Tag: Redesign

  • Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi

    Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi

    Kendi topraklarında umudu yitirilmişlerin umut ile ölüm arasındaki yolculukları…

    Analiz-Haber: Alaettin Sinayiç-Kos/Yunanistan

    kos25

    Ortadoğu’nun kan gölüne döndü(rüldü)ğü bu zamanlarda yine topraklarından, köklerinden, kültürlerinden koparak Avrupa’ya yüzünü dönen insan seli…

    Bu yüzden de Avrupa ülkeleri büyük kriz içerisindeymiş miş!

    Göçmenleri yerleştirebilecekleri yerleri kalmamışmış!

    Ortadoğu’daki haksız sınırları masa başında sizler kendi başkentlerinizde çizdiniz..

    Diktatörler yaratıp, sonradan savaşı siz açtınız..

    Ortadoğu’da petrol çıkaran tüm şirketler sizin..

    Savaşın tüm silah ve mermileri sizin..

    Kısacası bu savaş sizin eseriniz..

    Şu artık çok açık, Ortadoğu güvende olmadığı müddetçe etkileri sizin(Avrupa’nın) kalbinizde hissedilecek.

    kos23

    Siz istediğiniz kadar göçmen krizi deyin! Bu bir insanlık krizi..

    Şimdi de Göçmenlikle mücadele başlatmışlar..

    Avrupa ülkelerindeki sağcı partilerin temel propaganda argümanı ‘Göçmenlikle Mücadele’ olmuş.

    Basın, siyasetçiler öyle bir işliyor ki konuyu Avrupa toplumunun temel korkusu haline geldi Göçmenler..

    Ve öyle bir hal aldı ki, devletleri yönetenler ülkelerindeki tüm sorunların temelinde Göçmenlerin olduğu algısını yarattı..

    Ve bunun sonucunda da ne insan hakları savunucuları ne de o ülkelerin en ‘sol’ partileri bile devletlerinin ‘göçmenlikle mücadele’ politikalarına ses çıkartamaz oldu..

    Britanya bunun en iyi örneği bu konuda; Cameron tüm parti propagandasını hemen hemen göçmenlikle mücadele üzerine kurdu. Farage bir televizyon programına geç kalmasını bile aşırı göçe bağladı. Sözde solcu Milliband bile kenardan o kervana katıldı.

    kos-karakol-onu

    Velhasıl-i kelam Avrupa ülkelerinin temel gündemi şu anda GÖÇ..

    Ama kimse bu yıl başından bu yana o soğuk sularda boğulan 2 binden fazla insandan bahsetmez.

    Evet büyük bir kriz olduğu kesin. İlkçağ’da Avrupa’da yaşanan kavimler göçünden sonra yeni bir Kavimler Göçü olarak tarih sayfalarında yerini alabilecek nitelikte. Özellikle de ‘Arap Baharından’ sonra Ortadoğu ülkelerinde başlayan iç savaşlar Ortadoğu’nun birçok ülkesini büyük bir mezarlığa dönüştürdü. Son olarak Suriye tam bir kan gölüne döndü. Şehirlerin çoğu birer harabe beton yığınına döndü. Kayıtlı ölü sayısı 300 bini aştıktan sonra kimse kayıt tutmaz oldu ölü sayısını. Çünkü sadece rakamlardan ibaret artık durum. Her şey sıradanlaştı, ölüm rutin bir hal aldı. İnsanlar merak etmez oldu ölü sayılarını, haliyle medyanın da ilgi odağı olmaktan çıktı rakamlar.

    kos-efrinli-aile

    Ölülerin sadece birer önemsiz rakamdan ibaret olduğu bir coğrafyada insanlar yeni Umutlara doğru yelken açar.. Yönlerini kazada ölen bir bisikletlinin o ülkenin en büyük gazetesinde manşet olduğu Avrupa ülkelerine verirler.

    Avrupa ülkeleri de buna karşı sınırlarını daha iyi korumak adına ek bütçeler ayırarak özel tedbirler almaya başlalar.

    ‘İflasın’ eşiğinde olan Yunanistan ise ek bütçe ayırabilecek durumdan çok uzak. Hem ekonomik kriz, hem de coğrafik koşullarından kaynaklı göçü önleme konusunda çok ta etkili olamayanlardan..

    kos7

    Yunanistan’ın küçücük tatil adasında biriken Ortadoğulular. Eşitsizliğin ve dengesizliğin, adaletsizliğin ve ahlaksızlığın en çok hissedildiği bu küçücük tatil adası umudun arayışçılarıyla dolu..

    Bir yanda, dünyanın birçok ülkesinden gelip 5 yıldızlı otellerde tatil yapanlar, bir yandan da 45 derece sıcağın altında sokaklarda fırın gibi olan betonun üzerinde yatıp kalkan esmer tenliler..

