Blog

  • Direnen Şili halkından hepimize mesaj var!

    Direnen Şili halkından hepimize mesaj var!

    https://www.youtube.com/watch?v=Mb0-2w9Cnjc

  • Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon bir kaç günlüğüne mutsuz olmaktan veya bıkmaktan ibaret değildir.

    Pek çok insan kendini kötü hissetme dönemlerinden geçiyor, ancak depresyonda olduğunuzda, birkaç gün değil, haftalarca veya aylarca ısrarla üzgün oluyorsunuz.

    Bazı insanlar depresyonun önemsiz olduğunu ve gerçek bir sağlık durumu olmadığını düşünüyor. Yanılıyorlar – gerçek belirtileri olan gerçek bir hastalık. Depresyon bir zayıflık belirtisi değildir veya öyle sadece “kendinize çeki düzen vererek veya toparlayarak” “içinden çıkabileceğiniz” bir şey değildir.

    İyi haber şu ki, doğru tedavi ve destekle, depresyonu olan çoğu insan tam olarak iyileşebiliyor.

    Depresyon olup olmadığını nasıl anlarsın?

    Depresyon insanları farklı şekillerde etkiler ve çok çeşitli belirtilere neden olabilir.

    Bunlar, uzun süren mutsuzluk ve umutsuzluk duygularından başlar, çok ağlamak, hoşlandığınız şeylere olan ilginizi kaybetmeye kadar gider. Depresyonu olan birçok kişide endişe belirtileri de vardır.

    Sürekli kendini yorgun hissetmek, çok uyumak veya uykusuzluk, iştahsızlık veya cinsel dürtü kaygı hissetmek ve çeşitli vücut ağrıları gibi fiziksel semptomlar da olabilir.

    Depresyon belirtileri hafif ve ağır arasında değişmektedir. En hafif haliyle, sürekli düşük ruhsal bir durum hissedebilirsiniz, ancak şiddetli ağır depresyon sizi intihara bile götürebilir, yaşamın artık yaşamaya değer olmadığını düşünürsünüz.

    Çoğu insan zor zamanlarda stres, mutsuzluk veya endişe duyguları yaşar. Düşük bir ruh hali, depresyon belirtisi olmak yerine kısa bir süre sonra gelişebilir. Ama durum iki haftadan uzun sürerse depresyon olabilir.

     

    Depresyona ne sebep olur?

    Depresyon oldukça yaygındır ve 10 kişiden 1’ini yaşamları boyunca bir noktada etkilemektedir. Genç, yaşlı erkek veya kadın fark etmez ve herkesi etkiler.

    Çalışmalar, İngiltere’de 5-16 yaş arası çocukların yaklaşık % 4’ünün endişeli veya depresyonda olduğunu göstermiştir.

    Bazen depresyon için bir tetikleyici neden vardır. Sevdiğiniz birini kaybetme, işini kaybetme veya hatta bir bebek sahibi olma gibi hayat değiştiren olaylar buna yol açabilir.

    Ailesinde depresyon öyküsü olan kişilerin hiçbir tetikleyici neden olmadan depresyona yakalanma olasılığı daha yüksektir. Tabii, bu olasılık küçük de olsa herkes için geçerlidir.

     

    Depresyon tedavisi

    Depresyon tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri, konuşma terapileri ve ilaçların bir kombinasyonunu içerebilir. Önerilen tedaviniz, hafif, orta ya da şiddetli depresyon olup olmamasına bağlı olacaktır.

    Hafif bir depresyon geçirirseniz doktorunuz, ilerlemenizi izlerken, kendi başına düzelip iyleşmediğinizi görmek için beklemeyi önerebilir. Bu, “dikkatli bekleyiş” olarak bilinir. Ayrıca egzersiz ve kendi kendine yardım grupları gibi yaşam tarzı önlemleri önerebilirler.

    Bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi konuşma terapileri, genellikle depresyonu iyileşmeyen hafif depresyonda veya orta dereceli olan depresyon için kullanılır. Antidepresanlar da tedavi için uygundur.

    Orta ile şiddetli depresyon için, konuşma terapisi ve antidepresan kombinasyonu sıklıkla tavsiye edilir. Şiddetli depresyonunuz varsa, yoğun bir şekilde uzman kontrolünde konuşma terapileri ve reçeteli ile tedavi edilmelisiniz.

