Blog

  • Boris Johnson: Koronavirüs tedavisi gören İngiltere Başbakanı yoğun bakıma kaldırıldı

    Boris Johnson: Koronavirüs tedavisi gören İngiltere Başbakanı yoğun bakıma kaldırıldı

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19 belirtilerinin kötüleşmesi üzerinde yoğun bakıma kaldırıldı.

    Başbakanlık’tan yapılan açıklamada, Johnson’ın sağlık ekibinin tavsiyesi üzerine yoğun bakıma kaldırıldığı yer aldı.

    BBC Politika Editörü Laura Kuenssberg kararın, gerekmesi ihtimaline karşı Johnson’ı solunum cihazına yakın tutmak için alındığını aktarıyor.

    BBC Bilim ve Sağlık Muhabiri James Gallagher, Johnson’ın bilincinin açık olduğunu ve solunum cihazına bağlı olmadığını belirtiyor.

    27 Mart’ta koronavirüse yakalanan ve ateşinin düşmemesi nedeniyle dün hastaneye kaldırılan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 6 Nisan günü öğlen saatlerinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “rutin testler için hastaneye gittiğini ve kendisini iyi hissettiğini” yazmıştı.

    İngiltere Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick COVID-19 nedeniyle dün gece hastaneye kaldırılan Başbakan Boris Johnson’ın hastanede birkaç gün daha kalmasının ihtimal dışı olmadığını, ancak “kısa süre sonra” başbakanlık ofisine dönmesini beklediklerini belirtmişti.

    BBC Politika Editörü Laura Kuenssberg, Başbakan Johnson’ın Dışişleri Bakanı Dominic Raab’dan yerine vekalet etmesini istediğini aktarıyor.

    Raab, Johnson’ın Pazar akşamı hastaneye kaldırılması üzerine Pazartesi sabahki kabine toplantısına da başkanlık yapmıştı.

    27 Mart’ta, 55 yaşındaki Boris Johnson’ın koronavirüs testinin pozitif çıktığı açıklanmıştı. Johnson o günden beri tedavi görüyor.

    Çoğu kişide belirtiler 10 gün içinde geçse de Johnson’ın belirtileri kötüleşti.

     

  • COVID-19 ve ÇOCUKLAR

    COVID-19 ve ÇOCUKLAR

    Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Çalışma Birimi tarafından hazırlanmıştır.

    COVİD-19 salgını dünyanın hemen her ülkesini etkilemeye devam ediyor. Salgın, ailelerin ve bireylerin yaşam rutinlerini değiştirmelerine neden oldu. Çocuklar okula gidemiyor ve evden eğitim almaya çalışıyorlar. Anne babaların bir kısmı evden çalışıyor, bir kısmı ücretsiz izinde ve diğerleri de kendi işlerini kısıtlamalar nedeni ile yapamıyorlar. Sosyal mesafeyi arttırmak gerektiği için, çocuklar arkadaşları ve akrabaları ile görüşemiyor. Bulaşıcı hastalık salgınları hepimizde hastalığın bize ve yakınlarımıza bulaşması korkusuna neden oluyor. Her birimizin hayatında şimdiye kadar rastlamadığımız büyüklükte bir belirsizlik var ve ne yapmamız gerektiğini de tam olarak bilmediğimiz için kendimizi yetersiz hissediyoruz. Bu iki durumun birleşimi bir yandan kaygıyı arttırıyor diğer yandan kaygının kontrol edilmesini zorlaştırıyor.

    Çocukların psikolojik sağlıklarının korunmasının hem kendileri hem de aileleri için son derece önemli olduğu açıktır. Bunu sağlamak için, mümkün olduğu kadar belirsizliği azaltmak ve yeterlilik algısını arttırmak gerekir. Her iki amaca da ulaşabilmek için, travma ile karşılaşılan durumlarda kullanılan yöntemlerin salgına uyarlanarak uygulanması akıllıca bir yöntem olacaktır.

