Category: slıder

  • Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    21 yıl boyunca Gezi Parkı’yla ilgilenen bahçıvanın ressam oğlu, Gezi Parkı eylemlerinin 2. yılına özel dev bir tablo yaptı. Tabloda Gezi eylemleri sırasında öldürülen Berkin Elvan’dan Hasan Ferit Gedik’e, TOMA kovalayan POMA’dan TMMOB Mimarlar Odası üyesi Mücella Yapıcı’ya kadar pek çok önemli figüre de yer verilmiş.

    s-d928e4d1178303a001a70e3c3b61452d9702441c
    Tablo 50 Metre Kare

    Çocukluğu Gezi Parkı’nda parkta geçen ressam Haydar Özay, 50 metrekarelik dev Gezi tablosunu tamamladı. Tablo, Gezi olaylarının 2’nci yıldönümünü olan 30 Mayıs’tan itibaren görülebilecek.

    Hürriyet’ten Ali Dağlar’ın görüştüğü ressam Haydar Özay, 1 yıldır 50 metrekarelik Gezi tablosu üzerinde çalışıyor. Yağlıboya tabloda, Gezi sürecinde yaşamını yitiren çocuklar, anneleri, Çarşı, penguenler, kırmızılı kadın, turnalar, Soma, Mücella Yapıcı, sarı kanarya, TOMA kovalayan POMA, doğum sahnesi gibi soyutlamalar var. Turnalar Anadoluya, Alman Şair Schiller’in “Turnalar siz anlatın katillerimi!” tiradının yer aldığı baladı “Ibicus’un Turnaları”na gönderme. Sponsor yok; masrafları Gezi’deki gibi imece usulü karşılanan tablo, 30 Mayıs’ta, yapıldığı yer olan İstanbul Taksim’deki Mimarlar Odası’nın terasında sergilenecek, sonbaharda yurtdışı turnesine çıkacak.

    gezi-tablo7
    Ressam Haydar Özay

    Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) Resim bölümü mezunu ve aynı bölümde yüksek lisans yapmış ressam Haydar Özay anlatıyor: “Babam Cemal Özay 1979’da, Gezi Parkı’na bahçıvan olarak girmiş. 21 yıl park ve ağaç düzenlemesini yaptı, Gezi’den sorumluydu. Canla başla çalışırdı. Orada geçti çocukluğum. Bu resmi yapmamı çok istedi. Anadolu insanının sanata duyarlığı benzersizdir. Köyde koyun otlatırken çizdiğim desenleri zaman zaman sergilerim. Çoban ressamlığı ile akademi eğitimini birleştirdim.”

    gezi-tablo6
    Gezi’de yaşamını yitiren birçok kişi gibi Gezi İsyanının sembol isimlerinden Berkin Elvan da tabloda yerini almış

    “2006’da, Şan Tiyatrosu’nda Büyük İstanbul Resmi’ni yaptım, 14×5 metre ebadında. Gezi’yi resimlemek, yeni bir üslup ihtiyacı doğurdu. Birbirine çok uzak, belki çok yakın pek çok şeyin yan yana getirilmesi var, duygusal zorluk var. Resmini yaptıklarımızın anne-babası ziyarete geliyor. Berkin’in, Hasan Ferit’in ailesi geldiler.”

    gezi-tablo3

    “Gezi devam ederken desenler çizdim, notlar tuttum, fotoğraflar çektim. Çok yakınındaydım sürecin. Mücella Hanım’a resim için yer aradığımı söyledim, buraya davet etti. Acele etmeden, çok inanarak çalışmamda ısrarcı oldular. Mücella Yapıcı’yı, kendisini İstanbul’a adamış, onu koruyan bir tatlı cadı olarak resmettim. Süpürgesinin üstünde, kucağında Haydarpaşa binası. İstanbul’a tutkusunu, mücadelesini biliyorum. Özgecan var son eklediğim, Berkin Elvan var bilyeleri ve köpeğiyle, uçurtmasıyla. Mehmet Ayvalıtaş Berkin’in uçurtma ipini tutuyor, resmi yaparken yitirdiğimiz annesi saçını tarıyor. Ethem Sarısülük kararlılığıyla burada, Hasan Ferit, kravatlı Medeni Yıldırım. Uğur Kurt çocuğuyla. Hatay’dan üç çocuk; Ahmet Atakan, Ali İsmail, Abdullah Cömert. Soma var. Timsah ile kılıç balığının kavgasını Gezi savaşlarını sembolleştirmek için koydum. Penguenleri basın eleştirisi olarak, kayıp düşerken. Umudu sembolleştirmek için yunus balığının doğum sahnesi. Kurukafanın dişleri, kepçenin dişlerine karışmış; ölümün dişleri gibi. Çarşının çubuk forması. Ben de varım.”

    gezi-tablo4

    Ressam Haydar Özay, Taksim Dayanışması’nın en önemli bileşeni Mimarlar Odası’nın terasında yaptığı çalışma için “Gezi ruhuna keşif gezisi bu. O ruhu bir romancı bakışıyla resmettim” diyor.

