Blog

  • Küçük’ün Katil Zanlısından Mahkemeye ‘intihar’ tehdidi

    Küçük’ün Katil Zanlısından Mahkemeye ‘intihar’ tehdidi

    Bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Kürt genci Barış Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı dava duruşması Cuma günü Old Bailey Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Avukat değiştirme talebi mahkeme tarafından red edilen katil zanlısı Adam Tarık, mahkeme başkanını ‘intihar’ etmekle tehdit etti. Mahkeme ileri bir tarihe ertelendi.

    Katil zanlısı Adam Tarık’ın tercüman eşliğinde katıldığı mahkemede Barış Küçük adına savunma yapan avukat deliller doğrultusunda hazırlamış olduğu raporu okudu. Tarık’ın o gece bisikletiyle cadde üzerinde yürüyen insanları gasp etmeye çalıştığı ve Küçük’ü yol boyunca takip ettiği belirtildi.

    İlk duruşmada cinayetle ilgili suçlamaları reddeden katil zanlısı, Cuma günü yapılan duruşmada bu soruya cevap vermeyeceğini ifade etti.

    Katil Zanlısından Mahkemeye “İntihar” Tehdidi

    Kendisine devlet tarafından gönderilen avukatı kabul etmeyen zanlı Tarık, yaptığı avukat değişim talebinin mahkemece reddedilmesi üzerine, talebinin yerine getirilmemesi durumunda intihar edeceğini söyledi. Davayı yürüten hakim ise zanlının bu talebinin kabul edilmeyeceği kararını yineleyerek, isterse özel bir savunma avukatı tutabileceğini hatırlattı.

    Dava hakimi, Noel Bayramı’ndan önce ya da sonra bir ara duruşmanın daha yapılacağını belirterek, ana yargılamayı 3 Şubat’a erteledi.

    Ne Olmuştu?

    Kürt toplumunun yakından tanıdığı Makbule ve Bayram Küçük’ün oğlu olan Barış,

    1 Haziran gecesi Seven Sister Caddesi üzerinden evine doğru yürürken uğradığı bıçaklı bir saldırı sonucu yaralanmış, 3 Haziran günü de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Küçük’ün katil zanlısı olan ve çeşitli suçlardan da arama kaydı bulunan Cezayir uyruklu Adam Tarık ise olaydan 7 gün sonra suç aletiyle beraber Finsbury Park civarlarında tutuklanmıştı.

    Olaydan sonra bıçaklı saldırılara dikkat çekmek amacıyla binlerce kişinin katılımıyla 9 Haziran’ da Kürt Toplum Merkezi önünden Küçük’ün katledildiği yere yürüyüş yapılmış, Londra Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Joanne McCartney ve Haringey Belediye Başkanı Joseph Ejiofor burada birer konuşma yapmıştı.

    Henüz 33 yaşında olan Küçük’ün cenazesi 27 Haziran günü Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan törenden sonra binlerce kişinin katılımıyla Rakka’ da DAİŞ’in saldırısı sonucu katledilen Kürt gazeteci Mehmet Aksoy’un yanına Highgate Mezarlığı’na defnedilmişti

  • Kurd-Akad Britanya Kongresi’nde Ulusal Birlik çağrısı

    Kurd-Akad Britanya Kongresi’nde Ulusal Birlik çağrısı

    Aladdin Sinayiç

    Bir yıldır kuruluş çalışmalarını yürüten Kurd-Akad Britanya gerçekleştirdiği kongre ile kuruluşunu ilan etti. İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan SOAS üniversitesinde Kürdistan’ın dört parçasından çok sayıda akademisyen ve profesyonel meslek sahibinin katılımıyla yapılan Kurd-Akad Britanya kuruluş kongresinde ulusal birlik çağrısı yapıldı.

    Kürt Akademisyenler ve Profesyoneller Ağı (Kurd-Akad) Britanya kuruluş kongresi iki yüzden fazla kişinin katılımıyla SOAS üniversitesinde gerçekleşti. Dr Mayre Kaya ve Dr Shiko Rasul tarafından yönetilen kongrede Kurd-Akad yöneticileri Ahmet Kara ve Mithat İshak amaç ve hedeflerini içeren birer sunum yaptı. Yapılan sunumlardan sonra Kürt siyasetçi Osman Baydemir, araştırmacı yazar Rebwar Fattah, İKRWO adlı kadın kurumu başkanı Diana Nami birer konuşma yaptı. Rojava üniversitesinden Rohan Mistefa’da skype üzeri kongreye katılarak savaş koşullarına rağmen Rojava’da yürütülen akademik çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    Kongrede yapılan konuşmalarda ve gazetemize verilen demeçlerde ulusal birlik çağrıları yapıldı. Kurd-Akad Britanya yöneticileri ve kurucuları amaçlarını ve hedeflerini gazetemize anlattılar.

    Kara: Amacımız akademisyenler arasında bir ağ oluşturmak ve bunu halkımızın hizmetine sokmak

    Kurd-Akad Britanya kurucusu ve yöneticisi Ahmet Kara (Oxford Üniversitesi), gazetemize verdiği demeçte diplomasi alanında büyük bir boşluk olduğunu ve bu alana katkı sunmak istediklerini ifade etti.

    ‘‘Amacımız Kürt akademisyenlerini ve profesyonel meslek sahiplerini bir araya getirip aralarında bir destek ağı oluşturmak ve sonrasında ortaya çıkacak potansiyeli Kürt halkının hizmetine kanalize etmek.

