Blog

  • Pandemiden, birbirine ses vererek çıktılar

    Pandemiden, birbirine ses vererek çıktılar

    Londra’da 40 kadın biraraya gelerek bir koro oluşturdu. Pandeminin arttırdığı olumsuz yaşam koşullarında bir nefes almak adına bir araya gelen kadınlar, daha güzel bir dünya için türkü söylüyor.

     

    Bütün dünyayı sarsan Covid 19 salgını Londra’da farklı bir oluşuma hayat verdi. Büsbütün eve kapanmanın getirdiği ağır sorumluluk ve yükü azaltmak için 40 kadın bir araya gelerek bir koro kurdu. Az sayıda kişi tarafından online başlatılan çalışmaya ilgi giderek arttı. Müziğin iyileştirici gücü ile birbirine destek olan kadınlar şimdi ilk konserlerini vermeye hazırlanıyor. Koronun kuruluşu, çalışmaları ve konseri koro şefi Zuhal Yıldırım Gök ile konuştuk.

     

    Öncelikle bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Müziğe olan ilginiz nasıl başladı?

    Koro gibi kolektif çalışmalar yürüten biri için; ‘beni’ anlatmak biraz zor aslında. Çünkü koro demek artık ‘biz olmak’ demektir. Yine de elimden geldiğince bahsetmeye çalışayım. Adım Zuhal YILDIRIM GÖK. İstanbul Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü mezunuyum.  1999-2007 yılları arasında BEKSAV’da  (Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı) çalıştım. Vardiya Müzik Grubu’nun solistliğini ve Beksav Halk Korosu’nun şefliğini yaptım. 2008 yılında müzik öğretmenliğine başladım. Okullarda müzik derslerinin yanı sıra çok sayıda öğrenci ve öğretmen korosu çalıştırıp yönettim. 2009-2019 yıllarında 10 yıl boyunca KDF Kadın Korosu’nun (Kangal Dernekler Federasyonu) çalışmalarını yönettim ve şefliğini yaptım. Müzik bizim için bir aile hastalığı gibi, ama altı çocuklu bir ailede yalnızca ben ve erkek kardeşim hayallerimizi gerçekleştirip müziği meslek edindik. Yıllardır bu hayalin peşinden gidiyorum, Eylül ayından beri de Londra’dayım.

     

    Londra’da bir kadın korosu kurma fikri nasıl ortaya çıktı? Koronuzun adının anlamı hakkında bilgi verir misiniz?

    Londra Sosyalist Kadınlar Birliği’nden arkadaşlar, kadın dayanışmasını güçlendirmek ve pandeminin kadınlar üzerinde yarattığı baskıyı azaltmak için bir kadın korosu oluşturmak istediklerinden bahsettiler.  SKB’nin çağrısı ve yoğun emeğiyle yaklaşık yirmi kadın arkadaş Kasım ayından itibaren online koro çalışmalarına başladık. Sonra yeni katılımlarla sayımız otuzu buldu. Rengin Kadın Korosu böyle oluştu.

    Rengin Kadın Korosu
    Rengin Kadın Korosu

    İsim seçmek,  bu kadar kalabalık bir ekipte ortaklaşa bilmek, biraz zordu aslında. Tam üç haftamızı aldı. Çok güzel öneriler vardı fakat bu kadar birbirinden farklı, özgür ruhlu kadına ‘Rengin’ ismini çok yakıştırdık biz. Tıpkı kır çiçekleri gibi rengârenk, biraz asi ve inatçı…

     

    Otuzun üzerinde koristi bir arada tutmak ve bir ahenk yaratmanın zorlukları nelerdir?

    Çok geniş bir profil aslında, işte bu yüzden ismimiz ‘Rengin’.  Farklı siyasi görüşlerden fakat demokrat ve ilerici, kız kardeşliğin gücüne inanan, kahkahalarıyla ortalığı çınlatan, gözyaşlarıyla kiri pası arındıran, dokunuşlarıyla yaraları saran güzel bir ekip olduk. ‘Kadın kadının kurdu değil yurdudur’ şiarıyla erkek egemen toplumun üzerimizde bıraktığı gerici yanlarla mücadele etmek,  düşeni kaldırmak, yorulana omuz vermek fikri bizi birbirimize yakınlaştıran ortak zemin oldu.

