Blog

  • Türkiye’ye sığınmak isteyen radikal İslamcıya Göç Müdürlüğü’nden jet kabul

    Türkiye’ye sığınmak isteyen radikal İslamcıya Göç Müdürlüğü’nden jet kabul

    Fransa’da radikal İslamcı hareketle ilişkileri nedeniyle kapatılan Barakacity isimli derneğin başkanı İdriss Sihamedi, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla Türkiye’den sığınma talep etti. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Sihamedi’nin paylaşımına yorum yaparak, işlemlerin yapılması için bilgilerini talep etti.

     

    Fransa’nın başkenti Paris’te Samuel Paty adlı öğretmenin radikal İslamcı eğilimleri olan bir Çeçen tarafından başı kesilerek öldürülmesi üzerine ülkede başlatılan operasyonlarda kimi derneklerin faaliyetlerine son verilmişti. Bu derneklerden Barakacity de Çarşamba günü Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.

     

    İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, dernekle ilgili yaptığı açıklamada, “Barakacity, nefreti körükledi, radikal İslamcı hareketle ilişkileri sürdürdü, terör eylemlerini meşrulaştırmaktan zevk aldı” dedi.

     

    ‘Fransa’da güvende değilim’

    Kapatılma kararının ardından 14 Ekim’de gözaltına alınıp serbest bırakılan Barakacity Derneği Başkanı İdriss Sihamedi, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’den sığınma talebinden bulundu. Sihamedi, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

    “Fransa’da, 26 ülkede 2 milyon yoksul insan için faaliyet gösteren insani yardım ve insan hakları örgütü Barakacity’yi Fransa devleti feshetme kararı aldı. Dosyalarında 3 yıllık bir soruşturmanın ardından herhangi bir gerçek suçlama olmamasına rağmen. Bu yüzden sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan Fransa’da güvende olmadığım için kendim ve ekibim adına siyasi sığınma talebinde bulunmak istiyorum.”

     

    Göç İdaresi’nden jet yanıt

    Sihamedi’nin tweet‘inin altına yorum yapan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, işlem yapılabilmesi için kimi bilgileri istedi.

    Fransızca verilen yanıtta, başvurunun değerlendirilmesi için kendisinin ve arkadaşlarının isim, soy isim, kimlik bilgisi ve pasaport numaraları ile iltica başvuru dilekçesinin iletilmesi istendi.

    Müdürlükten yapılan ikinci yanıtta da bilgilerin iletilmesinin ardından İstanbul Havalimanı’ndaki görevlilerin haberdar edileceğine yer verildi.

  • İngiltere İşçi Partisi, eski lideri Jeremy Corbyn’in parti üyeliğini askıya aldı

    İngiltere İşçi Partisi, eski lideri Jeremy Corbyn’in parti üyeliğini askıya aldı

    İngiltere’de ana muhalefet İşçi Partisi’nin eski lideri Jeremy Corbyn’in, parti içinde Yahudi düşmanlığı ile ilgili yürütülen bir soruşturmada, lider olduğu dönemde partinin “hukuksuz ayrımcılık ve taciz olaylarından sorumlu tutulması” ardından yaptığı açıklama üzerine parti üyeliği askıya alındı.

    İngiltere’deki insan hakları ihlallerini denetleyen Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu, Yahudi düşmanlığı içeren ırkçılığa karşı tavır almada İşçi Partisi’nin “ciddi kusurları olduğu” sonucuna vardı.

    Komisyon ayrıca, Yahudi düşmanlığı ile ilgili gündeme getirilen şikayetlerin ele alınması sürecinde Corbyn’in ofisinin “siyasi müdahalede” bulunduğunu kaydetti.

    Corbyn, İşçi Partisi içindeki anti-Semitizmin (Yahudi düşmanlığı) “siyasi nedenlerle ciddi biçimde abartıldığını” ifade etti.

    İşçi Partisi’nden yapılan açıklamada, bu ifadesini geri çekmediği için Corbyn hakkında soruşturma açılacağı, soruşturma tamamlanana kadar eski liderin üyeliğinin askıya alınacağı belirtildi.

