Category: slıder

  • Londra Parlamentosunda Toplantı:‘Açlık grevini Boby Sands’tan biliriz’

    Londra Parlamentosunda Toplantı:‘Açlık grevini Boby Sands’tan biliriz’

    Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy “Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor” dedi.

    Birleşik Krallık Parlamentosu’nda yapılan “Türkiye’deki devlet hukuku, insan hakları ve Abdullah Öcalan davası” konulu toplantıda açlık grevlerine ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekildi. Yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir aşamaya geldiği belirtilerek, geç olmadan Türk devletinin adım atması çağrısı yapıldı.

    Birleşik Krallık Parlamentosu’nda Salı akşamı yapılan toplantıya Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy, İnsan Hakları avukatı Margaret Owen, akademisyen Thomas Jeffrey Miley, Öcalan’a Özgürlük Uluslararası İnisiyatifi Sözcüsü Reimar Heider, Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins ve Daimi Halk Mahkemesi Genel Sekreteri Dr. Gianni Tognoni konuşmacı olarak katıldı. Britanya Kürt Halk Meclisi, Kürdistan’a Barış, KNK ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası tarafından ortak organize edilen toplantıyı Elif Sarıcan yönetti.

    Boby Sands ve Leyla Güven

    Toplantının ev sahipliğini yapan İrlandalı Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy İrlanda halkı olarak, Kürt halkının sürdürdüğü direnişe yabancı olmadıklarını, sahiplendiklerini ve dayanışmayı büyüteceklerini ifade etti.

    “Bu kritik dönemde sesimizi daha da yükseltmemiz gerekiyor” diyen Molloy şöyle konuştu: “Bugün burada Öcalan’ın özgürlüğü ve açlık grevinde olanların taleplerini anlatmak, mevcut duruma dikkat çekmek için buradayız. Benim için ayrı bir anlam ve önemi var tabi. Biz açlık grevi eylemlerini yakından bilen bir halkız. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevlerinde yaşamlarını yitirdi. Biz halklar arası dayanışmanın ne kadar önemli ve hayati olduğunu çok iyi biliyoruz. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi de Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor. Çok geç olmadan taleplerin karşılanması, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması çağrısı yapıyoruz. Biz parti olarak bunun takipçisi olmaya ve bu sesi yükseltmeye devam edeceğiz.”

    Kürt halkına yaklaşımı ile paraleldir

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, İmralı cezaevi koşullarına dikkat çektikten sonra, devletin tecrit politikasının aynı zamanda Kürt sorununun çözümsüzlüğü anlamına geldiğini ifade etti. Bilmez, “Tecrit demek Kürt sorunun çözümsüzlüğü demek. Türk devletinin Sayın Öcalan’a yaklaşımı Kürt meselesine yaklaşımı ile aynıdır. Türk devleti ilk günden bu yana uyguladığı tecrit ile Öcalan’ı psikolojik olarak bitirmek istedi. Ancak Sayın Öcalan bunun tersine daha güçlü bir iradeyle direnerek, Kürt sorunun demokratik çözümü için yoğun çaba harcadı” dedi.

    Güven ve arkadaşları kararlı

    Leyla Güven ve arkadaşlarının eylemlerinde kararlı olduklarını vurgulayan Bilmez, “Leyla Güven ve arkadaşları kararlı. Ölümü göze almışlar. Güven’in durumu çok kritik. Tüm demokratik çevrelerin haberdar edilmesi gerekiyor. Türkiye’de medyanın duruşundan kaynaklı halen Türkiye’deki birçok kesim haberdar bile değil açlık grevlerinden” diye belirtti.

    Kopuş ölümlerle tamamlanır!

    Bilmez, açlık grevi eyleminde gerçekleşecek bir ölümün Kürt halkında devam eden duygusal kopuşu tamamlayacağını vurgulayarak “Açlık grevleri ölümle sonuçlanırsa, Sur, Cizre ve Nusaybin’de derinleşen duygusal kopuş tamamlanacaktır. Kürtlerin tüm duygusal bağları kopacaktır. Türkiye büyük bir kaosun içine sürüklenecektir” uyarısında bulundu.

    Öcalan özgürleşene kadar

    İngiltere’nin en büyük sendikalarından birisi olan Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins de “Öcalan’ın ve Kürt hareketinin bağlı olduğu değerler ve prensipler aynı zamanda biz emek hareketinin de değerleridir. Yıllardır aynı değerler çerçevesinde biz de mücadele veriyoruz. Bu yüzden şu an Kürtlerle dayanışmamızın nedeni çok açık. Bu yüzden Öcalan’a Özgürlük Kampanyası başlattık” dedi. Başlattıkları kampanyanın büyümeye devam ettiğini söyleyen Dubbins, “6 milyon emekçinin temsiliyetini yapan 15 sendika kampanyanın resmi yürütücüsü ve bu sayı daha da büyümeye devam edecek. Öcalan özgürlüğüne kavuşuncaya dek bizim mücadelemiz durmayacak” diye konuştu.

