Category: slıder

  • Londra’da Türk devletine ‘kimyasal gaz’ öfkesi

    Londra’da Türk devletine ‘kimyasal gaz’ öfkesi

    İngiltere Parlamentosu önünde bir araya gelen Kürtler, Türk devletinin gerilla alanlarında kimyasal silah kullanmasını protesto etti.

    Londra Kürt Halk Meclisi’nin çağrısı ile Parlamento binası önünde bir araya gelen Kürtler, sık sık “Terörist Erdoğan”, “Katil TC”, “ Biji serok Apo” sloganları attı. Kürdistanlılar ve dostları Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarının yanı sıra YPG, YPJ ve KCK flamaları taşıdı,

    Britanya Parlamentosu’nun Türk devletine karşı harekete geçmesini isteyen Kürtler, İngiltere’nin. işgalci Türk devletine silah satışını durdurmasını istedi. Yapılan konuşmalarda Türk devletinin Kürt halkına karşı savaş suçları işlediği ve Türk devleti ve Erdoğan’ın yargılanması gerektiği kaydedildi.

    Eylemde Kürt Halk Meclisi adına bir konuşma yapan Ercan Akbal, İngiltere’nin Türk devletine silah satışı yaparak savaş ve insanlık suçlarına ortak olduğunu vurguladı. Türk devletinin Kürtlere karşı barbar politikalar yürüttüğünü söyleyen Akbal, aynı zamanda barbar çeteler ile işbirliğine dikkat çekti.

    Uzun süren eylem alkış ve sloganlarla sona erdi.

  • Londra’dan Strasbourg’a dayanışma eylemi

    Londra’dan Strasbourg’a dayanışma eylemi

    Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Konseyi binası önünde çadır açan halkımıza Fransa polisi Faşizanca saldırısının ardından Avrupa’da halk sokaklara döküldü.

    Bir çok merkezde olduğu gibi İngiltere’nib başkenti Londra’da da Kürt halkı ve dostları, hem Fransız polisinin hunharca saldırısını hem de KDP’nin Şengal’e girme çabasını protesto etti.

    Britanya Gençlik hareketi, TCŞ ve Tekojin ile Londra Kürt Halk Meclisi öncülüğünde düzenlenen yürüyüşte aralıksız olarak “biji serok Apo” sloganları atıldı.

    Yürüyüş Kürt Toplum Merkezinin bulunduğu Haringey bölgesinde son buldu, burada basına ve kamuoyuna protestoya katılan bileşenler ve organizatörler adına bildiri, Londra Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Yalçın Tetwan tarafından okundu.

    Açıklamada, “Fransız devleti ve polisinin yurtseverlerimize vahşice saldırısı asla kabul edilir değildir. Bu saldırılar faşist şef Erdoğan’ın katliamcı ve inkarcı politikalarına hizmet etmektedir, dirnişimiz ve mücadelemiz önder Apo’nun fiziki özgürlüğü sağlanana kadar devam edecektir.” İfadelerine de yer verildi.

  • Şehit Firaz Dağ kitlesel olarak anıldı

    Şehit Firaz Dağ kitlesel olarak anıldı

    Reqa’da yaşamını yitiren YPG savaşçısı gazeteci-yönetmen Mehmet Aksoy (Firaz Dağ) Londra’da kitlesel olarak anıldı.

    İngiltere’den Rojava’ya giderek YPG’ye katılan ve 26 Eylül 2017 yılında Reqa’da DAİŞ’in düzenlediği saldırıda yaşamını yitiren Kürt devrimci, gazeteci, yönetmen Mehmet Aksoy Londra’da kitlesel olarak anıldı. Yoldaşları, arkadaşları, ailesi ve yakınları sabah saatlerinde Londra Highgate Mezarlığı’nda bir araya geldi. Firaz Dağ’ın mezarına güller, çiçekler bırakılırken, anaların mezar başında yaktığı ağıtlar duygusal anlar yaşattı.