     

    Covid -19  salgını çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

    Online çalışmaların zorluklarını pek çok insan deneyimledi bu süreçte. Yan yana olmadan bir koro çalışmasını sürdürebilmek ise gerçekten büyük bir irade gerektiriyor aslında. Fakat;  büyük bir mutlulukla şunu söyleyebilirim ki bizler online çalışmalarda teknik olarak biraz zorlansak da buluşmalar noktasında hiç zorlanmadık. Çok hızlı bir kaynaşma ve yakınlaşma oldu aramızda. Hatta çalışma günlerini sabırsızlıkla bekledik, sayısını arttırmak için yoğun bir taleple karşılaştık. Tabii aramızdan, pandemi sürecinin yorgunluğu ve kadına yüklediği iş yükü gibi nedenlerle ayrılmak zorunda kalan arkadaşlar oldu. Bunun üzüntüsünü yaşıyoruz ve hala çözüm yollarını tartışıyoruz.  Bugün 40 kadın arkadaşla severek,  büyük bir keyifle ve daha başka neler yapabiliriz sorusunu sormaya devam ederek sürdürüyoruz çalışmalarımızı.

     

    Koro çalışmasının kadınları nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz? Koro çalışmaları kadınlar üzerinde nasıl bir değişim yarattı?

    Biz bu deneyimi çok önemsiyoruz. Rengin Kadın Koro’su yalnızca türküler öğrendiğimiz, söylediğimiz bir alan değil, bir okul olsun istiyoruz. Kendi aramızda ilgi ve yeteneklerimizi geliştirmek için küçük komisyonlar oluşturduk; Yazı,  Sosyal Medya, Basın ve Yayın Komisyonları gibi… Her arkadaşımız istediği komisyonlarda yer alarak ‘bizi’ ve kendini geliştirebilir. Bu daha bir başlangıç, hayallerimiz ve isteklerimiz ise bir derya. Zamanı geldikçe bunları konuşacağız.

     

    Repertuarınızda ne tür şarkılar var? Hangi dilde eserler seslendiriyorsunuz?

    Başlangıç olarak söyleme alışkanlıklarımızı değiştirecek bir repertuarla yola çıktık. Çünkü hiçbir arkadaşımızın bu konuda bir deneyimi yoktu. Koro ya da solo söyleme deneyimleri olan az sayıda arkadaşımız ise, bu işin bilimsel yönleri konusunda pek bilgi sahibi değillerdi. ‘Ruhi Su Dostlar Korosu’ deneyimi yolumuzu aydınlattı diyebiliriz.  Farklı dillerde eserler repertuarımızda şuan çok az.  Kürtçe eserler çalışıyoruz, Ermenice, Rumca ve Arapça başta olmak üzere farklı dillerde de adımlar attık. Ama bunu geliştirmek yeni dönem önceliklerimiz arasında.

     

    Rengin’in önümüzdeki yıllara ilişkin hedefleri nedir?

    Koro konusundaki mevcut yaklaşımlar ne yazık ki biraz sıkıntılı. Bir yanda çok popülist, bilimsellikten uzak, emekten yoksun, takvimsel eylem ve etkinliklerde eğlenelim tarzında oluşturulmuş korolar, öte yanda elitist, halkın sanat yapma yollarını kapatan, kibirli, seçkinci yaklaşımlar. ‘Ruhi Su Dostlar Korosu’ ve ‘Boğaziçi Korosu’ gibi çok güzel örnekler de var tabii. Fakat ‘Rengin Kadın Korosu’ çok farklı bir deneyim. Hiçbir seçme ve elemeye tabii tutmadan kendini geliştirmek ve yetiştirmek isteyen tüm kadın arkadaşlara kapımız açık. Ama emek vermek, disiplinli, özverili ve kendini katarak çalışmak temel koşulumuz. Önümüzde Londra’nın en büyük Birleşik Kadın Korosu’nu kurma gibi bir hedefimiz var. ‘Rengin’ olarak başka ülkeleri kapsayacak bir turneye çıkmayı arzuluyoruz. İlerleyen dönemlerde bir müzikal yapmak istiyoruz.

     

    Bu ölçüde büyük bir koronun; kıyafet, konser, tanıtım gibi birçok harcama kalemi olmalı, herhangi bir yerden mali destek görüyor musunuz? Önümüzdeki dönemde sponsorluk desteği almak gibi bir düşünceniz var mı?

