Blog

  • Koronavirüs: İngiltere’de Boris Johnson’un önlemleri hafifletme planları ‘belirsizlik’le suçlanıyor

    Koronavirüs: İngiltere’de Boris Johnson’un önlemleri hafifletme planları ‘belirsizlik’le suçlanıyor

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın kamuoyuna ana hatlarını duyurduğu koronavirüs önlemlerindeki ilk temkinli yumuşatma adımları eleştirilerle karşılandı.

    23 Mart’tan bu yana uygulanan “Evde Kal-Sağlık Sistemini Koru-Hayat Kurtar” olan mesajı, “Tedbiri Bırakma-Virüsü Kontrol Et-Hayat Kurtar” olarak değiştiren planla halka, dış mekanlarda daha uzun süre kalabilme ve ev halkı dışından bir kişiyle mesafeli olarak bir araya gelebilme izni veriliyor.

    Ama en önemlisi iki aya yakın süredir felce uğrayan ekonominin hareketlendirilmesi amacıyla evden çalışması mümkün olmayan, inşaat ve imalat sektörü gibi alanlarda çalışan işçilerin işe gitmesi teşvik ediliyor.

    Fakat yeni plan Birleşik Krallık içindeki özerk bölgeler İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler yönetimleri tarafından benimsenmedi, ana muhalefet İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer planın belirsizliklerle dolu olduğunu söyledi.

    İşçi sendikaları ‘işe dönme’ tavsiyesine temkinle yaklaşılması gerektiğini çünkü planın işçilerin sağlık ve güvenliğinin sağlanması konusunda net önlem ve güvenceler içermediğini söylediler.

    Başbakan Johnson planının ayrıntılarını bugün parlamentoda anlatacak ve planın ayrıntıları 50 sayfalık bir raporla açıklanacak.

    Planda neler var?

    Johnson planını açıklarken koronavirüs salgını önlemlerinden ayrıntılı olmayan ve “şartlı” bir tür “çıkış stratejisi” de verdi.

    Kontrolsüz bir salgın halinin 5, salgının yok edilmesinin ise 1 olarak tanımlandığı beş aşamalı bir plan içerisinde Mart ayından bu yana 4’üncü aşamada olunduğunu söyleyen Başbakan, şimdi temkinli bir şekilde 3’üncü aşamaya doğru bir adım atılmış olduğunu kaydetti.

    Başbakan, “her şeyin istendiği gibi gitmesi şartıyla yeni bir aşamaya geçilebileceğini,” kreş ve ilkokulların 1 Haziran tarihinde kısmen açılabileceğini, yine gidişata bağlı olmak koşuluyla ülkenin önemli bir gelir kaynağını oluşturan turizm sektörünün de kısmen Temmuz başında açılabileceğini söyledi.

    Bu kapsamda dış mekanı olan lokantalar, kafeler ile sosyal mesafe kurallarını uygulamak şartıyla ibadet yerleri ve bazı sinemalar da açılabilecek.

    Şu ana kadar evine kapanan ve günde bir kere egzersiz ya da alışveriş gibi ihtiyaçları için çıkması tavsiye edilen halka bundan böyle daha uzun süreyle egzersiz yapabilecekleri, plajlar ya da ulusal parklar gibi yerlere gidebilecekleri, balık tutma, golf ve tenis gibi faaliyetleri aile içinde kalmak koşuluyla yapabilecekleri söylendi.

    İnsanlar ayrıca dış mekanlarda spor yapar ya da otururken evlerinde yaşamayan bir diğer kişiyle mesafeli kalmak koşuluyla buluşabilecek.

    Eleştirenler ne söylüyor?

    Başbakan ekonominin tamamıyla faaliyete geçebilmesi için öncelikle salgının net bir şekilde kontrol altına alınmış olması gerektiğini söyledi ama özellikle inşaat ve imalat sektöründe çalışan yani evden çalışmayı sürdüremeyenleri işe gitmeye teşvik etmesi sendikaların endişeli açıklamalarıyla karşılandı.

    İşçi sendikaları planların açıklanmasından önce de bu konuda kaygılarını belirtmişler, işyerleri ve toplu taşımada koronavirüs önlemlerine riayet edilmesinin nasıl sağlanacağını sormuşlar, işçilerin güvenliğinin işverenin ‘iyi niyetine’ bırakılmaması gerektiğini söylemişlerdi.

    Dünkü açıklamalardan sonra kamu çalışanları sendikası Unison’un başkanı Dave Prentis “İşe dönüş güvenli olmalı. Aceleye getirilmemeli ve acele edeceğiz derken çalışanların güvenliğiyle oynanmamalı. Ekonomi önemli ama hayatlar da önemli” dedi.

    Eğitim Sendikası NEU 1 Haziran’da ilkokulları açma planının çok tehlikeli olacağını henüz salgının yayılış hızının fazlasıyla yüksek olduğunu söyledi.

