Blog

  • 24 Nisan 2020 : Covid-19 ile ilgili günün gelişmeleri

    24 Nisan 2020 : Covid-19 ile ilgili günün gelişmeleri

    Britanya hastanelerinde son 24 saat içinde 768 kişi koronavirüs sebebi ile yaşamını yitirdi. Bugüne kadar Britanya hastanelerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 19,506’ya ulaştı.

    1. Ulaşım sektörü (TFL) başkent Londra’da 7 bin işçisini HMRC’den para alabilmek için çalıştırmayacaklarını açıkladı.
    2. Britanya hükümeti koronavirüse karşı mücadelede ön safta çalışanlar ve ailelerinin test edileceğiniaçıkladı. Çalışanların test edilmesi için açılan web sitesi açıldıktan saatler sonra çökmesinden dolayı hükümet özür diledi
    3. Ramazan ayı bugün başlıyor. Dünya Sağlık Örgütü Ramazan ayında uyulması gerekenleri anlatan bir genelge yayınladı. Din adamları insanlara evlerinde ibadete devam etmeleri gerektiğini açıkladı.
    4. Bilimsel Danışma Kurumu hükümete maske kullanımının zorunlu hale gelebileceği tavsiyesinde bulundu.
    5. Galler’de sokağa çıkma tedbirleri daha sıkı hale getiriliyor.
    6. Donald Trump insanları güldürmeye devam ediyor. ABD başkanı Trump koronavirüsünü yenmek için insanlara dezenfektan enjekte edilebileceği önerisinde bulundu.
    7. Amerika’da işsizlik yardımına basvuranların sayısı 27 milyona yaklaştı.
    8. Gik-Der yaptığı açıklamada Ermeni Soykırımını kınadıklarını ifade etti.
    9. Britanya hastanelerinde son 24 saat içinde 768 kişi koronavirüs sebebi ile yaşamını yitirdi. Bugüne kadar Britanya hastanelerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 19,506’ya ulaştı.

    GİK-DER Basın Komisyonu katkılarıyla hazırlanmıştır

  • Koçak’ın ailesi ile son telefon görüşmesi: Nefes alamıyorum

    Koçak’ın ailesi ile son telefon görüşmesi: Nefes alamıyorum

    Koçak, herhangi bir kanıt olmadan bir gizli tanığın hakkında verdiği ifadeleri yeterli bulunarak ağır müebbet hapis cezası almıştı. Tutsak Mustafa Koçak, adil yargılanma talebiyle başlattığı ölüm orucunun 297’nci gününde hayatını kaybetti.

    Koçak, ailesiyle en son 23 Nisan görüşmüştü. Mezopotamya Ajansı’na göre, ses kaydına alına görüşmede Koçak, sık sık “nefes alamadığını” söylüyor.

    Koçak’ın ailesi ile yaptığı görüşme şöyle:

    “…

    Mustafa Koçak: Çok kötüyüm artık.

    * Neyin var? (Kardeşi)

    M.K: Ayaklarım kıpkırmızı oldu kan topladı. Tüm vücudum şişti, karnım falan hep şişti. İki gündür nefes alamıyorum artık.

    * Abi lütfen biraz dayan.

    M.K: Çok zamanım yok. Nefes alamıyorum, kımıldayamıyorum artık.

    * Tamam ben hemen avukatları arayacağım. Gelecekler. Bütün her yeri zorluyoruz ama lütfen biraz daha dayan.

    M.K: Nefes alamıyorum artık, kımıldayamıyorum. Belki Pazar günü telefona da çıkamam.

    * Mustafa nasılsın yavrum? (Babası)

    M.K: Baba çok kötüyüm.

    * Ben ölem ben (Babası)

    M.K: Nefes alamıyorum artık, karnım falan şiş. Çok ağrılarım var. Yatakta dönemiyorum bile. Yani bilmiyorum ne olur. 2 gündür öyleyim.

    * Dilekçelerden haber gelmedi mi? (Babası)

    M.K: Yok.

    * Mustafam, Mustafam… (Annesi)

    M.K: Anne, nefes alamıyorum.

