Category: slıder

  • Londra’da Binlerce Kişi Efrin İçin Yürüdü

    Londra’da Binlerce Kişi Efrin İçin Yürüdü

    Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Dünyanın birçok merkezinde olduğu gibi başkent Londra’da da büyük bir yürüyüş düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı eylem Oxford Circus’ta bulunan BBC televizyonu önünde başlayıp Downing Street’te bulunan başbakanlık konutu önünde sona erdi.

     

    Dün (Cumartesi) Londra’nın Oxford Circus yakınında bulunan BBC televizyonu binası önünde başlayıp Downing Street’ta tamamlanan yürüyüşe 10 bine yakın kişi katıldı. Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Daymer ve Gikder’in de aralarında bulunduğu Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenlerinin bir araya gelerek oluşturduğu platformun organize ettiği yürüyüşe çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasetçi katıldı. Avrupa’nın en büyük savaş karşıtı sivil toplum örgütü olan ve daha önce Filistin için yaptığı eylemlerde 100 bin insanı bir araya getiren Stop The War Coalition da eyleme katılarak destek verdi.

    Kurumlar kendi bayrakları ve hazırladıkları pankartlarla eyleme katılırken YPG ve YPJ bayrakları çoğunluktaydı. BBC televizyonu binası önünde toplanan kitle yürüyüş öncesi mini bir miting gerçekleştirdi. Eyleme destek veren çok sayıda kurum temsilcisi birer kısa konuşma yaptı. İlk konuşmayı Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Evrim Yılmaz yaptı. Yılmaz konuşmasında Kobane ruhuyla Efrin’e sahip çıkmanın insani bir sorumluluk olduğunu ve bu konuda seferberlik ruhuyla sürece cevap olmanın önemi dikkat çekti.

    https://youtu.be/xrV3rSt54kU

    Eylemde yapılan konuşmalardan satırbaşları:

    ‘Türk devletinin saldırıları sivil ölümlere neden oluyor’

    İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn gönderdiği yazılı mesaj: (Milletvekili Dan Cordon tarafından okundu): ‘‘Kürt halkı ile dayanışma duygularımı gönderiyorum. Şuan Suriye’de acil ihtiyaç olan şey bir ateşkestir. Bu aşamadan sonra sorunların diyalogla siyasi yöntemlerle çözülmesi gerekmektedir. Yeni bir çatışma sadece ölümü artıracaktır ve çözüme bir katkı sunmayacaktır. Dış güçlerin müdahalesi Suriye’ya daha fazla yıkımdan başka birşey getirmeyecektir.  Türk devletinin Efrin’e müdahalesi şuan halihazırda sivillerin ölümüne neden olmaktadır, bunların içinde Suriye’nin diğer bölgelerinden savaştan kaçıp oraya Efrin’e göç edenler var. Birleşik Krallık hükümeti Suriye’ye yönelik dış müdahalenin durdurulmasında etkisiz kalmıştır.’’

    ‘Türk devletine silah satışı durdurulmalı’

    Ulusal Eğitim Sendikası eşbaşkanı Louise Regon: ‘‘Efrin’e yönelik saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Biz sendikacıların bir sorumluluğu da şuan Efrin halkıyla dayanışmaktır. Biz sendika olarak Birleşik krallık hükümetine Türk devletinin saldırılarını durdurması için yazılı talepte bulunduk, talepte ayrıca Türk devletine silah satışının da acilen durdurulmasını istedik.’’

    Ulusal Sendika Temsilcileri Ağı başkanı Rob Williams: ‘‘Diktatör Erdoğan öncülüğündeki Efrin’de Kürt halkına karşı uygulanan faşist devlet terörüne karşı şuan sizin yanınızda olmak onur verici. Boris Johnson’un Türk devletine destek açıklamaları utanç verici.’’

    ‘Saldırılar devam ederse barış uzak olur’

    İşçi Parti Milletvekili Dan Cordon: Bölgede barış için savaşanların hep yanındayız. Biz bölgenin barışa kavuşmasını istiyoruz. Ama Türk devleti gibi ülkelerinin istedikleri zaman bir yeri işgal etme girişimleri devam ederse bu barışın gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. İşçi Parti’nin Kürt halkıyla dayanışması devam edecektir.

    Dayanışma Ekonomisi Derneği başkanı Cold Massey: Biz iki senedir Rojava’daki kooperatiflerle dayanışma içindeyiz. Bu işgal sadırılarına karşı tüm kesimlerin olduğu gibi Birleşik Krallık’taki kooperatiflerin de karşı durması ve sesini yükseltmesi çok önemli.

    ‘Gerçek terörist Türk devletidir’

    Sosyalist İşçi Partisin yöneticisi Charlie Kim: Partimin sizinle dayanışma içinde olduğunu, sizlerle beraber olduğunu söylemek istiyorum. Gerçeklerin ortaya çıkma zamanıdır. Asıl Türk devletinin gerçek terörist olduğunu tüm dünyaya göstermemiz gerekiyor. Erdoğan’ın elleri kanlıdır, ve Birleşik Krallık hükümeti de silah satarak bu cinayetlere ortaktır. Efrin halkıyla dayanışmak, Kürt halkı için adalet talep etmek hepimizin sorumluluğu.