    Highgate’te Firaz Dağ’ın ziyaret edilmesinin ardından Haringey KCC binasında bir anma etkinliği düzenlendi. Anmaya Aksoy’un annesi Zeynep Ana’nın yanı sıra demokratik kitle örgütü temsilcileri ile yüzlerce kişi katıldı. Salona Aksoy’un posterleri, devrim şehitlerinin fotoğrafları asılırken sık sık “Şehit namırın”, “Biji serok Apo” sloganları atıldı.

    Anma, ‘devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlarken kitle hep bir ağızdan Ey şoreşger’ marşını söyledi. Ardından bir konuşma yapan Şehit Aileleri Komisyonu üyesi Ali Poyraz, Firaz Dağ’ın yaşamı ve duruşu ile büyük bir yurtseverlik örneği sergilediğini kaydetti. Direnenlerin asla diz çökmeyeceğini ifade eden Poyraz, “Mehmet gibi yoldaşların hayalleri idealleri büyüktü. Bugün bu ideallerin gerçekleşmesi için görkemli bir mücadele yürütülüyor. Firazların, Atakanların, Musa Anterlerin mücadele geleneği tüm insanlığa mal olmuştur” dedi.

    Eylül ayı şehitlerini anan Poyraz, Firaz Dağ’ın mücadele geleneğinin mutlaka başarıya ulaşacağını kaydetti.

    Poyraz’ın konuşmasının ardından Mehmet Aksoy’un yaşamını anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleşti. Sinevizyon sırasında duygusal anlar yaşanırken, kitle “Şehit namırın” sloganları attı.

    Poyraz’ın ardından Kürt Kadın İnisiyatifi adına konuşan Sultan Kığı, Firaz’ın halkların özgürlük düşlerinde büyük bir etki yarattığını söyleyerek, “Firaz Dağ, kapitalizmin yarattığı köhnemiş, duygusuzlaşmış, amaçsızlaşmış, yozlaşmış erk sistemine karşı, eşitliği, özgürlüğü, cins bilincini kadın özgürlük mücadelesi ekseninde bir yaşamı sunuyordu. Kime dokunsa onda bir etki yaratırken, kapitalist moderniteye karşı direnişin mücadelenin özgürlüğün çizgisini hissettiriyordu” diye kaydetti.

    Kığı’nın ardından bir konuşma yapan Aksoy’un mücadele arkadaşı İrlandalı gazeteci Mark Campbell, Firaz’ın dokunduğu herkese bir şeyler kattığını söyleyerek, “Halen ondan çok şey öğreniyoruz. Bugün burada çok fazla yeni insan görüyorum. Mutlaka bir çoğuna dokunmuştur Mehmet. Onun anısına sahip çıkmamızın yolu onun mücadele inancını ideallerini sürdürmeliyiz. Onu anlatmak zordur. Ama birileri Mehmet’i anlatmalıdır. Mehmet sevgidir saygıdır özgürlüktür” diye belirtti.

    Campbell’in ardından Birleşik Devrim Hareketi adına Helin Peköz, MLKP adına Hüseyin İmam, ve Kürecikliler adına Hanım Heval birer konuşma yaptı. Yapılan konuşmalar da Firaz Dağ’ın mücadele anlayışına değinilerek, şehitlerin hayallerini gerçekleştirmenin yolunun ‘birlik’ olduğu vurgulandı.

    Yapılan konuşmaların ve okunun şiirlerin ardından Sanatçı Ali Sizer Firaz’ın anısına klamlar seslendirdi.

  • Firaz Dağ Eğitim Destek Evi 2’inci yılında

    Firaz Dağ Eğitim Destek Evi 2’inci yılında

    Şehit Mehmet Aksoy anısına Londra’da kurulan Firaz Dağ Eğitim Destek Evi açılışının ikinci yılında beş branş ve 40’ı aşkın öğrencisi ile eğitime başladı.