    Şuan Kürdistan’da bir savaş devam ediyor ve biz Kürtlerin savaşma konusunda bir sorunu yok, tarih içerisinde hep çok iyi savaşçı olmuşlardır, ancak diplomasi alanında çok ciddi zayıflıklar ve boşluklar var. Evet Avrupa sahasında çok sayıda diplomasi ve politika üreten önemli kurumlarımız var, ve biz kesinlikle bunlara alternatif olarak ortaya çıkmıyoruz. Kürdistan’ın tüm parçalarından, farklı siyasi görüşlerden akademisyenleri bir araya getirerek bu alana katkı sunmak istiyoruz. Ve biz Kürt aydınları ve ‘entellektüelleri’ olarak diplomasi alanında bu halkın davasına bir katkı sunmak istiyoruz. Yapacağımız farklı etkinlik ve aktivitelerle halkımızın yaşadığı sorunları Avrupa kamuoyunda gündemleştirmek için çaba göstereceğiz.’’

    Dewani: Akademik ve bilimsel çalışmalarla Kürdistan’ı dünya kamuoyuna taşıyacağız

    Kurd-Akad Britanya yöneticilerinden hukukçu akademisyen Azad Dewani ise Rojava’nın çok büyük bir saldırı altında olduğunu ve böylesi bir dönemde Kurd-Akad’ın kurulmasının çok önemli olduğunu ifade etti.

    ‘‘Kurd-Akad’ın bugün Britanya’da kurulması gerçekten çok önemli. Evet bu oluşum partizan bir oluşum değil, Kürt akademi dünyasını bir araya getirmektir, ancak sonuç itibariyle Kürt milletine hizmet etmek amacı gütmektedir. Rojava’da kurulan üniversitelerin yaşanan saldırılardan ve koşullardan kaynaklı çok zor durumdalar, ve biz Avrupa’da yaşayan akademisyenler nasıl destek ve katkı sunabiliriz konusuna yoğunlaşacağız. Bugün halkımız Rojava’da Türk devletinin ve ortakları Daiş-El Kaide çetelerinin barbarca saldırıları altında. Aynı şekilde Kuzey’deki halkımız aynı rejimin saldırıları altında. Böylesi bir ortamda gerçekten böylesi platformlara çok ihtiyaç var. Yaşanan bu gerçekliği akademik bir dil ve yaklaşımlar dünya kamuoyuna aktarmamız gerekiyor.’’

     

    Kayacan: Halk ulusal birlik kararını vermiş

    Kurd-Akad Britanya’nın diğer bir yöneticisi Neşe Kayacan ise içinden geçilen hassas süreçte Kürt halkının tabanda ulusal birliği yakaladığını ve bu yönlü büyük bir irade oluştuğunu ifade etti.

    ‘‘En temel hedefimiz Kürdistanlı yazar, akademisyen, araştırmacı, eğitimci, doktor ve benzeri tüm profesyonelleri bir araya getirip bir ağ oluşturmak. Kürdistan’da yüz yıldır büyük bir savaş ve istila gerçeği var.Özellikle de Rojava bugün büyük bir saldırı altında. Bu son süreçte şunu çok net gördük; tabanda çok büyük düzeyde bir Kürdistani birlik istemi var. Şimdiye kadar bazı Kürt partilerin çağrıları ve girişimleri oldu, ancak halen Kürtlerin ulusal birliği konusunda büyük bir mesafe katedilmiş değil. Özellikle de Britanya’da çok net görüyoruz, halk nezdinde çok büyük bir ulusal birlik iradesi var. Ve Kurd-Akad da bu iradeden ortaya çıkıyor. Bu noktada da tüm politik farklılıklarımıza ve aramızdaki sınırlara rağmen Kürt halkının ulusal birliğinin hayati düzeydeki önemi ve aciliyetinin bilinciyle hareket ediyoruz. Bugün burada Kürdistan’ın dört parçasından, farklı siyasi görüşlerden yüzlerce akademisyen ve aydın biraraya geldi, yönetimimizde de tüm parçaların temsiliyeti var.

    Diğer bir gerçeklik ise diasporada yaşayan ciddi bir Kürt nüfusu var artık ve bizler asimile olmadan nasıl entegre olabiliriz konusunda ciddi bir yoğunlaşma ve çaba içerisinde olmalıyız. Evet yaşadığımız ülkelerdeki topluma entegre olacağız, ancak bununla birlikte kimliğimizi, kültürümüzü, dilimizi ve mücadelemizi de yaşatacağız.

    Tabi bunlarla beraber dil, kültür, tarih ve benzeri birçok alanda farklı projeler yürütmeyi planlıyoruz.’’

    Çiya: Akademi dünyasına büyük sorumluluklar düşüyor

    Kongreye katılan SOAS Üniversitesinden Weysi Çiya ise böylesi önemli bir süreçte Kürt akademisyenlere büyük sorumluklar düştüğünü ifade etti. ,

    ‘‘Kürdistan’da çok çetin bir mücadele veriliyor, Türk devleti halkımıza çok barbarca saldırıyor, dünyaya da Kürt halkını terörist olarak lanse ediyor. Böylesi hayati bir süreçte elbette biz akademisyenlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Kurd-Akad gibi oluşumlar üzerinden bir araya gelerek halkımızın yaşadıklarını dünyaya anlatabilmeliyiz. Sorunlara çözümler üretebilmeliyiz.’’

    Güneş: Bilimsel çalışmalar artık Kürdün gözüyle yapılıyor

    Kurd-Akad yöneticisi akademisyen Cengiz Güneş ise şimdiye kadar Kürtler hakkındaki bilimsel çalışmaların batılı akademisyenler tarafından yapıldığını ancak son 15 yılda yeni bir Kürt akademisyen kuşağı oluştuğunu belirtti.

