Blog

  • Britanyalı 70 Milletvekili: Erdoğan yıkım ve etnik temizlik peşinde

    Britanyalı 70 Milletvekili: Erdoğan yıkım ve etnik temizlik peşinde

    Birleşik Krallık’taki farklı partilerden 70 milletvekili yayınladıkları ortak bir açıklama ile Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırılarının durdurulması çağrısını yaptılar. Yayınlanan ortak açıklamada, Erdoğan’ın Kuzey-Doğu Suriye’deki Kürtlere karşı etnik temizlik planladığını ve saldırılarda eski DAİŞ çetelerini ve radikal cihatçı grupları kullandığı ifade edildi.

    Aralarından iktidardaki Muhafazakar Parti, ana muhalefetteki İşçi Parti, Liberal Demokrat Parti, İskoç Ulusal Partisi ve Galler Partisinden de parlamenterlerin bulunduğu 70 milletvekili yayınladıkları ortak açıklamayı Dışişleri Bakanı Dominic Raab’a bir mektup ile ilettiler. Açıklamada Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal girişimlerinin derhal sonlandırılması için Birleşik Krallık hükümetine gerekli adımları acilen atması çağrısı yapıldı.

    ‘Kuzey Suriye’deki Türk işgaline son verin’ başlığıyla yayınlanan ortak açıklamada şöyle; ‘‘Müttefikimiz Kürtlerin Türk devletinin saldırıları altında olduğunu görmek çok üzücü. Kürtlerin öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri DAİŞ’e karşı savaşta öncü rolü oynamış ve 11 bin kadın ve erkeğini bu savaşta yitirmiştir. Savaş mağduru bölgede barış ve istikrarın inşa edilmesi için büyük bir mücadele vermişlerdir.’’

     

    Olağanüstü demokratik bir sistem inşa ettiler

    ‘’Yaklaşık 10 yıldır kaosun hüküm sürdüğü Suriye’de, Kürt güçleri Kuzey Suriye’de sadece milyonları zorbalığın ve radikalizmin pençesinden kurtarmakla yetinmemiş, kadınların her alanda ve düzeyde içinde yer aldığı olağan üstü demokratik bir yönetim inşa etmişlerdir.

    ‘‘ABD öncülüğündeki koalisyon görev gücü, geçtiğimiz günlerde SDG’nin Suriye ve Türkiye sınırındaki savunma cephesini yıkmaya mecbur bırakmıştır. Bu adım, Türk devletinin güvenlik kaygılarını gidermek ve ABD’nin Kuzey-Doğu Suriye halklarını Türk devletinin askeri saldırıların koruma garantisi vermesi neticesinde atılmıştı. Bunun hemen ertesinde ABD güçlerinin çekilmesi ve Türk işgaline izin verilmesi büyük bir ihanetten başka hiçbir şey değildir.

     

    Etnik temizlik planlarına izin veremeyiz

    ‘‘Türk devletinin 2018’deki Kürt kenti Afrin’i işgali Erdoğan’ın Kuzey-Doğu Suriye planlarını bize açıkça göstermedir; etnik temizlik yapmak, sivil yerleşim yerlerini rastgele bombalamak, eski DAİŞ ve cihatçı savaşçıları kullanmak ve demokratik yönetimi tümden ortadan kaldırmak. Bunun gerçekleşmesine izin veremeyiz.

    ‘‘On binlerce DAİŞ savaşçısı ve destekçileri Suriye Demokratik Güçleri kontrolündeki hapishanelerde ve kamplarda tutulmaktadır. Türk işgali DAİŞ’in yeniden toparlanmasına ve mevcut tutsak olanların bölgede uyuyan hücrelerle yeniden buluşup harekete geçmesine neden olacaktır. ABD çekilme kararını tekrar gözden geçirmeli ve Türk devletinin daha fazla can almasının ve bölgeyi istikrarsızlaştırmasının önüne geçmelidir.

    ‘‘Türk devleti ile bir anlaşma dahilinde ABD’nin bölgeden askerlerini çekmesi bir ihanet adımı olup, Suriye’nin demokratik stabil bir bölgesini Türk güçlerinin eliyle yıkım ve etnik temizlik bırakmak ve DAİŞ’in yeniden canlanması anlamına gelmektedir.’’

    Açıklamanın sonunda Birleşik Krallık hükümetinin uluslararası etki gücünü kullanarak gerekli adımları acilen atması ve Türk devletinin işgal saldırılarını durdurulması çağrısı yapıldı.

