Koordînasyona Jinan a HDP’ê ya Brîtanya, rojnameya Star a Hevseroka Giştî ya HDP’ê Fîgen Yuksekdag bi manşeteke cinsiyetperest kir hedef protesto kir.
Roja Sêşemê endamên Kordînasyona jinan a HDP´ê ya Brîtanya li avahiya Gik-Der´ê hatin ba hev û bi daxûyaniyekî rojnameya Star şermezar kirin.
Di daxûyaniyê de wiha hat gotin: “Yek ji çapemeniya hikûmetê ya bi navê Star bi awayekî qirêj êrîşî hevseroka partiya me Figen Yuksekdag kir. Hevseroka me berteka xwe li hember komkûjiya Kobanê û alîkariya dewleta Tirk ya bi Daîş´ê re anîbû ziman. Ev yek dijminahiya wan û rûyê wan ê bi qirêj li hemberî jinan dide nîşandan.
Hedefa manşeta rojnameya Starê li hemberî nasnameya têkoşîna azadiya jinan e. Em vî zimanî ji nêz ve dinasin. Hedef nîşandan, kampanyayên lînç kirine heta niha bi vî rengî bi van nûçeyan hat meşandin. Ger ku zerareke herî piçûk jî bigihêje hevseroka me, berpirsê vê partiya AKP û çapemeniya wê ye.
Em carek din vê êrîşê bi awayekî tund şermezar dikin û dibêjin hevseroka me Yuksekdag ne bi tenê ye.”
Di çarçoweya 26´emîn festîvala Çand û Hûnerê Ya Day-Mer´ê panelek bi navê ´Hilbijartinên Ewropa û Çep´ hat li dar xistin.
Panel li avahiya Day-Mer´ê pêk hat û parlementerê HDP´ê Levent Tuzel, Serokê Partiya Keskan(Green) Natalie Bennet, Parlamentera Edmontonê Kate Osamor, Sekreterê giştî yê Meclîsa Gel Sam Fairbairn, nûnerê TUSC´ê Jenny Sutton û Dave Nellist wekî axaftvan tevlî panele bûn. Rêvebirê Day-Mer´ê Oktay Şahbaz moderatoriya panelê kir.
Di panelê de bilindbûna partiyên çep yên li dewletên bi pirsgirêk yên Ewropa û rewşa tevgera çe pli Brîtanya hat nirxandin. Wekî din bal hat kişandin ser Partiya HDP li Tirkiye, Syriza Li Yewnanîstanê û Podemos a Ispanya.
Festîvala Day-Mer´ê dê 5´ê Tîrmehê roja Yekşemê bi şahiya li Clisoldê bi dawî bibe.
Komkujiya Kobanê ya hefteya borî roja pêcşemê pêk hatî li paytext Londonê li pêşiya sefaretxaneya Tirkiye hat şermezar kirin. 25´ê Hezîranê roja Pênceşemê çeteyên Daîş´ê ketibûn Kobanê û 260 însan qetil kiribûn.
Çalakî roja Înê li pêşiya sefaretxaneya Tirkiye hat kirin. Çalakvanan alîkariya dewleta Tirk bi çeteyên Daîş´ê re bi zimanekî tund şermezar kir û bang li dewletê kir ku dev ji alîkariya bi Daîş´ê re berde. Çalakî ji hêla Platforma Yekîtiya Hêza Demokratîk ya Brîtanya ve hat li dar xistin.
Di çalakiyê de alên YPG û wêneyên komkûjiya çeteyên Daîş´ê hatin rakirin û piştî daxûyaniya hatî dayîn rêya pêşiya sefaretxaneyê ji trafîqê re ji hêla çalakvanan ve hat girtin.
