Blog

  • Bir Çınar Daha Aramızdan Ayrıldı

    Bir Çınar Daha Aramızdan Ayrıldı

    Türkiye’nin en değerli kalemlerinden birisi olan yazar Vedat Türkali, bir süredir tedavi gördüğü Yalova Devlet Hastanesi’nde sabah saat 06.00 sıralarında yaşamını yitirdi. Türkali’nin kızı Deniz Türkali ‘babamı kaybettik’ tweetiyle Vedat Türkali’nin ölümünü duyurdu.

    Vedat Türkali’nin doktoru Özgür Akın Oto, 1919 doğumlu ünlü yazarın çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

    VEDAT TÜRKALİ:

    Asıl adı Abdülkadir Pirhasan olan ve 13 Mayıs 1919’da Samsun’da doğan Vedat Türkali, liseyi Samsun Lisesi’nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan’la evlendi.

    Vedat Türkali’nin ilk soyadı Demirkan. Ama Pirhasanoğulları’ndan geldiği için 1950’li yıllarda mahkeme kararıyla Pirhasan soyadını alıyor. Senaryolarını Vedat Türkali takma adı ile yazmaya başladı.

    Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951’de tutuklandı. 9 yıl ceza aldı. 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kaldı.

    Cezaevinden çıktıktan sonra bir süre Cumhuriyet Gazetesi’nde musahhihlik yaptı. Gazetenin prova baskılarını orijinalleriyle karşılaştırıp, hataları bulup düzeltiyordu.

    Rıfat Ilgaz ile birlikte ‘Gar Yayınları’ adlı yayın evini kurdu. Hüsamettin Gönenli adıyla yazılar yazdı. Yılmaz Güney ile tanıştı. Onun yüreklendirmesiyle 1960 yılında ‘Dolandırıcılar Şahı’ ile senaristliğe başladı. Senaryolarını Vedat Türkali ctakma adıyla yazdı. Toplumsal sorunlara değinen ve gerçekçi bakış açısı içeren birçok senaryo yazdı, bu ürünlerin bir bölümünü daha sonra kitap haline getirdi. Vedat Türkali, asıl adını ‘Bir Gün Tek Başına’ adlı romanıyla duyurdu. 1965 yılında başrollerinde Ayhan Işık ve Türkan Şoray’ın oynadığı ‘Otobüs Yolcuları’ adlı filmin senaryosunu yazdı. 1965’te Karanlıkta Uyananlar filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı.

    İlk romanı Bir Gün Tek Başına 1974 yılında yayınlandı. Vedat Türkali, Bir Gün Tek Başına’da 27 Mayıs Askeri Darbesi öncesindeki Türkiye aydınlarının bunalımlı çıkmazını sergiledi.

    1965’te yazdığı ‘Sokakta Kan Vardı’ adlı senaryosunun filminde de yönetmenliği de denedi.

    12 Eylül 1980 darbesinden sonra Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği’nin davalarından yargılandı.

    1989 yılından 1999 yılına kadar Londra’da yaşadı. Bu süre içinde ‘Güven’ adlı romanını yazdı. Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) tarihçesi niteliğinde kaleme alınan Güven’in ilk adımları 1956 yılında Türkali cezaevindeyken atıldı.

    1 Mayıs 2004’den 1 Mayıs 2005’e kadar aydınların, sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve insan hakları savunucularının katılımıyla ‘Vedat Türkali Yılı’ ilan edildi.

    1974’te Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda birincilik ödülünü, 1976’da Orhan Kemal Roman Armağanını kazandı. 2016’da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’ne layık görüldü

    Mihri Belli’nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz’ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP’nin eski üyelerinden olan Vedat Türkali, 2002 seçimlerinde DEHAP’dan aday olarak aktif siyasete atıldı. Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan’ın babası, Deniz Türkali’nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini’nin dedesidir.

