Category: slıder

  • Şilan Kobani ve 4 arkadaşı Londra’da anıldı

    Şilan Kobani ve 4 arkadaşı Londra’da anıldı

    29 Kasım 2014’te komplo sonucu yaşamlarını yitiren PYD yöneticileri Şilan Kobani ve 4 arkadaşı şehadetlerinin yıl dönümünde Londra’da anıldı.

    29 Kasım 2004’te Musul’da bir pusuda yaşamlarını yitiren PYD yöneticileri Şîlan Kobanî (Meysa Baqî), Zekeriya (Zekeriya Îbrahim), Fuat (Hikmet Tokmak), Cemil (Nebo Ali) ve Ciwan(Hacı Cuma Ali) Kürt Toplum Merkezinde organize edilen bir etkinlikle anıldılar. Tüm devrim şehitlerini anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anma etkinliğinde yaşamlarını yitiren devrimcilerin hayatlarından kesitler sunuldu.

    PYD Britanya temsilciliği tarafından organize edilen anmaya çok sayıda kişi katıldı. Anmada Britanya Kürt Halk Meclisi adına bir konuşma yapıldı. Kürt Halk Meclisi adına Ercan Akbal’ın yaptığı konuşmada şehitler anılırken, özellikle Kuzey ve Rojava Kürdistan’ında Kürt halkının verdiği mücadele ve yaşanan saldırılara vurgu yaptı. Akbal, Kürt halkının şehitlerine çok şey borçlu olduğunu ve onların anısına mücadeleyi zafere taşıyacaklarını belirterek, Avrupa’da yaşayan Kürt halkını ve dostlarını Kürdistan’da verilen mücadeleye destek olmaya çağırdı.

    kcc anma pyd2

  • Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa…

    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa…

    Nusaybin ve Diğer Üç Kentin Direnişi Kırılırsa, Bunu Devlet Değil, Normal Yaşamına Devam Eden Kürdistan’ın Geri Kalanı Başarmış Olacak.

    Aras Ararat

    Ölülerimizin çetelesini tutmaz olduğumuz, sinirlerimizin adeta çekilmiş olduğu, tepkimizin facebook ve twitter’daki paylaşımlardan öteye geçemediği, sürecin eylem ve direniş ruhunun kavranmadığı ve kafaların muğlak olduğu dönemlerden geçerken, Nusaybin, Cizre, Silvan ve Sur’da devam eden tarihi direnişe kulak tıkayan, göz yuman Kürtlere Latife Anamın bir kaç sözü ile yazımıza başlayalım.

    İki ay içerisinde 5 seferdir tümden bir kentin ev hapsinde esir alındığı, ekonominin çöktüğü, bazı mahallerde elektriksiz, susuz ve yetersiz gıdayla günlerce karanlıkta en ağır silah sesleri altında yaşadığı, 17 insanın, evinin bahçesinde, sokağın ortasında katledildiği Nusaybin’de, 70 yaşındaki Latife Ananın çığlığı bize çok şey söylüyor; “Bu saldırılar sadece Nusaybin üzerine olduğunu mu zannediyorsunuz? Nusaybin şahsında yapılan bu saldırılar tüm Kürtlere dönüktür. Nusaybin zaten düşmez, olur da düşerse bu utancı biz değil, ses çıkaramayan Kürtler yaşayacak. Aklınızı başınıza alın ve Nusaybin’e ses verin. Bunu Nusaybin için değil, kendiniz için yapmış olursunuz. Bizim anlımız ak, tarihe bir not daha düşüyoruz, buna ortak olmak da, utançtan boynu bükük yaşama da sizin elinizde”

    Yine Nusaybin’den bu sefer Nuriye Ananın çığlığını dinleyin; “Birkaç mahalleye saldırarak, devlet olunmaz. Biz kendi topraklarımızda gasp edilen haklarımızın mücadelesini veren Kürtler olarak bu mücadelede hepimiz varız diyoruz. Batıyı zaten biliyoruz, bizim kırgınlığımız Kürdistan halklarına, topyekun bir direniş olmadan saldırılar son bulmaz. Artık ateş düştüğü yeri tek yakmıyor, buraya düşen ateş tüm Kürdistan’a düşüyor.”

    ….

    Cumhuriyet tarihini geçtim, sadece son altı ayda Kürde yaşatılan vahşete bir bakın. Suruç, Amed, Ankara bombalı saldırıları, ardından Cizre, Nusaybin, Silvan, ve Sur’da yaşattıkları vahşete. Bebekleri, çocukları, dedeleri, hamile kadınları sokak ortasında tüm dünyanın gözü önünde katledip, ‘terörist’ etiketi vurulurken, gençlerimiz vahşice infaz edilip boyunlarına halat geçirip sokaklarda sürüklenirken, ölü çocuklarımızı günlerce defnedeğimiz için derin dondurucularda bekletirken, bir insanın en kutsal mekanı olan mezarlarımızı F16 savaş uçaklarıyla bombalayıp yerle bir ederken, camilerimizi, kliselerimizi, ve tarihimizi ağır silahlarla delik deşip edip yakarken, batıda linç edilirken, Atatürk büstü öptürülürken, batıdaki işyerlerimiz, otobüslerimiz sadece isimlerinden kaynaklı yakılırken, dünyanın en vahşi örgütüne sırf Kürtlerle savaşıyor diye kucak açılırken ve daha nice vahşet yaşanırken…

    Türkün yüzde doksanı bu yaşananlara tepki vermeyi bırak, bunu destekliyorsa şu ortaya çıkıyor: Türk halkının Kürtlerle bir sorunu var, hem de çok derin ve tamiri imkansız bir sorun. Geri kalan yüzde dokuzluk sözde demokrat, solcu, ilerici, aydın ve sosyaliste bakalım. Onlar bile bu kadar acıyı görmek, paylaşmak ve buna tepki göstermek yerine, utanmadan bu kadar yaşanandan Kürdün direnişini sorumlu görmektedir. Devletin bu tarifsiz ve barbarca vahşetini görmezden gelerek Hendeklerin-Barikatların ‘yanlışlığının’ felsefesini yapan kesimlere en doğru cevabı Mustafa Karasu vermiş.