Di daxûyaniya li ser navê Platforma Yekîtiya Hêza Demokratîk ya Brîtanya ve hatî kirin de wiha hat gotin; Di serî de em komkûjiya Kobanê lanet dikin û bang li herkesî dikin ku bi gelên Rojava re piştevaniya xwe nîşan bidin. Çeteyên Daîş´ê bi alîkariya dewleta Tirk êrîşî Kobanê kir û zarok û jin jî di nav de bi sedan kes qetil kirin. Em carek din sersaxiyê ji gelê Kurd re dixwazin.
Yên ku çeteyên Daîş´ê bi rê ve dibe dewleta Tirk a faşîst e.Mirovahî bi ezmûneke nu re rû bi rû ye. Dive li hember vê komkûjiyê bêdeng newe mayîn. Yên ku aliyê mirovahiyê ne divê rêhevlatiya gelê Rojava bike.”
Di dawiya daxuyaniyê de hat gotin ku şoreşa Rojava ya me ye û em ê heta dawiyê lê xwedî derkevin.
Di çalakiyê de wêneyên Serokkomarê dewleta Tirk Tayîp Erdogan hatin şewitandin. Çalakî bi dirûşmeyan bi dawî bû.
Geçen hafta bütün Kürt halkı için yine acı dolu bir hafta idi. Yüzyıllardır yapılan canice, haince yapılan saldırılar bir kez daha Kobane’de tekrarlandı. Amaç bu seferde her zamanki gibi aynı idi, yok etme! yok sayma! Bu amaca ulaşmaya ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın Kürtler hiç bir zaman yok olmayacak ve izlerini asla kaybettirmeyecekler. Belki de bu inanç ve kararlılıkla içimden hiç yapmak gelmese de bu hafta köşemiz için yemek yapıp bu yazıyı yazmayı başardım. Bunları belirterek yazıma başlamak istedim.
Bu hafta Gaziantep yöresine ait çok özel, muhteşem lezzetli bir meze tarifi ile beraberiz.
Meze Orta Doğu kültürlerinin en sevilen yiyeceklerinden biridir. Pek çok dilde aynı isimle anılır Arapça’da ‘mezze’, Yunanca ve Bulgarca’da ‘mezé’ ve Farsça’da da ‘maze’ dir. Kürtçede de meze olarak geçmektedir. Genelde küçük aparatifleri içeren yemeğin yanında yada öncesinde yenilen yiyecekler anlamında kullanılır. İspanyollar aynı türden yemeklere ‘tapas’ demektedirler. İngilizcede genelde mezeye ‘appetizer’ yada ‘snack’ denmektedir. Ama restoranlar aracılığı ile İngiliz yemek kültürüne yaptığımız önemli bir katkı ile, İngilizler de meze ile snack’ın farkını çok iyi öğrendiler bana kalırsa.
Mezenin en önemli özelliklerinden biri küçük bir lokma ile damakta, unutulmaz farklı lezzetleri bir anda yaşatmasıdır. Muhamere gibi bir çok belli başlı mezelerin formüllerini mükemmelleştirmek yemek meraklılarının muhtemelen yıllarını almıştır. Bu sebeple bildiğimiz sayısız mezelerin tarih boyunca hiç değişmeden nesillerden nesillere geçmesi bir tesadüf değildir.
Muhamere’nin kökeninin Mezopotamya’daki bir topluluk olan Asurlular yani, bir teze göre, bugünkü Süryani’lerin atalarından geldiği güçlü bir savdır. Asurluların varlıklı ve mutfaklarının zengin bir mutfak olduğu bilinmektedir. Süryani yemeklerinin lezzeti ve günümüzde dünyaca ünlü şarapları pek çok kimse tarafından bilinmektedir. Binlerce yıl beraber yaşamış iki kültürün yemek kültürlerinin birbirlerini etkilemesi, hele ki aynı coğrafyada yaşadıklarını göz önünde bulundurursak gayet doğal bir durumdur. Muhamere Suriye’de de özellikle Halepliler tarafından zevkle yenilen bir meze çeşididir. Hatta ilk orada yapıldığı bile düşünülmektedir. Gaziantep in muhamere gibi Halep kültüründen etkilenmiş ve kendi damak tatlarına göre yorumladıkları daha pek çok meze ve yemek çeşitleri vardır. Örneğin Antep’te yapılanın içine salça da konur.