    Çocukların ruh sağlığı korumak için

    Çocukların kaygılarını kontrol edebilmek için ilk adım bilgilendirmedir. Bu tip durumlarda çocuklarla konuşmanın belli prensipleri vardır:

    • –  İlk olarak çocuğun soru sorabileceği bir ortam sağlanmalıdır. Sorular dürüstçe ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde cevaplanmalıdır.
    • –  Koronavirüsün yeni bir virüs olduğu, yaptığı hastalığın adının COVİD-19 olduğu, doktorların bununla ilgili bilgileri edinmeye devam ettiği, birçok kişinin hastalandığı ama çoğunun durumunun iyi olduğu, her “hasta” olanın bu virüsü taşımadığı ve belirtilerin başka hastalıklarla da ilişkili olabileceği, çocukların nadiren hasta oldukları ve hasta olurlarsa da çok hafif geçirdikleri, ancak yine de hijyene dikkat edilmesinin önemli olduğu belirtilmelidir.
    • –  Çocuğun aynı soruları tekrar tekrar sorabileceği bilinmelidir.
    • –  Çocuklar daha çok kendileri ve sevdikleri ile ilgilidir, bu yüzden sevdiklerinin durumu

    ile ilgili de bilgi verilmelidir.

    • –  Bu dönemde ev dışında çalışmak zorunda kalan anne ve babalar işten geldiklerinde

    hijyen kuralları nedeniyle çocuklarına sarılmamaları ve öpmemelerini gerekçeleriyle anlatmalıdır. Özellikle bu dönemde nöbet usulü çalışmak zorunda kalan sağlık çalışanları görevlerini, evde bulunmadıkları zamanı nasıl geçirdiklerini endişelendirmeden ancak güven duygusunu sarsmamak adına herhangi bir bilgiyi de saklamadan paylaşmalıdır.

    • –  Gerçekçi olmayan sözler verilmemelidir. Evde veya okulda güvenli olacakları söylenebilir, ancak etraflarındaki kimsede hastalık olmayacağı gibi bir söz verilmemelidir.
    • –  Çocuk hastalar birçok kişinin kendilerine yardımcı olduğunu ve kendileriyle ilgilendiğini bilmelidir.
    • –  Çocuk yetişkinlere bakarak kendisini ayarladığı için, konu ile ilgili yorumlara ve tepkilere dikkat edilmelidir.
    • –  Çocuklar televizyon veya sosyal medyadaki abartılı veya korkutucu haber ve yorumlara maruz kalmaktan korunmalıdır. Çocuklara sosyal medyada duydukları her şeyin doğru olmadığı söylenmelidir.
    • –  Okulların kapatılması korkutucu bir olay gibi sunulmamalıdır. Evde olmanın diğer insanlara faydalı olacağını çocuk bilmelidir.
    • –  Günlük rutinler yani yaşamın doğal akışı mümkün olduğunca korunmalıdır.
    • –  Çocukların sınıf arkadaşlarıyla, mümkünse öğretmenleriyle iletişim kurmaları, dijital olanaklar kullanılarak görüntülü konuşmalar yapmaları sağlanmalı ve desteklenmelidir.
    • –  Sürekli uyku sorunu yaşayan, korkularını kontrol edemeyen, anne babasından

    ayrılamayan çocukların profesyonel /psikososyal yardıma ihtiyacı olabilir.

    Çocuklarla travmayı çalışmada yaygın olarak kullanılan ‘Psikolojik İlk Yardım’ programı (Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışma Rehberi, 2016) prensiplerine göre, çocuk ve ergenlerle iletişim kurarken aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi önerilmektedir:

    • –  Çocuğun göz seviyesinde oturma,
    • –  Okul çocuklarında duyguların ifadesine yardımcı olma ve sık rastlanan duygusal tepkileri isimlendirme,
    • –  Çocukların stresini arttıracak “dehşete kapılma” gibi yüklü kelimeleri kullanmama,
    • –  Dikkatli şekilde dinleme ve onu anladığınızı fark etmesini sağlama,
    • –  Çocukların zorlandıklarında kendi yaşından daha küçük yaştaymış gibi davranışlar

    göstermesini ve o alışkanlıklarına dönebileceğini akılda tutma,

    – Dili çocuğun gelişimsel düzeyine göre ayarlama, “ölüm” gibi kavramları çocukların farklı

    şekillerde anladığını unutmama,
    – Ergenlerle “yetişkin gibi” iletişim kurma, onların düşünce ve duygularına saygı

    duyulduğu mesajını verme,
    – Çocuğa yeterli duygusal desteği verebilmeleri için anne baba ile bu teknikleri

    pekiştirme.