    Sosyalist Parti sözcüsü Paula Mitchell: Türk devletinin barbar saldırılarına karşı bugün Kürt halkıyla, Efrin halkıyla dayanışma içinde olmak bizim için onur verici. Kürt halkı barbar Daiş’e karşı kahramanca mücadele etti, ve şimdi ABD ve diğer koalisyon güçleri Türk devletinin işgal girişime seyirci kalmaktadır. Sosyalist ve demokratik bir Ortadoğu için Kürt halkıyla dayanışmamız sonuna kadar devam edecektir.

    ‘Efrin Erdoğan rejiminin sonu olacaktır’

    Akademisyen Doktor Thomas J. Milley: ‘‘Şuan Ortadoğu’da demokrasi, özgürlük ve birlikte yaşam için mücadele veren tek güç olan Kürt halkına böylesi bir saldırı kabul edilemez. Erdoğan kendisini neyin beklediğinin farkında değil. Efrin onun rejiminin sonu olacaktır. Kürt halkı direnmeye devam ediecektir ve tüm dünyaya nasıl direnilmesi gerektiğini bir kez daha öğretecektir.’’

    Efrin halkı ile dayanışma platformu adına Britanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil: ‘‘Bugün Efrin’de Kürt, Ermeni, Ezidi, Alevi mazlum halkların çocuklarını katleden Erdoğan ve çevresindekiler 15 Temmuz’da Türk askerinin boğazını kesenlerdir. Erdoğan kendi halkına büyük yalan söylüyor, bu bir vatan savunması değildir. Şuan Erdoğan İşid, El kaide, El Nusara ve ÖSO ile iş tutuyor. Zaman mazlumun yanında olma zamanıdır, zaman zaman mazlumlarımın biraraya gelme zamanıdır.’’

    Eylemde ayrıca PYD Britanya temsilcisi Ehmed Muslim, Britanya Kürt Halk Meclisi EŞbaşkanı Evrim Yılmaz, Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins birer konuşma yaptılar.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle yürüyüşe geçti. Yaklaşık iki saat süren yürüyüşten sonra Downing Street’te bulunan başbakanlık binası önünde toplanan kitle ana caddeyi trafiğe kapatarak eyleme devam etti. Eylem devam ederken Efrin’e yönelik saldırılarla ilgili geniş bir dosya Başbakanlığa sunuldu.

    Ulusal Eğitim Sendikası eşbaşkanı Louise Regon
    Ulusal Sendika Temsilcileri Ağı başkanı Rob Williams
    İşçi Parti Milletvekili Dan Cordon
    Sosyalist İşçi Partisin yöneticisi Charlie Kim
    Akademisyen Doktor Thomas J. Milley
    Britanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil

  • Londra Büyük Efrin Buluşmasına Hazırlanıyor

    Londra Büyük Efrin Buluşmasına Hazırlanıyor

    Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Efrin ile dayanışma günü ilan edilen 27 Ocak Cumartesi günü tüm dünyada olduğu gibi başkent Londra’da da büyük bir eylem düzenlenecek.

     

    27 Ocak Cumartesi günü Londra’nın Oxford Circus yakınında bulunan BBC televizyonu binası önünde başlayıp Downing Street’ta tamamlanacak yürüyüşe binlerce kişinin katılması bekleniyor. Kürt Halk Meclisi, Britanya Alevi Federasyonu, Daymer ve Gikder’in de aralarında bulunduğu Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenlerinin organize edeceği yürüyüş için hazırlıklar devam ediyor. Avrupa’nın en büyük savaş karşıtı sivil toplum örgütü olan ve daha önce Filistin için yaptığı eylemlerde 100 bin insanı bir araya getiren Stop The War Coalition da eyleme katılım çağrısı yaptı.

    Cumartesi günü saat 1’de başlayacak eyleme çok sayıda milletvekili ve siyasetçinin de katılması bekleniyor. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından yapılan açıklamada, işgal girişimine karşı Efrin halkıyla dayanışmak için Cumartesi günü yapılacak büyük yürüyüşe katılım çağrısı yaptı. Altında 25 kurumun imzası alan çağrıda şunlar belirtildi;

    ‘‘İşgal, katliam ve yargısız infazlarla anılan Kürdistan coğrafyası, faşist TC’nin Efrîn işgali girişimiyle yeni bir boyut kazanmaktadır. Havadan, karadan devşirme çetelerle birlikte giriştiği işgal, direnen Efrîn halkının kazanımlarıyla devam etmektedir. Özellikle yoğun uçak bombardımanına tutulan bölgede bir çok sivilin katledildiği söz konusudur.

    İngiltere’de yaşayan demokrasi güçleri olarak; Efrîn direnişini sahiplenmek, yerli kitleler içerisinde kamuoyu oluşturmak ve Kobane ruhuyla direnişi büyütmek bir görevdir. Efrî’i Sahiplenme Platformu olarak; tüm yerli ve göçmen demokratik güçleri ve ilerici güçleri direnen Efrîn halkıyla dayanışmaya, işgale karşı mücadeleyi büyütmeye, Türk devletini ve faşist çeteleri destekleyen İngiliz hükümetini kınamaya çağırıyoruz.’’

