Tag: Hot News

  • Vekilime dokunma, sende yanarsın!

    Vekilime dokunma, sende yanarsın!

    Türk Meclisinde dokunulmazlık teklifinin tümü 376 oy ile referanduma gerek kalmaksızın kabul edilmesinin ardından tepkiler giderek artarken Demokratik Güç Birliği Britanya’da sessiz kalmadı. Düzenlenen eylemde Gik-Der’in Kayıplar ile ilgili eylemide birleştirilerek güç birliği sağlandı ve duyarlılık dahada artırıldı.

    Haber-Foto: Erem Kansoy

    TBMM Genel Kurulunda dokunulmazlıklarla ilgili teklifin görüşmelerinin sonucuna AK Partili milletvekilleri alkışlarla sevindiği görütülerin tarihe kazınmasının ardından, HDP seçmeni ve demokrasiye inanan tüm kesimlerden tepkiler çığ gibi büyüyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    Haklarında fezleke hazırlanmış 50’si HDP’li 138 milletvekilinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin kabulune Avrupa’dan da tepki sesleri yükseldi. Demokratik Güç Birliği Britanya Woodgreen bölgesinde kararın ardından geçtiğimiz hafta düzenlediği şok eylem ile anti-demokratik karara tepki koydu. Londra’dan ‘vekilime dokunma!’ sesi yükseldi.

    Demokratik Güç Birliği, “Bugün saray ve AKP eli ile MHP ve CHP desteğiyle halkın iradesine birkez daha darbe yapıldı. Halkımıza yaşam hakkı tanımayan ve köleliği reva gören bu karanlık güçleri artık tanımayacağımızın zamanı gelmiştir.” İfadelerine yer verdiği eylem çağırısında, alınan kararın ‘alçakca’ olduğunun altını çizdi.

    Düzenlenen eylemde, protestocular hazırlanan İngilizce bildiriyi dağıtarak, ‘vekilime dokunma sende yanarsın’ sloganları attı.

    1-Süreçte bundan sonraki ilk adım ne?

    Anayasa değişikliği teklifi paketi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından yüyürlüğe girecek.

    2-Milletvekillikleri hemen düşecek mi?

    Milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması, meclis üyeliğinin düşmesi anlamına gelmiyor. Dokunulmazlıkların kaldırılması sadece hakkında fezleke düzenlenen milletvekili için yargı yolunu açıyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    3-HDP’li vekiller ne yapacak?

    59 HDP milletvekilinden 50’si hakkında hazırlanmış fezlekeler var. 138 milletvekili hakkındaki toplam dosya sayısı 667. Bunların 405’i de HDP milletvekillerine ait.

    4-Milletvekillikleri düşerse ara seçim mi yapılacak?

    Anayasa’nın 78. maddesine göre, ancak Meclis’teki milletvekili sayısının yüzde 5’i kadar koltuk (28) boşalırsa 3 ay içinde ara seçime gidiliyor. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılabiliyor, genel seçimlere 1 yıl kala ise yapılamıyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    Dokunulmazlık teklifinin Meclis’te kabul edilmesinin ardından, toplanan HDP Grubu toplantısının ardından partinin eşbaşkanları açıklama yapmıştı.

    Yüksekdağ, “Tarihsel bir süreç yaşandı, tarihsel bir kavşak geçildi. Bu süreçten başı dik, alnı ak geçenler var. Aynı zamanda baskıcı otoriter siyaseti tahkim ederek geçtiklerini sananlar var…Onlar açısından son perde olabilir, ancak bizim açımızdan mücadele yeni başlıyor. Bizler bu darbeci pratik karşısında direndik, direnenlerin sesi olduk. Halkımızın demokratik değişim gücü bizden yana” dedi.

    Demirtaş ise yasanın “iki buçuk parti” tarafından çıkartıldığını söyledi ve “Vicdanlı insanlar, bu ahlak dışı işbirliğini net bir biçimde görmüştür” dedi.

    ‘Gönüllü ifadeye gitmeyeceğiz’

    Demirtaş “Bizi normal bir yargılanmaya çağırmış olsalardı hiç çekinmezdik. Bağımsız, adil yargılanma olsa gider yargılanırdık. İfademizi almak isteyenler bizi zorla götüreceklerdir. Şimdiden hazırlıklarını yapsınlar, biz hazırız. Hiçbir arkadaşımız gönüllü olarak ifadeye gitmeyecektir. Burası halkın malıdır. Kimsenin malı değildir. Fazlalık olan sizsiniz.” Dedi.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

     

  • Kaypakkaya Londra’da yapılan yürüyüşle anıldı

    Kaypakkaya Londra’da yapılan yürüyüşle anıldı

    Ölümsüzlüğünün yıldönümünde Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Londra’da gerçekleştirilen coşkulu yürüyüşle anıldı. Londra’nın Edmonton Angel bölgesinde Tertip Komitesinin çağrısıyla, toplanan kalabalık öncelikle  devrim ve komünizm davasında yitirilenler için saygı duruşunda bulunarak yürüyüşe geçti.

    Erem Kansoy

    İbrahim Kaypakkaya 18 Mayıs 1973’de Dıyarbakır’da, katledilmesinin 42. yılında Londra’da da düzenlenen yürüyüşte sevenleri ve sempatizanları tarafından saygıyla anılandı.