    ‘‘Şimdiye kadar Kürtler üzerine akademik ve bilimsel çalışmaları çoğunlukla batılılar yapıyordu. Son 15 yılda akademi dünyasında yeni bir Kürt kuşağı oluştu. Bununla beraber Kürtler üzerine olan bilimsel çalışmalar artık bir Kürdün gözünden de dünyaya aktarılıyor. İşte biz Kurd-Akad olarak ta bu çalışmaları yürütenlere bir platform oluşturacağız.’’

    Dağdeviren: Kürt halkının sesi olacak

    Kongreye katılan Kurd-Akad Almanya eşbaşkanı Dersim Dağdeviren ise Kurd-Akad Britanya’nın Kürt halkının sesi olacağını ifade etti.

    ‘‘Bir sene önce buraya gelerek burada bir grup akademisyen ve aydınla bir araya gelip Kurd-Akad’ı anlatmıştım. Bugün burada yoğun bir ilgi ve katılımla Kurd-Akad Britanya’nın kuruluşuna tanıklık etmek mutlu etti beni. Kurd-Akad Britanya’nın kuruşu Kürt halkının varlık-yokluk mücadelesi verdiği bir sürece denk geldi. Böylesi oluşumların çok büyük önem arz ettiğini düşünüyorum. Kürdistan’ın dört parçasından üniversite mezunları ve akademisyenler bugün burada aynı duygu ve amaç doğrultusunda bir araya geldiler. İnanıyorum ki Kurd-Akad Britanya burada Kürt halkının sesi olacaktır.’’

  • Kırkısraklılar 9. Olağan Genel Kurulu gerçekleşti

    Kırkısraklılar 9. Olağan Genel Kurulu gerçekleşti

    LONDRA- Londra Kıskısraklılar Dayanışma Merkezi 9. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirirken, başkanlığa bir kez daha Ahmet Güven seçildi.

    Kayseri’nin Sarız İlçesi’ne bağlı Kırkısrak bölge halkının Londra’da oluşturduğu Kıskısraklılar Dayanışma Merkezi 9. Genel Kurulu’nu dernek binasında gerçekleştirdi.Kongreye katılım yoğun olurken, demokratik kitle örgütü temsilcileri de hazır bulundu. Saygı duruşu ve divan oluşumu ile başlayan kongre, gündemler ile devam etti. Faaliyet, mali raporların okunarak Genel Kurul onayından geçerken, kadın ve gençlik komisyonları da raporlarını sundu. Faaliyet raporunda, derneğin amacının topluma hizmet ederek kimliklerine sahip çıkmak olduğu vurgulanarak, özellikle inanç ve kültürlerini geliştirerek yaşatmak olduğunun altı çizildi. Ağırlıklı olarak Enfield bölgesinde çalışmalarını yoğunlaştıran Dayanışma Merkezi, özellikle Kırkısraklı ailelere, gençlere ve çocuklara dönük, müzik, tiyatro, folklor ve eğitim alanların da çalışmalar yürüttüğü belirtildi.

     

    KÜRTÇE GELİŞTİRİLECEK

    Kürt ve Alevi toplumunun ağırlıklı olduğu Kırkısraklılar, Genel Kurul’da Kürtçe dil eğitiminin sürdüğü ve önümüzdeki dönem bunun daha da yaygınlaştırılması gerektiğinin altı çizildi. Genel Kurul’da bir çok demokratik kitle örgütünün gönderdiği mesajlar okunurken, mesajlar da hem başarı dilekleri hem de daha örgütlü toplum olmanın önemine dikkat çekildi.

     

     

    ‘ÖRGÜTLÜ OLMALIYIZ’

    Kırkısraklılar Toplum Merkezi Başkanı Ahmet Güven ise yaptığı konuşmada toplumsallığı geliştirmek için bu dernek çalışmalarını başlattıklarını belirterek, “Bizler göçmen bir toplumuz. Ve diğer göçmen örgütlerle birlikte hareket edecek örgütlülüğe sahip olmalıyız. Toplumumuzun sorunlarını örgütlü olmadan çözemeyiz. Toplumsallaşmanın temel amacı dostluğu ve dayanışmayı geliştirmektir. En önemlisi bizim bir dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz vardır. Bunu geliştererek toplumlarla buluşturup dostluk ve dayanışmayı sağlamalıyız. 15 yıldır bu temel de yaklaşıyoruz” diye kaydetti. Çocukların eğitimine de önem verdiklerini belirten Güven, Kürtçe ve diğer alanlar da derslerinin sürdüğünü kaydetti. Güven, kongreye katılanları selamlayarak, herkese katkılarından dolayı teşekkür etti.

     

     

    Genel Kurul yapılan tartışmaların ardından seçim ile sona erdi. Yapılan seçim sonucunda, 19 kişilik yönetim kurulu oluşturuldu. Ahmet Güven tekrar başkanlığa seçilirken, yeni yönetim ise şu isimlerden oluştu: “Erkan Tarım, Hüseyin Kaygısız, Yıldız Özçelik, Hasan Yaman, Hüseyin Kaya, Zohre Şahin, Doğan Hayırlı, Resul Cam, Ali Hayırlı, Hasan Çavuş, Kutsal Erdoğan ve Zeynep Yaman.”

