Tag: Hot News

  • İngiliz Polisi Ankara ve Berlin’den sonra alarmda! MET Polisinden açıklama gecikmedi

    İngiliz Polisi Ankara ve Berlin’den sonra alarmda! MET Polisinden açıklama gecikmedi

    Dün yaşanan saldırıların ardından İngiltere’de de olağan üstü  güvenlik önlemleri alınmaya başlandı. Özellikle yeni yıl ve Cristmas dönemine denk gelen saldırılar sonrasında İngiliz polisi başta Londra’nın işlek bölgeleri olmak üzere yurt genelinde görevli polis sayısını artırdı.

    Haber: Erem Kansoy

    MET- Metroolitan Police (İngiliz Polis Teşkilatı) kendi Web siteerinden yaptıkları açıklamada Ankara ve Berlin saldırları ile ilgili ‘hem rutin hem de önlemlerimizi almak adına, yurt dışındaki Ankara ve Berlin’de yaşanan bu saldırıları dikkatlice izleyip kendi planlamamızıda  gözden geçirmekteyiz.’ İfadelerine yer verdi.

    İngiliz polisi ayrıca yeni yıl ve Christmas döneminde sivil halkı daha etkin koruma altına alacak planlamalar yaptığınıda duyurarak, saldırıları ‘şiddetli’ olarak tanımladı. Açıklamada, ‘şiddetli’ saldırılar olarak tanımlanan Ankara ve Berlin’deki saldırılar ile ilgili İngiliz polisi ‘saldırı olasılığı çok yüksek ve şiddetli düzeyde çok farklı yönlerden önlemler alınması gerekiyor buna uzun araçların kullanım alanlarıda dahil.’ Sözleri kullanıldı.

    Önlemler gözle görülür yönde arttı

    Ankara ve Berlin saldırılarının ardından resmi internet sitelerinden konu ile ilgili açıklama yaparak toplumu bilgilendiren İngiliz Polis Teşkilatı Londra’da harekete geçti. Özellikle, turistik ve yenı yıl marketlerinin bulunduğu, Covent Garden, Oxford Curcis, Trafalgar SQ., Picadilly Curcis meydanlarındaki devriye polis sayısının artışı gözlerden kaçmıyor.

    İngiliz polisi ayrıca, Kings Cross, Liverpool Street Station, Euston ve Victoria Tren istasyonlarında da güvenlik görevlilerini artırdı. Fotoğraf Erem Kansoy.

     

  • Lefkoşa: Dünyanın tek bölünmüş başkenti

    Lefkoşa: Dünyanın tek bölünmüş başkenti

    Kıbrıs adasının merkezinde bulunan Lefkoşa, Türk işgalinden bu yana ikiye bölünmüş durumda. Berlin Duvarı’nın yıkılması ardından ise “dünyada türünün son örneği” unvanını aldı! Ada, 2003’ten bu yana Avrupa Birliği üyesi. Demokratik normlarıyla övünen AB bile ada üzerindeki Türk işgalinin ayıbını ortadan kaldıramıyor.

    Haber – Fotoğraf: Erem Kansoy

    Kıbrıs adasının Avrupa Birliği üyeliğine başvurusu, 1 Nisan 2003 tarihinde kabul edildi. Kıbrıs, şu anda resmi olarak bir Avrupa Birliği üyesi. Ancak adanın kuzey bölümünde halen Türk askerinin varlığını koruması ve ayrıca dünyadaki tek bölünmüş başkente sahip olmasıyla Kıbrıs, AB’nin ayıbı. Yaşananlar bir yanıya ise Türk işgalinin acı bir kanıtı.

    “Bölünmüş başkent” denilince akla ilk gelen, 1989 öncesinin Berlin’i. Bugünse Lefkoşa, Kasım 1989’da duvarın yıkılması ardından Berlin’de söylenen barış türkülerini kıskanır hale gelmiş durumda. Adadaki bölünmüşlük, AB ve Kıbrıs’ın garantör ülkeleri olan İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin de utanç tablosu.