     

    Depresyon ile yaşamak

    Depresyonu olan kişilerde, daha fazla egzersiz yapmak, alkolü azaltmak, sigarayı bırakmak ve sağlıklı beslenmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak yarar sağlar.

    Bir destek kitabı okumak ya da bir destek grubuna katılmak da faydalıdır. Bunlar depresif hissetmenize neden olan şeyleri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilirler. Deneyimlerinizi benzer bir durumda başkalarıyla paylaşmak da çok destekleyici olabilir.

     

    Yukarıda bahsettiğimiz noktalar tabii ki depresyon hakkında bilmeniz gereklerin özetinin özeti bile değildir ama genel bir çerçeve çizmek amaçlıdır. Aklınıza takılan sorularınız için lütfen bize ulaşın.

     

    Dr İbrahim Yahli

    Medi-Park Klinik Başhekimi

    Tüm Sorularınız için : telgrafnews@gmail.com

  • Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 30’a yükseldiği bildirildi. Artçı depremlerin sayısı ise 250’yi geçti.

     

    Arnavutluk’ta Salı günü meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 30’a yükseldi. Arama kurtarma ekiplerinin, Çarşamba günü üç kişinin daha cansız bedenine ulaştıkları kaydedildi. Ulusal yas ilan edilen ülkede enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı yarışan ekipler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 200 uzman ve arama köpeğinden oluşuyor. Arnavutluk Savunma Bakanlığı, arama kurtarma ekiplerinin bugün enkaz altından 46 kişiyi kurtarmayı başardığını açıklamıştı. Bu arada Arnavutluk’un yanı sıra, komşu ülke Kosova’da da dayanışma amacı ile ulusal yas ilan edildi.

    Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Arnavutluk’u vuran depremin ardından, Çarşamba günü akşam saatlerine kadar en az 250 artçı deprem kaydedildiği, bunlardan ikisinin şiddetinin 5.0’ın üzerinde olduğu açıklandı. Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki tatil beldelerinden Durres’te deprem sonucu çöken 27 binanın enkazından da şu ana dek 12 kişinin cesedi çıkarılmış durumda.

    30 günlük olağanüstü hal

    Birçok kentte olduğu gibi Durres’te de halk geceyi kurulan çadır kentlerde ve futbol sahalarında oluşturulan geçici konaklama alanlarında geçirmeye hazırlanıyor. Durres ve Thumane gibi depremde büyük zarar gören merkezlerde 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi.

    Afrika ve Avrasya tektonik plakaları ile mikro Adriyatik plakasının birbirlerine temas ettiği noktada yer alan Balkan ülkelerinde sık sık depremler meydana geliyor.

    rtr,AFP / SÖ,ET

    © Deutsche Welle Türkçe

  • Corbyn ile Johnson karşı karşıya geldi

    Corbyn ile Johnson karşı karşıya geldi

    HABER MERKEZİ- İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn 12 Aralık’ta yapılacak erken seçim öncesi ilk kez canlı yayında karşı karşıya geldi. İki liderin tartışmasında Brexit, İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi, İskoçya ve ekonomi başlıklarının yanı sıra, liderlerin ‘güven verip vermediği’ de konuşuldu.

     

    ITV’de yayınlanan tartışma programı, önce İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’nin, daha sonra da Muhazafakar Parti lideri Boris Johnson’ın 60’ar saniyelik açılış konuşmalarıyla başladı. Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Corbyn seçmenlere İngiltere’nin geleceği için gerçek bir seçim hakkı verildiğini ve İşçi Partisi’nin “gerçek bir değişim ve umut” vadettiğini söyleyerek başladı.Johnson ise açılış konuşmasında erken seçimin tek nedeninin “parlamentodaki çıkmaz” olduğunu savundu ve seçilmesi halinde Brexit’i (İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışı) gerçekleştireceğini belirtti. Daha sonra stüdyodaki izleyicilerin sorularına geçildi ve liderler yine birer dakika içinde soruları yanıtladı. Johnson cevap süresini aştığı için birkaç kez moderatör tarafından uyarılmak zorunda kaldı.