    Cezaevleri toplama kampı gibi

    Türkiye’deki insan hakları ihlallerini yakından takip eden ve kısa bir süre önce bir delegasyon ile birlikte Amed’e giden insan hakları avukatı Margaret Owen ise Türkiye’deki cezaevlerinin durumuna dikkat çekti: “Cezaevleri toplama kampına dönüşmüş, işkence merkezleri gibi. Adil yargılama kalmamış, yıllarca yargılamadan tutuklu kalıyor tutsaklar. Diyarbakır’dan yeni döndük. Leyla Güven’in açlık grevindeki 66’ıncı günüydü, onu ziyaret etmek istedik. Bildiğiniz gibi Boby Sands 66’ıncı gününde yaşamını yitirmişti. Bırakın Güven ile görüşmemize izin çıkmasını, polisler hunharca bize de saldırdı.”

    Dünyayı değiştirebiliriz

    Abdullah Öcalan’ın görüşlerine dikkat çeken Owen, Öcalan’ın görüşlerinin ve sistem önerilerinin dünyayı mevcut krizden kurtarabileceğini belirterek ekledi: “Dünyadaki hiçbir erkek lider bugüne kadar cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü konusunda Öcalan gibi bir rol oynamadı. Öcalan’ın önerdiği sistem modeli tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu bir sistem. Dünyayı değiştirebiliriz.”

    Yapılan konuşmalardan sonra, 39 gündür Galler’in Newport kentinde açlık grevinde bulunan İmam Şiş telefonla bağlanarak açlık grevine girme gerekçelerini anlattı.

  • Londra’da Açlık Grevi Eylemcilerine Destek Yürüyüşü

    Londra’da Açlık Grevi Eylemcilerine Destek Yürüyüşü

    Başkent Londra’da Leyla Güven ve diğer açlık grevi eylemcilerine destek amacıyla bir yürüyüş düzenlendi. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından organize edilen eylemde, Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği belirtilirken, taleplerinin biran önce yerine getirilip Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması çağrısı yapıldı.

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla Trafalgar meydanında biraraya gelen yüzlerce kişi Leyla Güven, İmam Sis ve Nasır Yağız’ın resimlerini kaldırırken, üzerinde ‘Tecride son, politik tutsaklara özgürlük’, ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘Açlık grevi eylemcilerine destek’, ve ‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için yürüyoruz’ yazılı büyük pankartlar açıldı.
    https://youtu.be/hD68SHIHyJc
    Eylemde yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği, bu andan itibaren geçen her saatin hayati önemde olduğu ifade edilirken, açlık grevi gerekçesi olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin biran önce kaldırılması çağrısı yapıldı.

    Yapılan konuşmalardan sonra başbakanlık ve parlamento binasına doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüş boyunca Türk devleti karşıtı sloganlar atıldı. Başbakanlık binası önünde kitle kısa bir süre oturma eylemi yaptı. Parlamento binasına varan kitle, orada bulunan yoğun kavşağını kısa bir süreliğine araç trafiğine kapattı.

    Parlamento meydanında bir süre daha devam eden eylem sona erdirildi.

     

     

  • Britanyalı 14 sendikadan Türk elçinin tehdidine yanıt

    Britanyalı 14 sendikadan Türk elçinin tehdidine yanıt

    Londra’daki Türk Büyükelçisi, Kürt halkı ile dayanışma içinde olan sendikaları tehdit etti. Britanyalı 14 sendikanın genel başkanları tehdide “dayanışmaya devam edeceğiz” yanıtını verdi. Türk devleti, içerde Kürtlere ve muhaliflere yönelik benzeri görülmemiş baskıları yurtdışına da ihraç etmeye devam ediyor. Birleşik Krallık’ta faaliyet gösteren sendikalara da Ankara rejiminin baskısına maruz kaldı, ancak ters tepti.

    Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın tarafından, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası yürüten sendikalara gönderilen mektupta, kampanyadan çekilmeleri istendi. Yalçın, Kürtlerle dayanışma amacıyla Salı günü Londra Büyükşehir Belediyesi’nde düzenlenen etkinliğin de iptal edilmesini dayatmıştı.

    Türk elçi tarafından gönderilen mektupta, yapılması planlanan etkinliğin ‘provakatif’ bir girişim olduğu iddia edilerek, Öcalan’a özgürlük talebinden vazgeçilmesi istendi.

