Category: slıder

  • Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür 1

    Halkların Demokratik Partisi, eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Londra ziyareti kapsamında Britanya Parlamentosunun Avam Kamarasında gerçekleşen toplantıda konuştu.

    Yüksekdağ, Pazartesi akşamı gerçekleşen toplantıda sözlerine 1 Kasım seçimlerini değerlendirerek başladı.

    ‘‘7 Haziran’da %41’e gerileyen AKP, ‘AKP hükümetini tek başına iktidara getirmezseniz, Tayyip Erdoğan’a başkanlık yolunu açmazsanız, Türkiye’de kaos, istikrarsızlık ve güvenlik problemleri olur ‘demişti. Bu aynı zamanda açık bir tehdit olarak dile getirilmişti,’’ şeklinde konuşan Yüksekdağ, konuşmasının geri kalan bölümünde Türkiye iç siyaseti ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

    Gik-der ve Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği toplantıda Yüksekdağ, AKP’nin korku ve kaos ortamı yaratarak 1 Kasım’da oy çoğunluğu kazandığını ifade etti: ‘‘Bu korku ve gerilim ortamı AKP’ye daha fazla insanın oy vermesini sağladı. İnsanlar güvenliğin sağlanması ve şiddetin son bulması, siyasi bir istikrarın oluşturulması ve hükümetin kurulması için zorunlu olarak AKP’ye oy verdiler. Ama 1 Kasım seçimlerinden sonra AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın sözünü verdiği güvenlik hala sağlanamadı ve Türkiye çok güvensiz bir ülke haline geldi.’’

    Halkın güvenliğinin 1 Kasım sonrasında oluşan kabineyle sağlanamadığını söyleyen Yüksekdağ, ‘‘Uzun yıllar boyunca, çok zorlu mücadelelerle kazandığımız hak ve özgürlüklerin hepsi teker teker gasp ediliyor,’’ dedi.

    1 Kasım sonucu ‘Postmodern darbe’

    Türkiye siyasi rejiminin bir cumhuriyet olduğunu, fakat demokratik bir cumhuriyet olmadığı için ‘rejimin adını koymakta zorlanıyoruz’ diyen Yüksekdağ, Türkiye halkının, 7 Haziran’da tekçi bir rejim istemediğini ilan ettiğini, fakat, Tayyip Erdoğan’ın bu sonucu yok sayarak ‘postmodern bir darbe’ gerçekleştirdiğini söyledi: ‘‘Bizler, bunu sandıklara yapılmış postmodern bir darbe olarak tanımlıyoruz. Seçim sonuçlarını değiştirmek için başlatılan bir darbe ve operasyon süreciydi. Ve hükümet kurulmaması gerekiyordu bu süreçte. Tayyip Erdoğan sonuna kadar hükümetin kurulmasını engelledi. Seçimin birinci ve ikinci partisiyle kurulacak koalisyona engel oldu. Bir AKP ve CHP koalisyonu, aynı zamanda, bizim dışarından destekleyeceğimiz bir koalisyon modeliydi ve Türkiye için birleştirici ve üretken bir koalisyon deneyimi ortaya çıkacaktı.’’

    Yüksekdağ’ın konuşmasının devamı:

    İstediğini alan saray savaştan yine de vazgeçmedi

    En korkunç olanı da AKP ve saray hükümetinin kazandıktan sonra da savaştan vazgeçmemesi oldu. Oysa ki, seçimlerden bu kadar büyük bir sonuçla çıkan bir hükümetin, üstelik meşruyetine toplumu ikna edememiş bir hükümetin böyle bir başarıdan sonra daha uzlaşmacı olması gerekir. AKP ve Erdoğan haklı bir zafer kazanmış gibi davranmıyor. Ve tam da bu nedenle uzlaşmıyor. Uzlaşmacı ve birleştirici bir siyasi çizgiden ziyade, çatışmayı sürdürme ve gerilim politikasında istikrar ve süreklilik sağlama çizgisi izliyor.

    Tahir Elçi Kürt ve ılımlı olduğu için hedef alınarak öldürüldü

    Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye ve siyasi iktidarla bizlerin ilişkisi bakımından ve halkın ilişkisi bakımından çok önemli bir kırılma noktası oldu. Ilımlı ve objektif mücadele yürüten ve bağımsız siyaset yapan muhataplara artık yaşam alanı tanımayacağını söylemiş oldu aslında siyasi iktidar bu cinayet ile.

    Tahir Elçi’nin siyasi iktidarın denetiminde öldürüldüğünü düşünüyoruz. Kısa bir süre önce siyasi iktidar sözcüleri tarafından hedef gösterildi ve adeta linç kampanyası yürütüldü hakkında. İzlediğimiz görüntüler ve dinlediğimiz tanıklar da olayın basit bir kaza kurşunu olmadığını. Çatışmadan kaynaklı bir ölüm olmadığını gösteriyor. Tahir Elçi, hedef gösterilerek ve planlı bir şekilde katledildi. Türkiye iktidarı daha büyük ve tehlikeli bir savaşa girmeye hazırlanıyor. Ve böyle bir savaş döneminde toplumun vicdanı ve denetleyicisi olacak kastayıcı, ılımlı siyasetçileri önünde engel olmaktan çıkarmak istiyor. Türkiye’de kimsenin arada kalmasına, tarafsız veya başka bir taraf olmasına izin vermiyor. Mutlaka kutuplaşmak zorunda bırakıyor. Örneğin, Tahir Elçi bir PKK’li de değildi, ama bir devlet taraftarı da değildi. Bağımsız, demokratik bir kişilikti.