Kürt mutfağında közde pişirilmiş sebzelerle yapılan sayısız yemek çeşitleri vardır. Bunun en doğal sebebi Kürdistan topraklarında gazlı ocakların gelmesinden önceki dönemlerde yemek pişirmek için kulanılan tek aracın ateş olması idi. Bu yolla pişirilen yiyeceklerin doğal lezzetlerini fazlasıyla arttırması belki bugün bile hala aynı yöntemleri kullanarak yapılmasının en önemli sebebidir.
Muhamere günün her saatinde her öğününde tüketilebilecek bir yiyecektir. Kahvaltıda taze ekmeğe sürebilir, yada salatanıza sos yapabilirsiniz. Et ve balık ürünlerinin yanında da sos olarak da kullanabilirsiniz.
Bir çok tarifte içine ekmek koyulması öneriliyor fakat ekmek koyulmadan yapılanını daha fazla tercih ediyorum. Tercih sizin ama ekmek koymayacaksanız ceviz miktarını arttırmanız gerekebilir.
Bu tarif uzun denemeler sonucunda vardığım en son versiyon. Umarım beğenir ve zevkle yersiniz. Yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyorum.
Muhemara:
6 kişilik
6 uzun tatlı kırmızı biber.
100 gr. ceviz içi
1 yemek kaşığı karışık salça
6 yemek kaşığı saf zeytinyağı
2 yemek kaşığı nar ekşisi
1 -2 diş dövülmüş sarımsak
Yarım limon suyu
1 tatlı kaşığı kimyon
1/2 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
Tuz ve karabiber
Eğer gaz ocağınız varsa biberleri tüm olarak üzerine yerleştirip yüksek ateşte her yanı siyahlaşana kadar çevirerek közleyin ve soğumaya bırakın. Gaz ocağınız yoksa fırını 180 C ısıtıp biberleri tepsiye yerleştirin ve 30 dakika kadar üzerleri hafif yanana ve yumuşayana kadar grilin altında pişirin.
Ekmek koyacaksanız yumuşaması için biraz su ile ıslatın ve fazla sularını sıkın.
Biberler soğuyunca yanmış olan dış zarını dikkatlice soyun ve musluk altında hafif yıkayın. Suları iyice süzüldükten sonra iç çekirdeklerini temizleyin. (Biberlerin sulu kalması mezenizin kıvamını bozar, o yüzden kağit havlu ile nemini alabilirsiniz.)
Ceviz içlerini mutfak robotunuzda ufalayın, ardından biberleri ve diğer bütün malzemeleri ekleyin koyu bir kıvam alana kadar robotu çalıştırmaya devam edin. Tuz karabiber ve acısını kontrol edin ve servise alın.
Rojava’nın Qamîşlo kentine bağlı Til Berak’ta 2 Mart’ta yaşamını yitiren Britanya vatandaşı YPG’li savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in (Kemal) annesi Vasilis Scurfield Başbakan David Cameron, ABD Başkanı Barack Obama ve Avrupa Komisyonu’nun başkanı Jean-Claude Juncker’in dikkatine yönelik başlattığı imza kampanyası devam ediyor.
Rojava’da YPG saflarında savaşırken yaşamını yitiren Eric Scurfield’in (Şehid Kemal) fotoğrafının olduğu duvar halısı annesi Vasiliki Scurfield’e takdim edildi.