    Neydi isimleri..

    Çok önemli mi ki isimleri?

    Hepsinin ortak adı;

    Göçmen, mülteci, sığınmacı..

    Bir de başına YASADIŞI, İLLEGAL gibi kelimeler getirdikten sonra her şey meşrulaşmıştır…

    Kimseye kendi isimleriyle hitap edilmez..

    Ama konuştuklarımın hepsinin adı esmer tenleri gibi birbirine benziyor..

    Kürdü de, Arabı da, Farsı da, Afgan’ı da, Pakistanlısı da;

    Ya Ahmed, Muhammed, mıhyeddin, Osman, Ranya, Ali ya da Hasan gibi isimler..

    Çoğunluğu erkek..

    Kızlarını, eşlerini, sevdalarını geride bırakıp çıkmışlar yola.. Onların deyimiyle ‘insan gibi’ yaşayabilecekleri bir ‘yurt’ bulunca geride bıraktıkları özlemlerini de yanlarına alacaklar..

    Kimisinin de gönlü izin vermemiş eşlerini, çocuklarını arkalarında bırakmaya; onlar daha da perişan halde.. Bu koşullarda çocuklarla yolculuk etmek..

    kos-canyelekli

    Azgın denizlerde 5 metrekarelik botlarda 53 kişinin üst üste bindiği bir yolculuğun çocuklar için ne kadar dayanılmaz olabileceğini..

    Yolculuk Türkiye’ye başlar önce..

    Kimisi bir ay, kimisi bir yıl, kimisi de 5 yıl beklemiş Türkiye’de…

    Önce insan denizi olan İstanbul.. Kimisi istanbul bataklığında battıkça batmış, perişan olmuş, insan yerine konulmamış, karın tokluğuna çalıştırılmış… Ta ki doğru zaman gelinceye kadar..

    Sonra Bodrum..

    Kimisi insan tüccarlarına 2 bin euro vermiş, kimisi 5 bin..

    Bodrum-Kos arası 4 km..

    İnsan tüccarlarının yaptığı tek şey onlara fiyatı 2 bin euro olan plastik botlar bulmak.. Ve Bodrum’da doğru bir koy ‘da onları o ölüm ve umut arasındaki ince çizgide ‘

    ‘‘Tam böyle düz gidip sonra biraz sola sapacaksınız, ilk göreceğiniz ışıklar Avrupa’nın ilk kapısı Kos’tur. Hadi Allah kuvvet versin!”

    Gecenin karanlığı,

    Bir botta üst üste binen insanlar..

    Hepsinin gözü karşı tarafta gözüken ışıklarda..

    Kaç bot alabora oldu o sularda;

    Kimse kaydını bile tutmaz oldu..

    “Şanslı” olanlar ikinci adresleri Kos’a varır..

    İlk iş karakolda 6 ay Yunanistan’da serbest dolaşabilecekleri belge için başvuru yapmak..

    Kimisi bir aydır bekliyor, kimisi bir hafta, kimisi bir kaç gün..

    Küçük karakolun önünde sürekli insan kalabalığı..

    Belgesini bekleyenler…

    kos-karakol3

    Suriyeli nefreti başlamış Afgan, Fars ve Pakistanlısında.. Onlara göre Suriyeli olmak VİP derecesinde gibi bir şey..

    Suriyelilere öncelik tanınıyor,

    Bekletilmiyorlar.. İzin belgeleri aynı gün çıkıyor diye 1 aydır bekleyenlerde müthiş bir antipati gelişmiş Suriyelilere karşı..

    Belge alındıktan sonra yeni güzergah başkent Atina..

    Oradan da Makedonya,

    Sonra da Sırbistan…

    Sonrası?

    Hepsinin hayalinde farklı ülkeler var..

    Çoğunluğunda İsveç ve Almanya hayali var…

    Ama kimse emin değil..

    ‘Nereye’ diye sorduğum her insan, ‘allah izin verirse’ diye konuşmaya başlıyor..

    Peki Allah izin verecek miydi?

    kos-main

    Hayallerindeki ülkeye ulaşıp ulaşmamaya Allah’ın izin verip vermeyececiğini bilmiyorum ama o Allah, daha yolculuklarının başlangıcında onların cehennemi yaşamasına izin vermiş…

    30 bin nüfuslu küçük tatil adası Kos: sıcaklık 45 derece..

    Küçücük Kos merkezinin her köşesi dolmuş..

    Bir yandan tatilciler, bir yandan da ‘Allah’ın izninde’ umudu arayanlar..

    Tatilci ile bir umut yolcusu birbirinden nasıl ayırt edilir ki!