    ‘Parti için utanç günü’

    Corbyn’in ardından Nisan ayında parti liderliğini devralan Keir Starmer, komisyonun hazırladığı raporun yayımlanmasını parti için “utanç günü” olarak niteledi.

    Starmer, rapordaki tavsiyelerin “yeni yılda mümkün olduğunca kısa sürede” yerine getirileceği ve İşçi Partisi’ndeki kültürün değişeceğini söyledi.

    Parti üyeliğinin askıya alınması kararının ardından Twitter’dan açıklama yapan Corbyn ise “Askıya alınmam konusundaki siyasi müdaheleye kuvvetle itiraz edeceğim… Her tür ırkçılığa karşı sıfır tolerans politikasını desteklemeye devam edeceğim” dedi.

    Corbyn’den parti taraftarlarına çağrı: Partide kalın

    Üyeliğinin askıya alınması kararının ardından Corbyn, İşçi Partisi taraftarlarına sakin olmaları, “partide kalmaları” ve sol ilkeler ve değerler için mücadele etmeleri çağrısı yaptı.

    Corbyn daha önce Facebook’tan yaptığı açıklamada da “İşçi Partisi’nde antisemitizm sorunu yaşandığını inkar edenlerin yanlış olduğunu kesinlikle açıkladım. Antisemitizmle suçlanan üye sayısının yanlış bir izlenim yarattığı da inkar edilemez. Anketin gösterdiği gibi, abartılan şey bu, sorunun ciddiyeti değil” ifadelerini kullandı.

    2015’te Corbyn’in İşçi Partisi lideri seçilmesi amacıyla kurulan kitlesel kampanya grubu Momentum, Corbyn’in üyeliğinin askıya alınmasının, partinin yeni liderliği tarafından “sola büyük bir saldırı” olduğunu ve partide birliğin korunması için bu kararın derhal kaldırılması gerektiğini söyledi.

    Komisyon raporunun bulguları

    Komisyon raporu, partinin Eşitlik Yasası’nı üç noktada ihlal ettiği sonucuna vardı:

    • Yahudi düşmanlığı ile ilgili şikayetlere siyasi müdahale
    • Bu şikayetlerle ilgilenenlerin yeterli eğitimden geçirilmemesi
    • Taciz

    Raporda, “partide yerleşik kültürün en iyi ifadeyle, Yahudi düşmanlığını önlemek için yeterli çaba gösterilmediği, en kötüsünün ise bunu kabul eder göründüğü” belirtiliyor.

    Rapora cevaben, “daima her tür ırkçılığı ortadan kaldırma kararlılığı gösterdiğini” belirten Corbyn, “bu değişimin gereğinden uzun sürmesinden pişmanlık duyduğunu” ifade etti.

    Corbyn, ekibinin “süreci engellemek değil, hızlandırmak için çalıştığını” belirterek, partideki Yahudi düşmanlığı seviyesinin “siyasi nedenlerle ciddi biçimde abartıldığını” söyledi.

    İşçi Partisi ise “Bugünkü ifadelerinden ve onları geri almamasından dolayı İşçi Partisi, soruşturma tamamlanıncaya kadar Jeremy Corbyn’in üyeliğini askıya aldı” açıklamasında bulundu.

    Partiye yönelik Yahudi düşmanlığı iddiaları Jeremy Corbyn’in liderlik döneminde karşısına çıkan başlıca sorunlardan biri olmuştu.

    Yahudi düşmanlığı ile mücadele konusunda parti yönetimiyle aralarındaki görüş ayrılıkları olduğu gerekçesiyle bazı milletvekilleri partiden istifa etmişti.

    BBC

  • Fransa’nın Nice kentinde bıçaklı saldırı: 3 kişi hayatını kaybetti!

    Fransa’nın Nice kentinde bıçaklı saldırı: 3 kişi hayatını kaybetti!

    Fransa’nın Nice kentinde bir bıçaklı saldırı meydana geldi. Saldırıda 3 kişinin hayatını kaybettiği ve birden fazla yaralı olduğu belirtildi.