    ‘Boris Johnson’un açıklaması utanç verici’

    Dünyanın en büyük savaş karşıtı organizasyon olarak kabul edilen Londra merkezli çalışmalarını yürüten Stop The War Coalition da yayınladığı açıklamayla yürüyüşe katılım çağrısı yaptı. Açıklamada Birleşik Krallık’ın Tğrk devletine yaptığı destek açıklamasının utanç verici olduğu ifade edildi. ‘‘Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Türk devletinin Kürtlere saldırısını destekleyerek utanç verici bir açıklama yayınladı. Birleşik Krallık silah ticareti ve ekonomik çıkarlarını insan haklarının önüne koymuştur. Türklerin ve bir elit Britanyalı tarafından savaş mağduru olan Kürtler ile dayanışmak için Cumartesi günü yapılacak eyleme katılalım.’’

    Yürüyüş detayları:

    Tarih: 27 Ocak 2018

    Saat: 13:00

    Yer: BBC binasının önü (Portland Place London W1A 1AA)

    Not: En yakın Tren istasyonu: Oxford Circus (Victoria, Central ve Bakerloo hattı)

    Organize: Efrin’i Sahiplenme Platformu

    Britanya Demokratik Kurt halk meclisi-

    Britanya Alevi Federasyonu-BAF

    Day-Mer

    Gik-Der

    HDK-İngiltere

    Roj Kadin Meclisi,

    Taybet Ana Croydon Kadin Meclisi,

    Özgür Roni Gençlik meclisi,

    Kongreya Star,

    PYD,

    PJAK,

    YÇKM yüz çiçek açsın kültür merkezi.

    Koçgirililer derneği

    Alxas der

    Elkom der.

    Kürecikler der

    Kaşanlılar der

    Dersim der

    Kırkısraklar der

    Demircilikler der

    Paz der

    Bozca-der

    Tilkililer der

    Tohum kültür merkezi

  • Londra’da ‘Afrin Erdoğan’a Mezar Olacak’ Sloganları

    Londra’da ‘Afrin Erdoğan’a Mezar Olacak’ Sloganları

    Türk devletinin Afrin’e yönelik işgal girişimleri ve saldırıları Londra’da protesto edildi. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği önünde öğlen saatlerinde yapılan protestoya Kürdistan’nın dört parçasından yüzlerce Kürt ve dostları katıldı.

     

    Türk devletinin Kürt halkına dönük düşmanca politikaları ve Afrin’e yönelik işgal girişimleri başkent Londra’da yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. TC Londra Büyükelçiliği önünde yapılan eylemde açılan YPG ve YPJ bayraklarının yanında eyleme katılan ABD’li ve Britanyalı Kürt dostları ABD ve Birleşik Krallık bayrakları ile eyleme katıldılar. Eyleme Unite sendikası yöneticisi Simon Dubbins, İnsan hakları savunucusu hukukçu Margaret Owen, Akademisyen Rahila Gupta ile beraber çok sayıda Kürt dostu ve kurum katılarak Türk devletinin işgal girişimlerini protesto ettiler.

    Sık sık ‘Afrin Erdoğan’a mezar olacak’, ‘TC Kürdistan’dan defol’, ‘Yaşasın YPG, YPJ’ gibi sloganlar atılırken, üzerinde İngilizce olarak ‘TC Afrin’den çek ellerini’, ‘Türk devleti saldırılarına son ver’ yazılı pankartlar açıldı.

    Erdoğan ateş ile oynuyor!

    Eylemde yapılan konuşmalarda Erdoğan’ın ateş ile oynadığı ve olası işgal girişiminin büyük bir savaşa evirileceği ve bunun bölgedeki tüm halklara kandan başka birşey getirmeyeceği ifade edildi.

  • Ülkeler Arası Bilgi Paylaşımları Başladı

    Ülkeler Arası Bilgi Paylaşımları Başladı

    Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bilgi paylaşımı sözleşmesi yürürlüğe girdi ve ilk paylaşımlar 2018 yılının ilk günlerinde maliye yetkilileri ve bankalar arasında gerçekleşti.

     

    Konunun önemini paylaşımlar sonrası idrak etmeye başlayan Avrupa’da yaşayan Türkiyeli vatandaşlar; panik yaşamaya başladı ve ne yapacaklarını bilmeden yetkili kişilerden bilgi almaya çalışıyorlar. Biz de konu hakkında finans konusunda yıllardır uzmanlaşmış bir kurum olan Ulus Group yetkilisi Haydar Ülüş’ten bilgi almaya çalıştık. Ülüş, konu ile ilgili özellikle İngiltere merkezli HSBC Bank’tan müşterilerine mektuplar gittiğini anlattı. Telaşa kapılmış onlarca müşterisinin de kendisini arayarak bilgi almaya çalıştığını dile getiren Ülüş, “Yıllardır dilimizde tüy bitti, insanlarımıza anlatamadık. Bu ülkenin vergi sistemi şeffaflığı talep ediyor. Bu şeffaflık yerine getirilmediği taktirde ağır yaptırımlar ve cezalar öngörüyor. Şimdi artık bu aşamaya gelinmiş durumda. Önerimiz insanların biran evvel bilgili ve tecrübeli muhasebeciler ile çalışmaları” dedi.