    Elbisesi, ten rengi, yürüyüşü, ismi…

    Yok..

    Vitaminsizliğin mühür gibi basıldığı yüzleri,

    Tişörtlerinde beliren kemikleri,

    Ve o restoranların önünden geçerken “küfürlü, isyankar, umutsuz, anlamlı-anlamsız” bakışlarından tanırsın onları..

    kos6

    Elleri kameralı Turistlerin tarihi yapılar dışında görüp fotoğraflarını çekeceği bir şey daha var artık!.. Kos kalesinin girişi olan ağaçlık avluda yere yatan yüzlerce Umut yolcusu…

    Kos adasındaki tüm işletmeciler artık sinirli ve bıkkın bakışlarla karşılıyor umut yolcularını…

    “Bir siz eksiktiniz”, “zaten devlet krizde, bizi bile doyuramıyor” gibi cümle kurduklarını bakışlarından hissedebiliyorsun..

    Dört parça Kürdistanlılar Kos’ta buluşmuş;

    Mahabadlı Rafiq,

    Kerküklü Soran,

    Rojavalı Mihyeddin

    Ve

    Erzurumlu Ahmed…

    Dört parça Kürdistan ateş altında, kan emicilere karşı tarihi bir direniş var. Bir yandan toprakları, onurları ve özgürlükleri için ölümle yaşam arasındaki ince çizgide gülümseyerek, inanarak savaşan gençler, bir yandan da canını kurtarmak için ölüm ile umut arasındaki ince çizgide yolculuğa çıkanlar..

    Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi 1

    Roj; henüz 20’li yaşlarda.. 1 sene önce Qamişlo’dan çıkmış. İstanbul’da kalmış bu süre boyunca.. Girişken bir genç. Berberlik yaparak geçimini sağlamış.. İnsan tacirlerine vereceği parayı da biriktirince 53 tane daha Rojava’lı Kürt ile yolculuk başlamış..

    5 gündür Kos’ta.. İzin belgesini ilk gün almış ve Atina’ya gemi biletini kesmişti. 4 gün boyunca Atina’dan gelen ve içine 2600 Suriye’linin koyulduğu büyük gemide kalmış. Gemide bile berberlik yaparak harçlığını çıkarmış. O gemi bugün 2600 yolcusuyla birlikte Atina’ya hareket etti, o da inmek zorunda kalmış, çünkü Atina’ya gidecek 50 euroluk başka bir gemi bulmuş.. O büyük gemi ile yolculuk 70 euroymuş. 20 euro için bedeldir iki gün sokaklarda yaşamaya..

    Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi 2

    Mihyeddin: 25 yaşında.. Derik ilçesine bağlı Girke Lege’den.. Evli, bir kızı var.. Babası Rojava asayişinde, bir kardeşi de YPG’de.. Ailesini arkasında bırakarak çıkmış.. Önce Güney Kürdistan’da bir yıl aşçılık yaparak ailesinin geçimini sağlamış. Kürdistan koşullarında iyi bir maaş sayılabilecek aylık bin dolar almasına rağmen Avrupa kararını vermiş.. ‘Neden’ diye sorduğumda, cevabı hazır; insana değer yok!

    Bir gün dönermisin Kürdistan’a diye sorduğumda ise; ‘İnsana değer verilmeye başlandığı zaman’ diyor..

    Sonra aklıma bir görüntü geldi; Kobane büyük Daiş saldırısı altındayken, hatta dörtte üçü o çetelerin elindeyken, 12’li yaşlarda bir erkek çocuk, önce toprağı öperek, sinirli ve asi bir ses tonuyla ‘Em Kobane bernadin’(Kobane’yi bırakmayacağız) diyordu…

    Sonra Arin geldi aklıma…

    Sonra da; Avrupa’da yaşayan hiçbirimizin ‘bu insanlar niye savaşmıyor da kaçıyor’ sorusunu sormaya hakkı olmadığı geliyor aklıma….

  • Suriye İç Savaşının 4 Yıllık Ağır Bilançosu

    Suriye İç Savaşının 4 Yıllık Ağır Bilançosu

    Merkezi Londra’da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) verilerine göre, Suriye’de iç savaşta geride bırakılan 4 yılda en az 240 bin kişi yaşamını yitirdi.

    Suriye İç Savaşının 4 Yıllık Ağır Bilançosu 1

    Merkezi Londra’da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) verilerine göre, Suriye’de iç savaşta geride bırakılan 4 yılda en az 240 bin kişi yaşamını yitirdi. Savaşta herhangi bir gücün tümüyle hakimiyet kurmaya gücü yetmezken, Rejim, Kürtler, rejim muhalifleri ve DAİŞ çeteleri arasında bölünmüş bir coğrafya söz konusu.