    UNICEF, ailelerin geçici de olsa “yeni normale” göre kendilerini tekrar organize etmelerini tavsiye etmektedir. Bunun için ilk adım olarak sakin ve proaktif olmayı, ikinci adım olarak rutinleri oturtmayı önermektedir. Çocuklar her zaman için iyi ve tutarlı olarak yapılandırılmış ortamlarda daha az kaygılı olurlar ve daha iyi işlevsellik gösterirler. Bu nedenle, evde çocuklarla beraber vakit geçirmek zorunda olan anne babalar, günlerini çocukla oynanacak zamana, kendi sosyalleşmeleri için gerekli zamana, kendi iş ve uğraşlarını kapsayacak zaman ayıracak şekilde düzenlemelidirler.

    Yaşa göre farklılıklar olacaktır. Okul çağı çocuklarında, önce çocuğun ders ve diğer sorumluluklarını yerine getirmesi, sonra diğer aktivitelere geçilmesi önerilmektedir. 10-11 yaş ve üzerindeki çocuk ve gençlerde, rutinlerin oluşturulmasına çocuklar da katılmalıdırlar. Çocuğun duygularını tanımlamasına ve onlara sahip çıkmasına yardımcı olunmalıdır. Özellikle ergenlerde okul yaşamının kaybı çok önemlidir. Okul ortamının kaybolması ergenlerin sosyal hayatını çok olumsuz şekilde etkileyebilir. Genç kendisini mutsuz ve kaygılı hissedebilir. Bu hisleri ifade etmesi desteklenmeli ve bu duygular normalleştirilmelidir. Anne babalar kendi yorumlarını ve davranışlarını kontrol etmelidir; çocuk ve gençlere ulaştıkları gerçekçi olmayan bilgileri doğru yorumlamaları konusunda yardımcı olmaları gerekmektedir.

    Evden çıkamayan çocuklar için, Travmatik Stres Bozukluğu Merkezi tarafından da (CTSS Helping Homebound Children During Covid-19 OutBreak, 2020) benzer önerilerde bulunulmaktadır. Bu öneriler arasında aşağıdakiler yer almaktadır:

    • –  Ailelerin birlikte bir plan yapması, uygun olduğu durumlarda çocukların da planlama aşamasında katılım sağlaması ve bu şekilde kendilerini daha yetkin hissetmeleri,
    • –  Evde yapılabilecek fiziksel aktivitelerin planlanması,
    • –  Sağlıklı diyet, uyku düzeni, uygun hijyenik uygulamalar,
    • –  Yemek, yatma zamanı, çalışma ve egzersiz için rutinleri oluşturmak ve bunlara uymak,
    • –  Evde gerekli gıda maddeleri ve ilaçların bulunması,
    • –  Çocukların ev işlerine katılımı ile yeterlilik hislerinin arttırılması,
    • –  Oyunlar, filmler gibi eğlenceli aktivitelerin planlanması,
    • –  Olumlu bir duygulanımın sürdürülmesi,
    • –  Anne babanın sabırlı ve toleranslı tutumları ile model olmaları,
    • –  Gevşeme egzersizleri,
    • –  Alkol ve tütün kullanımının azaltılması,
    • –  Eğer önceden var olan bir aktivite ise dini aktivitelerin çevrimiçi yöntemlerle devamı.

    Çocukların önemli bir kısmı, geçici bir dönem için bazı kaygı belirtileri, uykusuzluk ve konsantrasyon sorunları gösterse de, ağır bir ruhsal bozukluk yaşamazlar. Ancak özellikle daha önceden çeşitli ruhsal sorunları veya travmatik yaşantıları olanlar, aile sorunları yaşayanlar veya yakınlarını kaybedenler artmış ruhsal bozukluk riski altındadır. Eğer iki haftadan uzun süren belirtiler varsa, profesyonel destek gerekebilir. Bu belirtileri anne baba ve diğer bakım veren kişilerin takip etmesi gerekmektedir.