    İPTALİ İSTENEN RESEPSİYONA YOĞUN İLGİ

    Baskı ve tehditlere rağmen Birleşik Krallık’taki sendikacılar tarafından 2016 yılında parlamentoda startı verilen ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası” büyüyerek devam ediyor.

    Kampanya çerçevesinde Londra Büyükşehir Belediyesi salonunda düzenlenen resepsiyon, iptal girişimine rağmen büyük bir ilgi gördü. Sendika temsilcilerinin yanısıra çok sayıda farklı sivil toplum temsilcisi, siyasetçi ve aktivist katıldı.

    “TEHDİTLERE BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Unite The Union sendikası temsilcisi ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası eş başkanı Simon Dubbins, Türk devletinin tehditlerine boyun eğmeyeceklerini, her zamankinden daha fazla dayanışma içerisinde olacaklarını ifade etti.

    Dubbins, “Kürt halkı ile dayanışmamızdan Türk devletinin rahatsız olduğu çok açık. Biz eskisinden daha kararlı ve daha fazla birlik içinde olmaya devam edeceğiz. Öcalan’a Özgürlük Kampanyasını daha da büyüterek devam edeceğiz” dedi.

    “KÜRT HALKI İLE DAYANIŞMAK GÖREVİMİZDİR”

    Uzun yıllardır ırkçılık ve faşizm karşıtı mücadele veren Londra Büyükşehir Belediye Meclis üyesi Unmesh Desai, ezilen halklar ile dayanışmanın kendileri açısından bir görev olduğunu belirterek, Türk elçinin baskılarının kendilerinin bu yoldan alıkoyamayacağını ifade etti.

    Türk elçi tarafından iptal edilmesi istenen etkinliğe ev sahipliği yapan Desai şunları belirtti:

    “Biz enternasyonaller ve emekçiler olarak Türkiye’deki acımasız sürece ve aşırı milliyetçi Erdoğan hükümetinin Kürt halkı başta olmak üzere diğer tüm muhaliflere yönelik saldırılarına dikkat çekmek ve buna karşı durma gibi bir görevimiz var. Rojava’ya yönelik işgal girişimlerine dikkat çekmek ve Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşup Kürt sorunun demokratik çözümünde rol oynaması çağrısı yapmak amacıyla bu etkinliği düzenliyoruz. Ben ve arkadaşlarım bu konuda kararlıyız, ve baskı kimden, nereden gelirse gelsin geri adım atmayacağız.”

    14 SENDİKA GENEL BAŞKANINDAN TÜRK ELÇİYE YANIT

    Yaklaşık 5 milyon emekçinin temsilciliğini yapan sendikaların genel başkanları Türk elçiye yazdıkları mektupta, Öcalan’a özgürlük kampanyasına destek vermeye devam edeceklerini ve planlanan etkinliğin de yapılacağını vurguladı.

    Mektupta şunlar ifade edildi: “Birleşik Krallıktaki emek hareketi, uluslararası dayanışma çalışması konusunda uzun ve onurlu bir tarihe sahip ve bu çerçevede Filistin, Güney Afrika ve Kolombiya gibi ülkelerde ezilen halklar ile hep omuz omuza olmuştur.

    Bizler Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve Kürt halkına dönük baskılardan derin kaygı duyuyoruz. Bizler prensip olarak Kürt halkı haklarına kavuşuncaya kadar onlar ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

    Bizler, Birleşik Krallık ve İrlanda’daki deneyimlerimizden kaynaklı silahlı çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisinin farkındayız. Türk başkan Recep Tayip Erdoğan’ın 2015’te PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen barış görüşmelerini tek taraflı olarak sona erdirmesi bizleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Türkiye’de barışın tahsisi için PKK lideri Abdullah Öcalan ve Kürt halkının temsilcileriyle görüşmelerinin tekrar başlaması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu sayın Öcalan tecrit altındayken, avukatları ve ailesi ile görüştürülmüyorken mümkün olacak bir durum değil. Bu nedenle insanlık dışı koşulların derhal düzeltilmesi ve ülkede barışın tahsisi için serbest bırakılması için Türk devletine tekrardan çağrı yapıyoruz.”

    Mektuba imza atan sendika başkanları:

    Mick Whelan – Genel Başkan, Associated Society of Locomotive Engineers and Firemen