    Ulusal Sendikalar Konfederasyonu (TUC) Genel Sekreteri Frances O’Grady ise hükümeti işverenleri “sıkı” güvenlik önlemleri almaya zorlayan adımlar atmaya çağırdı.

    Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği de ayrıntı istedi ve “yeniden başlayıp, örgütleyip, işe girişebilmemiz için pratik sorulara cevap verilmesi gerekiyor” dedi.

    İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer Pazar akşamı “Başbakan fiilen milyonlarca insana yarın (Pazartesi) 12 saat sonra işe gidin demiş oldu. Fakat bunun kuralları belli değil. Toplu taşımada bunun nasıl yaşanacağını bilmiyoruz. Çok sayıda soru işareti var” diye konuştu.

    Muhalefetin gölge Çalışma Bakanı Ed Miliband ve çalışanların haklarından sorumlu bakan yardımcısı Andy McDonald, çalışanlara güvenliklerini nasıl sağlayacaklarına ilişkin bilgi verilmeden 12 saat öncesinden işe gidin tavsiyesi vermenin “sorumsuzca ve yanlış” bir adım olduğunu bildirdiler ve hükümeti işyerlerinde Covid-19 risk değerlendirmelerini yapılmasını ve mesafe önlemleri alınmasını zorunlu kılan adımları atmaya çağırdılar.

    Başbakan Johnson işe dönmeye teşvik ettiği “evden çalışması mümkün olmayan” işçilere, “toplu taşıma araçlarını mümkün olduğu kadar kullanmayın” dedi ama büyük şehirlerde, özellikle Londra’da bunun hayata geçirilmesi birçok çalışan açısından mümkün görünmüyor.

    Özerk bölgelerde ‘evde kal’ ısrarı

    Johnson’un açıklamaları Başbakan’ın “dört ulus” yaklaşımını da bölmüş oldu. Başbakan kararları alırken geniş kesimlere ve İngiltere’ye ek olarak İskoçya, Kuzey İrlanda, Galler özerk yönetimlerini de kastederek Birleşik Krallık içindeki dört ulusun temsilcilerine de danıştığını söylüyor.

    Fakat, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda yönetimleri “evde kal” mesajının yerine “tedbiri bırakma” mesajına geçmeyi kabul etmiş değil.

    İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon haftalardır uygulanan önlemlerin gevşetilmesinin vazgeçilmesinin felaket olacağını söyleyerek halka “evde kalmaya devam” mesajı verdi. Sturgeon, Başbakan Johnson’un “tedbiri bırakma” mesajının fazlaca muğlak olduğunu söyledi.

    Galler Başbakanı Mark Drakeford da bölgesinin halkına “evde kal” mesajının değişmediğini duyurdu. Bölgede sadece egzersizle ilgili kurallar biraz gevşetiliyor ve bahçe malzemesi satan dükkanların açılmasına izin veriliyor.

    Kuzey İrlanda yönetimi ise bölgede uygulanacak kuralları bugün değerlendirecek fakat Johnson’un açıklaması öncesinde “evde kal” tavsiyesinin sürmesi yönünde bir eğilim vardı.

    ‘İmkansızı yapmaya çalışıyor’

    BBC Sağlık Muhabiri Nick Triggle’ın analizi:

    Başbakan fiilen imkansızı yapmaya çalışıyor. Elindeki sınırlı imkanlarla virüsün yayılmasını kontrol altında tutarken bir yandan da normal hayata dönüşü başlatmak istiyor.

    Aşının yokluğunda hükümetin salgının yeniden hızlanmasını önlemesi şart.

    Fakat burada bir sorun var. Son bir ay içinde test sayısının çok artırılmasına rağmen İngiltere’nin virüsün yayılmasını engelleme kapasitesinde büyük boşluklar var. Test sonuçlarının alınması çok uzun, bazen günlerce sürüyor ve düzenli olarak test olması gereken bakımevi çalışanları gibi gruplar yer yer hala test imkanlarının yaratılmadığını bildiriyorlar.

    Hastalığa yakalanmış kişilerle yakın temas içinde olanların bulunup izlenmesini ne kadar başarabileceğimiz de belirsiz. Temasların bir cep telefonu uygulamasıyla belirlenmesi ve hastalık halinde uyarılmasını sağlayan sistem geçen hafta Isle of Wight’ta denendi. Sonuçları henüz bilmiyoruz. Dolayısıyla “görünmez bir düşman” karşısında tek kolumuz da bağlı bir şekilde ilerliyoruz.

    Yalnız değiliz aslında. Başka ülkeler de buna benzer sorunlar yaşıyor. Fakat bu konuda daha hazırlıklı olan Almanya ve Güney Kore gibi ülkelerin epey gerisinde olduğumuz kesin.