     

    BREXİT ÖNE ÇIKTI

    Bir saat süren tartışmanın ilk yarısında ana konu Brexit’ti. Tartışmayı stüdyoda takip eden izleyicilere verilen soru sorma hakkında ilk soru “Sonsuza kadar Brexit hakkında konuşmayacağımızın garantisini verebilir misiniz?” oldu.Başbakan Boris Johnson, seçilmesi halinde İngiltere’nin 31 Ocak’ta kesinlikle AB’den ayrılacağını söyledi ve Muhafazakar Parti’nin tüm milletvekili adaylarının da AB’yle vardığı Brexit Anlaşması’na destek verdiğini vurguladı. Johnson ayrıca rakibi Corbyn’in “oyalama politikası” içinde olduğunu iddia etti.

     

    CORBYN GELİR ADALETSİZLİĞİNİ ANLATTI

    Corbyn ise bu suçlamayı reddetti ve başbakan seçilmesi halinde 3 ay içinde AB’yle daha iyi bir Brexit anlaşmasını müzakere edeceklerini ve 6 ay içinde de bu anlaşmayı, AB’de kalış seçeneğinin de bulunduğu bir referanduma götüreceklerini belirtti. Corbyn ayrıca Johnson’ın, iddia ettiği gibi 2020 sonuna kadar AB ile yeni bir ticaret anlaşması imzalayacağına dair sözlerini “safsata” olarak niteledi. Bu seçimin ülke ekonomisinin geleceği için bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Jeremy Corbyn, seçilmesi halinde “sıfır saat sözleşmelerini”bitireceğini ve şirketler vergisini artıracağını belirtti. Corbyn bu sayede eğitim harçlarını kaldırıp, gelir adaletsizliğini azaltmaya söz verdi. Başbakan Johnson ise şirketler vergisinde yapılacak indirimi rafa kaldırıp NHS’e 6 milyar sterlin ekstra ödenek sağlama sözü verdi.

     

    CORBYN: UMUD İÇİN LABOUR

    Stüdyodaki izleyicilerin özellikle Johnson doğruları söylediğini vurguladığında, Corbyn ise İşçi Partisi’nin Brexit politikasının net olduğunda ısrar ettiğinde güldükleri gözlendi. Liderlerin, 12 Aralıkta yapılacak seçim öncesi ilk kez karşı karşıya geldiği televizyon tartışması sonunda, yine birer dakikalık kapanış konuşması hakkı verildi. Corbyn 45 saniye süren kapanış konuşmasında “Bu, bir neslin görebileceği en önemli seçim. Eğer hala oy vermek için kaydolmadıysanız gidip kaydolun ve oy verin. Umut için İşçi Partisi’ne oy verin” dedi. Johnson ise “Yapılacak seçim çok basit. Ya Brexit’i gerçekleştireceğiz ya da Corbyn’le yine ilerleme olmayan bir yılı seçeceğiz. Gelin bu çıkmazı ve ayrımları aşalım” dedi.

     

    TİMES: BAŞBAKAN SIKIŞTI

    Liderlerin canlı yayında bir araya gelmeleri İngiliz basının da bir numaralı gündemi oldu. The Times gazetesinin baş sayfa manşeti de bu tartışmaya ayrıldı.”TV karşılaşması sonrası kafa kafaya” başlıklı manşet haberinde Corbyn’in Brexit politikasını anlatmakta yetersiz kaldığı ama yine de Başbakan’ı sıkıştırdığı belirtildi. The Times’ın başyazısında da Johnson’un televizyonda Corbyn’in karşısına çıkmayı kabul ederek kumar oynadığını ama muhalefet liderine ‘kararlı bir darbe vuramadığını’ belirtti.

  • ‘Çocuklarla ilişkiyi cehenneme çevirmeyin’

    ‘Çocuklarla ilişkiyi cehenneme çevirmeyin’

    HİKMET ERDEN

    LONDRA- Uzman Gelişim Psikoloğu Handan Bakar, ebeveynlerin çocuklarına bilinçsiz yaklaşımının çocuklar da bir ‘cehennem’ yarattığını vurgulayarak, “Çocuğun bizden bağımsız bir birey olarak kendi düşünceleri davranış kalıpları ve tercihleri olabileceğini kabul ederek onunla bir iletişim içine gireceğiz. Yoksa çocukluk bir cehennem olur.

