Blog

  • Gazeteci Aziz Oruç ve Müyesser Yıldız  tahliye edildi

    Gazeteci Aziz Oruç ve Müyesser Yıldız tahliye edildi

    Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 11 Aralık 2019’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Patnos L Tipi Cezaevi’ne konulan gazeteci Aziz Oruç ile kendisine yardım ettikleri iddiasıyla tutuklanıp ilk mahkemede tahliye edilen Muhammet İkram Müftüoğlu ve HDP Doğubayazıt İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek’in yargılandığı davanın 3’üncü duruşması görüldü.

    Ağrı 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz yargılananlar Muhammet İkram Müftüoğlu, Abdullah Elek, Dicle Müftüoğlu, Turgay İlboğa ve Yücel İlhan katılmadı. Gazeteci Oruç ise tutuklu bulunduğu Patnos L Tipi Cezaevi’nde Ses Görüntü ve Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) duruşmaya katıldı. Oruç’un avukatı Erhan Çiftçiler ile Medya ve Hukuk Çalışmalar Derneği’nden (MLSA) avukat Erselam Aktan da duruşmada hazır bulundu.

    Koronavirüs (Kovid-19) salgını gerekçesiyle basın çalışanlarının duruşmayı takip etmesine izin verilmedi.   Duruşmada söz alan Oruç, önceki beyanlarını tekrarlayarak, herhangi bir örgüt ile irtibatlı olmadığını söyledi. Oruç, salgın nedeniyle yaşamsal riskle karşı karşıya bırakıldığını belirterek, tahliye talebinde bulundu.

    MLSA avukatı Erhan Çiftçiler ise İçişleri Bakanlığı’nın Oruç hakkında yaptığı açıklamaları hatırlatarak, “Mahkemeyi baskı ve stres altında tutan, İçişleri Bakanlığı’ndan yayınlanan duyurudur. Sonraki duruşmalarda da bu duyurunun altı doldurulmaya çalışıldı. Olay basit bir sınır ihlali suçudur” diyerek, Oruç’un tahliye edilmesini istedi.  Oruç’un tahliyesine karar veren mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmayı 16 Nisan 2021’e erteledi.

    ODA TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Zeki Dükel ile onlara bilgi sağladığı iddia edilen stsubay Erdal Baran hakkında açılan davanın ilk duruşması, Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Yıldız ve Baran’ın tutuklu, Dükel’in ise tutuksuz yargılandığı davada, her üç isim hakkında “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” suçunu zincirleme işledikleri gerekçesiyle 6 yıl 3’er aydan 17 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor. Tutuklu sanıklardan Erdal Baran, duruşmada yaptığı savunmada, bipolor bozukluğu bulunduğunu ve ilaç aldığını, bu nedenle kendi katılmadığı toplantıları katılmış gibi, yaşamadığı olayları da yaşamış gibi anlattığını söyledi.

    Müesser Yıldız ise savunmasında “Huzurunuza gelmeme sebep olan bir iddianame değil, bir intikamnamedir. O yüzden sözlerimin başında bu intikamnameye karşı herhangi bir savunma yapmayacağımı belirtmek istiyorum” dedi. Alınan savunma ve taleplerin ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, yurt dışına çıkış ile Müesser Yıldız’ın tahliyesine karar verdi. Baran’ın tutukluluk halinin devamına karar kılan mahkeme, Dükel’in ise yurtdışı yasağının devam etmekle birlikte hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmetti. Mahkeme, bir sonraki duruşmayı 6 Ocak 2021 tarihine erteledi.

     

  • Londra’da onlarca noktaya  ‘Öcalan’ afişleri asıldı

    Londra’da onlarca noktaya  ‘Öcalan’ afişleri asıldı

    Londra’da  ‘Öcalan’a Özgürlük’ Kampanyası kapsamında evlere, parklara, otobüs duraklarına ve işyerlerine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın poster ve afişleri asıldı.

    Londra Kürt Halk Meclisi Örgütleme Komisyonu tarafından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecriti kırmak ve özgürlüğüne dikkat çekmek amacıyla başlatılan pankart eylemleri kapsamında  Kuzey Londra’nın bir çok bölgesine Öcalan’ın poster ve afişleri asıldı.

