Blog

  • Baydemir’den ‘ulusal birlik’ çağrısı

    Baydemir’den ‘ulusal birlik’ çağrısı

    HİKMET ERDEN 


    LONDRA- Heyva-Sor ile Dayanışma Gecesi’nde konuşan HDP eski Milletvekili ve Kürt siyasetinin önemli simalarından Osman Baydemir, ‘ulusal birlik’ dışında Kürdün önünde başka bir yol kalmadığını vurgulayarak, “Ulus duygusunu herşeyin önüne koymamız lazım. İnanıyorum ki, yüreğimizdeki ve beynimizdeki kutsal Kürdistan’ı dünyanın her yerine taşıyabiliriz Kürt halkı tüm partilerden tek bir şey istiyor; Ulusal birlik! Ankara’daki faşist rejime karşı ulusal birlik, Şam’daki, Tahran’daki, Bağdat’taki rejime karşı ulusal birlik!” dedi.

     

    Reading Kürt Halk Meclisi tarafından Kürt kızılayı Heyva-Sor ile dayanışma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, anti-faşist gruplardan oluşan Kobane House, yaşamını yitiren gerilla anneleri, Britanya Heyva-Sor Temsilcisi Av. Nejla Ari ve çok sayıda kişi katıldı. Heyva-Sor standının açıldığı etkinlikte salona YPG bayrakları ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posterleri asıldı. Heyva-Sor adına bir konuşma yapan Nejla Ari, Heyva-Sor’un işgal saldırıları altında olan Rojava için düzenlediği kampanyaya destek olmak amacıyla yapılan dayanışma gecesinin anlamlı olduğu kadar yurtsever Kürt halkının tutumunu da ortaya koyduğunu vurguladı.

     

    ‘SEFERBERLİK HALİNDE DAYANIŞMA’

    Kürdistan’da devletler eliyle büyük katliam ve acıların yaşatıldığının altını çizen Ari, “Kürt halkı bu savaş karşısında tüm katliam, baskı, işkence ve tutuklamalara karşı büyük bir dayanışma ve direniş içerisindeler. Kürt halkı büyük bir yurtseverlik örneği ile barbar ve gerici güçlere ‘dayanışma’ ve ‘birlik’ ruhu ile karşı koyuyorlar. Ancak imkanlar kısıtlı koşullar çok zor ve büyük yaralara da yol açıyor. İşte bizim ortaya koyacağımız dayanışma, destek ve yardımlar halkın bu acı ve yaralarına bir merhem oluyor. Bu dayanışma ve destek insan onuruna karşı geliştirilen saldırılara da bir cevap oluyor” dedi. Kürt halkına karşı saldırıların durmadığını hatırlatan Ari, bir seferberlik halinde dayanışma ve desteğin büyütülmesi gerektiğini vurguladı. Ari’nin konuşmasının ardından Hozan Zeyna sahne alarak, söylediği hareketli şarkılar ile kitleyi coşturdu. Hozan Zeyna’nın ardından Britanya Kürt Halk Meclisi’ne bağlı Denge Zin adlı müzik grubu sahne olarak, Kürt marşları ve hareketli şarkıları ile geceye renk kattı.

     

    ‘YA DEVLETİN ORTAĞI OLACAĞIZ YADA…’ 

    Sanatçıların ardından bir konuşma yapan HDP eski Milletvekili ve Diyarbakır Büyükşehir eski Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Değerli analar, gençler hepinizi özgür ülkenin hasretiyle, tüm zindanların kapısını kırarak yoldaşlarımızı özgürleştirip Amed meydanında karşılayacağımız günlerin hasretiyle hepinizi selamlıyorum” dedi. Özgürlüğün, barışın anahtarı Türk devletinin, Fars devletinin, Amerika’nın elinde olmadığını söyleyen Baydemir, “Bizler partilerimizden, öncülerimizden birlik ve beraberlik talep ediyoruz. Ortak bir diplomasi talep ediyoruz. Varlıklarını Kürt düşmanlığına bağlamışlar. Bir kardeşiniz olarak 25 yıldır bir direnişin içerisinde büyüdüm; 10 yıl İHD’de, 10 yıl belediyede, 5 yıldır da siyasetin içerisindeyim. Şimdi bana şunu sorarsanız; ‘‘Sen bu Türk devletinden ne anladın?’’. Bin kere maalesef ki içim acıyarak cevabım şu olacak; bin yıl daha geçse, bin yıl daha ‘yaşasın halkların kardeşliği’ desek te; Türk devleti bizi kardeş olarak kabul etmiyor, bin yıldır bizleri kardeş olarak kabul etmediler, bin yıl daha da geçse yine bizleri kardeş olarak kabul etmeyecekler. Ben kendi gözlerimle gördüm, ben bunu Şirnex’te, Cizre’de, Ankara’daki parlamentolarında gördüm” dedi.