     

    Göçmen İşçiler Konfederasyonu (GİK-DER)  Kadın Meclisi organizesiyle Ebeveyn ve Çocuk İlişkileri adlı bir seminer düzenlendi. Uzman Gelişim Psikoloğu Handan Bakar’ın katılımıyla düzenlenen seminere çok sayıda kadın katıldı. Psikolog Handan Bakar, anne ve çocuk arasındaki bağın sadece emzirmemi yoksa başka bir şeymi olduğuna değinerek, Psikolog Harry Harlow’un araştırmasını örnekledi. Harlow’un bebek maymunlar üzerinde yaptığı ve deney de ‘süt veren telden yapılma anneyle’ ve ‘süt vermeyen ama yumuşak kumaşlarla kaplı anne’ arasında nasıl bir tercihte bulunduğunu anlatan Psikolog Bakar, deney de bebek maymunların anne sevgisi göremedikleri zaman nasıl bir travma yaşadıklarına değindi. Bakar, bebeklerin sadece fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesi ile değil dokunarak yani tensel temas ile bağ kurduğuna dikkat çekti. Ebeveynlerin çocukları ile ilişkisinde kaygılı yaklaşımlarına da değinen Bakar, sevginin kaygılar ile ifade edilmesinin çocuklar üzerinde “Seni çok seviyorum ama sana güvenmiyorum” mesajı olarak algılandığını ifade etti. Bakar, bunun iyi niyetle yapıldığını ancak büyük bir kötülüğe yol açtığına dikkat çekti.

    ‘YOKSA CEHENNEM OLUR’

    Hata yapmanın çok normal olduğunu dile getiren Bakar, “Hata yapa yapa öğreneceğiz. Kötü olan hata yapacağım diye hiç bir şeye adım atamamadır. Ebeveynler kendi kaygılarının nedenini keşfederek çocuklarına güvenmelidir” dedi. Ebeveynlerin amacınının çocuklarının o yada bu şekilde düşünmesini davranmasını sağlamanın olmaması gerektiğinin altını çizen Bakar, şunları kaydetti: “Biz ebeveyn olarak çocuğun bizden bağımsız bir birey olarak kendi düşünceleri davranış kalıpları ve tercihleri olabileceğini kabul ederek onunla bir iletişim içine gireceğiz. Yoksa çocukluk bir cehennem olur. Neden bir arkadaşımıza ‘nasıl davranalım’ diye bir araya gelmiyoruz. Ama şu çocuğa nasıl davranalım diye konuşuyoruz. Çünkü arkadaşımıza davranışımızın verdiği tepki ile birlikte şekilleneceğini biliriz.” Bakar’ın sunumunu kadınlarla karşılıklı görüş alış verişi şeklinde gerçekleştirirken, kadınlar da deneyimlerini aktardı.

  • Maçoğlu ‘komünist belediyeciliği’ anlattı

    Maçoğlu ‘komünist belediyeciliği’ anlattı

    HİKMET ERDEN

    HABER MERKEZİ- ‘Komünist Başkan’ olarakta bilinen Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, HDP’li belediyelere yönelik kayyumlara karşı omuz omuza bir mücadelenin geliştiğinin vurgulayarak, “Parçalı duruşlar artık bizi güçlü kılmıyor. Farklı politik anlayışlar tartışılır ilerleme çabası olsa da  Kapitalist sistemin bu mevcut güçüne karşı, yurtseverlerin, devrimcilerin ve vicdanı olan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor” dedi.

     

    Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, bir dizi etkinlik ve temaslar da bulunmak üzere İngiltere’ye geldi. Maçoğu programı çerçevesinde Londra’da bulunan demokratik kitle örgütlerini ziyaret etti ve bir dizi kongre ve panele katıldı. Yöresel derneklerden Alevi kurumlarına kadar bir çok kurumu ziyaret eden Maçoğlu, , sosyalist ve komünist belediyeceliğini anlattı. Maçoğlu, halkın kendi öğretmeni olduğu bir anlayıştan geldiklerini söyleyerek, “2004 yılından bu yana Dersim ve bazı ilçelerin de devrimci ve halkçı bir yerel yönetim programı sergileniyor. Genele dair bir program ve planlama anlayışı var. Özellikle mezopotamya ve Anadolu toprakların da hepimiz biliyoruz ki geçmişten bugüne bize miras bırakan bu uğurda mücadele eden ve toprağa düşen yoldaşlarımız oldu. Burada o dost ve yoldaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