    Artık AB’nin de ayıbı

    Kıbrıs’ın “bölünmesine” dair ilk gelişme, Birleşmiş Milletler’e bağlı Barış Kuvvetleri Komutanı Peter Young’ın 1964 yılında önündeki haritayı yeşil bir kalemle ikiye ayırması olmuştu. Bu ayrım, Kıbrıs Cumhuriyeti ile illegal KKTC oluşumunun konumlarını gösteriyordu. O günün ardından 1974 yılındaki Türk işgaliyle şekillenen “Yeşil Hat” iki ayrı oluşumun sınırlarını belirlese de Kıbrıs, tümüyle AB üyeliğine kabul edilmişti. Fakat buna rağmen Türk askeri ve derin devleti adadan çekilmedi ve “Kuzey Kıbrıs” AB’nin de ayıbı haline geldi.

    Kürdistan dağlarına çizdiği devasa bayraklarla işgalini “inandırıcı” kılmaya çalışmasıyla tanıdığımız Türk devlet mantığı, Kıbrıs’ta da huyundan vazgeçmiyor elbette. Fotoğrafta görülen Beşparmak Dağları üzerindeki bayrak ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazısı, Kıbrıslı Rumların her gün işe giderken görebileceği biçimde kurgulanmış... İşgalcinin ‘aşağılık kompleksi’ öyle güçlü ki üstelik, bayrakların dibindeki köyde elektrikler kesilse bile bayrağı aydınlatan ışık hiç sönmüyor!
    Kürdistan dağlarına çizdiği devasa bayraklarla işgalini “inandırıcı” kılmaya çalışmasıyla tanıdığımız Türk devlet mantığı, Kıbrıs’ta da huyundan vazgeçmiyor elbette. Fotoğrafta görülen Beşparmak Dağları üzerindeki bayrak ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazısı, Kıbrıslı Rumların her gün işe giderken görebileceği biçimde kurgulanmış… İşgalcinin ‘aşağılık kompleksi’ öyle güçlü ki üstelik, bayrakların dibindeki köyde elektrikler kesilse bile bayrağı aydınlatan ışık hiç sönmüyor!

    4 bin 500 yıldan sonra…

    Lefkoşa, bu bölünmenin sembol kenti. Kıbrıs’ın başkenti kabul ediliyor ve yaklaşık 4 bin 500 yıldır bu kentte kesintisiz bir biçimde yaşam devam ediyor. Kent, 20 Temmuz 1974 tarihinde yaşanan Türkiye işgalinin ardından ise bugün dünyanın bölünmüş tek başkenti halinde.

    Kıbrıslı Rum ve Türklere başkentlik yapan Lefkoşa, şehir planlaması, su ve elektrik organizasyonu, tapulandırma sistemi ve karayollarıyla ortak bir yapıya sahip olsa da, dikenli tellerle ikiye bölünmüş durumda.

    Kaç tane Lefkoşa var?

    Peki kaç tane Lefkoşa var? Adanın yakın tarihine bakıldığında iki toplumun ortak yaşam, kültür ve sosyoekonomik yapıları, özünde tek bir Lefkoşa olduğunu açıkça gösteriyor; ama aynı zamanda da politik krizler ve dış güçlerin çıkarları doğrultusunda da şu anda kaç Lefkoşa’nın olduğu tam bir yalan rüzgarı kuşağı halinde.

    Taşınmazlar kimin olacak?

    Örneğin tanıdğığım aile büyüklerinin de yaşadığı bir tuhaflığı her gün yaşayan birçok Kıbrıslı var. Doğup büyüdükleri, memleketleri Lefkoşa’da Yeşil Hat’ın ilanıyla evlerinin bir bölümü Rum yönetiminde, bir bölümü ise Türk işgalinin olduğu bölgede kalmış. Bu konu, adada barışın sağlanamamasının bir gerekçesi olarak da görülüyor. Olası bir barışçıl çözümün ardından büyük bir soru gündeme gelecek: Bu taşınmazlar, kime devredilecek? Eski sahiplerinin zararı tanzim edilecek?

    ‘Evkafın su meselesi’

    Kıbrıslı Türkler arasında oldukça yaygın olan ve çözümü olmayan meseleler için kullanılan bir deyim var: ‘Evkafın su meselesi’ Bu deyimin büyük bir gerçeklik payı var.