  • Normalleşme: İngiltere Başbakanı Johnson’ın kısıtlamaların kaldırılmasıyla ilgili açıkladığı planda neler var?

    Normalleşme: İngiltere Başbakanı Johnson’ın kısıtlamaların kaldırılmasıyla ilgili açıkladığı planda neler var?

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, koronavirüs nedeniyle uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasıyla toplumsal yaşamın normalleşmesiyle ilgili kademeli ve bir dizi koşulun yerine gelmesine bağlı olarak hayata geçirilecek planın ayrıntılarını açıkladı.

    Johnson, televizyonlardan yayımlanan konuşmasında, evden çalışabilenlerin evden çalışmaya devam etmesi, sadece işini yapmak için gitmek zorunda olanların işlerine gitmeleri gerektiğini söyledi.

    Başta inşaat ve imalat olmak üzere, işyerinden çalışmak zorunda olanların işbaşı yapmasının “teşvik edildiğini” aktaran Johnson, işe gitmek zorunda olanlara ise toplu taşımayı değil, özel araçlarını kullanmaları çağrısı yaptı.

    İngiltere’de kısıtlamaların Covid-19 salgınının sağlık sisteminin kapasitesi üzerindeki etkileri, bir kişinin virüsü başka kaç kişiye bulaştırdığını gösteren R0 olarak da bilinen bulaştırma katsayısı ve yayılıma ilişkin verilerin değerlendirilmesi gibi bir dizi kritere göre hafifletilmesi öngörülüyor.

    Jonhnson, “İngiltere’nin koronavirüs kaynaklı can kayıplarının kontrol altına alma konusundaki kazanımlarını boşa çıkararak, ikinci bir sıçramanın ortaya çıkmasına izin vermesi şu aşamada delilik olur” dedi.İngiltere Başbakanı, daha erken saatlerde de hükümetin koronavirüs salgınıyla ilgili yeni mesajını duyurmuştu. Daha önce “Evde Kal-Sağlık Sistemini Koru-Hayat Kurtar” olan mesaj, “Tedbiri Bırakma-Virüsü Kontrol Et-Hayat Kurtar” olarak değiştirilmişti.

    İngiltere’de koronavirüs vaka sayısındaki artışın hızlanmasının ardından 23 Mart’ta sokağa çıkma kısıtlamaları getirilmişti.

    İngiltere’de toplam vaka sayısı, 219 bin 183’e yükselirken, can kaybı da 31 bin 855. Yeni vaka artışı devam etmesine karşın son dönemlerde artış hızında yavaşlama olduğu görülüyor.

    Hangi kısıtlamalar hafifletildi?

    Johnson, açıkladığı planı “toplumun normalleşmesine yönelik yol haritasının ilk taslağı” olarak nitelendirdi.

    Johnson, “Bu hafta, kısıtlamaları sona erdirmenin zamanı değil. Bunun yerine, aldığımız önlemlerin değiştirilmesine yönelik ilk temkinli adımları atıyoruz” diye konuştu.

    Johnson, başta imalat ve inşaat olmak üzere işini evinden yapması mümkün olmayan kişilerin “faal bir şekilde işe gitmeye teşvik edildiklerini” söyledi.

    Evden çalışabilenlerin ise bunu yapmaya devam etmeleri öngörülüyor. İşe gitmek zorunda olanlara toplu taşımayla değil, özel araçlarıyla işe gitmeleri çağrısı yapıldı.

    Açık havada yapılabilecek egzersizlerle ilgili sınırlamalar kaldırıldı. Johnson, halkın artık parklarda güneşlenebileceğini ve aynı evde yaşadığı kişilerle birlikte açık havada spor yapabileceğini vurguladı.

    Sosyal mesafe ile ilgili düzenlemeler ise korunacak. İş yerlerinde sosyal mesafenin korunmasına yönelik düzenlemelerin yapılması ve toplu alanlarda da sosyal mesafe kurallarının uygulanmaya devam edilmesi öngörülüyor.

    Bundan sonrasına ilişkin kararlar nasıl alınacak?

    Johnson, bundan sonraki adımların “en erken 1 Haziran’da” atılmasını umduğunu belirtti.

    Haziran başı itibarıyla bazı sınıflarda eğitimin yeniden başlaması ve bazı dükkanların tekrar açılması olasılık dahilinde. Ancak bu kararların alınması için bazı koşulların yerine gelmesi gerekiyor.

    Johnson, “Önümüzdeki iki ay boyunca, umut ya da ekonomik gerekliliklere göre hareket etmeyeceğiz. Bilim, veri ve kamu sağlığına göre hareket edeceğiz. Tüm bu kararların hepsinin koşulların yerine gelmesine ve bir dizi ‘eğer’in gerçekleşmesine bağlı olduğunu vurgulamak istiyorum” dedi.

    Johnson, restoran, kafe, pub ve bar gibi yerlerin ise en erken Temmuz’da açılabileceğini belirtti.