    Yaşa göre görülebilen belirtiler:

    • Okul öncesi çocuklarda: davranış ve becerilerde gerileme, anne babaya aşırı yapışma ve ayrılamama, uyku sorunları, iştahsızlık, korkular, yatak ıslatma, zarar verici davranışlar, yabancılardan aşırı korkma, nedeni bilinmeyen ağrılar, konuşma sorunları.
    • Okul çocuklarında: huzursuzluk, saldırganlık, aşırı yapışma, kabuslar, belirgin konsantrasyon sorunları, yapması beklenen aktiviteleri yapamama, yaşa ve bilişsel gelişim düzeyine göre daha küçük yaşta çocuk davranışlarının sergilenmesi.
    • Ergenlerde: döneme özgü birçok duygusal ve fiziksel değişiklik devam etmekte olduğu için, salgın hastalık ve zorunlu olarak evde kalma birçok soruna neden olabilir. Bazı ergenler böyle bir sorun olduğunu tamamen inkar edebilirler ve hayatlarında hiçbir değişiklik yapmayı kabul etmeyebilirler. Uyku ve yeme sorunları, aşırı huzursuzluk, saldırganlık, içe kapanma, üzüntü, yoğun kaygı, fiziksel ağrılar, davranış sorunları, alkol kullanımı gibi riskli davranışlar.

    Yaşamını kaybeden yakınları olduğunda

    COVİD-19 salgını sırasında yaşamını kaybeden yakınları olduğu zaman, çocuklara ve gençlere nasıl bilgi ve destek verilebileceğine dair Psikolojik İlk Yardım programında (Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışma Rehberi, 2016) pratik öneriler bulunmaktadır:

    • –  Yakınlarını kaybeden çocuklara yaklaşımda öncelikle bireylerin farklı yas süreçleri olduğu hatırlanmalıdır ve yas sürecindeki kişilere saygılı, özenli ve kapsayıcı yaklaşım önemlidir.
    • –  Yas sürecinin bir “normali” olmadığı çocuğa ve aile üyelerine de vurgulanmalıdır.
    • –  Bireylere yaşadıkları sürecin normal ve anlaşılır olduğu belirtilmeli, kaybedilen kişiden ismiyle söz etmeli, yalnızlık, üzüntü ve öfkenin devam edebileceği belirtilmeli,

    belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda bir uzmanla görüşmeleri önerilmelidir.

    • –  Önerilen ifadelerden birisi “Her aile üyesinin yası kendine göre yaşadığını ve ifade ettiğini bilmek önemlidir. Bazısı çok ağlar, bazısı hiç ağlamaz. Aile üyeleri bir şeyleri eksik veya yanlış yaptıklarını düşünerek üzülmemelidir. Önemli olan herkesin duygularına saygı göstermek ve gelecek günlerde birbirine yardımcı olmaktır”

    şeklindedir.

    • –  “Nasıl hissettiğini biliyorum, şimdi daha iyi bir yerde, onun zamanı gelmişti, en azından

    çok çekmedi, bununla başa çıkacak kadar güçlüsün, zamanla kendini daha iyi

    hissedeceksin, senin hayatta kalman önemli, elinden gelen her şeyi yaptın, kader, her şeyin bir nedeni var, artık evin erkeği sensin” gibi ifadelerde bulunulmamalıdır. Karşınızdaki bu ifadelerin kullanırsa sizin bunu saygılı bir şekilde karşılamanız ancak sizin bu ifadeleri başlatmamanız önerilmektedir.

    Çocuk ve ergenlerin ölüme dair anlayışları yaşa ve kültüre göre değişir. Okul öncesi çocuklar ölümün daimî olduğunu anlamayabilirler ve ölümün fiziksel gerçekliğini (“artık nefes alamaz, hareket edemez, acı hissetmez”) anlamaları için yardım gerekebilir. Okul çocukları ölen kişinin geri gelmesine dair duydukları istekle “hayalet benzeri” deneyimler yaşayabilirler. Ergenlerde ölüm öfke ve dürtüsel hareketleri, okulla ilgili sorunları tetikleyebilir.