    Reuters, polis kaynaklarına dayandırarak saldırıda bir kadının başı kesilerek, bir erkeğin ise boğazı kesilerek öldürüldüğünü aktardı. Polis, hayatını kaybedenlerin sayısının 3’e çıktığını açıkladı. Birden fazla yaralı olduğu belirtildi.

    Le Figaro gazetesinin polis kaynaklarından aktardığı habere göre, hayatını kaybeden kadınlardan biri kilise içinde, diğer ise yolda bulundu. Hayatını kaybeden üçüncü kişinin ise bir erkek olduğu belirtildi.

    Fransa Terörle Mücadele Birimi bıçaklı saldırıyı soruşturmak için göreve çağrıldı.

    Saldırı, Nice’te Notre Dame Kilisesi yakınında meydana geldi.

    Nice Belediye Başkanı Christian Estrosi, terör saldırısı olduğuna dair şüphelerin olduğunu, bir şüphelinin gözaltına alındığını söyledi.

    Estrosi, gazetecilere açıklamasında ‘polis müdahalesinde yaralanan şüphelinin ‘Allahu Ekber’ diye bağırdığını’ söyledi. Estrosi, “Bugün, İslami faşizme yeni kurbanlar vererek çok daha ağır bedeller ödemekteyiz. Buna şüphe yok (…) Sürekli ‘Allahu Ekber’ diye tekrar tekrar bağırdı” dedi.

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da kriz değerlendirmesi için bakanları topladı. Nice Belediye Başkanı Estrosi, Macron’un Nice’e gelip incelemelerde bulunacağını ifade etti.

    Fransa’nın başkenti Paris’te de 16 Ekim’de ifade özgürlüğü ile ilgili dersinde Muhammed Peygamber’in karikatürlerini gösteren öğretmen Samuel Paty başı kesilerek öldürülmüştü. Hükûmet, saldırıdan sonra radikal İslam’la mücadele etmek için operasyonların artılacağını söylemişti.

    Nice kentinde ise 2016 yılında Bastille Günü kutlamaları sırasında 30 kişinin hayatını kaybettiği bir terör eylemi meydana gelmişti. Kutlamalar sırasında kalabalığın arasına giren bir kamyon en az 30 kişinin hayatını kaybetmesine, 100’den fazla insanın da yaralanmasına neden olmuştu.

  • Tutuklu gazeteci tahliye edilecekken hücreye atıldı

    Tutuklu gazeteci tahliye edilecekken hücreye atıldı

    Yaklaşık 12 yıldır tutuklu olan gazeteci Aslıhan Gençay’ın, tahliye edilmek üzere sevk edildiği Sivas Yarı Açık Cezaevi’nde çıplak arama ve kötü muameleye maruz bırakıldığı ileri sürüldü. Gençay’a 3 günlük hücre cezası verildi.

    Kayseri Cezaevi’nden Sivas Yarı Açık Cezaevi’ne sevk edilen gazeteci Aslıhan Gençay’ın, çıplak aramaya ve kötü muameleye maruz bırakıldığı ileri sürüldü.

    Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, 1992 yılında tutuklanan Gençay, “Hayata Dönüş” adı altında 19 Aralık 2000’de yapılan cezaevleri operasyonlarından yaralı kurtuldu ve Wernicke Korsakoff hastalığı nedeniyle daha sonra tahliye edildi.

    Tahliye edilmiş olduğu davasından 2016 yılında yeniden tutuklanıp Sincan ve Tarsus cezaevlerinde yatan Gençay, son olarak Kayseri Cezaevi’ne gönderildi.

    21 Ekim 2020’de Kayseri Cezaevi tarafından iyi hal raporu ile kalan son yılını denetimli serbestlikle sonlandıracak ve özgürlüğüne kavuşacak olan Gençay, Sivas Yarı Açık Cezaevi’nde yaşadıklarını Avukat Tugay Bek aracılığı ile anlattı.

    Buna göre kapalı bir cezaevinden başka bir cezaevine nakledilen ve yalnızca giriş çıkış işlemleri ile serbest olması gereken Aslıhan Gençay, 22 Ekim Perşembe gecesi görevli memurların önce kötü muamelesine ve ardından “çıplak arama” dayatmasına maruz kaldığını iddia etti.