    Ama böyle insanların yaşamasına AKP hükümeti izin vermeyeceğini gösteriyor. Tahir Elçi’nin de ölümünün sebebi, yine aslında Kürt olmasıdır. Kürtlerin bir statü kazanma mücadelesine inanıyor olmasıydı.

    AKP’nin daha büyük bir savaşa girmesini engellemeye çalışıyoruz

    Bugün geldiğimiz noktada AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan, bizim HDP olarak elde ettiğimiz başarıyı, Türkiye toplumu üzerinde oluşturduğumuz heyecanı, coşkuyu unutturmak istiyor.

    HDP’yi etkisizleştirerek ve HDP’ye operasyonlar düzenleyerek aslında Türkiye halkının bu demokrasi enerjisini ve gücünü söküp atmak istiyorlar.

    Şu an AKP ve Erdoğan iktidarının daha büyük bir savaşa girmesini, demokratik bir mücadeleyle engellemeye çalışıyoruz. Bu nedenle partimiz, Kürt sorununda çözüm ve müzakere sürecinin yeniden başlaması ve masaya oturulması için çağrı yapıyor.

    Türkiye’nin siyasal dengesini İmralı sağlıyor

    Sayın Öcalan ile tekrar masaya oturmalı, AKP hükümeti ve bu çatışma, kan ve ölüm siyasetine bir son verilmeli. Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dengesini sağlayan en önemli merkez İmralı’dır- bunu kimsenin unutmaması lazım.

    Eğer müzakere olmazsa, İmralı muhatap olmaktan çıkarsa, Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal dengeler bozulur. 7 Haziran’dan bu yana olduğu gibi.

    Rus uçağının düşürülmesi çatışmayı derinleştirir

    Türkiye hükümetinin Suriye’ye dönük bir müdahalesine karşı, demokratik bir kamuoyu, demokratik bir tepki oluşturmaya çalışıyoruz. Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye’ye dönük bir Türkiye müdahalesi, Suriye’deki kaosu ve çatışmayı, daha da derinleştirir.

    Bizler o nedenle, Suriye sorununun çözümü ve Orta Doğu’da demokratik bir geçişin sağlanması için yerel demokrasi güçlerinin desteklenmesini çok önemli buluyoruz.

    Mülteci sorunun, savaş ve İşid katliamları ve vahşeti gibi sorunların çözümlenebilmesi için Suriye’deki Kürt güçleri ve PYD bütün uluslararası toplum tarafından kararlı bir biçimde desteklenmelidir.

    PYD Türkiye halkının dostudur

    Suriye’ye istikrar ve demokrasi dışarıdan enjekte edilemez. İçeride bir demokrasi ve istikrar gücü varsa onu değerlendirmek gerekir. Ve PYD Suriye içerisindeki demokrasi ve istikrar gücüdür.

    Ve PYD aynı zamanda Türkiye halkının dostudur, Türkiye’deki Kürtlerin de kardeşi ve akrabasıdır. O nedenle Suriye Kürtlerine dönük her düşmanca davranış, aynı zamanda Türkiye hükümetinin kendi halkının da daha fazla karşısına alması anlamına gelir.

    Bizler bu nedenle, Türkiye hükümetinin Suriye’deki Kürtlerle ve PYD ile kardeşlik hukuku temelinde, tarihsel bir ittifak geliştirmesini çok anlamlı ve değerli buluyoruz. ve hep bunun için çağrı yapıyoruz. Umarım kendi ülkemizdeki hükümeti ikna edebilirz ve Suriye’e İşid ile komşu olmaktan vazgeçip PYD ile Kürtlerle ve demokrasi güçleriyle komşu olmayı tercih ederler.

    Bir kaos ve savaş cehenneminde güvenilir müttefiklerle hareket etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bizim başka bir şansımız yok.

    İstanbul ve Ankara’da yaşayan Türklerin, Suriye’deki en güvenilir yol arkadaşı Kürtlerdir.

    Yanlış Ortadoğu politikalarının bedelini artık sadece biz ödemiyoruz. Paris’te de, başka yerlerde de bedel ödüyorlar. O yüzden daha kalıcı çözüm gerekmekte. Bu da, Suriye’de, Irakta, yerel dinamiklere, yerel demokrasi güçlerine dayanan bir değişim sürecini başlatmak ve her koşulda bunun arkasında olmaktır.

    Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür
    Ortadoğu’da kurulan dolar, Euro ve petrol dengesi yıllar önce bozulmuştu, ve Suriye’de bu denge daha fazla alt üst oldu. O nedenle yeni bir denge unsuru, yeni bir denge merkezine ihtiyaç var. Bu da demokratik siyaset ve demokratik Ortadoğu’yu oluşturmak için gerekli olan denge merkezidir. Petrol yine çıkabilir, paylaşılabilir belki, ama bir coğrafyada petrolden daha fazla kan akmaya başladıysa, o dengeler artık çürümüştür. Kimse zorla, kanla, o dengeleri sürdüremez. Bu statükoyu devam ettiremez.