    Kaynak: Radikal

  • Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Perşembe akşamı yapılan yıllık belediye toplantısında Haringey Belediye Başkanlığına , Yardımcılığına da aslen Alxaslı Kürt Alevi olan Ali Gül Özbek Seçildi.

    haringey12
    Haringey’in yeni belediye başkanı Jennifer Mann ve başkan yardımcısı Ali Gül Özbek

    Aynı zamanda Haringey Belediyesi’nin 50. kuruluş yıldönümüne denk gelen törene çok sayıda davetli katılırken eski başkan Kaushika Amin görevini Jennifer Mann’e devretti. Alexandra Palace’ta yapılan törene yeni seçilen İşçi Partili Milletvekilleri Joan Ryan, Catherine West ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi de katıldı.

    aladdin
    Alaxendra Palace’ta yapılan törene çok sayıda davetli katıldı

    Belediye başkan yardımcılığına seçilen Ali Gül Özbek toplumun yakından tanıdığı bir isim. Aslen Alxaslı Alevi Kürt olan Özbek uzun yıllardır İşçi Parti içerisinde siyaset yapıyor. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerde St Anns bölgesinden Haringey belediye meclis üyeliğine seçilen Ali Gül Özbek Haringey Green Lanes’ta eczane işletmenin yanında toplum içerisinde yaptığı sosyal çalışmalarıyla da tanınıyor.

    haringey10

    Önümüzdeki dönem bir sorun yaşanmadığı takdirde belediye başkanı görevine seçilmesi beklenen başkan yardımcısı Özbek bugüne kadar kendisini yalnız bırakmayan kurumlara teşekkür etti. Haringey bölgesinde yaşayan tüm halklara hizmet edeceğini belirten Özbek, bu hizmetin kendisi için bir şeref olduğunu ifade etti. Özbek şunları belirtti; ‘‘Belediye meclisi üyeliğimden tutunuz bugüne kadar benden yardımını esirgemeyen basın mensuplarına ve tüm sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

    haringey7

    Özellikle yerel ve genel seçimlerde bize yardımlarını esirgemeyen başta UCFL (United community’s For LABOUR), UCFL içerisinde yer alan KURD for LABOUR’a, Britanya Kürt Halk Meclisine, ITSEB, Cemevi ve Kırkısraklılar derneği olmak üzere tüm derneklerimize; tüm sivil toplum kuruluşlarına, en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    Onları Haringey belediyesinde temsil etmek benim için şereftir, onurdur.’’

    Haringey Belediye Başkanlığına seçilen Jennifer Mann de bir konuşma yaparak herkese teşekkür etti.

    haringey13

    haringey4

    haringey9

    haringey1
    Ali Gül Özbek

    haringey11

     

  • “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek”

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek”

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek” 1

    Kobani Kantonu Yönetimi Başkanı Enver Müslim: “Kobani’yi yeniden inşa ederken, kendi irademizle ve gücümüzle; halkımızı, topraklarımızı, onurumuzu savunmaya da devam edeceğiz.”

    Kobani’nin yeniden inşası için Amed’de 2-3 Mayıs tarihlerinde düzenlenen konferansın sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi: “İnançla el ele vererek tüm sömürgeci güçlere en güzel cevabı Kobani’yi hep birlikte inşa ederek vereceğiz. Birlik ruhu ile korunmuş Kobani’nin, inşasının da bu ruhla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”

    Kobani’nin demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir şekilde yeniden inşasının yanı sıra direnişin yarattığı etkilere de yer veren sonuç bildirgesinde şu açıklamalar da dikkati çekiyor: “Kobani direnişiyle hem askeri anlamda hem de siyasi anlamda ilk kez Kürdistani güçler birbirine bu kadar yakınlaştı ve sömürgeci zihniyetin sınırlarını anlamsızlaştırdı. Toplumun iradesi, iktidarcı kapitalist sistemin tüm saldırılarını boşa çıkarılabileceğini kanıtladı.”

