Blog

  • Londra’da Binler Suruç Katliamını Lanetledi

    Londra’da Binler Suruç Katliamını Lanetledi

    Urfa’nın Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren SGDF’li 32 genç için Başkent Londra’da kitlesel protesto gösterisi düzenlendi.

    Haber foto: Erem Kansoy

    https://youtu.be/X4cTCb95uD8
    SGDF’li gençlere yönelik katliam sonrası Londra’da öfke sokağa taştı. On bine yakın Türkiye’li ve Kürdistan’lı vatandaş düzenlenen protesto yürüyüşünde katliamı lanetledi.

    Kobanê’ye oyuncak götürmek ve bölgede kütüphane kurmak için yola çıkmayı planlayan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyelerine yönelik bombalı saldırının düzenlendiği Şanlıurfa Suruç’ta yaşanan patlamanın ardından türkiye’nin tüm şehirlerinde protesto gösterileri yapılırken Londra’da da Britanya Demokratik Güç Birliği Platformu’nun çağrısı ile yaklaşık 10 Bin kişi sokağa döküldü.
    https://youtu.be/dhh7LqQwXqY
    Suruç katliamına karşı Britanya Demokratik Güç Birliğinin çağrısıyla bugün akşam saatlerinde büyük bir yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe Demokratik Güç Birliğinin bileşenlerinin yanı sıra, İngiliz ulaşım sendikası RMT, TUSC (Sendikacılar ve Sosyalistler Koalisyonu), London Anti faşist, İnsan Hakları savunucuları, Savaşa Hayır Koalisyonu gibi gruplarda katılarak katliamı lanetlediler. Manor House Underground istasyonunda başlayan yürüyüşte, ‘Katil AKP’, ‘AKP eşittir ISIS’, ‘yaşasın sosyalizm’, ‘Katil devlet hesap verecek’, ‘Bedel ödedik bedel ödeteceğiz’, ‘Suruçta düşene dövüşene bin selam’, ‘Biji YPG Yaşasın MLKP’, ‘Şehitler yaşıyor MLKP savaşıyor’, ‘Arinden Sibele yürüyoruz Zafere’ sloganları atıldı.
    https://youtu.be/dhh7LqQwXqY
    Demokratik Güç Birliği ve Britanya Kürt Halk Meclisi adına yapılan konuşmaları İngiliz kurumlarından katılan gruplar adına yapılan konuşmalar izledi. RMT Sendikası adına Merkez yönetim kurulu üyesi John Reed, TUSC adına Jenny Sutton, Rojava dayanışma temsilcisi Glyn Harris, Stop The War Coalition temsilci ile İnsan Hakları Savunucusu Margaret Owen eylemde birer konuşma yaptı. Konuşmalarda genel olarak katliam lanetlenirken Türk devletinin katliamı bir an önce aydınlatması istendi.

    Staj yapmak için Londra’da bulunan SGDF üyesi gençte burada bir konuşma yaptı. Konuşmakta oldukça zorlanan SGD’li genç, “Bilinmedir ki son sözü hep direnenler söyler, biz son sözümüzü söylemedik” dedi.
    https://youtu.be/TwLqB-IbsE0
    Ayrıca protesto eyleminde MLKP adına da bir konuşma gerçekleştirildi. “Bugün Rojava’da olmak Türkiye devrimini büyütmektir. Bu saldırı eşitliğe, özgürlüğe ve yeni yaşama karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı halklarımızın kardeşleşmesine ve büyüyen dayanışmamıza karşı yapılmış bir saldırıdır” denildi.

    Konuşmaların yapıldığı esnada Suruç şehitlerin resimleri mumlar eşliğinde sergilenerek anma köşesi oluşturuldu. Diğer bir yanda ise AKP ve ISIS bayrağı ateşe verildi.

     

     

  • Suruç Katliamı Londra’da Protesto Edildi

    Suruç Katliamı Londra’da Protesto Edildi

    31 SGDF’li gencin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısı Londra TC Elçiliği önünde protesto edildi. Britanya Demokratik Güç Birliği acil eylem çağrısı ile toplanan öfkeli kalabalık içinde ‘katil Erdoğan, işbirlikçi AKP’ sloganını haykırdı. Bugün akşam saatlerinde de Manor House’ta bir yürüyüş yapılacak.

