Blog

  • İngiltere Türkiye’den aldıkları 400 bin ekipmanı iade ediyor

    İngiltere Türkiye’den aldıkları 400 bin ekipmanı iade ediyor

    Türkiye’nin ihracat yasağını kaldırmasına neden olan İngiltere’nin Türkiye’den satın aldığı Covid-19’a karşı koruyucu kıyafetler (PPE) bir kez daha gündeme geldi. Türkiye’den askeri kargo uçağıyla teslim alınan malzemelerin İngiliz hükümetinin standartlarına uymadığı ortaya çıktı.

    İngilizler, Türkiye’den gelen 400 bin koruyucu kıyafeti kendi standartlarına uygun bulmadı.

    The Guardian’ın ulaştığı bilgilere göre, İngiliz Sağlık Bakanlığı Ulusal Sağlık Sistemi’nin ihtiyacı için Türkiye’den getirilen koruyucu kıyafetlerin İngiliz sağlık sistemi standartlarına uymadığını doğruladı.

    Gazetenin haberine göre, başkent Londra’daki Heathrow Havalimanı’na yakın bir bölgede tutulan malzemelerin geri ödeme talebiyle iadesi istenecek.
    Türkiye’de üretilen benzer koruyucu kıyafetler mart ayından beri Türkiye’deki sağlıkçılar tarafından kullanılıyor.

     

  • Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar

    Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar

    Birleşik Krallık hükümetinin açıkladığı Koronavirüs destek paketinden Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların faydalanıp faydalanamayacağı veya faydalanacaksa hangi destek ve yardıma başvurabileceği bir süredir tartışılmasına rağmen net olmayan yönleri vardı. İşçi Partili milletvekili Feryal Clark Demirci gazetemizde yayınlanan Halkın Gündemi programında hükümetin gerekli birimleri ile iletişime geçtiği ve cevap aldığında bunu halk ile paylaşacağını ifade etmişti.

     

    Konuyla ilgili gazetemize yazılı bir açıklama gönderen İşçi Partili Kuzey Enfield milletvekili Feryal Clark Demirci Ankara Anlaşması vizesi ile Birleşik Kralllık’ta kalan Türkiyeli vatandaşların başvurabileceği destek ve yardımların listesini paylaştı.

    Demirci yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti; ”Birçok insanımızın COVID-19 salgınının getirdiği belirsizlikten kaynaklı endişeli olduğunu biliyorum. Yerel kurumlarımızın kriz sürecinde yaptığı çalışmalar ve kriz ile mücadeleleri çok değerli ve aynı zamanda yüreklendirici.  Kuzey Enfield’teki kurumlar ve kuruluşlar, bu zor dönemde ihtiyacı olan herkesin desteklenmesini sağlamak için bir araya geldiler ve bunun devam edeceğini biliyorum, ve hepsine gönülden teşekkür etmek istiyorum. Yerel NHS çalışanlarımız, bakım çalışanlarımız, Enfield Belediye ekibimiz ve ön saflardaki çalışanlarımız, bu virüsün neden olduğu zorlukları çözmemize yardımcı olmak için olağanüstü bir iş yapıyorlar.”

    Ankara Anlaşmalıların başvurabilecekleri destek ve yardımlar

    Demirci açıklamasının devamında Ankara Anlaşması vizesi ile ülkede kalan kişilerin başvurabileceği yardımları şöyle sıraladı;

    ”Ankara anlaşması ile Birleşik Krallık’ta yaşayan halkımıza da bazı konularda netlik elde edeceğimi söylemiştim. Hükümetin anons ettiği maddi destek paketinden Ankara anlaşması ile bu ülkede yaşayan işletmeciler ve bireyler de yararlanabiliyor.”