     

    DENİZLERİN MAZLUMLARIN ARDILLARIYIZ

    Sosyalizme hizmet eden bir anlayışın parçası olduklarını belirten Maçoğlu, “Biz sosyalizm anlayışının yerel yönetimler ayağıyız. Tabi bu siyaset kapsamlı bir siyasettir. Tarım kültür, gençlik, sanat ve ulusların kaderine dayalı bir siyasetin yerel yönetim parçasıyız. Mustafa Suphi ve ardılları bu ülkede geliştirdiği komünist ve sosyalist bir anlayışı bize devrettiler. 1970’ler de Denizlerin Mahirlerin Mazlumların ve İbrahimlerin bize bıraktıkları var. Ama yerel yönetimler de bu meseleyi tecrübe eden bir anlayış var. Mehdi Zana’nın kadının siyasette ve yönetim de yer almasını planlama ve programlaması bizim için çok önemlidir. İkincisi Ordu Fatsa’da Terzi Fikri’nin yerel demokrasi ile halkların kendisini yönetebilme kabileyeti, meclislerle o bölgeyi yönetebilme kültürünü çalışması ayrıca bize öğretici bir programdı” diye belirtti.

     

    BİZLER KOLLEKTİFİZ

     

    Ekoloji, kültür, siyaset ve hizmet gibi konular da neler yapabileceğini Ovacık’ta başlayan Dersim’e taşınan bir komünist anlayışla sürdürdüklerini kaydeden Maçoğlu, şunları söyledi: “Aslında benim ismim zikredilse de bizler kollektifiz bir komünüz. Ortak akılla hareket edip hizmet ediyoruz.  Birlikte yönetebilmeyi esas alıyoruz. Doğa ile başladık ve orayı tanıyarak biz çalışmaya başladık. Bir bölgeyi tanımazsanız orayı siz değil kapitalistler yada onların yerli işbirlikçileri yönetmeye başlar. Doğayı koruma yaban hayatı koruma, ağacı, suyu dağları koruma hepsi yaşamın bir parçasıdır ve bir bütün olarak ele aldık. Bizim karşıtlarımız ovayı rantlaştıran bireyi hizmetleştiren topluma hizmet götürmeyen bir anlayıştır. “

     

    EMEK ÜZERİNDEN ORTAKLAŞTIK

    Ovacık Halk Dayanışması olarak işe başladıklarını anlatan Maçoğlu, tüm çalışmaları dayanışma ve kollektif  bir şekilde yürüttüklerini ifade etti. Binlerce hektarlık alanlar da yerel tohumlarla üretim alanları oluşturduklarını anlatan Maçoğlu, “Nohut, fasulye yada arıcılık meselesi değil. Türkiye ve Türkiye dışında bir çok tüketici ve üretici birlikte karar aldılar. Üretici ve tüketici eleştiri ile özeleştiri yapabildiler. Emeğin üzerinden bir ortaklaşma yaratttık. Fiyatları bile üretici ve tüketici beraber oluşturdu. Kooperatiflerin gelip eksikliklerini tartıştığı kapitalist emperyalist sistemlere karşı daha aydın ve ilerici bir anlayışı örgütlüyoruz” dedi.

    KAYYUMLARA KARŞI OMUZ OMUZA

    Yerelden genele doğru bir anlayışı siyasetle buluşturduklarını kaydeden Maçoğlu, HDP’li belediyelere yönelik kayyım atanmasını eleştirerek birlik çağrısı yaptı. Anti demokratik bir şekilde yerlerine Kayyum atanarak görevden alınan belediye başkanlarının yanın da yer alarak onlarla omuz omuza onların uğradığı haksızlıklara karşı yanında durma siyaseti anlayışının geliştiğini ifade eden Maçoğlu, şunları söyledi: “Bunun için Diyarbakır idim. Demokrasi adına ezilenlerin yanında durarak özgürlükleri adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunu yılmadan yapacağız.  Onlar bizim karşımızda hep daha güçlü argümanlarla çıkıyorlar. Bütün ekonomi ve iktisat alanları onların elindedir. Buna muhalif buna alternatif üretim alanları geliştirmezsek yaşadığımız alanlar da iktidar da olduğumuz bölgeler de kentin iktisadi ve ekonomi alanlarını yönetmez ve yönetimi onlara bırakırsak onlar bu iktidarlarını devam ettirecektir” diye belirtti.