    Suruç Katliamı Londra’da Protesto Edildi 1

    AvEG-Kon’un Londra TC elçiliği önünde yaptığı basın açıklamasında ise, “Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu tarafıdan Kobane’nin yeniden inşaası için başlatılan kampanya kapsamında Suruç’ta bulunan kitleye bombala saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda çok sayıda ölü ve yaralının olduğu söylenirken polis tarafından yaralıların taşınması için seferber olan kitleye gaz bombalı saldırı yapılmakta. Amed katliamından sonuç alamayan eli kanlı çeteler ve onun işbirlikçileri Rojava devrimi boğmak gelişen enternasyonal dayanışmayı kırmak için sayısızca katliam ve vahşette sınır tanımıyor.” İfadelerine yer verildi.

    Londra’da, bugün 21-07-2015 Saat 19:00’da Manor House Underground Station (Green Lanes N4 1 BZ)’de kitlesel bir eylem düzenlenecek.

    Suruç Katliamı Londra’da Protesto Edildi 1

    CANLI BOMBANIN KİMLİĞİ BELİRLENDİ İDDİASI

    31 SGDF’li gencin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısı gerçekleştirmiş olabileceği düşünülen kişinin kimliğine ulaşıldı. Saldırıda kendisi de hayatını kaybedenler arasında bulunmasına rağmen, kimliği henüz açıklanmayan canlı bombanın Adıyaman nüfusuna kayıtlı 20 yaşındaki genç bir erkek olduğu düşünülüyor.

Suruç’ta bulunan Amara Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaptıkları sırada sayıları 300 civarındaki Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gencin arasında patlayan bomba sonucu, gençlik örgütünün bağlı olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) tarafından yapılan son açıklamalara göre, kimliği tespit edilen 31 kişi hayatını kaybetti. Kimliği tespit edilen parti üyeleri ve destekçilerinin cenazeleri otopsi işlemleri için Antep Adli Tıp Kurumu’nda tutuluyor. 

Ancak yapılan resmi açıklamalarla saldırının, canlı bomba saldırısı olduğunun kesinlik kazanmasına rağmen şu ana kadar saldırganın kimliğine dair resmi bir açıklama yapılmış değil.

    İsmi patlamada yaşamını yitirenler arasında henüz resmi olarak açıklanmasa da DİHA, saldırıyı gerekleştirdiği yönünde güçlü şüpheleri bulunan canlı bombanın kimliğine ulaştı.

 Kültür Merkezi’nde yaşanan patlama sonrası olay yerinde hayatını kaybedenlerin cenazeleri üzerine bulunan ve canlı bomba olabileceği şüphesiyle DİHA’ya ulaştırılan bir kimlik, hem devlet hem de SGDF-ESP tarafından bu yönlü bir açıklama yapılmamış olması nedeniyle canlı bombanın bu kişi olabileceğini kuşkularını arttırdı.

Yapılan ilk resmi açıklamalarda kadın olduğu, sonrasın da ise kadın kılığına girmiş bir erkek olduğu yönünde haberlerin geçildiği patlamayı gerçekleştirme ihtimali yüksek kişi, 20 yaşlarında genç bir erkek. 

Canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz mü?

Parçalanmış cenazesinin üzerinde bulunan ve patlamada yıpranmış nüfus cüzdanı bilgilerine göre canlı bomba olabilecek kişinin ismi Şeyh Abdurrahman Alagöz. 

Edinilen bilgilere göre, Emniyet’in de canlı bombanın Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğunu tespit ettiği, ancak resmi açıklama için kimliği şuan için gizlendiği öğrenildi. Alagöz ile ilgili ulaşılan bir diğer bilgi ise 2 ay önce DAİŞ çetelerine katıldığı yönündeki bilgi oldu.

    Alagöz’ün Adıyamanlı olması, akıllara, HDP’nin 5 Haziran’daki Diyarbakır mitingine dönük gerçekleştirilen bombalı saldırının faili olan yine Adıyamanlı Orhan Gönder’i getirdi. DAİŞ çetelerinin uzun bir süredir kentte aktif örgütlenme içerisinde olduğu ve çok sayıda kişinin çetelerin saflarına katıldığı yönünde daha önce sayısız haber geldi. 

Saldırganlar kaç kişiydi?

Canlı bomba olabileceği tahmin edilen Alagöz’ün saldırıyı tek başına mı gerçekleştirdiği yoksa kendisine yardım eden, gözcülük eden başka kişilerin olup olmadığı yönünde ise henüz ulaşılmış bir bilgi yok. Ancak böylesi bir saldırının yardım alınmadan gerçekleştirilmesinin zor olduğu belirtiliyor.