    Bu açıklamalara bakılırsa; Ortadoğu’da Kürtsüz bir barışın ve istikrarın olmayacağı görülüyor. “Kimseye boyun eğmeyeceğiz, ya özgürlük ya ölüm” şiarıyla direnen Kobani, bizlere yeni bir yaşam biçimini öğretiyor ve öğretmeye de devam edecek…

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek” 1

    Konferans öncesi Enver Müslim’e yönelttiğimiz sorular arasında göç edenlerin akibeti ve sınır kapısı sorunu da vardı. Konferansta bu iki konuya yönelik alınan kararlar; Kobani halkının tekrar geri dönmesi ve inşa çalışmalarına aktif bir şekilde dahil olması yönündeydi. Sınır kapısı engelinin kalkması için ise; tüm uluslararası kurum ve kuruluşlara diplomatik çalışmalar başlatmaları çağrısı yapıldı.

    Enver Müslim Amed’de, “Kobani’yi yeniden inşa etmek insanlık değerlerine sahip çıkmaktır” sloganıyla organize edilen konferansa yönelik görüşlerini şöyle açıkladı:

    “Amacımız Kobani’nin her yönüyle yeniden inşası; yani şehrin bütün renkleri ile yeniden canlandırılması, çocukların okullarına geri dönebilmesi, göz yaşı döken annelerin topraklarına yeniden kavuşması… Bu konferansla hedeflenen yeniden inşa süreci sadece binaların inşası kapsamıyor: Eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik, ekolojik ve yaşamsal tüm faaliyetleri idame ettirebilmek ve bunları da aşama aşama aktif hale getirebilmek.

    Konferansta sunduğumuz rapor var olan koşullar çerçevesinde detaya inilerek mühendisler tarafından hazırlanmıştır. Birinci aşama mevcut sorunları paylaştırmaktı; herkesin bir görev üstlenebilmesi, ikinci aşama ise bu görev alanlarının dağılımı ve bir sonraki konferansın geniş çapta yapılabilmesi… Yani tüm uluslarası kamuoyunu dahil edebileceğimiz bir çalışma başlatmak. Delegasyonlar bu raporu dağıtıp, paylaşılabilir, tartışmaya açabilir ve daha fazla ne katabilirim diye çalışma yürütebilirler. Bu çalışmalarla beraber yavaş yavaş inşa da devam edecek.

    Kobani yalnızca Kürtlerin şehri değil onu maddi ve manevi anlamda destekleyen tüm insanların şehridir. Bu konferansta Kürdistani bütün değerlerin, örgüt ve kurumların yer alması ve önümüzdeki uluslararası konferans için de bir zemin oluşturacaktır.”

    Direnişin devam ettiği dönemde; “Göstereceğimiz direniş zaferi getirecektir. Daiş’in Kobani’ye girme hesabı yanlıştır” açıklamasını yapan Enver Müslim’in, zafer sonrası Kobani’nin inşası ve bölgedeki duruma yönelik sorularımıza yanıtları ise şöyle:

    Daiş tehlikesinin devam etmesi inşa sürecini nasıl etkileyecek?

    Daiş tehlikesi kolay kolay bitecek gibi değil. Bölgede Musul ve Rakka gibi iki önemli şehri elinde tutuyor ve bunun yanı sıra Çeçenistan ve Afganistan gibi ülkelerden de besleniyor. Daha önceden örgütlenmiş bir yapı olması sebebiyle kolayca bitirilemez. Biz de bunun farkında olduğumuz için Kobani’yi yeniden inşa ederken, kendi irademizle ve gücümüzle; halkımızı, topraklarımızı, onurumuzu savunmaya da devam edeceğiz. Özgürleştirme ve yeniden inşa birlikte devam edecek.

    “Olası bir katliamın vebali herkesin boynunadır”

    Kobani’nin yeniden inşasında uluslararası destek alabilmek için ne tür temaslarınız oldu?

    Bulunduğumuz konum gereği etrafımız Daiş çeteleri ile sarılı ve savaş halen tüm gerçekliği ile devam ediyor. Daiş vahşetine karşı direnen bir halka bütün insanlığın sahip çıkması gerekiyor çünkü bu direniş insanlık onurunun tarihi bir direnişidir. Uluslararası anlamda diyaloglarımız kesilmiş değil; ancak netice itibarı ile çok fazla bir ilerleme de yok. Bu konuda çok büyük bir kaygı taşıdığımızı söyleyemem. Bugüne kadar desteklerini sunanların bunu devam ettireceklerine inancımız tam. Eğer destek göremezsek de, Kobani halkı daha öncede yaptığı gibi yine direnir ve yeniden yapılandırmaya var gücüyle yine devam eder. Ancak olası bir katliamın vebali herkesin boynunadır. Biz yapabileceğimizi yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

    Şuan için Kobani’de herhangi bir inşa çalışması söz konusu mu?