  • Kadınlar 25 Kasım dolayısıyla sokaklara indi

    Kadınlar 25 Kasım dolayısıyla sokaklara indi

    HEVİ CAN KARDU

    LONDRA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Londra’da bir araya gelen onlarca kadın örgütü, büyük bir yürüyüş düzenleyerek, ‘Şiddete hayır’ dedi. Women Defend Rojava öncülüğünde yapılan eylem de ise Rojava’nın kadın devrimi olduğu vurgulanarak, savaşlara, işgale ve şiddete karşı ‘Rojava’da işgale dur’ denildi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için Londra’nın merkezinde kadınlar sokaktaydı.Yüzlerce kadın Geceyi Geri Kazan yürüyüşüne katılarak cinsel şiddete, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddetin her formuna ‘Hayır’ dedi. Birçok kadın örgütü ve aktivistin katıldığı yürüyüşte Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınlar da yer aldı. ‘Cinsel Şiddet Bitmeli’, ‘Birleşmiş Kadınlar Asla Yenilmeyecek’, ‘Ne istiyoruz? Güvenli sokaklar, Ne zaman istiyoruz? Şimdi’, ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ sloganlarını hep bir ağızdan haykıran kadınlar Hanover Meydanından Marble Arch’a kadar yürüdü.

    ROJAVA’DAN SİYASETE KADIN MÜCADELESİ

    Yürüyüşün sonunda Women’s Equality Parti’nin başkanı Mandu Reid her alandaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve buna karşı kadınların verdiği mücadeleyi anlatırken, 50:50 Parlamento girişiminden Frances Scott ise siyasetteki kadın katılımını arttırmak için yaptıkları ve yapılması gereken çalışmaları aktardı. Kadınlar için Adalet Platformundan Lee Nurse partnerleri tarafından öldürülen kadınlar için yürüttükleri adalet mücadelesindeki kazanımları ve halihazırda devam eden kampanyalarını anlatarak, daha fazla örgütlü mücadenin olması gerektiğini söyledi. Sosyalist Kadınlar Birliği’nden Eylem Özdemir  ise Kuzey Suriye ve Rojava’daki ‘Kadın Devrimi’ne dikkat çekerek, kadınların  faşist Erdoğan ve İŞİD çetelerine karşı nasıl bir mücadele yürüttüklerini anlattı.Yürüyüş atılan sloganlar söylenen şarkılar ve taşınan dövizler ile Londra sokaklarına görkemli kadın dayanışmasını hissettirdi.

    ROJAVA DEVRİMİ KADIN DEVRİMİDİR

    Women Defend Rojava öncülüğünde Kürt kadınları ve enternasyonalist kadın hareketi üyeleri Piccadily Circus’ta bir araya gelerek bir eylem gerçekleştirdi. Eylem de, sık sık, ‘Jin jiyan azadi’, ‘Kadına şiddete son”, ‘Rojava kadın devrimidir devrimi savunalım” şeklinde sloganlar atılırken, kadına yönelik şiddet ve Rojava kadın devrimine ilişkin pankart ve dövizler taşındı. Renkli sis bombalarının kullanıldığı eymede. yapılan konuşmalar da ise hem genel kadın mücadelesi hem de Rojava’da demokratik ve cinsiyet özgürlükçü sistem anlatıldı. Ortadoğu’da Rojava’da yaşanan kadın devriminin eşitlik ve özgürlük değerleri ile buluştuğunu anlatan konuşmacılar, Kürt kadın mücadele tarihinden örnekler verdi. Eylem halaylar eşliğinde şarkılar söylenerek son buldu.

     

     

     

  • DAY-MER’li kadınlardan 25 Kasım etkinlikleri

    DAY-MER’li kadınlardan 25 Kasım etkinlikleri

    LONDRA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla bir dizi etkinlik gerçekleştiren DAY-MER’li kadınlar, şiddete, cinsiyet eşitsizliğine, ırkçılığa ve sömürüye ‘dur’ dedi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Kürt ve Türk Toplum Merkezi (DAY-MER) Kadın Komisyonu tarafından bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. Merkez binasında gerçekleşen ilk etkinlikte 25 Kasım’a dönük bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyonun ardından Kadın Komisyonu’ndan Güngör Kuş ve Elif Karabulut tarafından verilen seminer de 25 Kasım’ın tarihi ve kadına yönelik şiddet konuları tartışıldı.

    Day-Mer Kadın Komisyonu’ndan Elif Karabulut 25 Kasım’ın anlamına ve kadın çalışmalarına değinerek, kadın mücadelesinin tarihçesini aktardı.

     

    MÜCADELE EDECEĞİZ

    Kadınlara yönelik şiddetin boyutundan bahseden Karabulut, “Ekonomik güçlükler içinde çırpınan ailelerde kadın, yalnızca şiddetin, cinayetin değil; aynı zamanda çok sayıda intiharların da kurbanı olmaktadır. Bu koşullara boyun eğip razı olacak değiliz. Bu durum karşısında çok yönlü ve sürekli bir mücadele gerektiği açıktır. Tek başınalık bizi güçsüzleştirir, birliktelik bizi güçlendirir” dedi. Kültürel ve sanatsal çalışmaların yanı sıra kadınları ilgilendiren konular da atölye çalışmaları yaptıklarını ifade eden Karabulut, şiddete, sorunlara ve kesintilere karşı mücadele ve örgütlenmenin gerekliliğine vurgu yaptı.

     


     


     

    EZİDİ KADINLAR UNUTULMADI

    Etkinlik kapsamında 2 yıldan bu yana Belgin Özkurşun eğitmenliğinde çalışmalarına devam eden DAY-MER Resim Kursu kursiyerlerinin resimlerinden oluşan sergi açıldı. Sergide dikkat çeken resimlerden biri ise İŞİD saldırılarından kaçan Ezidi kadınların göç yollarını anlatan resim oldu. Resim sergisinin yanı sıra Day-Mer bünyesi altında çalışma yürüten Londra Meydan Sahnesi’nin ‘Masumiyet’ adlı oyun sahnelendi. Oyunun ardından tiyatro yönetmeni Rahime Simpson bir söyleşi gerçekleştirdi. Simpson, kadın ve sanat ikilimine değinerek, “Kendimizi ifade edebileceğimiz alanlar bulalım ve o alanlarda kök salalım, bu alanlar tiyatro, resim ya da politika olabilir” dedi.