     

    PARÇALI DURUŞLAR GÜÇLÜ KILMIYOR

    Demokrasi güçlerinin köy derneklerinden başlayıp siyasi partilere kadar aydın bilimsel bir yaşamı tercih eden herkesin artık bir havuzda buluşması gerektiğinin altını çizen Maçoğlu, “Mutlak anlam da bir mücadeleyi omuz omuza buluşturup geliştirmemiz gerekiyor. Parçalı duruşlar artık bizi güçlü kılmıyor. Kapitalist sistemin bu mevcut güçüne karşı, yurtseverlerin, devrimcilerin ve vicdanı olan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor. Bundan kaynaklı yaşamın her alanında bize düşeni bize görevi yapmakla mükellefiz. Hepimizin sosyalizm ve ileri aydınlık meselesinde vicdanınız aynı havuz da aynı yer de olduğunu görüyorum. Onun için Dersim’de Van’da Diyarbakır’da Mardin’de bu enerji güçlüdür. Halkın gücü buralar da ortaya çıkıyor ve çıkacaktır. Çünkü artık demokrasi için mücadele edenler birlikte yaşamayı birlikte iş yapabilmeyi geliştirdiler” diye kaydetti.

  • Londra’da 32 bin sterlin maaşla köpek bakıcısı aranıyor

    Londra’da 32 bin sterlin maaşla köpek bakıcısı aranıyor

    LONDRA- İngiltere’nin başkenti Londra’nın en lüks semtlerinden Kensington’da yaşayan bir çift, yılda 32 bin sterlin (Yaklaşık 236 bin TL) maaşa Golden Retriever cinsi köpeklerine bakıcı bulmak için bir internet sitesine ilan verdi.

    İngiltere’nin başkenti Londra’nın en lüks semtlerinden Kensington’da yaşayan bir çift, yılda 32 bin sterlin (Yaklaşık 236 bin TL) maaşa Golden Retriever cinsi köpeklerine bakıcı bulmak için bir internet sitesine ilan verdi. Bu durumda işe alınacak kişi ayda yaklaşık net 2 bin 100 sterlin (Yaklaşık 15 bin 500 TL) kazanacak.

    İlanda, 6 katlı evde yaşadıklarını ve sürekli seyahat ettikleri için köpeklerine tam zamanlı bir bakıcı aradığını belirten çiftin hayvan bakıcısından bekledikleri özellikler şöyle:

    • Köpekleri tutkuyla sevmek
    • Hayvan bakımında deneyim sahibi olmak
    • Ev bakımında tecrübesi olmak
    • Yemek yapmayı bilmek (avantaj sayılacak)
    • Sportif ve aktif olmak
    • Çalışkan ve güvenilir olmak
    Bakıcının sorumlulukları
    İş insanları olduğunu söyleyen çiftin ilanına göre yıllık 30-32 bin sterlin (Yaklaşık 221 bin-236 bin TL) ücret ödenecek bakıcının sorumlulukları ise şöyle:
    • Günlük ev bakımını üstlenmek
    • Köpekleri sabah ve akşam kısa süreli yürüyüşe çıkarmak
    • Gerekmesi halinde çamaşır yıkamak
    • İhtiyaç duyulması halinde hafif vegan akşam yemekleri yapmak
    • Market alışverişi yapmak
    • Misafirleri karşılamak, telefonları cevaplamak
    • Gerekmesi durumunda evin genel bakımıyla ilgilenmek
    • Köpeklerin veteriner randevularını almak, sigortalarını yaptırmak
    • Her şeyi en yüksek standartta yapmak
    • Köpek kuaförüyle ilgilenmek
    • Evin genel idaresini üstlenmek

    Çalışma saatleri
    İlana göre işe alınacak kişi Pazartesi-Cuma çalışacak. Aynı evde kalacak. Gerekmesi durumunda ara sıra hafta sonları da çalışabilecek.
    İngiltere’de yıllık asgari ücret 15 bin 670 sterlin.