    Dave Ward – Genel Başkan, Communications Workers Union

    Larry Flanagan – Genel Başkan, Educational Institute of Scotland

    Matt Wrack – Genel Başkan, Fire Brigades Union

    Doug Nicholls – Genel Başkan, General Federation of Trade Unions

    Tim Roache – Genel Başkan, GMB union

    Mary Bousted – Genel Başkan, National Education Union

    Kevin Courtney – Genel Başkan, National Education Union

    Mick Cash – Genel Başkan, National Union of Rail, Maritime and Transport Workers

    Mike Clancy – Genel Başkan, Prospect

    Mark Serwotka – Genel Başkan, Public and Commercial Services Union

    Manuel Cortes – Genel Başkan, Transport Salaried Staffs’ Association

    Len McCluskey – Genel Başkan, Unite the Union

    Paddy Lillis – Genel Başkan, Union of Shop, Distributive and Allied Workers 3

    Stephen Cavalier – Baş yönetici, Thompsons Solicitors

  • Londra Büyükşehir Belediyesi’nde Öcalan’a Özgürlük Talebi

    Londra Büyükşehir Belediyesi’nde Öcalan’a Özgürlük Talebi

    Birleşik Krallık’taki sendikacılar tarafından 2016 yılında parlamentoda startı verilen ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ büyüyerek devam ediyor. Devam eden kampanya ile ilgili Londra Büyükşehir Belediyesi salonunda bir resepsiyon düzenlendi. Düzenlenen resepsiyona kampanyayı yürüten sendikaların temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda, toplum temsilcisi, politikacı ve aktivist katıldı.

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması için Kürdistan ve dünyada açlık grevleri ve destek eylemleri devam ederken, başkent Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ kapsamında düzenlenen resepsiyonda Öcalan’a özgürlük talebi ön plana çıktı.

    Birleşik Krallık emek cephesinde büyüyerek devam eden kampanya resmi olarak UNITE, GMB, FBU, ASLEF, TSSA, RMT, USDAW, PROSPECT, GFTU, PCS, EIS, TUC, THOMPSONS SOLICITORS, CWU ve NEU adlı sendikalar tarafından yürütülüyor.

    Londra Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Unmesh Desai’nin ev sahipliğinde Büyükşehir Belediye ana binasında yapılan resepsiyonun açılış konuşmasını Belediye Meclisi başkan yardımcısı Jenette Arnold yaptı.

    Resepsiyonda Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri Desai ve Arnold’un yanısıra Stephen Smellie-Unison sendikası, Simon Dubbins-Unite the union sendikası, Stephen Cavalier-Thomson Solicitors, Ali Gül Özbek-Kürdistan’a Adalet ve GMB sendikası temsilcisi birer konuşma yaptı.

    Öcalan’a Özgürlük Kampanyası eş başkanı Simon Dubbins tarafından gazetemize yapılan açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgürlüğünün sağlanması çağrısı yaparken, devam eden açlık grevleri ile dayanışmanın daha da büyütülmesi çağrısı yaptı.

    ‘‘Bu yıl 70 yaşına girecek olan sayın Öcalan 20 yıldır İmralı cezaevinde. Türkiye’deki koşullar her gün biraz daha kötüleşirken, ve Rojava’ya yönelik saldırı tehditleri devam ederken, bu zor zamanlarda biz sendikacıların dayanışma çalışmalarımızı da iki katına çıkarmamız hayati önemdedir.’’

  • Britanyalı 5 Milyon Emekçinin Temsilcilerinden Efrin Çağrısı

    Britanyalı 5 Milyon Emekçinin Temsilcilerinden Efrin Çağrısı

    Britanya’nın en büyük ve önemli sendikaları Türk devletinin Efrin’i işgal girişimine karşı eyleme geçti. Üç gün önce Unison sendikası tarafından Boris Johnson’a gönderilen mektuptan sonra Unite sendikası, GMB ve NUT sendikası da birer mektup gönderdi

     

    Bir buçuk milyon üyesiyle Britanya’nın en köklü ve en büyük sendikası, Unite Türkiye’nin Efrin işgal girişimlerine yönelik ‘savaşı durdurun’ çağrısını İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a gönderdi. Gönderilen mektupta “Suriye’nin kuzeyindeki saldırılar yalnızca Türkiye’nin Kürtlere yönelik soykırım politikasının tırmanması olarak görülebilir” ifadelerine yer verildi.

    UNITE Genel Sekreteri Len McCluskey, Efrîn’de Kürtlere yönelik işgal girişimine tepki göstererek, Dışişleri Bakanı  Boris Johnson’u barış, demokrasi ve hoşgörü mücadelesi vererek, saldırıları durdurmak için tüm yetkisini kullanmaya çağırdı. McCluskey, Johnson’a yazdığı mektupta “Bildiğiniz gibi, Kuzey Suriye’de Kürt halkı, müttefiklerimiz ve DAİŞ ile mücadelede kritik öneme sahip. Şüphesiz İngiltere’yi ve uygar dünyayı, DAİŞ’in temsil ettiği barbarlığı korumada büyük bir rol oynamışlardır” ifadelerine yer verdi.