    Ailelere verilebilecek öneriler arasında ise;

    • –  çocuğa sevileceği ve bakılacağına dair güven verme,
    • –  çocuğun olanlarla ilgili konuşmaya hazır olduğunu gösteren işaretlere açık olma,
    • –  çocuk konuşmak istemiyorsa onu bu konuda utandırmama ve suçlu hissettirmeme,

    konuşması için ısrar etmeme,

    • –  sorulara kısa, dürüst ve yaşa uygun yanıtlar verme,
    • –  ölüme onların bir hatasının neden olmadığını veya bunun bir ceza olmadığını açıklama,
    • –  yargılamadan duygularını dinleme,
    • –  çocuğun sorularına tekrar tekrar yanıt vermeye hazır olma,
    • –  eğer bir sorunun yanıtını bilmiyorsa bunu dürüstçe söyleme yer almaktadır.

    Örneğin şu ifadeler kullanılabilir “Herkesi kurtarmak için elimizden geleni yaptık. Deden hayatta olduğumuzu bilseydi çok sevinirdi. Sen yanlış hiçbir şey yapmadın”.

    Sonuç:

    Çocukların ve gençlerin korunması için, bilgilendirme, dürüst ve açık olma, bilgi kaynaklarını kontrol etme, rutinlerin oluşturulması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının devamı, anne ve babanın model olması, sosyal ilişkilerin telefon veya internet aracılığıyla da olsa devamı, duyguları dinleme, anlamlandırma ve destekleme, olası ruhsal bozukluk gelişimine karşı uyanık olunması ve daha önceden var olan sorunlar için tedavilerin devamının sağlanması olarak özetlenebilir.

    Hazırlayan:

    Dr. Özgür Öner

    Kaynaklar:

    https://www.cstsonline.org/assets/media/documents/CSTS_FS_Helping_Homebound_Children_duri ng_COVID19_Outbreak.pdf

    https://www.nasponline.org/resources-and-publications/resources-and-podcasts/school-climate- safety-and-crisis/health-crisis-resources/helping-children-cope-with-changes-resulting-from-covid-19

    https://store.samhsa.gov/product/Talking-With-Children-Tips-for-Caregivers-Parents-and-Teachers- During-Infectious-Disease-Outbreaks/PEP20-01-01-006

    https://www.unicef.org/coronavirus/how-talk-your-child-about-coronavirus-covid-19

    National Child Traumatic Stress Network and National Center for PTSD, Psychological First Aid: Field Operations Guide, 2nd Edition. July, 2006.

  • İngiltere’de Ölüm Artış Hızı Yavaşladı

    İngiltere’de Ölüm Artış Hızı Yavaşladı

    LONDRA – İngiltere’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 439 artarak 5 bin 373’e yükseldi.

    Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, son 24 saatte 439 kişinin hayatını kaybetmesiyle Kovid-19 kaynaklı can kaybı 4 bin 934’ten 5 bin 373’e çıktı.

    Dün 5 binden fazla gerçekleşen vaka sayısındaki artış 3 bin 802’e gerilerken, toplam vaka sayısı da 51 bin 608 oldu. Can kaybı ve vaka sayıları, son 2 gündür üst üste düşüş gösterdi.

    Son 24 saatte 13 bin 313 test yapılırken, toplam test sayısı da 208 bin 837’ye yükseldi.

    Bugünkü verilere Birleşik Krallık’a bağlı Kuzey İrlanda’nın verilerinin dahil olmadığı belirtildi.

    Bugüne kadar 24 saat içindeki en fazla ölüm, 708 ile 4 Nisan’da kaydedilmişti.

     

  • Koronovirüsten Korunurken Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruyacağız?

    Koronovirüsten Korunurken Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruyacağız?

    Klinik Psikolog Dr. Duygu Cantekin

    Günlerdir koronavirüse karşı kendimizi nasıl korumamız gerektiğini sayısız uzmandan, hükümet yetkililerinden ve medyadan dinledik, öğrendik. Peki bu süreçte akıl sağlığımızı nasıl koruyacağımızı biliyor muyuz? Herkes için olağanüstü olan bu durumla sağlıklı baş edebiliyor muyuz?
    Bunun için gerekli gördüğüm 6 maddeyi sizinle paylaşıyorum.