    Ortak açıklamaya imza atan milletvekilleri;

    Chris Stephens, Joanna Cherry, Martyn Day, John McNally, Ian Austin, Karen Buck, Kate Osamor, David Drew, Jeff Smith, Chris Bryant, Louise Haigh, Jim Shannon, Melaine Onn, Chuka Umunna, Angela Crawley, Angus Brendan MacNeill, Mike Hill, Stewart McDonald, Paul Sweeney, Christine Jardine, Ivan Lewis, John Grogan, Janet Darby, Conor McGinn, Ben Lake, Danielle Rowley, Siobhain McDonagh, William Wragg, Brendan O’Hara, Meg Hiller, Graham Morris, Martin Whitfield, Richard Burden, Drew Hendry, Ian Blackford, Ian Murray, Ben Bradshaw, Tommy Sheppard, Martin Docherty-Hughes, Debbie Abrahams, Peter Bottomley, Peter Grant, Ged Killen, Darren Jone, Marrie Rimmer, Diana Johnson, Roger Godsiff, Sandy Martin, Daniel Zeichner, Chi Onwurah, Gawin Newlands, Douglas Chapman, Philippa Whitford, Patricia Gibson, Layla Moran, Luke Pollard, Karen Lee, Carol Monoghan, Ronnie Cowan, Neil Gray, Alison Thewliss, Catherine West, Chris Law, Hannah Bardel, Mhairi Black, Geraint Davies, Kerry McCarthy, Alan Brown, Gordon Marsden

  • Londra’da işgale öfke yükseliyor direniş büyüyor

    Londra’da işgale öfke yükseliyor direniş büyüyor

    Londra’da Türk devletinin Kuzey Suriye’ye (Rojava) dönük işgal girişimine karşı bir araya gelen yüzlerce kişi, önce kentin en işlek merkezlerinden Piccadily Circus’ta bir araya geldi ardından yürüyüşe geçerek Londra’nın kalbi sayılan Oxford Street’te yolları trafiğe kapattı. İşgale karşı öfkelerini dile getiren kitle, sık sık ‘Katil Erdoğan’, ‘Terörist Erdoğan’ sloganları attı.

    Londra’da Kürtler, Sosyalistler, Aleviler, samimi dindarlar, kadınlar, gençler ve Enternasyonalistler Türk devletinin Kuzey Suriye’ye (Rojava) dönük işgal girişimine karşı alanlar dan ayrılmıyor. İşgal girişimin başladığı günden bu yana Britanya Kürt Halk Meclisi öncülüğünde gelişen protesto eylemlerinin son adresi Londra’nın en işlek caddelerinden Piccadily Circus İstasyonu oldu. İstasyon önünde bir araya gelen yüzlerce kişi ellerinde YPG, YPJ ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri eşliğinde sık sık ‘Katil Erdoğan’, ‘Terrorist Erdoğan’ sloganları ve alkışlarla Türk devletini protesto etti.

    KORTEJLİ YÜRÜYÜŞ

    Burada yapılan konuşmalar da insanlık onuru için Rojava’da barbarlar çetesi DAİŞ’e karşı Suriye Demokratik Güçleri’nin nasıl mücadele verdikleri ifade edilerek, ABD’nin DAİŞ’e destek veren Türk devletinin işgal girişimine ‘yeşil ışık’ yakması ise sert bir dille eleştirildi. Çevredekilerin de yoğun ilgi gösterdiği eylemciler daha sonra kortej halinde BBC binasına doğru yürüyüşe geçti. Yolların kapatılmak zorunda kaldığı yürüyüş sırasında ‘Türk işgaline karşı ayağa kalk’ yazılı pankart taşındı.

     

    OXFORD STREET TRAFİĞE KAPATILDI

    Eylemciler, Londra’nın en işlek caddelerinden olan Oxford Circus’ta yolları araç trafiğine kapatarak, protestolarını sürdürdü. Yaklaşık 10 dakika boyunca yolun trafiğe kapanması sonucunda uzun araç kuyrukları oluştu. Kitle buradaki eylemin ardından bu kez yine kortej halinde BBC binasına doğru yürüyüşe geçti. BBC binası önünde günlerdir eylem halinde olan Çevreciler ile bir araya gelen kitle hep bir ağızdan, ‘Rojava’ diye slogan attı. BBC önünde eylem coşkusu doruğa ulaşırken, yoğun yağmur altında yapılan konuşmalar da Türk devleti ve Erdoğan’a bir kez daha öfke ve tepki yağdı.