    ROMANLARI:

    Bir Gün Tek Başına (1975-1980)

    Mavi Karanlık (1983-1985)

    Yeşilçam Dedikleri Türkiye (1986)

    Güven (2 cilt )

    Tek Kişilik Ölüm

    SENARYOLARI:

    Dolandırıcılar Şahı (1960)

    Üç Tekerlekli Bisiklet (1965-1984)

    Otobüs Yolcuları (1965-1984)

    Şehirdeki Yabancı (1965)

    Karanlıkta Uyananlar (1965)

    Bedrana (1974)

    Güneşli Bataklık (1977)

    Kara Çarşaflı Gelin (1977)

    Kızgın Delikanlı ve Erkek Ali

    ŞİİRLERİ:

    Eski Şiirler Yeni Türküler (1979)

    OYUNLARI:

    1. Basamak (1971)

    Bu Ölü Kalkacak (1976)

    Dallar Yeşil Olmalı (1985)

    ANILARI:

    Savunmalar (1989)

    ÖDÜLLERİ:

    1965 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü Karanlıkta Uyananlar ile

    1971 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü, Dallar Yeşil Olmalı ile

    1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması birinciliği, Bir Gün Tek Başına ile

    1974 Çekoslovakya Karlovy Vary Şenliği Ödülü, Bedrana ile

    1976 Orhan Kemal Roman Armağanı, Bir Gün Tek Başına ile

    1977 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü, Kara Çarşaflı Gelin ile

  • Azadiya Welat Gazetesi Baskınında 27 Kişi Gözaltına Alındı

    Azadiya Welat Gazetesi Baskınında 27 Kişi Gözaltına Alındı

    Kürt basınına yönelik baskılar devam ediyor. Özgür Gündem gazetesinin kapatılması kararından sonra dün de tek günlük Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat Gazetesi’nin Amed’deki merkez binasına polis baskın yaptı. Baskında gazete binasında bulunan çalışanlar ve misafirler gözaltına alındı.

    Azadiya Welat Gazetesi merkez bürosuna baskında misafirlerin de aralarında bulunduğu gazetenin 27 çalışanı gözaltına alındı. Gözaltına alınan gazeteciler binadan çıkarılırken, sık sık “Özgür basın susturulamaz” sloganını attı.

    Azadiya Welat gazetesinin gözaltına alınanlarının isimleri şöyle:

    Yasemin Sayın
, Hayat Yılmaz, 
Ahmet Kızılay
, Arap Turan
, Berxwedan Tulpar
, Sürreya Dal
, Zeynep İzgi
, İbrahim Bayram, 
Engin Özelçi, 
Ahmet Boltan
, Ceylan İpek, 
Mehmet Emin Kaya, 
Ziyan Karahan
, Veysi Altın
, Ercan Yeltaş
, Azime Tarhan
, Serdal Polat
, Cengiz Aslan
, Ferit Toprak, 
Mehmet Hüseyin Şahin, 
Mehmet Aydın, 
Pusat Bulut
, Mehmet Emin Akgün. 

Baskın esnasında büroda misafir olarak bulunan Vesile Tulpar, Bahar Haram, Mecrum Tekol ve Aydın Kaya adlı çocuk da gözaltına alındı.

    Ölçen: Azadiya Welat’ı okuyucularıyla buluşturmaya devam edeceğiz

    Azadiya Welat Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi Ramazan Ölçen, editörler olarak bugün sokağa çıkıp gazeteyi okuyucularla buluşturmaya devam edeceklerini söyledi.

    “Sadece Azadiya Welat’a değil gerçeğe yapılan bir saldırıdır. Halkımız ile özgürlük ve demokrasi mücadelesini veren bütün kurumlar bu gerçeğe sahip çıksın” dedi.

    Gazeteyi Amed’teki okuyucuları ile buluşturan arkadaşlarının gözaltına alınmasına tepki gösteren Azadiya Welat İmtiyaz Sahibi Ramazan Ölçen, halka gazeteye sahip çıkma çağrısında bulundu. Uzun süreden bu yana gazeteye yönelik baskı ve saldırıların olduğunu hatırlatan Ölçen, “Birçok dağıtımcımız ve muhabirimiz gözaltına alındı ve tutuklandı. En son olarak da Amed’de 25 dağıtımcımız gözaltına alındı. Bu baskı ne ilk ne de son olacak. Buna karşı sessiz kalmayacağız. Gazetemizin Amed’teki dağıtımcılarının gözaltına alınması bizi yıldırmayacak. Gerektiğinde gazetenin bütün editörleri yarın gazeteyi okuyucularına ulaştırmaya devam edecek. Bu güne kadar halkımız ve okurlarımız bu baskılar karşısında bizi yalnız bırakmadı. Bundan sonra da yalnız bırakmayacak. Halkımız gelip gazetesini bürodan almaya devam edecek. Bütün baskılara rağmen hakikatin izinde olmaya, gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” dedi.