    Hem Yardımlar Kesilecek Hem de Ceza Kesilecek!

    Avrupa’da yerleşik olup doğdukları ülkelerde yatırımlar yapan ve bu yatırımları yerleşik oldukları ülkelerin maliyesine bildirmeden yardım alan her kişiyi yakından ilgilendiren bu konu, 2018 yılının gündemini işgal edeceğe benziyor. 2015 yılında 106 ülke arasında imzalanan anlaşma gereği mal beyanı yapılmasını gönüllük çerçevesinden çıkarıp zorunluluk çerçevesine sokan anlaşma 1 Ocak 2018 itibariyle hayata geçirilmeye başladı. Daha önce mal beyanını mahkeme aracılığıyla yetkili birimlere aktaran ülkelerin maliye yetkilileri, şu anda istedikleri zaman istedikleri bilgiyi 2018 yılında 106 ülke arasında imzalanan anlaşma gereği maliye yetkililerinden talep edebilecek.

    Bu anlaşmaya göre; Britanya’da ve Avrupa’da yaşayan bir kişinin Türkiye’de hesabı varsa, varlığı varsa yerleşik olduğu ülkenin maliyesiyle bu bilgiyi paylaşma zorunluluğu var.

    “Türkiye Uyguladığı Kararları Akıllıca Alıyor”

    Bu bilgi paylaşımının bugün gündeme gelmesinin nedenini sorduğumuz Haydar Ülüş, Uluslararası terörizme karşı finans kaynaklarını durdurmak ve engellemek başlığı altında böyle bir sözleşmeye imza atıldığına dikkat çekti. Türkiye’nin bu bilgi paylaşımı anlaşmasının altına imza atma nedenlerinin sorgulanması gerektiğine de dikkat çeken Ülüş, alınan siyasi kararların çok akıllıca alındığını ve ötekileştirilmeye çalışılan bir milletin varlığını tehdit eder bir sistem uygulanmaya çalışıldığına işaret etti. Son 10 yıldır bu çalışmanın alt yapısının oluşturulmaya çalışıldığının bilgisini veren Ülüş, “Bu yılın ilk günlerinde bu çalışma yaşama geçmeye başladı. Özellikle İngiltere merkezli çalışan HSBC’den müşterilerimize mektuplar gelmeye başladı. Elinde mektuplar kapımızı aşındıran müşterilerimizin işlemlerini en ince ayrıntısına kadar inceleyip formlarını dolduruyoruz. Gereken makamlara; müşterilerimizin bir suç işlemediğini, bilgi eksikliğinden kaynaklı böyle bir durum yaşadıklarını anlatıyoruz. İngiltere Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelirler ve Gümrük Departmanı (HMRC) verdiğimiz bilgilerin doğruluğunu inceliyor ve gereğini yapıyor” dedi.

    Yalan Beyanda Bulunuyorsanız Suç İşliyorsunuz!

    Bu durumun sadece Türkiyelileri kapsamadığının da altını çizen Haydar Ülüş, “Britanya’da yaşayan herkes için geçerli bu durum. Hindistanlılar, siyahiler, Türkiyeliler bu gibi milletlerin kendi ülkelerinde yatırımları var. Britanya’da yaşayıp Britanya’da vergi mükellefi iseniz ve yurt dışında kaynaklarınız ve gelirleriniz var ise bunları yerleşik olduğunuz ülkelerdeki vergi birimlerine bildirmeniz gerekiyor. Örnek verirsek; sosyal yardım veya emeklilik maaşı, patent haklarından para aldınız mı? Veya şahıslardan para mı aldınız, başka ülkede para kaynağınız var mı? Hesaplarınız arası faiz kazançlarına kadar; sizin diğer kira gelirleriniz dahi varsa bunları bildirmeniz gerekiyor.

    Siz bu bölümü doldurmazsanız yalan beyanda bulunuyorsunuz. Suç işlemiş oluyorsunuz. Birçok insan bu suçu işledi ve bu suçun içinde. Önemli olan bunun farkına varılması ve gereken bildirimleri uygun zaman diliminde yetkili birimler ile paylaşmak. Aksi taktirde mevcut yardımlarınızın kesilmesinin yanında geçmiş 6 yıl hatta 10 yıla kadar vergi incelemesine tabi tutulabiliyorsunuz ve vergi cezasının yanında caydırıcı ve örnek oluşturması açısından ciddi cezalarla da karşı karşıya kalabilirsiniz” diyerek durumun ciddiyetinin farkına varılması gerektiğini anlattı.

    Haydar Ulus

    Formların Amacı

    Özellikle son dönemlerde, bankalar tarafından mevduat sahiplerinden istenen; hangi ülkede mukim yani yerleşik olduğumuz, hangi ülke veya ülkelerde vergilendirildiğimiz, vergi numaralarımız ve diğer adres vs. gibi soruları içeren formların esas gayesi, bilgi paylaşımı altyapısının oluşturulmasına yöneliktir.