    İnsan odaklı yeni bir düzenleme ve Suriye’de demokratik bir geçiş sürecinin hazırlanması için bizler gerek Türkiye iç siyasetinde, gerekse de Kürdistan üzerinden her türlü sorumluluğu aldık ve alacağız. Bundan sonraki dönemde, hem Türkiye iç siyasetinde, hem de bölgede daha farklı ve daha yeni bir sayfa açacağımıza inanıyorum.

  • ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’

    ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’

    Pazar akşamı Londra’da “Rojava’dan Suruç’a Şehitlerimiz Devrime Çağırıyor” adı altında yapılan Kasım ayı şehitlerini anma gecesinde Kürdistan’da yaşamını yitiren Eric Scurfield ve İvana Hoffman’ın da ailelerinin olduğu çok sayıda enternasyonal devrimcinin yakını bir araya geldi. Aileler yaptıkları konuşmalarda çocuklarının yolunda yürüyeceklerini belirterek, mücadeleyi daha da büyütme çağrısı yaptı.

    ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’ 1
    Gamze yildiz, Vasiliki Scurfield, Michaela Hoffmann

    Gece devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler adına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından şehit aileleri sahneye davet edildi.

    Geçtiğimiz Mart ayında Rojava’da YPG saflarında savaşırken yaşamını yitiren Kemal kod adlı İngiliz savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in annesi Vasiliki Scurfield anma gecesinde yaptığı konuşmada; ‘‘Daha güçlü olmamız gerekiyor. Başarılı oldukça düşmanımız daha da azgınlaşacaktır, vahşileşecektir. Ancak düşmanınız korkuyla saldırdıkça bu sizin başarınız ve zaferiniz olacaktır. Ben sadece bir anneyim, ve sizin acınızı paylaşıyorum, sessiz durmayıp sizinle beraber yürümeye ve dayanışmaya devam edeceğim.’’ dedi.
    https://youtu.be/jz8-TMSSQxs
    Yine geçtiğimiz Mart ayında yaşamını yitiren bir diğer enternasyonalist savaşçı Avaşin Tekoşin koda adlı Alman vatandaşı Ivana Hoffman’ın annesi Michaela Hoffmann gecede yaptığı konuşmada: ‘‘Ivana yaşam dolu muhteşem bir insandı. Ivana Kürdistan ve Insanlık mücadelesi için şehit düştü. Ivana ve tüm devrimci şehitlerin yolu bizim yolumuzdur ve bu yolda başarıya ulaşacağız’’ dedi.
    https://youtu.be/UxPBDBZWsyU
    Britanya Kürt Halk Meclisi Şehit Ailelerini Komisyonu adına yapılan konuşmada da şehitlerin bizlere yol gösterdiği vurgulanarak onlara devrim sözümüz var denildi. Britanya Kürt Halk Meclisi üyesi Ali Boyraz, ‘‘Kürtler son 40 yıl içerisinde çok büyük bedeller ödedi, büyük acılar yaşadı ve bedel ödemeye devam ediyor. Kürt halkı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar da devam edecektir.’’ dedi.
    https://youtu.be/JbD_HMj6Prc
    Suruç’ta yaşanan bombalı saldırıda yaşamını yitiren Sinoplu devrimci Cemil Yıldız’ın kızı Gamze Yıldız ise yaptığı konuşmada; ‘‘Babam da enternasyonal bir devrimciydi, onun kızı ve yoldaşı olmak, resmini taşımak bana gurur veriyor.’’
    https://youtu.be/XJ305N-2chA
    Şehit aileleri sahneden inerken geceye katılanlar “Şehit Namirin, Şehitler Yaşıyor MLKP savaşıyor, Rojavada Düşene Dövüşene Bin Selam” sloganlarını haykırdı.

    Şehit ailelerinin ardından gece, şehitleri anlatan sinevizyon gösterimi ile devam etti. Sinevizyon gösteriminin ardından ise MLKP adına konuşma gerçekleştirildi.

    “Kasım umuttur, dayanışmadır; umudun, öfkenin büyüğü aydır” diyerek konuşmasına başlayan konuşmacı, Türk burjuva devletinin tarihinin bir katliamlar tarihi olduğunu belirterek; “Ermenilere, Rumlara, Alevilere, Kürtlere, devrimcilere ve sosyalistlere katliamlar yapılarak varlığını sürdürmüştür. Dostlar, yoldaşlar; bu katliamlara karşı karamsarlığa sürüklenmedik ve buna izin vermeyeceğiz. Gücümüzü örgütlülüğümüzle büyüteceğiz. “MLKP’ye komünist öncüye güvenin ve onun etrafında örgütlenin, yarın bizimdir yoldaşlar” diyerek sözlerini tamamladı.

    Gecede ayrıca “Tutsakların Sesi Platformu”nun gönderdiği mesaj okundu. Mesajda tutsak yoldaşlara sahip çıkma ve duyarlılık çağrısı yapıldı.

    Geceye sanatçılar Özkan Orman ve Grup Zeleme katılarak ezgilerini ölümsüzleşenler için seslendirdiler.
    https://youtu.be/GxUO45_YMFs

     

     

     

  • Elçi’nin Katledilmesi Londra’da Protesto Edildi

    Elçi’nin Katledilmesi Londra’da Protesto Edildi

    Amed barosu başkanı Tahir Elçi’nin Amed’te katledilmesi başkent Londra’da yapılan basın açıklaması ve yürüyüşle protesto edildi.