    Yeniden inşa boyutuyla birçok kesim tarafından verilmiş sözler var. Tabi bunların hepsi halen söz aşamasında ve pratik anlamda atılmış bir adım henüz yok. Sadece sağlık alanından uluslararası bazı kurumların pratik çalışmaları başladı ve devam ediyor. Yapacağımız diğer konferansta durum biraz daha netleşecek.

    “Yenilmezliğin yenilmesi”

    Rojava’nın insansızlaştırılması yani Kürtsüzleştirilmesi çabaları var mı? Kobani’nin düştü düşecek açıklamaları konusunda neler söyleyeceksiniz?

    Uluslararası destek gören Daiş vahşetinin salmış olduğu korku, işgal ettikleri yerlerde hakimiyetlerini kolaylıkla sağlayabilmeleri, zihinlerde onlar yenilemez algısını yarattı. Kobani direnişi Daiş’in yenilmezliğinin yenilmesidir. Daiş çeteleri Kobani’de hakimiyetlerini kolaylıkla sağlayacaklarını zannediyordu fakat sonuç hiç de bekledikleri gibi olmadı. Ne onların ne de onlar üzerinden hesap yapanların Kobani’deki planları tuttu. Kobani halkı tarihi bir mücadele vererek bu planları bozdu. Bu mücadelenin bedeli yüzlerce gencimizin kanıyla ödendi. Eğer biz Kobani’de direnmeseydik bugün Daiş Türkiye’ye girmişti.

    Kürtler, Türkler, Ermeniler, Asuriler ve Araplar her zaman beraberce yaşadı ve böyle de yaşamaya devam etmek istiyor. Bizler demokratik bir Suriye için mücadele veriyoruz. Her halkın, kimliğin, inancın kendisini özgürce ifade ettiği ve örgütlendiği bir demokratik Suriye için bu mücadelemiz devam edecek. Bu mücadelemiz Ortadoğu sorununa da çözüm olacaktır.

    “Türkiye’nin Daiş ile işbirliği yaptığını kanıtlar nitelikte…”

    Daiş çetesini destekleyen ülkeler olduğunu ifade ettiniz. Hangi ülkeler destek veriyor ve bununla ilgili herhangi bir kanıt veya belge var mı?

    Bir bütün olarak devletleri suçlamak istemiyoruz, ancak kimi kurum ve kuruluşlar aracılığıyla Daiş’e destek ve yardım yapıldığı açıkça ortada. Akçapınar sınır kapısından yaralı Daiş üyelerinin geçirilmesi, Cerablus ve Til Abyad tarafında geçişlerin yapılması, Daiş’in hakim olduğu köylerde Türkiye treninin durması ve Mürşitpınar sınır kapısından giren bomba… Daiş ile işbirliği yapan birkaç ülke gibi, bu saydığım olaylar da Türkiye’nin Daiş ile işbirliği yaptığını kanıtlar nitelikte… Hatta bu yaşananları bizzat Türkiye hükümetine de sorduk ve önerilerde bulunduk. Daiş ile işbirliği yapan kurum ve karanlık organizasyonların açığa çıkarılması için bağımsız bir komisyon oluşturulmalıdır. Tabi ki Türkiye’de Daiş’e düşman olanlar ile ortak mücadele yürütüğümüzü de eklemekte fayda var. Biz mücadelemizi pratik anlamda yürütürken onlar da kendi ağları çerçevesinde teorik anlamda bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Daiş hepimizin ortak düşmanıdır, bu nedenle ortak düşmana birlikte karşı durmalıyız. Bizler Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmayı temenni ediyoruz. Bizlerin Türkiye’ye yaklaşımı kardeşçe bir yaklaşımdır, Türkiye’den beklentimiz de böyle bir yaklaşımdır.

    “Türkiye’nin bize yaklaşımı Daiş’in yaklaşımından farksız olur”

    Kobani’ye gönderilen insani yardımların geri çevrilmesi ve Mürşitpınar sınır kapısının açılması konusunda Türkiye ile temaslarınız var mı? Bu kapı açılmazsa Kobani’nin inşası nasıl gerçekleşecek?

    Biz Türkiye’nin sınır kapısını açmayacağını iddia etmiyoruz. Fakat üç tarafımız da Daiş çetesi ile çevrili ve Türkiye’de sınır kapısını kapatırsa, o zaman Türkiye’nin bize yaklaşımı Daiş’in yaklaşımından farksız olur. Bizim talebimiz kapının resmi olarak açılmasıdır. Bu konuda devlet yetkilileri ile görüşmelerimiz devam ediyor. En son Başbakan Davutoğlu’na bu konuda bir mektup da gönderdik. Kobani’nin yeniden inşa edilebilmesi, halkın geri dönebilmesi ve yeniden normal yaşamına devam edebilmesi için bu kapının açılması gerekiyor. Mevcut durumdaki gibi sınır kapısının sadece bazı insani yardımlara açık olması yeterli değil. Şuan binlerce kişi Kobani’de yaşamını çok zor koşullarda idame ettirmeye çalışıyor. Bu anlamda çok ciddi ihtiyaçlar var; su ve gıda ihtiyacından ilaç ihtiyacına kadar… Mürşitpınar sınır kapısının açılması konusunda çalışmalarımız ve girişimlerimiz devam edecek.