    Türkiye’nin insanlığa saldırısı söz konusu

    “Efrîn’in Suriye iç savaşında tam bir barış ve güvenlik alanı olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebepten dolayı yerlerinden edinilen birçok insan mülteciler bu bölgeye gidip sığınmışlardı” diyen McColuskey, Johnson’u Türk devletinin saldırılarını durdurması için harekete geçmeye çağırdı.  UNITE olarak bölgede yaşanan insani krizle ilgili kaygı ve endişelerini de dile getiren McColuskey, “Bizim gibi NATO üyesi bir diğer ülke olan Türkiye, şu anda herhangi bir saldırıya uğramış değildir. Kendilerinin insanlığa saldırısı söz konusudur. Bu insani krizin kaynağında kendi saldırganlıkları var” dedi.

    Tutumunuzu değiştirin

    Mektupta Kürtlere yönelik saldırılar da kınanarak, Temmuz 2015’te PKK ile yapılan görüşmelerin sona ermesinden bu yana Türkiye’nin kendi ülkesindeki Kürtlere karşı savaş açtığını da açıkça belirtti. “Muhafazakar yönetim daha fazla görmezden gelmemeli” vurgusu yapılan mektupta “Efrîn’in Türkiye’nin sınırlarına hiçbir tehdit oluşturmadığı açıktır ve Türk devletinin vereceği zulümleri gözler önüne sererken Türkiye’nin ‘meşru güvenlik endişeleri’ne değinmeye devam etmenizden ciddi hayal kırıklığına uğramaktayız” vurgusu yapıldı.

    Müttefiklerimiz saldırı altında

    “BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan Birleşik Krallık hükümetini ve ‘Dış sekreter’ olarak sizi hemen harekete geçmeye çağırıyoruz” diyen UNITE, Türk ordusunun Efrîn saldırısını durdurmak ve etkilenen güçleri desteklemek için derhal harekete geçme çağrısında da bulundu ve ekledi: “Barış, demokrasi ve tolerans için mücadele eden müttefiklerimiz bu sıkıntılı bölgede Türk saldırısı altındadır.”

    NUT: Sınır koruması bahane!

    Efrîn saldırısına ilişkin bir kınama da Britanya’nın en büyük eğitim sendikalarından biri olan Ulusal Öğretmenler Birliği Sendikası (NUT) tarafından yapıldı. NUT, İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a da ayrıca mektupla Türk devletinin Efrîn işgalini kınayarak konuyla ilgili 3 maddelik talepte bulundu.

    NUT Genel Sekreteri Kevin Courtney imzalı mektupta, “Efrîn insanlarının en hızlı şekilde harekete geçerek güvenliğini sağlamanız için size yazıyorum. Farkındasınızdır ki; 20 Ocaktan bu yana Türkiye, Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Kuzey Suriye’nin Kürt Bölgesi Efrîn’e hava saldırıları başlatmıştır. Türk ordusunun ‘sınırlarımızı korumak’ bahanesiyle suçsuz Kürt insanlarına saldırdıklarının tamamen farkındayız. Efrîn Suriye krizinde en sakin ve en sorunsuz bölge iken Türkiye’nin buraya saldırması tamamen yersiz ve tanımlanamazdır” denildi.

    NUT’un talepleri

    Avrupa İnsan Hakları, 2017 raporlarına göre Türkiye’nin hem sınırlarının ötesinde hemde kendi ülke topraklarında insan haklarını çok kez ihlal ettiğine dikkat çekilen açıklamada şu talepler sıralandı:

    *Derhal en uygun şekilde Efrîn insanlarının güvenliğinin sağlanması ve garanti altına alınması,

    *Saldırıları kınayan açıklamalar yapmalısınız,

    *Britanya’nın Türkiye ile olan silah ticaretini derhal durdurun” denildi. Elektronik postayla Britanya Dış İlişkiler Bakanı Boris Johnson’a ulaştığı öğrenildi.

    UNİSON: Türkiye’ye silah satmaktan vazgeçin

    1.3 milyon üyesiyle Britanya’nın ikinci büyük emek örgütü olan UNISON sendikası bir açıklama yaparak, İngiliz hükümetinin işgalci Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgal saldırısı karşısında derhal harekete geçmesi ve bu ülkeye silah satışını durdurmasını istedi.  Efrîn’e yönelik işgal girişimi yayınladığı bir bildiri ile protesto eden 1 milyon 300 bin üyeli işçi sendikası UNISON ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Borris Johanson’a da özel bir mektup gönderdi.