    Kaypakaya Londra'da yapılan yürüyüşle anıldı 1

    Edmonton bölgesinde başlayan yürüyüş Türk ve Kürt toplumlarının yoğun olarak yaşadığı Tottenham bölgesi güzergahında ‘Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’ sloganlarıyla devam etti. Yapılan konuşmalarda ise “Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın 1972’de ileri sürdüğü bilimsel görüşler neticesinde düşmanın büyük hışmını üzerine çekeceği açıktı. Nihayet ele geçirildiğinde düşman O’nu teslim almak ve düşmanı korkutan görüşlerinden vazgeçmesi için akıl almaz saldırılarda bulunacağı da belliydi. Önderimiz yoğun saldırılara ve teslimiyet dayatmalarına rağmen  bir komüniste yakışır bir tavırla tüm saldırıları ve saldırganları yenilgiye uğrattı. O’nun ezber bozan düşünceleri bugün de yolumuza ışık tutuyor ve önderleri anmanın en değerli yanı egemenlerin saldırılarına karşı mücadele yürütmek, yeni mevziler kazanmak ve zafere yürümektir.” İfadelerine de yer verildi.

    Kaypakaya Londra'da yapılan yürüyüşle anıldı 2

    Çevredekilerin oldukça ilgisini çeken anma yürüyüşünde, “İbrahim Kaypakkaya’yı savunmak onurumuzdur, Deniz Gezmiş’i anıyoruz, katil devlet halka hesap verecek.” yazılı pankartlar taşındı. “Devrim şehitleri ölümsüzdür, önderimiz İbrahim Kaypakkaya, kapitalizm ve faşiszme karşı mücadeleye devam.” şeklinde sloganlar da atıldı. Okunan şiirler  ve marşlar eşliğinde devam eden yürüyüşte, Kürdistan’da yapılan saldırılar ve ayrıca milletvekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının anlamı üzerine konuşmalar yapıldı. Daymer, Britanya Kürt Meclisi ve Britanya Alevi Federasyonununda katıldığı yürüyüş, Tottenham Green Centre önüne  gelerek  burada yapılan basın açıklaması ile sonlandırıldı.

     

  • Londra’da 4 Kadını Bıçaklayan Türkiyeli Tutuklandı

    Londra’da 4 Kadını Bıçaklayan Türkiyeli Tutuklandı

    Cuma günü Londra’nın Hampton bölgesinde dört kadını bıçaklayan Ethem Aydın Orhon dün çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Kuzey Londra’da yaşayan 66 yaşındaki Türkiyeli Ethem Aydın Orhon Cuma günü Hampton bölgesinde bulunan Sainsburry alışveriş merkezi parkında 4 kadına bıçaklı saldırı düzenledi. 53-71 yaşları arası dört kadını bıçaklayan Orhon olay yerine gelen polisler tarafından gözaltına alındı.

    Dün Wimbledon Magistrates mahkemesine çıkarılan Orhon cinayete teşebbüsten tutuklandı. Ethem Aydın Orhon’un bıçakladığı kadınların durumunun iyi olduğu açıkladı.

    ORHON SALDIRIDAN SAATLER ÖNCE GÖZALTINDAN SERBEST BIRAKILMIŞ

    Polis tarafından yapılan açıklamada Ethem Aydın Orhon’un olaydan birkaç saat önce polis tarafında serbest bırakıldığı öğrenildi. Orhon Perşembe günü başka bir suç şüphesinden gözaltına alınmış ve bir gece polis karakolundaki nezarethanede tutulmuştu. Cuma günü nezarethaneden serbest bırakılan Orhon birkaç saat sonra 4 kadını bıçakladı.

    Olayın nedeni ile ilgili henüz bir açıklama yapılmadı. Polis tarafından yapılan açıklamada olayın terörle bağlantılı olmadığı belirtildi.

    Orhon 17 Haziran’da hakim karşısına çıkacak.

  • Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı

    Kürt toplumunun yoğun olarak yaşadığı Londra’nın Haringey belediyesi başkanlığına Ali Gül Özbek seçildi. Pazartesi akşamı Alexandra Palace’ta yapılan belediyenin yıllık toplantısında Özbek belediye başkanlığı görevini Jeniffer Man’dan devir aldı. 5 Mayıs’ta Londra Büyükşehir Belediye başkanlığına ilk defa bir Müslümanın seçilmesinin yankıları devam ederken, Haringey’e Alevi bir Kürdün seçilmesi Londra’nın kültürel zenginliğinin de bir sembolü oldu.

    Haringey belediyesi ilk Kürt Alevi belediye başkanı seçiminin yanında şimdiye kadar yapılan en geniş katılımlı törene de sahne oldu. HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kurum temsilcisi de törende hazır bulundu.

    22 Mayıs 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde İşçi Parti üyesi Ali Gül Özbek Haringey belediye meclis üyeliğine seçilmişti. Belediye meclisinin 57 üyesinden 48’inin İşçi Parti üyesi olduğu mecliste Pazartesi günü yapılan yıllık toplantıda belediye başkanlığı devri yapıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı törende bir yıllığına görevi devir alan Özbek açılış konuşmasına Kürtçe başlayarak katılımcıları selamladı.

    SEREMONİ GÜLBANG VE SEMAHLA BAŞLADI

    Londra’nın tarihi binalarından birisi olan Alexandra Palace’ta yapılan seremoni Çocuk semah grubunun semahı ile başladı. Alevi deyişleri eşliğinde semah dönen çocuklar yoğun ilgi gördü. Dönülen Semahlardan sonra Alevi dedesi Mehmet Yüksel tarafından Gülbang çekildi. Törende Kürt sanatçı Tara Jaff’ta bir müzik dinletisi verdi.

    KONUŞMASINA KÜRTÇE BAŞLADI

    Daha sonra yıllık toplantının yapılması için farklı bir salona geçen katılımcılar burada yapılan törenle görev devri yapıldı. Görevi devir alan Özbek Kürtçe başladığı konuşmasına İngilizce devam ederek, Haringey gibi farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir bölgede belediye başkanlığı görevini yürütmenin büyük bir onur olduğunu ifade etti. Özbek’in konuşmasından satır başları şöyleydi;

    ‘‘Haringey benim gururla, evim diyebileceğim bir yer. Başkanlığım süresince tüm Haringey sakinlerine iyi hizmet verip, Haringey’in yükselen itibarını daha da büyüteceğiz.