    Aslında, devletler arasında zaten yürürlükte olan “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları” bu paylaşıma imkan tanıyordu. Ancak, sadece özellikli durumları veya talep edilmesi durumunda bu bilgi paylaşımına izin veren uygulama yetersiz kaldığı gerekçesi ile, CRS sistemi uygulamaya geçirildi. Bu sistem, tüm bilgilerin dönemsel olarak ve düzenli bir şekilde, talep edilmeksizin paylaşılmasını zorunlu kılıyor.

    Bilgi Paylaşımı Nedir?

    Dünya üzerinde sermaye ya da para hareketleri, çeşitli faktörlerin etkisi ile sürekli hareket halinde. Düşük vergi oranları, yüksek faizler, bilgilerin gizliliği, güvenlik gibi faktörler paranın hareketlerini belirleyen en önemli unsurlar. Devletler vergi gelirlerini kontrol altında tutmak, vergi kayıplarını önlemek ve en önemlisi de terör bağlantılı ekonomik girdi çıktıların kontrolünü sağlamak amacıyla kendilerince önlemler almaya başladılar. Bu önlemler devletlerin gerçekleştirdiği G20 zirvesi görüşmelerinde gündemi oluşturan önemli maddelerden biriydi.

    Ülkelerarası yapılan antlaşmalar çerçevesinde yürürlükte olan ve birçok ülkenin de taraf olduğu önemli 2 anlaşma mevcut. Bu antlaşmaların biri; ABD tarafından hazırlanan ve tüm ülkelere imzalatılmış olan FATCA (Foreign Account Tax Compliance Act) anlaşmasıdır. Bu anlaşma sayesinde Amerika Birleşik Devletleri, vatandaşlarının tüm dünyadaki gelir ve gelir kaynaklarını izleyebiliyor. Diğer anlaşma ise OECD tarafından hazırlanan ve hem Avrupa Birliği ülkelerini, hem de OECD ülkelerini kapsayan “Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi”dir. Türkiye’nin her iki anlaşmada da imzası bulunuyor.

    Özellikle, OECD tarafından hazırlanan anlaşmanın, Otomatik Bilgi Değişimi (OBD) ya da CRS (Common Reporting Standart) olarak bilinen bölümünün hayata geçirilmesi 2018 itibariyle başladı.

    CRS sistemi, özü itibariyle; üye her devletin, kendi bünyesinde yer alan banka ve finansal kuruluşlarından bilgileri toplayıp, bu bilgileri diğer üye devletlerin maliye sistemlerine bildirmesi esasına dayanıyor.

    CRS sistemine dahil olan ülkelerin sayısı bugün 106 ülkeye ulaşmış durumda.

    Paylaşımlar Neye Göre Yapılıyor?

    Burada önemli bir nokta; bilgi paylaşımı, vatandaşlık esasına göre değil, yerleşik olma esasına göre yapılıyor. Yani örneğin; Almanya’da yerleşik olan bir Türk vatandaşının, İngiltere’de bulunan banka mevduat bilgisi, İngiltere devleti tarafından Almanya Maliye sistemi ile paylaşılacak. Türkiye’ye herhangi bir bildirimde bulunulmayacak.

    Karşılıklı paylaşılacak olan bilgiler ise; isim ve adres bilgileri, vergi yükümlülüğünde yerleşik olduğu ülke, vergi numarası, doğum yeri ve tarihi, hesap numarası, hesap bakiyesi/değeri, hesaba yapılan ödemeler ve hareketler.

    OECD ülkeleri arasında imzalanan bu anlaşma, sadece Bilgi Paylaşımı ile sınırlı değildir. Aynı zamanda, ülkeler arası eş zamanlı vergi incelemeleri, yurtdışında vergi incelemeleri, tahsilat ve tebligat konularında da birtakım iş birlikleri sağlıyor.

  • Londra’da ‘Maraş’tan Roboski’ye; Unutmadık, Unutulmayacağız’ Paneli

    Londra’da ‘Maraş’tan Roboski’ye; Unutmadık, Unutulmayacağız’ Paneli

    Roboski Katliamı’nın 6’ıncı yılı ve Maraş Katliamı’nın 41’inci dolayısıyla Londra’da bulunun Kürt Toplum Merkezi’nde “Maraş’tan Roboski’ye Unutmadık, Unutturmayacağız!” başlıklı panel düzenlendi.

     

    Türk Devleti’nin Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünü bombalaması sonucu 34 genç yaşamını yitirmişti. Katliam davasına ilişkin herhangi bir gelişme olmazken, Kürtler ve dostları katliamın 6’yılında yaşamını yitirenleri kimi etkinliklerle andı. Londra’da ise bu bağlamda “Maraş’tan Roboski’ye Unutmadık, Unutturmayacağız!” başlıklı bir panel düzenlendi.

    Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan panele Kürt siyasetçi Faysal Sarıyıldız, akademisyen Aziz Tunç telekonferans ile katılırken, HPD Milletvekilleri Müslüm Doğan ve Erdal Ataş ise halkla bir araya geldi. Panelin moderatörlüğünü sanatçı Ali Sizer Yaptı.

    ‘Katliamlar krizlerin derinleştiği dönemlerde yapılıyor’

    Yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra konuşmalara geçildi. Panelde ilk olarak söz alan Faysal Sarıyıldız, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin katliamlar tarihi olduğunu belirterek, “Bu katliamların Türk Sünni kimliğini korumak amacıyla yapıldığının tanığıyız. Bu katliamların yapıldıkları dönemlere bakılırsa Türk siyasi yapısının dönemeçlerine denk geldiğini görürüz. Yani krizlerin derinleştiği dönemlerde geliyor bu katliamlar” dedi. Ulus devlet anlayışının tüm farklılıkları biat etmeye zorladığının altını çizen Sarıyıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Kürtler ve Aleviler yok olmamak için Cumhuriyet tarihinden beri direniş halinde oldular. Direniş halinde oldukları için sürekli katledildiler. Bu anlamda cumhuriyet tarihi kana bulanmış, lanetli bir tarihtir.”

    Kürdistan’da son 2 yılda yaşananlara da yakından tanıklık eden Sarıyıldız, şöyle devam etti: “ 2 yılda dünyanın gözü önünde Kürdistan’da kentlerin yakılması, Kürt çocuklarının toplu halde yakılması gibi kirli katliamlar gerçekleşti. Bu da egemenlerin ne kadar zorda olduklarını gösteriyor. 1978 Maraş katliamı da bu kirli katliamlardan biriydi. Orada büyüyen Türkiye sol hareketi ve Kürt özgürlük hareketine gözdağı vermek içinn bu katliamlar yapıldı. Bu tür katliamlar onların kirli yüzünü ortaya çıkardı ve direnen halkların tepkisi, öfkesi büyüdü.”

    ‘Türk Devleti katliamlar ile kendisini korumaya çalışıyor’

    19 Aralık ile 9 Ocak arasında Türk devletinin pratikleştirdiği 4 ayrı katliamın yaşandığına dikkat çeken akademisyen Aziz Tunç, “Maraş’tan sonra cezaevlerindeki katliamlar, Roboski Katliamı ve Sakine Cansız yoldaşlarla birlikte 4 katliam gerçekleşti. Türk Devleti 1922’den beri kendisini katliamlar yaparak var etmeye çalıştı. Hala da katliamlar yaparak kendilerini korumaya çalışıyorlar. Maraş katliamı son değildi, Roboski’ de son olmadı. Bu katliamlar tesadüfen gelişmiyor” diye ifade etti. Katliamlardan bizzat devletin sorumlu olduğuna vurgu yapan Tunç, devlet deyiminin soyut olmadığını somut anlamda devlet kurumlarının bu katliamlarda ki sorumluluğuna değinerek “ Sakine Cansız yoldaşların katledilmesinde devlet kurumlarının somut olarak bunu pratikleştirdiğini gösteren video görüntülerini çok yakın zamanda izledik. Aynı durum Roboski için de geçerli” diye ifade etti.

    Katliamcılardan mutlaka hesap sorulması gerektiğini söyleyen Tunç, sözlerini şöyle sona erdirdi: “ Mevcut koşullarda devletin toplumsal dinamiklere yönelik uyguladığı baskı, HDP’lilere verilen cezalar onların gücünde değil onların kaybetme korkusundan kaynaklanıyor. Zafere en yakın olduğumuz bir dönemde yaşıyoruz. 70 ve 80’lerde bu kadar örgütlü ve direnme potansiyeli güçlü bir durumda değildik. Dolayısıyla bu açıdan bakarak sadece katliamların olmamasına izin vermemek üzerinden kendimizi sınırlamamalıyız, katliamcılardan hesap soracak bir dönemi yaşıyoruz.”

    Daha fazla acı yaşanmasın diye mücadele etmeliyiz

    Mevcut AKP iktidarının kendisine muhalif olan herkese saldırdığını dile getiren HDP Milletvekili Erdal Ataş, “ Biz tabiki tüm bu katliamları hatırlarken, acılarımızı tekrar tekrar yaşamak için değil, sürdürdüğümüz bu mücadelede bu halklar bir daha bu acıları yaşamasın diye çaba vermeliyiz” diye ifade etti.

    İnsanlar arasında yaratılmak istenen ayrımcılığın küçük bir azınlık tarafından yapılmak istendiğini vurgulayan Ataş, “Bizim coğrafyamızda tüm bu oyunlara rağmen inanç üzerinden yapılmak istenen tüm oyunlar boşa çıkarılmıştır. Ama hala katliam girişimleri de devam etmektedir” şeklinde kaydetti.

    Kürtlerin tüm katliamlara rağmen Türk devletinin imha politikalarına karşı bir arada yaşamayı savunduğunu ve bunun mücadelesini verdiğini söyleyen Ataş, “ Kürtler 70’lerde başlattıkları mücadele ile bugün ülke gerçekliğinin de herkes tarafından kabul edildiği bir pozisyona gelip, milyonlara ulaştılar. Bugün de Ortadoğu’da daha özgür bir dünya için mücadele etmeye devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    Direniş arttıkça, devlet şiddeti arttı!

