Category: Uncategorized

  • David Graeber bizi daha iyi bir insanlık düşlemeye çağırıyordu

    David Graeber bizi daha iyi bir insanlık düşlemeye çağırıyordu

    Geçtiğimiz hafta vefat eden antropolog, bilim insanı ve aktivist David Graeber, günümüzün ezilen insanları için gerçek bir ilham kaynağıydı. Graeber, insanlığın dayanışmacı ve eşitlikçi bir karakterden zamanla bencil ve tahakkümcü bir karaktere evrildiğini öne süren geleneksel anlatıyı reddetti ve eğer istersek, özgürlük ve eşitliğin önünde hiçbir şeyin duramayacağını dile getirdi.

     

    Bu hafta, bir insan olarak David Graeber’ı kaybetmenin üzüntüsünü ve yazar David Graeber’a kapılıp gitmenin sevincini yaşarken, birçok heyecan verici orijinal denemesine ve kitaplarına dalıp giderek bir karmaşa yaşadım; öte yandan bu eserlerin görkemi, yaşadığımız kaybı daha da üzücü bir hale getirdi. Antropolog ve aktivist Graeber, 2 Eylül günü Venedik’te birdenbire ve beklenmedik bir şekilde öldü ve dünyanın dört bir yanında keder, anma ve şükran dalgalarına neden oldu.

    O, olağanüstü bir insan, seçkin bir bilim insanı ve kararlı bir doğrudan eylem örgütleyicisiydi. Sonuncu özelliği, 1990’ların sonlarındaki küresel adalet hareketinden 2011’deki ‘Wall Street’i İşgal Et’ (Occupy Wall Street) hareketine ve son yıllarda Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan güzel ve anarşik özerk Rojava bölgesine verdiği desteğe kadar uzanıyordu.

     

    BAŞINDAN BERİ KÜRTLERİN İYİ BİR DOSTUYDU

    Haberin duyulmasının ardından, Kürt aktivist Hawzin Azeez şunları söyledi: “David, bizler henüz hiçbir desteğe sahip değilken bile Kürtlerin dostuydu. Ezilenler olarak, böylesine büyük entelektüellerin bizimle dayanışma içinde olmasına ve sarsılmaz bir destek sunmasına ihtiyacımız vardı. Buna karşılık, ona sunabileceğimiz en büyük sevgi eylemi, onun ufuk açıcı yazılarını okuyarak mirasını korumak, onu Kürtler, aktivistler, solcular, anarşistler ve özgürlük ve umut sevdalıları olarak çalışmalarımızda ve mücadelemizde yaşatmaktır. Bununla birlikte, David Graeber’ı yitirmiş değiliz; onun mirası, değerleri, fikirleri, Rojava’nın zeytin bahçelerinde, komünlerinde ve kooperatiflerinde yaşıyor.” Fransa’daki dostları, Graeber’ın Rojava bölgesine insansız hava araçları götürdüğünü söylüyorlar.

     

    ‘İLHAM VERİCİ BİR UCUBE’

    Tanıdığım insanların büyük kısmı onu biliyor ve seviyordu; zira onunla birlikte örgütlenmiş ve protestolara katılmışlardı. Toplantılarda ne kadar neşeli ve sabırlı, aynı zamanda ne kadar iyi bir dinleyici olduğunu anlatıyorlardı. Bunlardan birisi, 20 yıl önce David’in 19 yaşındayken ona ilk eylem kaskını nasıl aldığını sevgiyle hatırlıyor; “Nasıl da ilham verici bir ucubeydi” diyor. O, konuşmalarını, gündelik yaşamında, özgürleştirici ve cesaret verici fikirleri bağlamında çekinmeksizin sürdürdü. Ölümünden kısa süre önce siyasi düşünür Astra Taylor ile yaptığı bir yazışmada, ona “iyi bir yazar” olduğunu söylemiş ve bunun “solcular arasında ender görülen bir beceri” olduğunu sözlerine eklemişti. Ona teşekkür ederek şöyle demişti: “Buna, bir anlamda siyasetin bir uzantısı olarak ‘okuyucuya iyi davranmak’ diyorum.”