    SOHR tarafından yayınlanan ve son iki ayda 10 bin kişinin yaşamını yitirdiği belirtilen bilançoya göre, iç savaşta ölenlerin 71 bin 781’i sivillerden oluşuyordu. Suriyeli 11 bin 964 çocuk da yaşamını yitirdi.

    SOHR verilerine göre, Beşar Esad rejimi savaşta en büyük kayıplar veren güç oldu. Suriye ordusunda görevli 50 bin 570 asker ile Ulusal Savunma Gücü milislerinden 33 bin 839 kişi ve 4 bin 207 yabancı Şii milis öldürüldü. Bu kişilerden 903’ü ise Hizbullah üyesiydi.

    MUHALİFLER ARASINDA YABANCI ORANI YÜZDE 45

    Son 4 yıldaki çatışmalarda Kürtler, Suriyeli muhalifler ve DAİŞ çetelerinin Suriye vatandaşı olanlar arasındaki kayıplar ise 42 bin 384 olarak verildi. Yine çoğunluğu DAİŞ, El Nosra gibi radikal örgütler olmak üzere ‘İslamcı grupların’ yabancı üyelerinden 34 bin 375 kişi öldürüldü. Bu da, öldürülen muhalifler arasındaki yabancı kökenlilerin oranının yüzde 45 civarında olduğunu gösteriyor.

    SOHR’nin savaş bilançosunda, kimlikleri belirlenemeyen 3 bin 225 kişi daha yaşamını yitirirken, iç savaşta ölenlerin toplam sayısının 240 binin çok üzerinde olabileceği tahminine yer verildi.

    Aynı kaynağa göre, Suriye iç savaşında 30 bini aşkın kişi de kayıp olarak kayıtlara geçti. SOHR, bu kişilerden 20 bin kadarının Suriye rejimine ait cezaevlerinde olabileceğini, 9 bin rejim askeri veya milisinin de muhaliflerin elinde olduğunu duyurdu. DAİŞ çetelerinin ise bugüne kadar 4 bin kişiyi kaçırdığı bilgisi verildi.

    SOHR’nin bilançosuna YPG-YPJ birliklerine katılmak için Kürdistan’ın diğer parçaları ile dünyanın farklı ülkelerinden gelen ve yaşamını yitiren savaşçılar ise dahil edilmedi.

    PRATİK OLARAK 4 AYRI PARÇAYA BÖLÜNMÜŞ DURUMDA

    Mart 2011’deki gösterilere rejimin sert müdahalesi sonrasında silahlı grupların da devreye girmesiyle iç savaşın başladığı Suriye’de Rojava topraklarının büyük kısmı YPG kontrolünde. YPG-YPJ birlikleri son olarak Haseke ve Sirrin’i özgürleştirirken, Halep’in Kürt mahallelerinde halkı korumaya devam ediyorlar.

    Ülke topraklarının çoğu çöllerden oluşan yarısına yakın bir bölümünde DAİŞ çetelerinin hakimiyeti devam ederken, başkent Şam, Humus, Hama, Lazkiye, Tartus gibi büyük şehirlerde ise rejim güçleri hakim. DAİŞ çetelerinin elinde halen Rakka, Palmira, Manbic gibi kentler bulunurken, Deyr ez Zor’da rejim ile çetelerin paylaşımı söz konusu.

    Diğer Muhalifler ise büyük kentlerden sadece İdlib’de hakim iken, Şam, Halep ve Daraa’nın bazı mahalleri ile ülkenin güneybatı ve kuzeybatısındaki bazı küçük ve orta büyüklükteki kentlerde hakimler.

    İç savaş nedeniyle Suriyeli en az 4 milyon kişi çevre ülkeler ile Avrupa’ya sığınırken, ülke sınırları içerisinde yer değiştirenlerle birlikte evlerini terketmek zorunda kalanların sayısı 10 milyonu aşıyor.

  • Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz

    Geçtiğimiz hafta dünya Daiş terörünün saldırıları sonucu yaşanan katliamlara tanık oldu. Kobane, Haseke, Tunus, Kuveyt ve Fransa’da saldırılar düzenleyen Daiş çeteleri yüzlerce insanı katletti. Tunus’taki saldırıda yaşamını yitiren 38 kişiden 29’u İngiltere vatandaşı.

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz 4

    Daiş’e karşı verdiği 134 günlük büyük bir direniş ile tüm dünyanın gündemine oturan Kobane kantonu 25 Haziran’da Daiş çetelerinin kalleşçe bir saldırısına maruz kaldı. Çetelerin çoluk çocuk demeden önüne geçeni katlettiği saldırıların sonucunda 260 insan yaşamını yitirdi.