    Zor zamanlar yaşıyoruz. Nereye bakarsanız bir mücadele var. Ekonomik eşitik, sağlık, çevre için büyük mücadeleler veriliyor. Yine aynı şekilde iş imkanları, daha iyi bir eğitim ve çocuklarımızın geleceği için de hepimiz birer mücadele içindeyiz.

    Benim ailem buraya ilk geldiğinde değerlerimizi paylaşan, kültürel zenginliği olan bir yer arayışındaydı. Bu anlamda Haringey’den daha iyi bir seçenek olamazdı.’’

    Bu hizmeti verecek olmanın heyecanını taşıdığını belirten Özbek tüm katılımcılara ayrı ayrı teşekkür etti.

    KEBAPÇILIKTAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA; ALİ GÜL ÖZBEK

    Haringey belediyesinin yıllık toplantısında Ali Gül Özbek’in özellikle Alevi Kürt kimliğine vurgu yapılan tanıtım konuşması İşçi partili belediye meclis üyesi tarafından yapıldı; Özbek için şunlar belirtildi;

    ‘Maraş’ın Elbistan kentinde doğan Ali Gül Özbek 8 çocuklu bir ailenin çocuğu. Alevi Kürt bir ailenin çocuğu olan Özbek 17 yaşına kadar Elbistan’da yaşadı.

    Alevi Kürt kimliğini inkar eden asimilasyoncu ve dışlayıcı devletin eğitim sisteminden kaynaklı Özbek gençlik yıllarına kadar kendisini Türk olarak tanımladı. 1980’lerde Malatya Üniversitesinde öğrenciyken kendi kimliği ve devletin Kürt Alevi karşıtı ırkçı politikalarıyla tanışan Özbek’in o günden sonra politik düşünceleri de farklı bir seyir aldı.

    Darbeci askeri sağ cunta yönetimi o dönem sivillere yönelik üst düzeyde zulüm, cinayet ve işkence uyguladı. Bu dönemde Özbek’in babası ve abisi de askeri cunta tarafından tutuklandı.

    Malatya’da üniversite eğitimini tamamlayan Özbek bir süre İstanbul’da bir şirkette çalıştıktan sonra İngiltere’ye göç etti. İngiltere’nin Porsmuth üniversitesinde 3 yıl eczacılık okuyan Özbek, hafta sonları da kebapçıda çalıştı.

    Daha sonra Haringey’de ilk Kürt eczacı olarak Med-Chem adında eczaneyi açan Özbek bu süreç içerisinde bir çok toplumsal ve sosyal çalışmalara maddi ve manevi destek verdi.’

    Foto: Arif Bektaş & Aladdin sinayic

     

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 3
    HDP Şırnak Milletvekili ve Britanya Kürt halk meclisi Özbek’i kutlayıp başarılar diledi

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 4

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 9

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 7
    Tören Öncesi çocuklar Semah döndü

     

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 5
    Törene çok sayıda davetli katıldı
    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 8
    Belediye meclisi üyelerinin tümü hazır bulundu

     

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 6

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 1

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 2
    Aligül Özbek
  • Londra’da Yılmaz Güney hayat buldu

    Londra’da Yılmaz Güney hayat buldu

    Bu yıl 8’incisi düzenlenen Gik-Der Kültür Sanat Festivali çerçevesinde organize edilen ve Yılmaz Güney temalı gerçekleştirilen panelde Yılmaz Güney’in kızı Elif Güney ile Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı da hazır bulundu.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Devrimci sanat ve Yılmaz Güney’in yaşantısına dair bir çok özel bilgi katılımcılar ile paylaşılırken Elif Güney babasını anlattığı sıralarda salonda duygusal anlarda yaşandı.

    Panelin açılış konuşmasını yapan modoratör Murta Yavuz  festivalin önemine değinerek, “Gik-Der’in sekizinci kere düzenlediği Kültür ve Sanat Festivalinde, her yıl Türkiye’den bir sanatçıyı tema edindiğimiz gibi bu yıl da ‘Çirkin Kral diye tanıdığımız Yılmaz Güney’i ağırlıyoruz. Yılmaz Güney’i ve Yılmaz Güney’in yaşamını geçmişini anlatacağız.” Ifadeleri ile söze başladı. Ardından panelistler, Yılmaz Güney’in kzı Elif Güney ve Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı’yı sahneye çağırdı.

    Devrimci sanatçıları ve Yılmaz Güney şahsında hepsini anmak üzere 1 dakikalık saygı duruşunun ardından panelistler söz aldı.

    IMG_7716

    Öncelikle Elif Güney konuşmasına başlayarak, babası Yılmaz Güney hakkında değerli bilgileri paylaştı. ‘baba’ Yılmaz Güney ve ‘filmdeki’ Yılmaz Güney’I anlatan Kızı Elif Güney ayrıca Yılmaz Güney’in yaşantısında dönüm noktaları ve önemli kesitleri de katılımcılara anlattı.

    Elif Güney

    “Derneğimize beni Londra’ya çağırdığı ve ağırladığı için öncelikle teşekkür etmek isterim. Yılmaz Güney ile ilgili, doğumundan vefatına kadar, kronolojik olarak bir hayat çizgisi çizmek istiyorum. Çok yoğun bir hayat, çok hapishanelrde geçmiş ve zorlukarla donanmış bir hayat. Yılmaz Güney’I ılmaz Güney yapan yollarına koymuş olduğu taşlar var bunlar bilinmesi gereken en önemli şeyler ve sizinle paylaşacağım.