    UNISON Genel Sekreteri Dave Prentis imzalı ve Dışişleri Bakanı Borris Johnson’a hitaben hazırlanmış bildiride şu ifadeler bulunuyor: “Türk ordusunun Efrîn’e düzenlediği operasyonlardan oldukça kaygılıyız. Yoğun Kürt nüfusunun yanı sıra Efrîn toplumunda ayrıca göçmenler de bulunuyor. Bu göçmenlerin bir çoğu Suriye’nin değişik bölgelerinde savaştan etkilenen ve yerlerinden edilen insanlardır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliği’nin raporunda 2011’den bu yana 5.4 milyon Suriyeli’nin yerinden göçettiği belirtiliyor. Türkiye’nin düzenlediği saldırılarda bu insanların sayısının hızlı bir şekilde artacağını düşünüyoruz. Türk devleti ile PKK arasındaki ateşkesin 2015 Temmuz’da kopmasının ardından, Kuzey Kürdistan’da çok sayıda Kürt, Türkiye’nin saldırıları sonucu yaşamını yitirdi. Türkiye’nin Kürt bölgeleri ve Suriye’nin kuzeyine saldırılarına devam etmesi, 2015 Temmuz ayındaki politikalarının devamı gibi görünüyor. Sizden talebimiz, derhal Türkiye’yi Efrîn’e ve Suriye’deki diğer Kürt bölgelerine saldırmaması konusunda uyarmanızdır. Bir diğer önemli talebimiz ise İngiltere’de üretilen silahları, Türkiye’ye satmaktan hemen vazgeçmenizdir. Ayrıca satılan silahların Türkiye ve Suriye’deki Kürtlere karşı kullanılmayacağını garanti etmenizi istiyoruz.”

    GMB: İki yüzlü politikaya son verin

    Öte yandan İngiltere’de 700 bin üyesi olan GMB Sendikası İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un açıklamalarına tepki gösterdi.  GMB sendikası Johnson’un Efrîn işgal girişimini Johnson’un “Türkiye’nin sınırlarını koruması girişimi” olarak lanse etmesini “yanlış, bilgisiz ve ikiyüzlü” olarak niteledi.  GMB’nin açıklamasında özetle şu ifadeler kullanıldı: “Gerçek şu ki, Suriye’deki ihtilaf esnasında Efrîn ülkenin en sakin bölgesi olmuştur ve Türkiye için tehdit oluşturmamaktadır.   Türkiye’nin saldırılarının hemen durdurulmasını talep ediyoruz ve Johnson’un ikiyüzlü yanlış politikalarının da son bulmasını istiyoruz.”

  • BAF: Karanlığa Karşı Aydınlığı Örgütleme İçin Ortak Mücadele

    BAF: Karanlığa Karşı Aydınlığı Örgütleme İçin Ortak Mücadele

    Britanya Alevi Federasyonu geçtiğimiz Pazar günü Enfield’te bulunan binasında üçüncü genel kurulunu gerçekleştirdi. İşçi Parti Milletvekilleri Joan Ryan ve Kate Osamor’un da hazır bulunduğu kurula çok sayıda sivil toplum örgütü ve yöre derneği temsilcisi katıldı.

     

    İsrafil Erbil’in yeniden başkan seçildiği üçüncü genel kurulda Türkiye’de yaşanan son gelişmelere ve Efrin’e yönelik saldırılara da değinildi.

    -Britanya Alevi Federasyonu 3. Olağan Genel Kurulu Sonuç Bildirgesi’ni yayımladı. “Türkiye’de Aleviliğe ve Alevilere yönelik mezhepçi, ayrımcı, asimilasyoncu ve ötekileştirici politikaların sonucu, kimliğimiz ve çocuklarımız geleceği çalınıyor” denilen bildirgede, “BAF olarak, farklı inançların, kültürel kimliklerin şeriatçı, cihadist, siyasal islamcı kuşatmalarına karşı, Türkiye Alevi hareketi olarak, dayanışmacı ve musahip ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz” ifadelerine yer verildi.

    Genel Kurula Britanya Alevi Federasyonu’na (BAF) bağlı 18 Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’ne kayıtlı 162 Delege, Britanya Alevi Kadınlar Birliği, Britanya Alevi Gençlik Federasyonu, BAF Qızılbaş Yayınları, Alevi Spor Akademisi, Alevi Eğitim ve Sanat Merkezi ile birlikte, İngiltere Parlamenterleri, Yerel Yöneticileri, Demokratik Kitle Örgütleri ve Yöre Dernekleri temsilcileri katılmıştı.

    Genel Kurulun ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde şu noktalara vurgu yapıldı:

    “AKP iktidarı döneminde, gericiliği ve mezhepçiliği egemen kılmak için, eğitim dinselleştiriliyor. Laik, bilimsel, çoğulcu ve demokratik eğitim için mücadele kararlığımızı sürdüreceğiz. Dünya’da ve ülkemizde giderek artan karanlığa karşı, aydınlık bir gelecek için, adalet ve barış talebimizi yükselteceğiz.