    * Ben senin nefesine kurban olurum yavrum, nefesine kurban olurum… (Annesi) Seni çok seviyoruz. Mustafa Almanya’dakilerin yurt dışındakilerin çok çok selamı var sana. (Babası)

    M.K: Baba çok nefes alamıyorum.

    * Tamam sen konuşma, biz konuşalım. Bunlar Allah’ı tanımıyorlar ya. Allah korkusu yok bunlarda. Artık yeter. Kendimizi yakacağız. Vallahi yakacağım kendimi cezaevinin önünde. En son yapacağım bunu.

    M.K: Yok

    * Yok diyorsun ama sen yok olup gidiyorsun. Gözümüzün önünde eriyorsun, görmüyoruz. (Babası)

    Mustafa elin ayağın olurum, sana kurban olurum yavrum. (Annesi)

    O nefesi biz vereceğiz sana. (Babası)

    M.K: Kapatıyorum.

    * Tamam kapat seni çok seviyoruz…”

  • Ermeni Soykırımı’nın 105. yılı: Artık yüzleşin

    Ermeni Soykırımı’nın 105. yılı: Artık yüzleşin

    Eylem NAZLIER

    24 Nisan 1915’te gerçekleşen Ermeni Soykırımı’nın bugün 105. yılı. Bu tarihte Ermeni toplumunun önde gelen aydın ve siyasetçilerden oluşan yüzlerce kişi ya tutuklandı ya da sürgüne gönderildi. Binlerce kişi, soykırımın 105. yılında öldürülenlerin yasını tutacak. Fakat hala devlet bir ‘yüzleşme’ gerçekleştirilebilmiş değil. Hakikat talebi ise devam ediyor. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Soykırımı’nda akrabalarını kaybeden Ani Kalk Aba’yla 1915 Ermeni Soykırımı’nı ve ardından yaşananları konuştuk.

    ‘ERMENİLER YAŞADIKLARI TOPRAKLARDAN KAZINDI’

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan bir halkın katledildiğini, sürgün edildiğini ve mallarına el konulduğunu aktararak, “Ve hala soykırımla yüzleşmedi” dedi.

    Danzikyan 1915’i şöyle anlattı: “Ailesinde sürgün edilmemiş, öldürülmemiş bir Ermeni bulamazsınız. Hrant Dink’in söylediği bir cümleyi hatırlatmak isterim ‘Her Ermeni aslında bir belgedir’ demişti sevgili Hrant. Evet, her Ermeni bir belgedir. Dolayısıyla 1915, Ermeniler için bu topraklarda kovulmanın, öldürülmenin, sürülmenin tarihidir. 1915, o yıl olup bitmiş bir şey değildir. 1930’larda Ermeniler, Anadolu’da tekrar sürgün edildiler. Dersim katliamında motivasyonlarından biri de Ermenilerin orada saklanmış olmalarıdır. Bütün sindirme politikalarının amacı Türkiye’de kalmış bir avuç Ermeni’nin de sesini çıkaramaz hale gelmesi, burayı terk etmesiydi. Birçok Ermeni de kalan yıllarda Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Dolayısıyla şimdi Türkiye’de 50-60 bin Ermeni’den bahsediyoruz. Ermeniler yaşadıkları topraklardan kazındılar”

    Danzikyan Ermenilerin sistematik bir politikayla, devletin politikasıyla öldürüldüğünü ve yüzleşme çabası olmadığını da söyleyerek “1915 ile yüzleşmediğimiz zaman ülke olarak hiçbir zaman ileriye gidemeyeceğiz. Yüzleştiğimiz zaman daha da ileriye gideceğiz daha da özgür olacağız. Gerçekler bizi özgür kılacak.” dedi.

    ‘ERMENİ HALKIYLA BARIŞMALIYIZ’

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’nin Ermeni Soykırımı başta olmak üzere geçmişte yaşanan bütün soykırımları tanıması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye geçmişle yüzleşmeli. Şu anki Türk Ceza Kanunu’nda soykırım tanımlanmıştır zaten. Bu tanımı okuduğunuzda 24 Nisan 1915’te başlayan ve daha sonra devam eden Ermenilere uygulanan ya da farklı inanç ve etnik gruplara yapılanların soykırım olduğu zaten ortada. Dolayısıyla soykırıma karşı çıkanlara bu terminolojiyi öğrenmeye davet ediyoruz. Bunu okudukları zaman zaten sorun çözülüyor.” dedi.