    Halka ve demokratik kesimlere de çağrıda bulunan Ölçen, “Bu saldırı sadece Azadiya Welat‘a değil gerçeğe saldırıdır. Halkımız ve özgürlük ve demokrasi mücadelesini veren bütün kurumlar bu gerçeğe sahip çıksın” şeklinde konuştu.

  • HPG’den Cizre Açıklaması

    HPG’den Cizre Açıklaması

    HPG Basın İrtibat Merkezi, dün Şırnak’ın Cizre ilçesinde Türk polislerine yönelik gerçekleştirilen eylemde 118 devlet personelinin öldürüldüğünü duyurdu. Dünkü saldırıdan sonra Türk devleti makamları yayın yasağı kararı vermiş ölü sayısını 11, yaralı sayısını da 78 olarak açıklamıştı. saldırıda Cizre Kaymakamı Ahmet Adanur’un da yaralandığı ortaya çıktı.

    HPG Basın İrtibat Merkezi, dün Şırnak’ın Cizre ilçesinde Türk polislerine yönelik gerçekleştirilen eylemde 118 devlet personelinin öldürüldüğünü açıkladı.HPG, eylemin Firat Pirsus kod isimli Mustafa Aslan tarafından yapıldığını duyuruldu.

    HPG Basın İrtibat Merkezi, dün Şırnak’ın Cizre ilçesinde devlet güçlerine yönelik gerçekleştirilen eyleme ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

    Cizre’yi Yıkanlar Yıkıldı 2

    FEDAİ EYLEMİ YAPILDI

    BİM açıklamasında, 26 Ağustos günü saat 06.40’ta Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Cizre-Şırnak yolu üzerinde bulunan Türk devleti güvenlik güçlerine ait Cizre katliam planlarının yapılarak hazırlandığı Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Lojmanları, Çevik Kuvvet Müdürlüğü, Kaymakamlık Evi, MİT binası ve Polis kontrol noktasına yönelik bir gerilla tarafından ‘fedai eylem’ gerçekleştirildiği belirtildi.

    Açıklamada, ‘’Fırat Pırsus arkadaşımız tarafından “Önderliğimizden haber alamadığımızdan dolayı artık kimseyi dinlemiyoruz; fedai eylemler geliştireceğiz. ‘Bê Serok Jiyan Nabe!’ sloganımız çerçevesinde eylemlerimizi yükselteceğiz” şiarıyla yüksek miktarda patlayıcı dolu bir araç ile eylem düzenlenmiştir.’’ Denildi.

    280 ÇEVİK KUVVET ELEMANLARININ KALDIĞI BİNA BAHÇESİNDE PATLAMA OLDU

    BİM, eyleme ilişkin şu ayrıntıları verdi:

    Cizre şehitleri anısına da yapılan Fedai eylemde patlayıcı yüklü araç 280 Çevik Kuvvet elemanlarının kaldığı Müdürlüğe bağlı 2 binanın bahçesinde patlatılmıştır.  Çevik Kuvvet Müdürlüğüne ait bu 2 bina tümden yıkılarak imha olurken burada bulunan yüksek miktardaki Cephane deposu da patlayarak yanarken ve 4 saat boyunca patlamalar devam etmiştir.

    Cizre’yi Yıkanlar Yıkıldı 3

    60 ZIRHLI ARAÇ İMHA EDİLDİ

    Eylem esnasında Karakol bahçesinde bulunan 60 zırhlı araç (Ranger, Akrep, Kobra, Kirpi, BTR vb tipi) tümden imha olmuştur. Burada bulunan bazı araçlar ile Zırhlı Konteynırlar patlamanın etkisi ile  Dicle suyuna düşmüştür. Emniyet binasının önemli bir kısmı tahrip olurken duvarları yıkılmış, Kaymakamlık Evi, MİT binasında büyük oranda tahrip olmuştur.