    Kobane katliamının ertesi günü Tunus’taki sahil kentinde tatilcilere yönelik otelin plajında gerçekleşen saldırıda 38 turist katledildi. Daiş barbarlarının üstlendiği saldırıda yaşamını yitiren 38 kişiden 29’u Britanya vatandaşı.

    GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILDI

    Tunus’ta 29 İngiliz vatandaşının yaşamını yitirdiği saldırıdan sonra güvenlik önlemlerinin artırıldığı İngiltere’de, iki günlük tatbikat yapıldı. Başkent Londra’da yapılan tatbikata terörle mücadele ekipleri ile beraber sağlık görevlileri de yer aldı. Cuma günü saat 12’de saldırıda yaşamını yitiren İngiliz vatandaşlarının anısına ülke genelinde bir dakikalık saygı duruşu yapılacak.

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz 3
    Güvenliğin en üst düzeye çıkartıldığı Londra’da iki günlük terör saldırısı tatbikatı yapıldı

    DAİŞ’E KARŞI KARARLILIKLA SAVAŞACAĞIZ

    Tunus’ta onlarca İngiliz’in yaşamını yitirmesinden sonra yapılan tartışmalarda Suriye’deki Daiş noktalarına dönük hava saldırıları için gerekli olan iznin İngiliz parlamentosuna yakında getirileceği belirtiliyor. Başbakan David Cameron saldırılar sonrası yaptığı açıklamada Daiş’e karşı kararlılıkla mücadele edeceklerini açıkladı. Daiş teröründen zarar gören toplumlarla dayanışma içerisinde olacağını belirten Cameron Daiş terörüne karşı her türlü önlemi alacaklarını ifade etti.

    CAMERON SAMİMİ DEĞİL

    Başbakan Cameron bir yandan Daiş ile mücadele edeceğini belirtirken bir yandan da Daiş’e karşı savaşmayı düşündüğü için aylardır Londra’da cezaevinde tutulan 17 yaşındaki genç Kürt kızı Şilan Özçelik’i görmezden geliyor. Yine aynı şekilde geçtiğimiz ay Londra’da görülen bir davada; Suriye’de El Nusra çeteleri ile birlikte bir süre savaşan İsveç vatandaşının Old Bailey mahkemesinde görülen davasında İngiliz istihbaratının da aynı örgütü desteklediğinin ortaya çıkmasından sonra dava düşürülmüştü.

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz 1
    Şilan Özçelik adlı Kürt genci Mart ayından bu yana Londra’da cezaevinde tutuluyor

    Tunus’un sahil kasabası Sousse’de bir plajda Daiş’in üstlendiği silahlı saldırı sonucunda hayatlarını kaybeden 38 turistin 29’unun Britanyalı olduğunun ortaya çıkması Britanya’yı yasa boğdu.

    Ölülerin çoğunun Britanyalı olması, saldırının Britanya’ya karşı yapılmış olarak yorumlanmasına da yol açtı. Ölenler için Cuma günü gün ortasında bir dakikalık saygı duruşu yapılacak. Bu saldırı 7 Eylül 2005’te Londra Metrosuna yapılan terörist saldırıdan sonra İngilizlere dönük en büyük terörist saldırı olarak ta kayıtlara geçti.

    Başbakan David Cameron, Pazartesi günü Avam Kamarasında yaptığı konuşmada Tunus saldırısı ve İslamcı radikalleşmeye yönelik açıklamalar yaptı. Saldırıda 29 Britanyalının öldüğü resmi olarak açıklandı. Yaralı Britanyalılar askeri uçakla, Salı günü ülkeye geri getirildiler ve Birmingham’da bulunan Queen Elizabeth hastanesinde tedavi altına alındılar.

    GÜVENLİK BİRİMLERİ ALARMDA

    Britanya’da terör saldırı seviyesi ‘çok ciddi’ seviyede- yani saldırı oldukça mümkün görülüyor. Cameron, ‘Hiç bir yer aşırı İslamcı teröristlerin riskinden yoksun değil’ ifadelerinde bulundu ve normal hayata devam edip aynı zamanda güvenlik için gerekli adımların atılacağını belirtti.

    KUVEYT’TEKİ CAMİYE YAPILAN SALDIRI DA 27 KİŞİ ÖLDÜ

    Kuveyt’te Şii bir camiye bombalı intihar saldırı sonucunda 27 kişi hayatını kaybetti. Kuveyt yetkilileri saldırıyı gerçekleştirenin, 1992 doğumlu, Fahad Suleiman Abdulmohsen al-Gabbaa olduğunu açıkladılar. Saldırıyı Daiş’e bağlı Najd Province örgütü üstlendi.