    Ekonomi konusu çok önemli fakat bizim biraz çekingen ve tutuk davrandığımız bir konu. Sanatla uğraşan insanlar bu konuda biraz kırılgan ve utangaç oluyor galiba. Bu güne kadar kendi imkânlarımız ve SKB ve GİK-DER’in mütevazi katkıları ile ilerledik. Fakat büyük projelerimiz için daha fazla desteğe ihtiyacımız olacak. Konusunu siz açmışken buradan bizleri desteklemek isteyen duyarlı dostlarımıza çağrıda bulunalım o halde. ‘Rengin Kadın Korosu’nun sizin değerli katkılarınıza ihtiyacı var.

     

    Son olarak yakın zamanda gerçekleşecek etkinlikleriniz neler olacak? Koronuza katılmak isteyenler size nasıl ulaşabilir? Çalışmalarınızı sosyal medya ve YouTube üzerinden takip edebilir miyiz?

    4 Temmuz’da Millfield Theatre’da heyecanla beklediğimiz ilk konserimizi yapacağız. Tüm dostlarımızın ve aramıza katılmak isteyen kadın arkadaşların ‘Rengin Kadın Korosu’  facebook ve İnstagram hesaplarını takip etmelerini öneriyorum. Yüksek ihtimalle Eylül ayında kayıtlarımız, Ekim ayında ise yeni dönem çalışmalarımız başlayacaktır.

     

  • Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz’da ilk konserini verecek

    Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz’da ilk konserini verecek

    Kasım ayında Londra’da kurulan Rengin Kadın Korosu, ilk konserine hazırlanıyor. 4 Temmuz pazar günü Milfield Tiyatro’sunda gerçekleşecek konsere yoğun ilgi bekleniyor.

     

    Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle herkesin eve kapandığı karantina doneminde Göçmen İsçiler Dernegi (Gik-Der) ve Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)  öncülüğünde bir kadın korosu oluşturuldu.

    Londra’da yaşayan 40 kadının bir araya gelerek hayat verdiği Rengin ilk konseri için geri sayıma başladı.

    Kısıtlamalar nedeniyle sosyal dayanışma ağlarından yoksun kalan Turkiyeli kadınlara destek amacıyla ilk aşamada online yürütülen çalışma, yasakların azalmasıyla yüzyüze yapılmaya başlandı.

    Koronun şefliğini yürüten Zuhal Yıldırım Gök farklı meslek, yaş ve deneyimden gelen kadınlar için bir ifade platformu olusturduklarını söyledi, “Toplumda inanılanın aksine, kadın kadının kurdu değil, yurdudur gerçeği ile hareket ediyoruz” diyen Gök, Rengin Kadın Korosu’nun dayanışmayı yükselteceğini belirtti.

    Günlük hayat içinde yüzlerce sorun ile boğuşan kadınlar için bir nefes alma alanı yarattıklarını vurgulayan Gök, 4 Temmuz’da yapılacak ilk konserlerine bütün duyarlı kesimlerden destek beklediklerini söyledi.

  • Sancar: HDP’yi kapattırmayacağız!

    Sancar: HDP’yi kapattırmayacağız!

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) HDP ile ilgili ikinci kez hazırlanan iddianameyi kabul ettiği sırada olağan toplantıda olan HDP MYK’si gelişmeyi değerlendirdi. MYK toplantısına verilen arada HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile HDP MYK üyeleri basının karşısına çıkarak bir açıklama yaptı.
    Açıklamayı yapan Sancar, şunları söyledi:
    “Anayasa Mahkemesi kapatma davası ile ilgili yenilenen iddianameyi bugün kabul etti. Doğrusu, Anayasa Mahkemesinin tarihi bir fırsat yakalamışken bunu değerlendirmemiş olması Türkiye adına büyük bir talihsizliktir. Evet, AYM iddianameyi kökten reddetme fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebep mevcuttu. Çünkü kapatma davası aylar süren bir siyasi kampanyanın sonucunda açılmıştı.