    “Siz eğer bir etnik grubu, inanç grubunu zor koşullarda sürgüne gönderirseniz bu soykırım suçudur” diye devam eden Türkdoğan, inkar politikasının hiçbir sorunu çözmeyeceğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “Bunu inkar etmek hiçbir şeyi çözmediği gibi suçun sonuçlarının devam etmesi problemini ortaya çıkarıyor. Ermeni halkıyla barışmalıyız. Ama Ermeni halkıyla barışmak içinde önce onlardan özür dilenmeliyiz. Geçmişte bir halka yapılan soykırımı tanımak, özür dilemek ve yeni bir sayfa açmak bu kadar zor olmamalı. Türkiye’yi yönetenler başta olmak üzere herkesi, kendini yeni fikirlere açık olmaya, insanların karşılaştığı yeni tehditlerle mücadele etmeye, birlik olmaya davet ediyoruz. Bunun yolu da geçmişte soykırım gibi insanlığa karşı işlenen ağır suçların kabulü ve özür dilemesi ile başlanacağını ifade etmek istiyoruz. Koronavirüs Türk, Kürt, Ermeni ayrımı yapmıyor. Halklar bir araya gelip sorunlarını barışçıl yollarla çözebilirler” diye konuştu.

    ‘MERHAMET DEĞİL ADALET VE ÖZÜR İSTİYORUZ’

    1915 Ermeni Soykırımı’nda akrabalarını kaybeden Ani Kalk Aba ise duygularını şu sözlerle anlatıyor: “Bunun travmasını hala yaşıyoruz. Devlet bizden özür dilemediği müddetçe biz bunun acısını yaşayacağız. Bu topraklarda bir kıyım oldu. Osmanlı döneminden bugüne inkâr politikaları hala devam ediyor. Benim anne, baba tarafından kayıplarım çok oldu. Birbirlerini yıllar sonra arayıp bulan akrabam çok. Özellikle kayınvalidem de bu hikâyeler çok fazla. Kendisi hala hayatta. Kayınvalidem 87 yaşında olmasına rağmen bunun acısını yüreğinde taşıyor. Ve hala anlatmak istemiyor çünkü babasının kendisine anlattıkları anlatınca ya da hatırlayınca hala çok hüzünleniyor. Bir ırk o tarihte yok edilmeye çalışıldı. Bana nar tanelerini hatırlatıyor. Bir gece kapınız çalınıyor, ‘Toplanın gidin’ deniliyor. Kim, nereye gidecek, nasıl bir hayat sürecek? Bunun acıları halen hissediyorum yüreğimde. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nden, merhamet değil adalet istiyoruz, merhamet değil özür istiyoruz. Artık yüzleşin. Bizler bu ülkede varız, var olacağız, var olmaya devam edeceğiz. Hala o baskılar devam ediyor. Özellikle okullarda. Benim çocuğumun öğretmeni vardı. İnkılap dersinde çocuklara kelimeyi şehadeti öğretiyordu. Bir Ermeni okulunda. Biz bunun mücadelesini veriyoruz.”

     

    Kaynak: Evrensel Gazetesi

  • Ölüm orucundaki Mustafa Koçak hayatını kaybetti

    Ölüm orucundaki Mustafa Koçak hayatını kaybetti

    Cezaevinde “adil yargılanma” talebiyle 297 gündür ölüm orucunda olan Mustafa Koçak hayatını kaybetti.

    Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde “adil yargılanma” talebiyle 297 gündür ölüm orucunda olan Mustafa Koçak yaşamını yitirdi. Gizli tanık ifadesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Koçak’ın hayatını kaybetmesini Halkın Hukuk Bürosu Twitter hesabından duyurdu.
    Halkın Hukuk Bürosu, Koçak’la ilgili şu açıklamayı yaptı: “Müvekkilimiz Mustafa Koçak, ölüm orucu direnişinin 297. gününde şehit düşmüştür. Mustafa, adil yargılanma hakkı için, hücre hücre eriyerek, direnerek ölümsüzlüğe yürüdü. Bilin, devlet Mustafa’yı bir tanığını mahkemede dinlememek için katletti. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.”
     ‘ARTIK NEFES ALAMIYOR’ 
    Koçak’ın Ablası Ayşe Koçak, dün akşam sosyal medya hesabında kardeşi Koçak ile yaptığı telefon görüşmesini dair video çekerek, açıklamada bulunmuştu. Kardeşi Koçak’ın sağlık durumunun iyi olmadığını belirten abla Koçak, şunları söylemişti: “Koçak’la yaptığımız telefon görüşmesi tamamlanmadı malesef. Kardeşim telefonda artık nefes alamadığını ve konuşamadığını söyledi. Tahmin edersiniz haftada iki gün 10 dakikalık sesini duyuyoruz. Artık onu da duyamıyoruz. Biz ailesi olarak cezaevini arıyoruz fakat bize ve avukatlarına bilgi vermeyeceklerini söylüyorlar.  Mustafa bizim kardeşimiz ailemiz. Size bırakmayacağız. Onun orada sessizce ölmesini istiyorsunuz. Adalet Bakanlığına soruyorum. Mustafa’nın ölmesini mi bekliyorsunuz?  Dosyayı neden sonuçlandırmıyorsunuz. Sizin işiniz adaleti sağlamak değil mi? Kime hizmet ediyorsunuz.  Adalete, hukuka ve insanlığa hizmet etmeniz gerekirken, yeter artık çekin pis ellerinizi kardeşimin, ailemin ve insanların üzerinden. İnsanları suçsuz yere yargılamaktan vazgeçin ve yeter artık Mustafa’ya ses olun.”
  • Covid-19 ile igili bugünkü gelişmeler

    Covid-19 ile igili bugünkü gelişmeler

    Britanya hastanelerinde son 24 saat içinde 638 kişi koronavirüs sebebi ile yaşamını yitirdi. Bugüne kadar Britanya hastanelerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 18,738’e ulaştı.

    1. Kamu Sağlığı Dairesi Başkanı Chris Whitty ‘sosyal mesafe tedbirlerinin yıl sonuna kadar devam edebileceğini’ söyledi.
    2. Coronavirüs aşısı bugün insanlar üzerinde test edilmeye başlanacak. Etkili bir aşı veya ilacın bu yıl içerisinde üretilme olasılığının çok düşük bir olasılık olduğu belirtildi.
    3. Okul müdürleri lideri Geoff Barton okulların en erken 1 Haziranda açılabileceğini söyledi.
    4. Dünyada vaka sayısı 2.6 milyonu aşarken hayatını kaybedenlerin sayısı 180 bini geçti.
    5. İnsan Hakları İzleme Komitesi, Yunanistan’ı aşırı kalabalık göçmen ve sığınmacı kamplarında yeterli tedbirleri almadığından dolayı tenkit etti.
    6. Financial Times gazetesi yayınladığı makalede, yaptıkları araştırmanın sonucu Britanya’da, hastanelerde, bakımevlerinde ve kendi evlerinde 41 bin 102 kişinin korona sebebi ile yaşamını kaybettiğini tahmin ettiklerini söyledi.
    7. Tüm Almanya eyaletleri koronavirüsün yayılmasıyla mücadele etmek için yüz maskelerini zorunlu hale getirme planlarını açıkladı.
    8. Britanya hastanelerinde son 24 saat içinde 638 kişi koronavirüs sebebi ile yaşamını yitirdi. Bugüne kadar Britanya hastanelerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 18,738’e ulaştı.

     

    Gik-Der Basın Komisyonu’nun katkılarıyla

     

  • Koronavirüs salgını döneminde D vitamini almalı mıyım?

    Koronavirüs salgını döneminde D vitamini almalı mıyım?

