Tag: Website

  • Kitapların Sadece Özetini Okuyandan Tarih Dersi!

    Kitapların Sadece Özetini Okuyandan Tarih Dersi!

    Erdoğan: Musul bizimdi, ben tarih dersi veriyorum

    Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Musul ile ilgili provakatif açıklamaları devam ediyor. Erdoğan, “Musul bizimdi. Tarihe bakın. Misak-ı Milli dedim diye rahatsız oldular. Ben tarih dersi veriyorum niye rahatsız oluyorsun. Niye rahatsız oluyorsunuz” dedi.

     

    Erdoğan, “Musul bizimdi. Tarihe bakın. Misak-ı Milli dedim diye rahatsız oldular. Ben tarih dersi veriyorum niye rahatsız oluyorsun. Niye rahatsız oluyorsunuz. Biz milliyiz, vatanseveriz farkımız bu.  Biz başından beri Irak’ın anahtarının tek bir etnik yapıya teslim edilmemesi gerektiğini söyledik. Suriye için de söylüyoruz. Bölgede etkinliği olan ülkelere bunu söylüyoruz” diye konuştu.

    Bursa’nın İnegöl ilçesindeki Hacı Sevim Yıldız Kampüsü’nün açılış töreninde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    “Saldırılara rağmen kararlılığımızı yitirmedik. Terör bataklığını mutlaka kurutacağız.

    Batı dürüst davranmıyor. Batılı ülkeler ellerindeki geniş imkanları mağdurlar için değil bu insanları sınırlarının dışında tutmak için kullanıyor.

    600 binden fazla insanın ölümüne sessiz kalanlar PYD’li teröristleri savunuyor

    Türkiye’yi bölgedeki gelişmelerin dışında bırakıp faturayı üzerimize yıkmak için her yolu deniyorlar. Bu ahlâksız oyuna müsade etmeyiz.

    Türkiye teröre, bölgesindeki istikrarsızlığa, sabotaj girişimlerine rağmen 2023 hedefleri istikametinde yürüyor. Osman Gaze Köprüsü’nü yaptık işte. Oradan geçip geldik. Yavuz Sultan Selim Köprüsü dev bir proje. Avrasya Tüneli’ni de aralık ayının 20’sinde en geç 26’sında hizmete açıyoruz.

    İşte İnegöl’de olduğu gibi bu ülkenin sanayicisi, esnafı, emekçisi, ev kadını 7’den 70’e tamamı adeta bir seferberlik ruhu yaşamış oldu. Maruz kaldığımız ihanete, saldırıya rağmen soğukkanlılığımızı, kararlılığımızı asla kaybetmedik. İçerden ve dışarıdan bizi hedef alan ekonomik tuzaklara rağmen yolumuzdan sapmadık. Böyle bir başarı dünyada çok az milletin harcıdır.

    Birkaç yüz mülteci kapılarına dayandığı zaman Avrupa ülkelerinin insanlık değerlerini nasıl ayaklar altına aldığını gördük. Türkiye’de şu anda 3 milyon mülteci var.

    Üzerlerine misket bombaları atılan bu insanlara biz kapıları açtık. Ama Batı’nın böyle bir derdi var mı. Şu ana kadar STK’lar ile birlikte 25-26 milyar dolar harcadık. Veren al alan elden hayırlıdır. Bizi buralara getiren nedir. Birlikte sayalım…

    Bir tek millet: Türküyle Kürdüyle, azıyla, Abazasıyla, Çerkeziyle, Romanıyla biz birbirimizi Allah için seviyoruz. Bu bayrak dışında bayrak tanımıyoruz.

    Tek vatan: 780 kilometre kare ile tek vatan. Kimse burada operasyon yapmaya kalkmasın. Ama buna yeltenenler var. Nereye kaçarsanız kaçın inlerinize kadar sizi kovalayacağı. Artık terör eylemi olduktan sonra değil, olmadan, o bataklığı kurutmak suretiyle mücadele ediyoruz.