     

    ‘Yasal prosedür’ bahanesi

    Bek, cezaevi yönetiminin Gençay’a “Bu yasal prosedür, herkese bu arama yapılıyor; uyuşturucu taşıyıp taşımadığınızı bilemeyiz” dediğini belirtti.

    Gençay’ın cezaevi müdürü ile görüşmesine de izin verilmediğini söyleyen Bek, “çıplak arama” ile ilgili Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazma isteğinin ise “Adalet bakanı da, devlet de biziz” sözleriyle geri çevrildiğini kaydetti.

     

    Gençay’a soruşturma açıldığını da belirten Bek, şunları aktardı:

    Üstüne 3 gün hücre cezası verildi. Gençay, Sivas Cezaevi’nin ikinci müdürünün kendisine ‘çıplak arama’ yaptırmadığına dair ‘Ben de, orasını burasını göstermiyor, bekardır dedim kendi kendime’ dediğini belirtmiştir. Gençay’ın ifadesinde ayrıca cezaevinde maske, temizlik, sıcak su sorunlarının da yaşandığı dile getiriliyor.

  • Polis: Leyla Güven’i teşhis et savcı yardımcı olur

    Polis: Leyla Güven’i teşhis et savcı yardımcı olur

    DTK Eşbaşkanı Leyla Güven aleyhine ifade veren açık tanık Evindar Oruç, “Bana, ‘Sen bu Leyla Güven’i teşhis et, savcı sana yardım eder. Her türlü kolaylığı gösterir’ dediler. Bunun üzerine yardım edilsin diye teşhis tutanağını imzaladım” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven hakkında “örgüt yöneticiliği” iddiasıyla açılan davanın 12’nci duruşması Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Güven’in katılmadığı duruşmada, avukatları hazır bulundu. Güven aleyhine açık tanıklık yapan Evindar Oruç ise, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

     

    ‘İFADEDEN KURTULMAK İSTEDİM’

    Oruç, Leyla Güven’i milletvekili olarak tanıdığını, özel olarak tanımadığını, PKK ile bağlantısının olup olmadığını bilmediğini ve kendisi ile teması olmadığını söyledi. Suriye’de yaralandığını söyleyen Oruç, devamında şunları kaydetti: “Suriye’de yaralandım sonrasında Türkiye’ye geldim. Leyla isimli bir kadın beni tedaviye götürdü, oda bu Leyla değildir. Ağır yaralanmıştım. İki üç aya yakın yatalaktım. Beni İstanbul’a götürdüler. Benim ifadem alındı ve ifadem 10 saat sürdü. Artık ifadeden kurtulmak istiyordum. Benzerlik olduğunu ve beni getiren Leyla’nın 40-45 yaş aralarında olduğunu söyledim. Sonra ifade devam ederken kolluk güçleri savcının bana yardım edeceğini söyledi. Bana, ‘Sen bu Leyla Güven’i teşhis et, savcı sana yardım eder. Her türlü kolaylığı gösterir’ dediler. Bunun üzerine ben de yardım edilsin diye teşhis tutanağını imzaladım. Net olarak söylüyorum ki beni İstanbul’a götüren Leyla ile Leyla Güven aynı kişi değildir.”

     

     ADLİ KONTROLÜNÜN DEVAMINI TALEP ETTİ

    Duruşma savcısı, gelen belgelere ve alınan tanık beyanlarına bir diyeceklerinin olmadığını, sanık hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamını, varsa tevsii tahkikat yoksa esas hakkındaki mütalaayı hazırlamak üzere dosyanın tarafların tevdiine karar verilmesi talebinde bulundu.

     

    ‘ADLİ KONTROL TEDBİRLERİ KALDIRILSIN’ 

    Leyla Güven’in avukatları ise, aleyhe olan hususları kabul etmediklerini ve Güven’in kardeşinin kolon kanseri olduğundan devam eden adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

    Mahkeme heyetinin verdiği kısa aranın ardından, Leyla Güven’in muhakeme işlemlerinde hazır bulunmasını sağlamak amacıyla adli kontrol tedbirinin devamına, aksi yöndeki itirazın reddine, varsa tevsii tahkikat yoksa esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın iddia makamına tevdiine karar verdi. Mahkeme heyeti duruşmayı 18 Kasım’a erteledi.