    Japonya’dan, Ortadoğu’dan, ABD’den ve Avrupa’dan kendisiyle ilgili övgü ve üzüntü dolu birçok mesaj yayınlandı: bunlar, Graeber’ın coşkusunu, nezaketini, derleyiciliğini, kimi zaman teatralliğini ve genellikle kırışık olan elbiselerini anlatan sevgi dolu hatıralar içeriyordu. David’i çok iyi tanımıyordum ama yıllar içerisinde konuşmalarla ve yürüyüşlerle birkaç harika ikindi geçirmiştik ve onun çalışmalarından birçok defa ilham almıştım; o zamandan beri, birden fazla insanın bilimsel bir kariyer seçmesine neden olduğunu söylediği, boyutu küçük ve fikirleri büyük bir kitap olan Anarşist Antropoloji’nin Parçaları (Fragments of an Anarchist Anthropology) ortaya çıktı.

     

    TARİHİ ÖZGÜRLÜKÇÜ BİÇİMDE YENİDEN YORUMLADI

    O, yalnızca kendisine ait birisiydi ve geçen hafta Zoom üzerinde düzenlenen anma töreninde birinin belirttiği üzere, akademide olsa da oraya teslim olmamıştı. Akademi, tutuculuğu ödüllendirirdi ve David’in alışılmışın dışındaki karakteri kazara açık bir kapıdan gelen taze bir rüzgâr gibi içeri dolmuştu.

    2011 yılında yayımlanan kitabı ‘Dept: The First 5.000 Years’ (Borç: İlk 5.000 Yıl), paranın neden var olduğuna dair geleneksel açıklamayı ters yüz etti ve yeni borçluların yaratılışının gayrimeşruluğunu göstermek için gereken argümanları ortaya koydu. Bunu, (Wall Street bölgesinde 17 Eylül 2011 tarihindeki işgale kadar geçen aylarda örgütlenmesine yardımcı olduğu) ‘Occupy Wall Street’ hareketinden doğan çeşitli girişimlerde borç direnişi aktivisti olarak sürdürdü. Bu olay dünya çapında binlerce işgal hareketine yol açtı ve ekonomik adaletsizlik ve bunun alternatifleriyle ilgili küresel tartışmalarda değişime neden oldu.

     

    İŞÇİ SINIFININ GELENEKSEL DİŞ BİLEMESİNDEN FARKLI BİR ÇERÇEVE SUNDU

    Occupy Wall Street’in “Biz yüzde doksan dokuzuz!” sloganını atanları övmekte daima hızlı olmasına rağmen, esasına yüzde 99’u ortaya atan da bizzat kendisiydi ve David’in alışılmış iyimser bakış açısından, bu slogan, aslında çoğu insanın gerçekten de zenginlere karşı aynı tarafta olduğunu ifade ediyordu; ve ayrıca yüzde 1 olarak adlandırdığımız, sınırları belirsiz bir işçi sınıfının benzer biçimde sınırları belirsiz bir orta sınıfa karşı geleneksel diş bilemesinden çok daha farklı bir çerçeve sunuyordu.

    David’in 2018 yılında yayımlanan ve neşeli, isyancı coşkusunu somutlaştıran bir yazısında bir bölüm başlığı vardı: Kısaca “Yeniden düşünmenin zamanı geldi” diyordu. Aslında, bu ortak çalışma, antropolog arkadaşı David Wengrow ile birlikte yazdığı bir makaleydi ve göründüğü kadarıyla, daha sonra yazacağı kitapların da tohumuydu. Bu makalenin mizahi bir şekilde iddialı bir başlığı vardı: “İnsanlık tarihinin gidişatı nasıl değiştirebilir (en azından zaten yaşanmış olan kısmını).”

     

    ‘OLASILIK’: YENİ BİR İNSANLIK YARATMAK

    Bunu, insanların eşitlikçi avcı-toplayıcı gruplardan ortaya çıktığına ve daha sonra bir şekilde faziletten eşitsizliğe yöneldiğine, küçük toplumun eşitlikçi, büyük toplumun hiyerarşik olduğuna ve 8 milyar nüfus büyük olduğu için makus kaderimize mahkum olduğumuza ilişkin geleneksel fikri sorgulayarak yaptı. Çalışmalarının çoğunda olduğu gibi, insan toplumlarının yabani çeşitliliğine, bir çeşit davet gibi baktı. ‘Utopia of Rules’ (Kuralların Ütopyası) adlı kitabında şunları söylüyordu: “Dünyanın en büyük ve gizli gerçeği, bizim yaptığımız ve kolaylıkla farklı bir şekilde yapabileceğimiz bir şey olmasıdır.” Onun çalışmalarının bütünü, işlerin farklı bir şekilde yapılması için sunulan davetiyelerdi.