    Bize insanlık dersi verenler insani vazifelerini yerine getiremiyorlar. İşte Suriye meselesinde görüyoruz. Dürüst değiller. Siz destek verseniz de vermeseniz de biz 6 yıldır nasıl bu işi götürdüysek yine götürürüz. Teröristlerin adlarını bahane ederek tüm müslümanları hedef alan ülkeleri esefle takip ediyoruz.

    Bu düşmanlıkla faşist partilerin yönetimleri altına girme tehlikesi ile karşı karşıyalar.  Suriye’de 6 yılda 600 bin insan devlet terörünün hedefi oldu. Buna sesleri çıkmayanlar şimdi çıkıp Dabık’ta şu kadar PYD’li öldü diyorlar. 600 bine sesini çıkartmayanlar teröristi savunuyorlar.  Benim Gaziantep’imde 14 yaşındaki bir çocuk Messi’nin forması ile kına gecesini kana buladı. Ama bunlar hala utanmadan sıkılmadan niçin bunları üzerine gidiyorsunuz diyorlar.

    İdam konusunda düşüncemi biliyorsunuz. Parlamentoda bu konu gündeme gelip genel kurulda geçtiği anda ben onayımı veririm. Batılılar bunu niye dillendiriyorsunuz diyorlar. Sizden mi izin alıyoruz. Dünyanın büyük kesiminde idam uygulaması var. Dolayısıyla biz o şehitlerimizin kanını yerde bırakamayız.

    Musul bizimdi. Tarihe bakın. Misak-ı Milli dedim diye rahatsız oldular. Ben tarih dersi veriyorum niye rahatsız oluyorsun. Niye rahatsız oluyorsunuz. Biz milliyiz, vatanseveriz farkımız bu.  Biz başından beri Irak’ın anahtarının tek bir etnik yapıya teslim edilmemesi gerektiğini söyledik. Suriye için de söylüyoruz. Bölgede etkinliği olan ülkelere bunu söylüyoruz.

    Uluslararası hukuk çerçevesinde sahada ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Güney sınırımız boyunca bir terör bölgesi oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Cerablosu operasyonu bu konudaki kararlılığımızın bir ifadesidir. Dabık aynı şekilde. Şimdi diyorlar ki, El Bab’a inmeyin, mecburuz ineceğiz. Terörden arındırılmış bir bölge oluşturmak zorundayız”

  • 3 İnanç, Aynı Kazan ve 3 Ali

    3 İnanç, Aynı Kazan ve 3 Ali

    Yaşlı dünyamız; inançlar, mezhepler ve devletler arası savaştan çok çekti, yoruldu ama tanrı adına savaşanlar yorulmadı, hayallerindeki cennet uğruna, gerçeği cehenneme dönüştürmekten yorulmadılar.

    Aladdin Sinayiç

     

    Tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla beraber, aynı tanrının gücünü paylaşamayanlar mezheplere ayrılıp yıllarca birbirleriyle savaştılar, on yıllar boyunca toprakları kanlarla suladılar. Sonra Tanrı’nın gücü daha da bölündü, ve bu sefer dinler çoğaldı. Tabi ki bu sefer dinler, Tanrılarının gücü sadece kendisi olsun adına savaşacaktı. Ve savaştılar. Yorulmadan, bıkmadan savaştılar. Sonra da bu muazzam Tanrı’nın gücünü aynı dinden olanlara da yetmedi, bu sefer de oluşturulan soysuz ulus devletler arasında savaşlar başladı. Yüzyıllarca bu kara bulut yeryüzünün üzerinden gitmek bilmedi.. Katoliklerle Protestanlar arasındaki 30 yıl savaşları, Haçlı seferleri, İslami fetihler, Şii Sünni çatışması, birinci ve ikinci dünya savaşları…

    En sonunda da sert kışa dönüşen Arap baharıyla Tanrının gölgeleri olan diktatörlere karşı verilen savaş…

    Bu karabulut ‘kör İslam’ın’ esir aldığı Ortadoğu coğrafyasına asılı kaldı.