     

    MA

     

  • İsveç’ten LGBTİ aktivisti Kürt mülteciye ‘sınır dışı’ kararı

    İsveç’ten LGBTİ aktivisti Kürt mülteciye ‘sınır dışı’ kararı

    İsveç Göçmen Yüksek Mahkemesi, 3 yıl önce ülkeden siyasi sığınma talep eden LGBTİ aktivisti Kürt mülteci Ferhat İnam’ın sığınma başvurusunu reddederek, İnam’ın “iki hafta içerisinde ülkeyi terk etmesi” kararı verdi.

    Türkiye’de HDP Gençlik Meclisi Sözcülüğü görevi yürüten, aynı zamanda Çukurova HDP Gençlik Meclisi ve Çukurova HDP LGBTİ Meclisi kurucularından olan İnam, bu faaliyetleri gerekçe gösterilerek hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiaları ile açılan davalar nedeniyle 3 yıl önce İsveç’e geçti.

    Burada siyasi sığınma talebinde bulunan İnam, 3 yıllık sürecin ardından yüksek mahkemenin verdiği bu kararla sınır dışı edilme riski ile karşı karşıya. İsveç’in Göteborg kentinde yaşayan İnam’ın siyasi sığınma talebi ilk olarak 2019 Nisan ayında reddedildi.

    İsveç Göçmenlik Bürosu, ret kararında Türkiye’deki yargı kararlarını esas alarak İnam’ın HDP faaliyetlerinden dolayı değil “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığını belirtti. Bir üst merciye taşıyarak karara itiraz eden İnam’ın bu itirazı da aynı gerekçelerle 23 Ekim’de reddedildi.

    Ferhat İnam’ın son çıkan bu karara da itiraz hakkı bulunuyor. Fakat siyasi sığınma talebi iki kez reddedilen İnam’ın yapacağı son itirazın mahkeme tarafından incelenmeme ihtimali de bulunuyor.

    Karar uluslararası sözleşmelere aykırı

    Avukatı Abdullah Deveci ile birlikte “sınır dışı” kararına itiraza hazırlanan İnam, İsveç’in Türkiye yargısını esas alarak verdiği bu kararın açıkça uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirtti.

    İsveç’in böylesi kararlarla siyasi sığınmacıları “terörize” etmeye çalıştığını kaydeden İnam, kararı şöyle değerlendirdi:

    Türkiye’de yürüttüğüm legal demokratik faaliyetlerim mahkemeler tarafından ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ olarak görülüyor. İsveç de maalesef Türkiye yargısını esas alıyor. Yani ‘Türkiye seni örgüt üyeliği ile yargılıyorsa bizim için de örgüt üyesisin’ diyorlar. HDP’nin belediye başkanları ve eski eş genel başkanları da demokratik siyasi faaliyetleri gerekçe gösterilerek ‘örgüt üyeliği’ ile yargılanıyor ama İsveç bu çarpık ve hukuksuz yargılamaları görmek istemiyor.

    Siyasi mültecilerin devletler tarafından gösterildiği gibi ‘tehdit unsuru’ olmadığını vurgulayan İnam, bu anti demokratik ve hukuksuz karara karşı da mücadele edeceğini belirtti.

    İlk değil

    İsveç Göçmenlik Bürosu son yıllarda İnam hakkında verdiği karar gibi, birçok siyasi mülteci hakkında da benzer sınır dışı kararları verdi.

    İsveç Göçmen Yüksek Mahkemesi, 23 yaşında Kürt siyasi mülteci Resul Özdemir hakkında sınır dışı kararı vermiş, Özdemir Nisan ayında Türkiye’ye teslim edilmişti. Türkiye’de, ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Özdemir 2018 yılında tedavi olmak için ailesinin bulunduğu İsveç’e gelmiş, kesinleşmiş cezası da dahil olmak üzere, yaşadığı süreçle ilgili tüm delilleri sunmasına rağmen iltica başvurusu reddedilmişti.