    1- Sosyal medya kullanımını sınırlandırın:
    Kriz durumlarında doğru haber alma ihtiyacı çok doğaldır. Belirsizlikten, oluşan panik havasından, başımıza nelerin geleceğini öğrenme telaşıyla özellikle sosyal medyayı çok fazla takip ederiz. Ancak burada önemli olan gerekli ve yeterli bilgiye ulaşmaktır. Bundan fazlası kaygı ve stresinizi arttırmaktan, panik havasını çoğaltmaktan başka bir işe yaramaz. Sürekli koronavirüsle ilgili haberleri, paylaşımları takip etmek çaresiz, umutsuz hissetmenize, bunalmanıza, kaygılarınızı arttırdığı kadar depresif hissetmenize de neden olur. Belli bir zaman diliminde, günlük gelişmelerle ilgili temel bilgileri edinin, sonra kapatın. Emin olun yeterince şey biliyorsunuz. Ayrıca, sosyal medyadan aldığınız her habere doğruluğunu kontrol etmeden inanmayın ve yaymayın. Sadece konusunda uzman ve güvenilir olan kaynakların haberlerine itibar edin.

    2- ‘Gereksiz’ stokçuluğu bırakın ve ihtiyaçlarınıza odaklanın:
    Evet, doğru. İzlediğimiz tüm distopik, apokaliptik filmlerin ilk sahnelerini yaşıyor gibiyiz. Ama bu filmlerden tek bir şey öğrendiysek o da paniğin hiç işe yaramadığı; aksine krizi derinleştirdiği. ‘Hayatta kalma mücadelesi’ verdiğimizi düşündüğümüz zamanda kaynaklarımızı sağlama alma ihtiyacı hissederiz. Ancak panik ve kaygı rasyonel değerlendirmeyi ketler. Unutmayın, gereksiz stok sizi sağlama almaz, aksine kaynakların tükenmesine ve ihtiyacı olanların erişiminin zorlaşmasına neden olur. Her markete gittiğinizde boş raflar görmek ise panik ve çaresizlik hissini daha da arttırır.

    3- Kaygınızın normal olduğunu kabul edin ve ona zaman ayırın:
    Kaygı, evrimsel olarak hayatta kalmamamızı sağlayan önemli bir duygudur. Bir tehdit algıladığımızda vücudumuzun kendini korumak için gösterdiği reaksiyondur. Böyle bir süreçte de bir dereceye kadar kaygılı olmamız gayet doğaldır. Kaygınızı yaşamak için gün içinde kendinize yarım saat zaman ayırın (Uyumadan hemen önce olmasın) ve sadece o yarım saat içinde kaygınızı yaşamaya izin verin. Bu süre içinde de kontrolünüzün hiç olmadığı veya çok az olduğu kaygılar ile kontrol edebileceğiniz kaygıların ayrımını yapın. Bu yarım saat dışındaki tüm zamanda anda kalmaya gayret edin.

    4- Fiziksel mesafelenme uygulayın, sosyal mesafelenme değil:
    Her gün sevdiklerinizi, arkadaşlarınızı, ailenizi belli bir rutinde arayın. Onlarla sadece koronavirüs hakkında konuşup tembihlerde bulunmayın. Konuşacak başka gündemler yaratmaya özen gösterin. Mümkünse keyifli konular olsun.

    5- Kendinize vakit ayırmak için bir fırsat olarak görün:
    Evde kapalı kaldığınızı değil, kendinize ve evinize odaklandığınızı düşünün. Her zaman ‘ah bir vaktim olsa da yapsam’ dediğiniz şeyleri yapmak için size bir fırsat. Ne zamandır öğrenmeyi istediğiniz bir uğraş, bitiremediğiniz kitaplar, çalışamadığınız dersler, öğrenemediğiniz bir yabancı dil… İnterneti daha etkili kullanmanın vakti geldi. İstediğiniz şeyi öğrenmek için kaynakları, videoları internetten de bulabileceğinize eminim. Yapmak isteyeceğiniz her ne ise ona konsantre olun ve başlayın. Bunların dışında, zihninizi ve ruhunuzu besleyebileceğiniz bazı bağlantıları buraya bırakıyorum:
    https://kpy.bilgi.edu.tr/tr/haber/tum-dijital-platformlar/1252?fbclid=IwAR1MpuYTnSiGor_CRfnFcBjH_Wcq0UwsShhAOzb-WOg9tA4SJOxYw_Lgdyk