    ÇARPIK DÜŞÜNCELİ-RUHLULAR

    Mustafa Karasu bu kesimler için ‘çarpık düşünce ve çarpık ruhlular’ tanımlamasını yapmıştı: “Türk devletinin saldırılarından direnişi sorumlu tutmak, dünyaya, her şeye tersinden bakmaktır. Türk devletinin bu zalim politikasına karşı yürütülen direniş kutsal görüleceğine, Türk devletinin politikalarına karşı direnildi, bunlar oldu demek, köleliği içselleştirmek anlamına gelir. Diyarbakır 5 Nolu zindanında PKK’li tutsaklar direndiğinde, bazı beyni ve ruhu teslim olmuş tutsaklar işkencelerden direnişçileri sorumlu tutuyorlardı. Şimdi de Türk devletinin ağır saldırıları ve katliamlarından direnişçileri sorumlu tutan çarpık düşünce ve ruhlular görülmektedir.” 

    TÜRKLERİN VAHŞETİNDE KÜRDÜN DİRENİŞİNİ SORUMLU GÖREN KÜRTLER

    Peki Kürdistan’da çarpık düşünceliler yok mu? Dolu, tonla da onlardan var. Ortadoğu’nun en sıcak, savaşın en acımasız olduğu bir dönemden geçerken, Türkler her alanda acımasızca saldırırken, böylesi bir süreçte kendisini korumak, direnmek ve mücadeleyi yükseltmek yerine halen hendek ve barikatları tartışmaktadır. Adeta devletin teslim alma dayatmasına hizmet eden bir tutum takınmaktadır.

    Kürdistan’daki bu amansız direnişin elbet bir kaç kentle sınırlı kalmasının yarattığı çok tehlikeli riskleri vardır. Direniş Nusaybin, Cizre, Silvan ve Sur’dan tüm Kürdistan’a yayılmadığı takdirde Türkler tüm güçleriyle bu dört kente kan kusturmaya devam edecektir. Ekonominin tümden felç olduğu, günlerce elektriksiz, susuz, yetersiz gıdayla, top ve tankların gölgesinde ölüme karşı direnişine devam edebilmesi için direnişin tüm Kürdistan’a yayılması mecburidir. Ancak Kürdistan’ın çoğunluğu aynı direnişi gösterdiği zaman inanç ve irade daha da güçlenecek, ve o zaman Türkler çözüme gelmek zorunda kalacaktır.

    TÜRKLER CİZRE VE NUSAYBİNİ 92’DEN İYİ TANIYOR

    Türkler, Cizre’yi ve Nusaybin’i 92’den çok iyi tanıyor ve tankla, topla, zorbalıkla iradesini kıramayacağını da çok iyi biliyor. Bunun için kendi yaptıklarını PKK’ye havale ederek, her şey güllük gülistanlıkken PKK’nin her şeyi mahvettiğini ve Kürtlerin PKK’ye tepki vermesini sağlama politikası yürüterek Kürtlerin iradesini kırmaya çalışıyorlar; Türklerin Cumhurbaşkanı; ‘‘Buradan bölge halkına çağrıda bulunuyorum, terör örgütü sizin maddi ve manevi varlığınızı birlikte hedef almış durumda. İnancınız namusunuzdur, bizim de namusumuzdur. İnancınıza sahip çıkın. Özgürlük hakkınızdır, yaşama hürriyetinize, seyahat hürriyetinize, ibadet, ticaret, siyaset hürriyetinize sahip çıkın. Terör örgütünün ve onun güdümündeki yapıların iradenize ipotek koymasına asla izin vermeyin. Bölücü örgütün bu ülkeyle, bu milletle, özellikle de sizin değerlerinizle hiçbir ortak yanı olmadığını artık görmüş olmalısınız. Devletin, tamamen proje ürünü bu örgütü sokağınızdan, mahallenizden, ilçenizden söküp atmasına yardımcı olun.’’

    Türkler süreci tamamen bu mantık ve politika ile yürütüyorlar. Yılların tekrarını yaşıyorlar, yine gerçekleri ters yüz ederek, aşağılık ithamlarda bulunarak, iğrenç yalanlar atarak, gözlerimizin içine bakıp aklımızla alay ederek Kürde saldırıyorlar. Aç bırakarak, rahatını bozarak, psikolojisini bozarak, korkutarak, öldürerek sonuç almaya çalışıyorlar. Bu politikanın beyhude bir politika olduğuna, yine Nusaybin’den 68 yaşındaki Şükriye Ananın sözleri en iyi cevaptır: “İnsanlar aç ve susuz bırakılarak, davalarından vazgeçirilmeye çalışılıyor. Yıllardır topraklarımız gasp edilerek aç kalmış olan halklar olarak artık açlık bize işlemiyor. Her gün bombalar altında yaşamaya da alıştık, aç ve susuz da kalsak direnmekten vazgeçmeyeceğiz”

    Bu yazımda sözlerinden alıntı yaptığım üç tane ananın süreci bu denli doğru okuması, yaşanan eksiklikleri tespitleri, direnişlerindeki kararlılıkları karşısında Kürtlerin geneli nerde duruyor peki?

    Latife ananın ve Nuriye ananın kırgın ve kızgın olmalarının temelinde yatan neden nedir?