    Cameron, Tunus ve Kuveyt saldırılarına ilişkin şöyle konuştu: ‘‘Bu teröristler umut içeren yerleri hedef almaya çalıştılar. Turizm sektörü büyüyen, demokrasi yolunda ilerleyen bir ülke olan Kuveyt’te Sunni ve Şii’leri bir araya getirmeye cesaret eden bir camiiyi hedef aldılar. Bu saldırılar Tunus ve Kuveytliler terör karşısında yıldırılmayacaklar.’’

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz 2
    Tunus Saldırısını Gerçekleştiren Terörist

    GÜVENLİK BÜTÇESİ ARTTIRILACAK

    Cameron, ülke içerisinde terörle baş etmek için güvenlik güçlerine gerekli araçların verilmesi gerektiğini ve bunun için polis ve istihbarat bütçelerinin arttırıldığını belirtti. Cameron’ın açıklaması doğrultusunda Salı günü Londra’da terör tatbikatı gerçekleşti.

    Cameron, teröristlerin teknolojiden yararlanarak ağlarını genişlettiklerini, bundan dolayı da güvenlik birimlerine iletişim ağlarına ulaşmaları için daha fazla yetki verilmesi gerektiğini ifade ederek bunun yasa tasarısını önümüzdeki günlerde sunacaklarını belirtti. Böylece, kişisel gizlilik yasalarını değiştirilmesine yönelik sinyaller vermiş oldu.

    IRAK VE SURİYE’DE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    Cameron, sorunla ‘kaynağında’ ilgilenilmesi gerektiğini ifade ederek, Irak ve Suriye’de koalisyon güçleriyle çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

    Cameron, Britanya’da yetişip radikalleşen gençlere de müdahalenin önemli unsurlardan olduğunu dile getirdi. Okul, hapishane ve yerel belediyeler dahil, kamu kurumlarının, bugün (Çarşamba) başlatılan uygulama dahilinde radikalleşmeyi tespit edip engelleme yükümlülüğü alacaklar.

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz 5
    Tunus saldırısından bir gün önce yaşanan Kobane katliamında 260 kişi yaşamını yitirdi

    260 KİŞİNİN KATLEDİĞİ KOBANE’YE UZUN KONUŞMASI İÇERİSİNDE SADECE BİR CÜMLE İLE DEĞİNDİ

    Cameron, Kuveyt ve Tunus saldırılarıyla direk olarak bağlantısı olmasına rağmen, Daiş’in Kobane’ye gerçekleştirdiği saldırıya bir cümleyle sadece deyindi: ‘‘Suriye’de İşid, 120 kişiyi, Kobane’de, evlerinde infaz etti.’’ Sorunun kaynağında çözülmesi gerektiğini ve Daiş ile mücadelenin artacağını belirten Cameron bölgede yaşanan önemli gelişmeler konusunda doğru verilere ulaşamadığı ve durumu görmezden geldiği görülüyor.

    Cameron konuşmasında, Daiş’e, BBC dahil, bazı basın kurumlarının İslam Devleti (Isis) olarak adlandırmalarını da eleştirdi. Cameron, ‘bunlar ne İslamcı, ne de devletler’ diyerek, İslam Devleti’nin kullanılmaması, onun yerine Isil ya da Daiş kullanılması gerektiğini ifade etti.

    Tunus’ta Yaşanan Daiş Saldırısında Ölenlerin 29’u İngiliz 6
    İçişleri bakanı Theresa May Tunus’ta

    İÇİŞLERİ BAKANI TUNUS’TA

    İçişleri Bakanı Theresa May, Tunus’a giderek oradaki yetkililerle görüşmeler yaptı ve ölü ve yaralıların ülkeye geri getirilmeleri için koordinasyon çalışmalarını takip etti.

    Cameron, Tunus’ta hayatlarını kaybedenler için, ülke genelinde, Cuma günü bir dakikalık saygı duruşu yapılacağını da açıkladı.

    Britanya’da Wimbledon tenis turnuvası ve diğer belirli bölgelerde güvenlik önlemleri arttırıldı.

  • Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa…

    Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa…

    Daiş çetelerinin Kobane kantonuna yönelik 172 Kürdün yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan vahşi saldırılarının yankısı sürerken, aynı çizgideki İslamcı teröristlerin Kuveyt, Tunus ve Fransa’daki saldırılarında yüzlerce insan yaşamını yitirdi.

    Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa... 2

    KUVEYT: 25 ÖLÜ, 202 YARALI

    Kuveyt’in başkentindeki bir Şii camisine düzenlenen intihar saldırısında ölü sayısının 25’e yükseldiği bildirildi.

    İçişleri Bakanlığı yaptığu açıklamada saldırıda 202 kişinin de yaralandığını kaydetti.

    Saldırıyı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) bağlantılı bir örgüt üstlendi.