    Şimdi, karabulutların altında, geleceğe umut eken bu üç Ali’ye dönersek;

    Bu topraklarda doğan farklı inançlar hep ortak kültürden beslendi. Birbirlerinden koparak farklılaşsalar da ortak değerleri hep vardı. ‘Ali’ ismi bu ortak yanlardan birisi…

    Ali Atalan: Êzidi… Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ) eski Eş Başkanı.. HDP Batman Milletvekili

    Ali Aslan: Müslüman… Mıhallemi Derneği’nin kurucu başkanı. HDP Batman Milletvekili…

    Ali Kenanoğlu: Alevi… Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği kurucu başkanı… Erdoğan darbesine maruz kalan 7 Haziran 2015 seçimleri HDP İstanbul Milletvekili..

    hdp-milletvekilleri-as%cc%a7ure
    Erol Dora, M Ali Aslan, Dilek Öcalan, Feleknas Uca, Ali Kenanoğlu, Ali Atalan

    Bu üç Ali de kendi inançlarında liberal değiller, aksine her biri kendi inançları için aktif çalışan, emek veren ve bu konuda radikal olan insanlar… Ama nedense farklı inançlardan olanların kafalarını kesmiyorlar, hakaret etmiyorlar, yok saymıyorlar. Çünkü başka bir şeye de inanıyor bu Ali’ler; farklı inançların, dillerin, renklerin bir arada yaşayabileceğine de radikal bir şekilde inanıyorlar.

    Ve bu radikal inanç HDP’de ruh buluyor.

    Bu üç Ali dün, HDP’nin Süryani milletvekili Erol Dora, Yezidi milletvekili Feleknas Uca, Sünni milletvekili Dilek Öcalan ile aynı kazandan Aşure dağıttılar.

    Bir yandan bu umutlu tablo dururken karşımızda ve geleceğe dair birazcık güzellik bahşederken, diğer tarafta kendisi dışındaki herkesi hain ilan eden, ‘adam gibi’ ölmek isteyen bir diktatör var. Bu ‘adam’ bir haftadır yatıp kalkıp kendi dindaşına düşmanlık edip, Musul operasyonuna Şiiler katılmasın diye .ötünü yırtıyor. Ve utanmadan, katliamcı dedesi Yavuz Sultan Selim’in Safevilere (Şiilere) karşı verdiği işgal muharebesini (Çaldıran muharebesi) gündemleştiriyor. Kendince İran ve Irak’ın Şii yapısını tehdit ediyor.

    Kısacası tekrardan Mezhep savaşları naralarının atıldığı bu günlerde bu 3 Ali’nin duruşu hak yolundaki en hakiki duruştur, ve bu duruştur geleceğimize rehber olacak olan. Din faşizmine, Irk faşizmine inat bu üç Ali’nin duruşudur geleceğimizi inşa edeceğimiz temel…

    Yiyene helal, yedirene delil ola.

    Hak saklaya, Hızır bekleye.

    Gerçeğe Hû… Mümine Ya Ali

  • Havuz ve Doğan Medyası Dışında Yayın Yapmak Yasak!

    Havuz ve Doğan Medyası Dışında Yayın Yapmak Yasak!

    OHAL sonrası medya sansüründe ikinci dalga yaşandı. Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak 12 televizyon 11 radyonun yayını durduruldu. Konuya dair resmi bir açıklama yapılmazken Anadolu Ajansı, Şubat ayında TÜRKSAT yayını durdurulmuş olan İMC TV’nin de aynı listede olduğu haberini duyurdu.

     

    Kanun Hükmünde Kararnameyle bir Bakanın talimatı doğrultusunda, aralarında İMC TV, Hayatın Sesi, tv 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarok TV’nin de bulunduğu 12 televizyon kanalı ve 11 radyonun lisansının iptaline karar verildi.