    Adanın bölünmesi ardından elektrik, su, karayolları gibi şehir planlaması konularında ciddi sıkıntılar yaşanmaya devam ediyor. Su şebekesiyle ilgilenen “Evkaf İdaresi”nin su sorununu tam 42 yıldır çözememesi ise işte başta bahsini ettiğimiz deyimi yaratıyor.

    Bir yanda Kıbrıs ve Yunanistan, diğer yanda KKTC ve Türkiye bayrakları... Aralarında yalnızca 10 metre var
    Bir yanda Kıbrıs ve Yunanistan, diğer yanda KKTC ve Türkiye bayrakları… Aralarında yalnızca 10 metre var

    Türk işgali yalnızlaştırdı

    Türkiye’nin akeri ve sivil bürokrasisiyle adada yıllardır uyguladığı “fetihçi” politikalar ise sadece rant için kullanılan yerel yönetimler yarattı. Hem siyasal hem sosyal yapıda erozyonlar yaratan bu yapı, her alanda Kıbrıslı Türklerin adeta hapsedildiği, adanın kuzeyinin tecrit olduğu bir durum ortaya çıkardı.

    Akıncı bu kez de geçiştirecek mi?

    Bugünlerde Kıbrıs Türk toplumunun barış görüşmeleri için görevlendirdiği ve Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilk seçilmiş başkanı olup, 14 yıl boyunca kesintisiz bu görevi yürüten Mustafa Akıncı’nın Lefkoşa Belediye Başkanı iken şehri birleştirmek adına sunulan tüm önerilere “Zamanı gelince yaparız” gibi geçiştirmeci yanıtlar verdiği, bugün pek az kişinin hatırında. Hatta birçok kişi Akıncı’nın solcu olduğunu düşünüyor, bunun da barış görüşmelerine olumlu yansıyacağını umut ediyor.

    Ayıbınızı örtün!

    Yıllardır barış türküleri söylemek isteyen Kıbrıslılar, dileriz ki artık bu umuda yakınlaşır. Lefkoşa’da ise, kentin kültürel ve tarihi dokusunun korunduğu, iki toplumlu kültür-sanat festivallerinin düzenlendiği, işgallerin yarattığı tahribatların onarıldığı, bölücü duvarların, tel örgütlerin ortadan kalktığı ve askersiz bir gerçeklik inşa edilebilir… Böyle olursa, dünyaya örnek olan bir Lefkoşa gerçeğiyle karşılaşmak, hiç de hayali değil.

    Kıbrıs hep iştah kabarttı

    Kıbrıs, Osmanlı’nın borçlarından dolayı İngiltere’ye kiralanmış ve bir İngiliz kolonisi haline gelmişti. Bu dönemin bugüne kadar uzanan hatıraları, Türkler ve Rumların maden ocaklarında İngiliz sömürgeciliğine karşı birlikte örgütledikleri grev ve eylemleri, hasat zamanı köylülerin dayanışmasını, iki toplumlu yerleşimlerin folklorik özelliklerini, kültürel bütünleşmeyi, oluşan ortak dili, binlerce evliliği, taşınmaz mal ortaklıklarını bugüne dek taşıyor. Tabii yalnız hatıra olarak… Adada bugün her açıdan bölünmüşlük hakim.

    1950’li yıllardan itibaren Kıbrıs’ın önemini arttıran temel faktörlerden biri, Ortadoğu petrolleriydi. Bunun yanında Kıbrıs, Ortadoğu’daki karışıklıklara yakın olması nedeniyle, ele geçirene müdahale olanağı sunuyordu. Özellikle Doğu Akdeniz’deki üslerini tek tek kaybeden İngiltere açısından Kıbrıs’ın önemi her zaman çok büyük olmuştu.

    Akdeniz üzerindeki stratejik konumu dolayısıyla uluslararası güçlerin her dönem ilgisine yenik düşen Kıbrıs adası, halen yüzen bir savaş üssü gibi görülüyor. Hatırlatmak gerekirse bugün Suriye ve Ortadoğu’nun birçok bölgesine NATO’nun ve İngiltere’nin hava saldırılarını düzenleyen savaş uçakları, Kıbrıs’ta bulunan Ağrotur ve Dikelya İngiliz üslerinde koordine edinilip havalanıyor.