Bir süredir devam eden imza kampanyası kapsamında Nottingham’da bir etkinlik düzenlendi. Pazar günü Nottingham Kürt Toplum merkezinde yapılan etkinliğe Scurfield ailesi başta olmak üzere bir çok Kürt ve dostları katıldı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda imza kampanyasının amacı anlatıldıktan sonra kampanyayı güçlendirme çağrıları yapıldı. Etkinlikte Eric Scurfield’in resminin nakşedildiği duvar halısı annesine KNK temsilcileri tarafından takdim edildi.
DAİŞ’in durdurulmasında hükümetlerin kararlı hareket etmesi için konunun parlamentoda tartışılabilmesini sağlamak amacıyla yüz bin imzaya ihtiyaç olduğunu ifade eden anne Scurfield, imza kampanyasının mümkün olduğunca her kesime ulaştırılmasını talep etti. ”Stop ISIS. Act decisively” (DAİŞ’i durdurun. İstikrarlı Davranın) başlığıyla hazırlanan kampanyaya www.change.org üzerinden imza verilerek destek olunabilir. Kampanya kapsamında PKK’nin terör listesinden de çıkartılması talep ediliyor.
Anne Vasilis Scurfield’in kaleme aldığı imza kampanyası tam metni şu şekilde:
”Hepsinin birer ismi var. DAİŞ’in katlettiği her bir kişinin bir adı var ve her geçen gün zulüm ve terörden uzak yaşam haklarını korumaya çalışırken daha fazla insanlar ölüyor.
Tüm iyi insanlar DAİŞ tarafından işlenen bu zulümler nedeniyle öfke ve dehşet içinde; yine de -hatta diğer aşırılık yanlısı örgütlerle ilişki içinde -DAİŞ engelsiz bir şekilde bu korkunç işlerine devam etmekte. Bu süre içerisinde, en iyi yaptığı şey sadece DAİŞ’i geçici olarak durdurmak olan bazı gönülsüz koalisyon hava saldırıları oldu. Buna rağmen, Kuzey Suriye özellikle Rojavalı Kürtler esasen destek almadan, tüm dinlerden ve etnik kökenden insanları ve sığınmacıları korumak için savaşıyorlar.
Batılı hükümetler, Kürt halkını büyük ölçüde görmezlikten gelmekteler fakat bu Kürtler öne çıkıp direnmemiş olsaydı neler olacağını bir düşünün. DAİŞ şu anda Kuzey Suriye’nin büyük bölümüne hakim olmuş olurdu ve dünya çapında aşırılıkçı ideolojisini yayma amacı ile hızla ilerlerdi. Bunu düşünmesi bile katlanılmaz.
Taleplerimiz:
Türkiye’nin tüm Suriye sınırı boyunca bir BM varlığının / gözlemcilerinin aşağıdakilerden emin olması:
bu yolu kullanarak DAİŞ için malzeme ve gönüllülerin çatışma ortamına girmemesi ve eğer girişimde bulunulursa biran önce durdurulmaları
tıbbi malzeme dahil, yardım ve DAİŞ geri çekildikten sonra kasaba ve köylerin yeniden inşaası için gerekli kaynakların istikrarlı bir şekilde Rojava’da sivilere ulaştırılması için insani bir koridorun açılması
Gerekçe: A. DAİŞ bir yerlerden kendi malzeme ve yeni üyelerini ediniyor. Onların Türkiye’nin Suriye sınırından geliyor olduğuna işaret eden birçok bildirim var. Eğer öyleyse bu durumda kanıtların toplanması ve bunun biran önce durdurulması gerekiyor.
Ayrıca malzeme ve yardımların Kürt halkına ulaşması engelleniyor. Korunan ve bağımsız bir koridor, ihtiyaç duydukları yardımı edinmelerini sağlamak için hayati önem taşımaktadır.
Batılı hükümetler tarafından DAİŞ’i nihai bir şekilde yenilgiye uğratılmasında, neye ihtiyaçları olduğunu ortaya çıkarmak için Rojava’da YPG ile doğrudan bir diyaloğun başlatılması ve bunların tedarik edilmesi.