    Reqa’da 26 Eylül 2017 yılında yaşamını yitiren gazeteci, sinemacı ve YPG savaşçısı Mehmet Aksoy (Firaz Dağ) anısına Londra’da kurulan Firaz Dağ Eğitim Destek Evi 2020-21 eğitim öğretim yılına başladı. Kürt Halk Meclisi bünyesinde 2020 yılında kurulan Firaz Dağ Eğitim Destek Evi yeni dönemi Mehmet Aksoy’un şehit düştüğü tarihte gerçekleştirdi. Yaşları 6 ile 13 arasında değişen çocuklara Matematik, İngilizce, Güzel Konuşma, Koro ve Kürtçe alanlarında dersler veren Destek Evi’nin yeni dönem açılışı dolayısı ile KCC binasında çeşitli etkinlikler gösterildi.

    Kürt Halk Meclisi’ne bağlı Sosyal Komisyon ve Kürt Kadın İnisiyatifi öğrencilerin ebeveynleri ve yakınları ile kahvaltı etkinliği düzenledi. Burada yapılan konuşmalar da eğitim de komünal zihniyet ve yoldaşlığın geliştirilmesine vurgu yapılarak, Firaz Dağ Okulu’ndaki öğrencilerin kendi okullarında gösterdikleri başarıya dikkat çekildi.


    Destek Evi Koordinatörü ve eğitimci Sultan Kığı ise şehit Mehmet Aksoy’un yaşamı, duruşu ve ideallerine bağlılığın bir gereği olarak Destek Evi’ni kurduklarını belirterek, “Bu çalışmaya 3 kişi ile başladık. Bugün 40’ı aşkın öğrenci, 8 eğitmen ve danışmanımız ile birlikte beş branşta eğitim destek çalışması yürütüyoruz. Burada tıpkı Heval Firaz’ın yoldaşlık anlayışı gereği çocuklarımız da ‘Hevalti’ kültürü ile birlikte demokratik bilimsel ve komünal eğitim anlayışını geliştiriyoruz” dedi.

    Okul açılışına katılan Mehmet Aksoy’un annesi Zeynep Ana’yı eğitim gören çocuklar Kürtçe şarkılar ile karşıladı. Zeynep Ana çocuklara hediyeler dağıtarak, sevgilerini dile getirdi.

    Eğitim Destek Evi’nin açılışı dolayısıyla Londra Kürt Film Festivali Organizasyonu tarafından ilk gün dolayısı ile film gösterimi, müzik, oyun ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi.

  • Bir tutsağın yaşamına dair “21 Yıl 4 Ay”

    Bir tutsağın yaşamına dair “21 Yıl 4 Ay”

    Kürt siyasetçi Ali Poyraz, cezaevinde kaleme aldığı günlüklerini “21 Yıl 4 Ay” kitabını toplumla buluşturdu.

    Avrupa’da Kürt siyasal çalışmaları içinde yer alan Ali Poyraz’ın “21 Yıl 4 Ay” kitabı yakın tarihe not düşerken, aynı zamanda yakın tarihin de özeti durumunda.  Günlük tutmanın bile yasaklandığı, hatta zaman zaman kağıt bulmanın bile imkansız olduğu zamanlarda dayak, işkence ve hücre cezasına rağmen koruduğu günlüğünü sayfalarını Poyraz kitaplaştırarak okuyuculara sundu.

    Londra Kürt Toplum Merkezinde kitlesel katılım ile düzenlenen etkinlikte Poyraz, kitabın yazılış sürecini, o yıllara dair yaşanan gerçeklikleri ve Türk devletinin halen değişmeyen kirli ve işkenceci zihniyeni de anlattı. Ali Poyraz ayrıca kitabın Amed’de bulunan bir yayın evi tarafından basıma hazırlanmasının anlam ve önemine de dikkat çekti.

    Poyraz etkinlikte yaptığı konuşmada “Kitap özellikle o süreçte tutsak tüm arkadaşların yaşamına dair kesitleri içeriyor, şehidlerimizden de bahs ediyor özellikle bir belgesel niteliği de taşımaktadır. Genç arkadaşların kitaba ilgisi beni derinden etkilemiştir” ifadelerine de yer verdi.