    Türkiye’de tek adam rejimi inşa edilirken, baskıların ve savaşın iç ve dış politikada bir araç haline getirildiğini biliyoruz. Türkiye’de toplumsal yaşamdaki endişeler ve kırılmalar artarken, AKP iktidarının Suriye’nin iç işlerine askeri müdahale ile karışmasına itiraz ediyor, Afrin’deki yüzbinlerce halkın yanında olarak savaş politikasını asla tasvip etmiyor ve inadına barış diyoruz.

    Kutuplaştırıcı tartışmalardan uzak durulmalı

    Ülkemizdeki OHAL ve KHK rejimi ile toplumsal barışın sağlanması, demokratikleşme ihtiyaçlarının önü tıkanmıştır. Basın, siyaset, hukuk, yargı, emek, akademisyenler ve farklı kültürel kimlikler üzerindeki, OHAL’in kaldırılması ve Anayasa ve insan haklarına aykırı KHK’ların iptalini savunmaya ve adalet istemeye devam edeceğiz.

    BAF Dünya’da ve Türkiye’de yükselen gericileşmeye karşı; Avrupa’da ve Türkiye’de tüm toplumsal demokratik muhalif kesimlerle birlikte mücadele içinde olacağız. BAF gerek Aleviler, gerekse tüm demokratik kamuoyu içinde, birlikte mücadeleyi engelleyen, gereksiz ve kutuplaştırıcı tartışmalardan uzak durulması gerekliliğine işaret etmiştir.

    BAF önümüzdeki süreçte, laik yaşam, laik siyaset ve laik düzen talebiyle, gericiliğe karşı aydınlık bir Türkiye’nin kurulması mücadelesinin yanında yer alacaktır.

    Barışı, özgürlüğü, eşitliği talep etmeye devam edeceğiz

    Alevilerin, Avrupa’da ve Türkiye’deki eşit yurttaşlık ve eşit hak talebini güçlendiricek, çalışmaları faaliyetin merkezine koymaya devam edecektir.

    BAF, başta Britanya siyaset kurumları, parlamento, belediyeler olmak üzere, AB Parlamentosunda resmi makamların ve hükümetlerin yetkili muhatabıdır.

    BAF dün olduğu gibi, bugünde, gelecekte de, Britanya’da yaşayan tüm Alevilerin sosyal, hukuksal, politik ve inançsal platformdaki tek meşru ve yetkili temsilcisidir. BAF bu yetkiyi Alevi toplumun rızalığı ve güveni ile almıştır.

    Kurumsallaşma hedeflerini tartışan BAF, 2018 ve 2020 faaliyet dönemini yenilenme, güncellenme, yeni düşünsel açılımlarla destekleyecektir.

    Alevi köylerine cami yapılması durdurulsun

    BAF olarak, Britanya’da yaşayan Aleviler ve tüm toplumsal kesimler için daha adaletli, daha barışçıl ve yaşanılabilir bir dünya için mücadele edecektir. BAF olarak barışı, özgürlüğü, eşitliği talep etmeye devam edeceğiz.

    BAF olarak geçmişinden beslenerek ve güç alarak, Alevi hareketinin geleceğine bu birikimle bakacaktır. Aleviliğin kendine özgü öğretileri, kurumları ve ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemi olduğunun bilinciyle hareket eder.
    BAF, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın”, “Devlet adına verilen tüm din eğitimlerinin ve din okullarının kapatılması”, “Madımak otelinin utanç müzesi yapılsın”, ”Başta Alevilere yönelik katliamlar olmak üzere, insanlığa yönelik tüm katliamların araştırılsın”, “Alevi köylerine cami yapılması durdurulsun” ve “Alevilere ait kutsal mekanlar Alevilere iade edilsin” gibi taleplerimiz daha etkili ve yaygın şekilde savunulacaktır.

    “Tüm kimlikler insani bir hak”

    BAF, olarak elde ettiğimiz “Alevilik Dersleri“ kazanımımızı yeniden düzenlenmek, bunun tüm Britanya’ya yaygınlaşması, Alevilerin yoğun yaşadığı şehirlerdeki okullarla ilişkilerin güçlenmesi ve Alevilik dersleri için gerekli müfredatların hazırlanması ve öğretmenlerin eğitilmesini sağlayacaktır.

    BAF, Alevilik ile ilgili araştırmaların akademik düzeyde devamının sağlanması için Delil Eğitim Akademisi ve Üniversiteler ile birlikte çalışmalar yürütmeyi esas alacaktır. Bu konuda Alevi Eğitim ve Sanat Merkezi’miz, Britanya’daki tüm Cemevlerimize yönelik eğitim programları konusunda destek olacaktır.

    BAF, Britanya’da Alevi inancının ve kültürel kimliğinin tanınması ve tanıtılması için çalışacaktır.