    IMG_7722

    Nisan 1937 yılında dünyaya gelir, dedem Zaza’dır Siverek ilçesinin Vesman köyünden 16 yaşında bir kan davasındna ötürü Adana’ya gelmiştir ve ırgatlık yaparak hayatını kazanır baba annem ise Muş, Varto, Cibran aşiretinden, ilk önce bir evlilik yapıyor genç yaşta ve 2 çocuğu oluyor. Birisi Mehmet amcam ve diğeri Lütfiye halam. Genel olarak Yılmaz Güney’I konuşurken, ailesi hakkında çok az bilgimiz var. bir insanın geleceğini görmek için bşrazdan geçmişini iyi bilmemiz gerekir.

    Baba annemin ilk evliliğinde,dedem üzerine bir kuma getiriyor, bir süre sonar kumayla olan hayat çok zor olduğu için Adana’da baba annem eşini ve iki çocuğunu kumasıyla bırakarak kendi başına yol çiziyor. O arada dedemle tanışıp evleniyorlar ve babam 1937 yılında dünyaya geliyor.

    Babam çok erken yaşta çalışmaya başlıyor, 9 yaşında ilk mesleğim dana gütmekti der. Belirli çevrelerde sezonluk ırgatlık yapıyor ve çok başarılı bir öğrenci idi. Yılmaz Güney çok genç yaşta şunu fark ediyor; dedem bir ağanın yanında ırgatlık yapıyordu, ağanın oğlu okulda başarısızdı ve babamla aynı sınıfta idi. Ağa dedeme kin besliyor, ‘nasıl olurda senin oğlun çok başarılı benim oğlum başarısız.’ Diye… İlk olarak ‘devrimci ve kominizm tohumları orda atılıyor Yılmaz Güney’in çünkü aradaki farkı görüyordu. O zamanın kültüründe ‘bir ırgatın oğlu bir ağanın oğlundan üstün olamaz’dı farkındalığı Yılmaz Güney’in bir yol çizmesine yardım ediyor. Bir süre sonar dedem başka bir kuma getiriyor. Baba annem de bir süre sonar kaldıramayarak Adana’ya dönüyor, hayatın zorlukları ile yüzleşen babam 12 yaşında sinemalarda çalışmaya başlıyor.

    Bir köyden bir köye filmleri taşıyor, sinemlarda gazoz satıyordu, hatta yoksul çocukları sinemalarda çalışırken arka kapıdan içeri alırmış ve onlarında film izlemesine yardımcı olurmuş. 1950lerde Nazım Hikmetin şiirleri ile tanışıyor. O zaman o şiirlerle birlikte içine bir ateş düştüğünü söyle. Yasaklı yıllardı Nazım Hikmet kitaplardan değil masa altından okunuyordu. Nazım Hikmet’in şiirleri ile tanışan Yılmaz Güney artık kafasında iyice sanatla uğraşmayı kurmuş ve bende şirrler yazacam fikrine kapılmıştır. Edebiyatla yakın bir temasla hayatımı sürdüreceğim diyerek hikayeler yazmaya başlıyor.

    Kısa bir zaman içinde biriktirdiği paralarla, kitapcılardan dünya klasiklerini toplayarak okumaya devam ediyor. Yılmaz Güney 18 yaşında iken sayısız dünya klasiğini okumuştu. Bu onun için çok önemli bir ufuktu.

    Yılmaz Güney 13 yaşında Ant film persontaj memurluğu yapıyordu, sinemalarda filmin bitmesini bekleyip control ediyor ve komisyonculuk yapıyordu. Sırtında 20-30 kilo film bobinleri taşıdığını anlatmıltı. Daha o yaşlarda sinemadaki halkın filme tepkilerni ölçüp not etmeye başlamıştı. Yılmaz Güney’in sinema aşkı orada tohumlanıyor. Arif Çiçek bir kitabında yazdığı gibi, yine bir gün sinemada Güney filmi gösterirken film kopuyor ve filmi yeniden yapıştırıp devam etmek için gerekli olan 5 dakikalık sürede Yılmaz Güney sahneye atlayarak filmi canlandırıyor, oynuyor diyalokları seslendiriyor. Daha o yaşlarda yeteneğinin zenginliğini gösteriyor.

    IMG_7728

    Yılmaz Güney 18 yaşında bir hikaye yazıyor, 13 dergisine gönderiyor ve burad yayınlanıyor, ‘3 bilinmeyenl eşitsizlik sistemleri’ isimli bir hikayeydi. O hikayeden dolayı komunizm propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açılır. 1955’de açılan dava 1961’de sonuçlanıyor. O arada Yılmaz Güney Istanbul’a gelip İktisat fakültesine yazılıyor fakat ekonomik sebeplerden dolayı eğitimini tamamlayamıyor.

    İstanbula geldiği zaman yaptığı ilk şeylerden biri Türkiye Komünist Partisini ziyaret etmek oluyor. Çünkü kafasında olan şuydu ki, ‘bana komünist diyorlar, ben komünizm nedir bilmiyorum, ben ezilenin, yoksulun yanındayım, komünizm nedir bilmeme ama yoksulluk nedir bilirim sömürülmek nedir bilirim’. Özellikle kafasındaki bir takım soruların cevaplarını aramak için partiye gidiyor ve orada da sorularına cevap bulamıyor. 1961 yılında ‘Tatlı bela’ filmi çekilirken sete polisler gelir, komünizmden yargılandığı dava sonuçlanmıştır ve Güney tutuklanır. Bunun üzerine bir bıçuk yıl hapis ve 6 ayda Konya’da sürgüne gönderilir.