    Kobani’den göç edenlerin bazıları geri döndü ancak kalanların geri dönmesi için neler yapılıyor?

    Göç edenlerin geri dönüşleri konusundaki çalışmalarımız savaş döneminde bile devam etti. Dönenler için bir kamp inşa ettik. Ancak bunun birçok zorluğu var; şehirde halen birçok patlamamış bomba ve mayın, sınır kapısı ve altyapı sorunu var. Uluslararası kurumlardan bu konuda destek ve dayanışma olmazsa geri dönüşler mevcut durumda biraz zor olacak. Bunun yanı sıra bazı kesimlerin Kobani ve tüm Rojava’nın boşaltılması, insansızlaştırılması gibi uğraş ve istekleri durumu daha da zorlaştırıyor.

    Kantonlar arası yardımlaşma yapılabiliyor mu?

    Mevcut fiziki koşullardan kaynaklı zorluklar var fakat buna rağmen hem Afrin hem de Cezire kantonlarının destekleri devam ediyor.

  • Walthamstow’un Bir Günü: Faşistler, Anti-Faşistler ve Binden Fazla Polis

    Walthamstow’un Bir Günü: Faşistler, Anti-Faşistler ve Binden Fazla Polis

    Walthamstow’un Bir Günü: Faşîstler, Anti-Faşistler ve Binden Fazla Polis 1

    Geçtiğimiz Cumartesi günü doğu Londra’nın Walthamstow bölgesinde gösteri düzenleyen İngiliz Savunma Ligi-EDL adlı faşist-ırkçı gruba karşı anti faşist gruplar da karşı eylem düzenledi. Gösteri yerine binden fazla polis gönderilerek, her iki grubun birbirine yakınlaşması engellendi.

    Londra’nın en kozmopolit bölgelerinden birisi olan ve Walthamstow’da EDL adlı ırkçı grup, bölgedeli Müslüman nüfusunun çok arttığını iddia ederek göçmenlere karşı ırkçı bir gösteri düzenledi. Londra dışından da gelenlerin içerisinde olduğu yaklaşık yüz kişilik ırkçı gruba karşı anti faşistler de karşı gösteri düzenlemek istedi. Gösteri yerine binden fazla polis ve yüzlerce polis aracı sevkedildi. Her iki grubun bir birine temas etmemesi için etten duvar ören polis özellikle de Anti-Faşist grubu çembere aldı.

    Hemen hemen gün boyu devam eden gösteride ırkçı EDL grubu üyeleri sık sık `defolunun gidin`, `Biz Israili destekliyorz`, `Sağlık için ülkemize gelmeyin` şeklinde göçmen karşıtı ırkçı sloganlar attılar. Sayıları 2 bini bulan Anti-Faşist grubu birbirinden ayıran polisler, grubun bir araya gelmesini engelledi. Bunun üzerine Anti-Faşist grup, ‘Polis Nazileri Koruyor’ şeklinde slogan atarak polisin tavrını protesto etti.

    Gün boyu devam eden gergin eylemden sonra ırkçı grup yine polis güvenliği altında BlackHorse tren istasyonuna kadar götürüldüler. Polisler ile Anti-Faşist gruplar arasında ara ara gerginlikler ve kovalamacalar yaşandı.

    Foto: Arif Bektaş

  • TURGUT ÖKER: SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE

    TURGUT ÖKER: SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE

    ‘Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi de bir o kadar kutsaldır’

    SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE 1

     

    Geçtiğimiz Pazar günü Wood Green’de bulunan Dominion Centre’da yapılan Tv10 ile dayanışma gecesinden konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu eski başkanı ve HDP İstanbul milletvekili adayı Turgut Öker HDP’nin Türkiye halklarının acılarının bileşeni olduğunu belirterek, bu ülkeyi ırkçı ve kafatasçı yöneticilerden kurtarmak için yola çıktıklarını ifade etti.

    Öker ayrıca HDP ile ittifağı eleştiren kesimlere de cevap vererek; ‘kim ne derse desin bu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonun, hepimizin kararıdır, ve yolumuz açıktır’ dedi. Kürt hareketinin ve Alevi hareketinin ortak mücadelesinin önemine değinen Öker; ‘Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi de bir o kadar kutsaldır’ dedi.