Karnında bomba pimine rastlandı iddiası

Bu gerçeklik, canlı bombanın tek başına olmadığı kuşkusunu güçlendiriyor. Bu kuşkuyu güçlendirecek iki önemli iddia da söz konusu. Bunlardan biri, dün Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılar arasında bulunan bir kadının, karın bölgesindeki yarasının içinde bomba pimi tespit edildiği yönündeki iddia oldu. Hastane personelinden edinilen bilgiye göre, pimi gören Emniyet görevlileri söz konusu kadın hastayı ayrı bir odaya aldı. Sonrasında ise yaralı kadının tedavisi tamamlandıktan sonra polislerce hastaneden götürüldüğü dillendiriliyor.

    Saldırganlar Urfa’dan mı bindi?

    Bu durumu güçlendiren bir diğer iddia ise, Suruç- Urfa hattında çalışan ve ismini vermek istemeyen bir minibüs şoförünün anlatımları. Dün sabah saatlerinde kalkış yaptığı Urfa Terminali’nden genç bir kadın ve erkeğin minibüsüne bindiği ve tedirgin bir şekilde sırt çantalarını dizlerinin üzerinde taşıdığını dile getiren minibüs şoförü, Suruç ilçe merkezine girince söz konusu her kişinin Amara Kültür ve Sanat Merkezi’ni sorarak, önünde indiklerini aktardı.

  • Kraliçenin ‘Nazi Selamı’ Birleşik Krallık Gündeminde

    Kraliçenin ‘Nazi Selamı’ Birleşik Krallık Gündeminde

    The Sun gazetesi, bugün birinci sayfa manşet haberinde, Birleşik Krallık Kraliçesi’nin 1933 yılında ‘Yaşasın Hitler’ anlamına gelen Nazi selamı verirken çekilmiş fotoğraflarını yayımladı.

    Kraliçenin ‘Nazi Selamı’ Birleşik Krallık Gündeminde 1

    Fotoğraflarda yedi yaşındaki Prenses Elizabeth (şimdi Kraliçe II. Elzabeth), annesi Kraliçe Victoria, 3 yaşındaki kız kardeşi Prenses Margaret ve amcası Galler Prensi Edward ile birlikte Balmoral’da görülüyor. Haberde Prens Edward’ın Hitler’in Nazi Almanya’sına tutkusuna dikkat çekildi.

    BUCKINGHAM SARAYINDAN AÇIKLAMA

    Buckingham Sarayı, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in çocukluğunda Nazi selamı verirken görüntülendiği filmin yayınlanmasını ‘istismar ve hayal kırıklığı’ olarak niteledi.

    Saray’dan yapılan açıklamada, ”Seksen yıl önce çekilen bu görüntülerin ele geçirilip istismar edilmesinin hayal kırıklığı yarattığı” belirtildi.

    Gazete ise, ‘önemli ve ilginç bir haber’ olarak nitelediği filmi nasıl ele geçirdiğini açıklamadı.

    17 saniye süren görüntülerde Kraliçe, İskoçya’da Balmoral Kalesi’ndeki sarayın bahçesinde bir köpekle oynarken görülüyor.

    Aynı görüntülerde daha sonra önce Kraliçe’nin annesi Elizabeth, ardından annesini taklit eden Kraliçe 2. Elizabeth, ‘Nazi selamı’ verir şekilde kolunu kaldırıyor. Son olarak amca Prens Edward da, kolunu kaldırıyor.

    Videonun Hitler’in Almanya’da iktidara geldiği 1933 ya da 1934 yılında çekildiği sanılıyor.

    Saray’dan bir yetkili, ”Çoğu kişi bu görüntüleri o zamanın uygun bağlamında görecektir. Burada, oyun oynarken bir anda, o sıralarda çok sayıda kişinin de görmüş olabileceği, haber bültenlerinden yansıyan görüntülere atıf yapan bir aile var” dedi.

    Yetkili, ”Kraliçe’nin ve ailesinin bu ülkeye hizmetleri ve tahtta bulunduğu 63 yılda halklar ve uluslar arasında ilişki kurulması için gösterdiği çaba başka bir açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak kadar net” diye konuştu.