    Konya’da sürgünde iken annemle tanışır. Annemle tanışması devremci bir hareket idi bunu paylaşmak isteri. Annem bir gazinoda assolistlik yapıyordu ve O dönemlerde aralarında yaşanan aşk ile babam annemi gazinodan çıkararak yanına alır. Sürgünün bitmesi ile 1963 yılında İstanbula gelen Yılmaz Güney 1965 yılına kadar sayısız film çekiyor. 1965’de zirveye çıkmış bir aktör oluyor. Kafasında ise her zaman yönetmen olup halkın ezikliğini yansıtmak istediği vardı. Bunu içn ünlü bir aktör olup çok para kazanıp istediğim gilmeli yapmam gerekiyor fikri kafasına her zaman oturmuştu.  1968’de askere gidiyor ve öncesinde ilk deneyimi olan Seyithan filmini yapar bu filmed feudal kültür gözler önüne serilir ve Kürt kimliği ince bir şekilde ortaya konur ve önemli bir filmdir. Güney  askerdeyken de film çekmişti. Aç Kurtlar Muşta çekilmiştir ve askerdeyken çekmiştir. 70’li yıllardan sonra dahada siyasi anlamda Güney dahada bilinçlenerek, öğrenci akımlarına, tüm sol örgüt ve kurumlara destek oluyor. Hatta bazı gruplara silah verdiği dahi söyleniyor. 1972 yılında Mahir Çayan’ları çatı katında saklıyor. Polisler geliyor soruyorlar ihbar üzerine evi arayacaklarken Güney ‘buyurun gelin çatı katındalar’ diyerek hep anlattığı hayatının en zor rolunü oynar polisleri güldürür ve gönderirir. Tabi birkaç gün sonar gerçek ortaya çıkıyor ve 2 yıl boyunca  Selimiye ceza evinde mahkum ediliyor.

    IMG_7726

    1972-74 yılları arasında hapishanede okudukları ile Yılmaz Güney ‘bilimsel sosyalizm’I öğrendiğini hep anlatır. Yılmaz Güney ‘benim etrafımda gördüğüm sosyalizm gerçek sosyalizm değil, her yerde bir revizyonizm var bir yine önderlik kavramı var, önderlik kavramında ne var itaat var ve bu bilimsel sosyalizime aykırı bir şey’ derdi. 1974 yılında çıktığı zaman Arkadaş filmini yapıyor. Arkadaş filmi devrimci sanatının tam bir dönüm noktasıdır Güney için.”

    Yılmaz güneyin kronolojik olarak çektiği filmler ve bu filmlerin taşıdığı önemlere de değinen Elif Güney Ayrıca Yılmaz Güney’i bir baba olarak da katılımcılara aktardı.

    Özellikle ‘benim babam evde pek yoktu ama aslında her yerdeydi’ sözleri ile babasını anlatan Elif Güney babasının hapiste olduğu yıllarda annesi ile babasını görmeye sinemaya gittiklerini de anlattı.

    Yılmaz Güney’I babası olarak film perdesinden tanıyan Elif Güney, sözlerini “Sanatı hiç bir zaman davasından ayrmadı, sinama Yılmaz Güney’,n bir kavga silahıydı. Kendi sanatından bahs ederken şunu söyler, ‘sanatsal çabalar çalışmalar ve bunun bir sınıf mücadelesi olan siyasal mücadeleden kopuk ele alınamaz. Ben bir kavga adamıyım sinemamada halkın kurtuluş savaşının sinemasıdır’ der.” Ve sözlerini tamamlar.

    Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı’da panelde söz hakkı alarak, devrimci sanat ve Yılmaz Güney’in devrimci sanata katkısı ile mücadelesinden bahs etti. Şafak, Yılmaz Güney ile ilgili 68 kuşağı filmleri ve Türkiye dışına devrimci sanatını yansıtma başarısından da bahs ederek tarihsel sürece dair dönüm noktalarını anlattı.

    Şafak Arabacı

    IMG_7725

    “12 Eylülde halklar acı, işkence ve gözaltılar ile yüzleşti. Bunun yanında halkımız bu yıkımın dışında bakın ta 90 lara kadar sanata baktığınızda gerçektende bir yenilgi yılgınlık bıtkınlık ve arabesk kültürü yaygınlaştı. 12 eylülden sonar magazine programları patlama yapmıştır. System halkalara o zaman sadece acı ve göz yaşından ziyade sanatınada büyük darbe vurmuştur.

    Sanatcıdan niye korkulur, sanatcı aydın kşidirde ayni zamanda… dolayısıyla eğer devlete karşıysa ezilenden yanaysa, sistemler o sanatcıdan korkar, onları yıldırmanın yöntemleri de hapse atmak ceza yağdırmaktır. Ahmet Kaya’da  Yılmaz Güney gibi bedeller ödemiştir bir çok sanatcı bunu yaşamıştır. Iktidar sanatcının elinden renklerini almak ister buna oynar.

    Sanat halkımızın yaşamıdır, halkın kendi özü olan şeyi daha profesyone ve daha yaratıcı br şekilde sanatın farklı alanlarında halka sunmak da sanatcının işidir. Devrimci sanatcı halkının saflarında yer tutması gerekir. Tıpkı Yaşar Kemal gibi.. halkın sanatcısı halkın öncüsüdür sanatıyla mücadeleye katkı koyar.

    Yılmaz Güney halkını perdeye yansıttı, toplumsal gelişmelere kendi sanat dalında müdahil olarak, toplumun ilerlemesine yardım etti.” Ifadelerini kullandı.

    Konuşmacıların panelin sonunda katılımcılardan gelen soruları cevaplaması ile etkinlik son buldu.

    IMG_7720 IMG_7715 IMG_7726

  • Londra’dan Terolar Direnişine Destek – Video

    Londra’dan Terolar Direnişine Destek – Video

    Maraş Pazarcık’ta Kürt-Alevi köylerinin bulunduğu bölgeye konteynır kent yapımına karşı başlatılan direnişe destek amacıyla Londra’da bir yürüyüş gerçekleştirildi.

    Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla 15 Mayıs günü yapılan yürüyüş için Manor House bölgesinde toplanıldı. Burada yapılan açıklamada “53 gündür Maraş Terolarda bölge halkı ve demokratik kurumlarımız el ele ve omuz omuza AKP Hükümetinin yarattığı mağduriyet karşısında direniyor.

    DSC_0560
    Yapılmak istenen kampın amacı, Suriyeli halkların savaş mağduriyetlerini gidermek değildir. Kamp alanının koşulları, bölgesi, alt yapısı ve alanın yüz ölçümü yetersizdir. Tüm bunlara rağmen Maraş Valiliğinin bu bölgedeki ısrarı AKP Hükümetinin gerçek yüzünü birkez daha ortaya koymaktadır.AKP Hükümetinin zulmü, işkenceleri, katliamları, gericiliği ve hukuk tanımazlığı dünden daha ağır ve artarak devam etmektedir” denildi.

    DSC_0569
    Açıklamanın devamında ise şu görüşler dile getirildi: “Suriye başta olmak üzere komşu ülkeler ve ülkemizde savaş çıkaran AKP devleti mağdur ettiği Suriye halkının zor durumundan yararlanarak halkları karşı karşıya getirme politikasını Maraş Terolarda hayata geçirmek üzeredir.

    DSC_0545
    Paralı çeteler aracılığı ile Suriye halklarına ve Kürt halkına katliamlar uygulayan AKP Devleti ve işbirlikçileri, ülkemizi de iç savaşa sürüklemektedir.
    Kürt halkına karşı doğrudan üniformalı özel timler aracılığı ile uygulanan katliamları ve baskıları yakından izliyoruz.

    DSC_0553
    Maraş, Terolar köylüleri başta olmak üzere bölge halkımızın ve devrimci demokrat kurumlarımızın ‘’yaşam alanlarımıza dokunma’’ mücadelelerini destekliyoruz.
    Maraş halkı yalnız değildir.”

    DSC_0568
    Açıklamanın ardından yüzlerce insan yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca Terolarda direnenlere destek sloganları türkçe ve ingilizce atıldı. Ayrıca ingilizce olarak hazırlanan bildiriler dağıtıldı.

    DSC_0551
    Yürüyüş Turnpike Lane bölgesine kadar sürdü. Yürüyüşün sonunda kurum temsilcileri söz alarak Terolar direnişine desteklerini dile getirdiler.
    Ayrıca İngiltere Parlamentosu Alevi Sekreteryası tarafından Maraş Valiliğine gönderilen mektup burada okundu. Atılan sloganlarla yürüyüş sonlandırıldı.

    DSC_0565

  • Day-Mer`de Deniz’ler anıldı

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hafta sonu Day-Mer’in düzenlediği panelde anıldı. Düzenlenen sayısız panel ve anma etkinliğinin aksine TV programı formatında hazırlanan panel kitlesel katılım ile gerçekleştirilerek büyük beyeni topladı.

    Haber-Fotoğraf:Erem Kansoy

    Hayat TV televizyon kanalında yayınlanmak üzere hazırlanan ve Deniz’leri anma niteliği de taşıyan ‘Deniz Olunmalı’ başlıklı panelde, Evrensel Kültür GYY üyesi ve Deniz Gezmiş’in yakın arkadaşı Aydın Çubukcu, Hayat TV Babil Kulesi prgramı yapımcısı ve haber kordinatötü Ercüment Akdeniz ile tarihçi-yazar Erdoğan Aydın katılımcılara 68 kuşağı ve Deniz Gezmiş ile yoldaşlarının mücadelesini anlattı.

    Day-Mer’in Tottenham bölgesinde bulunan Kuzey Londra toplum Merkezi binası salonunu profesyonel bir televizyon studyosuna dönüştürerek katılımcılar ile interaktif şekilde gerçekleştirilen panele yaklaşık 250 kişi katıldı. Salonun dolması ile birçok katılımcı paneli arka sıralarda ayakta izlemek zorunda kaldı.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Savaşa, sömürüye ve faşizme karşı DENİZ OLUNMALI sloganıyla organize edilen panel yaklaşık iki saat sürdü.  Program sunucusu Ercüment Akdeniz’in sorularını yanıtlayan Çubukcu ve Aydın TV programının süresinin dolması ile izleyicilerden de konuklara yöneltilen soruları sorma fırsatı buldu.

    Özellikle Çubukcu Deniz Gezmiş ile ilgili anılarını ve birlikte yaşadıklarını anlatırken salonda duygusal anlar yaşandı. Tarihçi Aydın’ın da katılımcılar ile paylaştığı bilgler birçok soru işaretine cevap olurken özellikle gençler için Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının tarihine yakınları ile canlı bir yolculuk yapmak çok önemli bir deneyim oldu.

    Panelistlerin sohbet şeklinde gerçekleştirdiği panelde konuklar, Ercüment Akdeniz’in sorularını şöyle yanıtladı;

    “Akdeniz: Kürt özgürlük mücadeleside kendini Deniz’le görebiliyor, Alevi evlerine gittiğinizde Anadolu’da HZ. Ali’nin yanında Deniz Gezmiş’inde fotoğrafı var, işçi sınıfı ve sosyalizm devrim diyerek yola çıkan herkeste Deniz diyor nasıl böyle herkesin ortak bir değeri oluştu?

    E.Aydın: Deniz devrime koşan bir Türkiye’nin devrime koşan bir halkın en hesapsız zamanında dünyaya gelen bir sembolüdür. Ayni ifadeyi Mahirler ve 18 Mayısta yıl dönümünü anacağımız Kaypakkaya için de ayni şeyler söylenebilir. Sıradan popüler kültür ölçü alınacak olursa gerçektende senin işaret ettiğin gibi Denizin, bu populer kültüre ulaşmak her eve girmek gibi çok özel bir rolu var. Dolayısıyla biz Denizin şahsında derli toplu dönem değerlendirmesi yapacak olursak, Deniz yaşadığı dönemin en önemli sembolu idi.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Deniz sınıf mücadelesinin her türüne desteki ve en önde koşanıydı. Natoya karşı, laiklik ve bağımsızlık mücadelesininde en önde gideniydi. Deniz aslında devrimci ruhuyla bugün populer kültürde de populer olmayı fazlasıyla hak ediyor.