Gerekçe: Ön cephedeki Rojavalı Kürtlere yardım etmenin en iyi yolu neye ihtiyaç duyduklarını onlara sormaktır. Bu oldukça açık. Neden hiç kimse onları dinlemiyor? Neden hiç kimse onlara sormuyor? YPG listelenen bir örgüt değil, o nedenle bunu yapmak için hiçbir engel yok.
Şilhan Özçelik ve DAİŞ’e karşı savaşmak istediği için tutuklu bulunan diğer kişilerin biran önce serbest bırakılması.
Gerekçe: DAİŞ’e karşı savaşmaya giden insanları öcü gibi göstermemeliyiz.
PKK’nin listeden çıkarılması.
Gerekçe: PKK uzlaşmacı olmaya çalışıyor. Türkiye ile olumlu bir ilişki yaratmak için çalışmaya hazır. DAİŞ’e karşı mücadelede yararlı bir müttefik olabilir. Eğer Küba’yı listeden çıkarabiliyorsak, İran’la ve IRA ile çalışabiliyorsak, PKK’yi de listeden çıkarabiliriz.
DAİŞ tarafından kaçırılan ve köle olarak satılan her kadının aileleri ve toplumlarına uygun bir destekle geri getirilmesinden emin olmak için kaynakların adanması taahhütü
Gerekçe: kölelik ve tecavüz hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu kadınların adalete ihtiyacı var.
DAİŞ’i finanse eden ya da destek verme ihtimali olan Batılı ”müttefikler” içinde bir soruşturmanın başlatılması ve eğer bunu yaptıkları ortaya çıkarsa acil cezalandırıcı önlemlerin alınması
Gerekçe: DAİŞ bir yerlerden finanse ediliyor, malzeme ve üye sağlanıyor ve tüm bunlar bir şekilde ulaşıyor. Bunlar bir yerlere petrol, antik eser ve kadın/çocuk satıyorlar. İlgili hükümetlerin bilgisi dahilinde ya da değil, bu olanlara bir son verilmesi gerekiyor.
Lütfen sesinizi yükseltin ve bu kampanyayı imzalayın.’’
Cumartesi günü Merkez Londra’da gerçekleşen Onur Yürüyüşüne, Pride in London’ın rakamlarına göre, 250 ayrı grupla, 30 bin kişi katıldı.
Merkez Londra’yı gökkuşağının renklerine büründüren Onur Yürüyüşü, Baker Street’te başlayıp Trafalgar Meydanı’nda sona erdi- güzergah Whitehall, Oxford Street, Regent Street ve Piccadilly Circus’dan geçti.
Organizatörler, 100 binlerce kişinin güzergah üzerinden geçit törenini izlediklerini belirttiler.
Yürüyüşün başında dünyanın bütün devletlerinin bayrakları taşındı. Organizatörler, böylece, dünyanın her yerinde yaşayan LGBTi bireylerine dayanışma mesajı verdiklerini belirttiler.
Bu yılki yürüyüşün teması, eşcinsellerin haklarının ilerletilmesine katkıda bulunanları anmak için “Onur Kahramanlar” olarak belirlendi.
Geçtiğimiz Cuma günü, Amerika Birleşik Devletleri’nde Yüksek Mahkeme’nin eşcinsel evliliğin hukuki bir hak olduğuna karar vermesiyle, bu yılki etkinlik daha da coşkulu geçti.
Londra başta olmak üzere dünyanın birçok merkezinde renkli görüntülerle geçen Onur Yürüyüşü, İstanbul’da polisin sert müdahalesiyle geçti.
“Avrupa’da Seçimler ve Sol” konulu panel, Londra’da 26. Day-Mer Kültür ve Sanat Festivali kapsamında yoğun katılım ile gerçekleşti.
Londra’da 26. Day-Mer Kültür ve Sanat festivali kapsamında gerçekleşen “Avrupa’da Seçimler ve Sol” konulu panele; HDP milletvekili Levent Tüzel, Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett, İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor, Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn, Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton ve Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist konuşmacı olarak katıldılar.