    ”Aşağıdaki listede bulunan bütün yardımlara baş vurma hakkına sahipler:

     

    • The Coronavirus Job Retention Scheme (CJRS)
    • The Self Employment Income Support Scheme (SEISS)
    • Rebates for Statutory Sick Pay (SSP) for SMEs
    • The Coronavirus Business Interruption Loan Scheme (CBILS)
    • The Bounce Back Loan Scheme (BBL) for SMEs
    • VAT deferral for up to 12 months
    • The Time To Pay scheme, through which businesses and self-employed individuals in financial distress, and with outstanding tax liabilities, can receive support with their tax affairs
    • Protection for commercial leaseholders against automatic forfeiture for non-payment until June 30, 2020

     

    Daha fazla bilgi edinmek veya başvuru yapmak için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz.

    https://www.businesssupport.gov.uk/coronavirus-business-support

    COVID-19’dan etkilenen bireyler için destek ayrıntılarını bu linte bulabilirsiniz:

    https://www.gov.uk/government/publications/support-for-those-affected-by-covid-19/support-for-those-affected-by-covid-19

    Demirci açıklamasının sonunda halkı mecbur kalmadıkça evde kalma çağrılarına uyması gerektiğini ifade ederek, ‘Birlikte, bu virüsü yenebilir ve hayat kurtarabiliriz’ dedi.

     

  • İngiltere Parlamentosu’nda ilk defa Dersim Tertelesi konuşuldu

    İngiltere Parlamentosu’nda ilk defa Dersim Tertelesi konuşuldu

    İngiltere Parlamentosu’nda ilk defa Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenlerin anması yapıldı. 

    Dersim Tertelesi’nin 81. Yılında çeşitli ülkelerde anmalar yapılmaya başlandı. İngiltere Parlamentosu’nda da Dersim 38 Tertelesi’nin 81. yılında ilk defa anma gerçekleştirildi.

    Parlementoda Dersim38’e ait fotoğraflar ve masalara kırmızı karanfillerin bırakıldığı anmaya Mehmet Yüksel dede ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü de katıldı.

    DERSİM TERTELESİ’NE SESSİZ KALAN TÜM ÜLKELER YÜZLEŞMELİ

    Önlü, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Dersim 38 Tertelesi’nin ilk defa Londra’da İngiltere Parlementosu’nda anmasının yapıldığını duyurdu.

    Önlü, sadece Türkiye devletinin değil o dönemde sesiz kalan tüm devlet ve parlamentolara da bu terteleyle yüzleşmeli çağrısında bulundu.

  • Britanya KHM Dersim katliamında yaşamını yitirenleri andı

    Britanya KHM Dersim katliamında yaşamını yitirenleri andı

    Britanya Kürt Halk Meclisi, Dersim katliamının yıl dönümü dolayısı ile bir açıklama yaparak yaşamını yitirenleri andı.

    Britanya KHM’nin açıklaması şöyle:
    “83 yıl önce gerçekleştirilen Dersim katliamını yapanları, yaptıranları şiddetle lanetliyor,başta Seyit Rıza ve arkadaşlarını, yine katledilen mazlum Dersim halkını minnet ve saygıyla anıyoruz.
    1937, 4 Mayıs’nda tekçi, milliyetçi, dinci gericiliğin temsilcileri oluşturdukları kurulda Dersime harekat kararı alarak, 70 bin Alevi can ve Kürdü, bombalarla, kurşuna dizerek ve zehirli gazlarla zehirleyerek katletmişlerdir. Tekçi ve soykırımcı Türk devlet sistemi, Dersim halkı Kürt ve Alevi olduğu için bu katliamı gerçekleştirmiştir. Bu katliamla Kürtleri, Alevileri ve Türkiyedeki diğer farklı kimlik ve kültürleri sindirerek tamamen yok etmeyi amaçlamışlardır. Devamında katliamdan kalan Dersimlilere yönelik, katı bir asimilasyon politikası uygulayarak amaçlarına ulaşmayı hedeflemişlerdir.

    DERSİM KATLİAMINI YAŞAMA TEHLİKESİ HALA YAKIN BİR TEHLİKEDİR
    Dersim de mağaralara sığınan insanları zehirleyerek,
    kurşuna dizerek katleden katiller topluluğu ile Cizre bodrumlarında insanları diri diri yakanlar arasında zihniyet kardeşliği bulunmaktadır. Şu anda AKP-MHP iktidarı ve onlara bağlı çetelerin ve AKP-MHP’nin yönlendirdikleri toplulukların önemli bölümü,Dersim katliamını yapanlardan daha tehlikeli ve daha fazla dinci milliyetçi bir karaktere sahiptir.
    Bu açıdan Dersim geride kalmamış, Türkiye halkları için Dersimi yaşama tehlikesi hala yakın bir tehlike olarak durmaktadır.