    Londra’da eylemler her gün yapılırken, bir çok kesimin içinde yer aldığı Eylem Komitesi ise Pazar Günü yapacakları ve BBC önünden başlayacak olan büyük eylem hazırlıklarını sürdürüyor. BBC binası önünde saat:13.00’da yapılacak olan eylem için dev pankartlar hazırlanırken, Kuzey Londra bölgesinde binlerce bildiri dağıtıldı.

  • Londra’da Rojava’ya ‘işgal girişimi’ protesto edildi

    Londra’da Rojava’ya ‘işgal girişimi’ protesto edildi

    Türk devletinin Rojava’ya karşı işgal girişimi İngiltere Parlamentosu önünde yapılan kitlesel eylem ile protesto edildi. Protestoda konuşan İşçi Partisi Milletvekeli Lloyd Russel Moyle, İngiltere Parlamentosu’nun işgal girişimine karşı tepkisini ortaya koyduğunu ancak daha fazla mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

    Londra Kürt Halk Meclisi ve Demokratik Güç Birliği öncülüğünde Türk devletinin Rojava’ya karşı işgal girişimi İngiltere Parlamentosu önünde yapılan eylem ile protesto edildi. Yüzlerce kişinin katıldığı eylem de sık sık, ‘Biz Rojavayız Rojava biz’, ‘Yaşasın Rojava direnişi’, ‘Terörist Erdoğan’ sloganları atıldı. Parlamento önündeki eyleme katılan bazı İngiliz aktivistler, ABD Başkanı Trump’ın kararını sert bir şekilde eleştirirken, güvenlik önlemi alan polislerle tartıştı.

    Kürt Halk Meclisi adına yapılan açıklamada, işgal girişimine sert tepki gösterilen eylemde, Rojava’ya dönük işgal girişimin Türk devleti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni bir soykırım anlamına geldiği ifade edildi. Kürtlerin öfkesinin giderek büyüdüğü vurgulanan açıklamada, Türk devletine karşı başta İngiltere Parlamentosu olmak herkesin tepkisini ortaya koyması istendi. Eyleme katılarak destek veren İşçi Partisi Milletvekili Lloyd Russel Moyle; Amerikanın Türk işgaline yeşil ışık yakmasına sert tepki göstererek, “Bu korkunç bir karardır. Türkiye güzel bir ülke olabilir ama Erdoğan çirkin ve gaddar biri. Bu lider aynı zamanda Afrin de de Kürtlere korkunç yüzünü göstermiştir. Afrin’de Kürtlere karşı katliam girişiminde bulundu ve bu barışçıl halka karşı korkunç politikalar geliştirdi. Şimdi oturup arkamıza yaslanıp bunu tekrar yapmasını izleyemeyiz. Bugün Parlamento net bir şekilde tepki göstermiştir Türk devletinin işgal girişimine. Bu yeterli değil daha fazla mücadele ederek Türkiye’nin ağır insanlık suçlarını ortaya çıkaracak bu işgal girişiminden vazgeçirelim. Enerjimizi daha yüksek tutmamız gerekiyor. Bu işgal girişimine karşı olduğumuzu daha sert bir şekilde vurgulamamız gerekiyor. Türk devleti derhal bu kararından vazgeçmelidir. Biz buna karşı sesimizi daha fazla yükselteceğiz” dedi.  

    ‘Barbarlığa karşı Rojava’yı savunacağız’

    Kürdistan Dayanışma Ağı üyesi Nick Hyldyard ise Türk devletinin Rojava işgali ile Kürtlere karşı yeni bir soykırım planı devreye koyduğunu vurgulayarak, “Türk devletinin gerçekleştirmek istediği Kürt soykırımına karşı buradayız. Bir diğeri Türk devletinin gerçekleştirdiği insanlık suçlarına karşı sokaklardayız. Bu rejim bir çok insanlık suçu işledi. Ermeni soykırımı, Rum soykırımı, Alevileri, Kürtleri ve daha bir çok kimliğe karşı katliamlar gerçekleştiren Türk devlet rejimi bugünde Rojava’yı hedefleyerek yeniden bir katliam ve soykırım gerçekleştirmek istiyor. Bizler insanlık onurunu kurtaran ve barbarlığa karşı mücadele eden Rojava’yı savunacağız. Asla yılmayacağız” diye konuştu. Eylem atılan sloganlar ve binlerce bildiri dağıtılması ile sona erdi.

  • Zehra Doğan, Ceylan Önkol’u Londra duvarlarına çizdi

    Zehra Doğan, Ceylan Önkol’u Londra duvarlarına çizdi

    Sanatçı Zehra Doğan, bundan on yıl önce Lice’de katledilen Ceylan Önkol’u Londra’daki bir duvara çizdi. Ceylan Önkol’u kucağında bir kuzu ve kocaman gözlerle çizen Doğan, resmin yan tarafına da İngilizce olarak; ‘‘14 yaşındaki Kürt kızı Ceylan Önkol, Türk ordusu tarafından bir havan mermisiyle 10 yıl önce katledildi. Sorumluları halen yargılanmış değil!.’’ diye yazdı.