    Direnenlerin gücü oranında devletin şiddeti ve baskıyı arttırdığına değinen HDP Milletvekili Müslüm Doğan, “Devlet bir şiddet organıdır, bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki egemenlik aracıdır. Egemenliğini korumak için elbetteki bu yollara başvuracaktır. 78 Maraş Katliamı’nın esas nedeni işçi sınıfının, devrimci mücadelesinin güçlendiği bir dönem yapılmış olması gerçekten manidardır. Bu devletin gözünden kaçmamıştır ve devlet eliyle bir katliam gerçekleşmiştir. Roboski’de de Kürt özgürlük mücadelesinin geldiği boyut itibariyle ortaya konan bir gözdağıdır. Açıktır ki devlet bu katliamı gerçekleştirmiştir” diye ekledi.

    HDP üzerindeki baskılara da değinen Doğan, sözlerini şöyle bitirdi: “ Demokratik siyasetin bu derece sınırlandırılması hangi ülkede görülmüştür? Arjantin’de bile, Şili’de bile bu durumla karşılaşılmadığını gösteriyor raporlar bize. HÖH gibi paramiliter yapıların oluşması söz konusu. Rejimin korkusu nedeniyle bu güçler oluşturuldu. O yüzden tüm muhalifler kendi siyasi yapılarını koruyarak, bir araya gelebilmelidir. Bugün ki AKP’nin kurduğu karanlık sisteme karşı bir araya gelerek çok şey yapılması gerektiğini hatırlatmak isteriz. Gerçekten de Türkiye’de çok zor şartlar söz konusu. Milletvekillerimize verilen cezalara baktığımızda resmen bir sömürge hukuku uygulanmaktadır. Örgütlü alanlarda, devrimci cepheyi oluşturmalıyız. Çok geniş bir demokrasi cephesine ihtiyaç var.”

    Panelde son olarak bir konuşma yapan Aktivist Arzu Pesmen, Türkiye’dede yıllardır iktidarda olan tekçi zihniyetin, kendisi dışında hiçkimseyi kabul etmediğini ve her türlü saldırıyı mubah gördüğünü belirttikten sonra, toptan saldırıya karşı topyekûn direniş olması gerektiğini ifade etti.

    Panel sinevizyon gösterimi yapıldıktan sonra sona erdi.

  • 13 Yılın Ardından Gelen Görkemli Açılış

    13 Yılın Ardından Gelen Görkemli Açılış

    On yıldan fazladır inşaatı devam eden Cemevi’nin yeni binası Pazar günü yapılan büyük bir tören ile açılışı gerçekleştirildi. Açılışa Türkiye ve Birleşik Krallık parlamentosu üyeleri ile birlikte çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ve Alevi vatandaş katıldı.

     

     

    Londra’nın Wood Green bölgesinde açılan ve 2,800 metrekare alan üzerine kurulan İAKM ve Cemevi Avrupa’nın en büyük Cemevi ünvanını kazanmış oldu. Pazar günü yapılan geniş katılımlı açılış törenine aralarında Türkiye’den HDP ve CHP’li milletvekilleri, İşçi Partili milletvekilleri ve bölge belediye başkanları ve meclis üyelerinin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    Gülbanklarla yapılan kurdele kesme töreninden sonra misafirler binayı gezdi. Akşam saatlerinde de Avrupa’dan gelen dedelerin de katılımıyla Cem bağlandı ve semahlar dönüldü.

    ‘Avrupa’nın en büyük dergahı’

    ‘Avrupa’nın en büyük dergahı’ olarak adlandırılan İAKM ve Cemevi açılışına katılan Türkiyeli ve İngiliz siyasetçiler Türkiye’de devam eden hukuksuzluklara ve Aleviler üzerindeki baskılara değindiler.

    ‘Kendi vatanlarında almadıkları hakları başka ülkelerde almaları buruk bir mutluluk’

    Açılışta bir konuşma yapan CHP Milletvekili Hüseyin Çomak, Alevilerin Türkiye’de tarih boyunca rutin olarak katliama uğradıklarını ve sistematik olarak asimilasyona tabi tutulduklarını ifade etti.

    ‘‘Aleviler, Selçuklu imparatorluğu, Osmanlı imparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti döneminde rutin olarak katliama uğradıklarını ve sistematik olarak asimilasyona uğradılar ve bugün de bu politikalar halen devam etmektedir. Bugün Alevilerin kendi vatanlarında alamadıkları hakları başka ülkelerde elde etmeleri bizim için buruk bir mutluluktur.’’

    ‘Çok karanlık günler yaşıyoruz’

    Törende bir konuşma yapan HDP Milletvekili Müslüm Doğan da Türkiye’de yaşanan son gelişmelere değinerek, ülkenin çok karanlık bir süreçten geçtiğini ve yeni bir devlet modeliyle karşı karşıya olduklarını belirtti.