    Ledra Palace bölgesinin Türk tarafı; Rum yönetimi sınırı. Tel örgüler, kenti ikiye ayırıyor. Fotoğraftaki binalar, BM denetiminde.
    Ledra Palace bölgesinin Türk tarafı; Rum yönetimi sınırı. Tel örgüler, kenti ikiye ayırıyor. Fotoğraftaki binalar, BM denetiminde.
  • Londra’da Renkli Kürt Sanat Fuarı

    Londra’da Renkli Kürt Sanat Fuarı

    Bir grup gönüllü Kürt tarafından başkent Londra’da düzenlenen Kürt Sanat Fuarına çok yoğun bir ilgi gösterildi.

     

    Stoke Newington kütüphanesinde 19-20 Kasım tarihleri arasında yapılan fuara Londra’da yaşayan çok sayıda Kürt ressam, fotoğrafçı ve sanatçı kendi eserlerini sergiledi. Fuarın en renkli ve ilgi gören bölümü, hemen hepsi genç olan Kürt ressamların ve fotoğrafçıların eserleri oldu. İki gün boyunca çok sayıda sanat severin ziyaret ettiği fuarda, fotoğraf ve resim sergilerinin yanı sıra, el sanatları da yerini aldı. İki gün boyunca çok sayıda ses sanatçısı da sahne alarak en güzel şarkılarını dinleyicilerle paylaştı.

    Genç ressam Sevcan Yüksel Henshall ve Yüksel Adıgüzel’in öncülüğünde gerçekleşen organizasyona çok sayıda gönüllü de destek verdi. İki günlük fuar boyunca elde edilen 1,470 sterlin tutarındaki gelir kardeş aile kampanyası kapsamında Heyva Sor A Kurdistan vakfına teslim edildi.

    Fuarı düzenleyen gönüllü grup tarafından yapılan açıklamada, katılan tüm sanatçılara teşekkür edilirken, Kürt Sanat Fuarının her yıl büyüyerek gelenekselleştirmek istediklerini ifade ettiler.
    https://youtu.be/ghiXP29EYWY
    Fuara katılan ressam, fotoğrafçı, müzisyen ve farklı dallardaki sanatçılar: Sevcan Yüksel Henshall, Şilan Keskin, Sumer Erek, Yeşim Dilek, Emel Emel, Melek Erdal, Murat Deniz Karataş, Derya E Keleş, Awder Osman, Shorsh Saleh, Kosha Hussain, A Ender Cemgil, Erem Kansoy, Murat Eric, Sevgi Kaymak, Phil Hatcher, Delal Akdağ, Feryal Ferhat, Genco Ozkan, Sel Güzel, Gülser Çetin, Salman Aybars, Richard Henshall, Ferhat Kay ve Ayşegül Erdoğan.

    yesim-dilekk

    silans-work-photo

    silan-foto

    sevcan-yuksel-photo

    murat

    kurdish-art-fair16

    kurdish-art-fair13

    kurdish-art-fair12

    kurdish-art-fair11

    kurdish-art-fair10

    kurdish-art-fair9

    kurdish-art-fair8

    kurdish-art-fair7

    kurdish-art-fair5

    kurdish-art-fair3

    kurdish-art-fair2

    kurdish-art-fair1

    kurdish-aert-fair6

    kurdish-art-fair-1

  • Londra’da ’27 Kasım’ Kutlaması

    Londra’da ’27 Kasım’ Kutlaması

    PKK’nin 38’inci kuruluş yıldönümü Londra’da düzenlenen yürüyüş ve yapılan etkinlikle kutlandı.