    Johnson’ın bugünkü konuşmasında ısrarla üzerinde durduğu bir konu da R0 olarak da bilinen bulaşma katsayısı oldu.

    Covid-19 gibi virüs kaynaklı hastalıklarda bir kişinin virüsü bulaştırdığı kişi sayısı olarak hesaplanan bulaşma katsayısının 1’in altında tutulması hedefleniyor.

    Johnson, bu katsayıyla ilgili halen bir miktar belirsizlik olsa da yapılan hesaplamalara göre R0’ın 0.5 ile 0.9 arasında olduğunu söyledi.

    İngiliz hükümetinin devreye soktuğu yeni Covid-19 uyarı sisteminde de düzeylerin R0 sayısı temelinde belirlenmesi öngörülüyor.

    Hangi yeni uygulamalar getirildi?

    Johnson’ın açıklamasıyla ilan edilen Covid-19 uyarı sistemi, 1’den 5’e kadar belirlenen düzeylerle salgının durumunun ciddiyetinin tespit edilmesi ve buna göre bazı önlemler alınması planlanıyor.

    Bu uyarı sistemi, İngiltere’nin terör tehdidi için kullandığı sisteme benziyor ve en yüksek seviye olan 5, salgının yaygın bir şekilde sürdüğü ve fazla sayıda can kaybına yol açtığı, 1 ise tehdidin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

    Bu seviyenin yeni kurulan Ortak Biyogüvenlik Merkezi tarafından belirlenmesi öngörülüyor.

    Johnson, bu seviyenin ağırlıklı olarak R0 katsayısı ile koronavirüs vaka sayısına bağlı olarak belirleneceğini ve “sosyal mesafe önlemlerimiz konusunda ne kadar sıkı hareket etmemiz gerektiğini” göstereceğini ifade etti.

    Johnson, “İşin özü, bu düzey ne kadar düşükse, önlemler de o kadar az olacak. Bu düzey ne kadar yüksekse, önlemler de o kadar katı ve sert olacak” dedi.

    İngiltere, R0 katsayısının 1’in altına düşmesiyle şu anda 4’ten 3’üncü seviyeye geçiyor.

    Johnson’ın açıkladığı bir diğer yeni düzenleme de, havayoluyla ülkeye gelenlerle ilgili.

    Johnson, vaka sayılarındaki artışın kontrol altına alınmasıyla birlikte ülke dışından yeni vakaların gelmesini önlemek adına yakın bir zaman içerisinde havayoluyla gelenlere karantina uygulamasına başlanacağını vurguladı.

    Johnson’ın açıklamalarına tepkiler neler?

    İşçi Partisi lideri Keir Starmer, Johnson’ın açıklamasının sorulara yanıt vermekten çok, daha fazla soru doğurduğunu söyledi.

    Açıklamanın “net olmadığını ve görüş birliği içermediğini” aktaran Starmer, milyonlarca kişiye yalnızca 12 saat önceden haber vererek, işe gitmeleri ve bunu yaparken toplu taşıma kullanmamalarının söylendiğini belirtti.

    İngiltere’nin önde gelen sendikalarından Unison’ın Genel Sekreteri Dave Prentis, hükümetin bazı sektörlerde insanlara işbaşı yapma çağrısı yaparak hızlı hareket ettiğini ve güvenliği geri plana atmaması gerektiğini söyledi.

    Prentis, “Eğer güvenliğe azami önem verilmezse, o zaman vaka sayısı artar ve hem Ulusal Sağlık Sistemi’ni hem de sosyal hizmetleri riske sokan ikinci bir dalga görülür” dedi.

    Prentis, hükümetin sağlık çalışanlarına koruyucu ekipman tedarikini garanti altına alması ve test sayısının artırılarak, temas takip programını yürürlüğe koyması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    Liberal Demokrat Parti’nin başkan vekili Sir Ed Davey, hükümetin neden bu aşamada verdiği mesajları değiştirme ihtiyacı duyduğunu anlamadığını ifade etti.

    Davey, “İnsanların bu kadar zaman yoğun bir şekilde mücadele ettikleri şeyleri riske atıyor” diye konuştu.

    İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, Jonhson’ın açıklamasında getirilen düzenlemelerin sadece İngiltere’yi kapsadığını “daha güçlü bir şekilde vurgulaması gerektiğini” söyledi.

    İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın kendi kısıtlamalarını uygulama yetkisi bulunuyor. İskoçya ve Galler, halka evde kalma çağrısı yapmayı sürdürürken, Kuzey İrlanda da kademeli bir şekilde normalleşmeye geçmeyi planladığını duyurdu.

  • İngiliz Bakan Lewis: Türkiye’den alınan sağlık ekipmanı kullanılamaz halde

    İngiliz Bakan Lewis: Türkiye’den alınan sağlık ekipmanı kullanılamaz halde

    Türkiye’nin İngiltere’ye gönderdiği 400 bin adet kişisel koruyucu ekipmanının ülke standartlarının altında olduğu ve malzemelere el konulduğu bildirildi.