    ‘Olasılıklar’, şu açılış satırlarıyla birlikte 2007’de yayımladığı bir deneme kitabının başlığıydı: “Bu derlemeye ‘Olasılıklar’ adını vermeye karar verdim; çünkü bu sözcük, bir antropolog olmak için başlangıçta bana ilham veren şeylerin büyük bir kısmını içinde barındırıyor. İnsanın sosyal varlığının diğer olası biçimlerine pencereler açtığı için disipline odaklandım; ayrıca, bu, değiştirilemez olduğunu düşündüğümüz şeylerin çoğunun farklı zaman ve yerlerde ziyadesiyle farklı şekillerde düzenlendiğine ve bu yüzden, insanla ilgili olasılıkların normalde hayal ettiğimizden hemen hemen her şekilde daha büyük olduğuna dair bilinçsel bir hatırlatıcı işlevi gördü.”

    2014’te Missouri eyaletindeki Ferguson kentinin polisiyle ilgili makalesinden devrimin yeniden gözden geçirilmesine, bürokrasiye yönelik hararetli eleştirilerinden bir diğer kitabının başlığı olan ‘Bullshit Jobs’a (Saçma İşler) kadar yazdığı neredeyse her şey, geri kalanımıza bir armağan, bu büyütülmüş olasılıkları hayal etmek ve görmek için bir teşvik olarak sunulmuştu.

     

    Rebecca Solnit

    Makalenin orijinali The Guardian gazetesinde yayımlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

     

  • ‘Irkçılığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz’

    ‘Irkçılığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz’

    Sakarya’da Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırıya dikkat çeken hak savunucuları, toplumsal barışı zedeleyen uygulamalara karşı mücadele edeceklerini ifade etti.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği ( İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir şubeleri, ırkçı söylem ve eylemlere karşı ortak basın açıklaması yaptı. “Susma ırkçılığa karşı mücadele et” pankartını açıldığı açıklamayı avukat Erdoğan Akdoğdu okudu.

    Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılacaktır” sözlerini hatırlatan Akdoğdu, “Kürt illerinde güvenlik güçlerine verdiği talimatı ırkçı söylemleriyle ve eylemleriyle harmanladı. Türkiye coğrafyasının tamamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendinden olmayanı yok et diye buyurdu ve yok ettirmeye başladı” diye belirtti.

     

    ‘IRKÇILIK TOHUMLARI MEYVESİNİ VERİYOR’ 

    Sakarya’da Kürt işçilere yönelik saldırıyı hatırlatan Akdoğdu, şunları söyledi: “Memleketlerine dönen 16 tarım işçisi uğradıkları saldırının ve sömürülen emeklilerin hesaplarını kimlerden sorulabilecek. İktidarın kendi elleriyle ektikleri ırkçılık tohumları meyvelerini veriyordu” diye konuştu.

     

    ‘MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ’

    Sakarya’da meydana gelen ırkçı saldırının münferit bir saldırı olmadığını anlatan Akdoğdu, insan hakları savunucuları olarak  toplumsal barışı zedeleyen ve çatışmayı körükleyen bu uygulamalara karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

     


     

    Extra Cash & Carry

  • Polisten gazeteciye: Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin

    Polisten gazeteciye: Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin

    Diyarbakır’da polis oldukları belirtilen 3 kişi tarafından alıkonulan Evrensel Gazetesi Diyarbakır muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş, ajanlık dayatanların, “Bombalar patlıyor, sorumluluğu almak istemezsin” diye gözdağı verdiklerini söyledi.