    Kamuoyunun tüm demokratik çağrılarına ve avukatlarının tüm hukuki girişimlerine rağmen Özdemir, ailesi ve avukatlarına haber verilmeden özel bir uçakla Türkiye’ye götürülmüştü.

    Gazete Karınca / Çağdaş Kaplan

     

  • İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabave : “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir.”

    İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabave : “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir.”

    İsveçli Bağımsız Milletvekili Amineh Kakabaveh’in talebiyle Erdoğan’ın saldırgan ve yayılmacı politikasının parlamentoda tartışılması sırasında İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ile Kakabaveh arasında PKK tartışması yaşandı.

    Tartışmalar sırasında Kakabaveh, Kürtler ve demokrasi güçlerinin mücadelesini desteklediklerini söyleyen Ann Linde’ye PKK terör örgütleri listesinde kaldıkça Kürtlerin Türkiye’nin hedefi olmaya devam edeceği, Erdoğan’ın Kürtlere yönelik saldırı ve tutuklamalarının süreceğini söyledi.

    Kakabeveh, Kürtler ve demokrasi güçlerine yönelik saldırıların son bulması için öncelikle İsveç’in PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması için girişimde bulunmasını istedi.

    Kakabaveh’in ısrarlı soruları karşısında Linde, PKK’nin 2002 yılından beri terör örgütleri listesinde bulunduğunu ve İsveç’in konuyu Avrupa Birliği gündemine getirmeyeceğini ifade etti.

    Kakabaveh, Ekim ayının ortalarında verdiği “Türk rejiminin yayılmacı politikası” başlıklı önergesinde Erdoğan rejiminin Türkiye ve Kürdistan’da gerçekleştirdiği katliam ve insan hakları ihlallerini ile Libya, Somali, Azarbaycan, Balkanlardaki yayılmacı emellerini gündeme getirdi.

    Kakabaveh, Türk devletinin Rojava’nın bir bölümünü ve Efrîn’in tamamını işgal ettiğini ve terörizme karşı mücadele bahanesiyle Güney Kürdistan’a savaş uçaklarıyla sivillere bombalar yağdırdığını kaydetti.

    28 Eylül’de Türkiye’nin Ermenistan’la savaş halinde bulunan Azerbaycan’a 4 bin paralı asker gönderdiği yönünde haberlerinin geldiğini hatırlatan Kakabaveh, Erdoğan’ın Ege Denizi’nde petrol için Yunanistan’la var olan eski anlaşmazlığı tazelediğini dile getirdi.

    Kakabaveh, hükümetin en büyük sorununun ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz olduğunu değerlendirmesini yaptı. Önergede, Erdoğan’ın dikkatleri krizden uzaklaştırmak için yayılmacı ve saldırgan bir dış politika uyguladığına dikkat çekildi.

     

    ‘GÖREVDEN ALMA VE TUTUKLAMALARI KABUL ETMİYORUZ’

    Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Linde, İsveç Hükümeti’nin Türkiye’nin insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin çiğnenmesini çok ciddi olarak gördüklerini ifade etti. Linde, muhalefet partisine mensup politikacıların temelsiz suçlamalarla görevden alınmaları ve tutuklanmalarını kabul etmeyeceklerini sözlerine ekledi.

    Saldırıların HDP üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken Linde, “Özgür muhalefet demokratik ve çoğulcu bir toplumun temel şartıdır. Bunu Ankara, Stockholm ve başka yerlerde görüştüğümüz Türk yetkililerine sürekli olarak iletiyoruz” dedi.

    Önceki hafta Türkiye’yi ziyaret ettiğini belirten Linde, İsveç’in tutumunu şu ifadelerle dile getirdi:

    “Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla yaptığım görüşmede temel değerlere saygı gösterilmesi ve Türkiye’nin yakın bölgesinde neden olduğu kaygılarını ele aldım. Özellikle halk tarafından seçilmiş Kürt temsilcilere, insan hakları savunucularına, azınlıklar ve sendikal temsilcilere yönelik baskılardan söz ettim. Ben, İsveç Hükümeti’nin yapılan tutuklamaları ciddi olarak gördüğünü ilettim.”