     

    İki yol olduğunu belirten “Ya Kürtler devletin ortağı olacak, ya da Kürtlerin kendi statüleri konusunda karar verme hakları vardır. Ya Kürtler parlamentonun ortağı olacak, ya da Kürtlerin kendi parlamentolarını kurma hakları vardır. Bu umudu gençlerimize verelim” diye kaydetti.

     

    ‘KÜRDÜN BAŞKA YOLU YOK’

    “Kendi içimizde ideolojik çatışma zamanı değildir” diyen Baydemir,

    “Kendi içimizde particilik savaşı verme günü değildir. Tüm Kürtlere soruyorum, Mexmur’da mülteci olarak yaşayan Kürt ile, Hewler, Silemani, Sine ve Qamişlo’daki Kürdün arasından nasıl bir fark var! Ulus duygusunu herşeyin önüne koymamız lazım. İnanıyorum ki, yüreğimizdeki ve beynimizdeki kutsal Kürdistan’ı dünyanın heryerine taşıyabiliriz. Kürdistan’da bir yerde birkaç kişi birisine haksızlık yapar; taşlarla, sopalarla birisine vururlar. O da durmadan ‘ax ax sırtım’ der. Cemaat’ta merak eder sorar; ‘‘bu kadar taş, sopa ve bıçak beline ve boynuna vuruldu, ama sen halen ax sırtım diyorsun. Niye sırtım diyorsun’’. O da ‘‘eğer arkam olsaydı, belime vuramazdınız!’’. Evet değerli kardeşlerim; eğer biz Kürdistanlı partiler birlik olsaydık, Tayyib Rojava’yı işgal edemezdi! Ulusal birlik dışında Kürdün önünde başka bir yol kalmamıştır” diye kaydetti.

     

    ‘KURTULUŞ ULUSAL BİRLİK’TE’ 

    Bir Kürd evladı olarak ulusal birlik bilincinin hizmetkarı olduğunu ifade eden Baydemir, “Bu bilinç nerdeyse ben ordayım, onunlayım. Kürdistan’ın dört parçasında çok sayıda parti var, hepsine saygımız var, hepsinin emeği var; fakat ben kendime bir söz vermişim; hiçbir partinin düşmanlığını bana nasip eyleme. Ben hiçbir Kürdistani partinin düşmanlığını, karşıtlığını yapmam. Çünkü çok iyi biliyorum ki; kurtuluş ittifakta, ulusal birlik ve beraberliktedir. Savaşımız Tahran rejimi ile, savaşımız Ankara ve Şam rejimi ile. Sadece Enfal’da Baas rejimi tarafından 500 bin Kürt katledildi” dedi.

     

    ‘FAŞİZME KARŞI ULUSAL BİRLİK’

    Kürdistan’ın siyasetçileri olarak şehit ailelerine borçlu olduklarını ifade eden Baydemir, “Ne zamanki ulusal birlik, özgürlük müjdesi verirsek, işte o zaman analara karşı yükümüz hafifler. O zaman diyebiliriz ki bu bedele layıkız. Kürt halkı Başur’da, Bakur’da, Rojava’da, Rojhilat’ta çok ağır bedeller ödedi. Dört parçadaki Kürdistanlı partiler ne istedilerse analar verdiler. Bugün de Kürt halkı tüm partilerden tek bir şey istiyor; Ulusal birlik! Ankara’daki faşist rejime karşı ulusal birlik, Şam’daki, Tahran’daki, Bağdat’taki rejime karşı ulusal birlik!” dedi.

    Baydemir’in konuşmasının ardından Hozan Kawa sahne aldı. Kawa’nın seslendirdiği ve Öcalan için yazılan ‘Xeliyam’ şarkısına ise kitle hep bir ağızdan eşlik etti. Gece şarkılar eşliğinde söylenen halaylarla sona erdi.