Panelde; Avrupa’nın sorunlu ülkelerinde güçlenen sol akımlar, bu bağlamda siyasetin değişen görünümü ve solda yükselen halk hareketinin İngiltere’de nasıl tetiklenmesi gerektiği konularına değinildi. Ayrıca Türkiye’de HDP, Yunanistan’da Syriza ve İspanya’da Podemos gibi sol partilerin seçimlerde elde ettiği başarılar da değerlendirildi.
Oktay Şahbaz ve Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton
Panel moderatörü Oktay Şahbaz, İngiltere’de seçimlerden sonra Muhafazakar Hükümetin uyguladığı kemer sıkma politikalarının, işçi ve göçmenlerin yaşam standartlarında düşüşe sebep olacağına değinerek, bunu önlemek için sol ve muhalif grupların bu politikalar karşısında kendi görev ve sorumluluklarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtti.
Panelistler, İngiltere’de kapitalist sömürüye karşı nasıl sefer olunması gerektiği konusunda görüşlerini şöyle aktardı:
“İşçi Hareketini Güçlendirmek Gerekir”
HDP Milletvekili Levent Tüzel
Konuşmasına HDP’yi başarıya taşıyan unsurları değerlendirerek başlayan HDP Milletvekili Levent Tüzel, “HDP sol demokratik bir kitle hareketi olarak, işsizlik ve yoksulluk karşısında; emek programı, savaşçı politikalar karşısında ise barışçıl bir programla barajı aşma başarısını elde etti” dedi. Tüzel, konu ile ilgili değerlendirmesine şöyle devam etti: “HDP’nin arkasında bir kitle hareketi var, ancak tek başına yeterli midir bunu sorgulamamız gerekiyor. HDP’nin başarısında; gelir adaletsizliği, sınıflar arası eşitsizlik, ekonomik krizin yarattığı tahribat ve AKP iktidarının zayıflaması önemli bir etkendi. AKP’nin İŞID’i desteklemesi, Kürt sorununda savaşçı söylemelere geri dönmesi, Kürtler’den aldığı oy kayıplarını da beraberinde getirdi.
“İngiltere’de anti-demokratik seçim sistemi ile iktidara gelen Muhafazakar hükümet politikaları karşısında yapılması gereken; halkların taleplerini ön planda tutmak, bu anlamda birlik kurmak ve en önemlisi işçi hareketini güçlendirmektir. Kapitalist sisteme karşı işçi ve emekçi hareketinin yaygınlaşması ve tabiki o dalganın İngiltere ve Avrupa’da izdüşümlerinin karşılık bulması gerekmektedir.”
“Başlangıç Noktamız Güçlü Bir Kitle Hareketi Olmalı”
Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn
Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn, “Muhafazakar Parti, oyların yalnızca %24’ünü aldı bu da İngiltere demokrasisinde bir sorun olduğunu gösteriyor” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Seçim sonuçları çoğunluğun görüşlerini yansıtmıyor. İşçi partisinin kaybetmesinin sebebi ise kemer sıkma politikaları ile baş edememesi ve çoğunluğun görüşünü yansıtmamasıydı. Durum ile ilgili tahlil her ne olursa olsun kilit nokta şu olmalıdır: Hükümet politikalarına karşı bütün insanları bir araya getirecek güçlü bir kitle hareketi başlatmamız gerekiyor. Başlangıç noktamız bu olmalıdır. Bu anlamda Hakların Meclisi birçok farklı grupları veya organizasyonları bir araya getirmek konusunda başarılı olmuştur. Gerekirse her bölgede Hakların Meclisini kurulmalıyız ve kesintilere karşı protestoların sayısını arttırmalıyız ki hükümet frenlenebilsin.”