    İngiliz basınına konuşan Kuzey İrlanda Bakanı Brandon Lewis Türkiye’den alınan sağlık ekipmanının tıbbi kullanıma uygun olmadığını doğruladı. Lewis, Türkiye’den alınan kişisel koruyucu ekipmanın kontrolü sırasında aradıkları standartlara uygun olmadıklarının anlaşıldığını ve bu nedenle kullanmama kararı aldıklarını belirtti.

    22 Nisan tarihinde Türkiye’den ithal edilen ekipman İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait bir kargo uçağıyla özel olarak acilen ülkeye taşınmıştı. Covid-19 salgınından en fazla etkilenen ülkelerin başında gelen İngiltere sağlık sistemindeki 1,6 milyon sağlık personeline kişisel koruyucu ekipmanı tedarik etmekte büyük güçlük yaşıyor.

    Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı söz konusu ekipmanın halen Heathrow Havaalanı’nda bekletildiğini doğruladı. Hükümet kaynaklarından edinilen ve İngiliz basınına yansıyan haberlerde ekipmanın geri gönderileceği ve ödemenin iadesinin isteneceği belirtiliyor.

    Teslimatta gecikme yaşanmıştı

    Hükümetin günlük Covid-19 birifingi sırasında bir soru üzerine Konut, Toplum ve Yerel Yönetimler Bakanı Robert Jenrick, Türkiye’den yüklü miktarda kişisel koruyucu ekipmanı tedarik edildiği ve teslimatının 19 Nisan’da beklendiğini duyurmuştu. Teslimatta yaşanan gecikme sonraki günlerde de basında yoğun şekilde yer almış ve gecikmenin nedeninin kişisel koruyucu ekipmanın Türkiye’den ihracatına ilişkin işlemlerden kaynaklandığı ortaya çıkmıştı.

    Covid-19 salgını esnasında sağlık çalışanlarının yanı sıra, bakım evlerindeki personelin ve halka temas içindeki diğer acil ve temel hizmet sunan çalışanların virüsten korunabilmesi amacıyla gerekli kişisel koruyucu ekipman temini için İngiliz hükümetinin en zorlandığı konuların başında geliyor.

    Hükümet, bu açığı gidermek için gece gündüz çalıştıklarını ancak pandemi esnasında bu tür ürünlere olan talebin aynı anda oluşması nedeniyle tedarik etmek güçlük yaşadıklarını vurguluyor.

    İngiltere’de 200 binin üzerinde Covid-19 vakası bulunuyor. Ülkede 30 binden fazla kişi salgın dolayısıyla hayatını kaybetti.

     

  • Koronavirüs: İngiltere, Merkez Bankası’nın tahminine göre tarihinin en derin resesyonuna girecek

    Koronavirüs: İngiltere, Merkez Bankası’nın tahminine göre tarihinin en derin resesyonuna girecek

    İngiltere Merkez Bankası, koronavirüs salgını yüzünden ülkenin tarihinin en derin resesyonuna gireceği uyarısında bulundu.

    Merkez Bankası’nın tahminine göre İngiltere’de sokağa çıkma kısıtlamaları Haziran ayında gevşetilse bile ülke ekonomisi bu yıl yüzde 14 küçülecek.

    Ülke, ekonomik verilerin tutulmaya başlandığı 1706’dan bu yana böylesi bir tabloyla yüzleşmemişti.

    Salgının ekonomik etkisiyle ilgili senaryolar belirleyen İngiltere Merkez Bankası, koronavirüsün neden olduğu Covid-19 hastalığının ülkede “istihdam ve gelirleri önemli oranda azalttığını” vurguladı.

    Banka faiz oranlarında ise değişikliğe gitmedi. İngiltere’de faiz oranları yüzde 0,1’le tarihin en düşük düzeyinde.

    İngiltere Merkez Bankası, varlık alım programını ise 300 milyar sterline yükseltti.

    İkinci çeyrekte yüzde 25 küçülme

    İngiltere Merkez Bankası’na göre, 10 yıldan uzun süredir ilk kez durgunluğa girecek ülke ekonomisi 2020’nin ilk çeyreğinde yüzde 2,9, ikinci çeyreğinde ise yüzde 25 küçülecek.

    Resesyon, teknik olarak üst üste iki çeyrekte ekonomik küçülme olarak tarif ediliyor.

    İngiltere Merkez Bankası’nın tahminine göre ülke ekonomisi 2021’de ise yüzde 15 büyüyecek.

    Ancak ülke ekonomisinin koronavirüs salgını öncesi düzeyi 2021 ortasından önce yakalaması beklenmiyor.

    İngiltere’de işsizlik oranının bu yıl yüzde 4’ten yüzde 9’a çıkacağı, enflasyonun ise 2021 başında yüzde 0’a ineceği tahmin ediliyor.

  • Londra’da kadın örgütleri şiddeti protesto etti

    Londra’da kadın örgütleri şiddeti protesto etti

    Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Mayıs günü, eski eşi tarafından boğazı kesildikten sonra yakılarak katledilmeye çalışılan Yeni Kadın okuru Meryem Şahin’e yönelik saldırı Londra’da kadın örgütleri tarafından protesto edildi.

    Fiziki mesafe ile yapılan eyleme Yeni Kadın, Enfield Alevi Kültür Merkezi, Sosyalist Kadınlar Birliği, Alxas Kadın Komisyonu, Kurecikliler Kadın Komisyonu

    Cem-Evi ve Avrupa Demokratik Kadın Hareketi üyeleri katılırken, kurumları tarafından protesto edildi. Eylemde “Jin jiyan Azadi” ve“Kadın katliamına son” yazılı pankartlar ile katledilen kadınların fotoğrafları taşındı.

    Eylem’de yapılan açıklamada;

    Covid-19 ile birlikte herkesin evlere kapandığı Avrupa’da kadına yönelik artan katliamlar ve saldırılara karşı ilgili kurumaların harekete geçmesi çağrısı yapılırken, kadına yönelik katliamlara ve şiddete karşı daha fazla örgütlenme ve öz savunmanın gerekliliği vurgulandı.

    Kadın örgütleri eylemin sonunda 6 Mayıs 1972’de Türk devleti tarafından asılarak katledilen, Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, şahsında Mayıs ayında şehit düşen tüm devrim şehitlerini bir dakikalık saygı duruşu ile andı.

  • Koronavirüs ölümleri: İngiltere neden Avrupa’nın en kötü durumdaki ülkesi haline geldi?

    Koronavirüs ölümleri: İngiltere neden Avrupa’nın en kötü durumdaki ülkesi haline geldi?

    İngiltere açıklanan son ölümlerle İtalya’yı geride bırakarak, Avrupa’da koronavirüsten en çok kişinin öldüğü ülke haline geldi.

    İngiltere Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick Çarşamba günkü koronavirüs bilgilendirme toplantısında son 24 saat içinde bildirilen 649 koronavirüs ölümüyle birlikte ülkede salgının başında bu yana yaşamını kaybedenlerin sayısının 30 bin 76’ya ulaştığını açıkladı.

    Düne kadar Avrupa’da salgında en büyük can kaybı yaşayan ülke olan İtalya’da toplam 29 bin 684 kişi yaşamını yitirdi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde salgından ölenlerin sayısı ise 72 bine çıktı.

    Fakat sağlık uzmanları bu rakamların olayın boyutlarını kısmen yansıttığını söylüyorlar.

    Cambridge Üniversitesi’nden profesör David Spiegelhalter “Açıklanan rakamların virüs yüzünden ölenlerin gerçek sayısının çok altında olduğuna kuşkumuz yok” diyor.

    “Adı geçen ülkelerin hiçbirinde durumun iyi olmadığı açık ama bu Eurovision yarışması değil ve bir sıralama yapmaya çalışmak anlamlı değil” diye ekliyor.

    Kıyaslamalar ne kadar anlamlı?

    Farklı ülkelerdeki koronavirüs ölümü sayılarını kıyaslamakta bazı sorunlar var.

    Gerek dün bilgilendirme toplantısını yöneten Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick gerekse parlamentoda bu konudaki soruları yanıtlayan Başbakan Boris Johnson, buna dikkat çektiler.

    İngiltere Kamu Sağlığı İdaresi yetkilisi profesör Yvonne Doyle da dünkü brifingde “Her ülke virüsü farklı şekilde test ediyor ve bu da uluslararası karşılaştırmaları çok zorlaştırıyor” dedi.

    Virüsün test edilmesindeki farklılıklara ek olarak, ölümlerin farklı sayılması ve nüfuslar arasındaki sayısal ve niteliksel farklılıklar da kıyaslamaların anlamını etkileyen faktörler olarak sayılıyor.

    Öncelikle her ülke ölümleri farklı yöntemlerle kayda geçiriyor.

    İngiltere hükümetinin baş sağlık danışmanı Chris Whitty “Her ülke ölümleri farklı sayıyor bu yüzden onları birbiriyle kıyaslamak verimli bir çaba değil” diyor.

    İtalya ile İngiltere’nin yöntemleri ilk bakışta benzerlikler gösteriyor. Her iki ülkede de sadece Covid-19 testi yapılıp pozitif çıkmış kişiler koronavirüs ölümü olarak kaydediliyor.

    Fakat, hastanelerde yaşamlarını yitirenler bakımından sayıların aşağı yukarı güvenilir olduğunu söylemek mümkün olsa da, aynı şeyi yaygın test yapılmayan dolayısıyla ölüm sebebinin testle belirlenemediği yaşlı bakımevlerindeki ölümler için söylemek zor.