    ‘TEHDİTLER IŞIĞINDA HAZIRLANDI’

    Biliyorsunuz, başta iktidarın küçük ortağı MHP olmak üzere, iktidar ve yandaşları aylarca HDP’yi hedef gösterdiler, HDP’yi çeşitli platformlarda düşmanlaştıran açıklamalar yaptılar ve tehditler savurdular. AYM’den de bu yönde taleplerde bulundular. Bu talebi öncelikle elbette Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yönelttiler. Kısacası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının hazırladığı ilk iddianamenin arka planında bu siyasi kampanya, bu tehdit ve şantaj kampanyası yer alıyor. Üstelik başta MHP olmak üzere iktidarın çeşitli birimleri sadece HDP’yi tehdit etmekle kalmadılar, bizzat Cumhuriyet Başsavcılığını da tehdit ettiler. Bu arka planda hazırlanan iddianamenin herhangi hukuki bir değeri olmayacağını en temel hukuk bilgisi olan kişiler de değerlendirebilir.
    Bunun siyasi bir operasyon olduğunu herkes kendi gözleriyle canlı bir şekilde gördü. Ve ilk iddianamenin nasıl çürük, boş, çöp bir metin olduğunu da hep birlikte gördük. AYM ilk iddianameyi geri çevirmekle doğru bir iş yapmıştı, şimdi bu konuda hiçbir şey değişmemişken; siyasi kampanya, tehdit, şantaj operasyonları devam ederken üstüne bir de İzmir İl Örgütümüze canice saldırı yapılmışken, AYM’nin iddianameyi kabul etmiş olmasını hukukla açıklamak mümkün değildir.

    ‘AYM, TARİHİ FIRSATI HEBA ETTİ’

    AYM, en azından aylardır ve yıllardır süren bu tehdit, şantaj, düşmanlaştırma ve hukuku bütünüyle bir kenara bırakma operasyonlarının altını çizerek iddianameyi reddetmeliydi. Ayrıca bütün bu kampanyaların sonucu olduğu açık olan İzmir İl Binamıza yapılan saldırıyı da dikkate almalıydı. İzmir İl Binamıza yapılan saldırı, orada katledilen yoldaşımız Deniz Poyraz, burada oynanan oyunun ne olduğunu herkese açıkça göstermişken AYM’nin bu gerçeğe gözlerini kapatmış olması kendileri adına tarihi bir sorumluluk yaratmıştır. Açık bir siyasi operasyon, demokratik siyaseti tasfiye planları üstüne kanlı kirli kaos planları böyle ortadayken eğer AYM iddianameyi reddetmiş olsaydı, Türkiye toplumuna demokrasi umudu adına önemli bir mesaj vermiş olacaktı. Bunu yapmadı, bu nedenle AYM’nin demokrasi, toplumsal barış ve özgürlük adına tarihi bir fırsatı heba ettiğini söylemek zorundayız.

    ‘DAVANIN SAVCISI İKTİDAR, AVUKATLARI DA HALKTIR’