    Akdeniz: Denizler bugün yaşasaydı ne yapardı?

    E.Aydın: Gazeteci Dündar’ kurşulan sıkılan günü baz alacak olursak Denizler böyle bir durumda tıpkı 6. Filoyu denize dökmek için ulaşabildiği örgütleyebildiği insanları peşine alır elini havaya kaldırır ve Can Dündar’ın yanına giderdi. Üstelik Denizin Can Dündar şudur budur diye de bir kompleksi de olmazdı. Çünkü öz güvenin göstergesi, o anın devrmci görevi neyi gerektiriyorsa onu yapmaktır. Eminim ki deniz böyle birşey yapardı.

    1968’deki Denize bakarsak aslında yine bir devrimci önde yine gözünü kırpmadan savaşan bir insan ama tesbit etmemeiz lazım ki Kemalist perspektifin ağır etkisinde olan, sosyalizm için mücadele eden ama Kemalist perspektifin ağır etkisinde olan bir insan.

    Ayni Deniz Gezmiş 72 deki sehbada Kemalizmin en fazla canına dokunan Kemalizmin ortadan kaldırmak için elinden gelen herşeyi herşeyi yaptığı şeyi yani Kürt halkının var olma mücadelesini kendine artık insanın en samimi, en hesapsız olduğu yerde idam sehbasında kendine slogan yapan bir insan. Burdan hareketle Deniz bugün yaşasaydı ne yapardı, ben çok net bir şekilde eminimki kendini Kürt halk mücadelesinin yanına koyardı. Sadece işçileri sadece sosyalizm davasını değil ayni zamanda Kürt halkının eşitlik mücadelesinin yanında olurdu.

    Eminim ki Deniz Gezmiş bugün kimliklerinden dolayı ezilen Alevilere de sahip çıkardı. Deniz laiklik mücadelesininde çok net bir şekilde yanında olurdu.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Akdeniz: Aydın hocam devrimin sembolleri olduğu kadar karşı devriminde sembolleri vardır, sol sosyalist gelenek ile sağ muhafazakar geleneğin karşılaştırdığımızda bugün devleti yöneten kesimlerinde sıklıkla tarihe referans aldıkları isimler var. Bu gün bir yazı yazmıstın ‘Adolph Hitler, Hitlere göre kötü bir adam değil’ diye bu benzetmenin kökeninde ne yatıyor?

    Çubukcu: Hitler nasıl bir adamdı diye o dönemn Alman halkına sorsaydınız, size bambaşka bugün bizim algıladığımızdan çok başka bir Hitler portresi çizerdi. Kalkınmayı sağlayan, fabrikaları tıkır tıkır çalıştıran, para akışını sağlayan, duble yollar yapan, halka otomobil yapıp dağıtan, herkesin konut sahibi ve araba sahibi olmasını sağlayan işsizliği düşüren bir adamdan bahsederler.

    Hitlerin o dönemde hangi vahşi usulleri kullanarak işçi sınıfını, farklı inançları ezerek yok ederek öldürerek milyonlarca insanı ödürerek bunu sağladıını o anda görmeyebilirler, görmemişleridi. Çünkü karnı tok sırtı pek. Hitler iyi adamdı derler. Şimdi aslında bugün Türkiye’de Hitlerin pozisyonunda olan kimi çapsızlar, sorarsan onlar içinde aslında iyi adam derler neden çünkü duble yol yapıyor, kapitalizmin krizine çare olabilecek işler yapıyor, Kürt halkını eziyor yakıyor mahvediyor ama ayni zamanda duble yol yapıyor. Hırsız ama çalışıyor diyorlar.

    Hitlere’de fena adam değil diyen uyutulmuş uyuşturulmuş, bilinci sıfırlanmış insan yığınları vardı. Bugünde hemen hemen aynı tabloyla karşı karşıyayız.

    Geçmişte Hitlere aslında iyi adamdı diyenler sonradan bu söylediklerini dünya önünde pişman oldular yıllardır halen dünyadan özür diliyorlar. Herkesden özürdiliyorlar.  O gün yok ettiği herkes için boynu büküktür Almanya’nın. Hitler adı geçtiği zaman lanetle anarlar. Halklar yanılabilirler ama tarih affetmez.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Akdeniz: İngiltere’nin 68’i nasıldı?

    Çubukcu: İngiltere 68 dünya hareketi içinde önemli bir yerdedir, şöyle ayırt edici bir özelliği vardır birincisi bütün Avrupa çapında sınıf mücadelesinin karatteristik özellikleri İngiltere’de doğmuştur ve İngiliz işçi sınıfı 68’de çok önemli grevlerle gerek liman gerek maden işçileri büyük grevlerle öğrenci hareketi ile paslaşarak önemli rol oynamışlardır.

    Öğrenci hareketinin ise diğer Avrupa ülkelerinden biraz farklı olarak şöyle bir özelliği vardır, kültürel simgler yaratmayı başarmışlardır ve onlar dünya çapında etkili olmuştur.

    Akdeniz: Erdoğan hocam size bir sorum var. Kürt halkının özgürlük mücadelelsi, eşitlik mücadelesi olarak tanımlanıyor bu tanımın içerisine Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık talebi girermi?