“Yeni Politikalar Üretmeliyiz”
Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett
Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett, İngiltere’nin dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Herkesin yaşamını makul ölçülerde sürdürebilmesini sağlayabiliriz” dedi. Bennet sözlerine şunları ekledi: “İleriye dönük adımlar atabilmemiz için öncelikli olarak ele almamız gereken seçim sistemimizdir. Diğer önemli husus da insanlara sadece herşeyin ne kadar kötü olduğunu aşılamaktansa onlara umudun olduğunu göstermemiz gerekir. Avrupa’da solda başarı elde etmiş partiler bize pozitif bir mesaj veriyor. Toplumsal hareketlerin içine yerleşmiş politikalara ihyicamız var. Bu toplumsal hareketler birbirlerini desteklemeli. Ekonomik, sosyal ve çevresel değişikliğe ihtiyacımız var. Hükümetin polikalarına meydan okumalı ve yeni politikalar üretmeliyiz.”
“Zenginliği Milyonerler Değil, Milyonlar Sahiplenmeli”
Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist
Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist konuya dair görüşlerini şöyle aktardı: “Bu ülke 40 yıl önce en demokratik ülkelerden birisiydi. Bugün ise bunu söyleyemeyiz. İhtiyacımız olan işçi sınıfının kesinti karşıtı kitlesel hareketi. Bugünki partilerin politikalaları zenginlerin vergi ve imtiyazlarına yönelik faydalar sağlarken, fakirin geçim sıkıntısını artırmaya yöneliktir. Asgari ücreti £10 yapabilecek, sosyal konutlar inşa edebilecek, ücretsiz eğitim verebilecek zenginlikte bir ülkeyiz. Bunu yapabilmek için ülkenin zenginliği halklarca sahiplenilmeli, miyonlar için akıllıca planlanmalı milyonerler için değil. Yapmamız gereken ulusal bir hareket başlatmak ancak, hafta sonu değil, hafta içi yapılacak grevler ve protestolar etkili olacaktır.”
“Sosyalist bir alternatife ihtiyacımız var”
Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton ise İngiltere’de solun nasıl güçlenmesi gerektiğine dair görüşlerini şöyle açıkladı: “İngiltere’nin yetkisi bile olmayan azınlık hükümeti sınıf savaşları başlatmak üzere. Londra’da 250 bin kişinin katıldığı kesintilere karşı yapılan yürüyüş, insanların direnişe olan susuzluğunun en önemli örneğidir. İnsanlar milyonler için çalışan muhafazakar hükümete karşı öfkeliydi. Peki ne yapmalıyız? Protestolar yapmalıyız evet ama, ihtiyacımız olan bağımsız sosyalist hareket. Protestolara ve grevlere ihtiyacımız var ama, tek başına sistemi değiştirmeye yetmeyecek. Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı problemlerin kökeni kapitalizimdir. Sosyalist bir alternatife ihtiyacımız var. Bu sistem doğru işlemiyor, birleşip yeni bir alternatif yaratalım.”
“Solun Güçlenmesi İşçi Partisi ile Mümkün Olacaktır”
İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor
İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor konu ile ilgili görüşlerini şu sözleriyle ifade etti: “Avrupa’daki seçim sonuçları gösteriyorki Yunanistan ve İspanya’da olduğu gibi sol partiler halkın desteğini alabilir ve seçimleri kazanabilir. Seçimleri kazanabilmek için sol partilerin geniş çapta güç birliğine ihtiyacı vardır. Sendikaların da bu güç birliğine dahil olması gerekir. Özellikle düşük ücretler konusunda çalışmalar yürütebilmek için, birçok çalışanı sendika üyesi yapmaya çalışmalıdır. Benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ama solun İngiltere’de güçlenmesi İşçi Partisi ile mümkün olacaktır. İşçi Partisinin sendikalar ile bağlantısı var ancak bu bağı daha da güçlendirerek istediğimiz başarıyı elde edebiliriz.”
Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn
Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett
Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist