülteci sorunun kaynağı savaşlar ve ülkeler arası sorunlardı.” İfadelerni kullandı.

    calais 9

    Kamp çevresinde güvenlik önlemleri ve polis aldırıları

    ‘the Jungle’ın etrafında ve Calais kenti çevresinde organize edilen geniş çaplı güvenlik önlemleri yürüyüş sırasında üst düzeye çıkartıldı. Geçtiğimiz hafta ve Ocak ayı başında toplam 3 kez polis saldırısına uğrayan kampta mülteciler en büyük sorun olarak polisi görüyor. Kara kışın soğunda ayaklarında çorap dahi olmayan mülteciler insanca yaşama koşullarını bir kenara itip Fransız polisinin zulmünden kurtulmaya da çalışıyor. Kampı güvenlik ve dağıtma kaygısıyla yaklaşık 300 metre geriye çekmeyi hedefleyen operasyonlarında polis yaklaşık 4 gün boyunca mültecilere gece geç saatlerde gaz bombası ile saldırarak ardından da kampa dozer ile girdi. Sayısız çadırın yerlebir olduğu operasyonlarda liman yolu kenarındaki mülteciler uzaklaştırıldıYerel hükümet,yıkım ile ilgili kampın 1500 kişiye ev sahipliği yapan üçte birlik kısmındaki çadırların temizleneceğini çünkü sığınmacıların ısınma ve elektrik imkânı sağlayan konteynırlara taşınması gerekçesine sığınarak bir açıklamada bulunmuştu.

    calais 23

    Beyaz demir sığnaklar

    Yine geçtiğimiz hafta Jungle’a kurulan beyaz renkte büyük demir, konteynerler mültecilere barınak olarak gösterilsede mülteciler bunları kullanmıyor. Özellikle demir olmasından dolayı ve bölgedeki soğuk hava ile tam bir buz yerine dönen barınaklar ayni zamanda kullanıldığı takdirde Fransız hükümetinin kampta meşrulaşmasıda gündeme geleceğinden mülteciler konteynerleri kullanmıyor.

    calais 6

    ‘Ölüm tüneli’ni yaya olarak geçti

    Geçtiğimiz günlerde ise görülen mahkemede, bir ilki başararak Sudan’lı mülteci Abdul Rahman Haroun’un yaya olarak İngiltere’ye Calais’ten gelen ilk insan olduğu ortaya çıktı. Ağustos 2015’te Channel Tunnel’ı yaya olarak aşan 40 yaşındaki Haroun, Canterbury mahkemesindeki son duruşmada mülteci haklarını ve kazanımlarını onaylattı. Haroun Mart ayına kadar kefalet altında olacak ve ülkeye yasadışı yollardan gelmek ile tünel kurallarını ihlal etmekten yükümlü mahkemeye çıakarılacak. Kristmas günü öncesi İngiliz mahkemesince mülteciliği İngiltere’ye onaylanan Haroun 31 mil uzunluğundaki deniz altından geçen karanlık ve kısman havasız tüneli Calais’ten aşarak İngiltere’nin Folkestone bölgesinden çıktığı esnada güvenlik örevlilerince fark edilmişti. Haroun’un mahkemesi 20 Hazirana ertelendi.

    calais 3

    ‘Ölüm tüneli’ adını ölümlerden alıyor

    İngiltere’ye geçmek ümidiyle Calais liman kentinin ‘the Jungle’ mülteci kampında bekleyen yaklaşık 6.000 mülteci İngiltere’ye gelmek adına canlarını tehlikeye atıyor. Bölgede, Tırlara girmeye çalışırken, vapura girmeye çalışırken ve tren tüneline girmeye çalışırken bir çok ölüm gerçekleşti. Sadce tren tüneli olan Channel Tunnel çevresinde toplam 12 mülteci İngiltere için umuda yolculuk adına çıktıkları yolda hayatlarını kaybetmişlerdi.

    calais 4

    Binlerce mülteciye Britanya kapılarını açan mahkeme zaferi

    İlticacıların önünü açacak ve Britanya’ya ulaşmalarını sağlayacak mahkeme davası kazanıldı. Daha önceden İngiltere’ye iltica başvuru yapan fakat Home Office tarafından reddedilen 3 çocuk ve 1 yetişkin Suriyelinin avukatları yürütülen davayı kazanarak Suriyelileri Britanya’ya getirdi. Yakın aileleri İngiltere’de uzun yıllardır yaşam sürdüren Suriyeli’ler yaklaşık 11 aydır Calais’teki kampta konaklıyorlardı.