    İngiltere’de Kamu Sağlığı Ajansı (PHE) insanlara ilkbahar ve yaz ayları boyunca koronavirüs karantinası devam ederken günlük D vitamini takviyesi almalarını öneriyor.

    Normal zamanda cildimiz güneşe maruz kalınca hepimiz açık havada zaman geçirip D vitamini alıyoruz.

    Güneş ışığı vitamini diğer vitaminlerle birlikte vücudumuzun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı dirençli kalmasını sağlar. Böyle bir salgında ise bağışıklık en önemli şey.

    Kimlerin takviyelere ihtiyacı olabilir?

    İngiltere’de yaşayan insanlara halihazırda kış aylarında (ekimden marta kadar) günlük 10 mikrogramlık vitamin takviyesi almaları tavsiye edilmişti. Eğer dışarıda çok vakit geçirmiyorlarsa bu sürecin yıl boyu devam etmesi tembih edildi.

    PHE insanlara karantina döneminde evde kalmaları söylendiğinden D vitamini alma şansının kaçırılacağından endişeli.

    Bu durumlarda D vitamini alınması öneriliyor:

    • Sıklıkla dışarıda değilseniz: Eğer korunma için eve kapandıysanız
    • Bakım evinde yaşıyorsanız
    • Dışarıda cildinizin çoğunu kapatan kıyafetler giyiyorsanız
    • Koyu tenli insanlar da dışarıda vakit geçirmelerine rağmen yeteri kadar D vitamini alamayabilirler; çünkü koyu renkli ciltteki pigmentler vücudun yeteri kadar D vitamini üretmesine yetecek güneş ışığını emmeyebilir.

    İngiltere Beslenme Kurumu’ndan Sara Stanner ise, ”Ne yazık ki koronavirüsün etkisi devam ederken pek çoğumuzun dışarıda geçirdiği vakit sınırlandı. Hükümetin kurallarına ve tavsiyelerine doğru şekilde uyuyoruz, fakat bu dışarıda daha az vakit geçirmemiz demek. D vitamini seviyemizi sağlıklı düzeyde tutmak için dışarıdan ekstra bakım gerekebilir.” diyor.

    Neden D vitaminine ihtiyacımız var?

    D vitamini sağlıklı kemikler, dişler ve kaslar için önemli. Eksikliği, çocuklarda raşitizm yetişkinlerde ise kemik yumuşaması adı verilen ostoemalazi gibi kemik deformasyonlarına yol açar.

    Her ne kadar D vitamininin bağışıklık sistemini desteklediğine dair kanıt olmasa da bazı çalışmalar gösteriyor ki bu eksiklikten kaçınmak grip ve nezle gibi hastalıklara olan direncimizi artırıyor.

    Çok mu almalıyım?

    Hayır. Ne kadar D vitamini takviyeleri güvenli olsa da, tavsiye edilen miktardan fazla almak uzan vadede tehlikeli olabilir.

    D Vitamini takviyesi almayı seçtiyseniz;

    • 1-10 yaş arası çocuklar günde 50 mikrogramdan fazla almamalı.
    • 12 ayın altındaki bebekler günde 25 mikrogramdan fazla almamalı.
    • Yetişkinler günde 100 mikrogramdan fazla almamalı ve eğer takviyeleri kullanacaklarsa tavsiye edilen doz günde 10 mikrogramdır.

    Yüksek dozlar bazen doktorlar tarafından D vitamini eksikliği kanıtlanmış hastalara sağlanabilir.

    Belli tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar, böbrek rahatsızlıkları gibi, D vitamini takviyesini alamazlar.

    Koronavirüsü durdurabilir mi?

    Hayır. Koronavirüse yakalanma veya onunla hastalanma riskini azaltmasına ilişkin bir kanıt yok.

    Fakat uzmanlar salgın esnasında bazı faydaları olacağını düşünüyor.

    D Vitamini takviyeleri bünyeleri zayıf olan kişilerin sağlık kalitelerini geliştirecek.

    Bazı araştırmacılar D vitamini eksikliğinin olası koronavirüs enfeksiyonunda daha kötü sonuçlarla bağlantılı olabileceğini ileri sürdü.