     

    BİLİNÇLİ VE ÖRGÜTLÜ YAKLAŞACAĞIZ

    Etkinlikte kadınlar kendi yaşam hikayeleri ve mücadele süreçlerini aktararak, şiddete karşı seslerini yükselterek bilinçli ve örgütlü yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti. Emekli sendikacı olan bir katılımcı İngiltere’de polis ve yargı sitemininin kadına yönelik psikolojik şiddetine dikkat çekerek, bu kurumların kadınların şiddete uğraması karşında halen bilinçsiz olduklarını ancak son yıllarda eğitim ve tartışmalar ile bir aşamaya gelebildiklerini kaydetti.



     

    MÜNFERİT DEĞİL SİSTEMATİKTİR

    Etnikliğin söyleşi bölümünde İngiltere’de uzun yıllar boyunca kadınların mücadeleleri sonucu kazanılmış haklar olsa bile  kadına yönelik şiddetin devam ettiğine vurgu yapıldı. Savaşlarda, işgallerde, cezaevlerinde, göz altında, sokak ortasında tecavüz edilen, taciz edilen ve katledilenlerin yine kadınlar olduğu vurgulanarak, “Taciz, tecavüz, ölüm bu sömürü sisteminde münferit değil sistematiktir diyoruz. Erkek egemen sisteme, şiddete, sömürüye, tacize karşı toplumsal mücadele vermeliyiz.” denildi.

  • Alxaslılar Eşbaşkanlık sistemine geçti

    Alxaslılar Eşbaşkanlık sistemine geçti

    HİKMET ERDEN

     

     

     

    LONDRA- Alxaslılar Dayanışma Derneği Alxas Kom 6. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Genel Kurul’da Eşbaşkanlık sistemine geçen Alxaslıların yeni dönem eşbaşkanlığına Yeter  Özbek ve Haydar Özbek seçildi.

     

    Londra’da aktif çalışmaları ile dikkat çeken ve Elbistan’ın Alxas yöresine ait olan Alxaslılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Alxas-Kom) yüzlerce üyesinin katılımıyla 6. Genel Kurulu’nun dernek binasında gerçekleştirdi. Kongreye demokratik kitle örgütü temsilcileri de katılırken, katılımın yoğun olması dikkat çekti. Açılış ve saygı duruşu ile başlayan Genel Kurul, divan seçimi ile devam etti. Divan Kurulu kongre gündemlerini belirlemesinin ardından Alxas Com Başkanı Kazım Kılıç, bir kez daha aday olmayacağını açıklayarak, bir teşekkür konuşması yaptı. Kılıç’ın konuşmasının ardından faaliyet, kadın ve gençlik komisyonlarının raporları okundu. Gençlik Komisyonu’nun çalışmaları yetersiz bulunurken, özellikle yönetimlerin gençliğe dönük çalışmalar da eksik kalması eleştiri konusu oldu. Gençliğin kültür sosyal ve siyasal çalışmalar da önemli bir dinamik olduğu vurgulanan kongre de önümüzdeki dönem de gençlik kollarının yeniden yapılandırılacağı beyan edildi.


     

     

     


    Genel Kurul da mali rapor okunurken, üye aidatlarının düşürülerek herkesin ödeyebileceği konusunda hem fikir olundu. Genel Kurul gündemlerinin ardından kurum temsilcileri birer konuşma yaptı.  Demokratik Güç Birligi, Tohum Kültür Merkezi, Gik-Der ve Cem Evi yazılı mesajlar ile kongreye başarı dileklerini sundu. Londra Kürt Halk Meclisi adına ise Eşbaşkan Mehmet Oğuz bir konuşma yaptı. kendi dilleri kültürleri ve gelenekleri ile kendi topraklarında yaşamak istedikleri için faşist statükocu iktidarların soykırımcı politikaları ile karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekti. İnkar ve imha siyasetinin sonucunda Avrupaya zorunlu olarak göç ettiklerini söyleyen Oğuz, “Kimligimiz ile yasamak istedigimiz için inançlarmızı özgürce yasamak istedigimiz için Marasta, Çorum da Malatya da Sivasta, Amedte Robosiki de Botan da katliamlara maruz kaldik. Kadin çoluk çocuk demeden sırf Kürt oldugumuz için Alevi oldugumuz için demokrat oldugumuz için bizi katliamdan geçirenler bunu basaramayinca bizi zorla kendi topraklarimizdan sürgüne yolladilar. Ancak bizler bu fiziki ve kültürel soykirima karsi Seyit Rizalarin Aliserlerin Beselerin, Zarifelerin ve Saralarin mücadele ve direniş ruhu ile savaştık. Bizler kimligimizi dilimizi kültürümüzü ve inancimizi sürgün edildigimiz bölgeler de örgütlü alanlar yaratarak karsi koyduk. Tarihsel bilinç ve belleğimizi kaybetmeden örgütlü alanlarımızı geliştirip büyüteceğiz” dedi. Rojava’ya yönelik işgal girişimine de değinen Oğuz, AKP ve Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sert sözlerle yüklendi. Oğuz, son olarak şunları kaydetti: “Seyit Rızaların, Alişerlerin Beselerin Atakan Mahirlerin özlem ve hayallerini gerçekleştirme mücadelesinde Kürt Halk Meclisi olarak kararlığımızı bir kez daha ifade ederken, Alxas Kom’un Olağan Kongresi’ni selamlar yeni seçilecek yönetime basarilar diliyoruz.”