  • Brexit: 47 yıllık ortaklığın sonuna gelindi

    Brexit: 47 yıllık ortaklığın sonuna gelindi

    Birleşik Krallık 1973 yılında katıldığı Avrupa Birliği’nden 31 Ocak’ta, yani 47 yıl sonra resmen ayrılacak. Bu yılın sonuna kadar devam edecek olan ve ‘geçiş dönemi’ olarak adlandırılan bir yıllık süreçte ticaretin yanı sıra balıkçılık, havacılık, ilaç ve güvenliğe kadar her konuda müzakereler yapılacak. Bu bir yıllık geçiş döneminde Birleşik Krallık, AB yasalarına tabi olacak.

    Birleşik Krallık’ta Haziran 2016’da yapılan AB referandumunda halk yüzde 48’e karşı yüzde 52 ile Brexit kararı vermişti. O tarihten bu yana Birleşik Krallık gündemini işgal eden ve iki tane Muhafazakar Partili başbakanı koltuğundan eden Brexit’te yolun sonuna gelindi. Bir hafta sonra resmen AB’den ayrılacak olan Birleşik Krallık’ı zor günler bekliyor olacak. 2020’in son ayına kadar devam edecek olan geçiş döneminde özellikle Birleşik Krallığın AB ile olan ticari ilişkileri müzakere edilecek.

    Theresa May’in istifasından sonra başbakanlık koltuğuna oturan Boris Johnson, Brexit anlaşmasını parlamentodan geçirememiş ve ülkeyi erken seçime götürmüştü. 12 Aralık’ta yapılan erken genel seçimde Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti,  yüzde 43,6 oy alarak 365 milletvekili çıkarmış ve tek başına iktidara gelmişti. Elde ettiği seçim zaferiyle Brexit karşıtları karşısında eli güçlenen Johnson, seçim sonrası tasarıyı parlamentoya getirmişti. 9 Ocak’ta Avam Kamarası’nda 231’e karşı 330 oyla kabul edilen düzenleme Lordlar Kamarası’na sevk edilmişti.

    Lordlar Kamarası geçtiğimiz hafta tasarıyı görüşmüş ve bazı değişikliklerle Avam Kamarasına geri göndermişti. Ancak Avam Kamarası yapılan değişiklikleri tasarıdan çıkartıp tekrardan olduğu haliyle Lordlar Kamarasına tekrar göndermişti. Çarşamba günü Lordlar Kamarasından geçen tasarı hafta sonunda da Kraliçe ll.Elizabeth tarafından onaylanıp yasalaşmıştı.

     

    AB Komisyonu ve Konseyi de anlaşmayı imzaladı

    Avrupa Birliği Komisyonu ile AB Konseyi, Avrupa Parlamentosunun onayına sunulacak Brexit anlaşmasını imzaladı. Komisyonu Başkanını Ursula von der Leyen sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile AP’nin oyuna sunulacak Brexit anlaşmasını imzaladık” dedi. Ursula von der Leyen ile Charles Michel’in resmi onayıyla, Brexit anlaşmasının metni 29 Ocak’ta Avrupa Parlamentosunun oyuna sunulacak. Perşembe günü AB’ye üye devletler anlaşmayı yazılı olarak onaylayacak.

    Geçiş sürecinde taraflar gelecekteki ilişkilerini düzenleyecek kapsamlı bir anlaşmaya ilişkin müzakere yürütecek. Müzakerelerde ticaretin yanı sıra balıkçılık, havacılık, ilaç ve güvenliğe kadar her konu ele alınacak. AB, tüm bu konularda bir yıldan az bir sürede anlaşmaya varmanın imkansız olduğunu savunarak sürenin 2022’ye kadar uzatılmasını istiyor. Ancak İngiliz yetkililer, müzakerelerin 2020 sonuna kadar tamamlanmasında ısrar ediyor. Eğer, bir anlaşmaya varılamazsa iki taraf arasındaki ticari ilişkiler, Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre yürütülecek.

  • Doku ailesinden çağrı: Gülistan’ı bulun

    Doku ailesinden çağrı: Gülistan’ı bulun

    DERSİM – Dersim’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun bulunmasını isteyen Doku ailesi, Zainal Abarakov’un ifadelerinin çelişkili olduğunu belirterek, “Eğer Gülistan o suya atlamışsa, intihar nedenlerinin araştırılması gerekiyor. Gülistan’ı suya bunlar atmıştır” dedi.