    • Direnişin mevcut kentler ile sınırlı kalması. Ve bunun sonucunda ise Türklerin mevcut direnişi birkaç kentteki ‘kamu düzeni vakası’ olarak kitlelere anlatması ve bununla beraber tüm gücünü bu kentlerde vahşice kullanması bu kentlerde ağır tahribatlar yaratmaktadır. Türklerin bu vahşice saldırıları karşısında direnişin yayılması saldırıları durduracak tek seçenek olarak duruyor karşımızda.
    • HDP’nin içerisindeki bir kesimin halen sürecin ruhunu tam kavrayamaması, direnişe anlam verememesi, hendek ve barikatların doğru-yalnışlığı tartışmasıyla kendisini meşgul etmesi, direniş karşısında muğlak bir yaklaşım içine girmesi, sürecin önündeki en büyük engellerden birisidir yine. Bu tarihi dönemde HDP mevcut durumda tarihi rolünü oynamaktan çok uzak bir pozisyondadır. Bu durum direnişin yayılmasını da geciktiren diğer önemli bir sorundur.
    • Kürt halkının dışardaki sesi olan Avrupa’da yaşayan Kürtler de aynı pasifliği yaşamaktadır. Sürecin ruhuna denk düşen bir anlayış ve pratiğin çok gerisindedir. Kürdistan’da yaşanan Türk vahşetini dünyaya anlatma konusunda sessiz, eylemsiz bir konumdadır. Bu kadar vahşet yaşanırken kürdistan’da tek bir eylem, tek bir diplomasi kampanyası layıkıyla yürütülmemektedir. Gezi sürecinde hemen her gün Londra’da kitlesel bir eylem vardı, ve kitlenin yüzde 70’i bizim Kürtlerdi. Hangi Kürde sorsan Gezi’de katledilen o gençlerin hepsinin adını yaşını bilir, ancak iki aydır Kürdistan’da katledilen yüzlerce insandan tek bir tanesinin ismini bile bilmez. Bunun yanında Fransa katliamına karşı Kürdün gösterdiği duyarlılığı maalesef şuan Kürdistan’a karşı göremiyoruz.
    • İnsan hakları kuruluşları, hukukçular, sivil toplum örgütlerinin de sessiz ve tepkisiz olması bu süreçte yaşanan diğer bir nedendir.

    Durum böyle olunca, devlet daha da fazla vahşileşme cesaretini göstererek Nusaybin’e, Sura, Cizre’ye Silvan’a daha da şiddetli saldırmaktadır. Türkiye’nin dört bir yanından, SAS komandoları, Özel harekat timleri, Terörle mücadele ekipleri, TSK içindeki özel birlikleri, tüm emniyet gücünü ve ne olduğunu halen anlamadığımız ‘Esadullah timi’ gibi güçlerini bu dört kentte toplayarak kentleri yerle bir ederek o kentlerdeki insanlara cehennemi yaşatmaya çalışmaktadır.

    Suriye şahsında şuan üçüncü dünya savaşı bugün vekaleten yaşanmaktadır. Emperyalist güçler Ortadoğu’daki konumunu güçlendirmek adına savaşa dolaylı olarak veya direk dahil olmuş durumda. Türkiye-Rusya krizi, Türklerin uluslararası alanda Daiş ile olan işbirliğinin deşifre olmuş olması ve terör destekçisi konumu Kürtlerin lehinedir. Kürtler bu süreci iyi yönettiği takdirde hem Rojava’nın güçlenmesi, hem de Kuzey Kürdistan’ın bir statüye kavuşmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Evet şuan Nusaybin ve diğer direnen kentlerde olduğu gibi ağır bedeller ödenecektir. Ekonomi çökecek, herkesin yaşamı direk olarak etkilenecek, ölümler yaşanacak, Türkler vahşice saldırmaya devam edecek… Ancak, topyekün direniş bu bedelleri en aza indirgeyecek ve çözümü hızlandıracaktır.

    2016 yılı Kürtlerin yılı olabilir… Yeter ki ruhlarımızı ve düşüncelerimizi bu çarpıklıktan kurtaralım…

    Dipnot: Nusaybin direnişinde, arkalarında gözü yaşlı analar, çocuklar, eşler, kardeşler bırakanların listesi:

    4 Eylül: Lokman Süne ( ) Türkün kurşunuyla…

    3 Ekim: Ahmet Sönmez (50) Türkün kurşunuyla…

    3 Ekim: Şahin Turan (27) Türkün kurşunuyla…

    2 Kasım: Mert Gümüş (16) Yaşanan bir patlamada yaşamını yitirdi….

    15 Kasım: Selamet Yeşilmen (44) Türkün kurşunuyla…

    16 Kasım: Abdulkadir Yılmaz (65) Hastaneye götürülemediğinden…

    18 Kasım: Hasan Dal (45) Türkün kurşunuyla…

    19 Kasım: Musur Aslan (19) Türkün kurşunuyla…

    19 Kasım: Emin Öz (55) Sokağa çıkma yasağında, hasta ve yaşlı annesiyle yaşadığı evde kendisini evin tavanına asarak yaşamına son verdi…

    20 Kasım: Muhammed Altunkaynak ( ) Türkün kurşunuyla…

    20 Kasım: Nurullah Kaplan (45) Türkün kurşunuyla…

    21 Kasım: Şerif Alper (55) Türkün kurşunuyla…

    24 Kasım: Sedat Güngör (22) Türkün kurşunuyla…

    6 Aralık: Cudi Teber (23) Türkün kurşunuyla…

    6 Aralık: Mehmet Emin İnan (55) Türkün kurşunuyla…

    7 Aralık: Fehime Aktı (56) Türkün kurşunuyla…

    7 Aralık: Mahsum Akdoğan (19) Türkün kurşunuyla…

    8 Aralık: Hakan Doğan (15) Türkün kurşunuyla…

    12 Aralık: Bilal Erdoğan ( ) Türkün Kurşunuyla…

    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 1
    Musur Aslan
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 2
    Sedat Güngör
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 3
    Ahmet Sönmez
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 4
    Nurullah Kaplan
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 5
    Bilal erdoğan
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 6
    Cudi Teber
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 7
    Hakan Doğan
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 8
    Hasan Dal
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 9
    Lokman Süne
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 10
    Mert Gümüş
    nusaybin selamet yeşilmen
    Selamet yeşilmen
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 12
    Şahin Turan
    Direniş Nusaybin, Sur, Silvan ve Cizre’den Tüm Kürdistan’a Yayılmazsa... 13
    Muhammed Altunkaynak
  • Joan Ryan’dan Başbakan Cameron’a: Hükümetin Kürtlerle İlgili Planı Nedir?