     

     


     

    BİZDEN BEKLENEN BİRLİKTİR

    Oğuz’un ardından DAY-MER adına söz alan Ahmet Sezgin ise kongreyi selamlayarak başarı dileklerinde bulundu. Sezgin, sorun ve sıkıntıları birlikte mücadele ederek yan yana durarak aşılabileceğini ifade ederek, bunun için daha fazla örgütlenilmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye ve Kürdistan’da katliam ve baskılar yaşandığı için Avrupa’da olduklarını söyleyen Sezgin, “Dolayısıyla Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler bizi ilgilendirmiyor diyemeyiz. Bunu yüreğimiz de bilincimiz de hissediyoruz. Burada oluşan mücadeleler ve tepkiler ile biz direnen halklarımıza gereken desteği sunmak zorundayız. Bugün beklendi mücadelenin birlik halinde olmasıdır. Halk Meclisi’nin beyan ettiği düşüncelerini anlamlı buluyoruz” diye kaydetti. 12 Aralık’ta Britanya’da yapılacak seçimlere de dikkat çeken Sezgin, herkesin sol ve demokrat adaylar etrafından kenetlenerek İşçi Partisi’ne oy vermelerini istedi.

     

    EŞBAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİLDİ

    Konuşmaların ardından öneri ve tüzük tartışmaları yapıldı. Yapılan tartışmalar ağırlıklı olarak Kadınların dernek çalışmalarında aktif olduğu vurgulanarak, ancak yönetim de yeterli bir yer alamamasına değinildi. Alxaslı kadınlar salt komisyon düzeyinde dernek yönetiminde yer almalarını yetersiz bularak, Eşbaşkanlık sisteminin uygulanmasını önerdi. Yapılan öneri Genel Kurul tarafından kabul edilirken, dernek yönetimi de eşbaşkanlık sistemine geçmiş oldu. Alxas Kom 6. Genel kurulu divanın kapanış konusmasi ile sona ererken seçimlere gidildi. Yapılan seçimler sonucunda 23 kişilik yönetim kurulu ile denetleme ve disiplin kurulları oluşturuldu. Yönetimin kendi arasında yaptığı ilk toplantıda ise Alxas Kom’un Eşbaşkanlığı’na Yeter Özbek ve Haydar Özbek seçildi.

     

    Alxas Kom 6. Dönem  Yönetim Kurulu ise şöyle: Besime Köz, Besime Yilmaz, Yeter Özbek, Menekşe Saitoğlu, Günseli Erdoğan, Gülseren Şahin, Eylem Serçe, Elif Karakaş, Devrim Has, Songül Şahin, Mahmut Doğan, Kalender Kaya, Ibrahim Has, Haydar Özbek, Ahmet Karagöz, Musa Bekişoğlu, Ali Köker, Ibrahim Şal, Sinan Kaya, Mustafa Has, Ali Şükran Şimşek, Ibrahim Kaya, Hasan Şahin.

     

    1. Dönem seçilen Disiplin kurulu:

    Mustafa Has

    Şükrü Erdogan

    Gül Çiftci Kaya

    1. Dönem seçilen Denetim kurulu:

    Benan Su Yolcu

    Olcay Has

    Mustafa Cin

    Yusuf Yilmaz

    Ismail Karagoz

     

  • İsçi Parti Adayları: Göçmenlerin sesi olacağız

    İsçi Parti Adayları: Göçmenlerin sesi olacağız

    HİKMET ERDEN

     

    Britanya’da 12 Aralık’ta yapılacak genel seçimlere kısa bir süre kalırken, liderlerin dili giderek sertleşiyor. Britanya İsçi Partisi ve Muhafazakâr Parti arasında kıran kırana bir seçim çalışmasına tanıklık ederken, Brexit ise tartışmaların merkezine oturmuş durumda. Muhafazakar Parti Lideri ve Başbakan Borris Johnson Brexit konusunda kararlı olduğunu vurgularken, Jeremy Corbyn ise anlaşmasız bir Brexit’e geçit vermeyeceklerini belirtiyor. Sağ muhafazakâr partilerin seçim vaatlerin de göçmenlere dönük ırkçı ve sert söylemler gelişirken, sosyalistlerin, demokratların ve göçmenlerin sesi olarak bilinen Jeremy Corbyn liderliğinde ki İşçi Partisi ise göçmen haklarını korumakta kararlı olduklarını her fırsatta vurguluyor. Kürt ve Türkiyeli toplumun yaşadığı Kuzey Londra’da İşçi Partisi adaylarının açıklamaları göçmen örgütlerinden tam not alırken, Türkiye ve Kürdistanlı kurumların ise 12 Aralık seçimlerindeki adresleri İşçi Partisi olacak. Kuzey Londra adaylarının açıklama ve beyanları da bu desteğin ne kadar hâklı olduğunu ortaya koyuyor. Kürt Halk Meclisi, DAY-MER, Britanya Alevi Federasyonu, GİK-Der ve yöresel dernekler yaptıkları açıklama da herkesin seçmen kütüklerine yazılmasını ve 12 Aralık’ta oylarını İşçi Partisi’nden yana kullanmalarını istedi.

     

    İşçi Partisi’nin Kuzey Londra Adayları seçim çalışmalarını ve vaatlerini Telgraf’a anlattı.