    Etkinliğe, Yazar eski tutsak İzzet Eker’de çevirim içi bağlanarak Ali Poyraz ile O yıllara dair anılarını paylaştı. Eker, “on kitapta anlatamadığım bit tutsağın yaşam ve özlemlerini heval Ali bir kitaba sığdırmayı başardı, 21 Yıl 4 Ay kitabı dönemin belgesel niteliğini taşımaktadır, heval Ali her zaman bizler için önümüze ışık tutan bir yoldaşımız olmuştur. Kitabı özellikle araştırmacıların ve gençlerin tekrar tekrar okumasını tavsiye ederim.” Dedi.

    28 Kasım 1994 yılında başlayan günlük tam 21 yıl 4 aylık tutsaklığın ardından 12 Temmuz 2002 yılında sona eriyor. Günlük sona erse de Poyraz’ın politik mücadele hayatı kaldığı yerden devam ediyor.

  • İngiltere’de 40 yaş altına AstraZeneca yerine alternatif aşılar tavsiye edildi

    İngiltere’de 40 yaş altına AstraZeneca yerine alternatif aşılar tavsiye edildi

    İngiltere’de 40 yaş altı kişilere Oxford/AstraZeneca yerine alternatif aşılar tavsiye edildi. Aşı tavsiye kurulu, 40 yaş altına Pfizer/BioNTech veya Moderna’nın önerilmesi kararı aldı.

    İngiltere’de Oxford/AstraZeneca aşısı ve nadir görülen kanda pıhtılaşma vakaları arasındaki bağa yönelik artan kanıtlar üzerine 40 yaş altı kişilere, ülkede acil kullanım onayı alan başka aşıların alternatif olarak sunulması tavsiye edildi. Kan pıhtılaşması vakalarını inceleyen Ortak Aşılama ve Bağışıklama Komitesi (JCVI), 40 yaş altına AstraZeneca aşısı yerine Pfizer/BioNTech veya Moderna’nın yapılması tavsiyesinde bulundu.

    JCVI Başkanı Wei Shen Lim, “Altta yatan sağlık sorunları olmayan 18-39 yaş arası yetişkinler için Oxford/AstraZeneca aşısına başka alternatifler sunulmasını öneriyoruz” dedi.

    ‘BİNLERCE İNSAN KURTULDU’

    İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurulu’ndan (MHRA) June Raine, AstraZeneca şirketi ile Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşının ‘faydalarının risklerinden daha fazla olduğunu’ vurguladı. Hükümetin sağlık konularındaki başdanışman yardımcısı Prof. Jonathan Van-Tam da, AstraZeneca aşısının ‘binlerce insanın kurtarılmasına katkı sağladığını’ belirtti.

    Geçtiğimiz ay, İngiltere’nin ilaç denetleme ve onaylama kurumu MHRA, 30 yaş altındakilere kan pıhtılaşmasına yol açtığı gerekçesiyle Oxford/AstraZeneca yerine başka aşıların yapılacağını duyurmuştu. MHRA’in verilerine göre, 28.5 milyon doz AstraZeneca aşısı yapılan ülkede 242 kanda pıhtılaşma vakası kaydedildi.

  • İlticası işkenceye dönüştü

    İlticası işkenceye dönüştü

    Kıbrıs Cumhuriyeti’ne 11 yıl önce siyasi iltica talebinde bulunan Kürt siyasetçi Kamil Akalın’ın iltica süreci adeta işkenceye dönüştü. Ciddi sağlık sorunları olan Akalın, bu işkenceye artık son verilmesini istiyor.

    Kürt legal partileri HADEP, DEHAP ve DTP’de siyasal çalışmalar yürüten ve defalarca gözaltına alınarak işkence gören Kürt siyasetçi Kamil Akalın, can güvenliği kalmayınca 2010 yılında Kıbrıs’a siyasi iltica talebinde bulundu. Kürt siyasetinde tanınan ve bir dönem cezaevinde tutuklu kalan Kamil Akalın’ın iltica talebi üzerinden yaklaşık 11 yıl geçmiş olmasına rağmen sonuçlandırılmayarak adeta bir işkenceye dönüşmüş durumda.
    Adana’da yasarken Kürt siyasal hareketi ile tanışan Akalın, Çukurova bölgesinde kapatılan Halkın Emek Partisi’nde (HEP) 1990 yılında aktif siyasi çalışmalarda bulundu. HEP Türk devleti tarafından kapatılınca Akalın’da siyasi çalışmalarını bu defa Demokrasi Partisi’nde sürdürdü. Ancak DEP’te bir süre sonra Türk devleti tarafından kapatılınca Akalın, bu defa da DEP’in devamı şeklinde kurulan Halkın Demokrasi Partisi’nde (HADEP) çalışma yürütmeye başladı.