    118 ‘GÜVENLİK GÜCÜ’ ÖLDÜRÜLDÜ 152’Sİ YARALANDI

    Çevik Kuvvet Müdürlüğü ve Karakol bahçesinde gerçekleşen patlama da net 118 güvenlik gücü ölürken, 152 güvenlik gücü elemanı da yaralanmıştır. Kaymakamın da yaralandığı eylemde MİT binası ve diğer yanan ve tahrip olan binalarda ölen ve yaralananların sayısı netleştirilememiştir.

    2 SİVİL YARALANDI

    Eylem sonrası ölen ve yaralanan güvenlik güçleri Ambulans ve helikopterler ile Cizre, Silopi, Şırnak, Mardin, Amed ve  Batman hastanelerine kaldırılmıştır. Cizre’ye giriş çıkışların yasaklandığı eylemde 2 sivil yurttaşta yaralanmıştır.

    HPG’den Cizre Açıklaması 2
    Cizre eylemini gerçekleştiren Firat Pirsus kod adlı Mustafa Aslan

    EYLEMİ FIRAT PIRSUS GERÇEKLEŞTİRDİ

    Fedai eylemi gerçekleştiren Fırat Pırsus Yoldaşımız; 2006 yılında Önder APO ve PKK mücadelesini tanır ve büyük merakını araştırma ve incelemeye verir. Okuduğu yıllarda daha yakından tanıdığı özgürlük mücadelesine kararlı bir katılım sağlamak üzere adım atar. 2012 yılında Kürdistan dağlarında gelerek kendini halkına adar. Kürdistan halkına ve mücadele değerlerine bağlılığıyla tanınan Fırat arkadaş yürüttüğü tüm çalışmaları üstün başarı performansıyla sürdüren bir duruşun sahibi olmuştur.

    Önder APO özgür olmadan ve Kürdistan’da özgürlüğü sağlamadan asla doğru bir yaşam olmayacağı bilincini yüreğinde, kalbinde ve yaşam yürüyüşünde var eden Fırat Pırsus yoldaş Cizre Şehitleri anısına gerçekleştirdiği Fedai eylemi ile özgürlük şehitleri kervanına katılmıştır.

    Fedai eylem gerçekleştiren arkadaşımızın sicil bilgileri şöyledir;

    Kod Adı: Fırat Pirsus

    Adı Soyadı: Mustafa Aslan

    Doğum Yeri: Urfa

    Anne – Baba Adı: Hatice – Hüseyin

    Şahadet Tarihi ve Yeri: 26 Ağustos 2016 / Şırnak

    https://youtu.be/9z4Uut_H41w

  • Daiş’in Vahşet Videosundaki Çocuklardan Birisi İngiliz

    Daiş’in Vahşet Videosundaki Çocuklardan Birisi İngiliz

    Daiş çetelerinin son yayınladığı propaganda videosunda vahşetinin sınırlarını aşarak yeni bir barbarlığa imza attı. Videoda Kürt oldukları söylenen 5 kişi yaşları 09-12 arasında çocuklara infaz ediliyor. İnfazı gerçekleştiren çocuklardan birisinin İngiliz olduğu iddia edildi.

     

    Dün cihatçı bazı sitelerde yayınlanan videoda, ‘asker’ giyimli beş çocuk ve Daiş’in rehinelerine giydirdiği turuncu tulumlarıyla diz çökmüş beş erkek görülüyor. Videodaki ses, öldürülen kişilerin Kürt olduğunu ve Kürtlerin son dönemde örgüte karşı elde ettiği kazanımlardan dolayı cezalandırıldığını anlatıyor. Ancak infaz edilen kişilerin kimlikleri, nerede rehin alındıkları veya ne zaman öldürüldükleri belirtilmiyor.

    Videonun Suriye’nin Raqqa kentinde çekildiği iddia ediliyor.