    Yayını durdurulanlar arasında Yön, Dünya ve Ses gibi radyo kanalları da var.

    Anadolu Ajansı’nın haberine göre kararın dayanağı OHAL ilanının hemen ardından çıkarılan 668 sayılı kararname.

    Cemaatle ilişkili olduğu gerekçesiyle 3 haber ajansı, 16 televizyon, 23 radyo kanalının kapatılmasına neden olan kararname diğer kanalların da Bakan onayıyla yeni kapatmalara imkan sağlıyor:

    “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine ilgili bakan onayı ile kapatılır.”

    RTÜK ÜYELERİNE BİLGİ VERİLMEDİ

    Söz konusu maddeye dayanılarak 20’den fazla yayın kuruluşu kapatılırken; operasyonun Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un sorumluluğunda bir komisyon tarafından yürütüldüğü, RTÜK üyelerine bilgi verilmediği öğrenildi.

    Kararın TÜRKSAT’a tebliğ edilmesi ile tüm kanalların yayını kesildi. Yayın kuruluşlarının merkezlerine de emniyet ve maliyeden ekipler gitti.

    DENGE TV VE BIRLIK MEDYA TV’NIN KAPISINA MÜHÜR VURULDU

    Batman yayın yapan ve KHK ile ekranı karartılan Denge TV’nin yayın yaptığı binaya polisler eşliğinde baskın yapan maliye memurları, içerde 2 saat süren sayımın ardından binanın kapısına mühür vurdu. Televizyon binasında bulunan demirbaşlar ve teknik ekipmanları kayıt altına alan maliye memurları, televizyonun stüdyo, montaj ve depo kapılarının üzerine “RTÜK başkanlığının 29.09.2016 tarih ve 25717 sayılı yazısı ile 668 sayılı KHK kapsamında kapatılan iş bu yeri tespit incelemelerine müteakiben komisyonumuzca kapatılarak mühürlenmesine karar verilmiştir” yazılı kâğıt asarak kapıyı mühürledi. Ayrıca, kanalın canlı yayın aracına da el konuldu.

    Yine Batman’dan yayın yapan Birlik Medya TV’nin kapısına da maliye memurları tarafından mühür vuruldu.

    MED NUÇE’NİN DE SESİ KISILMAK İSTENİYOR

    Eutelsat Şirketi ve AKP faşizmi Avrupa’dan yayın yapan Türkçe haber kanalı olan Med Nuçe TV’yi susturmak istiyor.

    Yazılı bir açıklama yapan Med Nuçe TV yayın kurulu, “Eutelsat, Türkiye’deki Alevi, Kürt ve çocuk kanallarını susturmak isteyen AKP ile ortaklaşarak Med Nuçe TV’nin yayınlarını durdurma talimatı verdi” dedi.

    Türk devletinin muhalif basın ve Kürt medyasına yönelik sindirme, kapatma ve baskılarının yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, “Recep Tayyip Erdoğan, tercih ve beğenileri dışındaki tüm basına savaş ilan etmiş; Türkiye içindeki bu faşizan baskıları Avrupa’ya da ihraç etmeye çalışmaktadır.

    Türk devletinin Tayyip Erdoğan diktatörlüğünde, Kürt basını ve muhalif medyayı susturma faaliyetleri kapsamında Türkiye’de 10 TV kanalı kapatılırken, Avrupa’da da Eutelsat isimli kuruluş, Kürt kanallarını kapatmak için uydu şirketleri üzerinde baskı uygulamaya başlamıştır.

    Eutelsat, lisansı bulunan ve Avrupa yayın ilkeleri çerçevesinde yayın yapan Med Nuçe’nin yayınlarını kesmek için uydu şirketine kanunsuz ve hukuksuz bir biçimde, Med Nuçe TV’nin derhal kapatılması talimatı vermiştir.