    calais 22

    Avrupa Birliği ülkelerinin Dublin III yasası uygulamasına göre İngiltere’de Home Office’in burada ailesi veya yakını olan ilticacılara incelemelerin yapıldıktan sonra iltica hakkını vermesi gerekiyordu. Konuyla ilgili davanın kazanılması ile İngiliz mahkemesi ilticacıların ülkeye getirilmesini emretti. Citizen UK grubundan kampanya yürütenlerin mahkemeye taşıdığı dava snrasında Calais’e bir grup avukatın götürülerek ayni durumdaki mültecilerin tesbiti yapılması üzere çalışmalarda başlatılmıştı.

    İlticacıların İngiltere’ye getirilmesinin ardından, ITV haber kanalının yayınladığı bir haberde, kazanılan dava neticesinde, Britanya’da ailesi  veya yakını bulunan binlerce ilticacının İngiltere’ye giriş yapma kapılarının açıldığı vurgulandı.Yine ayni haberde yer  alan bilgiye göre ise Home Office’in planlarını ‘ilticacılar, iltica taleplerini ulaştıkları ilk güvenli ükeye yapmalıdır’ ifadeleride yer aldı.

    calais 2

    Geçtiğimiz günlerde konu ile ilgili açıklamada bulunan İngiltere Mülteciler Komisyonu Policiy Menejeri Judith Dennis ise, “herkes sevdikleriyle güven içinde yaşama hakkına sahiptir. Avrupa devletleri özellikle konu çocuk ve kadınlar olunca, uygulanması gereken prosedürü derhal uygulamalıdır. İnsanları ailelerine ve sevdiklerine en hızlı en güvenli şekilde ulaştırmaları yasal olark gerekmektedir.” İfadelerini vurguladı.

    Tim Farron: “Hiç bir çocuk bunu hak etmiyor”

    Liberal Demokratların lideri Tim Farron’da açıklamada bulunmuştu. Farron, “hiç bir çocuk hele ki aile koruması yoksa derhal gözetim altına alınmadılır sahip çıkılmalıdır. Mahkemede Suriyeli çocuklar için mücadele verip kazanan herkesi ve organizasyonları tebrik ederim.” Sözlerini kullanmıştı.

    calais 5

    calais 10

     

     

  • Silopi… Yorumsuz…

    Silopi… Yorumsuz…

    36 gün boyunca sokağa çıkma yasağının uygulandığı Silopi’den karelere.

    Selmet Güler’in objektifinden…

    silopi22

    silopi20

    silopi6silopi7

    silopi8

    silopi14

    silopi17

    silopi5

    silopi12

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 8

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 7

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 6

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 5

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 4

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 3

    Selmet Güler'in objektifinden, Silopi'de 36 Günden Arta Kalanlar 1

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Polis iki kayıp kadını arıyor

    Polis iki kayıp kadını arıyor

    Polis, en son 18 Ocak Pazartesi, 23:00 sularında, İslington bölgesinde görülen, 69 yaşındaki, Kıbrıslı, Djemaliy Salih’i arıyor.

    Polis, sağlık sorunları bulunduğunu söyledikleri Salih için endişeli olduklarını belirttiler.

    İslington bölgesinde yaşayan Salih, en son Northchurch Road bölgesinde görüldü. Polis, üzerinde yün şapka ve biri pembe biri mavi, iki manto olduğunu belirtti.

    Annie Sneddon
    Annie Sneddon

    Enfield polisi de, 15 Ocak Cuma gününden itibaren kayıp olan, 19 yaşındaki, Annie Sneddon’ı arıyor.

    En son Winchmore Hill tren istasyonunda görülen Sneddon, siyah küt saçlı.

    Polis bilgisi olanların 101’den kendilerine ulaşılmasını istedi.

  • Edmonton milletvekili Kate Osamor gölge kabineye seçildi

    Kürt ve Türk toplumunun yoğun olarak yaşadığı Edmonton bölgesi milletvekili Kate Osamor, İşçi Parti gölge kabineye seçildi. Osamor, Jeremy Corbyn’nin liderliğindeki İşçi Parti gölge kabinede Kadın ve Eşitlik Bakan yardımcı görevine getirildi.

    Eşitlik meselelerine ilişkin çalışmalarda yer alan Osamor, yeni görevine ilişkin şöyle konuştu: ‘‘Bu görevi kabul etmekten çok memnunum. Avam Kamarasına seçildiğim günden itibaren, hükümetin siyasetinin orantısız olarak etnik azınlık toplumlar ve işçi sınıfı kadınların üzerindeki olumsuz etkisini gündeme getirmeye çalışıyorum.’’