    Elçi’nin Katledilmesi Londra’da Protesto Edildi 1

    Akşam saatlerinde Britanya Demokratik Güçbirliği çağrısıyla Woodgreen kütüphanesi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi Amed barosu başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesini protesto etti. Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıyan kalabalık adına yapılan açıklamada Elçi’nin katledilmesi protesto edilirken, Elçi’nin kısa bir sure önce ‘PKK terör örgütü değildir’ dediğinden kaynaklı gözaltına alınmasına vurgu yapıldı.
    https://youtu.be/yn1fr5cN9w8
    Yapılan konuşmalarda, Tahir Elçi cinayetinin Kürdistan yaşanan diğer devlet saldırılarından bağımsız olmadığı ifade edildi. Kalabalık sık sık ‘Terörist Turkey, Katil Erdogan’ sloganları attı.
    https://www.youtube.com/watch?v=NK3sc4WykB0
    Konuşmaların ardında kalabalık WoodGreen’den Turnpikelane istasyonuna kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi.

  • PKK’nin Kuruluş Yıldönümü İçin Londra’da Görkemli Kutlama

    PKK’nin Kuruluş Yıldönümü İçin Londra’da Görkemli Kutlama

    PKK’nin 37’inci kuruluş yıldönümü başkent Londra’da yapılan bir etkinlikle görkemli bir şekilde kutlandı.

    PKK’nin Kuruluş Yıldönümü İçin Londra’da Görkemli Kutlama 4

    Partiya Karkeren Kurdistan-PKK’nin 37’inci Kuruluş yıldönümü Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde dün akşam yapılan bir etkinlik ile kutlandı. Kutlama Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Yapılan saygı duruşundan sonra Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın konuşmasının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.
    https://youtu.be/4WEURr_1OUw
    Kutlamada Kürt halk meclisi adına bir konuşma yapan Ercan Akbal, ‘Halklaşan PKK gerçekliği direnerek devletin tüm inkar ve imha saldırılarını boşa çıkarmıştır’ dedi. Akbal konuşmasında Avrupa’da PKK’nin terror örgütü listesinde olmasının hiçbir haklı gerekçesi olmadığını ve derhal listeden çıkarılması gerektiğini ifade etti.
    https://youtu.be/rr3SFxxBPpU
    Yapılan konuşmalardan sonra Govenda Aşiti yaptığı performans gösterisiyle büyük ilgi topladı. Govenda Aşiti’den sonra İbocan, Sezgin Coşkun gibi müzisyenler sahneye çıkarak performans sergiledi. Kutlama geç saatlere kadar halaylarla kutlandı.

    FOTO:ARİ MURAD

  • Irmak: Öz Savunma Bir Zorunluluk

    Irmak: Öz Savunma Bir Zorunluluk

    25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele etkinlikleri çerçevesinde başkent Londra’da yapılan panelde konuşan DTK eşbaşkanı ve Hakkari milletvekili Selma Irmak, ‘mücadelesini verdiğimiz sistemi kurabilmek için özsavunma sistemini oturtmak zorundayız’ dedi.

    Irmak: Öz Savunma Bir Zorunluluk 5
    Hatice Güden, Selma Irmak, Türkan Budak, Ronash Efrin

    Roj Kadın meclisi tarafından Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılan panele DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, SKB temsilcisi Hatice Güden, PYD temsilcisi Ronash Efrin konuşmacı olarak katıldı. Britanya Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Türkan Budak’ın moderatörlüğünü yaptığı panele çok sayıda dinleyici katıldı.

    25 KASIM İSYAN GÜNÜDÜR

    Panelde ilk konuşmayı yapan SKB temsilcisi Hatice Güden 25 Kasım’ın tarihi boyutuna değindikten sonra 25 Kasım’ın sadece kadına yönelik şiddete karşı mücadele etme günü değil, aynı zamanda isyan günü, tüm diktatörlere karşı mücadele etme günü olduğunu ifade etti. Güden şunları söyledi; ‘‘25 Kasım sisteme, devlete, erkek egemen zihniyete karşı isyan günüdür. Öz savunma perspektifiyle tüm yıla yayılan bir mücadele tarzıyla yürüyüşümüzü devam ettireceğiz. Zayıf, güçsüz, iradesiz değiliz. Yaşamın her alanında kendi öz savunmamızı kuracak örgütlülüğe ulaşarak, tüm saldırılar karşı kendisini savunma ve taleplerimiz daha güçlü haykırmalı ve pratikleştirmeliyiz.’’

    Irmak: Öz Savunma Bir Zorunluluk 3

    PYD Britanya temsilciliği adına panele katılan Ronash Efrin ise Rojava’da yürütülen kadın mücadelesine değinerek, Kobane direnişinde kadınlar en ön cephelerde yer alarak, direnişe öncülük ederek kadınların gücünü tüm dünyaya gösterdi dedi.