    Joan Ryan’dan Başbakan Cameron’a: Hükümetin Kürtlerle İlgili Planı Nedir?

    Enfield North milletvekili Joan Ryan, başbakan David Cameron’a mektup yollayarak Kürtlerin Suriye ve Irak’ta Daiş’e karşı verdikleri savaşın tanınması gerektiğini ve haklarının tanınması başta olmak üzere desteğimizi hakettikleri ifade etti. Ryan mektubunda başbakan Cameron’a yanıtlaması için bazı sorular da sorarak İngiliz hükümetinin Kürtlere dönük bir planı olup olmadığını sordu.

    Joan Ryan’dan Başbakan Cameron’a: Hükümetin Kürtlerle İlgili Planı Nedir? 1
    Enfield North Milletvekili Joan Ryan’ın Başbakan David Cameron’a yazdığı mektup

    Geçtiğimiz hafta Britanya Parlamentosunda gerçekleşen Suriye’de Daiş’e karşı hava harekatı oylamasıyla eş zamanlı gönderilen mektupta Ryan, Kürtlerin Suriye ilgili görüşmelere dahil olmalarını ve yürüttükleri savaşın göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

    Oylama öncesi Parlamentoda yaptığı konuşmada da Kürtlerin Daiş’e karşı önemli müttefik oldukları tanınması gerektiğini ifade eden Ryan, mektubunda şunları belirtti: ‘‘Size Daiş ve Kürtlerin Irak ve Suriye’deki durumları hakkında yazıyorum.

    Kürt toplumu ve, YPG ve Irak’taki Peşmerge dahil, askeri güçler yıllardır Daiş’e karşı ön cephede savaşıyorlar.

    Siz, ‘Suriye’ye Britanya’nın Askeri Operasyonlarının Uzatılması’ konulu raporunuzda, Dış İlişkiler Çalışma Komitesine cevabınızda, Kürtlerin Irak ve Suriye’de önemli kara desteği olduklarını açıkça belirttiniz. Britanya Hava Kuvvetleri (RAF) ve müttefik güçlerle birlikte Şengal’i özgürleştirdiler ve Ezidi toplumunun daha fazla kırımdan geçmelerini engellediler. Suriye’de Rojava dahil, Kürt bölgelerini koruyup yönettiler. Ve, sizin deyiminizle, ‘‘Kürtlerin kontrolündeki topraklar istikrarlılar. Daiş’e karşı her hangi bir girişimin önemli unsurular.’’

    Parlamento Daiş’e karşı askeri müdahaleyi Suriye’ye uzatırsa, bir çok Kürdün destek vereceğini biliyorum.

    Avam Kamarasında konuşmamda söylediğim gibi, böyle dehşet verici bir terör grubunun karşısında, Kürtlerin büyük cesaret, direnç ve yeteneklerini tanımamız gerekiyor.

    Fakat, cesaretleri için korkunç bedeller ödediler. Binlercesi Daiş’e karşı savaşta hayatlarını kaybettiler. Daha fazlası da insan hakları ihlalleri yaşadılar ve milyonlarca Kürt savaştan dolayı evlerinden sürüldüler.

    Kürtlerin ‘‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterileceği ve 2012 Cenevre Görüşmelerinde belirlenen kurallar dahilinde, Suriye’deki siyasi anlaşmada önemli rol oynayacaklar’’ dediniz

    Dolayısıyla, sizden istediğim şu sorulara cevap vermeniz: Irak ve Suriye’de Kürt toplumuyla bağlantı kurmak için Britanya devleti neler yapıyor; Hükümet, Kürtlere, önümüzdeki aylarda askeri ve askeriye olmayan ne tür destek sağlayacak; ve Suriye için kalıcı bir barış süreci arayışımız devam ederken, Kürtler, Uluslararası Suriye Destek Grubu ile devam eden görüşmelerde eşit müttefik olarak görülecekler mi?

    Daiş’in uluslararası barış ve güvenliğe ciddi tehdit olduğu bir dönemde, Kürtler- Rojava ve diğer yerlerde- demokrasi, insan hakları ve eşitliğe inandıklarını gösterdiler.

    Kürt halkı, tam destek ve haklarının tanınmasını hak ediyorlar.’’

  • Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak

    Britanya’da yaşayan Kürt gençlerine dönük yapılacak olan fuarda gençlerin eğitime teşvik edilmesi ve üniversiteye gitmeyi planlayan gençlere rehberlik yardımı yapmayı hedefliyor. Gençlere yardımcı olmak amacıyla İngiltere’deki farklı üniversitelerde okuyan öğrenciler ile beraber, bazı akademisyen ve profesyonel meslek sahibi katılarak gençler bilgilendirilecek.

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak 1

    19 Aralık’ta yapılacak fuar Birtanya Kürt Birliği (Britain Kurdish Unity) tarafından organize ediliyor. Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılacak bir günlük fuar bu anlamda büyük bir boşluğu kapatmayı ve gençleri eğitime teşvik etmeyi amaçlıyor.