    Diyarbakır’da 24 Ağustos’ta kendini istihbaratçı olarak tanıtan 3 kişi tarafından alıkonulan Evrensel Gazetesi Diyarbakır muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş, tehdit edilerek ajanlık dayatmasına maruz kaldı. Bölükbaş’ın, 14 ay boyunca takip edildiği belirtildi.

     

    ‘SENİ TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ’ 

    Yaşananları Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlatan Bölükbaş, 24 Ağustos Pazartesi günü Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan arkadaşının yanına gittiği esnada 3 şahsın kendisini durdurarak bir konu hakkında konuşmak istediklerini söyledi. Kendisi karşı kaldırımda bulunan tostçuya çay içip sohbet edelim diye götürdüklerini kaydeden Bölükbaş, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hangi şubeden olduklarını sorduklarımda, istihbarattan olduklarını söylediler. Bana ait birkaç bilgiyi sıraladılar. Daha öncesinde Antep Üniversitesinde Makine Mühendisliği okuduğumu, son 13- 14 aydır Diyarbakır’da yaşadığımı, aynı zamanda Evrensel Gazetesinde muhabirlik yaptığımı söylediler. Onun dışında kimi ailevi bilgilerimi paylaştılar. 4 tane kardeşimin olduğundan bahsettiler. Ardından hakkımda açılan dava ve soruşturmalarla ilgili konuştular. Bu soruşturmaların yarın öbür gün karşıma çıkabileceğini söylediler. Kız kardeşimin sınava girdiğini, devlet memuru olmak istediğinde, herhangi bir siyasi olaya bulaşmasa dahi aileden biri olarak, bu davalarımın kız kardeşimin karşısına engel olarak çıkacağını belirttiler. Ve bu konuda eğer istersem yardım edebileceklerini söylediler. Ardından ‘maddi ve manevi kimi destek sağlarız’ dediler. Bunun karşılığında ise bana ‘Sen Evrensel Gazetesi muhabirisin, aynı zamanda Emek Partisi üyesisin, burada çalışmalar yürütüyorsun, yaptığın iş legal ama yarın öbür gün illegal alana kayabilir, çünkü sizin politik olarak durduğunuz eksende bir değişiklik olmadı. Bu yüzden bunlar illegal şeylere sebep olabilir. Bu konuda dikkatli olmanı istiyoruz. Burada kimi toplantılar ve çalışmalar oluyor, biz bu işlerin bir kısmını teknik imkanlarla, devletin imkanlarıyla çözüyoruz. Ancak çözemediğimiz yüzde 20’lik bazı kısımlar var. Bu kısımlarda bize bilgi vermeni istiyoruz. Bizim bir odamız olur. 3 kişiyiz orada. Bu 3 kişinin dışında kimsenin senin varlığından haberi olmaz. Biz seni aradığımızda müsait olduğunda o odaya gideriz. Sende bize gerekli bilgileri aktarırsın. Sonra geri çıkarsın. Ve varlığından kimsenin haberi olmaz’ dediler. Bu teklifin açık bir biçimde ajanlık teklifi olduğunu söyledim. Bana ‘hayır sen bunu bir ajanlık olarak düşünme, bunu sadece bir arkadaşlık olarak düşün. Biz de devlet memuruyuz ancak kapitalizme karşıyız. O yüzden seni anlıyoruz’ dediler.  Ben bu teklifi kabul etmeyeceğimi belirttiğimde tekrardan şu cümleyi kurdular, ‘O odadaki koltuk boş duruyor ama devlet eninde sonunda bir şekilde o muhbirlik koltuğunu doldurur. Yarın sen doldurmasan da öteki arkadaşın doldurur’ gibi bir söylemde bulundular. Bunun ardından ısrarla bu işi yapmayacağımı, ne teklif ederlerse etsinler işimi bırakmayacağımı, ajanlık teklifini kabul etmeyeceğimi belirttim. Bana tekrardan ‘Tamam siz legal iş yapıyorsunuz ama bazen kimi örgütler buralarda illegal işlere bulaşıyor, bombalar patlıyor, bunun sorumluluğunu almak istemezsin’ dediler.”