     


     

    DAVID LAMMY: GÖÇMENLERİN YANINDAYIZ

    İşçi Partisi Tottenham Aday David Lammy,  muhafazakârların göçmenlere dönük anlaşmalarının insani olmadığını vurgulayarak, “İktidarın göçmen politikalarının hiç bir insani yani yoktur. Biz İşçi Partisi olarak göçmenlere ve sığınmacılara karsı düşmanca hazırlanan yasalara karsı mücadele ederek değiştireceğiz” dedi. Grenfell Tower’da ki yangında 20’inci katta yasayan arkadaşının annesinin ölümünün kendisini bireysel olarak çok etkilediğini vurgulayan Lammy, büyük bir konut krizinin yaşandığını vurguladı. Lammy, yerel yönetimlerin yeni konutlar inşa etmesi gerektiğini vurgulayarak, “bu acil bir ihtiyaç. Ben ancak Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi’nin bunu gerçekleştirebileceğine inanıyorum” dedi.  Lammy konuşmasının devamında şunları ifade etti. “Göçmenler çok ağır şartlarda yaşıyorlar. Bizim ülkemiz de hala insanlar güvenli bir şekilde uykuya dalamıyorlar. Özellikle göçmenlerin kaldığı yerlerin durumu iç açıcı değil. Yerel yönetimler bu konuda gerekli çalışmaları yapabilmelidir ve göçmenlerin yasadıkları bölgelere daha fazla yatırım yapılmalı ve sorunlarının giderilmesi için bütçe ayrılmalıdır. Özellikle konut sorunu yaşanıyor. Belediyeler göçmenlere dönük ya da evsiz insanlara dönük daha fazla konut yapmak zorundadır. Devlet herkesin satın alabileceği sosyal ve belediye evleri yapmak zorundadır. Herkesin konut edinme hakkı vardır. Hükümet özellikle yoksul insanların da konut alabilecekleri şekilde düzenlemeler yapmalıdır. İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn iktidar olması halinde göçmenlerin sorunları çözüleceği gibi konut sorunu da çözülecektir. Jeremy ile yaptığımız konuşmalar da bu sorunların çözümü konusunda ne kadar hırslı olduğunu gördüm. Bizler seçim bölgemizdeki tüm sorunları konuşmalıyız.” Özellikle çeteler, uyusturucu ve fuhuş gibi konuları konuşarak çözümün toplumla birlikte geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Lammy, “Biz biliyoruz ki bu tür konular da yeni alanlar açmalıyız ve sosyal alanlar yaratmalıyız. Bu sorunu sert polislerle ya da kati polisiye önlemlerle çözemeyiz. Çocuklarımız için polisin sert tutumuna ihtiyacı yoktur. Bizler yeni yöntemler geliştirmeliyiz. Bunu çözecek olan İşçi Partisi’dir. Bizim İşçi Partisi’nin iktidarına ihtiyacımız vardır. David Cameron ve ardından gelenleri dinleyerek zamanınızı öldürmeyin. Çünkü bunların tek çözümü daha fazla polisiye önlemdir. David Cameron’un göçmen politikaları sert ve kati olduğu kadar insani bir yani yoktu. Ekoloji ve çevre sorununa karşı duyarlı bir hareketiz ve bu konuda çalışmalar yürüteceğiz. Bizim liderimiz bu konuda çok duyarlı ve ileri de insan hakları, ekoloji ve göçmenlik konularında neler yapabileceğimizi bize gösteriyor” diye kaydetti. Erdoğan rejimine de karşı olduklarının altını çizen Lammiy, “Türkiye’nin Kürtler ve demokrasi üzerindeki baskılarının farkındayız. Biz buna bir tavır almak içinde mecliste olacağız. Kürtlere karşı savaşan ve şiddet uygulayan bir Erdoğan rejimi var. Ben buna karşı tavrımı hep net aldım. Trump’tan rahatsız olan biriyim. Trup savaş yaratan biridir ve Ortadoğu barısına hiç bir katkısı olmayan biridir. Bunu değiştirmek için İşçi Partisi iktidarına ihtiyaç vardır” dedi.

     

    KATE OSAMAR: CORBYN İLE SORUNLAR ÇÖZÜLECEK

    Edmontan İşçi Partisi Milletvekili Adayı Kate Osamar ise Haringey’de doğup büyüdüğünü ve Edmonton aday olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Çünkü Tottenham çok daha büyük problemleri olan bir bölgedir. Edmonton’da yaşanan sorunlar çok büyük. Tottenham’da kayıtlar da olaylı ve problemli bir alan görünüyor. Ancak Edmonton ve Hackney’e yeterli ilgi gösterilmiyor. Bunu neden ifade ediyorum: Çünkü Edmonton’daki gençlere oradaki insanlara baktığım da bunların yeterli eğitim yok ve kriminal olaylar çok yüksek ve bu beni endişelendiriyor. Bu tartışılmıyor ve doğru bir çözüm yöntemi geliştirilmiyor. Eğer seçildiğim halde özellikle gençlerin çetelere bulaşmaları ve sorunlarının çözümü konusunda çalışacağım. Biz Tottenham’daki kardeşlerimizle iletişim kurmamız gerekiyor ki, Edmonton’daki Haringey’de yasamış ve bu insanlar olumsuz olayları beraberinde getiriyor. Bu anlamıyla sorunları yerinde çözmek önemlidir. Bu insanların sorunları hükümet tarafından küçümseniyor. Burada iktidar da olan muhafazakârlar var ve bu sorunları çözemiyor. Eğer İşçi Partisi olmuş olsaydı bu sorunlar daha fazla çözüm getirebilirdi. Benim seçim bölgemdeki belediyeler den üçü bu muhafazakâr iktidarın belediyeleridir ve hiç bir çözüm projeleri yok. Gençler bıçaklı saldırılara karışıyor, uyuşturucu sorunu var ancak çözüm yok. İşçi Partisi tüm bu sorunların farkında ve çözümü getireceğimizden emin olabilirsiniz.” Konuttan sokak sorunlarına kadar her sorunun Jeremy Corbyn’in programıyla çözülebileceğini ifade eden Osamar, “İşçi Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda artık yaşamımızın bir parçası olan internetin bedava olması sözünü veriyoruz. Buna karşı çıkanlara şaşırıyorum. Bunun neresi kötüdür? Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumla iletişimimiz her zamanki gibi sürecektir” diye belirtti.