    Eutelsat, hukuk dışı, kanunsuz ve illegal bu girişimleri ile Türk devletinin ve Tayyip Erdoğan’ın suç ortağı konumuna düşmüştür” dedi. 
    BALUKEN: OHAL ADI ALTINDA FIILI BAŞKANLIK SISTEMI DAYATILIYOR

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, OHAL kapsamında muhalif kanalların kapatılmasına ve OHAL sürecinin uzatılmasına dair tartışmalara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    “Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiği bir dönemde demokrasiyi dillendiren barışı dillendiren, emeğin hakkını dillendiren ya da ana dilde yayıncılıkla ilgili misyonunu yerine getiren yayın kuruluşlarının kapatılması tarihe büyük bir kara leke olarak geçmiştir.

    “Jiyan TV, BM’nin yok olmakta olan diller statüsüne dahil ettiği ve koruma altına alınması gereken bir kültürel miras olarak tanımladığı Kürtçe’nin Zazaca lehçesinde 24 saat yayın yapmaktaydı. BM’nin koruma listesine aldığı Zazacayı belli ki Erdoğan bir tehlike olarak değerlendirmektedir.

    “Kürt çocuklarının kendi anadillerinde çizgi film izlemiş olduğu Zarok TV’nin de kapatılması Kürtçeye karşı Erdoğan’ın ve AKP’nin duymuş olduğu korkunun hangi boyutta olduğunu ortaya koymaktadır.

    “Erdoğan ve AKP Kürt çocuklarının kendi ana dillerini öğrenmesinden korkuyor. Bundan sonra anadille ilgili Türkiye’de var olan bütün kazanımlara yönelik saldırılarda bulunacağını tüm topluma göstermektedir. AKP’nin uyguladığı fiziksel soykırım operasyonuna yeni bir kültürel soykırım halkası eklendiğini çok rahat ifade edebiliriz.”

    kapatilan-tv
    Kapatılan Televizyonların arasında Hayatın Sesi, tv 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarok TV bulunuyor
  • ‘Ankara’dan genç bir arkadaş vardı, Sürekli ….. Yapardı’

    ‘Ankara’dan genç bir arkadaş vardı, Sürekli ….. Yapardı’

    Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret içeren şiirinin Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmelerde gündeme gelmediğini söyledi. Johnson, Britanya’nın köklü yayınlarından haftalık The Spectator dergisinin düzenlediği ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret şiiri yarışması’nın kazanan ismiydi.

    Geçmişte Spectator dergisinin editörlüğünü de yapan Johnson, linç edilerek öldürülen Osmanlı’nın son dahiliye nazırı Ali Kemal’in öz torunu Stanley Johnson’ın oğlu.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla ortak basın toplantısında konuşan Johnson’a Ankara’daki temaslarında hakaret şiirinin gündeme gelip gelmediği soruldu ve “Özür dileyecek misiniz?” dendi.

    Johnson’ın buna yanıtı “Aslında bu hiçbir şekilde detaylı konuşmalarımızda dile getirilmedi. Buna ben de şaşırdım. Bunu ilk dile getiren siz oldunuz” oldu.

    Bakan şöyle devam etti: “Türkiye’de, Ankara’da, İstanbul’da bir araya geldiğim insanlar Birleşik Krallık’ın burada olmasının Türkiye’nin demokrasisi için bir taahhüt olduğunun farkında. Birleşik Krallık aslında Türkiye’nin demokrasinin kurulmasında ne kadar merkezi olduğunun farkında ve aslında şaşırdım, hiçbir şekilde dile getirilmedi bu.”

    Bakan akşam saatlerinde de ‘Ak Saray’da bizzat Erdoğan tarafından kabul edildi. İkilinin samimi pozu dikkat çekerken Erdoğan Johnson’a dönemin Manchester belediye başkanı Robert Neil’in Sultan Abdülaziz’e mektubunun bir replikasını hediye etti.

    Erdoğan, Türkiye’de kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle binlerce kişiyi mahkemeye vermiş, darbe girişiminin ardından HDP’liler dışındakini affetmişti.