    Dersim’de 5 Ocak’tan bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun bulunması için başlatılan arama çalışmaları devam ederken, Doku ailesi ve Dersim Barosu basın açıklaması yaptı. Baroda yapılan açıklamaya Baro Başkanı Kenan Çetin, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.
    ‘İNTİHAR ETMIŞSE NEDENLERİ ARAŞTIRILMALI’
    Açıklamada konuşan Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, teknik olarak çalışmaların devam ettiğini, ancak adli boyutta eksikliklerin olduğunu belirterek, başsavcıyla görüştüklerini, fakat Zainal Abarakov’un ifadelerinden tatmin olmadıklarını aktardı. Abla Doku, “Başsavcılık Zainal ‘ın ailesini kendi gözetimi altında olacağını, ifadelerini sadece ‘eve geldik, cay içtik’ değil, ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğini dair söz verdi. Aile olarak bu söze güvenmek istiyoruz. Bir mevzuda okula geç kaldığı için 5 lira alma meselesi var. Bunun yanlış olduğunu söylenerek 2 kere dilekçe sunuluyor. Sudan bu not çıkıyor. Bu hoca da benim kardeşimin o kadar psikolojisini bozmuş ki, notu cebinde taşıyor. Gülistan intihar etmiştir dediklerinde ben inanmıyordum. Zainal, ailesi ve okulda öğretmeniyle yaşadığı sorun, Gülistan’ın psikolojisinin bozulduğunun göstergesidir. Eğer Gülistan o suya atlamışsa intihar nedenlerinin araştırılması gerekiyor. Gülistan suya atlamamıştır. Gülistan’ı suya bunlar atmıştır” dedi.
    ‘BU ÇOCUK HANGİ ÇETEYE BAŞVURDU?’ 
    Zainal Abarakov’un verdiği ifadelerin eksik olduğunu söyleyen Gülistan’ın ablasının eşi Osman Doku ise Zainal’ın Gülistan ile yaptığı görüşmelerde verdiği ifadelerin yanlış olduğunu vurguladı. Zainal’ın kısa dediği görüşmelerin 9 ve 3 dakika sürdüğünü belirten Doku, “Çocuğun babasıyla telefonda görüşüyorlar. Çocuğu aradıklarında telefona çıkan kişi Zainal’ı teyit ederiz, ancak bize 5 bin TL vereceksiniz diyor. Bu haberi yapan kişiyle görüştük. Gazeteci arkadaş tehdit edilmiş. Şimdi soruyoruz; bu çocuk hangi çeteye sığındı, hangi çetenin elinin altında? Bu aile hangi çeteye başvurdu? Telefonu açan kişi mafya şeklinde konuşuyor” diye konuştu.
    ‘PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ’
    Gülistan’ın kaybolduğunu bir gün sonra öğrendiklerini dile getiren Anne Bedriye Doku da “Yurt parasını geciktirdiğimizde her gün arayıp ödenmesi için baskı uyguluyorlardı. Ancak Gülistan kaybolduğunda bir gün sonra bize haber veriliyor. Neden bu hassasiyeti bunun için de göstermediler. Üniversite hocası çocuklarımızdan para istiyor. Çocuklarımız kaybolunca sesleri çıkmıyor. Tüm yetkililere sesleniyoruz. Peşini bırakmayacağız” dedi.
    BARO BAŞKANI: SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ
    Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, başsavcıyla görüşmelerin yapıldığını ve bölge barolarıyla birlikte sürecin takipçisi olduklarını belirti.
  • KCC’de Nazım Yüce ve Salih Azgan için anma düzenlenecek

    KCC’de Nazım Yüce ve Salih Azgan için anma düzenlenecek

    Kürt Halk Meclisi tarafından Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren Nazım Yüce (Agit) ve Salih Azgan (Cahit) için 2 Şubat günü anma düzenlenecek. Halk Meclisi, Britanya’da devrimci halkların bağrından çıkan Yüce ve Azgan anmasına tüm Kürt halkı ve dostlarını davet etti.