    BBC’nin Kraliyet muhabirlerinden Sarah Campbell, Buckingham Sarayı’nın kaydın orijinal olduğunu reddetmediğini, ancak ‘video kaydının nasıl yayınlanmış olduğu konusunda sorular bulunduğunu’ aktardı.

    Görüntülerdeki Prens Edward, Kraliçe’nin Elizabeth’in amcası.

    Kendisi 1936’da kısa bir süreliğine kral olan Edward, Amerikalı Wallis Simpson’la, kilise ve hükümetin gelin adayının dul olması gerekçesiyle karşı çıkmasına rağmen evlenince 326 gün sonra tahttan kardeşi George lehine feragat etmek zorunda kalmıştı.

    Ekim 1937’de eşiyle birlikte Nazi Almanya’sını ziyaret eden Edward, Hitler’le buluşup, yardımcısı Rudolf Hess’le akşam yemeği yemişti.

    Nazi sempatizanı olduğu suçlamalarına hedef olan Edward’ın ziyareti sırasında kurulmasından hemen sonra bir toplama kampını ziyaret ettiği yönünde kanıtlar da var.

    Ancak, Edward’ın bu kamplarda kitlesel ölümlerden haberdar olduğu düşünülmüyor.

    Edward, savaşın sona ermesinin ardından eşiyle birlikte taşındığı Fransa’da 1972’de öldü.

    Kraliçenin ‘Nazi Selamı’ Birleşik Krallık Gündeminde 2

    Sun Gazetesi Genel Yayın Yönetmenji Stig Abell, görüntülerin ‘istismar edildiği’ iddialarını redderken, kamuoyu için önemli olduğunu vurguladığı görüntülerde Prens Edward’ın da yer alıyor olmasının kayda ‘tarihsel bir önem kattığını’ söyledi.

    Abell, haberlerinde Kraliçe ve annesini suçlayıcı bir ifadelerinin olmadığını belirtirken, görüntülerin Britanya aristokrasisinin, bu olayda Prens Edward’ın 1930’larda faşizme duyduğu sempatinin boyutlarını ortaya koyduğunu söyledi.

    Sun yöneticisi, kaydın ‘toplumsal tarihin’ bir parçası olduğunu ve Kraliçe 2. Elizabeth ve annesi Kraliçe Elizabeth’in ikinci dünya savaşı kahramanları olduklarını da haberlerinde anlattıklarını vurguladı.BBC

    Kraliçenin ‘Nazi Selamı’ Birleşik Krallık Gündeminde 3

  • İngiliz pilotları DAİŞ’e karşı Suriye’deki hava saldırılarına katıldı

    İngiliz pilotları DAİŞ’e karşı Suriye’deki hava saldırılarına katıldı

    İngiltere’de hükümet İngiliz pilotların Suriye’deki DAİŞ hedeflerine karşı düzenlenen hava operasyonlarına katıldığını duyurdu.

    İngiliz pilotları DAİŞ’e karşı Suriye’deki hava saldırılarına katıldı 1

    İngiltere geçtiğimiz yıl Irak’taki hava operasyonlarına İngiliz pilotların katılmasına izin vermiş ancak parlamentodan çıkan karar Suriye topraklarına yönelik bombardımanları kapsamamıştı.

    İngiltere Başbakanı David Cameron’un ofisinden yapılan açıklamada parlamentodan herhangi bir karar çıkmamasına rağmen İngiliz pilotların Suriye’deki hava operasyonlarına katıldığı bildirildi. İngiliz pilotların bir koalisyon yapısı içinde emir komuta zinciri içinde hareket ettiğinin belirtildiği açıklamada bunun yasalara aykırı olmadığı kaydedildi.

    İngiltere Savunma Bakanlığı da az sayıda İngiliz ordu personelinin DAİŞ’e karşı operasyonlara katıldığını ve bunun ABD ve Kanada güçlerinin yapısı içinde gerçekleştiğini duyurdu.

  • İstanbul’daki Onur Yürüyüşü’ne müdahale Londra’da protesto edildi

    İstanbul’daki Onur Yürüyüşü’ne müdahale Londra’da protesto edildi

    İstanbul’da homofobi ve transfobiye karşı düzenlenen 13. LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne yönelik polis saldırısı Londra’da protesto edildi. TC elçiliği önünde düzenlenen protestoda Onur yürüyüşüne düzenlenen polis saldırısı kınandı.