    Haggerston Park, Enfield Town, Alexandra Palace, Finsbury, Rivaly, Victoria ve Scale Mile gibi ünlü ve yoğun parklara Öcalan pankartları asılırken, onlarca ev , işyeri ve otobüs durağına ‘Öcalan’ı anlatan afişlemeler yapıldı. Afiş ve pankartlar yoğun ilgi ile karşılaşırken, bazı bölgeler de ise Öcalan’ın fikirleri ve tecriti anlatan bildiriler de dağıtıldı.

    Kürt Halk Meclisi Örgütleme Komisyonu sözcülerinden Mehmet Sait Yılmaz, eylem ve etkinliklerinin pankart ve afişleme ile sınırlı kalmayacağını belirterek, “Şu anda özellikle halkın yoğun olduğu bölgelere pankart ve afişler asıyoruz. Yine halkımız da evlerinin pencerelerine Önder Apo’nun afişlerini asıyor. Ancak bir sonraki çalışmamız kentin en önemli köprü ve merkezlerine dev Öcalan pankartlarını asacağız. Türk devlet faşizmine ve önderliğimiz üzerindeki esaret artık kabullenilmeyecektir. Önder Apo’nun özgürlüğü faşizmin yıkılması demektir. Önder Apo’nun özgürlüğü Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik geleceğinin teminatıdır. Faşizm orta yerde dururken halkımız üzerinde her türlü barbarlık uygulanırken, bunun karşısında izleyici olmak ahlaki ve insani bir tutum değildir. Bu yüzden şimdi her yerde Önder Apo’nun özgürlüğünü haykırma zamanı’’ dedi.

    Londra’da  kampanya kapsamında bu hafta yüzlerce ev ve işyerine Öcalan poster ve afişleri asılacak.

    Londra – Diren Amed

  • ‘Gizli’ denilen liste delege isimleri çıktı

    ‘Gizli’ denilen liste delege isimleri çıktı

    İktidar medyasının “HDP ile PKK arasındaki bağın kanıtı” olarak servis ettiği listesinin delege isimleri olduğunu dile getiren HDP Diyarbakır İl Eşbaşkan Vekili İrfan Sönen, il binası önünde oturtulanların çocuklarının bilgilerinin, ailelerin kendilerinde de olduğunu söyledi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 22 Ekim’de parti binalarına düzenlenen polis baskınında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Eşbaşkanları Hülya Alökmen Uyanık ve Zeyyat Ceylan ile Yenişehir İlçe Eşbaşkanları Remziye Sızıcı ve Kasım Kaya gözaltına alındı. 8 günlük gözaltının ardından Sızıcı ve Kaya adli kontrol ile serbest bırakılırken, Uyanık ve Ceylan ise “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı.

    Yapılan baskında el konulan parti çalışmalarında kullanılan pankart, döviz, bilgisayarlar, resmi evrak gibi birçok materyal suçlama konusu yapıldı. Elde edilen parti delege isimleri ve çocuklarının dağa kaçırıldığı iddiasıyla partinin il binası önünde oturtulan ailelerin HDP’ye başvurduğu isim listelerinin yer aldığı ajandanın gizli bölmelerden çıkarıldığını iddia eden iktidar medyası, bunun “PKK ile HDP arasındaki bağın kanıtı” olarak servis etti.

    HDP Diyarbakır İl Eşbaşkan Vekili İrfan Sönen, isim listesiyle ilgili şunları söyledi: “Bu listede yer alan isimler, bize başvuran ailelerin isimleridir. Listedeki bazı isimler kendilerinden haber alınamayan, kaybolan kişilerin isimleridir. Seçilmiş delegelerimizin isimleri de var. Ailelerinin çocuklarının bilgileri, zaten onlarda da var” dedi.