     

    Kürt Halk Meclisi, 2 Şubat günü Haringey KCC binasında düzenlenecek olan anmanın saat: 15.00’da başlayacağı belirtildi. Anmaya, PKK saflarında iken yaralanan ve tedavi için geldiği İngiltere’de 25 Şubat 1998 yılında yaşamını yitiren Nazım Yüce’nin ailesi de hazır bulunacak. Sinevizyon gösteriminin yapılacağı anma da Yüce ve Azgan’ın yaşamları ve mücadeleleri anlatılacak. Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan çağrıda, “Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesinde en kutsal değerlerimizdir şehitlerimiz. Onlar yaşamın en anlamlı en fedakar onurlu ve ahlaki abidelerimizdir. Agit ve Cahit yoldaşlarımızın anmasına tüm halkımızı ve dostlarımızı davet ediyoruz” denildi.

     

    NAZIM YÜCE (AGİT) 

    Britanya’daki Kürt yurtsever ailelerden Yüce ailesinin bir ferdi olan Nazım Yüce 19 Mart 1976’da Maraş’ın Göksun İlçesi Kötürge Köyü’nde dünyaya gelir. Yüce ailesi 1985 yılında İngiltere’ye göç etmek zorunda kalınca, Nazım Yüce’de doğduğu topraklar dan uzakta bir ‘sürgün’ olarak İngiltere’de büyür. Kürt coğrafyasın da yaşanan savaşa kayıtsız kalmayan Yüce, Londra’da Kürt siyasal gençlik çalışmaları içinde yer alır. Nazım Yüce, savaşın sürdüğü topraklara 1992 yılında geçerek, Kürdistanı daha yakından tanımak ister. Faili belli cinayetlerin, köy yakmaların, katliamların Kürt halkına karşı yürütüldüğü bu dönemde Nazım Yüce yönünü dağlara verir. PKK’ye katılan Yüce, 1996 yılında çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde zorlu bir yürüyüş sırasında kardan dolayı ayağı kangren olur. Bir ayağını kaybetmesine rağmen Kürt özgürlük mücadelesi içerisinde aktif yer almaya devam eden Yüce, ayağından başlayan hastalık süreci akciğerlerine kadar sıçrar. Yüce, Avrupa’ya çıkarılarak tedavi görse de 25 Ocak 1998 yılında yaşamını yitirir. Yüce’nin naaşı vasiyeti üzerine Diyarbakır Şehitlik Mezarlığı’nda defnedilir. Kürt müziğinde çok bilinen ve dillerden düşmeyen ‘Dur neçe adlı’ şarkı Agit için yazılmış ve bestelenmiştir.

  • İngiltere Cemevi Başkanlığı’na Zeynel Akdoğan seçildi

    İngiltere Cemevi Başkanlığı’na Zeynel Akdoğan seçildi

    Elif Can


    İngiltere Alevi Kültür Merkezi 23. Dönem Genel Kurulu Londra merkez binasında gerçekleşti. Sarı ve beyaz liste olarak iki listenin yarıştığı kongre de Zeynel Akdoğan’ın listesi 291”e karşı 340 oyla seçimi kazandı. Yeni Başkan Akdoğan,  İngiltere AKM’nin bir ‘Dergah’ olduğunu vurgulayarak, ‘Kendisine Aleviyim diyen, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Bektaşi, Çepnı yani kendini Alevi olarak gören, her canımızı bu çatı altında buluşturmak bizim temel görevimiz olacaktır” dedi.

     

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nin 23. Dönem Genel Kurulu yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Cemevi’nin toplantı salonunda gerçekleşen kongrede Divan Başkanlığı’nı Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil yürütürken, üyeliklere Dr. İsmail Bulut ve eski başkanlardan Hüseyin Üzüm seçildi. Kongereye Londra’da bulunan Türkiyeli ve Kürdistanlı demokratik kitle örgütü temsilcileri, Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, belediye meclis üyeleri, , ‘Dede’ Ali Dereli, Mehmet Yüksel, ‘Ana’ Yadigar Aslan, Hatice Dereli, cemevi geçmiş dönem başkanlarından Hüseyin Üzüm, Yaşar Demiralay ve yüzlerce üye ve misafir katıldı. Saygı duruşu ile başlayan kongre de öncelikle gündem maddeleri belirlendi.

     

    YÖRÜK’TEN VEDA KONUŞMASI

    Kongre de gündem maddelerine geçilmeden önce bir konuşma yapan ve aday olmayacağını açıklayan AKM Başkanı Kadir Yörük, yönetim olarak yaptıkları çalışmalar ve hizmetlere dair bir sunumda bulunurken, Elazığ’daki depremde hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi. Yörük konuşmasının ardından Faaliyet Raporu okundu ve delegelerin onayına sunuldu. Mali rapor ve komisyon raporlarının okundu kongre de, özellikle mali raporlar kısmında tartışmalar yaşandı.