    E.Aydın: Elbette girer, eğer Kürtlerden söz ediyorsak ve Kürtler Orta Doğunun en büyük 4. Halkı olduğu halde bırakın bir devlete sahip olmamayı kendi ana dilleri ile komuşu halklarla eşit yaşamıyorsa, nerde bir Kürt varsa onunda tıpkı Türk kardeşi gibi tıpkı arap kardeşi gibi gerçek anlamda bir eşitlik hukukuna ulaşması lazım. Belirtmek lazım ki bugün Kürt hareketi içinde de diğer tüm uluslarda olduğu gibi, iki farkı eğilim var, iki farklı renkte bayrak var bunlardan birtanesi Ortadoğunun bir kan denizine dönmüş olmasının karşısında, demokratik konfederalizm diye tanımladığı illai bir ulus devlet peşinde koşmadığını söylüyor.

    Bu eyilim ayni zamanda, Türkiyede diğer Türk sosyalstleri ile birlikte HDP olarakda bir sol hareketin sadece Kürt sorunu çözmenin değil ayni zamanda tüm Türkiye’nin sorunlarını çözmeyi talep ediyor.

    Bugün PKK’nin ve HDP’nin Türkiyenin Orta Doğuda Kürt sorununu çözme açısında  ürettiği fikirler daha işlevsel ve önemlidir. Kürtlerin önerdiği model ayni zamanda bölgede sosyalistlein örgütlenmesi açısındanda çok işlevsel bir modeldir. Emek eksenli eşitliğe dayalı bir modeldir.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Akdeniz: CHP gençlik kolu başkanı Denizleri sahiplenip solcu kesim veya terörist görmemesine ne diyorsunuz, sizce CHP denizlere laik bir partimi?

    Çubukcu: Şüphesiz elbette her kesimden her siyasal görüşten insan Deniz Gezmişin mücadelesine saygı da kusur göstermedi. CHP’li gençlerin Denize sahip çıkmaları tabiki güzel birşeydir, onun emekten halktan yana kişiliğine sahip çıkıyordur.

    O’na hayır kardeşim sen sahp çıkma deme hakkımız yok yeterki gereğini yerine getirsin bu gün Denizi seviyorum demek, Türk ve Kürt halklarının brlikte mücadelesini, Kürt halkının mücadelesinde ona yardımıcı olmayı gerektirir. Fakat genellikle o çevreler, Denzin bir özlelliği öne çıkartıyorlar. Bir dönem evet gençlik hareketi içinde Kemalizm etkindi, muhalif harekt bir 60 öncesi Demokrat Partinin faşizmine karşı orada demokratik tüm çevreler böyle bir ortak mhalefetin unsuru olarak hareket ediyorlardı.

    Denizle ilk okula gittiğimiz dönemlerde ailelermizde görüşüyordu Denizin babası sıkı bir CHP’ciydi, evde konuşulan siyaset bizide etkiliyordu çocuktuk ve İsmet paşanında ister istemez hayranıydık. Babam İsmet Paşa Sivas’a geldiğinde bizim evde kalırdı birkeresinde Deniz benim onu mutlaka eve götürmemi ve İsmet Paşa’nın elini öpmek istediğini söylemişti, o dönemlerde de bizim evimizin olduğu bölge abluka altında olduğu için Ona eve benim bile zor gittiğimi O’nu götüremeyeceğimi söylemiştim, fakat ben eve vardığımda Deniz kapının önünde beni bekliyordu bence önce gitmiş İsmet Paşanın elini öpmüştü. 9-10 yaşlarında idik.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Deniz ile bir ilkokul mezuniyet fotoğrafımız vardı O fotoğrafta, yıl 1959 DP’nin en ağır koşullarının olduğu dönemde Deniz eliyle O fotoğrafta 6 Ok işareti yapıyordu. Şimdi bu yaşta böyle bir ortamdan gelmiş olmakla Deniz CHP’li idi diyebilirmisin, Deniz CHP’li olduğu içinmi asıldı? Bu yaklaşım bir sahtekarlıktır, evet Denize sahip çıkılsın, Denizin son ideolojisi yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, sloganlarına sahip çıkıyorsan, sahip çık 9 yaşında Deniz Gezmiş diğil O Deniz Gezmiş diye bir çocuktu.”

    Seyircilerden alınan sorulara devam edilirken panelde en dikkat çekici srulardan birisi olan ‘Denizler neden dağda silahlı mücadeleyi tercih etti?’ sorusuna Aydın Çubukcu, dönemin mücadele yöntemlerinin gerektirdiğini Denizlerin yaptığını anlattı. Ayrıca Çubukcu Deniz Gezmiş ile Mahir Çayan’ın bu konuya ilişkin bir diyaloğunuda anımsatarak, Deniz Gezmişin teorik mücadele ile bir yere varılamayacağını teorik mücadelenin içinde bulunulan durumda zaman kaybı olacağını savunduğunu ve Mahir Çayan’ın zaten mücadelenin teorik taraflarıylada oldukça ilgilendiğini ve mücadelenin o kanatını yürtüüğünü anlattı. Bunula beraber Deniz Gezmişin filistin için verdiği mücadeleye de değinen ve bu gelenekten geldiğini hatırlatan Çubukcu, Deniz gezmişin liderlik özelliklerine de değinerek konuşmasını tamamladı.

    E.Aydın ise tarihten günümüze gelen süreçlerde mücadele ve mücadele yöntemlerine ilişkin hataları yanlışları daha iyi görüp tekrarlamamak adına onlarla oturup yüzleşilmesi gerektiği vurgusu yaparak, Denzlerin mücadele ruhunun bugünde halen birleştirici olduğu ve mücadeleye ışık tuttuğunun altını çizdi.

    Panel’de soru cevap bölümünün tamamlanması ile katılımcılar etkinliğin sonunda konukları dakikalarca alkışladı. Day-Mer’in yine topluma sunduğu önemli ve farklılık yaratan konsepteki organizasyonu uzun süre hatırlanacağa benziyor.

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1

    Day-Mer`de Deniz’ler anıldı 1