     

    ‘PLAN TUTMADI’

    Servis edilen haberlerin partilerine yönelik saldırıların devamı olduğunu dile getiren Sönen, “Son bir buçuk yılda parti binamıza 20’den fazla baskın yapıldı, en az 27 yönetici ve üyemiz gözaltına alındı. Bu saldırılar ailelerin il binası önünde oturtulmasıyla başladı. Ailelerin başta çocuklarını bulmak istekleri oldu. Ancak milletvekillerimiz, başkanlarımız, üyelerimiz, bizleri ziyarete gelenler her gün bu ailelerin saldırısına uğruyorlar, bizlere, arkadaşlarımıza hakarette bulunuyorlar. Plan tutmadı, bu sefer başka şekillerde isteklerini sonuçlandırmaya çalışıyorlar. Şuan gündeme getirdikleri şeyde aynı ama plan yine tutmadı. Arkadaşlarımızı gözaltına aldılar olmadı, tutukladılar olmadı, eşbaşkanlarımızı tutukladılar olmadı. Bu sefer listedeki isimler üzerinden planlarını işlemeye çalışıyorlar. Bu listeler üzerinden haber yapanlar, aynı bilgiler onlarda da var, gidip onlara sorsunlar” diye konuştu.

     

    ‘AKP’NİN ŞİFRESİNİ ÇÖZDÜK’

    “Biz AKP’nin şifresini çözdük” diyen Sönen, “Bu yüzden partimize hedef alıyor, başkanlarımıza, milletvekillerimize, partililerimize saldırıyor, ama bir türlü önüne geçemiyorlar ve saldırılarını arttırıyorlar. HDP’yi ortadan kaldırmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

     

  • Joe Biden’la ABD’nin Orta Doğu politikası nasıl şekillenecek?

    Joe Biden’la ABD’nin Orta Doğu politikası nasıl şekillenecek?

    ABD’nin Orta Doğu siyaseti belirsizlikler, gerilemeler ve ağırlık noktalarındaki kaymalara rağmen genel olarak İsrail’i güvende tutma, İran gibi kontrol dışı aktörleri etkisizleştirme, Rusya benzeri alternatif güç odaklarını uzak tutma ve petrolün arz güvenliğini sürdürme ekseninde dönüyor. Sonuncusunun bağlamı epeyce zayıfladı.

    Stratejik yönelim olarak ağırlığın Orta Doğu’dan Çin’i kuşatacak şekilde Asya’ya kayması son dönemlerde Orta Doğu siyasetinde boşluklar ve gri alanlar yarattı. Bu, ABD’nin yerel ortaklarının kendi oyunlarını da oynamalarına izin verirken, müttefikler arası uyumsuzluklara da yol açtı.

    ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden’ın döneminde siyasetteki gri alanların nasıl dolacağı merak ediliyor.  Kimilerine pervasız gelen ve diplomatik atışmalara yol açan sözlerine rağmen Biden; altı dönem Senato üyeliği, iki dönem de başkan yardımcılığı sayesinde sistemin işleyişini en iyi bilen siyasetçilerin başında geliyor.

    Bu, her şeyden önce Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump döneminde Beyaz Saray ile kurumsal yapılarla arasında yaşanan uyumsuzluğu bitirmeyi vadeden bir profil.  Trump, Suriye’de Fırat’ın doğusundaki güçleri çekip alanı Türkiye’ye bırakma manevrasında olduğu gibi, Pentagon ve Dışişlerini ters köşeye yatıran ani kararlar alabiliyordu.

    Biden’ın dümene geçmesi temel parametrelerde radikal değişikliklere yol açmayabilir. Yine de Biden kurulu düzenin reflekslerine göre şekillenmiş temel politikaların yürütülmesinde farklılığını hissettirecek yaklaşım, yöntem ve tercihlere sahip.

    Bunun etkisini göstereceği alanlar belli: Biden’in öncelikleri Suriye, Kürtler, S-400 ve NATO ile ilişkiler bağlamında Türkiye’yi; Trump’ın çöpe attığı nükleer anlaşmaya dönüş hedefi nedeniyle İran ve hasımlarını; pek çok açıdan Rusya’yı ilgilendiriyor.

    Çakışma alanları: Suriye, Kürtler ve Libya

    Biden’ın Irak, Suriye ve Libya’daki çatışmalarla ilgili yaklaşımı ABD’nin önderlik rolünü üstlenmesi gerektiği yönünde. ABD liderlik rolü üstlenecekse, Türkiye ile çakışmalar ya da ayrışmalar kaçınılmaz gözüküyor. Arzulanan rolün ne kadar diplomatik ne kadar askeri olacağı önem kazanıyor.