     

    ‘14 AYDIR SENİ TAKİP EDİYORUZ’

    Bölükbaş,  Emek Partisinin legal bir parti olduğunu, yaptığı işin herhangi bir illegal tarafının olmadığını ifade ettiğini belirterek, “Ancak yarın öbür gün illegal olabilir gibi bir söylemle, bir tarafıyla terörize ederek, sende bunun sorumlusu olursun denilerek tehdit edildim. Israrla yok dediğimde ‘hemen hayır deme bir iki gün düşün’ dediler. Bende ‘hayır ben sizinle oturmayacağım’ diyerek bu teklifi de reddettim. Israrla ‘tekrar ararım yemek yeriz’ denildi. Ben yine telefonla aranılsa dahi açmayacağımı, yok diyeceğimi belirttim. Bunun ardından şunu söylediler, ‘Sen 13-14 aydır Diyarbakır’a geldiğinden beridir seni takip ediyoruz. Koşullar olgunlaşınca seninle konuşmak istedik. Sen bu işe yok desen bile biz seni takip etmeye devam edeceğiz’ diyerek ısrarla taciz edeceklerini açıkça beyan ettiler. Daha sonra onların yanından ayrıldım” diye konuştu.

     

    ‘İKTİDARIN BASINA BAKIŞININ GÖSTERGESİ’

    Gazetecilere yönelik baskıların özelikle Kürt illerinde belirgin olarak görüldüğünü kaydeden Bölükbaş, “Bu memlekette muhalif olan, halkın haber alma hakkını savunan, gerçekleri bir şekilde dile getiren gazeteciler, bu tür baskılara maruz kalıyor. Yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek üyelik, propaganda tarzı davalar açılıyor. Kimi arkadaşlarımız gözaltında tehditlere maruz kalıyor. Bu tutum açıkça iktidarın bugün basın özgürlüğüne dair nasıl bir tutum takındığının açıkça göstergesidir. Bu istisna bir durum değil. Evrensel Gazetesi, 25 yıldır nasıl bir gazetecilik pratiği sergilediği ortada. İşçilerin, emekçilerin hakların sesi olmuş, onların taleplerini dile getirmiş, hiçbir zaman gerçekleri yazmaktan vazgeçmemiş bir gazete. Kendi şahsım üzerinde, nasıl ki Evrensel Gazetesi bunca yıldır baskılara ve tehditlere maruz kalmış ve vazgeçmemişse, bizde bu baskılara karşı hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Asla gazetecilik faaliyetlerimizin bu şekilde terörize edilmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

     

    ‘AJANLIK DAYATMASI İŞKENCE BİÇİMİDİR’

    Bu tarz ajanlık dayatmalarının bir işkence biçimi olduğunu vurgulayan Bölükbaş, şunları söyledi: “Bu baskıları açıkça kişinin karakterine, kişisel değerlerine yönelik bir saldırı olarak yorumluyorum. İşin diğer tarafı Diyarbakır’da yaşadığım 13-14 aylık süreç içerisinde beni takip ettiklerini, bu teklifi kabul etmememe rağmen ısrarlı bir şekilde takip edeceklerini beyan etmeleri, ısrarlı bir taciz biçimidir. Bu ısrarlı tacizden vazgeçilmesini istiyorum. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Bu saldırı, benim şahsımda bu memlekette basın özgürlüğünü savunan, gazetecilik faaliyeti yürüten tüm meslektaşlarıma yönelik bir saldırıdır. Bu konuda meslektaşlarımı, tüm demokratik kamuoyunu dayanışma içerisinde olmaya çağırıyorum.”

    MA / Cahit Özbek 

     

  • Canlı anlatım | İngiltere’de son gelişmeler: İngiltere’de Covid-19’a bağlı toplam ölü sayısı 26 bin 97’ye ulaştı

    Canlı anlatım | İngiltere’de son gelişmeler: İngiltere’de Covid-19’a bağlı toplam ölü sayısı 26 bin 97’ye ulaştı

    İngiltere’de Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısı huzurevlerindeki ölümlerin de eklenmesiyle 26 bin 97’ye yükseldi.

    Dışişleri Bakanı Dominic Raab, günlük basın toplantısında, ülkede Covid-19 kaynaklı can kaybının 2 Mart ile 28 Nisan arasında hastane dışında hayatını kaybeden 3 bin 811 kişinin ve son 24 saatteki 765 ölümün eklenmesiyle 26 bin 97’ye çıktığını bildirdi.