     

     

     

     

    Partiya Karkerên Kurdistan-PKK’in kuruluş yıldönümü vesilesiyle Londra’da bir yürüyüş düzenlendi. Akşam saatlerinde Londra’nın Stoke Newington bölgesinde toplanan kitle Dalston’a doğru yürüyüşe geçti. Üzerinde ingilizce olarak ‘Başkan Apo’ya Özgürlük’ yazılı pankart açan kitle, PKK bayrakları ile beraber Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerini kaldırdı. Yürüyüş boyunca Kürtçe, ingilizce ve Türkçe olarak ‘PKK halktır halk burada’ sloganları atan kitle Dalston’da bulunan Halkevi binasına kadar yürüdü. Yürüyüşe MLKP’li bir grup ta destek verdi.
    https://youtu.be/gJv7-vF8EFg
    Halkevi’nde düzenlenen etkinlik devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Sinevizyon gösterimi ve yapılan konuşmaların ardından müzik dinletisi ve çekilen halaylar ile etkinlik sona erdi.

    27-kasim-1

    27-kasim-8

    27-kasim2

    27-kasim3

    27-kasim4

    27-kasim5

    27-kasim9

    27-kasim10

    27-kasim11

     

  • Londra’daki ‘Geceyi Geri Al’ Yürüyüşünde AKP Protestosu

    Londra’daki ‘Geceyi Geri Al’ Yürüyüşünde AKP Protestosu

    Başkent Londra’da düzenlenen ‘geceyi geri al’ yürüyüşünde yüzlerce kadın, taciz, tecavüz ve erkek şiddetini protesto etti. Yürüyüşe katılan Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da AKP’nin tecavüzü meşrulaştırma ve tecavüzcüleri aklama yasasını protesto etti.

     

    Her yıl düzenli olarak dünyanın birçok merkezinde yapılan ‘Geceyi geri al’ yürüyüşünde bu yıl da binlerce kadın, kadına yönelik şiddete karşı sokaklara çıktı. Londra merkezde Cumartesi akşamı yapılan yürüyüşe katılan yüzlerce kadın, erkek şiddetini protesto ederek, ‘kamusal alanları korkusuzca kullanmak istiyoruz’ çağrısı yaptı.

    Yürüyüşte AKP protestosu

    London Feminist Network tarafından organize edilen yürüyüşe Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da pankartlarıyla katılarak AKP’nin son kadın karşıtı pratiği olan tecavüzcüleri aklama yasa düzenlemesini protesto etti.

    Great College Street’ten başlayan yürüyüşün önünde üzerinde ‘kadına yönelik şiddete son’ yazılı büyük pankart kaldıran kadınlar attıkları sloganlarla da ‘kadınlara yönelik taciz ve tecavüze son’ çağrısı yaptı.

    ‘Geceyi Geri Al’ yürüyüşüne katılan Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da üzerinde ingilizce, Kürtçe ve Türkçe dillerinde ‘İtaat yok, isyan var’, ‘Jin Jiyan Azadi’, ‘Türkiye’de Pedofili Meşrulaşıyor’ yazılı pankartlarla yürüyüşte yerlerini aldı.

    Kadın-Erkek eşitliği yok

    Parlamento binasının yanından geçerek St Paul’s Cathedrali önünde mini bir miting düzenleyen kadınlar adına Polly Neate, Emily Jacob ve Elizabeth Carola adlı kadın hakları savunucuları birer konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda, kadınlar olarak yaşamın her alanında taciz, tecavüz ve şiddete maruz kaldıkları ifade edilirken, bunlar devam ettiği müddetçe kadın-erkek şiddetinden bahsedilemeyeceği belirtildi.

    İngiltere’de yılda 85 bin kadın, 12 bin erkek tecavüze maruz kalıyor

    Kadın kurumlarının açıkladıkları dehşet verici verilere göre, İngiltere’de yılda 85,000 kadın ve 12,000 erkek tecavüze maruz kalıyor. Bu sadece bir saatte 11 yetişkinin tecavüze maruz kaldığı anlamına geliyor.

    Eylem 1977’den beri organize ediliyor

    ‘Geceyi Geri Al-Reclaim the Night’ yürüyüşleri 1977’den bu yana İngiltere’de organize ediliyor. 2004’ten bu yana da her yıl düzenli olarak London Feminist Network adlı kadın organizasyonu tarafından organize ediliyor.

    Türkiye’de AKP hükümetinin, ‘çocuğa cinsel istismar’dan yargılanan faili, evlenme şartıyla en az 16 yıl hapisten kurtaran düzenlemesi ülke genelinde büyük tepkilere neden olmuştu.