     

    KCC: DAYANIŞMACI RUHU YÜKSELTELİM

    Kongreye çok sayıda mesaj gönderilirken, Britanya Kürt Halk Meclisi’de bir mesaj yayınladı. Eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinde Alevi canların büyük katkılarının  olduğunu vurgulanan Halk Meclisi mesajında, “Özellikle ülkemizde ve bizi ilgilendiren bölgemiz de tam da bu süreçte büyük adaletsizlik sömürüye karşı büyük direniş ve muhalefet yürütülmektedir. Bu muhalif mücadele de Alevi canlarımızın da büyük emekleri olduğu gibi en fazla dayanışmaya ihtiyaç duyduğumuz bu günler de bu mücadeleyi yükselteceklerini düşünüyoruz. Kongrenizin başarılı geçmesini dilerken, seçilecek olan yeni yönetimin dayanışmacı ve mücadeleci bir ruhla çalışmalarını yürüteceğine inancımızı belirtir, yeni dönem de tüm canlara başarılar dileriz” denildi.

     

    ‘YENİ BAŞKAN ZEYNEL AKDOĞAN’

    Kongre de delege ve katılımcıların yaptıkları konuşmaların ardından ise seçimlere gidildi. Yeni yönetim için 631 üyenin oy kullandığı seçimlerde sarı ve beyaz renkli iki liste kıyasıya yarıştı. Yapılan seçimler de 340 oy alan Zeynel Akdoğan’ın listesi seçimin galibi olurken, Mustafa Sivas ve Kadri Yılmaz’ın listesi ise 291 oy aldı.

      

    ‘ERBİL: ÇİĞ LAF EDEN BİZDEN DEĞİLDİR’

    Seçim sonuçları dolayısıyla bir konuşma yapan Divan Başkanı ve Alevi Fedarasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil, kongre seçimlerinin ötesinde asıl gündemlerinin ülkedeki gelişmeler olduğunu aktararak, “Biz biliyoruz ki biri 50 fazla 60 az bu bir şeyi değiştirmiyor. Tabi ki seçilen arkadaşlar görev alacaklar diğer arkadaşlar da yardımcı olacaklar. Fakat asıl mesele şu an halen Alevilerin evleri işaretlenirken, şu anda halen deprem de bile Aleviler ayrımcılığa uğrarken biz Britanya topraklarındaki Alevileri bir umut olarak gören Alevilere bir umut olabilmemiz için bu seçimlerin sonuçların dan ziyade birlikte ne kadar yol alabildiğimizi görmek önemlidir. Biz bileceğiz ki buraya Aleviliğin dışında bir şey girmeyecek. Ve hak Muhammed Ali yolunda Pirlerin ışığında burası devam edecek. Tekrar listede olan olmayan kazanan yada kaybeden arkadaşlarımız en ufak bir çiğ laf ederse o bizden değildir” dedi.

     

    Sonuçların açıklanmasının ardından her iki adayın birbirlerine sarılması ise dikkat çekti. Kongrenin sorunsuz sona ermesi ise katılanlar tarafından takdir edildi.

     

    ‘BURASI BİZİM DERGAHIMIZDIR’

    Seçimleri kazanan Cemevi’nin yeni başkanı Zeynel Akdoğan ise Cemevi’nin sıradan bir kurum olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bulunduğumuz ve hizmete tabi olduğumuz kurum öyle sıradan bir kurum, bir cemevi değildir. Avrupa’nın en büyük ve üye sayısı olarak da en kalabalık üyeye sahip, İngiltere’de yaşayan bütün Alevilerin emeği ve katkılarıyla tamamlanmış, İskoçya’dan Galler’e kadar her canımızın emeğinin olduğu, bu sebeple yapımı ve hizmeti nedeniyle ‘Dergah’ niteliğini hak etmiş, yolumuz için birliğimiz için çok kıymetli bir hazinemizdir. Bu bilinçle dergahımızı daha etkin ve saygın bir konuma getirmek, ismine daha yakışır bir şekilde kendisine Aleviyim diyen, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Bektaşi, Çepnı yani kendini Alevi olarak gören, her canımızı bu çatı altında buluşturmak bizim temel görevimiz olacaktır.” Kongre sonrası yeni yönetim tebrikleri kabul etti.