    Trump gelgitlere rağmen Irak ve Suriye’den çekilme niyetini korurken, Biden’ın Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yeniden dirilmesine izin vermeme ve Kürtleri koruma taahhüdü sahada az da olsa asker tutmayı gerektiriyor. Doğrusu bu konularda çizgilerin çok net çizildiği de söylenemez.  Biden’ın dış politika danışmanı Antony Blinken, Suriye’de sınırlı sayıdaki Amerikan askeri varlığını ve kuzeydoğuda kontrol edilen petrolü, yeniden inşa sürecine destek olma önerisiyle birleştirerek, siyasi geçiş için bir koza dönüştürmekten bahsediyor.

    Biden’ın danışmanları ABD’nin sahadaki askeri varlığına rağmen Cenevre süreci dahil siyasi geçişle ilgili çalışmalarda ağırlığını Rusya lehine yitirdiğini ve bunun tersine çevrilmesi gerektiğine inanıyor. Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki kimyasal uyumun ne tür sürprizler getireceğini bilmedikleri için hem Irak hem Suriyeli Kürtler Biden’ın daha istikrarlı ve güvenli bir siyaset güdebileceğini umuyor.

    Fakat nihayetinde Trump’ın da Suriye’den çekilme planını Pentagon, CIA ve Dışişleri’nin yönlendirmesiyle İran’ı ihata etme hedefine bağlayarak değiştirdiğini biliyoruz. Yine de Biden, Kürtler açısından daha öngörülebilir bir lider sayılıyor. Biden, Trump’ın “Kum ve ölüm” diye tarif ettiği Suriye’den çekilme kararını “Kürtlere ihanet” olarak nitelemişti.

    Biden yeri geldiğinde müttefikleri eleştirmekten kaçınmamıştı. 2014’te Harvard’daki konuşmasında “En büyük problemimiz bölgedeki müttefiklerimiz. Türkler, Suudiler, Emirlikler vs. ne yapıyorlardı? Esad’ı devirme ve vekaleten bir Sünni-Şii savaşı çıkarma konusunda o kadar kararlıydılar ki herkese yüz milyonlarca dolar ve on binlerce ton silah akıttılar. Ancak desteği alanlar El Nusra, El Kaide ve dünyanın diğer yerlerinden gelen cihatçılardı” demişti.

     

    Türk-Rus ortak çözüm mekanizmalarını sorun edebilir

    Peki Joe Biden cihatçı örgütlerin üslenme alanına dönüşen İdlib’de farklı bir yaklaşım geliştirebilir mi? Joe Biden’ın da İdlib’i Türkiye’nin koruması altında Şam ve ortaklarına karşı bir koz olarak görme eğilimini koruması muhtemel.  Biden, Trump’ın aksine çatışma alanlarında Türk-Rus ortak çözüm mekanizmalarını da sorun edebilir. Biden, Türkiye’nin Libya siyasetiyle de ilişkilendirdiği Doğu Akdeniz’deki manevralarının durdurulmasından yana. Biden, Türkiye’nin Libya siyasetiyle de ilişkilendirdiği Doğu Akdeniz’deki manevralarının durdurulmasından yana.

    ABD, Libya Büyükelçisi Christopher Stevens’ın öldürüldüğü 2012’den beri kendi haline bıraktığı bu ülkede son zamanlarda diplomatik ağırlığını hissettirmeye başlamıştı. Bu eğilim askeri boyut kazanmadan diplomatik çizgide daha belirginleşebilir. Suriye’nin aksine Libya’da Türkiye ile eşgüdümün daha kolay şekillenmesi de mümkün.

    Elbette kurumsal yapıların belirleyici etkisi tüm başkanlar için geçerli. Yeni dönemde önceliğin Türkiye ile ilişkileri iki lider arasındaki özel kanalından çıkartıp kurumsal çerçeveye ve NATO ortaklığı zeminine oturtmak olacağı öngörülebilir.  Müttefiklerle örselenen ilişkileri tamir etme hedefi özellikle Türkiye’nin yakın planda tutulmasını gerektiriyor. Fakat izlenecek politikaların sonuçları açısından Türkiye’yi kazanmak ya da kaybetmek Biden’ın da yüzleşmekten kaçamayacağı bir ikilem.