    Fotoğraflar: www.charlottebarnes.co.uk

    reclaim-the-night1

    reclaim-the-night4

    reclaim-the-night2

    reclaim-the-night3

    reclaim-the-night5

    reclaim-the-night6

  • Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Başkent Londra’da düzenlenen bir halk toplantısında konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Kürt halkının önünde çetin bir mücadele dönemi olduğunu belirterek, yeni sistemlerini demokratik federal sistem olarak tanımladıklarını ve bu sistemi tüm Suriye için istediklerini söyledi. Müslim, Türk cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın, Demirtaş için ‘YPG gelsin sizi kurtarsın’ sözüne de cevap vererek, ‘Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcudur’ dedi.

    Aladdin Sinayiç

    Bir dizi toplantı ve görüşme için Britanya’da bulunan Demokratik Birlik Partisi-PYD Eşbaşkanı Salih Müslim Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde konuştu. Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Müslim önemli değerlendirmelerde bulundu. Müslim’in El Bab konusu, YPG’nin Minbic’ten çekilmesi, Rakka operasyonu ve Türk devletinin Kuzey Kürdistan’a yönelik saldırılar başta olmak üzere bir çok konuda görüşlerini ifade ettiği toplantıya yoğun bir katılım oldu.

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in toplantıda yaptığı değerlendirmelerden öne çıkanlar;

    20’inci yüzyılda başaramadıklarını şimdi yapmak istiyorlar

    Halkı köklerinden koparmak istiyorlar. Bir yok etme politikası. Siyasetleri buydu. Özellikle Türkler, 20 yüzyılda isteyip te başaramadıklarını, 2’inci yüzyılda yapmak istiyorlar. Bundan öte de planları vardı. Dört yıl önce söylüyorduk, kimse inanmıyordu. Fakat bugün her şey ortaya çıktı. Mesele sadece Rojava meselesi değildi. Mesele Kuzey Kürdistan’dı. Rojava üzerinden halkı soykırımdan geçirmek, bölgenin demografisini değiştirip istedikleri gibi dizayn etmek. Sonrasında da Rojava’da yaptıklarını Kuzeyde de yapmak. Srilanka örneğindeki gibi bir planlamaları vardı. Önce Kobane’yi Daiş eliyle hal edeceklerdi, sonra da Kürdistan’ın diğer kentlerini.

    Şırnak’ın Kobane’den Farkı Yok

    Yaptıklarını hepiniz görüyorsunuz; Cizre’nin, Şırnak’ın Kobane’den farkı yok. Oralarda yapılanların Kobane’den yapılanlardan farkı yok. Evleri yıkılan Şırnak halkının kentin kıyısında kurdukları çadırlara bile tahammül edemeyip onları da yaktılar. Bunun anlamı şudur, bu toprakları temizlemek istiyorlar kendilerince. Osmanlı tarihinde yapılanlar bir nevi tekrarlanıyor. Orta Anadolu Kürtleri nereden geliyor. Bunların hepsi Kürdistan’dan zorla göç ettirilen insanlar. Hepsini asimile edip eritmek için. Mesela şuanda Maraş’ta yapılmak istenen kamp ta bu planın bir parçasıdır. Tamamı Alevi olan bir yerleşim yerine Sünni Arapları getirmenin anlamı budur.

    Bu bir ahlak savaşıdır

    Ahlak savaşı veren, insani değerlere bağlı olan, sadece özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren bir hareketiz, başka da bir amacımız yok. Diğer tarafta ise tüm dünyanın korktuğu Daiş ve El Nusra gibi bir terör var. Bu yüzden tüm uluslararası güçler planlarını yeniden gözden geçiriyor. Kürtler yeniden tarih sahnesine çıkıyor, tarihte ilk defa bu düzeyde tanınıyor. Mesela 1 Kasım dünya Kobane gününde uluslararası düzeyde bu kadar büyük destek görüyorsak bu bizim için bir değerdir. Bu bir tanınmadır, birçok halktan şehitlerimizin olması da bunun bir göstergesidir.