    Bir başka faktör nüfus. İngiltere’nin nüfusu 66, İtalya’nınki 60 milyon.

    Dolayısıyla nüfusa oranlandığında ölümlerin daha fazla olması için aslında İngiltere’de İtalya’dan yüzde 10’u aşkın daha fazla ölüm olması gerekiyor.

    Nüfusun özellikleri de karşılaştırmalar açısından önemli.

    Örneğin koronavirüsün yaşlı insanları gençlere göre genellikle daha çok etkilediğini artık biliyoruz.

    Yaşça büyük insanların başka kronik hastalıkları da olması ihtimalinin yüksekliği, koronavirüsü onlar açısından daha tehlikeli hale getiriyor.

    İtalya nüfusuna baktığımızda yaşlıların nüfusa oranının daha yüksek, çocukların oranının ise daha düşük olduğunu küçük olduğunu görüyoruz.

    Dolayısıyla diğer bütün unsurlar aynı olsaydı dahi İtalya’da bu yüzden İngiltere’ye göre daha fazla ölüm olması beklenebilirdi.

    ‘Koronavirüs ölümü’ ne demek?

    İngiltere’de hükümetin gün gün açıkladığı rakamlar virüs ölümü olduğu teyitli kişileri kapsıyor. Ama aynı zamanda Ulusal İstatistik Kurumu, ölüm raporunda test yapılmış olsun olmasın bir şekilde Covid-19’dan bahsedilen her türlü ölümü kapsayan bir sayı veriyor.

    Belçika’nın koronavirüs ölümlerinin nüfusa oranı bakımından en çok yüksek olduğu ülke olduğu söyleniyor.

    Buna karşılık Belçika’da yetkililer, kendilerinin ölümleri dünyadaki bütün ülkelerden farklı bir şekilde saydığını söylüyorlar.

    Bu ülkede hastanelerde ve bakımevlerinde ölenlere ek olarak evinde yaşamını yitiren ve koronavirüsten şüphelenilen ama henüz onaylanmamış vakalar da istatistiklere dahil ediliyor.

    Belçika hükümet sözcüsü ve kendisi de virolog olan profesör Steven Van Gucht, hatalı karşılaştırmalar yapıldığını söylüyor.

    Ayrıca otoriter siyasi rejimlerin olduğu ülkelerden gelen verilerle ilgili de bir güven sorunu var.

    Çin’deki koronavirüs ölüm oranının (nüfusa oranla ölüm), sonradan Vuhan’daki ölüm rakamlarını yüzde 50 artırmalarından sonra bile çok düşük olduğu görülüyor.

    Sağlık uzmanları ölümlerin hesaplanmasında daha çok “fazla ölümlere” odaklanmayı tavsiye ediyor.

    Bu yöntemle her ülkede salgın döneminde, geçmiş yılların aynı dönemine kıyasla ne kadar fazla ölüm olduğuna bakılıyor.

    Fakat bu tür bilgilerin toplanması, anlamlandırılması ve salgının küresel etkisi konusunda tam bir resmin oluşması belki de aylar hatta yıllar alacak gibi görünüyor.

    İngiltere nerede hata yaptı?

    Salgının ilk aşamalarında çok kapsamlı test yapıp sonra hasta olduğu belirlenen herkesin temaslarını sıkı bir şekilde takip eden ülkeler, virüsün yayılmasını engellemekte en büyük başarıyı sağlamış görünüyor.

    Bu yöntemleri baştan itibaren uygulayan Alman ve Güney Kore’de diğer ülkelere kıyasla koronavirüsten daha az insan öldü.

    Test sayısının nüfusa oranı bu konuda ölüm oranındaki düşüklükle bağlantılı bir istatistik.

    Fakat test verileri de bir çok ülke tarafından farklı kaydediliyor. Bazı ülkeler test yapılan kişi sayısını kayda geçirirken, diğerleri kaç test yapıldığını (aynı kişiye birden fazla kez test yapılabiliyor) sayıyor.

    Testlerin salgının hangi döneminde yapıldığı sadece hastanelerde mi yoksa yaygın olarak bir çok yerde mi yapıldığı da kıyaslamalarda hesaba katılması gereken faktörler.

    Örneğin Almanya ve Güney Kore salgın ilk başgösterdiği sırada yaygın test yapma politikası izledi ve virüsün tam olarak nasıl ve nerede yayıldığını çok daha iyi takip etmiş oldu.

    Fakat İtalya yine çok test yapmasına rağmen çok fazla can kaybı yaşadı. Bu İtalya’nın test kapasitesini salgın iyice yayıldıktan sonra artırması dolayısıyla geç kalmasına bağlanıyor.

    Test kapasitesini çok geç artırmakla eleştirilen İngiltere de bu bakımdan İtalya’ya benziyor.