    AVANTAJLI OLDUĞUMUZ BİR SÜREÇTEYİZ

    Demokratik Toplum Kongresi-DTK eşbaşkanı ve Hakkari milletvekili Selma Irmak konuşmasında Öz yönetim ve Öz savunma konularında değerlendirmeler yaptı. Irmak konuşmasında şunları belirtti: ‘‘Sistemi köreltmek, tıkamak yetmeyecek sistemi bir bütün yeniden inşa etmek gerekecek. 21 yüzyıl bu anlamda avantajlı olduğumuz bir süreçtir. Neden, kapitalizm artık bir dar boğazdadır, kendisini idame edemeyecek pozisyondadır. Devrimler çağı kapandı diyenlere inat rojava gibi devrimlerin yaşandığı bir yüzyılı yaşıyoruz. Kendini yaşatmak için çırpınan kapitalizme bir darbe vurmak için bir sistemsel çıkış ve bir alternatif üretmek zorundayız. Mevcut yaratacağımız alternatif sistemde kadını temel güç haline getireceğiz. Demokratik ulus sistemi, yerinden yönetim sistemi, Öz yönetim sistemini inşa edeceğiz.’’
    https://youtu.be/tPVF5UyeXDU
    ÖZ SAVUNMA SİSTEMİMİZİ KURMAK ZORUNDAYIZ

    Öz savunmanın zorunluluğuna değinen Irmak konuşmasına şöyle devam etti: ‘‘Sadece saldırılara cevap verme değil, kendi sorununa çözüm bulabilme, kendi çözümünü üretme de öz savunma politikasının içerisinde kendisine yer bulur. Şiddetin önüne geçebilmek, kendisini var edebilmek, kimlik olarak kendimiz koruyabilmek ve bir birey olarak özgürleşebilmesi için öz savunma sistemini oturtmak zorundayız. Özgürlük buradan geçer. Örgütlü birey olmak, örgütlülüğü kurmak öz savunma mekanizmalarını kurmaktır.
    https://youtu.be/UZMczIIVvNY
    YPJ OLMASAYDI ROJAVA DEVRİMİ BU KADAR MUAZZAM OLMAZDI

    Öz savunma sistemi içerisinde silahlı savunmanın da önemine değinen Irmak konuşmasının devamında şunları ifade etti: ‘‘Sistemsel olarak ele aldığımız bu boyutun bir de elbetteki silahlı boyutu vardır. Bir sistem kuracaksak şiddete karşı şiddetle mücadele e debilmek için bunun silahlı kanadını oluşturmak ayağı da vardır. YPJ olmasaydı, YPG ile birlikte mücadele etmeseydi bu muazzam devrim gerçekleştirilemezdi. Rojava devrimi sadece sosyal, siyasal ve diplomatik alanda öz savunmasını kurarak gerçekleşemezdi. Bunun aynı zamanda fiziksel şiddetle de tamamlanması gerekiyordu. Elbette ki militarizme, savaşa ve silaha en çok karşı olan biz kadınlarız ama öz savunma anlamında kendisini, toplumu, toplumun değerlerini koruyabilecek, geleceği koruyabilecek ve yeni bir sistem kurabilecek yöntem ancak bu şekilde mümkün olabilirdi.’’

    Pane soru-cevap kısmından sonra sona erdi.

  • Şilan Özçelik: Britanya’da PKK’ye Katılma Teşebbüsünden Yargılanıp Suçlu Bulunan İlk Kişi

    Şilan Özçelik: Britanya’da PKK’ye Katılma Teşebbüsünden Yargılanıp Suçlu Bulunan İlk Kişi

    Geçen hafta görülen Şilan Özçelik davası Britanya tarihinde ilk PKK üyelik davası olarak önemli bir karar teşkil ediyor.

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi 1

    Haber: Esra Türk

    Şilan Özçelik PKK’ye katılmaya teşebbüsten, Old Bailey Mahkemesinde, yargılandığı davada jüri tarafından suçlu bulunarak genç suçlular kurumunda 21 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakim John Bevan, savunma barristeri Peter Rowlands’ın ertelenmiş ceza talebini ret ederek, Özçelik’in cezasını tamamlaması için tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Özçelik, 2006 Terör Yasası kapsamında, terör eylemleri gerçekleştirme niyetiyle, hazırlıkta bulunma suçlamasıyla, 16 Ocak 2015’te Stansted Havaalanında göz altına alınmıştı.

    Boris Johnson’dan Şilan Özçelik ve PKK’ye Destek

    Sali Akşamı yayınlanan ITV London haber programına konuşan, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı ve Uxbridge ve South Ruislip milletvekili, Boris Johnson, yargının Özçelik kararını gözden geçirmesi gerektiğini ifade ederek, PKK ve Peşmergeyi desteklediğini de dile getirdi. Johnson, ‘‘Benim hassasiyetim oldukça PKK ve Peşmerge’den yana. Umarım ki hukuki sistem de bunu yansıtır ve saçma bir ceza yerine, [Şilan] mantıklı olan muameleyi görür’’, şeklinde konuştu.

    Britanya devletinin terör örgütü olarak gördüğü ve Özçelik davasında devam eden PKK yaklaşımına aykırı bir tavır gösteren Muhafazakar’lı Johnson’ın sözleri ileriki günlerde nasıl tepkiler doğuracağı merakla bekleniliyor.