    BAF başta Britanya olmak üzere, Avrupa düzeyinde, yerel ve ulusal seçimlere katılacak Alevi adayları saptayıp, seçim çalışmalarına katılmak için çalışır.

    BAF olarak, çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli yaşamdan yana, yetmiş iki millete aynı nazarla bakarak, biz Alevilerin, kendimiz için dile getirdiğimiz tüm eşitlikçi talepleri, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Laz, Ermeni, Süryani, Roman ve tüm kimlikler için, insani bir hak olduğunu savunuyoruz.

    Alevi davasına ve kimliğine omuz verme, güç katma zamanıdır

    2018-2020 yılında bu kazanımlarımızın içini hep birlikte doldurarak ve yenilerini hedefleyerek hizmetimizi devam ettireceğiz. Bu hizmetler aynı zamanda, toplum bilinci oluşturarak bencil ve bireysel düşünceyi öteleyen, paylaşımı ve eşitliği öne çıkaran hizmetlerdir.

    Kendi ülkesinde yok sayılan ve Britanya da göç koşullarında Alevi halkı tarafından atılan bu tarihi adımlar, dünyanın içinde bulunduğu savaşçı, çıkarcı, yozlaşan ve şiddeti özendiren zaman dilimine karşı verilen bir kavgadır.

    Egemenlere verilen en güzel cevaptır! Küllerinden yeniden doğmaktır!
    Tüm Alevi kurumlarımızın hizmetleri önünde saygı ile eğiliyoruz…
    Şimdi hep birlikte Alevi davasına ve kimliğine omuz verme, güç katma, hizmet etme zamanıdır..

    Bu duygu ve düşüncelerimizle önümüz aydınlık dolu yıllar olması ve Alevilerin eşitlik ve adalet uğruna verdiği bu mücadelede Bozatlı Hızır’ları bize ve yolumuza yardımcı olsun.”

    İsrafil Erbil tekrardan genel başkanlığa seçildi

  • Birleşik Krallık’ın Her Köşesinde Efrin Eylemleri

    Birleşik Krallık’ın Her Köşesinde Efrin Eylemleri

    Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, başta Londra olmak üzere Birleşik Krallık’ın birçok kentinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Eylemlerin merkezi olan Londra’da Cumartesi günü yapılan büyük bir yürüyüşle beraber Pazartesi ve Salı günleri de farklı eylemler düzenlendi. Londra dışında, Edinburgh, Leeds, Nottingham, Brighton, Cardiff, Oxford ve birçok merkezde daha eylemler yapıldı. Bugün yine Parlamento önünde bir eylem yapıldı.

     

    Kürt Kadınları Muhafazakar Parti Genel Merkezinde Sivil İtaatsizlik Eylemi Yaptı.

    Birleşik Krallık’ta iktidarda olan Muhafazakar Parti Genel Merkezinde bir grup Kürt kadın aktivist Pazartesi günü sivil itaatsizlik eylemi gerçekleştirdi.

    Kadınlar Muhafazakar Parti Genel Merkezinde

    Efrin işgal girişimi sürecinde Birleşik Krallık hükümetinin Türk devletini destekleyen politikasını protesto eden kadınlar parti genel merkezinde eylemini uzun bir süre devam ettirdi. YPG, YPJ bayrakları ve Efrin’de katledilen çocukların fotoğraflarını taşıyan kadınlar Türk devleti aleyhine slogan attı. Kadınlar parlamentoya ellerindeki dosyayı sunma ve hükümet yetkililerinden birisiyle görüşme talebi kabul edildikten sonra kadınlar eylemine son verdi.

    Parlamento Meydanında Kefenli Eylem

    Türk devletinin Efrin’e yönelik barbarca saldırılarının 11’inci gününde Salı günü Parlamento binası önünde bir grup kanlı kefenler giyerek Türk devletini protesto etti.

    Öğlen saatlerinde Birleşik Krallık Parlamentosu önünde biraraya gelen grup kanlı kefenler giyerek yere uzandı. Üzerinde ‘Sessizliğe son, Efrin’i sahiplen’ yazılı pankart açan eylemciler Birleşik Krallık hükümetinin Türk devletine destek açıklamaları protesto edildi. Yoğun ilgi gören eylem çerçevesinde, binlerce bildiri dağıtıldı.

    Londra Parlamento Meydanı

    Parlamento önündeki ana cadde trafiğe kapatıldı

    Bugün de Birleşik Krallık Parlamentosu Avam Kamarasında yapılan ‘Başbakan’a Sorular’ oturumundan dolayı parlamento önünde bir eylem düzenlendi. Yapılan konuşmalar ve atılan sloganlardan sonra parlamento önündeki ana cadde grup tarafından bir süreliğine trafiğe kapatıldı.

    Cadde trafiğe kapatıldı
    Leeds
    Oxford
    Brighton