     

    FERYAL DEMİRCİ: OYUMUZU KULLANALIM

    Kuzey Enfield İşçi Partisi Adayı Feryal Clark Demirci’de muhafazakârların son dokuz yıldır ülkeyi felakete sürüklediğini ve artık bunun dayanılmaz bir noktaya vardığını ifade etti. Muhafazakâr partinin sağlık ve eğitim basta olmak üzere bir çok alanda kesintilere gittiğini ifade eden Demirci, şunları ifade etti: “Gerek sağlık olsun gerek eğitim gerek gençlerimize yönelik sosyal hizmetler olsun her şeyde kesintilere uğramış şekildedir. Kuzey Enfield bölgesinde 19 milyon pound eğitimde kesintiye gidilmiştir. Enfield’in bazı bölgelerinde GP yoktur ve sağlık hizmeti verilmiyor. İnsanlar GP randevusu alabilmek için 3 hafta kimi 6 hafta beklemek zorunda kalıyor. Muhafazakârlar bu bölgede 2010 yılında açtıkları ve kapatılmayacak diyerek önünde şov yaptıkları hastaneyi kapattılar. Yerine ise yerel sağlık hizmeti verecek bir GP bile kurmadılar. Her konuda her alanda sadece kesinti yaptılar. Bu seçim sadece bu kesintileri durdurmak için değil bu hizmetleri tekrar alabilmek be büyütmek içindir. Bu seçim önümüzdeki 30 yılı belirleyecek bir seçimdir bu seçim gençlerimizin geleceğini belirleyecek bir seçimdir. Onun için bu seçimde oyunuzu kullanmanız çok önemlidir. Liberaller Kuzey Enfield bölgesinde seçime girerek muhafazakarlara hizmet edecektir. Çünkü onlar İşçi Partisinden oy devşirebilirler. Kuzey Enfield ve Southgate bölgesinde kaybedersek bunun sorumlusu Liberallerdir. Seçim kütüklerine yazılınız ve oyunuza sahip çıkmanız bu seçimde önemlidir.”

     

    CATHERINE WEST: KÜRTLERİN YANINDA OLACAĞIZ

    Wood Green Adayı Catherine West ise İşçi Partisi’nin dış politikasını ve Kürtlere bakisini aktardı. Kürt ve Türkiyeli belediye meclis üyelerinin faaliyetlerine değinen Catherine West, “Türkçe konuşan belediye meclis üyeleri sadece sosyal konut ve belediye sorunları ile ilgilenmiyorlar. Onlar Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan sorunlara karşı da mücadele yürütüyorlar. Ortadoğu’da barışın sağlanması için İşçi Partisi olarak bir çaba ve mücadelemiz var” dedi. Rojava’daki durumun kaygı verici olduğuna dikkat çeken West, “Jeremy Corbyn, hükümetin dış politikasını sert bir şekilde eleştirerek, barışçıl bir politika geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Corbyn, Kürtlerin yasadığı sorunun farkında ve bunu sürekli dile getiriyor. İşçi Partisi iktidarı Ortadoğu barışı için de çalışacaktır. Sadece Türkiye’de değil Iran, Irak ve Suriye’de yaşanan çatışmalı ve karmaşık bir süreç yaşanıyor. Ortadoğu’da barışı sağlamak kolay değildir. Rojava’da son yaşanan işgal girişimi büyük ve kaygı verici bir durumdur. Kürt meselesi konusunda İngiltere’nin dış politikasını eleştiriyoruz. Biz bu duyarlılığımıza devam edeceğiz. Bizler hep birlikte mücadele eder isek Ortadoğu’da ve diğer bölgeler deki sorunlar çözüme ulaşabilir. Kürtler kendi hakları için mücadele ediyorlar. Kürt toplumu insan hakları, demokrasi ve kadın hakları için hep ayaktalar. Biz Kürtlerle hep dayanışma içerisinde olacağız” dedi.

     

    YEŞİL SANAYİ DEVRİMİ YAPACAĞIZ

    Enfield Southgate İşçi Partisi Adayı Bandos Charalambous ise seçim çalışmalarını kapı kapı dolaşarak sürdürüyor. Charalambous, İşçi Partisi ile birlikte Ulusal Eğitim Servisi yetenek geliştirmedeki başarızlığına son verileceğini belirterek, “İnsanların islerini değiştirmesine yardımcı olacağız. Muhafazakârların yarattığı Brexit tartışmasına İşçi Partisi son vererek, adil bir vergi sistemi kuracak. Bununla sosyal ve kamusal servislere yatırım yapacak. Sağlık Hizmetleri ücretsiz ve kaliteli bir şekilde sağlanacak. Herkesin yaşanabilir bir konutta yaşamasına olanaklar yaratacak. Çalışma yaşamında çalışanların saygı ve itibari korunarak, hakları ile yasayacaklar. Çalışamaz durum da olduğunuz da sizin onurlu ve güvenli bir şekilde yasamanız için çalışacağız. Yeşil Sanayi Devrimi’ni gerçekleştirerek işsizliğe son vereceğiz, bir milyon kişiye is imkânı yaratacağız. Yeşil Sanayi Devrimi ile fabrikalar, iş alanları doğa ile uyumlu olacak” dedi.