     

    Ceylan Önkol, Amed’in Lice ilçesi kırsalında 28 Eylül 2009’da Türk ordusuna ait havan mermisiyle katledilmişti. Hayvanlarını otlatırken katledilen 14 yaşındaki Önkol cinayetiyle ilgili sembolik bir soruşturma açılsa da aradan geçen 10 yılda yargılanan olmadı. 

     

    Londra merkezindeki Waterloo bölgesindeki bir duvara Ceylan Önkol’u kucağında bir kuzuyla çizen sanatçı Zehra Doğan, Ceylan Önkol şahsında, katledilen tüm çocuklara dikkat çekmek amacıyla bu çizimi yaptığını söyledi.

     

    ‘‘Ceylan Lice’de doğan ve büyüyen bir çocuktu, 14 yaşına kadar yaşayabildi. Kuzularını otlatırken havan mermisiyle katledildi. Bunun gibi birçok örnek var; Cizre’de, Şırnak’ta, Derik’te… Birçok çocuk, asker ve polis tarafından katlediliyor ama bunların davaları bile görülmüyor.’’

     

    Çocukların katledilmemesi için bir şeyler yapabiliriz diyen Doğan, ‘‘Bütün dünyada ulus devletlerin mevcut iktidarları tarafından katledilen çocuklara dikkat çekmek adına özellikle Ceylan Önkol’u seçtik. Dünyanın hiçbir yerinde çocuklar katledilmesin, bunun için bir şeyler yapabiliriz ve geç değil diye düşünüyorum.’’ dedi.

  • Barış Küçük’ün davası tekrar ertelendi

    Barış Küçük’ün davası tekrar ertelendi

    Londra’da 3 Haziran günü bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı dava ‘tercüman’ olmadığı gerekçesiyle ertelendi.

    Davayı izlemek ve takip etmek için  Küçük’ün ailesi, yakınları, sevenleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi Old Baley Ağır Ceza Mahkemesi önünde bir araya geldi. Küçük’ün katil zanlısı Cezayir asıllı Adam Tarık’ında hazır bulundurulduğu dava  bir kez daha ‘türcüman’ olmadığı gerekçesiyle dava görülmeden ertelendi. Duruşmaya katılanlar davanın ertelenmesine tepki göstererek, yetkililerin ‘ciddi’ yaklaşmadığı hissini uyandırdığını ifade ettiler. Daha önceki duruşmanın da ‘tercüman yok’ gerekçesi ile iptal edilmesi ise mahkemenin ciddiyetini de sorgular hale getirmesin de etken oldu. Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı davanın önümüzdeki hafta tekrar görülmesi bekleniyor.

  • Londra’da Türk işgaline karşı protestolar devam ediyor

    Londra’da Türk işgaline karşı protestolar devam ediyor

    Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları aralıksız olarak her gün İngiltere’nin başkenti Londra’da protesto edilmeye devam ediliyor. Londra merkezinde bulunan Picadilly Meydanında gündüz saatlerinde başlayan protesto eylemi akşam akşam geç saatlere kadar devam etti.

    Londra’nın en kalabalık meydanlarından birisi olan Picadilly Circus’ta toplanan yüzlerce kişi YPG, YPJ bayrakları ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan fotoğrafları ile beraber üzerinde ‘Türk işgaline karşı ayağa kalk’ yazılı pankartlar taşıdı. Farklı halklardan çok sayıda Kürt dostunun da katıldığı protesto eyleminde yapılan konuşmalarda, Türk devletinin artık sadece Kürtler için değil tüm dünya için bir tehdit haline geldiği ve bu tehdide karşı tüm dünyanın daha gür ses çıkarması gerektiği belirtildi.

    Picadilly meydanında yapılan konuşmalardan sonra kalabalık kitle İngiltere başbakanlığı binasına doğru yürüyüşe geçti. Güzergah üzerinde Türk devletine silah satan bir silah firmasının ofisi olduğu belirtilen bir binanın kapıları ve camları kırıldı. Trafalgar meydanına varan kalabalık kitle bir haftadır burayı işgal eden binlerce çevreci ile bir araya geldi. Burada da yapılan konuşmalarda Kuzey-Doğu Suriye’de inşa edilen sistemin çevrecilerin mücadele amaçlarını da içerdiği ifade edildi. Alanda bulunan binlerce çevreci sloganları ve alkışlarıyla eylemcilere destek verdi.