    HDP İLE İTTİFAKI SORGULAMAK SİZİN EN SON İŞİNİZ OLMALI

    Binden fazla kişinin katıldığı Tv 10 ile dayanışma gecesinde bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil de, HDP ile ilgili bazı Alevilerden gelen tepkilere cevap verdi. Erbil, HDP’nin Alevilerin taleplerini kabul ettiğini ve ittifakın da bu temelde gerçekleştiğini ifade ettikten sonra şunları belirtti; ‘Ben özellikle farklı siyasi partilere oy verecek dostlardan isteğim, oy verdikleri partilerin Alevilerin taleplerine kulak vermelerini sorgulamalarını istiyorum. Eğer bu sorgulamayı yapamıyorsanız, eğer oy verdiğiniz partiyi Alevilerin taleplerini kabul eden bir noktaya getiremiyorsanız, o zaman Alevilerin taleplerini Kabul eden HDP ile ittifakı sorgulamak sizin en son işiniz olmalı.’

    Katılımın çok yoğun olduğu dayanışma gecesi Hüseyin Mehmet Gazi dedenin konuşması ve seslendirdiği deyiş ile başladı. Gecede HDP’li gençlerin geçen hafta yaptığı futbol turnuvasında şampiyon olan takıma kupası Turgut Öker tarafından verildi. Britanya Alevi gençleri de gecede sahneye çıkarak Turgut Öker şahsında tüm güçleriyle HDP’nin yanında olduklarını ifade ettiler.

    Dayanışma gecesine katılan HDP İstanbul İkinci bölge birinci sıra adayı Turgut Öker 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlere ve Alevilerin HDP ile yapılan ittifakına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Öker, HDP ile ittifakı eleştiren kesimlere cevap vererek; ‘kim ne derse desin bu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonun, hepimizin kararıdır, ve yolumuz açıktır’ dedi. Kürt hareketinin ve Alevi hareketinin ortak mücadelesinin önemine de değinen Öker; ‘Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi de bir o kadar kutsaldır’ dedi.

    ELİ KANLI DİKTATÖRE DUR DEME ZAMANI

    Oy kullanma hakkına sahip herkesi sandığa gitmeye çağıran Öker konuşmasında şu açıklamaları yaptı; ‘‘Türkiye’nin tüm farklı kimlikleri, tüm ezilen, sesleri kısılan halkları bu engelleri aştı zaten, barajlar yıkıldı zaten, şimdi sorun, iktidarı ele geçirmiş, devleti ele geçirmiş bu eli kanlı diktatör Tayip Erdoğan’ı sandıkta da yenmek önemli.

    Özellikle Londra’da yaşayan oy kullanma hakkına sahip olan canlar, şayet o gün sandık başına gitmezseniz bu anlattıklarımın hiçbiri karşılığını bulmamış olur. İki eliniz kanda da olsa 30-31 Mayıs tarihinde sandık başına gidip Halkların Demokratik Partisine oy vererek, faşist Yezide dur diyelim.

    SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE

    Eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş’ın da dediği gibi bu seçimlerin kaderi Avrupa’daki halkımızın elinde. Avrupa’da 3 milyon civarında oy var, biz Dersim bombalandığında, Maraş kana bulandığında, Sivas, çorum kana bulandığında, Madımak ateşe verildiğinde, açlığımızdan, sefaletimizden dolayı, biz Kızılbaşlar o kutsal topraklarımızı terk etmek zorunda kaldık, acı çektik gözyaşı döktük, bugün Avrupa’da yaşayan Kızılbaşlar olarak, burada bulunuşumuz ilk defa bizim lehimize dönüştü, ilk defa Avrupa’da yaşıyor olmamız, Türkiye’de devrimci güçlerin yürüttüğü mücadeleye ilk defa ciddi katkı sunma durumuna geldik. Avrupa’da alacağımız 400 bin oy seçimlerin kaderini değiştirecektir.

    ALEVİLER HDP İLE NEDEN İTTİFAK YAPTI

    Ben 27 yıldır Alevilerin özgür bir şekilde yaşaması için mücadele veriyorum. Biz Avrupa’da bir tane Alevi kültür merkezi ile başladık, şuanda 270 tane Alevi kültür merkezimiz var. Avrupa’da önümüze koyduğumuz tüm hedefleri gerçekleştirdik. Yürüttüğümüz büyük mücadele ile artık kimseden korkmadan, cesurca sokaklara çıkabiliyoruz. Ama Türkiye’de halen ciddi sıkıntılar var, Aleviler birlik değil. Biz daha üç yıl önceden, gezi süreci olmadan, daha İşid ortaya çıkmamışken, Sol sosyalist kesimler, Alevi hareketi ve Kürt hareketi bir araya gelmesini istedik, ve biz buna öncülük ettik. Bugün ne kadar doğru bir şey yaptığımızı görüyoruz. Kürt hareketi ile Alevi hareketini yan yana getirmekle çok doğru bir şey yapmışız.