    Ancak AYM’nin bundan sonraki süreçte bu vebali ortadan kaldıracak bir tutum sergilemesi yönündeki beklentimizi korumak istiyoruz. Şüphesiz bu davanın savcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir. Bunu defalarca söyledik; bu davanın iddianamesini hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir. Bu iddianame MHP Genel Merkezi’nde hazırlanmış, Saray’ın hukuk birimlerinde son şekli verilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir. Süreç bu kadar açıkken, davanın savcısının bizzat iktidarın kendisi olduğunu herkesin görmesi gerekiyor.
    Bu davanın avukatları da olacaktır, bu davayı savunmak için avukatlar görev alacaktır. Hukukçularımız, bizler bu davada en güçlü savunmayı yapacağız ama şunu herkes açıkça görsün ki nasıl bu davanın savcısı iktidar ise avukatları da halkın bizzat kendisidir. Bu davada HDP’yi sonuna kadar savunacağımızı ve mutlaka yaşatacağımızı defalarca söyledik. Aynı kararlılığımız daha da büyüyerek devam etmektedir. Bu davanın gerçek avukatı halktır, en başta Kürt halkıdır.
    İradesine her alanda saldırı yapılan Kürt halkı, iradesini savunma kararlılığını her fırsatta ve her zeminde ortaya koymuştur ama davanın avukatı sadece Kürt halkı da değildir. Çünkü davanın hedefi en başta Kürt halkı ve onun iradesidir ama aynı zamanda HDP’de billurlaşan halkların ortak mücadelesidir. Aynı zamanda bu davanın hedefi Türkiye’de demokrasi umudunu yok etmektir, özgürlük özlemini boğmaktır, barış hayallerini bütünüyle gömmektir. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki, bu davayı en başta Kürt halkı savunacaktır ama Türkiye halklarının ortak mücadelesiyle bunu bütünleştirecektir ve Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerini de yanına alarak bu davayı boşa çıkaracaktır. Bu davayı boşa çıkaracağız, kararlılığımız tamdır.
    Demokratik siyaset mücadelesinin geriletilmesine asla izin vermeyeceğiz. Tam tersine, bu dava demokratik siyasette kararlılığımızı ve mücadeleyi büyütme azmimizi daha da artıracaktır, şimdiden bunu açıkça söyleyelim. Davanın ilk açıldığı tarihten sonra yapılan 8 Mart etkinliklerinde ve Newroz kutlamalarında halkımız bu avukatlığı nasıl güçlü ve kararlı bir şekilde yapacağını zaten göstermiştir.
    Bundan sonra da demokratik siyaset zemininde bütün meşru haklarını kullanarak partimizi, halkımızın ve halklarımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz, HDP’yi kapattırmayacağız! HDP’yi büyüterek yoluna devam ettirecek gücümüz vardır. İnancımız tamdır, kararlılığımız sağlamdır.
    Bu davada verilecek karar sadece HDP’ye ilişkin olmayacaktır. Bu davada verilecek karar, en başka AYM’nin kendisi hakkında bir hüküm olacaktır. Eğer HDP’yi kapatma kararı verirse AYM kendisini de kapatma kararı vermiş olacaktır. Halkın vicdanında ve dünya demokrasi kamuoyunda AYM böyle bir karar verirse kendisini de mahkum etmiş olacaktır.
    Ancak sadece bu da değildir mesele. Eğer AYM bu davanın sonunda kapatma kararı verirse şantajlara, tehditlere ve kaos planlarına boyun eğdiğini göstermiş olacaktır. Tersinden söyleyelim, AYM vereceği kararla Türkiye’de demokrasinin geleceğini, Türkiye’de toplumsal barışın geleceğini de belirleyecektir. Fakat esas sorumluluk ve görev bizlere düşmektedir. Bizlere. Başta Kürt halkı olmak üzere ortak mücadele yürüten halkların temsilcilerine, Türkiye demokrasi güçlerine ve dünya demokrasi kamuoyuna görev düşmektedir.
    Biz kararlıyız HDP’yi sonuna kadar savunacağız, kimsenin şüphesi olmasın HDP’yi yaşatacağız. HDP Türkiye’nin aydınlık geleceğinin ışığı olan çok güçlü bir fikriyattır. HDP sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da demokratik birlikte yaşamanın teminatı olan ve güçlü kökleri olan bir fikriyat ve teşkilattır. Bir mahkeme kararıyla bunu etkisizleştirebileceklerini, bir dava süreciyle bu yoldaki kararlılığa gölge düşürebileceklerini sananlar çok büyük yanılıyorlar. Bu davayı bizi sindirmek, şantaj aracı olarak kullanmak gibi plan yapanlar varsa bilsinler tam tersiyle karşılaşacaklar.

    ‘DENİZ YOLDAŞIMIZA SÖZÜMÜZ VAR!’

    Şunu da vurgulamam gerekiyor bizler MYK toplantımızdan çıkarak bu açıklamayı yapıyoruz. MYK’mızın bu konudaki tutumu çok net, kararı çok sağlamdır. Bütün teşkilatlarımızda da ruh hali budur, halkımız kendi gücüne güvenmelidir. En ufak bir tereddüde kimse kapılmamalıdır. Karar ne olursa olsun, süreç nasıl işlerse işlesin, HDP bu güçlü fikriyatla ve bu kararlı halk desteğiyle bütün planları boşa çıkaracaktır.
    Halktan aldığı bu siyasi gücü, Türkiye’nin geleceğini ve politik dengelerini belirleme konusunda kullanacağı yolları mutlaka bulacaktır. Bütün yollar kapatılsa bile HDP, halkla birlikte yeni yolları mutlaka açacaktır. Şüphemiz yok, bütün bedel ödeyen arkadaşlara sözümüz var, en başta Deniz yoldaşımıza sözümüz var: HDP’yi yaşatacağız, büyüteceğiz, mutlaka kazanacağız!”