    ‘‘Çok karanlık günler yaşıyoruz ülkemizde, yeni bir devlet modeliyle karşı karşıyayız. Siyasal İslam’ın yeni rejimi Alevilere, Kürtlere ve ötekileştirilen halklara hayat hakkı tanımıyor. Öyle bir hale geldi ki, bürokraside bir Alevi yönetici bulamıyorsunuz, bir Kürt yönetici bulamazsınız. Kürt coğrafyası tarumar edildi, yıkıldı, yakıldı. 90 yıldır Aleviler ve Kürtler için değişen bir şey yok. Tek bir çözüm yolu var; Aleviler tek başına sorunlarını çözemez, Kürtler tek başına sorunlarını çözemez. Tüm kesimlerin içinde olduğu genişletilmiş bir demokrasi cephesi ile buna karşı mücadele edebiliriz. Bu şekilde AKP’nin bu karanlık rejimine son verebiliriz.’’

    ‘Korkmuyoruz, Teslim olmayacağız!’

    Törene katılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Mat yaptığı konuşmada son dönemde dillendirilen saldırılara değinerek,korkmadıklarını ve teslim olmayacaklarını belirtti.

    ‘‘Bugün burada Avrupa’nın en görkemli Cemevi’nin açılışına tanıklık ediyoruz. 30 yıldır Aleviler olarak Avrupa’da örgütleniyoruz ve birçok kazanım elde ettik.

    Cumhuriyet döneminde üzerimize düşen bütün vatandaşlık yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen, halen daha kendimizi anlatmak zorunda kalıyoruz. Bu tekçi, ırkçı gerici zihniyeti bir kez daha lanetliyoruz. Avrupa’da yaşayan biz Alevileri tehdit ediyorlar, korkutmaya çalışıyorlar. Bizler Kerbela’da Yezid’e nasıl biat etmediysek, bunlara da teslim olmayacağız. Korkmuyoruz, kimi gönderirlerse göndersinler korkmuyoruz.’’

    ‘Başbakanımızın yaptıklarından utanıyorum’

    İşçi Parti Milletvekili Joan Ryan da törene katılarak bir konuşma yaptı. Konuşmasında Alevilere yönelik baskılara dikkat çeken Ryan, İngiliz hükümetin Türkiye ile devam eden silah ve diğer ticari alışverişten duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

    ‘‘Türkiye’de yaşananları yakından takip ediyoruz. Birleşik Krallık hükümetinin ekonomik ticareti ve silah satışını insan haklarının önüne koyması kabul edilemez. Türkiye’de insanlar katledilirken, işkence görürken, tutuklanırken Başbakanımızın Türkiye’ye gidip silah ticareti yapmasından utanç duyuyorum. Bunun karşısında sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.’’

    ‘Her katliamdan sonra daha da güçlenerek geldik’

    Nesimi’nin darağacındaki hikayesi ile konuşmasına başlayan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, ‘Alevileri her katlettiklerinde daha da güçlenerek geri geldiler, Sivas’ta yaktıkları sazımız bugün Avrupa’da binlerce gencimizin sırtındadır.’ dedikten sonra, Cemevi’nin yeni binasının tamamlanmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
    Açılışa katılan Haringey Belediye Başkanı Stephan Mann, Alevi toplumunun başarılarından söz etti. Avrupa’nın en büyük cemevinin bölgelerinde hizmet veriyor olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

    Fotoğraflar: Süleyman Topal

  • İngiliz Devrimcilerin Naaşları Londra’da

    İngiliz Devrimcilerin Naaşları Londra’da

    YPG saflarında DAİŞ’e karşı savaşırken Rakka’da yaşamlarını yitiren İngiliz enternasyonalist savaşçılar Jac Holmes ve Oliver Hall’un naaşları bugün öğleden sonra Londra’ya getirildi. Heathrow Havalimanında çok sayıda Kürdistanlı ve aile üyeleri tarafından karşılanan İngiliz devrimcilerin naaşları otopsi için hastaneye götürüldü.

     

    Rakka’da mayın temizleme çalışması sırasında 25 Kasım’da yaşamını yitiren Oliver Hall (Canşer Zagros) ile 23 Ekim’de yine Rakka’da yaşamını yitiren Jac Holmes’un (Şoreş Amanos) naaşları bugün Londra Heathrow havalimanda çok sayıda kişi tarafından karanfillerle karşılandı.

    İngiliz basının çok yoğun ilgi gösterdiği karşılama töreninde her iki devrimcinin aileleri hazır bulundu. Yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra Aktivist Mark Campbell bir konuşma yaptı. Konuşmasında Jac ve Oliver’ın insanlık için yönlerini Rojava’ya verdiklerini ve DAİŞ’ e karşı kahramanca savaştıklarını, Rakka’nın özgürleştirilmesinden sonra mayın temizleme çalışması esnasında yaşamlarını yitirdiklerini ifade etti.

    Her iki İngiliz devrimcinin naaşları otopsi için hastaneye götürülürken, işlemlerin tamamlanmasından sonra yapılacak törenin ardından Jac Holmes Dorset’te, Oliver Hall ise Porsmuth’ta defnedilecek.