    Ana muhalefet İşçi Partisi milletvekili doktor Rosena Allin-Khan hükümeti, yaygın test yapmakta gecikmesinin hayatlara mal olduğunu söyleyerek eleştirdi.

    Koruyucu malzeme eksikliği

    İngiltere hükümeti testleri yaygınlaştırmakta gecikmesinin yanısıra sağlık hizmetleri ve bakımevlerinde çalışan personele yeterli koruyucu giysi ve malzeme sağlayamamakla da eleştiriliyor.

    Nisan ayı başlarında Ulusal Bakımevleri Birliği’nden Nadra Ahmed “En çok ‘Maske bulamıyorum’ ya da “Kimsede eldiven var mı, bizdeki stoklar bitti’ gibi şikayetler alıyoruz” demişti.

    Hükümet politikalarının hayata geçirilmesinden sorumlu bakan Michael Gove 2 Mayıs’da İngiltere çapında sağlık hizmetleri ve bakımevlerine toplam 1 milyar 80 bin koruyucu malzeme sağlandığını söyledi.

    Ancak BBC’nin Panorama programının yaptığı araştırma bu sayının çoğunun eldivenler, maskeler ve dezenfektan gibi malzemeler olduğunu hatta eldivenlerin de çift değil tek tek sayıldığını ortaya çıkarmıştı.

  • İbrahim Gökçek hayatını kaybetti

    İbrahim Gökçek hayatını kaybetti

    İSTANBUL – Ölüm orucuna 323’üncü gününde ara veren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, girdiği ölüm orucuna taleplerinin karşılanacağı yönünde verilen sözler üzerine 5 Mayıs’ta ara vermesinin ardından tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Grup Yorum’a ait Twitter hesabından yapılan açıklamada, Gökçek’in hayatını kaybettiği bilgisi şöyle duyuruldu: “Az Önce İbrahim Gökçek’in Kaldırıldığı Hastanede Şehit Düştüğü Haberini Aldık!Bütün Halkımızın, Gönlü Bizimle Atan Tüm İnsanlığın Başı Sağ Olsun!”
    Ölüm orucu eylemine 323’üncü gününde ara veren Gökçek, Esenyurt’ta bulunan Reyap İstanbul Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmıştı.
    Gökçek’in tedavisine ilişkin dün yapılan açıklamada, “Üyemiz İbrahim Gökçek’in sağlık durumuna ilişkin açıklamamızdır: Vücudunda kan kalmamış. Dün 3 lt kan takviyesi yapıldı. Bugün de kan verilmeye devam edecek. Beslenmeyi şuan için damar yoluyla yapıyorlar. 24 saatin sonunda mideden mama verilecek. Yoğun bakım süreci bir ay sürecek” denilmişti.
    Mezopotamya Ajansı’na konuşan Grup Yorum üyesi Dilan Ekin ise, yoğun bakımda izole bir alanda kalan Gökçek’in bilincinin yerinde olduğunu, ancak tepki vermekte zorlandığını ifade etmişti.
    Kaldığı yoğun bakım ünitesinde nefes almakta zorlanması üzerine dün gece solunum cihazına bağlanan Gökçek’in kalbinin saat 13.00 sıralarında durduğu öğrenildi.
    NE OLMUŞTU?
    Grup Yorum’un 7 üyesi, 2016 Kasım ayında İstanbul’da, İdil Kültür Merkezi’ne düzenlenen bir polis operasyonu sırasında “polise mukavemet ve hakaret etmek” ve “örgütü üyesi olmak” iddiasıyla önce gözaltına alınmış, ardından da tutuklanmıştı. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan müzisyenlerden Helin Bölek, Bahar Kurt, Barış Yüksel, İbrahim Gökçek ve Ali Aracı, cezaevinden yaptıkları bir açıklama ile konser yasaklarının son bulması, grup üyelerine yönelik davaların düşürülmesi, İçişleri Bakanlığı’nın haklarında çıkardığı yakalama kararlarını kaldırması ve faaliyetlerini yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne yönelik baskınların son bulması talebiyle 17 Mayıs 2019 tarihinde süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başladıklarını duyurdu.
    20 Kasım 2019 tarihinde tahliye edilen Helin Bölek ve Bahar Kurt, açlık grevine devam etti. Silivri 9 No’lu Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ise, 201’inci gününden itibaren açlık grevini ölüm orucuna çevirdiğini duyurdu. Gökçek, 24 Şubat 2020 tarihinde Adli Tıp Kurumu’nun verdiği “Cezaevinde kalamaz” raporu üzerine cezaevinden tahliye oldu.
    Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, taleplerin yerine getirilmediğini söyleyerek ölüm orucunu sürdüreceklerini açıkladı. Bölek ise, 3 Nisan günü, eyleminin 288’inci gününde hayatını kaybetmişti.