    İstanbul'daki Onur Yürüyüşü’ne müdahale Londra’da protesto edildi 3

    LGBTİ örgütlerinin düzenlediği eyleme Peter Tatchell Vakfı, Day-Mer ve Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett’de destek verdi.

    Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği önünde yapılan eylemde AKP Hükümetinin kendinden olmayan herkese saldırdığına dikkat çekildi.

    ‘Türkiye’de Devlet Şiddetine Karşı İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşüyle Dayanışıyoruz!’ başlığıyla eylemde organizatörler İstanbul valisinin keyfi olarak son anda yürüyüşü durdurmaya çalıştığını belirtti.

    Eylemle ilgili açıklamada, yürüyüşün yapılacağı valiliğe aylar öncesinden bildirildiği ve Onur haftası komitesine öncesinden her hangi bir uyarının yapılmadığı belirtildi. Açıklama şöyle devam etti: ‘‘Yasağa dair önceden hiç bir bilgilendirme yapmadan, binlerce kişi Taksim alanına toplandıktan sonra keyfi ve mevzuata Aykırı bir şekilde son dakikada yasaklandığı anons edildi. Ramazan ayı bahane edilerek, polis binlerce kişiye, saldırdı.’’

    İstanbul'daki Onur Yürüyüşü’ne müdahale Londra’da protesto edildi 1

    Eyleme destek veren kurumlar: Peter Tatchell Vakfı, Londra Türk, Kürt, Kıbrıslı LGBTI Topluluğu, Nar UK (Kıbrıslı, Türk, Kürt Toplumu LGBTQ Ağı), Nar UK (Cypriot, Turkish, Kurdish Community LGBTQ Network), DAY-MER Türk ve Kürt Topluluk Merkezi, İslamofobi’ye karşı LGBTQIA, LGSM, Lezbiyen ve Gey Madenci Dayanışması. Haber lgbti.org websitesinden elde edilen bilgi doğrultusunda hazırlanmıştır. Otoğraflar Okay Sahbaz ve Jun Yokoyama.

    İstanbul'daki Onur Yürüyüşü’ne müdahale Londra’da protesto edildi 2

  • Siber Zorbalık ve Sexting

    Siber Zorbalık ve Sexting

    İnternet ve dijital cihazlar her zamankinden daha fazla kullanılıyor. Bazılarımız internetin ve bu cihazların tehlikeleri konusunda bilgi sahibi olsak ta bir çoğumuz internetin ve dijital cihazların tehlikesini anlama ve bunlara karşı korunma konusunda yeterince bilgiye sahip değiliz.

    Yapılan son istatistiklere göre internet kullanım yaşı gittikçe düşüyor. İngiltere’de son dönemlerde yapılan bir araştırmada 7-9 yaş arası çocukların 87%’sinin internet tecrübesine sahip olduğu söyleniliyor. Bunun yanında çocukların %64’nun internet ve dijital cihazları tek başlarına kullandıkları dikkat çeken bir başka konu. Son ve düşündürücü olan istatistik bilgi ise ailelerin internet bilgileri. Araştırmaya göre ailelerin %43 çocuklarının internet ve dijital cihazlar kullanımında kendilerinde daha iyi olduklarını söyledi. Bu haftaki yazımızda bu konuya değinmeye çalışacağız.

    İnternetin en büyük tehlikesi Siber zorbalık (Cyberbullying) olarak biliniyor. Siber zorbalık, bir çocuğun veya ergenin başka bir çocuk veya ergen tarafından internet, interaktif, dijital ve mobil teknolojiler kullanılarak tehdit edilmesi, aşağılanması, utandırılması, taciz edilmesi veya işkence edilmesi olarak adlandırılıyor. Dünya “Zorbalık” kelimesini özellikle sadece bir çocuğun diğer bir çocuğa yaptığı davranışı kastederek kullanıyor. Eğer işin içine bir yetişkin girerse, yani bu tatsız durumlar bir yetişkin tarafından çocuğa veya ergene yapılırsa, ona siber taciz, siber istismar deniyor. Siber zorbalığın mutlaka seksüel bir uzantısı olması gerekmiyor. Ancak mesela birbirini kızdırma amaçlı başlayan siber zorbalığın içine bir süre sonra seksüel ögeler de girebiliyor. Siber zorbalık noktasında yapılanlar bir çocuğun hayal gücü, teknolojiyi kullanırken ustalığı ve erişimi ile sınırlı. Bir anlığına zorbalık yapan bir çocuk bir sonraki aşamada kurban yerine geçebiliyor.