    Biden, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) çerçevesinde Kongre’den geçen yaptırım tasarısını önemsiyor. Bu konuda Başkan sıfatıyla göstereceği nihai tutum ilişkilerin yönünü tayin edecektir.

    Varsayım olarak, oyunun Türkiye’yi kazanmak üzerine kurgulanacağı, bu yüzden ABD’nin S-400 ve Halkbank dosyalarında sertleşip Suriye ve Kürtler konusunda Ankara’yı teskin etme yönünde esneyebileceği söylenebilir. Türkiye ile ortaklığın gidişatı da ABD’nin Suriye siyasetinin şekillenmesinde de etkili olacaktır.

     

    İran’la eskiye dönüş: Zor bir dosya

    Biden’ın en çok konuşulan dış politika tercihi İran’la 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya dönüp, Tahran üzerinde etkili olabilecek bir diyalog kanalı açmak. Tahran açısından bu saatten sonra nükleer anlaşmaya dönüş tüm yaptırımların kaldırılması halinde bir anlam ifade ediyor. Biden ve Obama İran’la varılan nükleer anlaşmayı birlikte duyurmuştu. Kongre’deki güçlü İran karşıtlığı dikkate alındığında, Biden’ın bunu yapması zor gözüküyor. Sadece nükleer programla ilgili yaptırımların kaldırılması düğümü açar mı, şimdilik belirsiz. Nükleer anlaşmaya dönülürse bu adım Trump zamanında Körfez ülkeleriyle yeniden yakalanan uyumu sarsacaktır.

    Biden’ın dış politika ekibi İran’ı ana tehdit olarak görüp kuşatma siyaseti izlemek yerine Tahran ile komşuları arasında diyaloğu destekleyen bir yol öneriyor. Obama’nın yaklaşımı da bu minvaldeydi. Ancak özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İran’la müzakereci yoldan çok rahatsızdı. Trump’ın siyaseti ise İsrail-Arap normalleşme süreciyle Tahran’a karşı ortak bir cephe oluşturmak üzerine kurulu.

    Muhtemelen Suudi liderliğindeki Arap bloku bir önceki kurguya dönme önerisine direnecektir. Biden’ın Yemen’deki savaşı desteklemediğine ilişkin sözleri de Suudi-Amerikan ekseninin önünde duran bir diğer sınav. 2014’te IŞİD’e karşı Irak’a yeniden dönmüş olan Amerikan askeri varlığının geleceğine dair tablo da biraz flu.

    Trump Irak’taki askeri varlığı İran’ı kuşatma siyasetinin bir parçasına dönüştürerek işleri karmakarışık hale getirdi. Biden’ın hassasiyet gösterdiği Kürtlerin yanı sıra Sünniler ve belli Şii bloklar İran’ı dengelemek için Amerikan askerinin kalmasını istiyor.

    Bağdat ile Washington arasında halihazırda tartışılan “stratejik anlaşma” güçlerin statüsü için yeni bir çerçeve oluşturacak. Müzakerelerin gidişatına göre Irak’ta Amerikalıların fiilen kullandığı üslerin kalıcı hale gelip gelemeyeceği ya da asker kalacaksa hangi statüde kalacağı belli olacak.

     

    Filistin-İsrail: Büyük yanılsama

    Biden’ın başkanlık koltuğuna oturması halinde Trump’ın damadı Jared Kushner’e hazırlattığı “Yüzyılın Anlaşması” çerçevesindeki inisiyatifleri sürdürüp sürdürmeyeceği de merak ediliyor.  Biden Kushner’in Orta Doğu’nun en zorlu meselesinde bir barış inisiyatifi yürütecek kapasitede biri olduğuna inanmıyordu.  Fakat kim gelirse gelsin, İsrail-Amerikan ilişkilerinin tabiatı değişmiyor.

    İsrail 2016’da ABD’den görülmemiş düzeydeki 38 milyar dolarlık yardım paketini Biden sayesinde garantilemişti.  Biden iki devletli çözüme inanıp, yasadışı yerleşimlerin genişlemesine karşı çıkarken, Trump’ın barışı imkansız kılan adımlarını tersine çevireceğini söylüyor.  Yine de öngörü, Trump’ın İsrail lehine sağladığı kazanımları koruyacağı yönünde. Bunlara Amerikan Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması dahil.