    Dersim katliamının yıl dönümünde sadece katliamcıları kınamak ve Dersimin kayıp çocuklarının akibetini sormak, yine Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının akibetini sormak yetmez. Bunlar tabi ki yapılmalıdır. Ancak bu katliamı yapanlardan intikam almak ve bir daha Dersim gibi katliamların olmasının önüne geçmek için, yerine getirilmesi gereken en temel görev faşist sisteme karşı mücadeleyi büyütmek ve Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinde yer almaktır. “

  • Londra KHM Dersim soykırımını naletledi

    Londra KHM Dersim soykırımını naletledi

    Dersim soykırımının yıldönümü dolayısıyla Londra Kürt Halk Meclisi bir açıklama yaparak katliamı lanetledi. Halk Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Kefensiz Toprağa Düşenlerimiz Karanlığı Aydınlatan Işığımızdır.

    37-38-39 Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Tüm Canlarımızı Saygı ile Anıyoruz.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda Dersim’e bir harekat düzenlemesi kararı alınmıştı. Bu karar ile Dersim Soykırımı resmi olarak başlatılmıştı. Şimdi ise Dersim tertelesinin 83. yıl dönümündeyiz. Her yıl terteleyi lanetlemek ve hayatlarını kaybedenleri anmak için alanlardan çeşitli anma etkinlikleri düzenliyorduk. Bu yıla özgün ise, her bir Dersimli ve Dersim dostu 4 Mayıs 19:37 de kefensiz toprağa düşenlerimiz için mum yakıp ağıtlar ile anacağız.

    Soykırım kararının üzerinden 83 Yil geçmesine rağmen hala;
    *Arşivler Açılmadı
    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar
    yerlerinin akıbeti belirsiz
    *Çeşitli cezalar alan ve farklı
    cezaevlerine götürülen 72 kişinin
    akıbeti ve ne oldukları belirsiz
    *Dersimin Kayıp Çocuklarının kimlere verildiği ve akıbeti belirsiz

    Kısacası devlet hala Dersim Soykırımı ile yüzleşmediği gibi acılarımızı siyasi malzeme yapmaktan dahi geri kalmıyorlar.

    O gün Soykırım kararını alanları lanetliyor ve her zaman yukardaki sorularımızı sormaya devam edeceğimizi haykırıyoruz.”

  • Dersim Katliamı’nın 83’üncü yıl dönümü: Yüzleşilmeden acılar son bulmayacak!

    Dersim Katliamı’nın 83’üncü yıl dönümü: Yüzleşilmeden acılar son bulmayacak!

    Orhan KURUL
    Dersim

    Tarihe Dersim Katliamı olarak geçen ve 4 Mayıs 1937 yılında TBMM’de Bakanlar Kurulunun çıkardığı ‘Dersim Tenkil Kararları’ adlı kararname sonucu başlayan katliamın bugün 83. yıl dönümü. Katliamda resmi açıklamalara göre 16 bin, Dersim halkının anlatımlarına ve tanıklara göre 70 bin insan, çoğu yaşlı, kadın ve çocuk olmak üzere köylerde, mağaralarda, dere kenarlarında; bombalanarak, kurşuna dizilerek, yakılarak, kimyasal gaz kullanılarak, uçurumlardan atılarak öldürüldü. Katliamın 83. yıl dönümünde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü ve Emek Partisi (EMEP) GYK üyesi Mustafa Taşkale ile konuştuk.