    SORULARI YANITLADI

    Sancar, “HDP’yi kapatma davası konusunda partinin feshi olursa dava düşer gibi değerlendirmeler var, bu gündeminizde mi” sorusunu şöyle yanıtladı:
    “Sıfır gündem, böyle bir şey gündemimizde yok. İlk günden beri söylüyoruz; HDP’yi sonuna kadar savunacağız, yaşatacağız ve büyüteceğiz. Bu tür spekülasyonlara kimse kulak asmasın. Yürüyüşümüz, HDP’yi savunma ve yaşatma yürüyüşüdür, kararımız HDP’yi büyüterek bu ülkenin yönetimine ortak etme kararıdır.
    “Muhalefetin bu konudaki tutumu hakkında neler söyleyeceksiniz” sorusu üzerine de Sancar, şöyle dedi:
    “Yeni bir aşamaya geldik, her bir aşama Türkiye’deki muhalefet partilerinin de demokrasi güçlerinin de bir sınavı niteliğini taşıyor. Bu konuda benim özel bir değerlendirme yapmam gerekli değildir. Herkes kendi sorumluluğunu, bu davanın amacının ne olduğunu iyice görmeli; demokrasi, özgürlük ve barış içinde bir arada yaşama konusunda samimi olan her çevre ve her parti sorumluluğunu yerine getirmelidir. Bu sınav, halkın vicdanında karara bağlanacak bir sınavdır. Bu sınav tarihin önünde karara bağlanacak bir sınavdır.”

  • AYM, HDP’nin kapatılması iddianamesini kabul etti

    AYM, HDP’nin kapatılması iddianamesini kabul etti

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianamenin ilk incelemesi için bu sabah 10.00’da toplandı. Hızlı bir karar alan AYM, HDP iddianamesini kabul etti, mal varlığına tedbir talebi ise reddedildi.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından hazırlanan HDP’nin kapatılması iddianamesi, 7 Haziran’da Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi.
    Başsavcı Bekir Şahin, 843 sayfadan oluşan iddianamede 451 kişi hakkında siyasi yasak istendiğini açıkladı. AYM raportörü iddianame için “kabul edilmeli” yönünde görüş bildirdi. Anayasa Genel Kurulu da bu sabah iddianameyle ilgili son kararı verdi.
    Karar oy birliğiyle alındı.

    BUNDAN SONRAKİ SÜREÇ

    İddianame, ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin, AYM’nin tanıdığı süre içinde ön savunmasını yapması gerekiyor. Ancak parti bu sürenin uzatılması için başvuru yapabilecek. Ek süre talebini ise AYM karara bağlayacak.
    Ön savunma verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek ve AYM tarafından belirlenecek tarihlerde, Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.
    Kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Bu karar, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla, 15 üyenin 10’unun oyuyla verilebilecek.
    AYM’nin vereceği karar kesin ve bağlayıcı olacak. HDP’nin, AYM’nin kararına karşı başvurabileceği tek mekanizma olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) “yürütmeyi durdurma” yetkisine sahip değil ancak ihlal kararı verilebilir.

    HUKUKSUZ İDDİANAME

    Özellikle Selahattin Demirtaş, Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın sanal medyada ve çeşitli etkinliklerde “çözüm süreci”ne dair açıklamalarına iddianamede geniş biçimde yer verildi. Başsavcılık, bu tweet ve açıklamaları HDP ile PKK arasındaki organik bağın delili olarak öne sürmüştü.
    İddianamede, daha önce Kobanê protestolarına dair hazırlanan ve aralarında partili siyasetçilerin de bulunduğu 28’si tutuklu 108 kişi hakkında iddianamenin de bu dosyaya ekleneceğinin işaretini veren şu değerlendirmeler yer aldı: “Kobani Olayları, Hendek Olayları ile Gara operasyonu sonrası davalı partililerce yapılan açıklamalar, davalı Partinin Diyarbakır İl Binasının önünde evlat nöbeti tutan ailelerin beyanları ve PKK-KCK silahlı terör örgütüne HDP teşkilatları aracılığıyla katıldıklarını mahkeme huzurunda ikrar eden ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan yargılanan sanıkların ifadelerine yer verilecektir.”
    İddianamede, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun asılsız, dayanaksız iddialarına da yer veriliyor.

  • Londra’da binler faşizme karşı tek yürek: Deniz onurumuzdur!