    Biden, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ndeki ilhakı tanıyan başkanlık kararnamesine de sadık kalabilir. Kendisini “Siyonist” ve “İsrail’in sadık destekçisi” olarak tanımlayan Biden’ın, BAE ve Bahreyn ile başlayan Araplarla İsrail arasındaki normalleşme sürecine tam destek sunması da bekleniyor.

    Biden, Trump döneminde oluşmuş yeni durum üzerinden Filistin Yönetimi’ni muhatap alan görece dengeli eski politikaya dönebilir. Bunlarla birlikte Biden, Trump döneminde oluşmuş yeni durum üzerinden Filistin Yönetimi’ni muhatap alan görece dengeli eski politikaya dönebilir.

    Bu politika iki devletli çözümü dillendirmeyi, Filistin diplomatik misyonunun Washington’da çalışmasına izin vermeyi ve Birleşmiş Milletler’in Filistin’e destek programlarına katılmayı içeriyor.

    BBC / Fehim Taştekin

  • ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden

    ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden

    ABD’de 3 Kasım’da yapılan 59. başkanlık seçimlerini, mevcut Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ı geride bırakan Demokrat Joe Biden kazandı. 2008-2016 yıllarında dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın başkan yardımcılığını yapan Biden, toplamda 279 delegeye ulaşarak başkan olmaya hak kazandı.

    Demokratların seçimi kazanmasıyla birlikte Kamala Harris de başkan yardımcısı oluyor. Böylece ABD tarihinde ilk kez bir siyah ve ilk kez bir kadın, başkan yardımcısı olacak.

    Joe Biden kimdir?

    Joe Biden, 20 Kasım 1942’de Pensilvanya eyaletinin Scranton kentinde İrlanda kökenli Katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1953 yılında ailesiyle beraber Delaware eyaletinin Claymont kentine taşındı. Delaware Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden 1965’te mezun oldu, ardından Syracuse Üniversitesi Hukuk fakültesini 1969’da bitirdi ve Wilmington’da avukatlık yaptı. 31 yaşındayken 1972 yılında ABD Senatosuna seçilen Biden, en genç senatörlerden biri olarak kayıtlara girdi.

    37 yıl senatörlük yaptı

    2009 yılının ocak ayında başkan yardımcısı olarak yemin edene kadar bu görevini sürdüren Biden, aralıksız olarak 37 yıl boyunca Delaware eyaletinin senatörlüğünü yaptı. Biden, 2008 yılında yapılan ABD başkanlık seçimlerinde Demokratik Partiden başkanlığa adaylığını koydu ancak Iowa’daki ön seçimlerde başarısızlığa uğrayınca adaylıktan çekildi.

    23 Ağustos 2008 tarihinde Demokratik Parti’nin başkan adayı Barack Obama tarafından başkan yardımcılığına aday gösterilen Biden, 4 Kasım’da yapılan seçimleri Demokratların kazanmasıyla birlikte 20 Ocak 2009’da 47. başkan yardımcısı olarak yemin etti. 8 Kasım 2016’daki seçimleri Trump’ın kazanmasının ardından 20 Ocak 2017’de görevini Mike Pence’e devretti.

    İlk eşi Neilla Hunter 1972 yılında vefat eden Biden, 1977 yılında Jill Jacobs ile evlendi. Beau adlı oğlu beyin kanserinden 2015 yılında vefat eden Biden’ın 3 çocuğu bulunuyor.

    ABD başkan adaylığını 25 Nisan 2019 tarihinde yayımladığı 3,5 dakikalık video ile duyuran Biden, burada Trump’ın ülkeyi kutuplaştırdığını vurgulayarak, kendisinin halkı birleştireceğini öne sürdü.

    Ön seçim sürecinde diğer Demokrat başkan aday adayları ile hararetli tartışmalara imza atan Biden, 5 Şubat 2020 günü Iowa’da Demokrat aday adayları arasında yapılan ilk ön seçimi 4. sırada, 11 Şubat’ta New Hampshire’da yapılan ikinci ön seçimi ise 5. sırada bitirdi.

    Ay sonunda Güney Carolina’da yapılan ön seçimde ivme yakalayan Biden, Demokrat rakipleri Pete Buttigieg, Amy Klobuchar ve Elizabeth Warren’ın yarıştan çekilmesiyle avantaj yakaladı.