    Raab, bugünden başlayarak açıklanan günlük ölüm sayılarına hastane dışı ölümlerin de dahil olacağını kaydetti.

    Raab’ın verdiği bilgiye göre son 24 saatte yapılan 52 bin 429 test ile ülkedeki toplam test sayısı 818 bin 539’a yükselirken, pozitif vaka sayısı 4 bin 76 artışla 165 bin 221’e çıktı.

    Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan iş kayıplarıyla ilgili tahminini yükseltti.

    ILO’dan yapılan açıklamada salgınla mücadele için alınan önlemlerin uzaması nedeniyle daha önce 195 milyon olarak tahmin edilen tam zamanlı iş kaybının 305 milyona çıkabileceği belirtildi. ILO ayrıca dünya genelinde kayıt dışı çalışan 1,6 milyon işçinin geçimlerini sağlayamam riskiyle karşı karşıya olduğunu duyurdu.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yeni tip koronavirüsün ortaya çıkmasından itibaren dünyayı uyarmak için “hızlı” ve “kararlı” bir şekilde hareket ettiklerini bildirdi.

    Ghebreyesus, DSÖ’nün İsviçre’nin Cenevre kentindeki merkezinde, video konferans yöntemiyle düzenlediği basın toplantısında, Çin’in Hubey eyaletinin başkenti Vuhan’da 1 Aralık 2019’da ortaya çıkan salgın konusunda izledikleri süreci kronolojik olarak anlattı.

    “DSÖ, başından itibaren dünyayı uyarmak için hızlı ve kararlı bir şekilde hareket etti. Erkenden ve sık sık sözlü uyarıda bulunduk.” diyen Ghebreyesus, ocak ayından itibaren virüse ilişkin sürekli basın toplantısı düzenlediklerini hatta bu konuda eleştiri aldıklarını vurguladı.

     

  • Covid-19: İngiltere’de 586 kişi daha hayatını kaybetti

    Covid-19: İngiltere’de 586 kişi daha hayatını kaybetti

    İngiltere’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 586 artarak 21 bin 678’e yükseldi.

    Sağlık Bakanı Matt Hancock, günlük basın toplantısında, ülkede Kovid-19 kaynaklı can kaybının 21 bin 92’den 21 bin 678’e yükseldiğini bildirdi. Hancock, ülkede vaka sayısının 3 bin 996 artarak 161 bin 145’e ulaştığını, bir günde yapılan test sayısının da 43 bin 453 olarak gerçekleştiğini aktardı. Buna göre, ülkede toplam test sayısı 763 bin 363’e çıktı.
    Bakan Hancock, Kovid-19 testiyle ilgili politikayı da değiştirdiklerini ve bundan böyle 65 yaş üstü vatandaşları, huzurevi ve bakımevi çalışanlarını ve kritik çalışan kategorisinde bulunmayan çalışanları da test edeceklerini bildirdi.
    Son kategoridekilerde hastalık semptomlarının bulunması şartının aranacağını belirten Hancock, mayıs ortası itibarıyla temaslı takibine de başlamayı amaçladıklarını kaydetti.
    – Günlük veriler, sadece hastanede ölümleri kapsıyor
    Hancock, ülkede günlük test sayısını nisan sonuna kadar 100 bine çıkarma sözü vermişti.
    980 ile en çok ölümün görüldüğü 10 Nisan’dan beri dalgalı düşüş gösteren can kayıpları, son bir haftada sırasıyla 449, 823, 759, 616, 684, 813, 413, 360 ve 586 olarak kaydedildi.
    Hükümetin açıkladığı günlük veriler, sadece hastanede ölümleri kapsıyor. Huzurevi ve bakımevlerinde son 37 yılın en yüksek ölüm sayısına ulaşılan ülkede, bunların ne kadarının Kovid-19’a bağlı olarak gerçekleştiğiyle ilgili şüpheler bulunuyor. Huzurevi, bakımevi veya kendi evlerinde hayatını kaybedenlerin dahil edilmesiyle, ülke genelinde Kovid-19’a bağlı can kaybının açıklanan sayının en az yüzde 50 üzerine çıktığı tahmin ediliyor.
    İngiliz hükümetinin baş bilim danışmanı Sir Patrick Vallance, krizin ilk günlerinde yaptığı açıklamada, ölü sayısını 20 binin altında tutmayı hedeflediklerini açıklamıştı.
    İngiltere’de bugün salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanları için ülke genelinde saygı duruşunda bulunuldu.