    Bu dönemlerde defalarca gözaltına alınarak işkence gören Akalın, 1995 yılında Türk devleti tarafından ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklanarak Adana Kürkçüler Cezaevi’ne konuldu.
    Akalın, 1998 yılında şartlı tahliye edilince siyasi çalışmalarına ara vermeden bu defa HADEP Adana İl Örgütü’nde yer aldı. Akalın, üzerindeki devlet baskısı bu dönemde de bitmedi ve birçok defa gözaltına alınarak işkenceden geçirildi.

    Romanya Türkiye’ye teslim etti

    Kürt siyasetçi Kamil Akalın
    Kürt siyasetçi Kamil Akalın

    “Tüm bu baskılara rağmen direndim ve siyasal çizgimden taviz vermedim” diyen Akalın, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tutsak edildiği dönemde Türk devletinin estirdiği terörden de nasibini alıyor.  Bu dönemde Newroz etkinliği ve demokratik siyasal eylemlerinden dolayı hakkında tutuklama kararı verilince  Kamil Akalın, önce saklanıyor ve daha sonra kaçak bir şekilde Romanya’ya geçiyor. Romanya Kürt Kültür Derneği’nde çalışmalar yürüten Akalın, bu defa da Romanya devleti tarafından Türk devletinin talebi doğrultusunda Akalın ile birlikte 5 kişi Türkiye’ye teslim edildi. Türk devletine teslim edilen Akalın, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nde bir hafta boyunca, ‘Askı’, ‘Tazyikli su’ gibi bilinen tüm işkence biçimlerine maruz kaldı. Gözaltına kaybedilmek istenen ve ölüm tehditleri alan Akalın ve arkadaşları İnsan Hakları Derneği’nin girişimleri sonucunda gözaltında oldukları kabul edilerek yaklaşık 10 gün sonra mahkemeye çıkarıldı ve ardından da tutuklanarak Tekirdağ Cezaevi’ne gönderildi.

    Baskınlar, şiddet, darp durmadı
    Kamil Akalın, bu süreci anlatırken, Romanya devletinin kendilerini ‘göz göre göre’ ölüme gönderdiklerini söyledi. Tekirdağ Cezaevi’nde yaklaşık bir yıl kaldıktan sonra tahliye edilen Akalın, siyasal çalışmalarını kaldığı yerden devam etti. Akalın, bu defa çalışmalarını HADEP’in kapatılmasının ardından kurulan Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Adana İl Örgütleri’nde sürdürmeye başladı. Akalın üzerindeki baskılar daha da şiddetlenerek bu defa  Polis ve Özel Harekat Timleri Adana’daki evlerine baskınlar düzenlenerek ailesi ve çocukları üzerinde baskı ve şiddet uygulamaya başladı.
    Bu dönemde yoğun bir baskıya maruz kaldıklarını anlatan Akalın, “Türk devleti artık baskı ve şiddeti benimle sınırlı tutmadı. Sırf ‘işkence’ olsun diye evimiz basılıyor ailem ve çocuklarım darp edilerek tehdit ediliyordu. Türk devletinin amacı inançlarımızdan ve mücadele etmekten vazgeçmemizi istiyordu. Bunu kabul etmediğimi bildikleri için artık sistematik bir işkence uygular gibi baskılarını yoğunlaştırdı” dedi.