    17-20 Kasım arası görülen davada, Özçelik’in suçlu bulunmasından sonra Londra Polis Birimi, Metropolitan Police, terörle mücadele birimi sorumlusu, Richard Walton, yaptığı açıklamada PKK ile Daiş’e karşı yaklaşımlarının aynı olduğunu göstererek, şu açıklamayı yaptı: ‘‘Genç kadınlar ve kızların içine çekildikleri her türlü terörden dolayı endişe duymaya devam ediyoruz. Aileler ve ebeveynlerin, her hangi bir kız ve genç kadının PKK ya da Daiş’e destek vermeye ikna edildiklerinden endişe duyuyorlarsa, bizimle en kısa zamanda görüşmelerini teşvik ederiz.’’

    Özçelik’in avukatı Ali Has davanın çelişkili olduğunu ve siyasi etkenlerin açık görüldüğünü ifade ederek, Daiş’e katılmak için Suriye’ye giden bir çok kişinin döndüklerinde yargılanmadıklarının örneğini verdi.

    Has, dava sürecinde Özçelik’in PKK’ye katıldığına dahil her hangi bir kanıtın olmadığını, fakat buna rağmen yargılandığını söyleyerek, bu aşamada yasal seçeneklerin göz önünde bulunduracaklarını belirtti.

    Has açıklamasında şunları söyledi: ‘‘Bugün ki karar, güvendikleri ve yardım bekledikleri Britanya devleti tarafından kızlarının hayatının mahvedilmesinden dolayı, Şilan’ın ailesini tabii ki de derinden üzdü. Bundan dolayı, bu karar, kendilerini terkedilmiş ve çaresiz hissettirdi. Şilan için bütün yasal seçenekleri gözden geçiriyoruz. Fakat, söyleyebilirim ki, bugün adalet için acı bir gün oldu. Özellikle de Kürt halkının yaşadıklarını göz önünde bulundurursak.’’

    27 Ekim 2014’te evden ayrılarak tek yönlü bir bilet ile Brüksel’e giden Özçelik, ailesine PKK’ye katıldığını ve nedenlerini anlatan iki mektup ve bir video bıraktı. Özçelik, mahkemede, Brüksel’e PKK’ye katılmak için gitmediğini, ve ailesinden uzaklaşmak için Londra’dan tanıdığı 28 yaşındaki bir erkeğin yanına gittiğini söyledi.

    Savcı, Dan Pawson-Pounds mahkemede, Özçelik’in evden ayrılmasının tek sebebinin PKK’ye katılmak olduğunu, video ve mektupların bu amacın kanıtı olduğunu savundu. Özçelik, PKK’ye karşı büyük ilgisi olduğunu fakat 27 Ekim 2014’te evden ayrılma sebebinin, daha fazla özgür yaşayabilmek için, ailesinden uzaklaşmak olduğunu ifade etti.

    Özçelik’in avukatları dava sürecinde, Özçelik’in ülkeden ayrıldığı Ekim 2014’te Kobane’de Daiş’in saldırıları sonucunda yaşananlara da dikkat çekerek, PKK ile bir olan YPG’nin orada Daiş’e karşı başarılı bir savaş yürüttükleri jüriye anlatıldı. Fakat, hakim Bevan ve savcı Pounds, Özçelik’in video ve mektuplarda sadece PKK’den söz ettiğine vurgu yaparak bu savunmayı kabul etmediler.

    Dokuz kadın, üç erkek olan 12 kişilik jüri, davanın sonunda, Özçelik’in ailesine bıraktığı mektup ve videoda söylediğinin gerçek olduğunu ve böylece PKK’ye katılmaktan suçlu olduğuna karar verdiler.

    Davanın hakimi Bevan, Özçelik’in cezasını açıklarken, genç kadına ‘salak, sorumsuz ve yalancı’ ifadelerinde bulundu ve video ve mektuplarda söylediğiyle ‘kendi talihsizliğinin yazarı’ olduğunu dile getirdi. Bevan, herhangi bir terör suçlamasının oldukça ciddi olduğunu ifade etti.

    Bevan, savunma avukatı, Rowlands’ın isteği, ertelenmiş hapis cezasının, Özçelik’in özgeçmişi açısından daha olumlu olabileceğini, fakat bunu kabul edemeyerek, hapis cezasını tutuklu olarak geçirmesi gerektiğini ifade etti. 14 Mart’tan itibaren tutuklu olan Özçelik’in, hapiste kaldığı süreç göz önünde bulunduğunda iki daha tutuklu kalması bekleniliyor.

    Özçelik’in dava süreci

    Şilan Özçelik, 27 Ekim 2014’te Londra St Pancras Uluslararası Tren Garında, tek yönlü Eurostar bileti ile Brüksel’e gidiyor. Holloway bölgesinde ikamet eden ailesi, kızlarının evden ayrıldığını fak ederek, İslington polisine ihbarda bulunuyorlar. Özçelik ailesinin evine giden iki polis memuru, aileden bilgi alıyor ve Şilan’ın odası aranarak ailesine bıraktığı iki mektup ve 25 dakikalık videoyu teslim alıyorlar. Bu belgeler savcılık tarafından Özçelik’e karşı yürütülen davada tek kanıt olarak kullanıldı.

    Özçelik, mektuplar ve videoda PKK’ye katılmak için evden ayrıldığını, ve ‘dağların gelini’ olmak istediğini ifade ediyor. Özçelik, 13 yaşında izlediği Beritan filminden etkilendiğini ve o yaştan itibaren PKK’ye katılmayı düşündüğünü belirtiyor. Kadın hakları, Kürtler, eğitim gibi toplumsal sorunlardan bahsettiği mektuplar ve videoda, Özçelik evden ayrılma nedenlerini belirtiyor.