    “BU TRAJEDİYİ UNUTMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    EMEP GYK Üyesi Mustafa Taşkale Dersim Katliamı’nın cumhuriyet tarihinin yakın katliamlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Acı ve trajik olaylardan biridir. Aradan 83 yıl geçmesine rağmen Dersimlilerin yan yana geldiğinde en çok konuştuğu meselelerden biridir” dedi. Taşkale, bunun nedenini “Çünkü yaşanan olayların yakın tanıkları halen aramızda yaşıyor. Kiminin babası, kiminin dedesi, nenesi ya da kardeşi… Tanıklıklar var ve bu trajediyi unutmak mümkün değil” diye açıkladı.

    ON BİNLERCE İNSAN ETKİLENDİ

    Dersimlilerin büyüklerinin anlattığı ve tarihi kitaplara yansımış bilgilerden hareketle yaşananların “soykırım” olarak ifade edileceğini belirten Taşkale, “Dersim Katliamı’nı, katliam başlamadan önce özellikle Osmanlı’dan bu yana başlayan bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. Sürekli Dersim bir ‘çıbanbaşı’ olarak görülmüştür. Bölgeye gönderilen müfettişlerin yazdığı raporlarda da Dersim’in tebdil ve tenkil yoluyla bastırılması vurgusu yapılmış, koparılması gereken bir yara olarak görülmüştür” dedi.

    25 Aralık 1935’te ilk olarak Tunceli vilayetinin idaresi hakkındaki raporun hazırlandığını hatırlatan Taşkale, “4 Mayıs 1937’de askeri operasyona başlanıyor. Bu karardan sonra on binlerce insan öldürülüyor, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, demeden insanlar yakılıyor. On binlerce insan sürgün ediliyor, toprağından ediliyor. Kız çocukları evlatlık verilerek, erkek çocukları da YİBO’larda asimilasyon politikasının araçları haline getiriliyor” dedi.

    “YÜREKLERE SU SERPİLECEKSE TALEPLER KARŞILANMALI”

    Arşivlerin tam olarak açılması gerektiğini belirten Taşkale, Erdoğan’ın 2011 yılında ‘Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ben dilerim.’ söylemlerini hatırlatarak “CHP’yi daha çok baskılamak için, CHP ile arasındaki yarışa malzeme edildi Dersim Katliamı. Dersim Katliamı’nı bir kez daha gündeme getirerek bu büyük katliamı malzeme olarak kullandı” diye konuştu. Özür dilemenin gereğinin yerine getirilmediğini belirten Taşkale, “Asıl temel taleplerden bir tanesi de Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması. Bugün bu talepler Dersimliler açısından hâlâ geçerliliğini koruyor. Dersimlilerin yaşadığı bu büyük katliamı, yaşanan bu vahşeti elbette ki unutması mümkün değildir ama yüreklere biraz su serpilecekse en azından bu temel taleplerin devlet tarafından yerine getirilmesi ve bunların gereğinin yapılması gerekmektedir” dedi.

    KARA BİR UTANÇ OLARAK DURMAKTA

    Katliam ile ilgili meclise soru önergesi veren HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim halkının 37-38’e Tertele adını verdiğini ve Tertele’nin büyük tufan, yıkım ve yok oluş anlamına geldiğini belirterek, “Roza Şaye yani ‘kara gün’ olarak tarihe geçen bu büyük katliam, Ermeni Soykırımı’ndan sonra Türkiye’de yaşanmış en büyük katliam olarak hâlâ Türkiye tarihinin orta yerinde kara bir utançla durmaktadır. O gün yaşanan acılardan hala ders çıkarılmamış bu kara günlerle yüzleşme gerçekleşmemiştir” dedi. O dönem, Dersim’in, toplumun kendini yönettiği, devlet-iktidar-egemen güç ilişkisine girmeden varlığını sürdürdüğü bir yer olduğunu aktaran Önlü “Çok sayıda raporda Dersim’in coğrafyasının bölünerek, sosyal yapısının dağıtılması, köylerin birbiriyle bağlarının koparılması için barajlar ve blok havuzların yapılması önerilmiştir” diye belirtti.