    6- Çevrenizdekilere yardım edin:
    Sadece kendi kendimize hayatta kalma savaşı verdiğimiz bir durum yaşamıyoruz. Hem fiziksel hem de psikolojik sonuçları toplumsal olarak yaşıyoruz ve o nedenle toplumsal mücadeleyle ancak bu süreci atlatabiliriz. O yüzden etrafınıza bakın, çevrenizdekilere duyarlı olun. Görece daha gençseniz ve işlevselseniz, ihtiyacı olanlara yardım edebilirsiniz. Örneğin evinde izole olan ve yalnız yaşayan yaşlı komşularınızın alışverişini yapabilir, eksiklerini giderebilirsiniz. En azından arada bir durumunu kontrol edebilirsiniz. Toplumsal dayanışma hem size hem de çevrenizdekilere iyi hissettirir.

     

  • Önce İspanyol gribini, 90 yıl sonra da sonra koronavirüsü yendi

    Önce İspanyol gribini, 90 yıl sonra da sonra koronavirüsü yendi

    İtalya’da 1920 yılında İspanyol gribini yenen 104 yaşındaki bir kadın şimdi de koronavirüsü yendi

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyayı etlkisi altına alan koronavirüsün en çok etkili olduğu ülkelerin başında gelen İtalya’nın Biella kentinde bulunan bir huzurevinde yaşayan 104 yaşındaki Ada Zanusso’ya, kusma, yüksek ateş ve nefes darlığı şikayetleri üzerine 17 Mart’ta hastaneye kaldırıldıktan sonra yapılan testler sonucunda koronavirüs teşhisi konuldu. Daha önce, aynı huzurevinde yaşayan 20 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetmişti.

    Hastalığı yenen Zanusso, dünya üzerinde koronavirüsü yenen en yaşlı insan oldu. İyileşmesini büyük bir sevinçle karşılayan doktorlar, Zanusso’yu ‘umut ışığı’ olarak görüyor. Zanusso, 1918-1920 yılları arasında ortaya çıkan salgında yakalandığı hastalığı da yenmişti.

    Zanusso’nun doktoru Carla Furno Marchese, “Ayağa kalktı, yatakta yatmıyor ve sandalyesine yürüyebiliyor. İyileşmesi bizim için büyük bir sevinç ve bu zor günlerde acı çeken herkes için umut ışığı oldu” dedi.

    DHA

     

  • Sanatçı Cem Tuncer’in ‘Cycle’ (Döngü) bestesi ile isyanı!

    Sanatçı Cem Tuncer’in ‘Cycle’ (Döngü) bestesi ile isyanı!

    Suna Alan

    Yaklaşık 6 yıldır Londra’da müzik çalışmalarına devam eden Cem Tuncer, 10 yıldan fazla deneyime sahip bir bas gitarist, besteci, aranjör, ses tasarımcısı ve kayıt mühendisi. Bir çok başarılı çalışmaya imza atmış müzisyen Tuncer, dünyayı kasıp kavuran korona virüsünün sanatçıların üretimlerini sekteye uğrattığı bir dönemde, Cycle (Döngü) isimli bestesini günışığına çıkararak, yaşanılanların bir döngünün sonucu olduğu mesajını veriyor. 

    10 Nisan günü tüm dijital platformlarda yer alacak olan bu single çalışmaya yaklaşık 2003 – 2004 yılları arasında başladığını söyleyen sanatçı Tuncer devamla;  ”o dönemde de bu günkü gibi tatsız haberler geliyordu ve beste böyle şekillenmeye başladı. Ancak şarkının aranjesi ve armonik duygu açısından tam olarak ifadesi tamamlanmadığı için kenara koymuştum. Bu sırada elimdeki mevcut projeler de devam ediyordu. 2011 yılında tatsız haberler büyüyerek tekrar gelmeye başladı ve eve kapandığımız süreç içerisinde bu parça üzerinde tekrar çalışmaya başladım ancak yine tamamlanamadı. Bir şeyler hep eksik kalıyordu” dedi.