  • Covid-19: İngiltere’de sayı 21 bini aştı

    Covid-19: İngiltere’de sayı 21 bini aştı

    İngiltere’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 360 artarak 21 bin 92’ye yükseldi.

    Sağlık Bakanı Matt Hancock’un günlük basın toplantısında verdiği bilgiye göre, ülkede Kovid-19 kaynaklı can kaybı 20 bin 732’den 21 bin 92’ye, vaka sayısı da 4 bin 310 artarak 157 bin 149’a çıktı.

    Gün içinde 37 bin 24 test yapılırken, toplam test sayısı 719 bin 910 oldu.

    980 ile en çok ölümün görüldüğü 10 Nisan’dan beri dalgalı düşüş gösteren can kayıpları, son bir haftada sırasıyla 449, 823, 759, 616, 684, 813 ve 413 olarak kayıtlara geçti.

    Ancak hükümetin açıkladığı günlük veriler, sadece hastanede ölümleri kapsadığı için gerçek can kaybının çok daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.

  • Johnson: İngiliz halkının yaptığı fedakarlığı çöpe atmayı ve ikinci defa zirveyi görme riskini reddediyorum

    Johnson: İngiliz halkının yaptığı fedakarlığı çöpe atmayı ve ikinci defa zirveyi görme riskini reddediyorum

    Koronavirüs sebebiyle hastaneye kaldırılan ve yoğun bakımda üç gün geçiren İngiltere Başbakanı Boris Johnson, bugün göreve döndü.

    Downing Street’teki Başbakanlık Konutu’nun önünde konuşan Johnson, “Enfeksiyonların ikinci defa zirve yapması riskini almayı reddediyorum” dedi.

    Sokağa çıkma kısıtlamalarını “çok hızlı bir şekilde hafifleterek İngilizlerin yaptığı fedakarlıkları çöpe atmayacağını” belirten Jonhson, şunları söyledi:

    “Bunun çok zor olduğunu biliyorum. Ekonominin olabildiğince hızlı şekilde canlanmasını istiyorum. Ancak İngiliz halkının yaptığı fedakarlığı çöpe atmayı ve ikinci defa zirveyi görme riskini reddediyorum.

    “Kısıtlamaların kaldırılması politikası hakkında, ne kadar hızlı ya da yavaş olacağı ya da ne zaman olacağı konusunda bir şey söyleyebilecek durumda değiliz. Hükümet önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili daha fazla şey söyleyebilecek durumda olacak. Bu kararlar olabilecek en şeffaf şekilde alınacak.”

    Virüsün İngiltere’de görülmesinin ardından “sürü bağışıklığı” politikasını benimseyen hükümet, yeterli önlem almadığı ve hastaneler bu sebeple dolduğu için eleştirilmişti. Johnson göreve yeniden başlarken de kısıtlamaların ne zaman kaldırılacağının belirlenmesi baskısı altında.

    Hükümet, yeteri kadar test yapılmadığı konusunda da eleştiriliyor.

    Johnson, göreve döndükten sonra yaptığı ilk açıklamaya İngiliz halkına teşekkür ederek ve “Virüsün her gün yeni bir üzüntüye sebep olduğunu biliyorum” diyerek başladı. “Bunun savaştan beri bu ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük zorluk olduğu hâlâ bir gerçek. Ancak ilerleme kaydettiğimiz de bir gerçek” diye devam etti.

    6 Nisan’da hastaneye kaldırılan 55 yaşındaki Johnson, yoğun bakım ünitesinde üç geçirmiş, 12 Nisan’da hastaneden taburcu edilmişti.

    O tarihten bu yana Londra’ya yaklaşık 65 km mesafedeki Chequers Başbakanlık konutunda dinlenen Johnson dün akşam Downing Street’teki Başbakanlık konutuna döndü.