    Britanya Kürt Üniversite fuarı’nı organize eden Britanya Kürt Birliği tarafından yapılan açıklamada, bu fuarın, gençler açısından Kürt Üniversite öğrencileri ve mezunlarla iletişim kurmak ve onlardan bu zor süreç ile ilgili fikir almak için önemli bir fırsat olduğu belirtildi. Yapılan açıklamada şunlar belirtildi;

    ‘‘Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı (BKUF) tüm Üniversite düşünceleri olan Kürt gençleri için önemli bir imkandır. Üniversitedeki hayata dair fikir, kurs seçimleri ve gelecekteki kariyer imkanları bakımından yardımcı olacaktır.

    Öğrencilerin 30 değişik Üniversiteden gelen öğrenciler ve üniversite mezunları ile konuşma şansları olacaktır. Öğrencilerin ayrıntılı kurslardan, stajlara kadar herhangi bir konuda soru sorma şansları olacaktır.

    Fuarda, öğrencilerin kişisel ifadeleri (personal statements) veya UCAS başvurusu sürecinin diğer bölümleri için yardım ihtiyaçları varsa, burada tecrübeli öğrencilerden yardım alabilirler.

    Ayrıca dört farklı rakip Üniversitelerden Kürt gruplar ile özel bir ‘Kürt Üniversite Yarışma turnuvası’ olacaktır.

    Eğer Üniversitede okumayı planlıyorsanız yada Üniversiteye gidecek birisini tanıyorsanız, bu fuar gelecek hakkında sizin daha iyi seçimler yapmanız için çok yararlı olacaktır.’’

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı ile ilgili daha fazla bilgi almak için bkuf@bkuf.co.uk email adresinden iletişime geçebilirsiniz.

    Fuar, 19 Aralık 2015, Cumartesi günü 1 ile 5 arası Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılacaktır.
    Kurdish Community Centre,

    11 Portland Gardens,
    London,
    N4 1HU

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak 2

     

  • Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Avrupa’nın ölüm tüneli

    Fransa’nın Calais liman kenti çeşitli bölgelerden gelen yerlerinden edilmiş yaklaşık 6000 insanın acıları ve ümitlerinin buluşma noktası oldu. Kobanêli Muhammed Hassan; “Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın” sözleri ile Calais’in gerçek yüzünü yansıttı.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Britanya’ya daha iyi yaşam koşulları ümidi ile ulaşmak üzere yola çıkan mültecilerin buluşma noktası haline gelen Fransa’nın Calais liman kentinde adeta insanlık dramı yaşanıyor. Kış aylarının gelmesi ile aşırı yağmur, şiddetli rüzgar ve soğuk yetmezmiş gibi susuzluk, gıda sorunu, sağlık ve barınma problemlerinin yanı sıra mülteciler burada bir de ölümler ile acıların en ağırıyla karşı karşıyalar.

    'Jungle' kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..
    ‘Jungle’ kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..

    Yardım kuruluşu RedCross’un (Kızılhaç)1999 yılında Calais’te hizmete açtığı Sangatte Mülteci Merkezi’nin zaman zaman kapasitesinin çok üzerine çıkması nedeniyle 2000’li yılların ilk evresinden itibaren, Calais limanına yakın bölgelerde çadır kurmaya başlayan mültecilerin sayısı geçmiş dönemlerde en çok 700-800 iken, bu rakam son günlerde 6000’e yaklaştı. 2001-2002 yıllarında Sangatte’nin kapatılması ile bölgede yağmalamalar yaşanmış ve Fransız polisi bölgedeki çadırları dozerlerle yıkmıştı. Yaşanan olayın ardından Fransa devleti Calais’te yaşananlara karşı halen süregelen bir ‘kabullenmeme’ politikası içerisinde. Ortadoğu bölgesinde yüzlerce kamp Birleşmiş Milletler’in BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) birimi tarafından tanınıyor ve ciddi yardımlarla ayakta tutuluyorken, Fransız devletinin Calais’teki kampı ‘mülteci  kampı’ olarak tanımaması sebep gösterilerek UNHCR burada çalışma yürütmüyor. Son yıllarda ise bir çok mülteci tren yolu, feribot ve kamyon- tırlar aracılığı ile Britanya’ya geçmek üzere mücadele verirken hayatını kaybetti.

     

    Özellikle 2015 yılında nüfusunun hızla büyümesi ve yaşanan ölüm olaylarının artması ile gündemde kalan Calais, Britanyalı yardımsever aktivistlerin oluşturduğu CalAid, Refugees Welcome gibi grupların ve yine bölgede bir çatı altında toplanan Fransız ve Britanyalı gönüllülerin çalışmaları ile yardımlar ulaştırılıyor. İngiltere’de Kürtçe ve Türkçe konuşan topluma hizmet veren DAY-MER`dE bölgeye 1 tırlık yardım ulaştırarak gönüllülere teslim etti. Day-Mer’in oluşturduğu delegasyonda Day-Mer Youth, Tohum Kültür Merkezi, YÇKM Londra, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ile Calais’e yardıma koşan gönüllüler yer aldı. DAY-MER toplum dernekleri arasında örnek oluşturacak projelerinden birini daha böylelikle gerçekleştirmiş oldu.

    Afgan, Rojavalı Kürt, Libyalı, Iraklı Asuriler, Sudanlı, Nijeryalı ve Azerbeycanlı mültecilerin büyük bölümünü oluşturduğu Calais kampı çok ulusluluğu ile dikkat çekiyor. Çeşitli uluslardan biraraya gelen bu insanların acıları da ortak, ulaşmak için çıktıkları yoldaki son durak da… Dünya kamuoyu Fransa’ya büyük baskılar yapsa da, Fransız hükümeti halen Calais’i tanımıyor. Ayrıca Fransız polisinin de bölgedeki geniş güvenlik önlemleri büyük dikkat çekiyor. Bölgedeki mülteciler polisin zaman zaman sert müdahalelerde bulunduğunu vurguluyorlar.