  • DAY-MER 20’nci kongresini gerçekleştirdi

    DAY-MER 20’nci kongresini gerçekleştirdi

    Arif Bektaş


    “Mücadele çıtasını yükselteceğiz”

    Londra’da 30. mücadele yılını geride bırakan Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER), 20. Olağan Kongresi’ni başarıyla gerçekleştirdi. İngiltere’de yaşayan Türkiyelilerin kurduğu en köklü kitle örgütlerinden biri olan DAY-MER, yerli mücadeleci kesimlerin de temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirdiği kongre sonunda, iki yıl görev yapacak yeni yönetim kurulu seçildi.

    Yazar Aydın Çubukçu’nun da bir konuşma yaptığı Olağan Kongre, Kuzey Londra Toplum Merkezi salonunda gerçekleşti. Ahmet Sezgin, Çınar Altun ve Ceren Sağır’dan oluşan divanda Sezgin’in Türkiye’deki depremde yaşamını bitirenlere taziye dileğinde bulunmasından sonra devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitirenler için de bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

     

     

    ‘Omuz omuza mücadele’

    DAY-MER Başkanı Aslı Gül, Dünyada olduğu gibi İngiltere’de de ırkçı ve gerici saldırıların artmasına karşın bütün ülkelerde mücadele bayrağının yükseltildiğini söyledi. Gül, Johnson iktidarının şimdiden sağlık, eğitim, sosyal servis, konut gibi alanlarda saldırılarını gündeme getirdiğini ve buna karşı yerli emekçilerle omuz omuza mücadeleyi büyüteceklerini söyledi. Aslı Gül, DAY-MER olarak toplum ve içinde yaşanılan ülke İngiltere’nin sorunlarına karşı 30 yıldır mücadele içinde olduklarını belirterek, hem toplumda hem de İngiltere’de de değişen sosyo-ekonomik yapıya uygun olarak yeni mücadele yöntemlerini de geliştirerek çıtayı yükselteceklerini belirtti.

    DAY-MER’in faaliyetleri ekseninde, son iki yıl boyunca dünyadaki ve İngiltere’de işçi, emekçi ve göçmenlerin yaşadığı önemli gelişmelerin de ele alınıp tartışıldığı kongrede kısa konuşma yapan konuk temsilciler, DAY-MER’in İngiltere’deki işçi sınıfı mücadelesine olan katkısını överek her zamanki dayanışmalarını sürdüreceklerini söylediler. Kongreye bir çok sendika, kampanya örgütü ve siyasi partiden temsilciler de katılarak birer konuşma yaptı. Konuk konuşmacıların bir çoğunun ortak mesajı ise, DAY-MER’in göçmen örgütlerin nasıl bir mücadele hattı içinde olmak gerektiğine ilişkin rol model olmasını idi.

    Steve Hedley (Demiryolu İşçileri Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı): DAY-MER’i uzun yıllardır biliyorum. Birlikte mücadele alanlarında olduk. Demiryolu işçileri olarak her zaman desteğiniz ve dayanışmanız bizim için çok önemli oldu. Liverpool Liman İşçilerinden bizim grevlere kadar her zaman omuz omuza oduğumuzu hissettik. Bu dayanışma ve mücadelenin yükselerek devam edeceğine inancım tamdır.

    Louise Reagan ( Ulusal Eğitimciler Sendikası Genel Yürütme Kurulu Üyesi): Birlikte çok iş yaptık ve her zaman birlikte çalışmaktan onur duydum. DAY-MER sadece İngiltere’deki işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olmadı. Aynı zamanda adaletsizliklere karşı da geri durmadı. Türkiye’deki baskıcı rejime karşı da mücadeleyi yükseltti. Bu mücadelenin bir parçası olmak beni onurlandırıyor. Birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

    Nick Onley (Extinction Rebellion): Her hafta dünyamız bir elaketle karşı karşıya kalıyor. Bunlara karşı köprü işgallerinden meydan eylemlerine kadar ciddi bir karşı koyuş sağladık. Umarım bu mücadeleyi beraber yapmaya devam ederiz.