    Önlü, şöyle devam etti: “Dersim’in tüm tarihsel arka planıyla, gasbedilen hakları, dili, inancı ve kültürüyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmelidir. 4 Mayıs’ın Tertele ve anma günü olarak kabul edilmesi ve bir an önce hakikat komisyonun kurularak, Dersim’in RayeHaq inancı, kültürü ve dili tanınıp, yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Geçmişte olduğu gibi Dersim’in kültürel sınırları yeniden idari bir yapıya kavuşturulmalı ve başta Seyid Rıza ve idam edilenlerin mezarları olmak üzere, toplu katliam ve mezarlıklar ortaya çıkarılmalıdır. Ne yazık ki bunlar yapılmadan Dersim halkının acısı son bulmayacaktır.”

  • Dersim Katliamı ile yüzleşme ve özür çağrısı

    Dersim Katliamı ile yüzleşme ve özür çağrısı

    Dersim Araştırmaları Merkezi, 50 binden fazla insan yaşamını yitirdiği belirtilen Dersim Katliamı’na ilişkin “yüzleşme ve özür” çağrısında bulundu.
    1937-38 yılları arasında gerçekleşip, üzerinde 83 yıl geçen Dersim Katliamı’na ilişkin Dersim Araştırmaları Merkezi tarafından yazılı bir açıklama yaptı. 4 Mayıs’ın Dersim’e dair kıyım kararının verildiği gün olarak bilindiğine vurgu yapılan açıklamada, “25 Aralık 1935’de çıkarılan 2884 sayılı Tunceli Kanunu ve ardından başlatılan operasyon hazırlıklarının bir sonraki adımındaki 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararıyla, Dersim soykırım süreci fiilen başlatılmıştır” denildi.
     Açıklamada, Bakanlar Kurulu tarafından alınan karara da yer verildi. O karar ise şöyle:
    “Son günlerde Tunceli’de vukua (meydana) gelen hadiselere dair raporlar 04 Mayıs 1937 tarihinde Atatürk ve Mareşal’in huzurları ile tetkik (inceleme) ve mütalaa edilerek (düşünülerek) aşağıdaki sonuca varılmıştır:
    1- Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Keçizeken (Aşağı Bor) Sin, Karaoğlan hattına kadar, şedit (sert) ve müessir (etkili) bir taarruz harekatı ile varılacaktır.
    2- Bu defa isyan etmiş olan mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır ve bu toplanma ameliyesi de (çalışması) köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem de bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Şimdilik 2 bin kişinin nakli tertibatı hükümetçe ele alınmıştır.
    Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe (yetinildikçe) isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar vermeyecek hale getirmek, köyleri kamilen (bütünüyle) tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür. Malatya’dan ve Ankara’dan gönderilen kuvvetlerin cepheye vasıl olmaları ve cephedeki kuvvetlerin ufak tefek talimleri ve istirahatları ve bundan başka Diyarbakır’dan gelecek taburun tavzifi (görevleri) bütün bunlar düşünülerek bir hafta sonra yani 12 Mayıs’ta ileri harekete başlanabileceği anlaşılmaktadır.
    Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazım.”
    ‘TARİHSEL SUÇLAR ORTA YERDE’
    Alınan bu karar sonrasında 1937-1938’de askeri operasyonların yapıldığı ifade edilen açıklamada, operasyonun ardından resmi belgelere göre 13 bin 800 insan öldürüldüğü, bir o kadarının da sürgün edildiği kaydedildi.
    Gerçekte ise, Dersim’de 50 bin kişinin katledildiği belirtilen açıklamada, “O gün Türkiye’nin bütünlüklü görünen siyasi yelpazesi bu kıyıma birlikte karar verdi. Dünün ittifakı bugün de ötekiler karşıtlığı üzerinden devam etmektedir. Ermenilere, Kürtlere ve Alevilere karşı işlenen tarihsel suçlar orta yerde duruyorken, ‘benim vatandaşım’ söyleminin hileli bir yalanın tekrarı olduğu riyasını bir kez daha tarihe iliştirmiştir. Dersim’de toprağa kefensiz düşen on binlerce insanımızın acısını yüreklerimizde taşıyoruz. Ülkeyi yönetenleri bir kez daha yaşanan bu derin acıyla yüzleşmeye ve özür dilemeye davet ediyoruz” denildi.