    Kamp'ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.
    Kamp’ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.

    Sözde demokrasinin beşiği Avrupa’nın göbeğinde, Fransa’da yaşanan insanlık dramına  yönelik gerçekleştirilen onlarca etkili eylem ve baskıya rağmen, İngiliz hükümeti de sessiz kalarak ‘Fransız demokrasisine’ ortaklık etmekte. İngiltere’de düzenlenen kitlesel eylemler, imza kampanyaları, parlamentodaki lobi çalışmaları, ilerici ve demokrat basının etkin haberleri de Başbakan David Cameron’u mülteci politikasındaki başarısızlığından geri çevirmedi.

    Calais’e gerçekleştirdiğim son ziyaretimde kadın ve çocuk nüfusun ciddi oranda azaldığını gördüm. Bu da Fransız hükümetinin belirli sayıda çocuklu kadınları kabul ettiği yönündeki yasal düzenlemesini doğruluyor. Fakat Fransız hükümeti mültecilere ‘cazib’ görünmemek adına bu yasal düzenlemesini basına fazla yansıtmadı.

    Kış aylarının gelmesi ile bölgedeki ağır hava koşulları ve olanaksızlıklar burada ümide yolculuğu bekleyen mültecilere çok zor günler yaşatıyor. Zemin çamur ve yer yer büyük su birikintileri oluşmuş. Kamp ağaçlık tepeliklere kurulmuş durumda. Aşırı rüzgardan kaynaklı çadırlar uçmakta. Son bir ay içerisinde iki kez kampta büyük yangın yaşanarak bir çok çadır yanmış. Kampa duyarlı vatandaşlar, kurum,kuruluş ve sivil toplum örgütleri yardımlarda bulunsa da, özellikle çadır, ilaç, yiyecek ve giyecek sıkıntısı her gün giderek artıyor. Kamp bölgesinde temiz su ve tuvalet bulunmaması da salgın hastalıklara yol açıyor. Özellikle insani atıkların ve çöplerin kamp içerisinde çamurlarla karışması bölgede ağır koku ve sağlıksız koşullar yaratıyor.

    Çoğunluğunu genç erkeklerin oluşturduğu, İngiltere’ye tren ve vapur seferlerinin yapıldığı ve dünyanın en çok insan trafiğinin yaşandığı iki liman kentinden biri Calais. Buradan İngiltere’nin Dover kentine her gün onlarca tren ve vapur seferi var. 6000 mülteci de bu seferlerden biriyle İngiltere’ye geçmek için, kendilerinin deyimiyle “Orman Kampı”nda yaşamaya mecbur kalmış. Kimi henüz bir gün önce gelmiş, kimi iki yıldır burada.

    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı
    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı

    Her hafta bir kaç kişinin ya trene ya da vapura kaçak binmek isterken ölümleri gerçekleşiyor. Cezayirli bir mültecinin trene binmek isterken rayların altında kalarak yaşamını yitirmesi, geçtiğimiz ay basında da geniş yer bulmuş ve oklar kapıların açılması yönünde Fransız hükümetine yöneltilmişti. Fakat yine olumlu bir sonuç alınamamıştı. Bir çoğu, kamptaki yaşam koşullarının çok kötü olmasından dolayı, riskleri daha fazla göze alıyor ve bir an önce kamptan kurtulmak istediği için trene ve tırlara atlamaya çalışırken can veriyor. Ayrıca mülteciler burada doğal koşullarla da savaşırken insani ihtiyaçlarını gidermek üzere kampta hırsızlık, çeteleşme ve organize suçlara da yöneliyor. Bizzat Calais sakinlerinden de bölgede neler yaşandığını dinleyerek yaşanan drama tanıklık ettim.Örneğin siyahi bir grubun gece çadır çaldıklarını ve gündüz çaldıkları çadırları yeni gelen mültecilere satarak para kazanmaya çalıştıklarını aktaran mülteciler var.

    İsmini vermek istemeyen Kürt bir mülteci şöyle konuştu: “Üç aydır buradayız. İngiltere’ye geçmek için bekliyoruz. İşte halimizi görüyorunuz, bu kötü koşullarda ve soğuk havada bu halde yaşıyoruz. Ekmek ve çay ile geçiniyoruz. İngiltere’ye geçmek istiyoruz. Biz burda kalmak için buraya gelmedik. Dover’e varmak istiyoruz. Eğer burda kalmak isteseydik Fransa’da iltica ederdik.Bijî Kurd û Kurdistan.” Irak Kürdistan’ından olduğunu olduğunu söyleyen Peşrew isimli diğer bir mülteci “Burda Afgan, Kürt, Pakistan ve İranlılar var. Burada hayat koşullarımız ciddi derecede kötü” dedi.

    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.
    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.

    Yine gazetemize konuşan Kobanê’li Muhammed Hassan “Ben de herkes gibi savaştan dolayı buraya geldim. Fransa’ya Almanya üzerinden ulaştım. Ailem Türkiye’de kaldı ve ben tam bir aydır buradayım. İngiltere’ye gitmek istiyoruz ama Fransız polisi bize izin vermiyor. Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın. Buradaki en büyük zorluk çok soğuk, her yer çamur ve kıyafetinin olmaması. Paran varsa yaşarsın burada, paran yoksa böyle bizim gibi soğukta kalırsın. Bize ulaştırılan yardımlar ve yiyecekler çok az. Hiç yeterli değil ve çok zor durumdayız. Fransız polisi de bize hiç iyi davranmıyor. Kadın ve çocuklar çadırlardan çıkamıyor. Calais’te yaşanmıyor. Buraya Suriye, Irak, Afgan nereden isterseniz mülteci geliyor. Savaş olan her yerden insan var burada. İngiltere’ye kaçak yoldan gitmek zorundayız çünkü bizi bırakmıyorlar. Trenle, tır ya da kamyonla gitmek zorundayız. Bizim için burada trene girebilmek Londra’ya ulaşmak anlamına geliyor’’ dedi.