    Daiş’in Vahşet Videosundaki Çocuklardan Birisi İngiliz 4
    Daiş canavarlarının daha önce çocukları savaşçı olarak yetiştirdiği dehşet görüntüleri kamuoyuna yansımıştı

    HER BEŞ ÇOCUK AYRI MİLLETLERDEN

    Videodaki çocukların bazılarıysa 10 yaşından küçük görünüyor. Videoda çocukların görüntülerinin önünde yazılan isimlerde, çcukların İngiliz, Mısırlı, Kürt, Tunuslu ve Özbek olduğu belirtiliyor. Çocukların isimleri;Abu Abdullah al-Britani (İngiliz), Abu Ishaq al-Masri (Mısırlı), Abu Fu’ad al-Kurdi (Kürt) ve Yusuf al-Uzbaki (Özbek) olarak gösteriliyor. Daiş daha önce de, Rakka’daki ‘çocuk ordusu’na ait olduğu belirtilen görüntüleri yayımlamıştı. 2015 tarihli bir BM raporuna göre örgüt giderek daha fazla çocuğu intihar bombacısı ve savaşçı olarak kullanıyor.

    Daiş’in Vahşet Videosundaki Çocuklardan Birisi İngiliz 2
    Beş çocuktan birisi 12 yaşındaki bir ingiliz

    BRİTANYALI ÇOCUK JOJO MU?

    Videoda 12 yaşında mavi gözlü Abu Abdullah al-Britani isimli çocuğun İngiliz olduğu iddia edildi. Daily mail gazetesinde bugün çıkan haberde Cihatçı gelin olarak bilinen Sally Jones’un oğlu JoJo olduğu iddia edildi.

    İngiltere’nin Kent şehrinden olan 47 yaşındaki İngiliz Sally Jones 2014 yılında oğluyla beraber Suriye’ye gidip cihatçı gelin olarak gitmişti. Sally Jones’un beraberinde götürdüğü oğlu Jojo Aralık 2004 yılında doğmuştu.

    Daiş’in Vahşet Videosundaki Çocuklardan Birisi İngiliz 3
    2014 yılında Suriye’ye cihatçı gelin olarak giden Sally Jones ve videodaki Abu Abdullah al-Britani isimli çocuk olduğu iddia edilen 2004 doğumlu Jojo

    Oğlunu da alarak Suriye’ye giden Sally Jones adlı İngiliz kadın orda müslüman olmuş ve Britanyalı Daiş çetesi Junaid Hussain ile evlenmişti. Güvenlik ve istihbarat kaynaklarına göre Junaid Hussain Ağustos 2015’teki bir hava saldırısında öldürüldüğü tahmin ediliyor.
    https://youtu.be/QOuOjW9YIZo

  • Başbakan Uçuşta: ‘Kurtuluş Savaşındaki Gibi, Ya İstiklal Ya Ölüm’

    Başbakan Uçuşta: ‘Kurtuluş Savaşındaki Gibi, Ya İstiklal Ya Ölüm’

    Türk Başbakan Binali Yıldırım, Bulgaristan Başbakanı mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında Cizre emniyet müdürlüğüne yönelik bomba yüklü araçla yapılan saldırıya ilişkin açıkalama yaptı.

    ‘‘Saldırıda 11 polisimiz şehit olmuş, Çok sayıda varalımız vardır.

    Tüm terör örgütlerine topyekûn savaş açtık. Kurtuluş Savaşı’nda Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi ‘ya istiklal ya ölüm.’

    Bu ülkenin başına bela olan örgütü çökerteceğiz. Hiçbir alçak girişim bizim kardeşliğimizi bozamayacaktır.’’

  • Economist: Türkiye’de IŞİD’in ana hedefi Kürtler

    Economist: Türkiye’de IŞİD’in ana hedefi Kürtler

    İngiltere’de yayımlanan Economist dergisinin bu haftaki sayısında Gaziantep saldırısı ve Cerablus operasyonuyla ilgili iki makale yer alıyor.

    Economist, Gaziantep’te Cumartesi akşamı bir düğünü hedef alan ve 54 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili haberinde, saldırının ‘zaten çevresi sarılmış olan Kürtleri daha da çok dehşete düşürdüğünü’ yazıyor.