     

    LİNDE TÜRKİYE’NİN KUZEYDOĞU SURİYE’DEN ÇEKİLMESİNİ TALEP ETMİŞTİ

    Linde ve Çavuşoğlu arasında yapılan ikili görüşmelerden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında tartışma yaşanmıştı.

    Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini gündeme getiren Linde, Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’den çekilmesini de talep etmişti.

    Ankara ziyareti sırasında HDP Eşbaşkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeler yaptığını hatırlatan Linde, “Tutuklanan muhalefet partileri politikacılarının durumlarını tartıştık ve ben İsveç’in Türkiye’deki gelişimin barışçıl ve demokratik araçlarla sağlanabilmesi için İsveç’in desteğini ifade ettim” dedi.

    Linde, ziyareti sırasında siyasi parti temsilcilerinin yanı sivil toplumun temsilcileriyle ifade özgürlüğü, hukuk devleti ilkeleri, LGBTİ bireyler ve kadınların insan hakları ve sendikal hakları desteklemek için görüşmeler yaptığını hatırlattı.

     

    TÜRKİYE’NİN İHLALLERİNİ ULUSLARARASI PLATFORMLARDA GÜNDEME GETİRİYORUZ

    İsveç Hükümeti’nin Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlediğini söyleyen Linde, İsveçli kurumların Türkiye’deki çalışmalarını şu ifadelerle dile getirdi:

    “Türkiye’deki İsveçli kurumlar davaları örneğin tutuklu muhalefet politikacıları ve halkın seçtiği parlamenterlerin duruşmalarını izliyor. Bunlar arasında örneğin HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın ve Osman Kavala’nın duruşmaları var. Biz çeşitli bağlamlarda serbest bırakılmalarını talep ettik. İsveç son zamanlarda tutuklanan ve yerlerine başkaları atanan HDP’li politikacıların durumlarını Avrupa Parlamentosu’nun gündemine getirdi. Ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerini Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası platformlarda gündeme getiriyoruz.”

    Kakabeveh’in önergesinde Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye yönelik müdahalelerini de gündeme getirdiğini söyleyen Linde, “Türkiye’nin Kürt gruplarla ilişkilerinin kötüleşmeye devam etmesi yerel perspektifle de kaygı vericidir. Avrupa Birliği ve hükümet açıkça 2019 yılı güzünde Türkiye’nin Kürt bölgelerine DAİŞ’tan kurtarılan topraklarda büyük acılara neden olan saldırılarını kınadı. Bu, Birleşmiş Milletler tüzüğü şiddet yasakları ve uluslararası hukuka aykırı” dedi.

     

    ‘BİZ TÜRKİYE’NİN GERİ ÇEKİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ’

    Türk devletinin saldırılarnın DAİŞ’ın işine yaradığı ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde sürdürülen politik sürece zarar verdiğini belirten Linde, İsveç’in azınlık halkların yanında olacağına şu ifadelerle vurgu yaptı:

    “Kürt grupları ve bölgedeki azınlıklar; Asuri-Süryani ve Êzidîler korunmalı. Biz Türkiye’nin geri çekilmesini talep ediyoruz.”

    Türkiye’nin Güney Irak’a yönelik saldırılarının bölgede yaşayan sivillerin güvenliği için büyük sorunlara yol açtığına dikkat çekti.

    Linde’nin konuşmasından sonra söz alan Kakabaveh, Türkiye’nin saldırgan ve yayılmacı politikasını şimdi de Azerbaycan ve Ermenistan savaşı sırasında gösterdiğini belirtti.