    Sağlık alanında idari görevde uzun yıllar çalışan Osamor, NHS’in (Ulusal Sağlık Kurumu) korunması gibi konularda çalışmalara destek sunuyor. Osamor, son dönemde kadın mülteci bekleme merkezi Yarl’s Wood’daki kötü muamele hakkında çalışma yürüttü.

    Gölge Kadın ve Eşitlik bakanlığında yer alan diğer isimler milletvekilleri Kate Green ve Cat Smith ve Barones Morgan.

    Osamor, Mayıs ayında yapılan genel seçimlerde, bölgenin 18 yıllık milletvekili olan Andy Love’ın istifa etmesi üzerine İşçi Parti’nin adayı seçilip, milletvekillik yarışını kazanmıştı.

  • Restoranlarda düşük hijyen seviyesi sergilensin talebi

    Restoranlarda düşük hijyen seviyesi sergilensin talebi

    Yemek satışı yapan mekanların hijyen seviyelerini açıkça sergilemeleri mecburiyet talebi müfettişler tarafından belirtildi. Mevcut uygulamaya göre, Galler’de, hijyen seviyesi düşük olduğu belirlenen restoranlar, verilen etiketle müşterilere sergilemeleri gerekmekte, fakat İngiltere’de böyle bir mecburiyet bulunmuyor. Hijyen müfettişleri, bu uygulamamanın İngiltere’de mecburi kılınması gerektiğini ifade ettiler. Müfettişlere göre, beş yıldız üzerinden belirlenen hijyen seviyesi, üç yıldızdan düşük alan mekanlarda sergilenmiyor.

    Food Standards Agency (Gıda Standartları Kurumu) tarafından puanlandırılan, yemek mekanlarının hijyen seviyeleri http://ratings.food.gov.uk internet sayfasından kontrol edilebilir. Toplum genel olarak internet üzere seviyeleri kontrol etmediklerinden, her mekanın açıkça bunu belirtmeleri tüketici açısından güven ve kolaylık sağlayacağı bildirildi.

    İngiltere’de 1,527 mekan, en düşük olan, 0 yıldız (acil ilerleme gerekiyor) hijyen seviyesinde işliyor. 229,479 mekanın 5 yıldızı (çok iyi); 78,040 mekanın 4 yıldızı (iyi); 41,343 mekanın 3 yıldızı (genel olarak idare eder); 10,728 mekanın 2 yıldızı (ilerleme gerekiyor); ve 13,183 mekanın 1 yıldızı (çok ilerleme gerekiyor) bulunmakta.

    Hijyen seviyesinin zorunlu olarak sergilenmesinin, hijyen seviyesi düşük mekanların standartlarını geliştirmeleri için teşvik olacağı da belirtildi.

    FSA hijyen seviye etiketlerinin mecburi olarak sergilenmesi için dosyalarını hazırlamakta olduklarını belirtirken, Sağlık Bakanlığı, konuya ilişkin verileri değerlendirip zaman içerisinde karar vereceğini açıkladı

  • Artık Belediye Evleri Bir Ömür Size Ait Olmayacak

    Artık Belediye Evleri Bir Ömür Size Ait Olmayacak

    Muhafazakar Parti hükümeti, son aylarda açıkladığı planlarla sosyal konut haklarını giderek azalttığı görülüyor.

    Başbakan David Cameron, son olarak yaptığı açıklamada eski belediye evlerini yıkacağını açıkladı. Eski evlerin yerine ‘daha uzun ömürlü’ evler yapılacağını söyleyen Cameron, yıkılan her ev yerine iki tane inşa edileceğini söyledi, fakat bu evlerin büyük çoğunluğu belediye evi olmayacağı ön görülüyor. Herkesin satın alabileceği evlerin inşa edileceğini söyleyen Cameron, sosyal konut imkanını ortadan kaldırmaya çalışmakla suçlanıyor.

    Cameron, geçen hafta yaptığı açıklamada ülke genelinde kötü durumda olan belediye evlerini yıkacaklarını anlattı. ‘Ülkenin en dökük evlerinin yerine çekici güvenli evler’ inşa edileceği belirtilen açıklamada, Cameron, ‘‘…en kötü toplu konutlardan dışarı çıkıldığında suçlulara lütuf, gaddar, çok katlı binalar ve karanlık dar geçitler var. Onlarca yıllık ihmalkarlık çete ve anti-sosyal davranışa yol açtı. Ve, taşınabilen insanlar, taşındıkları için, yoksulluk kök salmış,’’ ifadelerini kullandı.