    Gençler ve çocuklar için internet ve dijital cihaz yoluyla karşılaşılan ikinci büyük tehlike ise sexting olarak biliniyor. Sex ve texting kelimelerinin bir araya gelmesiyle türeyen sexting, (seksting) özellikle ortaokul ve kolejli gençlerin cep telefonlarından birbirlerine yolladıkları cinsel içerikli görsel ve metinsel içerikler oluşturarak göndermesidir. Bu gönderilen mesaj belli bir zamandan sonra farklı ortamlarda paylaşıldıktan sonra daha büyük bir tehlikeye yol açabiliyor. Mesajlar telefon aracılığıyla yada sosyal siteler olan Snapchat, Facebook, Instagram ve Twitter aracılığıyla paylaşılıyor. Buna mağdur kalan çocuklar bununla mücadele etme konusunda intihardan tutunda bir çok tehlikeli yolu deneyip kendine zarar verebiliyor. Evet çocuklarımızın telefonlarının olması onlar ile iritibata geçmemiz konusunda önemli, fakat işin bu yanını düşünmek önemli.

    Gerek sextin gerekse de Siber zorbalık konusunda ailelerin yapabileceği şeyler var. En temelde Siber zorbalığa maruz kalan bir çocuk için en iyi destek olumlu, etkin, bilgili ve öngörülebilir bir destektir. Bunun yanında derhal harekete geçin. Çocuğunuzun ona yardım edebileceğinizi ve yardım edeceğinizi bilmelidir. İstismarın durup durmayacağını görmek için beklemeyin. Çocuğunuzun fiziksel olarak risk altında olduğunu hissediyorsanız derhal polisi arayın ve okuluna haber verin. Aynı koruma methodlarını sexting içinde yapmanız gerekiyor. Bu konuda internet üzerinde bir çok eğitici bilgiye ulaşabilirsiniz, araştırma yapın ve her şeye kendinizi hazırlayın.

  • Kobane ve Genel Seçim Sonrası Türkiye ve Kürtler

    Kobane ve Genel Seçim Sonrası Türkiye ve Kürtler

    “Kobane ve Genel Seçim Sonrası Türkiye ve Kürtler” konulu panel Sosyalist İşçi Partisi’nin düzenlemiş olduğu “Marksizm 2015-Yenilikçi Fikirler” platformu kapsamında yoğun katılım ile gerçekleşti.

    ´Tevgera Kurd Li Rojhilata Navîn Jiyaneke Nu Pêşkêş Dike´ 1

    Moderatörlüğünü Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton’ın yapmış olduğu, Kobane ve Genel seçim sonrası Türkiye ve Kürtler konulu panele; HDP eski milletvekili ve Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel ve şair, yazar ve sosyalist aktivist Roni Margulies konuşmacı olarak katıldılar.

    Panelde: Kürt Hareketi, Kobani zaferi ve Türkiye genel seçimlerinde HDP’nin zaferi konuları değerlendirildi.

    ‘Kürt Özgürlük Hareketi Ortadoğu’da Yeni Bir Yaşamı Öngörüyor’

    Sebahat Tuncel’in konu ile ilgili değerlendirmesi Kürt özgürlük hareketi ve Ortadoğu’da gelişen olaylara yönelikti. Tuncel, öncelikle Kürt özgürlük hareketinin dünyada ve Ortadoğu’da gelişen olayları nasıl yorumladığını aktardı.

    ´Tevgera Kurd Li Rojhilata Navîn Jiyaneke Nu Pêşkêş Dike´ 1

    Tuncel, kapitalist modernizmin, endüstriyalizm, ulus devlet ve kapitalizm başlıkları altında kriz yaşadığını ve dünya genelinde yaşanan krizlerin kaynağının bu üç başlık olduğunu belirtti.

    “Kürt özgürlük hareketi Ortadoğu’da yeni bir yaşamı öngörüyor” diyen Tuncel, 2010 yılında Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’ya yayılan krize karşı Kürt özgürlük hareketinin önerilerini aktardı: “Endüstriyalizm krizine karşı ekolojik toplumu, ulus devlet krizine karşı demokratik ulusu ve kapitalizme karşı da sosyalist ekonomiyi yani katılımcı ekonomi öneriyoruz. Biz paradigmamızı demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü olarak tanımlıyoruz. Dolayısıyla Rojava’da yaşanan gelişmeler, Kobane direnişi ve Türkiye’deki Kürt sorununa bu perspektiften bakıyoruz. Kobane’de savaşın mücadelesini verdiğimiz gibi, aynı zamanda yeni bir yaşamın da mücadelesini veriyoruz.”