    3 Mart’taki Süper salı olarak nitelendirilen ve 14 eyalette yapılan ön seçimlerin 9’unu kazanan Biden, 8 Nisan 2020’de Bernie Sanders’ın da yarıştan çekilmesiyle partisinin tek başkan adayı olarak kaldı. Biden “ABD yakın tarihinin en kritik başkanlık seçimleri” olarak nitelendirilen seçimlerde mevcut başkan Cumhuriyetçi Donald Trump ile karşı karşıya geldi.

    ABD Başkanlık seçimlerinin sonuçları diğerlerinden farklı olarak bu yıl seçim gecesi netleşmedi ve iki aday da uzun süre başkan olmak için gerekli 270 delegeye ulaşamadı. Bu süreçte Biden tarafı “kazanan biz olacağız” açıklamalarında bulunurken, Trump tarafı seçimlerde usulsüzlükler olduğunu iddia etti.

    Associated Press (AP) ajansının açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre bugüne kadar Biden 253, Trump’ın 214 delegesi vardı.

    Öğlen saatlerinde 20 delegeli Pennsylvania eyaletini kazanan Biden, ülkenin 46. başkanı olmaya hak kazandı. Ardından günlerdir merakla beklenen Nevada eyaletindeki 6 delegeyi de Biden’ın kazandığı duyuruldu.

    Şu anda 77 yaşında olan ve 20 Kasım’da 78 yaşına girecek olan Biden, ABD tarihinde seçilen en yaşlı başkan oldu. Ülke tarihindeki en yüksek katılımla gerçekleştirilen seçimlerde Biden, 74,5 milyonu aşkın oy alarak ülke tarihinde en yüksek oyu alarak başkan seçilen kişi oldu.

    Biden ayrıca yaklaşık 30 yıl aranın ardından görevdeki bir başkana ilk döneminde seçimi kaybettiren ilk kişi oldu. Öte yandan, Biden, John F. Kennedy’nin ardından ABD’nin ikinci Katolik başkanı olacak. Biden sonuçların resmileşmesi durumunda 20 Ocak 2021 günü 78 yaşında görevine başlayacak.


  • Tutuklu gazeteci Aziz Oruç için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru

    Tutuklu gazeteci Aziz Oruç için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru

    HABER MERKEZİ – Yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunan gazeteci Aziz Oruç’un tutukluluk durumu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 11 Aralık 2019 tarihinde gözaltına alınıp “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla tutuklanarak Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen gazeteci Aziz Oruç’un dosyası Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları tarafından AYM’ye yapılan başvuruda, Anayasa’nın 19’uncu maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5’inci maddesinde düzenlenen “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiği vurgulandı.

    Oruç’un haksız ve hukuka aykırı olarak gözaltına alınıp tutuklandığının belirtildiği başvuruda, hürriyetten mahrumiyetin ancak istisnai durumlarda ve kısa süreliğine uygulanması gerektiği hatırlatılarak, Oruç’un tutukluluk süresinin makul olmadığı ifade edildi.

    Oruç’un gazeteci kimliğine vurgu yapılan başvuruda, özgürlüğünden mahrum bırakılmasının hem basın hem de ifade özgürlüğüne müdahale niteliğinde olduğu belirtildi. Başvuruda, Türkiye’de çok sayıda gazetecinin benzer suçlamalarla yargılandığı ve tutuklandığı da ifade edildi.

    Bu doğrultuda, kişilerin hak ve özgürlüklerinin kötü niyetli bir şekilde sınırlandırılmasını yasaklayan AİHS’in 18’inci maddesi uyarınca, gazeteci Aziz Oruç hakkındaki yargılamanın bu maddeyi ihlal ettiği hatırlatıldı.

     

    Ne olmuştu?

    Hakkında açılan davalardan dolayı yaklaşık 3 yıl Irak Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan Aziz Oruç, Avrupa’ya gitmeye çalışırken, İran üzerinden geçtiği Ermenistan kapısında gözaltına alınmıştı. Gözaltında Ermenistan polisinin şiddetine maruz kaldığı, daha sonra İran askerine teslim edildiği, İran’da da 2 gün boyunca işkenceye uğradığı ortaya çıkmıştı.