    Biz 27 yıldır bağımsız bir Alevi örgütlenmesi olmamıza rağmen, tüm proglarımızda ve çalışmalarımızda dedik ki Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi bir o kadar kutsaldır. Şimdi bu iki damar birleşti ve Halkların Demokratik Partisi Alevilerin tüm taleplerini programına aldı. HDP bize siz mecliste kendi adınıza kimi görmek istiyorsanız kendiniz karar verin dedi. Biz 269 Alevi örgütü toplandık ve 265 temsilci bu öneriye evet dedik. Bu noktada kim ne derse desin bu AABK’nin kararıdır, hepimizin kararıdır. Ve bu noktada da yolumuz açıktır.

    KÜRT GERİLLARI TÜM HALKLARI KORUYOR

    Bir aydır Türkiye’deyim, her yeri geziyoruz, yıllardır bu Şafii, Sünni, bu Alevi, bu Müslüman diye halkları karşı karşıya getiren bu güçler öyle bir zehir saçmışlarki, şuanda da aynı güçler bu zehiri saçmaya devam ediyor. Ama artık bunu başaramayacaklar.

    Türkmenler ırakta kuşatıldılar, ölümle yüz yüze kaldılar, onların yardımına ne Nato ne de Birleşmiş milletler gitti, kendi kaderleri ile baş başa kaldılar. Süryaniler, Ezidiler Şengal dağında büyük bir soykırımla karşı karşıya kaldılar, yine Nato ne de BM yardımlarına gitmedi, onların imdadına kim yetişti, başta yiğit Kürt kadın gerillaları olmak üzere Kürt özgürlük hareketi yetişti. Bu biz Aleviler için bir dönüm noktası oldu.

    Kendi özgün kimliğimizi ve davamızı koruyarak, seçimden sonra da bizim davamız Alevi davası olacak. Amacımız güçlü bir Alevi hareketi yaratmak. Bizler mecliste kendi kökleri üzerinde güçlenen, Alevilerin ve Kızılbaşların birliğini sağlayan bir siyasi hareketin bugün olduğu gibi yine Ermenilerle, Süryanilerle, Ezidilerle ve Kürt Özgürlük Hareketi ile yoldaşça yolumuza devam edeceğiz.’’

    HDP İLE İTTİFAKI SORGULAMAK SİZİN EN SON İŞİNİZ OLMALI

    Binden fazla kişinin katıldığı Tv 10 ile dayanışma gecesinde bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil de, HDP ile ilgili bazı Alevilerden gelen tepkilere cevap verdi. Erbil, HDP’nin Alevilerin taleplerini kabul ettiğini ve ittifakın da bu temelde gerçekleştiğini ifade ettikten sonra şunları belirtti; ‘Ben özellikle farklı siyasi partilere oy verecek dostlardan isteğim, oy verdikleri partilerin Alevilerin taleplerine kulak vermelerini sorgulamalarını istiyorum. Eğer bu sorgulamayı yapamıyorsanız, eğer oy verdiğiniz partiyi Alevilerin taleplerini kabul eden bir noktaya getiremiyorsanız, o zaman Alevilerin taleplerini Kabul eden HDP ile ittifakı sorgulamak sizin en son işiniz olmalı.’

    Erbil konuşmasında şunları belirtti; ‘‘Seçim süreciyle birlikte Alevi tabanında bazı tartışmalar başlamış, Konfederasyon nasıl gider Alevileri bir partiye yamar, satar yada Alevilerin oylarını bir partiye yönlendirir. Onlara söylenmesi gereken şu; biz Alevilerin taleplerinden vazgeçmedik, bizler Alevilerin inanç değerlerinden vazgeçerek kimseyle ittifak yapmadık. Biz ALevilerin oy verdikleri partilerden gelen teklifleri değerlendirdik. Alevilerin HDP’lileşmesinden çok, HDP’nin Alevilerin talepleri kabul etmesi ile gerçekleşti.