    “Uluslararası Güçlerin Hiçbir Zaman Kürt Politikası Olmadı”

    Tuncel, Kürtler’in Türkiye Suriye, Irak ve Iran’da yaşıyor olmaları nedeniyle, Kürt sorunun dört parçaya bölündüğünü ve sorunun çözümünün bu dört ülkeyi de yakından ilgilendirdiğini belirtti. Tuncel sözlerine şöyle devam etti: “Kürt özgürlük hareketinin Ortadoğu’da hayata geçirmek istediği bu yeni yaşam, bu ülkelerin baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle Kürtler hem bu ülkelerle hem de uluslararası güçlerle baş etmek zorunda. Uluslararası güçlerin İran, Irak, Suriye ve Türkiye politikaları dışında, bir Kürt politikası olmadı. İlk kez Kobane direnişiyle Kürtler dünyaya sesini duyurabildi. Avrupa ve Amerika Kürt sorununu bir terör sorunu olmaktan henüz çıkarmış değil. PKK’nin halen terör örgütleri listesinde olmasını bu ülkelerin politikalarının yansımaları olarak değerlendirmek lazım. Bu bakış açısı Ortadoğu’da Kürdistan sorununun çözümünü engelleyen bir bakış açısıdır.”

    ´Tevgera Kurd Li Rojhilata Navîn Jiyaneke Nu Pêşkêş Dike´ 1

    “Yeni Bir Yaşam Kurabiliriz”

    Türkiye’de 2 yıl boyunca barış sürecinin devam etmesi için büyük çaba harcandığının altını çizen Tuncel , “Ancak AKP hükümeti bunu sürdürmek yerine Kobane direnişinde Daiş’i destekledi ve Türkiye’deki çözüm sürecini de tehlikeye soktu. Yıllarca terörle mücadele ediyorum diye yaygara koparan Türkiye Daiş teröristlerine her türlü yardımı yapıyor; sınırlarını açmaktan, silah yardımına kadar…Ancak Kobane zaferiyle Daiş’in yenilgiye uğraması, egemenlere iyi bir cevap oldu, çünkü; egemenler yoksullara başaramazsınız derler. Ele ele verirsek hep beraber başarabiliriz, yeni bir yaşam kurabiliriz” dedi.
    "´Tevgera

     

    “Türk Milliyetçiliği’ne Büyük Bir Darbe”

    Roni Margulies, konuşmasında HDP’nin seçim zaferi sonuçlarını değerlendirirken, “HDP sadece barajı aşmakla kalmayıp, AKP’nin tek başına hükümet kurmasını da engellemiş oldu” dedi. HDP barajı aşamasaydı 80 milletvekilini AKP’ye kaptırmış olacaktı diyen Margulies, nüfusun %20’sini teşkil eden Kürtler’in parlamentoda temsil edilmesinin elzem olduğunu belirtti.

    Kobane ve Genel Seçim Sonrası Türkiye ve Kürtler 1

    Margulies, HDP’nin bu zaferi aynı zamanda Türk Milliyetçiliğine de büyük bir darbedir diyerek, partinin parlamentoda ciddi bir muhalefet oluşturacağını vurguladı.

    Margulies, ayrıca AKP’nin genel seçimlerden istediği sonucu elde edememesinin sebeplerini şu sonuçlara bağladı: “Erdoğan Hükümeti 2 yıl boyunca talihsizlikler yaşadı. Bunlardan ilki Gezi Hareketi, daha sonra yolsuzluk soruşturmaları, 300 kişinin ölümüne neden olan Soma maden faciası ve bu facia karşısında AKP hükümetinin işverenden yana tavrının tepki toplaması, metal işçilerinin grevleri ve son zamanlarda Türkiye’yi etkileyen ekonomik kriz… Bu faktörler hükümeti zayıflattı.”

    Margulies sözlerini şöyle noktaladı: “Hükmedenlerin zor zamanlar geçirdiği bu dönemde, muhalif hareketin ülkede fark yaratmak adına birçok fırsatı var.”