    Londra’da binler faşizme karşı tek yürek: Deniz onurumuzdur!

    Londra’da Kürtler, sosyalistler, devrimciler ve Alevi kurumlarının öncülüğünde binlerce kişi HDP binasına saldırı ve Deniz Poyraz’ın katledilmesini protesto ederek, “Deniz’i katleden bu sistem bu faşizmi yıkacağız” dedi.
    HDP İzmir İl Örgütü’nün binasına düzenlenen saldırıda katledilen Deniz Poyraz için bini aşkın kişi Londra Manor House bölgesinde bir araya geldi. Kürtler, devrimci ve sosyalistler ile Alevi örgütlerinin de bulunduğu Demokratik Güç Birliği öncülüğünde gerçekleşen eylem de, katledilen Deniz Poyraz’ın fotoğrafları ile HDP bayrakları taşındı.Eylem Leyla Poyraz şahsında devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısında bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından ‘Faşizm kaybedecek direniş kazanacak” pankartı eşliğinde kortej halinde Turnpike Lane bölgesine doğru yürüyüşe geçildi.

    Sık sık, “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Faşizme karşı omuz omuraz”, “Kahrolsun AKP-MHP faşizmi”. “Katil devlet katil Erdoğan”, “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Biji serok Apo” sloganlarının atıldığı yürüyüşe yoğun ilgi gösterildi. Kitlenin öfke ve tepkisini dile getirdiği yürüyüşe çevreden alkışlarla gösterilen yoğun ilgi dikkat çekti.

    Kitle Harringey bölgesinde AKP-MHP faşizmine karşı oturma eylemi gerçekleştirerek, Britanya devletinin faşizme karşı tutum alması istendi.

    Turnpike Lane bölgesinde yürüyüş sona ererken burada bir miting düzenlendi. Mitingte DGB adına ortak bir açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Kürtlere ve HDP’nin iradesine yönelik katliamı sert bir dille kınayarak, “HDP’nin anlayışını yıkamayacaksınız. Deniz’in şahsında faşizmi yeneceğiz HDP’nin yanında duracağız. Deniz Poyraz’ın katile bellidir. Azmettirici de HDP’yi dışlayanlar ötekileştirenlerin tamamdır. Biz bu katilleri Roboski’den Gazi’den Sivastan, Gezi’den tanıyoruz. Bu faşizme ve iktidara son darbeyi Deniz Poyraz ruhu vuracaktır. HDP bu ülkede barışın umududur. HDP birlik ve beraberlik bir arada yaşamanın umududur. Bu umut faşizmi yenecek” diye kaydetti.

    Avrupa Kadın Dayanışmas adına Türkçe ve İngilizce yapılan açıklamalar da ise, HDP’ye yapılan saldırı ve katliamlara karşı direnişin büyütüleceği mesajı verildi.

    Son olarak Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal bir konuşma yaparak, Türk devlet sisteminin bir özel savaş sistemi olduğunu vurgulayarak, “Bu katliamın sorumlusu VE katliamcı sistemin yürütücüsü bugün Erdoğan, Bahçeli ve Soylu’dur. Biz bu özel savaş sistemini yıkacağız. Faşizme karşı mücadeleyi büyütmek zorundayız. Kürt halkında dönük bir soykırım siyaseti yürütülüyor. Bugün faşist Türk ordusunu karşı medya savunma alanlarında kahramanca bir direniş var. İşte bu direniş etrafında kenetlenip mücadeleyi büyütüp bu faşist sistemi yıkacağız. Deniz’in şahsında tüm katliamların hesabını bu sistemi yok ederek alacağız” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle “Şehit namırın” sloganları eşliğinde dağıldı.

  • Londra`da halk “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları ile alanlardaydı

    Londra`da halk “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları ile alanlardaydı

    Londra’da yüzlerce kişi HDP İzmir İl çalışanı Deniz Poyraz’ın katledilmesini protesto ederek, “Faşizm yenilecek” mesajı verildi.

    Britanya Demokratik Güç Birliği’nin (DGB) çağrısı ile aralarında Britanya Alevi Federasyonu, Kürt Halk Meclisi, Gik-Der, Day-Mer gibi çok sayıda kurum temsilcisi ve üyesi yüzlerce kişi Wood Green Kütüphanesi önünde bir araya geldi.