    Londra’dan Calais’e uzanan gidiş ve dönüş yolculuğumuzda, gümrük kapılarında İngiliz ve Fransız polisinin çıkardığı zorluklar, yarattığı gecikmeler ve kayıt altına alma işlemleri, bölgeye götürülecek yardımlara darbe vurmaya yönelik olduğunun açık bir göstergesiydi. Yasal olmamasıyla beraber pasaport kontrolünün gidişte üç ve dönüşte iki kez yapılması ve ayrıca isimlerin tek tek kayıt altına alınarak kişilerin kısa süreli sorgulanması, Fransız-İngiliz hükümetlerinin Calais üzerindeki tecritini ve görmezden gelişini onaylar nitelikteydi. Fransa’nın mültecilere sahip çıkmaması İngiltere’nin ise kapıları açmayarak mülteciler ile ilgili sert politikası devam ettikçe, Calais uzun bir süre daha yaşanan acıları ile gündemde hatırlanacak.

  • Britanya Suriye’de Daiş’e karşı savaşta

    Britanya Suriye’de Daiş’e karşı savaşta

    Britanya Parlamentosu, tüm gün süren tartışmaların ardından, Suriye’de hava müdahalesine dahil olmayı onayladı. Daiş hedeflerine ilk saldırılar sabaha karşı gerçekleşti.

    Britanya Daiş’e karşı Suriye’de savaşa katıldı 1

    Haber: Esra Türk

    Başbakan David Cameron’ın sunduğu önerge, 397 kabul oyuna karşı 223 ret oyuyla, Parlamentonun onayını aldı. Önerge, Irak’ta hava harekatları yürüten hava kuvvetlerine, Suriye’de de savaşa katılma izini tanıyor.

    Ana Muhalefet İşçi Parti lideri, Jeremy Corbyn’nin karşı olduğu hava harekatı, gölge kabine üyeleri de dahil, 66 İşçi Parti milletvekilinden destek aldı. Corbyn, milletvekillerine hayır oyu kullanmalarını istedi, fakat, ‘serbest oy’ tanıyarak bireysel olarak karar almalarının önünü açtı.

    Britanya hava kuvvetleri, RAF (Royal Air Force), savaş uçaklarının, sabaha karşı, Kıbrıs’ta bulunan üstten hareket ederek Suriye’de Daiş noktalarını bombaladıkları aktarıldı.

    Parlamentoda tartışmalar devam ederken, savaş karşıtı eylemciler, eş zamanlı olarak dışarıda eylem gerçekleştirdiler. Eylemciler hava saldırılarının sivil ölümlere yol açacağını, bölgeyi daha fazla kaosa sürükleyeceğini ve Britanya’yı daha fazla güvenli yapmayacağını savundular.

    Öğleyin başlayan önerge tartışma sürecinde ilk olarak Cameron ve Corbyn birer konuşma yaparak, neden destek istedikleri için savunmalarını yaptılar. Gün boyunca söz alan 157 milletvekili Suriye’de hava harekatını neden destekleyip, ya da desteklemediklerini anlattılar. Cameron, Fransa’da yaşanan terör saldırısının Britanya’nın da açık hedef olduğunu gösterdiğini savunarak Daiş’in ülkenin güvenliğine karşı tehlike unsuru olduğunu dile getirdi.

    Konuşmaların neredeyse tümünde Kürt güçlerinin Daiş’e karşı savaşta önemlerine değinildi ve daha fazla desteklenmeleri ifade edildi.

    [caption id=”attachment_8733″ align=”aligncenter%

  • Bu akşam yapılacak oylama öncesi Britanya Parlamentosu Suriye’de Daiş’e müdahaleyi tartışıyor

    Bu akşam yapılacak oylama öncesi Britanya Parlamentosu Suriye’de Daiş’e müdahaleyi tartışıyor

    Britanya Parlamentosu Daiş’e Suriye’de müdahaleyi tartışıyor- Oylama bu akşam gerçekleşecek 1

    Britanya devleti, Daiş’e karşı Suriye’de hava operasyonlarına katılmak için, bugün parlamentoda parlamento önergesini tartışıyor- tartışmaların sonunda, oylama bu akşam saat 22:00’de gerçekleşecek.

    Başbakan David Cameron, Daiş’e karsı Suriye’de hava operasyonlarına dahil olması için parlamentoya önergesini sundu. Ana muhalefet lideri, İşçi Parti’li Jeremy Corbyn bu askeri müdahaleye karsı, fakat milletvekillerine ‘serbest oy’ vererek, kendisiyle aynı oyu kullanmaya zorunlu tutmayacak.

    Cameron, Britanya hava kuvvetleri, RAF’ın (Royal Air Force) hava bombardımanlarının, Suriye’de karada 70 bin ılımlı müttefik gruplara destek sunacağını savunuyor. Suriye’deki Kürt güçlerinin, Özgür Suriye Ordusu’nun ve muhalif Arap güçlerinin karada Daiş’e karsı yürüttükleri harekatlara destek verilebileceğini söyleyen Cameron, 70 bin sayısının içerisinde tam olarak hangi grupların dahil olduğu konusunda sorular yöneltildi.

    Westminster Parlamentosunda bugün devam eden tartışmalarda, Tottenham milletvekili David Lammy, 70 bin sayısına cihatçı grupların dahil olduğunu ve bu grupların desteklenmesi ileride güçlenmelerine yol açacağına dikkat çekti.

    Türkiye’nin Daiş’e karşı savaşan Kürt güçlerini bombalaması eleştirildi

    Bir çok milletvekili, Kürtlerin Daiş’e karşı savaşan önemli ve güvenilir müttefik olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kürt güçlerine karşı sürdürdüğü savaşı eleştirerek, Cameron’ın Türkiye ile ilişkisini değerlendirmesi gerektiğini ifade ettiler.

    Muhafazakar Parti’li Kürt asıllı milletvekili Nadhim Zahawi Kürt güçlerinin Daiş’e karşı mücadelelerinde ABD’nin hava desteğinin önemli olduğunu ifade ederek, Britanya’nın da aynı desteği Kürtlere vermesi gerektiğini savundu. Corbyn, Zahawi’nin yorumuna cevap olarak, ‘‘Ortadoğu’da olacak uzlaşmada, hangi ülkede yaşıyor olsalar, Kürtlerin hakları tanınmalı. Biz bunu 30 yıldır savunuyoruz,’’ şeklinde konuştu.

    Hava müdahalesini destek vereceğini açıklayan, Muhafazakar, North Shropshire milletvekili, Owen Paterson, bölgede istikarın sağlanması için etnik ve dini gruplara güvenceler verilmesi gerektiğini ifade etti. Paterson, federasyon sisteminin uygulanması gerektiğini ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan sınırların uygulanamayacağını savundu. Kürtlerin ve diğer etnik ve dini grupların da kendilerini güvende hissedecekleri yönetimlerde yaşamalarının sağlanması gerektiğini ifade etti.

    Başbakana karşı durarak önergeye destek vermeyeceğini açıklayan, Muhafazakar, Haltemprice ve Howden milletvekili, David Davis Türkiye’nin bölgedeki rolünü eleştirdi. Davis, Nato üyesi olan Türkiye’ye, ‘Türkiye-Suriye sınırını kapat’ söylenmesi gerektiğini ifade ederek, Daiş’in bölgede serbestçe petrol ticareti yapabilmesini eleştirdi. Muhafazakar Parti içerisinde 10 civarında ‘hayır’ oyu çıkacağı tahmin ediliyor.

    ‘Daiş İngiltere için tehdit’

    Daiş’e karşı Suriye’de başlatılacak olan hava operasyonlarının İngiltere’nin ulusal çıkarlarıyla örtüştüğünü söyleyen Cameron, ‘‘Ulusal güvenliğimizi sadece müttefiklerimizin sağlamasını bekleyemeyiz’’ diye konuştu.

    Milletvekillerine seslenen Cameron, İngiltere’nin halihazırda Daiş’in hedeflediği ülkeler listesinin üst sıralarında olduğunu söylerken, Hava Kuvvetleri’nin Suriye’de operasyonlara başlamasıyla Daiş’in İngiltere’yi hedefleyeceği fikrinin bir yanılgı olduğunu ifade etti.

    “Harekete geçmediğimiz her gün IŞİD daha da güçlenip yeni saldırıları planlıyor” diyen Cameron, İngiltere’nin Suriye’deki koalisyon hava operasyonlarına katılmaması halinde Irak’ta örgüte karşı kazanılan başarıların da boşa gideceği uyarısını yaptı.

    Cameron, Suriye’deki askeri sürecin siyasi süreçle de desteklenmesi gerektiğini ifade ederek, Beşar Esad’ın iktidarda olmadığı bir Suriye yönetimi için demokratik sürecin önünün açılması gerektiğini belirtti.

    Libya örneğini de hatırlatan Cameron, “Suriye’de diktatörlüğün çökmesinin ardından Libya’da olduğu gibi devlet yapısının ortadan kaybolmasına izin vermemek için uluslararası bir çaba sarf edilmeli” diye konuştu.

    Corbyn Suriye oylamasında milletvekillerini
 SERBEST BIRAKACAK

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, İngiltere’nin Daiş’e Suriye’de düzenlenen hava saldırılarına katılması ile ilgili Parlamento’da bu akşam yapılacak oylamada milletvekillerini serbest oy kullanabilmesine karar verdi. Corbyn, bugün yaptığı konuşmada hava saldırılarına neden katılmaya kararına karşı olduğunu anlatarak bu kararına destek istedi, ancak milletvekilleri bağımsız olarak oylamaya katılacaklar.

    İngiltere’nin önde gelen sendikalarından Unite’ın başkanı Len McCluskey ise hava saldırılarını destekleyen İsçi Partisi milletvekillerini, ‘konuyu Corbyn’e karşı darbe başlatmak için kullanmakla’ suçlamıştı.

    Gölge kabinedekilerin çoğunun ve İşçi Partisi’nin 232 milletvekilinden 60 kadarının hava saldırılarına destek verebileceği bildiriliyor. Gölge dışişleri bakanı, aynı zamanda savaş karşıtlığı olarak bilinen Tony Benn’in oğlu, Hilary Benn Corbyn’e karşı gelerek oylamada hükümeti destekleyecek.

    İşçi Partisinden yapılan açıklamada, parti üyelerinin yüzde 75inin Corbyn ile aynı fikirde olduğu belirtildi.

    İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon da BBC’ye yaptığı açıklamada, bazı İşçi Partisi milletvekillerini bizzat arayarak destek istediğini ancak hala yeterli desteğe sahip olmadıklarını belirtti.

    STOP THE WAR KOALİSYONUNDAN eylem

    Stop The War Coalition İngiltere’nin Suriye’de Daiş’e karşı hava saldırıları düzenlemesi tartışmalarını protesto etmek için Londra merkezinde protesto eylemi düzenledi. Yüzlerce kişinin katıldığı protesto eyleminde İngiltere’nin Suriye’de hava saldırılarına katılmamasını istedi. Eyleme İsçi parti lideri Jeremy Corbyn’nin de içer- isinde bulunduğu çok sayıda politikacı ve sendikacı katıldı.

    Bu akşam saat 18:00’de Parlamento’nun önünde savaş karşıtları eylem gerçekleştirecekler.