    Sanatçı Tuncer, bu yıl Covid19 salgını nedeniyle yeniden evlere kapanıldığını ve dünyanın döngüsünün savaşlar, göçler, hastalık, salgın, ölümler ile bozulmadan devam ettiğini söyledi. Cem Tuncer devamla; ”bir sanatçı olarak buna karşı ses vermeliydim ve bu kez tamamlanması için önemli ve tamamlayıcı olan değerli müzisyen dostum Serkan Çakmak’ın katkısı ile bitirip tamamlayıp paylaşıma açabildik. Hazırlanan eserin single kapağına bakıldığında dış dünyanın göz bebeklerinden yansımasını görebilirsiniz. Bu çalışma için hazırlanan klipte de aynı şekilde kapak üzerinden gözbebeğinden yansıyan görüntüler ile yaşananların akışını görebilirsiniz. Bu korkunç döngünün son bulması dileği ile” dedi.

     

    Cycle (Döngü) video klip linki: https://youtu.be/JoTcZekcAC0

     

    CEM TUNCER KİMDİR?

    Bas gitarist, besteci, aranjör, ses tasarımcısı ve kayıt mühendisi.

    Buddha’s Groove isimli solo albümünü 2009’da çıkardı. Çaldığı, bestelediği ve düzenlediği 6 şarkı var. Kendisine ait bir çok single çalışmalarını yayınlamaya devam ediyor.

    Tanınmış müzisyenlerin birçok albüm kaydında enstrüman çaldı. 2009-2013 yılları arasında ulusal ve uluslararası caz festivallerinde BETONE ve TRIBASS isimli grupları ile çaldı.

    Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde davul-bas gitar atölyeleri kurdu. 2013 yılında Bilkent Üniversitesi’nde ATMM (Müzik ve Medya için Ses Teknolojileri) adlı organizasyonda “ağaç türlerinin seçimi ve sesi etkileyen faktörler” konulu bir seminer verdi. Drum’n’bass dergisinde köşe yazıları yazdı.

    Kısa filmler ve belgeseller için çok sayıda orijinal şarkı besteledi. Hala reklam filmleri ve tanıtım filmleri için müzik üretmekte. “Şehrin Sesi” isimli belgeselde ses tasarımcısı ve sanat yönetmeni olarak çalıştı. Halen çalışmaları devam eden “Alevism: The Secret Path of Anatolia” belgeselinin müzik ve sound design çalışmalarıyla, Dursuncan Çakın ve Serkan Çakmak ile beraber katkı sağlamıştır.

    Sanatçı Tuncer, Londra’da çalışmalarını yürüten The Origins bandı ve The Anatolian Colective’ projesinin öncülerinden.

     

  • Helin Bölek için Londra’da anma

    Helin Bölek için Londra’da anma

    İngiltere Halk Okulu Temsilciliği’nin organizasyonu ile ölüm orucu direnişinde yaşamını yitiren Grup Yorum solisti Helin Bölek için anma etkinliği düzenlendi.

    İngiltere Halk Okulu Temsilciliği tarafından Pir Sultan Kültür Merkezi’nde ölüm orucu direnişinde yaşamını yitiren Grup Yorum solisti Helin Bölek için bir anma programı düzenlendi. Merkezin  sahnesi kızıl bayraklar ile donatılırken, kızıllar ortasında mumlar yakılması dikkat çekti.

    Anma Helin Bölek şahsında tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. PSKM, Halkın Hukuk Bürosu, İngiltere Halk Cephesi ve Grup Yorum üyelerinin online bağlantı yaparak katıldığı anmada, Helin Bölek’in ölüm orucu direnişinin emperyalizm ve faşizme karşı devrimci bir tavır olduğu vurgulanarak, AKP ve MHP iktidarı sert bir dille eleştirildi.

    HELİN İÇİN ŞİİRLER OKUNDU

    Sık sık, “Helin Bölek ölümsüzdür, devrim şehitleri ölümsüzdür”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Grup Yorum halktır halk susturulamaz” şeklinde sloganlar atılırken, zılgıt ve alkışlar ise dinmedi.

    Şiirlerin okunduğu anma programında Helin Bölek’in sevdiği türkülerden “Dam üstüne çul serer” adlı türküsü hep bir ağızdan söylendi. Anma “Bize ölüm yok” marşının hep bir ağızdan söylenmesi ile son buldu