     

    Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı 1

    TUNUS: 37 Ölü, 36 Yaralı

    Tunus’un sahil kasabası Sousse’de bir otelin plajına saldırı düzenlendi. Sağlık Bakanlığı en az 37 kişinin öldüğünü, 36 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Ölenlerden en az 5 tanesinin Britanya vatandaşı olduğu belirtildi.

    Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa... 1

    FRANSA: FABRİKAYI HAVAYA UÇURACAKLARDI

    Fransa’da, saldırıya uğrayan Amerikan gaz şirketinde bulunan kesik başın zanlının patronuna ait olduğu belirtiliyor.

    Olayın ardından terör soruşturması başlatılılırken, arabasıyla Lyon yakınlarındaki fabrikaya dalan Yasin Sali adlı 35 yaşındaki zanlı gözaltına alındı. Zanlının karısının da evinde gözaltına alındığı bildiriliyor.

    Bu kişinin kesik başı fabrikanın giriş kapısına asılı halde bulundu.

    Başsız cesedin üzerinde Arapça yazılar olduğu, ayrıca olay yerinde radikal İslamcı bir örgütün bayrağının olduğu belirtiliyor.

    Air Products adlı şirket, bir çok sektör için gaz ve kimyasal üretiyor.

    ‘Fabrikayı havaya uçuracaklardı’

    Şirketin 50 kadar ülkede 20.000’den fazla çalışanı var.

  • Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı

    Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı

    Tunus’un sahil kasabası Sousse’de bir otelin plajına saldırı düzenlendi. Sağlık Bakanlığı en az 37 kişinin öldüğünü, 36 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Ölenlerden en az 5 tanesinin Britanya vatandaşı olduğu belirtildi.

    Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı 1

    Yetkililer otele kumsaldan giren iki silahlı saldırgandan birinin öldürüldüğünü, diğerinin ise arandığını bildirdi.

    İçişleri Bakanlığı sözcüsü Muhammed Ali Aroui, saldırganların otele kalaşnikoflarla girerek ateş açtıklarını anlattı.

    Ölenlerin arasında Tunusluların yanı sıra İngiltere, İrlanda, Almanya ve Belçika vatandaşları bulunduğu belirtildi.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond saldırıda en az 5 İngilizin öldüğünü teyit etti ve ölü sayısında artış olabileceğini kaydetti.

    Ramazan ayında yerli halkın otele gitmiş olması ihtimali düşük olarak görüldüğü için ölenlerin yabancı turistler olduğu sanılıyor.

    Tunus Cumhurbaşkanı Beji Caid Essebsi yaralıları hastanede ziyaret etti ve gerekli tüm önlemlerin alınacağı sözünü verdi.

    Olay yerinde vurulan saldırganlardan birinin öğrenci olduğu, yetkililerin bu kişi hakkında önceden bilgi sahibi olmadığı belirtildi.

    Yerel medya diğer saldırganın yakalanarak gözaltına alındığını bildirdi ancak bu bilgi henüz teyit edilmedi.

    Tunus’ta Mart ayında bir müzeye düzenlenen saldırıda çoğu turist 22 kişi ölmüştü.

    Ülkede bu saldırıdan sonra güvenlik önlemleri artırılmıştı.

    Deniz kenarındaki Sousse kasabası, Tunus’un turistik tatil yerlerinden biri olarak biliniyor.

  • AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı

    AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı

    Emekçi Halkın İlerici Partisi-AKEL’in 22. Kongresi çerçevesinde Lefkoşa’da gerçekleştirdiği Uluslararası Buluşma Filoksenia Kongre Merkezi’nde yapıldı. “Emperyalizm ve savaşlar döneminde faşizmin ve gerici güçlerin tehlikeleri’’ konulusu uluslar arası konferansa İngiltere’den bir Kürt delegasyonu ile birlikte dünyanın dört bir yanından temsilciler katıldı.

    AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı 1

    Kıbrıs’taki AKEL partisinin 22. Kongresi çerçevesinde 4 Haziran tarihinde düzenlenen “Emperyalizm ve savaşlar döneminde faşizmin ve gerici güçlerin tehlikeleri” konulu uluslararası konferansa Syriza, Sinn Fein, Kürdistan Komünist partisi, Vietnam, Filistin, Brezilya, Çin ve Sudan’ın da aralarında bulunduğu 40 ülkeden 59 temsilci katıldı. Konferansa İngiltere’den KNK adına Işıl Güler, Londra’da çalışmalarını yürüten Roj Kadın meclisi temsilcisi Evrim Yılmaz ve Avrupa PYD adına Zuhat Kobani katıldı.

    AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı 2
    KNK Temsilcisi Işıl Güler, Kıbrıs Eski Başbakanı Demetris Christofias, Roj Women temsilcisi Evrim Yılmaz, PYD Avrupa Temsilcisi Zuhat Kobani

    Konferansta bir konuşma yapan KNK temsilcisi Işıl Güler Kürdistan’ın emperyalist güçler tarafından parçalandığı günden bu yana Kürt halkının Ortadoğu’da yaşadığı sorunlara değindi. Güler konuşmasında ayrıca Rojava’da inşa edilen demokratik sistem hakkında bilgi verdikten sonra batının müdahalesinin AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı 1veya dışarıdan üçüncü bir gücün bir ülkeye özgürlük getirmeyeceğini ve bu güçlerin o ülkenin insanlarına geleceklerini nasıl birlikte inşa edeceklerini öğretemeyeceğini belirtti.

    Güler konuşmasına şöyle devam etti; ‘‘Kapitalist sisteme en iyi alternatif demokratik Konfederalizmdir, halkların kendi kendilerini yönettiği, ekolojiye dayalı adil ve eşit bir ekonomik sistemin bununla beraber inşa edilmesidir.’’

    DÜNYA NATO’CU MÜDAHALELERDEN ÇOK ÇEKTİ

    Uluslararası Konferansta konuşan AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu “Kıbrıs 1974 faşist darbesinin sonuçlarından çok çekti. Yurdumuzun yarısının Türkiye tarafından istila ve işgali dâhil olmak üzere, NATO’cu müdahalelerden çok çekti. Yani bu faaliyetlerin sonuçları ve antifaşist mücadele gereksinimi için tarihsel temel ve tecrübe vardır. Çok kısa bir süre önce, gerçekleştirdiğimiz protesto gösterileriyle, konferanslar ve sempozyumla bütün demokratik güçler için tehlike çanını çalma çabasının öncüsü olduk.

    AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı 4
    AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu

    AKEL, tıpkı kardeş partilerimizin de yaptıkları gibi, yaşanan gelişmelerin tüm insanlığı etkileyecek kadar tehlikeli olduğunu defalarca vurgulamıştır. Emperyalist güçlerin politikasını, açtıkları savaşları, faşistlerle ve aşırı sağcılarla işbirliklerini pratikte mahkûm etmeyen bir yapı antifaşist karakteri olduğunu iddia edemez. Bizim partimiz tipinde partiler, etkileme güçlerinden bağımsız olarak, antifaşist, antiemperyalist mücadeleyi sürdürmelidir. Barış hareketinin yaygınlaşması için Dünya Barış Konseyi’ni ve ülkelerimizdeki kitlesel barış hareketlerini desteklemeliyiz.” dedi.

    AKEL’in Kıbrıs’ta Düzenlediği Uluslararası Konferansa İngiltere’den Bir Kürt Delegasyon da Katıldı 3
    Uluslararası Konferanstan Sonra Yapılan AKEL 22. Kongesi

     

     

  • İrlanda’da Yarın Eşcinsel Evlilik Referandumu

    İrlanda’da Yarın Eşcinsel Evlilik Referandumu

    İrlanda’da Yarın Eşcinsel Evlilik Referandumu 1

    İrlandalı seçmenler 22 Mayıs’ta eşcinsel evliliğin yasal olup olmaması konusunda sandığa gidiyor. Oyların “evet” ağırlıklı çıkması durumunda, İrlanda, oylama ile eşcinsel evliliği kabul eden ilk ülke sıfatını kazanacak.

    İrlandalılar 22 Mayıs’ta gerçekleşecek oylamaya gözlerini dikmiş durumda. İrlanda’daki önemli isimlerin, firmaların ve siyasi partilerin eşcinsel evliliğin onaylanmasına karşı yürüttüğü kampanyalar yüzünden eşitlikçi aktivistler oldukça endişeli. 22 Mayıs’ta sandıktan “evet” oyu çıkması halinde ise tarihte bir ilk gerçekleşecek ve eşcinsel evlilik halkın oyu ile onaylanacak.

    22 Mayıs’ta İrlanda’da gerçekleşecek tarihi oylama için İrlanda vatandaşları, eşcinsel evliliğe karşı duran ve bu evlilik tipini onaylayan yüzlerce afiş hazırladılar. İrlandalı fotoğrafçı Debbie Hickey, hazırladığı eşcinsel evliliği destekleyen “Sandıkta evet de” konseptli ve lego temalı afişleri fotoğrafladı.

    İrlanda’daki eşcinsel evliliği destekleyen yaratıcı lego afişi

    İrlanda’da Yarın Eşcinsel Evlilik Referandumu 2

    Tanrı hayır diyor”, “Doğa hayır diyor”, “Sandıkta hayır deyin”.