    Savunma barristeri Peter Rowlands’ın sorduğu soru üzerine, Özçelik, ailesinin bir erkek arkadaşı olmasını kabul etmeyeceği için PKK’ye katılmak için yurtdışına gittiğini söylemeye karar verdiğini ifade ederek, toplum içerisinde PKK’ye katılmanın olumlu olarak görüldüğünü, fakat bir erkek arkadaşının olmasının yadırgandığını söyledi.

    Video ve mektuplarda, 13 yaşındayken, Halil Uysal’ın çektiği Beritan filmini izledikten sonra PKK’ye büyük ilgi gördüğünü ve örgüte katılmak için beş yıl beklediğini ifade eden Özçelik, mahkemede verdiği ifadede, PKK’ye ilgi duyduğunu fakat, ülkeden ayrılma sebebinin o olmadığını ve yalan söylediğini anlattı.

    Savcı Dan Pawson-Pounds, mahkemede, mektupta, Özçelik’in ‘‘Siz bu mektubu okuduğunuzda ben PKK saflarına katılmış olacağım. Bana inanın ki bu benim için en doğru şey. Militan olduğum için şu an çok mutluyum. Katılmak için nedenlerimi videoda izleyebilirsiniz’’ dediği söylenildi.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in Türkçe kaydettiği videoda, ‘‘Ben, Şilan, militan olmak istiyorum. Bunu ve beni anlamanızı istiyorum. Evet, okuyabilirdim, bunun faydaları olabilirdi, evet, avukat olabilirdim, ama Şilan olarak bunu özellikle söylüyorum: ben, Şilan, militan olmak istiyorum’’, söylediğini anlattı.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in PKK’ye katılma isteme nedenlerini anlattığını, ve özellikle kadınların olumlu rollerinden ve Daiş’in o zaman saldırdığı Kobane için duyduğu endişeden dolayı olduğunu anlattı. Özçelik’in videoda ‘‘Belki Kobane’ye giderim, ya da gitmem. O ayrı bir konu. Ona PKK karar verir. Ama ben kendimi bir savaşçı, militan, gerilla olarak görüyorum’’ dediği mahkemede aktarıldı.

    Özçelik’in 1 ve 27 Ekim 2014 arası PKK’ye katılmak için plan yaptığı, ve Belçika’ya seyahat ettiği iddia edildi.

    Savcı, Özçelik’in ‘siyasi ve ideolojik’ sebeplerden seyahat ettiğini ve ‘Kürt bağımsızlığına büyük ilgi’ duyduğunu ifade etti.

    Özçelik mahkemede bu suçlamaları ret etti ve ailesine ve arkadaşlarına çeşitli yalanlar söylemek zorunda kaldığını anlattı.

    Özçelik, Brüksel, Hollanda ve Almanya’da kaldığı ve 16 Ocak 2015’te Almanya, Köln’den gelen bir uçakla, Stansted havaalanından İngiltere’ye geri döndüğü mahkemede anlatıldı. Özçelik, Stansted’e geldiğinde terör suçlamasıyla göz altına alındı. Savcı, Özçelik’in tutuklandığında polise ‘evden kaçmanın nasıl olduğunu bu bana öğretir artık’ dediğini söyledi.

    Mahkemenin ilk gününde, Savcı Dan Pawson-Pounds Özçelik’e karşı suçlamaları ve iddialarını sunmadan önce, hakim, John Bevan QC, jüri üyelerine davaya karşı önyargılı yaklaşma tehlikesi olduğunu ve bir önceki hafta Paris’te gerçekleşen saldırıya bağlamamalarını söyledi.

    Pawson-Pounds, buna ek olarak, jüri üyelerinin PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü bağımsızlık mücadelesine ve Suriye’de devam eden savaş hakkında düşüncelerini unutup, davayla ilişkilendirmemeleri gerektiğini söyledi.

    Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de, 1 Nisan’da gerçekleşen ikinci duruşmada hakim Justice Sweeney, savcılığın talebi üzerine Özçelik’in tutuklu yargılanmasına karar vermişti. 7 Eylül’de başlaması beklenilen yargı süreci, son olarak 17 Kasım’a ertelenmişti.

  • Şilan Özçelik Old Bailey’de Görülen Davada PKK’ye Katılma Suçlamasını Ret Etti

    Şilan Özçelik Old Bailey’de Görülen Davada PKK’ye Katılma Suçlamasını Ret Etti

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi 1

    PKK’ye katılmak için İngiltere’den yurtdışına gitmekle suçlanan Şilan Özçelik’in davası Old Bailey yüksek mahkemesinde 17 Kasım Salı günü başladı.

    Özçelik, 2006 Terör Yasasının 5. bölümü dahilinde terör eylemine katılmaya hazırlık suçundan Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de yargılanıyor.

    Yargı tanıklarının ifadeleri sonlandıktan sonra, mahkemenin ikinci günü tanık kürsüsüne geçen Özçelik, Brüksel’e PKK katılmak için gitmediğini, ve ailesinden uzaklaşmak için Londra’dan tanıdığı 28 yaşındaki bir erkeğin yanına gittiğini söyledi.