    Kalabalık grup buradan da İngiltere başbakanlığı binasına doğru yürüyüşe devam etti.  Başbakanlık binası önünde yapılan konuşmalar ve atılan sloganlardan sonra eylem bir diğer gün buluşulmak üzere sona erdi. Farklı grupların içinde yer aldığı eylem komitesi her gün farklı bir noktada eylemler organize etmeye devam edecek. Pazar günü içinse çok geniş katılımlı bir eylem planlanıyor. Pazar günü saat 13:00’te BBC televizyonu önünde başlayacak eyleme binlerin katılması bekleniliyor.

  • Birleşik Krallık Parlamentosu Tek Ses Oldu: Türk Devletinin İşgal Girişimlerini Asla Kabul Etmiyoruz!

    Birleşik Krallık Parlamentosu Tek Ses Oldu: Türk Devletinin İşgal Girişimlerini Asla Kabul Etmiyoruz!

    Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal girişimlerine Birleşik Krallık siyasetçileri büyük tepki verildi. Aynı saatlerde Birleşik Krallık Parlamentosunun hem Lordlar Kamarasında, hem de Avam Kamarasında Türk devletinin işgal girişimleri konulu oturumlarda saatler süren tartışmalarda Türk devletinin durdurulması çağrısı yapıldı. İktidar partisinden milletvekillilerin de içinde bulunduğu tüm partilerin milletvekilleri özel oturumda söz alarak Türk devletinin işgal girişimlerini ve ABD’nin çekilme kararına sert bir şekilde karşı çıkarak hükümete acil adım atma çağrısı yaptı. 

     

    Son dönemde Brexit dışında bir şey konuşmayan Birleşik Krallık (BK) parlamentosu, Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal girişimlerini acil bir şekilde gündemine aldı. İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekillerinin de içinde olduğu BK Parlamentosunda temsil edilen İşçi Parti, Plaid Cymru, Liberal Demokrat Parti, İskoç Ulusal Parti ve bağımsız milletvekilleri oturumda söz alarak, Kürtlerin ihanete uğradığını ve bunun karşısında sessiz kalmanın utanç kaynağı olduğunu vurguladılar. Lordlar Kamarasında yapılan oturumda eleştirilere ve sorulara Devlet Bakanı Lord Ahmad cevap verirken, Avam Kamarasındaki oturumda da soruları Ortadoğu’ya bakan Uluslararası Kalkınmadan sorumlu devlet bakanı Andrew Murrison yanıtladı. Yine aynı gün yapılan Uluslararası Kalkınma Komitesi toplantısında gündem Türk devletinin işgal girişimleri ve ortaya çıkartacağı sonuçlar oldu. 

     

    Hükümet sözcüsü eleştiriler ve sorular karşısında bir hayli zorlandı

    Parlamentodaki oturumda hükümet adına sorulara cevap veren devlet bakanı Andrew Murrison hem kendi partisinden hem muhalefet partisinde onlarca milletvekilinin sert eleştirileri ve sorularına tek tek cevap vermede bir hayli zorlandı. Aynı cümleleri defalarca tekrar eden Murrison, BK hükümetinin Kürtlere ihanet etmediğini, halen QSD ile birlikte çalıştıklarını, ve Türk devletinin iyi bir müttefik olduğunu ama olası bir askeri harekatı tasvip etmediklerini ve bunun karşısında duracaklarını en az 30 defa tekrarladı. 

     

    ‘‘Türkiye’nin askeri olası bir askeri harekatı, QSD’nin dikkatlerini başka yere çekecektir. Böylesi bir durum ülkemizin de güvenliğini de riske atacaktır, Kesinlikle böylesi bir askeri harekatı desteklemiyoruz. Bunun için birçok nedenimiz var. Sosyal mühendislik hesabı yaparak bir etnik temizliğe ve demografik değişime açık bir şekilde karşı duracağız. Prensipte hata, pratikte felaket olacaktır. Bunu engellemek için elimizden geleni yapacağız. Omuz omuza savaştıklarımızı yüzüstü bırakmayız. Yalnız hareket edemeyiz, uluslararası koalisyon ile birlikte hareket etmeliyiz. Türkiye BK için çok önemli bir müttefik. Türkiye’ye bu konuda çok açık olduk, tek taraflı bir askeri harekata girişmemeli. Böylesi bir harekat bölgeyi istikrarsızlaştırır ve DAİŞ ile mücadeleyi sekteye uğratır.’’ 

     

    Kürt halkının verdiği büyük bedellere ihanet ediliyor

    Parlamentoda yapılan oturumda söz alan milletvekillerinden İşçi Partili Gölge Dışişleri Bakanı Emily Thronbery Kürt halkının DAİŞ’e karşı verdiği savaşta 11 bin yiğit savaşçısını yitirdiğini ve Türk devletinin işgal girişimlerine yeşil ışık yakmanın sadece Kürtleri terketmek olmadığını aynı zamanda verilen bu büyük bedellere bir ihanet olduğunu söyledi.

     

    ‘‘Ortadoğu’daki savaşta eski bir kural vardır. ‘Öyle ya da böyle Kürtler hep satılacaktır ve ihanete uğrayacaktır.’ Belki de Trump bu eski kuralı çok zalimce bir şekilde takip ediyor. Burada ve Birleşmiş Milletlere de bunu net bir şekilde söylemeliyiz; bu sefer buna izin vermeyeceğiz! Trump yönetiminin Kuzey Suriye konusunda Türkiye ile antlaşması tam bir rezalet, Kürt toplumunu kendi kaderine bırakmak ve tehlikeli yeni bir savaş cephesi açmak kabul edilemez. Kürt halkı Kuzey Suriye’de DAİŞ’e karşı en zor savaşı verdi, ve büyük bedeller ödedi. Trump’ın çekilme kararı sadece Kürtleri terk etmek değil, aynı zamanda verdikleri bedel ve emeklere ihanettir.’’

     

    Türk devleti etnik temizlik yapmayı planlıyor

    Thronbery konuşmasının devamında, ‘‘Kürtlerin anayasa yapım komitesinde yer alıp kendi gelecekleri ve hakları ile ilgili söz sahibi olması için Birleşik Krallık hükümetinin acil harekete geçmesi lazım. Yine aynı zamanda Kürt yerleşim yerlerine farklı etnik gruplardan mültecileri getirmek isteyen Türkiye’nin etnik temizlik planlarına karşı durmak gerekir. Hükümeti acil olarak BM Güvenlik Konseyine ve Atlantik Konseyine önerge sunarak Türkiye’nin askeri harekatını yasaklama kararı almasını sağlama çağrısı yapıyorum.’’

     

    Kürtlere sırt çevirmemeliyiz

    Muhafazakar Parti milletvekili Tobies Ellwood da Türk devletinin etnik temizlik planlarına dikkat çekerek şunları belirtti;

    ‘‘Kürtler DAİŞ’e karşı savaşta bizim sahadaki tek ortağımızdı. ABD’nin çekilmesiyle onları Türkiye’nin saldırılarıyla yüz yüze bırakıyor ve sırt çeviriyoruz. Böylesi bir durumda Kürtler kendi topraklarının savunması için savaşacaklardır. Türkiye 3 milyon Suriyeli mülteciyi yaratmak istediği 30 kmlik güvenli bölgeye taşımak işstemektedir. Bu etnik temizlik anlamına gelecektir. Afganistan, Irak ve Libya’dan dersler çıkarmalıyız. Türkiye’nin işgal girişimlerine karşı hükümet nasıl bir adım atacaktır? Türkiye işgal ederse, SDG buna karşım direnecektir, böylesi bir durumda DAİŞ’lilerin kaldığı kamp ve hapishanelerde güvenlik açığı oluşacaktır. Böylesi bir durumda binlerce DAİŞ’li kaçacaktır.  Dünya daha karmaşık ve tehlikeli bir hal alıyor. Uluslararası toplum birlikte hareket etmeli.’’ 

     

    Böylesi bir saldırıyı kendimize yapılmış sayarız

    Muhafazakar Parti milletvekillerinden Duncan Smith ise ‘Türklere açık bir şekilde, böylesi bir saldırıyı kendimize yapılmış sayarız denilmeli’ dedi. 

     

    ‘‘Türkiye’nin işgal tehditlerine karşı daha yüksek sesle ve daha açık bir şekilde durmalıyız. Bu çok büyük ve ciddi bir sorun. DAİŞ’e karşı en büyük müttefiğimizi Türkiye’nin hatırına yalnız bırakmak ve ihanet etmek asla kabul edilemez. Sadece ABD’ye değil tüm topluma şunu net söylemeliyiz; biz bunun karşısındayız, özellikle de Türklere açıkça; eğer tehditlerini pratiğe sokarlarsa, Kürtlere olduğu kadar, bunu kendimize yapılmış saldırgan bir tutum olarak kabul ederiz denilmeli.’’ 

     

    Kürtlerin bir kez daha arkadan bıçaklanmasına izin verilmemeli

    İşçi Partili Galler milletvekili Ann Clywd,  Kürt halkının tarihte birçok sefer ihanete uğradığını ve bunun halen devam ettiğini belirterek, bu durumda kendi sorumluluklarının da olduğunu ifade etti. 

    ‘‘Daha önce birçok sefer olduğu gibi Kürtler bir kez daha arkadan bıçaklanıyor. Mevcut durumda bizim de sorumluluğumuz var, ve bunun için ayağa kalkmalıyız. Eğer bir şey yapmazsak Kürtleri ölüme terk ediyoruz anlamına gelecektir.’’ 

     

    Türkiye’ye yeşil ışık yakmak kalleşliktir

    Muhafazakar Parti milletvekili Julian Lewis, Türkiye’ye yeşil ışık yakmanın kalleşlik olduğunu vurguladı. 

    ‘‘Sorun ABD’nin 50 askerini çekmiş olması değildir. Eğer bizim müttefikimize saldıracak İslami rejimle yönetilen Türkiye’ye yeşil ışık yakılmışsa bu aktif bir kalleşlik ve ihanet olur. Bu 1944’te Stalin’in Hitler’e yeşil ışık yakması gibi olur.’’ 

    İskoç Ulusal Parti milletvekili Stephen Gethins ise yaşanan durumun bir ihanet olduğunu vurgulayarak ‘böylesi bir ihanetten sonra bölgede hangi güç bizimle işbirliği yapar?’ diye sordu. 

     

    DAİŞ’e karşı savaştılar diye sahip çıkmak yeterli değil

    Kısa bir süre önce kalabalık bir heyet ile Rojava’yı ziyaret eden İşçi Partili milletvekili Lloyd Russel Moyle ise Rojava sisteminin demokratik yapısına vurgu yaptı. 

    ‘‘Sadece DAİŞ’e karşı savaştılar diye sahip çıkmak yanlış. Demokrasi, cinsiyet özgürlüğü ve eşitliği temelinde inşa edilen bir sistemden bahsetmemiz gerekiyor. Birleşik Krallık hükümetinin Türkiye ile tüm istihbarı paylaşımlarını durdurması çağrısı yapıyorum.’’ 

     

    İşçi Partili milletvekili Kevin Brennan ise, ‘‘Kürtleri arkadan bıçaklamak sadece ahlaki bir hata değil, aynı zamanda stratejik bir hata. Bu durumda suç ortağı oluruz. Çok daha gür bir ses çıkarmalıyız.’’ diye konuştu.  

     

    Sadece stratejik bir hata değil, insani bir sorun

    İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekili Bob Blackman ise yaptığı konuşmada ABD’nin çekilme kararının sadece stratejik bir hata olmadığını aynı zamanda ortada insani bir sorun olduğunu belirtti. 

    ‘‘En iyi müttefikimiz ABD, Suriye’deki müttefikimiz Kürtleri, diğer bir müttefikimiz olan Türk devletinin saldırılarına karşı yüzüstü bırakmıştır. Bu sadece stratejik bir hata değil, aynı zamanda insani bir sorun. Bu durumda dünyaya şu mesajı veriyoruz; eğer ABD veya İngiltere’ye güvenirseniz ihanete uğrarsınız.’’ 

     

    Muhafazakar Parti milletvekillerinden Richard Drax ise, ‘‘Çekilme kararı yiğit müttefikimiz Kürtlere karşı kesinlikle aktif bir ihanettir. Bu yiğit insanların televizyon ekranlarımızda hayatları için savaştıklarını izlemek istemiyoruz.’’ dedi. 

     

    Değişim İçin Bağımsız Grup üyesi milletvekili Mike Gapes konuşmasında, ‘‘Mevcut durum Suriye rejimine yardım eden Rusya ve İran’ın güçlendirecektir ve tek söz sahibi yapacaktır.’’ 

     

    Kürtler biz ölmeyelim diye öldüler

    İskoç Ulusal Parti milletvekili Peter Grant ise yaptığı değerlendirmede Türk develetinin işgal girişimlerini durdurmak için daha fazla çaba sarf etme çağrısı yaptı. ‘‘Kürt halkı 11 bin evladını bu savaşta yitirdi, binlercesi yaralandı. Bu sadece onların savaşı değildi, aynı zamanda bizim ölmememiz için öldüler. Türkiye’nin olası saldırısını engellemek için daha fazla çaba sarf etmeliyiz.’’ 

     

    İşçi Parti milletvekili Luke Pollard, Türkiye’nin olası bir askeri harekatında İngiliz silahlarının kullanılmayacağı konusunda hükümet bir garanti vermesi çağrısı yaptı. 

     

    Aynı zamanda NATO Parlamenterler Meclisi başkanı olan milletvekili Madeline Moon 11-14 Ekim tarihlerinde Londra’da yapılacak NATO Parlamenterler Meclisinde bu konuyu detaylı bir şekilde gündeme getirip tartışacaklarını ifade etti. 

    Demokratik Birlik Partisi milletvekili Jim Shannon ise yaptığı değerlendirmede Kürtlerin ihanete uğradığını, Türk devletinin yıllardır Kürtlere karşı savaş halinde olduğunu ve şuan masum sivil insanların, kadın ve çocukların büyük bir tehlike altında olduğunu ifade etti. 

    Parlamentonun Avam Kamarasında iki saat süren oturumda milletvekilleri Chris Stephen, Tom Dugendhat, Mary Robinson, Adam Holloway, Alistair Burt, Thangham Debbonaire, Bob Seely, Stephen Twigg, Allison McGovern, Crispin Blunt, Joanna Cherry, Jamie Stone, Henry Smith, Kate Osamor, Matthew Offord, Jonathan Edwards, Katherine West ve Jessica Morden da söz alarak, Türk devletinin işgal girişimlerini sert bir dille eleştirerek BK hükümetine sorumluluk alma çağrısı yaptı. 

     

    Lordlar Kamarası: Hiç mi utanç duymuyoruz?

    Birleşik Krallık Parlamentosunun Lordlar Kamarasında yapılan oturumda da Türk devletinin işgal girişimlerine sert bir şekilde karşı çıkarak, Türk devletine yeşil ışık yakmanın utanç verici olduğu ifade edildi. 

    Oturumda söz alan Lord Hannay, ‘‘Evet her ne kadar bunu istemesek te çekilme kararı ve hakkı ABD’nin kendisindedir. Bu oluşan durumdan gerçekten hiç mi utanmıyoruz? DAİŞ ile savaşta büyük bedeller ödeyen bir ortağımızın yine en büyük müttefiğimiz olan ABD tarafından ihanete uğramasından utanmıyor muyuz?’’ dedi.  

    Söz olan bir diğer lord, Lord Kerr de yine ‘Kürtlere ihanet etmekten hiç mi utanç duymuyoruz?’ diye sordu. 

     

    Türk devletinin askeri müdahalesini kesinlikle desteklemiyoruz

    Yapılan oturumda Lordların soru ve eleştirilerine devlet bakanı Lord Ahmad cevap verdi. 

    ‘‘Türkiye’nin askeri operasyonu ile ilgili ABD ile görüşme halindeyiz. ABD’li müttefiklerimizin bize verdiği bilgi Türkiye’nin saldırısını onaylamadıklarıdır. Türkiye’nin askeri bir operasyonu bölgeyi istikrarsızlaştıracaktır, Vazgeçilmelidir. Biz de tüm dikkatlerin DAİŞ ile mücadeleye verilmesi gerektiğini savunur, bu çerçevede müttefiklerimizle çalışmaya devam edeceğiz. 

    ‘‘Türk devletinin tehditleri büyük endişe uyandırmaktadır. QSD, DAİŞ’in yenilmesinde anahtar müttefikimizdir. Yaratılan güven ortamı kesinlikle bozulmamalıdır. Bu noktada ve bölgeye istikrar getirmeye çalıştığımız bir dönemde, koalisyon ortaklarımızın (SDF) yanında durmalıyız. DAİŞ coğrafik olarak yenilse de ideolojik olarak halen yenilmiş değildir. Tüm bölgeye istikrarı getirmek için çaba harcamaya devam edeceğiz. 

    ‘‘Bir kez daha çok açık bir şekilde belirtmek isterim ki Türkiye’nin askeri müdahalesini kesinlikle desteklemiyoruz. SDF gerekli desteği almaya devam etmektedir. 

    40 binden fazla DAİŞ’li ve aileleri kalıyor bu kamplarda, ve sorun Suriye veya bölgeyi de aşan büyüklükte. Tüm dünyayı ilgilendiren bir konu ve olası sonuçlarına hazır olmalıyız. 

    Suriye ve Irak’ta gerekli destekleri sunduk. Bulundukları tüm devletlerde temsil edilmeleri için çaba harcıyoruz. 

    Kürtlere ihanet eden biz değiliz, çekilme kararı veren ABD’dir. Biz SDF ile çalışmaya ve bölgeye istikrar getirmek için çaba sarf etmeye devam ediyoruz.’