    Türkiye’de son bir yılda 5 IŞİD saldırısı olduğunu hatırlatan Economist’in makalesi şöyle devam ediyor:

    “IŞİD son saldırılarında turistik yerleri ve kamu binalarını hedef aldı. Cumartesi akşamı Gaziantep’te yapılan saldırıdan önce İstanbul’da Atatürk Havalimanı’na saldırmıştı. Ama genel olarak IŞİD’in ana hedefi Kürtler. Gaziantep’te polis baskını sırasında kendisini patlatan IŞİD’linin bilgisayarından, bir Kürt düğününe saldırma planları bulunmuştu”.

    Türkiye hükümetine ve uzmanlara göre, IŞİD’in Türkiye saldırılarındaki amacı, Türkiye’nin Suriye’de ABD öncülüğündeki koalisyona desteğini cezalandırmak ve Kürt-Türk çatışmasını artırmak. Bunu kısmen başarıyorlar da…”

    Artan PKK ve IŞİD saldırıları ile 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’nin yakın tarihindeki en kırılgan döneminden geçtiğinin belirtildiği makale şöyle son buluyor:

    “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD terörünü ayrı bir sorun olarak ele almaktansa, darbe girişimini planlayanları, kendisine muhalif bürokratları, Kürt militanları ve cihatçıları aynı keseye koyuyor. Pazar günü Gülencilerle PKK ve IŞİD arasında hiçbir fark olmadığını söyledi.

    “Cumhurbaşkanı, ülkesine yönelen her tehdidi, Türkiye’yi zayıflatma komplosunun bir parçası olarak görme eğiliminde ve şu ana kadar bundan çok zarar gördü. Ülkesinin birden çok tehditle yüz yüze kaldığı bu dönemde, bu yaklaşımın işe yaradığını söylemek zor.”

    Economist, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeyindeki IŞİD ve PYD hedeflerini vurması ve Cerablus operasyonuyla ilgili makalesine “Suriye’deki savaş daha da karmaşıklaşıyor” yorumuyla başlıyor.

    Suriye’deki son gelişmelerin özetlendiği makalede ‘ittifakların değiştiği ve zaten çok sönük olan barış umudunun giderek kaybolduğu’ belirtiliyor.

    Economist’e göre Kürtlerin elindeki Haseke’ye 18 Ağustos’ta Suriye ordusunca düzenlenen hava saldırısı, bu değişimin en önemli göstergesi:

    “Yakın geçmişe kadar, eli kanlı Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Kürt militanlara dokunmamıştı. Ama Haseke’de iki taraf yumruk yumruğa geldi”

    Economist, Türkiye için de dinamiklerin değiştiğini, Türkiye hükümetinin IŞİD terörü ve Kürtlerin güç kazanması endişeleriyle Rusya’yla yeniden yakınlaşırken, Esad hakkındaki söylemini de değiştirmeye başladığını belirtiyor.

    Türkiye’nin Cerablus operasyonunun Kürtler tarafından ‘Suriye’nin kuzeyinde kontrol ettikleri bölgeleri birleştirememeleri için yapılmış bir harekât’ olarak algılandığını belirten Economist, Kürtlerin “sessizce geri çekilmeyeceğini” yazıyor:

    “Türkiye’nin saldırılarının Kürt direnişiyle karşılaşma, yani bir Amerikan müttefikinin, ABD’nin bir vekiliyle ve Amerikan uçaklarının hava koruması altındaki bölgelerde karşı karşıya gelme riski var.

    “[…] Kürtler sessizce geri çekilmeyecek. PYD Eş Başkanı Salih Müslim, ‘Türkiye’nin Suriye bataklığında kaybedecek çok şeyi var’ dedi. Kürtlerin komutasındaki Suriye Demokratik Güçleri de ‘ülkelerini, doğrudan ya da dolaylı işgallere karşı savunacaklarını’ açıkladı.”