    Savunma barristeri Peter Rowlands’ın sorduğu soru üzerine, Özçelik, ailesinin bir erkek arkadaşı olmasını kabul etmeyeceği için PKK’ye katılmak için yurtdışına gittiğini söylemeye karar verdiğini ifade ederek, toplum içerisinde PKK’ye katılmanın olumlu olarak görüldüğünü, fakat bir erkek arkadaşının olmasının yadırgandığını söyledi.

    Hakim John Bevan’ın yürüttüğü mahkemede daha önce, Özçelik’in ailesine yazdığı mektup ve videonun çevirisi okundu. Video ve mektuplarda, 13 yaşındayken, Halil Uysal’ın çektiği Beritan filmini izledikten sonra PKK’ye büyük ilgi gördüğünü ve örgüte katılmak için beş yıl beklediğini ifade eden Özçelik, mahkemede verdiği ifadede, PKK’ye ilgi duyduğunu fakat, ülkeden ayrılma sebebinin o olmadığını ve yalan söylediğini anlattı.

    Savcı Dan Pawson-Pounds, Özçelik’in 27 Ekim 2014’de ‘terör listesinde olan PKK’ye katılmak için Londra’dan ayrıldığını’ mahkemeye anlattı. Pawson-Pounds suçlamasını, Özçelik’in ailesine bıraktığı mektup ve videoda söyledikleri üzerine sundu. Mahkemede, mektupta, Özçelik’in ‘‘Siz bu mektubu okuduğunuzda ben PKK saflarına katılmış olacağım. Bana inanın ki bu benim için en doğru şey. Militan olduğum için şu an çok mutluyum. Katılmak için nedenlerimi videoda izleyebilirsiniz’’ dediği söylenildi.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in Türkçe kaydettiği videoda, ‘‘Ben, Şilan, militan olmak istiyorum. Bunu ve beni anlamanızı istiyorum. Evet, okuyabilirdim, bunun faydaları olabilirdi, evet, avukat olabilirdim, ama Şilan olarak bunu özellikle söylüyorum: ben, Şilan, militan olmak istiyorum’’, söylediğini anlattı.

    Özçelik, videoda, mücadelesinin tüm insanlık ve kadınlar için olduğunu söyledi. Özçelik’in yargılanması siyasi ve ideolojik amaç için savaşmak amacıyla Avrupa’ya ‘terör örgütüne’ katılmaya hazırlık için gittiği yönünde.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in PKK’ye katılma isteme nedenlerini anlattığını, ve özellikle kadınların olumlu rollerinden ve Daiş’in o zaman saldırdığı Kobane için duyduğu endişeden dolayı olduğunu anlattı. Özçelik’in videoda ‘‘Belki Kobane’ye giderim, ya da gitmem. O ayrı bir konu. Ona PKK karar verir. Ama ben kendimi bir savaşçı, militan, gerilla olarak görüyorum’’ dediği mahkemede aktarıldı.

    Özçelik’in 1 ve 27 Ekim 2014 arası PKK’ye katılmak için plan yaptığı, ve Belçika’ya seyahat ettiği iddia edildi.

    Savcı, Özçelik’in ‘siyasi ve ideolojik’ sebeplerden seyahat ettiğini ve ‘Kürt bağımsızlığına büyük ilgi’ duyduğunu ifade etti.

    Özçelik mahkemede bu suçlamaları ret etti ve ailesine ve arkadaşlarına çeşitli yalanlar söylemek zorunda kaldığını anlattı.

    Mahkemede, Özçelik’in 23 Ekim 2014’te Londra-Brüksel arası tek yönlü Eurostar bileti aldığı ve 27 Ekim 2014’de St Pancras’tan, Şahin Taşyurdu isimli bir erkekle Brüksel’e gittiği anlatıldı. Taşyurdu bir gün sonra Londra’ya geri döndü.

    Özçelik, Brüksel, Hollanda ve Almanya’da kaldığı ve 16 Ocak 2015’te Almanya, Köln’den gelen bir uçakla, Stansted havaalanından İngiltere’ye geri döndüğü mahkemede anlatıldı. Özçelik, Stansted’ girişinde tutuklanmıştı. Savcı, Özçelik’in tutuklandığında polise ‘evden kaçmanın nasıl olduğunu bu bana öğretir artık’ dediğini söyledi.

    Mahkemenin ilk gününde, Savcı Dan Pawson-Pounds Özçelik’e karşı suçlamaları ve iddialarını sunmadan önce, hakim, John Bevan QC, jüri üyelerine davaya karşı önyargılı yaklaşma tehlikesi olduğunu ve Cuma günü Paris’te gerçekleşen saldırıya bağlamamalarını söyledi.

    Pawson-Pounds, buna ek olarak, jüri üyelerinin PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü bağımsızlık mücadelesine ve Suriye’de devam eden savaş hakkında düşüncelerini unutup, davayla ilişkilendirmemeleri gerektiğini söyledi.

    Dava süreci devam ediyor.

    Dava süreci

    Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de, 1 Nisan’da gerçekleşen ikinci duruşmada hakim Justice Sweeney, savcılığın talebi üzerine Özçelik’in tutuklu yargılanmasına karar vermişti. 7 Eylül’de başlaması beklenilen yargı süreci, 17 Kasım’a ertelenmişti son olarak.