    Çetin bir mücadele Kürtleri bekliyor

    Bu durum Kürtler başardı anlamına gelmiyor. Önümüzde çetin bir mücadele var. bunu askeri anlamda söylemiyorum, askeri mücadele günlük olarak devam ediyor zaten. Biz şuan Rojava’da bir sistem inşa ediyoruz. Tabi biz bu sistemi sadece Rojava için değil tüm Ortadoğu için istiyoruz. Kendimiz için 2012’den beri demokratik özerklik inşası yürütüyoruz. Ama bize yeni katılan Minbic, Gre Spi ve benzeri yeni bölgeler var. Bunlarda Arap nüfusu da yoğun. Bu noktada sistemimizi de değiştirme mecburiyetimiz var. Tüm halkların birlikte yaşayabileceği demokratik bir sistem. Bu sistemi de şimdi federalizm olarak tanımlıyoruz. Tüm Suriye için demokratik federal bir sistem. Ancak birileri halen Kürtlerin irade sahibi olduğu bir sistem istemiyor. Kendilerinin sistem önerileri de yok. Suriye eski Suriye olmayacak, bu mümkün değil. Bunu herkesin görmesi lazım.

    Bunlar ne ordudur, ne özgürdür, ne de Suriyelidir!

    Bizim için El Bab’ın kuzeyindeki köyler çok önemli. Tabi Türkiye baştan beri dillendirdiği güvenli bölge planını uygulamanın peşinde. Demografik değişiklikler yapmanın peşinde. Bir yandan da Daiş ile ilişkisinin kopmasını istemiyor. Bu sebeplen de tankıyla, topuyla ve savaş uçaklarıyla oraya giriyor. Şimdiye kadar El Bab’a ulaşmış değil. Ulaşabileceğini de sanmıyorum. Bizimkiler doğudan doğru 7-8 kilometre El Bab’a yakınlar. El Bab’ın 10 km güneyinde de rejim güçleri var. Özgür Suriye Ordusu yalandır bu noktada. Bunlar ne ordudur, ne özgürdür ne de Suriyelidir. Bu konuda uluslararası koalisyon da halen bir karar vermiş değil. Türk ordusu ilerlemek istedi, bizimkiler durdurdu. Tabi direk Türk ordusu ile değil, ÖSO denilen güçlerle oldu çatışmalar. El Bab halen Daiş’in elinde. Türk devletinin de halen Daiş ile ilişkisi kopmuş değil. Orada savaşan güçler DSG değil, oradaki yerel güçler, El Bab askeri meclisi, Cephe tul Ekrad gibi.

    Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcu

    Rojava’dan baktığımızda, bizim açımızdan Erdoğan ile Bağdadi arasında bir fark yoktur. Daiş Suriye’de ne yapıyorsa, Erdoğan da Kuzey Kürdistan’da aynısını yapıyor. Kuzey Kürdistan halkıyla dayanışmak sorumluluğumuzdur, mecburuz buna. Tayip Erdoğan çıkıp Demirtaş için, ‘YPG gelsin size kurtarsın’ diyor. Burada şunu belirtmek isterim. Onları kurtarmak bizim boynumuzun borcudur. Devlet bizi bunları söylemeye mecbur bırakıyor. Evet sonuna kadar mücadele edip Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayacağız.’’

    Bayrak meselesi ulusal kongre meselesidir

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim yaptığı sunumdan sonra halkın sorularını yanıtladı. Kürdistan bayrağı ile ilgili gelen soruya da cevap veren Muslim, mevcut bayrağın Kürdistan Bölgesel Hükümeti meclisi tarafından kendilerini sembolize eden bayrak olarak karar altına alınıp kullanıldığını ve tüm Kürdistanı temsil edecek bir bayrağın henüz Kürtlerin geneli tarafından belirlenip karar altına alınmadığını ifade ederek, bayrağın da yapılacak Kürt ulusal konferansında ancak çözülebileceğini ve Ulusal kongrede alınacak karara da herkesin saygı duyacağını ifade etti. Kürdistan bölgesel hükümetini temsil eden bayrağa sonsuz saygıları olduğunu ancak bunun kendilerini temsil etmediğini, çünkü bayrak ile ilgili Kürt halkının genelinin verdiği bir karar olmadığını ifade etti. Bayrak konusunun çözümü için ulusal kongreyi işaret eden Muslim, bir bayrakta tüm Kürdistan halkının kararının olması gerektiğini belirtti.