    Yargısız infaz tehdidi
    Akalın hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘örgüt üyesi’ olduğu iddiasıyla açılan dava, 2009 yılında sonuçlandı ve 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karara itiraz edildi, dosya Yargıtay’a gitti, Akalın bu defa da polisin ölüm tehditleri ile karşı karşıya kaldı. Hakkında verilen hapis cezası Yargıtay tarafından da onanınca Akalın, sokak ortasında infaz edilme tehlikesi ve tutuklanma kararından dolayı bir kez daha kaçak yollarla Türkiye’den çıktı.

    Kıbrıs 5 yıl sonra reddetti
    Nisan 2010 yılında Kıbrıs’ta siyasi iltica talebinde bulunan Akalın’ın hikayesi burada bitmiyor. Akalın’ın Kıbrıs’ta yaptığı siyasi iltica talebi ise  10 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen halen sonuçlandırılmamış. Kıbrıs Göçmenlik Ofisi’ne 2010 yılında siyasi iltica talebinde bulunan Kürt siyasetçi Akalın, bu sürecin artık bir ‘iltica işkencesi’ne dönüştüğünü vurguladı.
    Kıbrıs’ta yaptığı başvurudan tam bir buçuk yıl sonra ifade vermesi için Göçmenlik Ofisi’ne çağrıldığını anlatan Akalın, “Siyasi kimliğini, işkence, gözaltı, baskı ve yaşadığım tehditleri tüm belgeleri ile sundum ve anlattım. Benim açımdan zordu.  Çünkü ben karşılıksız bu mücadeleye inandım. İltica sürecinde bunları anlatmak zorunda idim. İfadem alındıktan sonra ‘Size kararımızı ileteceğiz’ dediler. Tabi aylar yıllar geçti bir karar iletilmedi. Tam beş yıl boyunca defalarca ‘karar verin’ diye sunduğum dilekçelere bir yanın verilmedi ve beş yıl sonra bana iltica talebimin red edildiğini bildirdiler” dedi.

    İşkence burada da devam ediyor
    Beş yıl sonra gelen olumsuz kararın bile başlı başına insan haklarına ve evrensel hukuka aykırı olduğunu ifade eden Akalın, “Bunun üzerine itiraz hakkını kullandığımı ve yeni delil ve belgeler sundum. İnsan hakları örgütleri benimle ilgili yazdıkları referans mektuplarını da kendilerine ilettim. Bana yeniden dosyayı gözden geçirip karar vereceklerini söylediler. Ancak aradan bir 5 yıl daha geçti. Yaptığımız tüm başvuru ve itirazlarımıza ragmen hala bir sonuç yok. İşte bu 10 yıldır yaşadığım başka bir işkencedir. Türk devletinin işkencesi bitti 10 yıldır iltica işkencesi yaşıyorum” dedi.

    10 yıldır Kürt Kültür Derneği’nde
    Kürt bir siyasetçi olduğunu ve aslında yaşadıklarının tümünü bile anlatmadığını söyleyen Akalın, “Burası Türk devletinin işgali ile karşılaşmış bir Ada devleti. Ancak Türk devletinin işgalci ve işkenceci tutumunu en iyi bilen bir devlet maalesef  burada beni Ada işkencesine tutuyor. Aslında ilginç olan şey ben bugüne kadar bakanlarla, milletvekilleri ile Kürtler adına diplomasi görüşmelerinde bulundum. Halen 10 yıldır Kürt Kültür Derneği’nde aktif çalışma yürütüyorum. Birey olarak bugüne kadar bir talebim olmadı ama artık bu bir işkencedir. Oturum alamadığım için cezaevinden ve işkencelerden dolayı oluşan sağlık sorumlarım var. Bu ülkede bir defa kalp krizi geçirdim ve tedavi gördüm. Yine hiç bir sosyal haktan yararlanamıyorum. Bu adanın sınırları dışına çıkamıyorum. Çalışma ve eğitim hakkım yok. Eşimi ve çocuklarımı göremiyorum ve getirtemiyorum. Bu işkence değildir de nedir” diye sordu.
    Kürt Toplum Merkezi’nde halen aktif çalışmalarda yer alan Akalın, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin psikolojik bir işkenceye dönüşen iltica talebini sonuçlandırmasını talep etti.