    Cameron’ın eski belediye evlerinin yıkılacağı açıklaması üzerine, yeni yapılacak evlerin çoğunluğunun belediye evi olmayacağı ve ‘düşük maliyet’ olarak belirlenen seviyenin ülkenin büyük bir bölümü tarafından satın alınamayacağı ifade edildi.

    Ömür boyu belediye hakkı kalkacak

    Aralık ayında, barınma bakanı Brandon Lewis, yaptığı açıklamada hayat boyu belediye evi hakkının kaldırılacağı ve onun yerine 3-5 yılda bir duruma göre ev kontratlarının yenileneceğini açıkladı. Böylece, yapılan değerlendirmeye göre, ev sakinleri düşük seviyede kira yerine piyasa değerinde kira ödemeleri gerekecek.

    İlk evlerini alacaklar için %20 indirim 

    Cameron, ilk evlerini alacak 40 yaş altındakilere evlerin değerinin %20 altında alabileceklerini belirtti. Londra için 450 bin sterline kadar, Londra dışı 250 bin sterline kadar değerinde evler bu uygulama kapsamında olacak. Hükümet, ilk ev satın alacaklar için 2020’ya kadar 200 bin ev inşa edeceğini ilan etti.

    Gölge konut ve planlama bakanı, John Healey, Cameron’ın açıklamasını eleştirerek açıklanan planların daha önce belirlenen ev inşa planları dahilinde olduğunu ve hükümeti bunu yeni çalışma olarak yansıtmakla suçladı. ‘‘Konut sahipliği bu jenerasyonun en düşük seviyesinde ve son beş yılda konut inşası, 1920 yıllarından itibaren, barış halindeyken, en düşük seviyede. David Cameron son beş yıldaki konut inşasındaki başarısızlığını düzeltmek için çok daha şey yapmalı.’’

    İlk aşamada Güney İngiltere’de 13 bin ev inşa edilmesi planlanıyor.

  • AB dışından gelenlere İngiltere’de kalabilmeleri için 35 bin sterlin gelir şartı

    AB dışından gelenlere İngiltere’de kalabilmeleri için 35 bin sterlin gelir şartı

    Hükümet, ülkeye göç edenlerin sayısının önüne geçmek için, Avrupa Birliği (AB) dışından ülkeye gelenler için 35 bin sterlin üzere gelir talep edecek. İçişleri Bakanı Theresa May, Nisan ayında yürürlüğe girecek bu uygulamaya ilişkin eleştiri aldı.

    Daha düşük maaş ödeyen çalışma alanlarının, yetenekli işçi kaybı yaşayacağı belirtilirken, AB dışından gelen ve sağlık hizmetlerinde çalışanların azalmasıyla, NHS’te kriz yaşanacağı belirtildi.

    Yeni kurallara göre, AB dışından gelen işçiler, ülkede beş yıldan fazla kaldıktan sonra 35 bin üstünde gelirkleri olduğunu kanıtlamalılar.

    Doktora yapan ve üniversite öğretim görevlileri bu uygulamanın dışında tutulurken, öğrenciler mezun olduktan sonra, belirlenen geliri elde etmedikleri taktirde, ülkeden ayrılmak zorunda kalacaklar.

    Yurt dışı riskiyle karşı karşıya olan diğer meslektekiler, yeni iş alanlarında girişimciler, sivil toplum kurumu çalışanları ve öğretmenler. Hemşireler mevcut uygulama dışında tutuluyorlar, ama İndependent gazetesinin haberine göre, ileride dahil edilme riski taşıyorlar.

    Parlamentonun imza kampanya sitesinde, uygulamanın iptal edilmesi için başlatılan imza kampanyası yaklaşık 69 bini aşkın kişi tarafından desteklendi. Kampanyanın sayfasında uygulamaya ilişkin, ‘‘Bu saçma uygulama, Birleşik Krallık’ta beş yıldan fazladır yaşayan, çalışan ve kültürümüze ve ekonomimize katkı sunan, 40 bin insanı etkileyecek. NHS’ten ve ailelerinden daha fazla işçiyi sürecek. Bu boş davranış göç istatistiklerini hemen hemen hiç etkilemeyecek. Zaman, para ve hayatları boşa harcayacak’’, ifadeleri kullanılıyor.

    İmza kampanyası https://petition.parliament.uk/petitions/118060 adresinden bulunabilir.