     

    ‘TEK ENGEL HDP, AFOROZ ETMEK İSTİYORLAR’

    Erdoğan’ın dışarıda yayılmacı politika izlerken içeride Kürtlere ve demokrasi güçlerine yönelik saldırılarını artırdığına dikkat çeken Kakabaveh, “Erdoğan’ın amacı çok açık olarak HDP’yi yasaklamak ve aforoz etmektir. O anayasayı değiştirip daha fazla yetkiye sahip olmak için parlamentoda çoğunluğu istiyor. Onu engelleyen tek güç HDP” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının devamında Dışişleri Bakanı Linde’nin Türkiye ve Suriye’de Kürtlerin ve kadınların haklarını savunmasının memnuniyet verici olduğunu söyleyen Kakabaveh, Türk devletinin Kürdistan parçalarında Kürtlere saldırmasının asıl nedeninin Kürt Özgürdük Hareketi PKK’ye vurulan terörist damgası olduğuna dikkat çekti.

    Kürdistan’ın dört parçasında Kürtlerin yaşadıklarını ve üç parçada Türkiye’nin Kürtlere karşı savaş yürüttüğünü belirten Kakabaveh, Türk devletin terörizme karşı mücadele bahanesiyle 1980 ve 90’lı yıllardan bu yana suçsuz insanları, kadın ve çocukları katlettiğini ve binlerce köyü yok ettiğini kaydetti.

     

    PKK LİSTEDE KALDIKÇA KÜRTLER SALDIRILARIN HADEFİNDE OLACAK

    Avrupa Birliği’nin her 6 ayda bir terör örgütleri listesini yeniden gözden geçirdiğini hatırlatan Kakabaveh, PKK terör örgütleri listesinden çıkarılmadıkça Kürtlerin Türkiye’nin saldırılarının hedefinde olmaya devam edeceğine, hangi partilerin kurulacağından bağımsız olarak işgal ve tutuklamaların süreceğine dikkat çekti.

    Kakabaveh, Linde’ye tarafların yeniden barış görüşmelerine başlaması için PKK’nin terör örgütleri listesinde yer almasına karşı mücadele edip etmeyeceği sorusunu sordu.

    Avrupa Birliği ve İsveç’in 2002 yılından bu yana PKK’yi terör örgütü listesine aldığını söyleyen Linde, İsveç’in PKK’nın listeden çıkarılmasını gündeme getirmelerinin söz konusu olmayacağını söyledi.

    Erdoğan’ın işgal ettiğini, bombaladığını ve herkesi terörist olarak suçladığını söyleyen Kakabaveh, “Biz İsveç ve Avrupa’da ne yapıyoruz? Biz Erdoğan’a işgalleri haklı çıkarması için, katliamları ve kadın ve politikacıları linç etmesi için daha fazla mühimmat veriyoruz. DAİŞ’a karşı savaşı kazananlara tecavüz ediliyor. O onları bombaıyor, terörist olduklarını söylüyor” ifadeleriyle PKK’nin terör listesinde yer almasının sonuçlarına dikkat çekti.

     

    ERDOĞAN YARGI KARŞISINA ÇIKARILMALI

    Tartışmaların ardından ANF’nin sorularını yanıtlayan Kakabaveh, bundan bir yıl önce Linde’nin HDP eşbaşkanları ve HDP’li diğer politikacıların serbest bırakılma talebini Türkiye’de yapılacak görüşmelerde gündeme getirme sözü verdiğini söyledi.

    Linde’nin konuyu Çavuşoğlu ile yaptığı toplantıda gündeme getirmesini takdir ettiğini söyleyen Kakabaveh, “Ama PKK ve Türk devletinin yeniden barış görüşmelerine dönüş yapabilmeleri için PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması gerekir. PKK lideri 20 yıldan beri cezaevinde ve PKK çok büyük bedeller ödedi. Linde’nin benimle aynı düşüncede olmaması üzüntü verici. Kürt sorunu çözülmedikçe Erdoğan, dört parada yaşayan Kürtleri bombalamayı sürdürecektir. İsveç’in yeni bir barış sürecine katkıda bulunmaması çok talihsiz. İsveç PKK’nın terör listesinde olmasını uzattıkça ve Kürt sorununun çözümünü zorlaştıracaktır” dedi.

    Bir zamanlar Erdoğan’ın PKK ile masaya oturduğunu hatırlatan Kakabaveh, “PKK terör eylemlerine başvurmuyor. Erdoğan uyguladığı devlet teröründen dolayı mahkemeye çıkarılmalı ve yargılanmalı”

    ANF