    YPG görevini tamamlayıp Minbic’ten çekilmiştir

    YPG’nin Minbic’ten çekilmesiyle ilgili gelen soruya da Muslim; ‘‘YPG tüm Kürdistan halklarının çıkarları ve güvenliği için kuruldu. Minbic gibi yerlerde yerel güçler oluştuğunda ve güvenliklerini sağlayabilecekleri noktaya geldiklerinde YPG’nin orada durmasına ihtiyaç kalmaz. Tabi bu mesele Türkiye ile ABD arasında bir krize de dönüştü. En son orada askeri eğitim için kalan 200’yakın bir güç vardı, onlar da görevini tamamlayıp geri çekildi. Madem krize neden oldu, al sana çekiliyoruz ve Raqqa’ya ilerliyoruz. Kimse Minbic’i merak etmesin, orası Ebu Leylaların diyarıdır, orayı koruyacak yiğitler var.’’

    saleh-muslim3

    salih-muslim6

    saleh-muslim4

    saleh-muslim2
    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim
  • Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması

    Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 79’uncu yıldönümünde, Kürdistan tarihinin en kanlı ve vahşi katliamlarından birisi olan Dersim katliamında yaşamını yitirenleri anmak amacıyla Dersim-Der tarafından bir anma etkinliği düzenlendi.

    Haber: Jonas Tekin

    Dersim katliamı sırasında 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ’daki Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Londra’da anma etkinliği organize edildi.

    Londra’da çalışmalarını yürütüen Dersim Kültür Merkezi tarafından Haringey’de bulunan İntimate tiyatrosunda yapılan anmaya çok sayıda kişi katıldı. Pazar akşamı yapılan anma etkinliğinde sahnenin önüne Seyit Rıza ve arkadaşlarının fotoğrafları sergilenirken, önüne de mumlar yakıldı. Dersim katliamı başta olmak üzere özgürlük ve demokrasi uğruna yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anmada, çocuklar ellerinde üzerinde ‘Dersim katliamını unutmadık’, ‘Munzur Özgür Akacak’ gibi sloganların olduğu pankartlarla sahneye çıkması dakikalarca alkışlandı.

    Dersim Kültür Merkezi Eşbaşkanı Birgül Timur, anmanın başlangıcında yaptığı konuşmada Dersim katliamında idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının yelerlerinin halen bilinmediği belirtilirken Dersim’de yaşanan acıları asla unutmayacaklarını ve zulüm sürdükçe mücadelenin de devam edeceğini belirtti.

    Anma etkinliği kapsamında bir de panel düzenlendi. Dersim-Der yöneticisi Kudret Erden tarafından yönetilen panelde Siyasetçi Yazar İbrahim Okçuoğlu ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Erdal Kılıçkaya birer sunum yaptı.

    Panelin sonunda Kudret Erden’in, ‘Ne 79 yıl önce devletin alçaklığını yüzüne haykıran Seyid Rızaları, ne de Cizre bodrumlarından düşmana teslim olmayacağız diyen Mehmed Tunçları unutmayacağız.’ cümlesi büyük alkış topladı.

    Anmaya katılan Haringey belediye başkanı Ali Gül Özbek te bir konuşma yaptı. Özbek konuşmasında ülkede devam eden zulme dikkat çekerek, Dersim katliamında yaşamlarını yitirenleri andı.

    https://youtu.be/99WQapAvPjw
    Anma Yılmaz Çelik’in müzik dinletisinden sonra sona erdi. Yapılan anmada elde edilen gelirin tümü Kürdistan’da devam eden Kardeş Aile kampanyası çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine gönderilecek.

    dersim-der-1

    dersim-der-afis

    dersim-der2

    dersim-der3
    Dersim Kültür Merkezi Eşbaşkanı Birgül Timur

    dersim-der4

    dersim-der5

    Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması 7

    dersim-der1

    Londra’da, ‘Kara Gün, Dersim 37-38’ Anması 8
    Dersim-Der yöneticisi Kudret Erden, Siyasetçi Yazar İbrahim Okçuoğlu ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Erdal Kılıçkaya