    HDP İzmir İl Başkanlığı çalışanı Deniz Poyraz’ın katledilmesini protesto eden kitle sık sık, “Kahrolsun faşizm”, “Terörist devlet”, “Jin jiyan azadi”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları attı. Deniz Poyraz’ın fotoğraflarını ve HDP bayrakları taşıyan kitle, “Kahrolsun TC mafya devleti” pankartı açtı.

    Kitleye dönük bir ülkücünün provokatif yaklaşımına ise gençler çok sert tepki ve karşılık verdi.

    DGB adına ortak açıklamayı okuyan Dilek İncedal, Deniz Poyraz’ı yaşamını yitirmesine yol açan alçakça saldırıyı ve azmettiricilerini kınayarak, “Gün, faşizmin saldırganlığına, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini kanla bastırma siyasetine karşı HDP’yi sahiplenme ve sokaklara çıkma günüdür” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil’de bir konuşma yaparak, MHP AKP faşizminin bir cana daha kıydığını söyleyerek, politikaları tükenmiş olan faşist zihniyetin yolun sonuna geldiğini vurguladı. Faşizmin sonunun geldiğini söyleyen Erbil, “Deniz canımızı katledenleri şiddetle kınıyoruz. Bu rejimi tarihin çöplüğüne atmak için tek bir yumruğuz” dedi.

    Londra`da halk “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları ile alanlardaydı
    Londra`da halk “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları ile alanlardaydı

    Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Elif Sarıcan da yaptığı konuşmada, faşist ve gerici zihniyetin Kürt kadın mücadelesi şahsında bertaraf edileceğini vurguladı.

    Kadın örgütleri adına yapılan açıklamada, faşist rejim Erdoğan rejiminin Kürtlere, Alevilere ve sosyalistlere karşı sayısız suçlar işleğini belirterek, “Deniz Poyraz’ı katleden bu faşist zihniyet yenilecektir. Bu katliamın sorumlusu faşist Erdoğan iktidarı ve onun İçişleri Bakanlığı’dır. Faşizme karşı herkesi HDP’yi sahiplenmeye çağırıyoruz” dedi.

    Londra’da eylemlerin süreceği mesajı verilirken, Cumartesi saat: 16.00’da Manor House bölgesinde büyük bir yürüyüş organize edileceği açıklandı.

  • İşgal saldırıları Londra’da da protesto edild

    İşgal saldırıları Londra’da da protesto edild

    Britanya’nın başkenti Londra’da düzenlenen bir eylem ile işgalci Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik saldırıları protesto edildi. KDP’nin de Türk devleti ile işbirliğinin protesto edildiği eylem BBC Merkez binası önünde düzenlendi.

    Düzenlenen Eylemde, Britanya Kürt Halk Meclisi, Londra Kürt Halk Meclisi ve Birleşik Güçler’de destek verdi.

    İşgal saldırıları Londra’da da protesto edild (2)
    İşgal saldırıları Londra’da da protesto edild (2)

    Britanya Kürt Halk Meclisi adına kısa bir konuşma yapan Elif Sarıcan Türk devletinin Kürdistan’a yönelik saldırılarıa işaret ederek, “Kürt halkı top yekün yok edilmek isteniyor faşist Erdoğan’ın ırkcı saldırıları ve işbirlikçi KDP’nin tutumu Kabul edilir değildir.” Sözerine de yer verdi.

    İşgal saldırıları Londra’da da protesto edild (1)
    İşgal saldırıları Londra’da da protesto edild (1)

    Londra Kürt Halk Meclisi adına ise Ercan Akbal bir konuşma yaparak, “Erdoğan ve faşist AKP’nin Kürdistana yönelik saldırısı soykırımdır, Kürt halkı ve gerilla bu soykırıma direniş gösterirken KDP’nin arkadan vurması ve Türk devletiyle işbirliği yapması ihanetin tablosudur.” Ifadelerini de kullandı.

    Eylemde konuşmaların yapıldığı esnada bir eylemci BBC binasına girmeyi başardı, kapı girişini işgal eden eylemcinin uzun süre dışarıya çıkmasına izin verilmezken eylemde gergin anlar da yaşandı. Eylemciler arkadaşlarının serbest bırakılmasının ardından eylemi sonlandırdı.

    Merkez Londra’da bulunan BBC binası önünde düzenlenen eylem çevredekilerin büyük ilgisini çekti.