    Economist, tüm bunlar olurken, Rusya’nın da Lazkiye’deki hava üssünü kalıcı hale getirerek ve İran’la daha yakından çalışarak, bölgede daha sağlam bir varlık kurma peşinde olduğunu belirtiyor:

    “Carnegie Moskova’dan Dmitri Trenin ‘Orta Doğu, Rusya’nın 21. yüzyıl süper gücü olma ihtirasları için bir platform haline geldi’ diyor. Ancak Rusya bunu yaparken Suriye’deki inatçı ve genişleyen savaşın bataklığına saplanma riskiyle de karşı karşıya. Bu durumda, kalıcılık pek de arzu edilir bir şey olmayabilir.”

  • Roj Kadın Öcalan İçin Her Çarşamba Eylemde

    Roj Kadın Öcalan İçin Her Çarşamba Eylemde

    Roj Kadın, tecrit koşulları altında tutulan Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile irtibata geçilene kadar, her Çarşamba, saat 13:00’te, Wood Green kütüphanesi önünde eylem gerçekleştireceğini açıkladı.

    Kürt Halk Meclisi de, Roj Kadın öncülüğünde, 5 Nisan 2015’ten bu yana görüşülmeyen, Öcalan için her Cuma 19:00’da, Trafalgar Meydanı’nda eylem yapılacağını duyurdu.

    Roj Kadın, eylem programına 24 Ağustos Çarşamba günü başladı. Wood Green High Street’te bulunan kütüphanenin önünde toplanan kitle ‘‘Turkish state, fascist state’’ (Türk devleti, faşist devlet) ve Turkish state, terrorist state’’ (Türk devleti, terörist devlet) sloganlarını sıkça tekrarladı.

    Roj Kadın Öcalan İçin Her Çarşamba Eylemde 1

    Eylemin amaçlarına ilişkin bildiri dağıtan kitle, atılan sloganlarla bölgeden geçen halkın dikkatini çekti.

    Eylemde konuşan, Roj Kadın sözcüsü, Türkan Budak, Londra’daki Kürt halkının duyarlı davranarak planlanan eylemlere katılmaları için çağrıda bulundu.

    ‘‘Önderliğe karşı bir vicdan ve insani borcumuz var’’ diyen Budak, konuşmasına şöyle devam etti: ‘‘Türk devletinin ne yapacağı- uluslararası güçlerin de desteğini alarak- nerede, nasıl vahşileşeceğini kestirmek maalesef mümkün olmuyor. Onun için de tüm halkımızın çok ciddi şekilde duyarlı olması gerekiyor.

    ‘‘Yaklaşık 70 yıllık bir yaşamını bu halkın özgürlük mücadelesine adamış bir önderlik: 17 senedir bir adada rehin tutulmaktadır. Kürtler her adım attıklarında önderlik üzerindeki baskı bize karşı bir koz olarak sürdürülmektedir devlet tarafından. Bizim de önderliğin özgürlüğüne sonuna kadar sahip çıkmamız gerekiyor.’’

    Roj Kadın sözcüsü Türkan Budak
    Roj Kadın sözcüsü Türkan Budak

    Öcalan ile irtibata geçilene kadar eylem programlarının devam edeceğini ifade eden Budak şöyle devam etti: ‘‘Bundan sonra her Çarşamba günü, saat 1’de burada olmalıyız. Roj Kadın öncülüğünde, önderliğin özgürlüğü sağlanıncaya kadar; en azından önderlikten bir haber, bağımsız kuruluşlar tarafından, avukatları, ya da ailesi tarafından bir haber gelinceye kadar tüm halkımızın bu duyarlığı gösterip. Hareket ikinci bir açıklama yapıncaya kadar- hepimizin, sadece kendimizi katarak değil, etrafımızı, çocuklarımızı da katarak- bu mücadeleye destek olup ve büyütmesi gerekiyor. Çünkü bizim geleceğimiz, onurumuz ve şerefimizdir.’’

    Roj Kadın ve Kürt Halk Meclisi her Çarşamba, saat 13:00’te, Wood Green kütüphanesi önünde; her Cuma, saat 19:00’da, Trafalgar Meydanı’nda eylemlerine devam edecektir.

    Roj Kadın Öcalan İçin Her Çarşamba Eylemde 1 Roj Kadın Öcalan İçin Her Çarşamba Eylemde 1