    SİYASETİ ALEVİ BİLİNCİYLE YAPACAK SİYASETÇİLERE İHTİYACIMIZ VAR

    Alevilerin sorunu siyasi yollarla çözülecek sorunlardır. Biz inancımızı artık yaşayabiliyoruz, sorun yok. Ama bugün AKP Alevi dedelerini okullarda okutarak, kendisine biaat eden, Türk-İslam tezini savunan, Aleviliğin içini boşaltan çalışmalar yürütüyor. Bunun karşısında durmak için, bugün Suriye’de bizi katleden zihniyete karşı durmak için siyasi arenada olmamız gerekiyor. Siyaseti Alevi bilinciyle yapabilecek siyasetçilerin oraya gitmesi gerekiyor. Alevi bilincinden taviz vermeden ittifaklar yapmak gerekiyor. Tam da bu bilinçle yapılan bu ittifak nedeniyle, Aleviler, Alevi örgütleri bunu söylüyoruz. Ama hiç bir Aleviye zorla, kafasına silah dayayarak oyunu bu partiye ver demiyoruz. Biz hangi siyasi parti ne demiş, Alevi kurumların başkanlarını nerede aday göstermiş, bunları anlatıyoruz. Bunları anlatmak bizim görevimiz. Sadece rapor vermek değil, aynı zamanda bu partinin, bu felsefenin yaklaşımını anlatıyoruz. Bunları yaparken Alevi örgütlerini parçalamak gibi hedefimiz yok. Önemli olan Alevilerin sorunlarının ve taleplerinin siyasi mercilerde çözülmesi için Aleviliğinden taviz vermeyen siyasetçileri oraya göndermektir. Bunun yolu da bu defa HDP’den geçiyor.’’

    Dayanışma gecesinin müzik programında Sezgin Coşkun, Ali Sizer, Koma Zelal de sahneye çıkarak en güzel ezgilerini paylaştı.

    Haber: Alaettin Sinayiç

  • Halkevi Yeni Yönetimini Belirledi

    bkhm kongre6

    1984 yılından bu yana başken Londra’da topluma hizmet veren Halkevi yeni dönem yönetimini belirledi. Dalston bölgesinde hizmet veren Halkevi’ne 9 kişilik yönetim kurulu seçildi.

    12 Nisan 2015 tarihinde yapılan Britanya Kürt Halk Meclisi Genel Kongresinde 151 kişilik yönetim kurulu belirlenmişti. Britanya Kürt Halk Meclisi bünyesinde çalışmalarını yürüten Halkevi yeni örgütlenme sistemi içerisinde mevcut yönetimini halk meclisine seçilen 151 kişilik yönetim içerisinden seçti.

    Hafta sonu yapılan toplantıda belirlenen yönetim kurulu üyeleri şöyle: Yaşar İsmailoğlu, İbrahim Çolak, Yeter Kurban, Nazlı Akkaya, Filiz Doğan, Songül Çulcu, Emine Karasoylu, Sinan Arslan ve Fırat Kuzu.

    Halkevi 31-33 Dalston Lane, E8 3DF adresinde hizmet veriyor.

    bkhm kongre3

  • Hollywood Sahnelerinden YPG Saflarına

    Hollywood Sahnelerinden YPG Saflarına

    Pek çok Hollywood filminde rol alan İngiliz aktör, Michael Enright, Daiş’e karşı savaşmak için Rojava’ya giderek YPG saflarına katıldı.

    Michael Enright, an actor from Manchester who has made a career in Hollywood, is supposedly fighting ISIS in Syria. **Images taken from his FaceBook page, supplied to the Picture Desk by MOS News desk, from journalist Reinhard Keck**

    Birçok Hollywood filminde rol alan İngiliz aktör, Michael Enright, IŞİD’e karşı savaşmak için YPG saflarında eğitim alıyor.

    ‘Karayip Korsanları’, ‘Knight and Day’ başta olmak üzere çok sayıda Hollywood yapımında rol alan İngiliz aktör Michael Enright,  sinema  kariyerine ara verdi.

    Daily Mail’in haberine göre 51 yaşındaki aktör Kobani’ye geçerek YPG’ye katıldı. Enright, 2 aydır savaş eğitimi alıyor. Haberde Enright’ın 16 yaşında sinemaya adım attığı ve 19’unda da tanınan bir aktör haline geldiği ancak askeri faaliyette hiç bulunmadığı belirtildi.

    Enright  3.jpg

    Hollywood yıldızının YPG’ye katıldıktan sonra askeri eğitim aldığı ifade edildi. Enright, filmlerinde hep Radikal silahlı düşmanları öldürdüğünü ve bu rolün gerçeğe dönüştüğünü söyledi.

    ABD’ye ya da İngiltere’ye dönmek istemediğini ve burada mutlu olduğunu belirten Michael Enright, “Eğer İngiltere ciddi bir şekilde IŞİD’i vursaydı örgüt bugün Rojava ve Suriye’de kalmazdı” diye konuştu.