    Michael Bradley (Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk): Johnson iktidarı ırkçı ve ayırımcı nefret söylemlerini yükselterek devam ediyor. Daha önce olduğu gibi, bu dönemde de omuz omuza mücadelemizi büyüteceğimize inanıyorum. 21 Mart’ta yapılacak ırkçılığa karşı yürüyüşte DAY-MER üyelerini yanımızda göreceğiz. Umarın tüm Türk ve Kürt toplumu da DAY-MER çağrılarına kulak verir ve eylemde yerini alır.

    Charlie Kimber (Sosyalist İşçi Partisi): DAY-MER, sadece Türk ve Kürt kurumları için değil, İngiltere’de örgütlenen tüm göçmen kurumlar için bir örnek teşkil ediyor. Hem buradaki mücadelenin önemli bir parçası olma ve hem de Türkiye’deki demokrasi mücadelesine destek verme yöntem ve politikalarına sahip olan DAY-MER rol model özelliğindedir.

    Ayrıca Savaş Karşıtı Koalisyon, Haringey Sendilalar Platformu, Britanya Kürt Meclisi, Ssoyalist Parti, İşçi Partisi Hackney adına da birer konuşma yapıldı.

     

    ‘Day – Mer mücadele kültürdür’

    Kongreye katılarak bir konuşma yapan Yazar Aydın Çubukçu da, DAY-MER’in kültür sanat çalışmalarını ve bu alanda gerçekleştirdiklerinin önemine vurgu yaptı. Çubukçu, DAY-MER’i diğer göçmen örgütlerinden ayıran önemli özelliklerinin olduğunu belirterek, “DAY-MER başka kültürleri öğrenme yönelimi olan bir kitle örgütüdür” dedi. Çubukçu konuşmasına şöyle devam etti: “Pir Sultanları, denbejleri elbette biliyoruz. Ama DAY-MER mücadele ettiği İngiltere’de de kültüre ve mücadele kültürüne yönelmesini bildi. İngiltere’de de Diggers, Tulpuddle gibi işçilerin tarihi mücadele ve isyanlarını da tanımaya yönelmiştir. Buna dahil olmuştur. Kurulduğu ilk günden itibaren bu çalışmaya yönelmiş ve kültürel çalışmalarını mücadelenin önemli bir parçası haline getirerek yerli emekçilerle omuz omuza verip mücadele etmiştir. İşte bütün bu sebeplerden dolayı DAY-MER farklıdır.”

    DAY-MER yönetiminin faaliyet raporunu kongreye sunmasından sonra gençlik, kadın ve kültür sanat komisyonlarının raporları okundu. Mali raporun okunup aklanmasından sonra yapılan seçimler sonucu Aslı Gül, Sena Kartal, Güllü Kuşçu, Güngör Kuş, Mehtap Işık, Anıl Duman, Metin Sağır, Oktay Şahbaz, Çağdaş Canbolat, Orhan Dil ve Arif Bektaş Yönetim Kurulu’na seçilirken, Ceren Sağır, Özkan Kurban ve Mehmet Göztaş da Denetleme Kurulu’na seçildiler

  • Kraliçe Brexit yasasını onayladı

    Kraliçe Brexit yasasını onayladı

    İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasına (Brexit) ilişkin yasa tasarısına onay verdi.

    İngiltere’nin 31 Ocak’ta AB’den resmen ayrılmasının hukuki temelini teşkil eden tasarı, Kraliçe’nin onayıyla yasalaşarak yürürlüğe girdi.

    Tasarı parlamentonun alt kanadı Avam Kamarasından hızla geçmiş, Lordlar Kamarasında ise bazı değişikliklere uğrayarak geri gönderilmişti.

    Başbakan Boris Johnson, Avam Kamarasındaki çoğunluğunu kullanarak değişiklikleri iptal etmiş ve tasarıyı yeniden Lordlar Kamarasına yollamıştı.

    İngiltere ile AB arasında varılan Brexit anlaşmasına göre, ülke 31 Aralık’a kadar fiilen birliğin üyesi kalacak ancak siyasi karar mekanizmalarında yer almayacak. Bu geçiş döneminde taraflar kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasına varmak için müzakere yürütecek.

    İngiltere’nin geçiş dönemini uzatmak istemesi halinde en geç haziran ayında talepte bulunması gerekecek. Ancak Johnson hükümeti, uzatma talep etmeyeceğini ve bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da ülkeyi AB’den 31 Aralık’ta bütünüyle ayıracağını ilan etmiş bulunuyor.