    İspanyol ve Fransız araştırmacılar klinik denemeler yapıp D vitamininin koronavirüslü hastalara yardım edip etmediğine bakıyorlar.

    İngiltere’de tıp uzmanı Profesör Jon Rhodes, D vitamininin iltihap karşıtı etkileri olduğunu ve vücudun virüslere karşı bağışıklık tepkisini azaltabileceğini öne süren bazı araştırmalar olduğunu söylüyor.

    Bu, virüse yanıt olarak inflamatuar bir sitokin fırtınası yüzünden şiddetli akciğer hasarının meydana gelebileceği koronavirüs hastaları için geçerli olabilir, ancak bunu görmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

    Nereden alabilirim?

    D vitamini takviyeleri eczanelerden süpermarketlere çok fazla yerde mevcut. Yalnızca D vitamini takviyesi de olabilir veya çoklu vitamin tabletin parçası da olabilirler.

    Uzmanlar, ”Herkese yetecek kadar bulundurmak için ihtiyacınızdan fazlasını almayın” uyarısında bulunuyor.

    Çoğu D vitamini takviyesinin etiketinde listelenen bileşen D3’tür.

    D2 Vitamini bitkiler tarafından üretilir ve D3 Vitamini ise cildiniz tarafından yapılandırılır.

    Bebekler için vitamin damlaları mevcut.

    Peki ya beslenme düzeni?

    İyi dengelenmiş bir yemek düzeninin bağışıklık sisteminin normal işlemesini garantiye alsa da, tek başına gıda takviyeleri normal düzeyin üstüne geçirmeyecektir.

    Sırf yiyecekten yeteri kadar D Vitamin almak zor.

    İyi dengeli bir yeme düzeni düzgün bir sağlık için önemlidir ve bu düzen salgınla karşı karşıya olmasalar da insanlara önerilir.

    Bu diyet D vitamini bakımından zengin yumurta ve yağlı balıkları kapsayabilir. Bazı kahvaltılık mısır gevrekleri, margarin yağlar ve yoğurtlar da D vitamini ile kuvvetlendirilmiştir.

    Güneşlenmeli miyim?

    Güneş ışığına uzun süre maruz kalarak doz aşımı yapamasanız bile, kuvvetli güneş cildi yakar, bu yüzden güneşte korunaklı kalıp gerekli vitamini almayı dengelemeniz gerekli. Cildinizi güneş kremi sürüp herhangi bir hasardan veya yanmadan korumaya özen gösterin.

    Çocuklar, bebekler ve hamile kadınlar ne yapmalı?

    Bu soruya verilen tavsiyeler;

    • Doğumdan 1 yaşına kadar emzirilen bebeklere günlük 8,5 ila 10 mikrogram arasında D vitamini takviyesi verilmeli.
    • Mama ile beslenen bebekler için D vitamini içeren formülle beslenmedikleri takdirde herhangi bir takviye verilmemelidir.
    • 1 ila 4 yaş arası çocuklar günde 10 mikrogramlık takviye almalı.
    • Yetişkinlerin günlük 10 mikrogramlık dozu hamile veya emziren kadınlar için de geçerli.
  • Covid-19: İngiltere’de ölüm sayısı 18 bin 738’e ulaştı

    Covid-19: İngiltere’de ölüm sayısı 18 bin 738’e ulaştı

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs vaka ve can kaybı sayısını güncelledi. Yapılan açıklamaya göre Birleşik Krallık’taki hastanelerde 22 Nisan saat 17.00 itibarıyla 616 kişinin daha yaşamını yitirdiği duyuruldu.

    Tespit edilen korona sebepli can kayıplarının toplam sayısı ise 18 bin 738’e yükseldi.

    Açıklamada ayrıca 23 Nisan saat 09.00 itibarıyla 14 bin 629 kişiye daha Korona testi yapıldığı, test edilen toplam kişi sayısının 425 bin 821 olduğu belirtildi.

    Test yapılan son 14 bin 629 kişiden 4 bin 583’ünde virüse rastlandığı açıklanarak, toplam vaka sayısının 138 bin 78’e ulaştığı duyuruldu.