    10 Aralık’ı 11 Aralık’a bağlayan gece ise ayakları çıplak ve üstü başı paramparça edilmiş halde tel örgülerin üzerinden Türkiye tarafına atılmıştı. Aziz Oruç, 11 Aralık’ta kentten çıkmak üzere Doğubayazıt-Ağrı karayolunda araç beklerken, polisler tarafından yere yatırılarak gözaltına alınmıştı. Oruç’la birlikte gözaltına alınan HDP Doğubayazıt İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek ve aynı anda evi ile işyeri basılarak gözaltına alınan Muhammet İkram Müftüoğlu, bir gün sonra çıkarıldığı mahkemece “Aziz Oruç’a yardım ettikleri” gerekçesiyle tutuklanmıştı.

    İçişleri Bakanlığı tarafından “terörist” olarak lanse edilse de meslektaşları “Oruç’un gazeteciliğine şahidiz” demişti. Oruç, Doğubayazıt Sulh Ceza Hakimliği tarafından 18 Aralık 2019’da, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı.

    6 ay boyunca iddianame hazırlanmasını bekledi. 8 Haziran’da hazırlanan iddianamede, Oruç’un ülkeye yasadışı bir şekilde girişinin “örgüt üyesi olduğu hususunu gösterdiği” ileri sürülmüştü. Öte yandan gazeteci Oruç, 2 Mart’ta “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla daha önceden açılmış başka bir davadan ertelemesiz 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

    2013 yılında KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) çalıştığı dönem boyunca yaptığı haberler delil gösterilerek hakkında pek çok dava açılan Oruç’un Diyarbakır ve İstanbul’da görülmekte olan davaları da sürüyor. Gazeteci Oruç’un 2012 yılında aldığı 6 yıl 3 ay hapis cezası ise halen Yargıtay’da. Oruç’un tutuklu yargılandığı davanın duruşması 9 Kasım günü görülecek.


  • İngiltere’de koronavirüs nedeniyle izne çıkarılan çalışanlara devlet desteği devam ediyor

    İngiltere’de koronavirüs nedeniyle izne çıkarılan çalışanlara devlet desteği devam ediyor

    İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, İngiltere’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını kapsamında alınan tedbirler nedeniyle çalışamayacak durumunda olanlara yapılan maaş desteğinin Mart 2021’e kadar uzatılacağını duyurdu.

    İngiltere Parlamentosu’nda konuşan Sunak, daha önce Ekim sonunda tamamlanan ücretli izin desteğinin devam ettirilmesine karar verildiğini, bu program kapsamında çalışamayacak durumda olanların maaşlarının yüzde 80’inin 2 bin 500 sterline kadar ödeneceğini söyledi. Sunak, “İşletmeler kış aylarında güvence vermek istiyoruz. Bu güvence milyonlarca insanın istihdamının korunmasına yardımcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

    BBC Türkçe uygulamanın Türkiye’den Ankara Anlaşması’yla gelerek İngiltere’de iş kuranları da kapsadığını yazdı. İngiltere’de, 2500 sterlin geliri olan bir kişi devletten her ay 2000 sterlin destek alıyor. Uygulamadan şimdiye kadar 9 milyon 600 bin kişinin yararlandığı ve devletin yaklaşık 40 milyar sterlin harcadığı belirtiliyor.

     

    Sendikalar artan işsizlik için uyardı

    İngiltere’de karantina uygulamasının başladığı Mart ayından bu yana, özellikle hizmet sektörü başta olmak üzere, farklı sektörden çok sayıda şirket yaklaşık 200 binden fazla kişiyi işten çıkartmıştı.

    İngiltere Merkez Bankası (BoE) dün yaptığı açıklamada Ağustos ayında yüzde 4,5 olan işsizliğin gelecek yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7,75 ile zirve seviyesine ulaşmasının beklendiğini duyurdu.

    İngiltere’de salgın mücadele kapsamında alınan ikinci karantina kararı dün gece yarısından itibaren uygulanmaya başlandı. İkinci karantina kararı kapsamında bar, restoran ve temel ihtiyaç malzemeleri satmayan tüm işletmeler kapatıldı.