    ‘Ankara’dan genç bir arkadaş vardı, Sürekli ..... Yapardı’ 2
    Boris Johnson ve Recep Tayip Erdoğan şiiri unutmuş gibiler

    Haftalık The Spectator dergisinin düzenlediği ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret şiiri yarışmasında’ birinci seçilen Boris Johnson’a ait şiir:

    There was a young fellow from Ankara

    (Ankara’dan genç bir arkadaş vardı)

    Who was a terrific wankera

    (Sürekli mastürbasyon yapardı)

    Till he sowed his wild oats,

    With the help of a goat

    (Ta ki bir keçinin yardımıyla başka çılgınlıklar yapana dek)

    But he didn’t even stop to thankera.

    (Öyle ki, şükretmeyi de bırakmadı)

     

    Daha dün PKK sempatizanıydı!

    Geçtiğimiz yıl bir televizyon programında yaptığı açıklamada PKK’ye sempati duyduğunu söyleyen Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, mevkidaşı Çavuşoğlu ile birlikte düzenlediği basın açıklamasında PKK’ye karşı mücadelede Türk devletinin yanında olduklarını ifade etti.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Boris Johnson’la başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu burada yaptığı konuşmada, “Bundan sonraki süreçte İngiltere ile ikili ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için işbirliği alanımızı genişletmek için çaba sarf edeceğiz. İngiltere’nin AB’den ayrılması elbette bize destek veren bir ülke olarak bizi üzmüştür ama Birleşik Krallık halkının demokratik iradesine herkesin saygı duyması gerekiyor. Ama İngiltere’nin AB’den ayrılması kopması anlamına gelmez. Türkiye ile İngiltere arasındaki ilişkilerin yeni bir boyut kazanması için de esasen fırsat olarak görülebilir. Özellikle ticari ilişkilerimizi, ekonomik işbirliğimizi güçlendirmek için irademizi bir kere daha bugünkü görüşmelerimizde ortaya koyduk. İkili ticaretimizin 2009’dan bu yana sürekli arttığı nadir ülkelerden bir tanesidir. Türkiye’nin İngiltere’ye ihracatı da düzenli şekilde artmaktadır. Ama biz karşılıklı yatırımların arttırılması ikili ticaret hacmimizin artması için bundan sonraki süreçte aramızdaki mekanizmaları hayata geçirmek istiyoruz. Karşılıklı üst düzey ziyaretleri gerçekleştireceğiz.

    Maalesef bugün Suriye’de ateşkesi ihlal eden bir rejim var. Bugün Halep’i tüm ateşkes anlaşmalarına rağmen bombalamaya devam eden, sivilleri öldüren varil bombaları kullanan zalim bir Esed rejimi var. bu rejim konusundaki tutumuzda bizim İngiltere ile aynı çizgide. Biran evvel Suriye’nin bunlardan kurtulması gerekiyor. Birleşik Krallık’ın İngiltere’deki PKK yapılanmasına yönelik bugüne kadarki politikasından memnunuz. PKK terör örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadelede de desteğini net bir şekilde görüyoruz. Bundan sonraki süreçte de bu desteği net bir şekilde arttırarak devam etmesi bizim en büyük arzumuz. Türkiye’de ve Suriye’de Avrupa’daki bir anlayışın değişmesi gerekiyor. Türkiye’de PKK Kürt vatandaşlarımızı temsil etmiyor. Suriye’de ve Irak’ta da aslında PKK’nın uzantıları olan PYD YPG’de oradaki Kürt kardeşlerimizi temsil etmiyor. Bunu iyi şekilde gördüğümüz zaman özellikle Kürtlerle terör örgütlerini net şekilde ayırabiliriz. YPG ve PKK’nın Avrupa’daki faaliyetlerine izin veren başta Belçika olmak üzere bazı AB ülkelerini kınadığımızı vurgulamak isterim. Çok verimli bir toplantı geçirdik” açıklamasında bulundu.

    Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise Türkiye’de olmanın çok güzel olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Çok sıkı, çok verimli şekilde çalışıyoruz Türkiye’de. Benim atalarım buradan aslında. Benim bu bakanlık aslında büyük amcam sizin yaptığınız işi yapıyordu. Benim kuzenim Selim’de aynı şekilde bu bakanlıktaydı. Bu bakanlıkta aslında benim ailemin bir tarihi var. O yüzden burada olmak benim için çok güzel. Çok olağanüstü görüşmeler yaptık. bir çok konuda mutabakata vardık. Birleşik Krallık kesinlikle Türkiye’nin, Türkiye halkının, hükümetinin arkasında. Kalkışmayla mücadelede demokrasiyi korumada tamamen arkanızda. Türk halkının böyle bir soruna nasıl karşılık verdiğini görmek çok güzel. Biz şuanda verilen mücadelenin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Türkiye halkının demokrasi mücadelesini destekliyoruz. İki ülkeyi birleştiren çok fazla şey var. çok benzer pozisyonlara sahibiz, Suriye ile ilgili olarak diğer bölgesel meselelerle ilgili olarak. Benim hükümetimin, sizin hükümetimizin ve dünyada birçok kişinin aslında şuanda olan bitenlerle ilgili olarak, Halep’te olan bitenlerle ilgili çok fazla sorumluluk üstlendiğini de biliyoruz. Esad rejimi ve onların destekçileri Rusya ve Irak tarafından verilen destek anlamında onların yaptıklarıyla ilgili olarak gerçekten çok fazla sorumluluk hissediyorlar. Türkiye’nin de buna karşı çabaları desteklediğini biliyoruz. Suriye’deki çatışmanın sonuçları özelilikle dün benim için belirgin hale geldi. Gaziantep’e gittim. Türkiye hükümetinin ne kadar kahramanca çaba gösterdiğini orada gördüm. Şuanda 3 milyon kişi Türkiye’de bulunmakta. Oraya mülteci kamplarına büyük bir yatırım yapıyorsunuz. Birleşik Krallık destek verme konusunda çokta yavaş davranmadı 2.3 milyar sterlini insani yardım adına temin etti. Dün biraz daha para verdik mayınların arınması ve temizlenmesiyle ilgili operasyonlar için.”

    DAEŞ ile mücadelemiz, PKK ile ilgili olan mücadele bu konuda ortak bir pozisyona sahibiz” diyen Johnson, “Türkiye gerçekten bizim dünyamızın güvenliği açısından çok merkezi bir öneme sahip. Kıbrıs’taki çözüm sürecinden bahsettik. Şuanda her iki tarafta liderlik gösteriyor. Çok dikkatli bir şekilde bu yolda ilerlemeye devam ediyorlar. Birlikte yapacağımız güzel şeylerden de bahsettik. Ekonomik etkileşim iki ülke arasında son derece önemli. Sadece 2.5 milyon İngiliz’in buraya gelmesinden bahsetmiyoruz. Burada çok fazla bir ilişki de var. Son 5 yıl içerisinde ticaret hacmi çok yüksek oranlarda artış gösterdi. Benim çocukken kullandığım, yediğim bazı ürünlerde Türk şirketleri tarafından üretiliyor. Bu da ekonomik ortaklığımızın önemli göstergelerinden bir tanesi iki ülke arasındaki ticaret. Ortak ticaret ve ekonomi komisyonu çalışmalarına en kısa zamanda başlayacak. Yeni serbest ticaret anlaşması Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki son derece önemli. Bizim AB’den bir ayrılma sürecimiz söz konusu olabilecek. Oradaki anlaşmaları bırakmamız söz konusu olabilecek. Ama biz Avrupa’dan ayrılmayacağız, Birleşik Krallık’ta olacağız. Türkiye’nin AB içerisindeki amaçlarının güçlü destekçilerinden bir tanesi olacağız” ifadelerini kullandı.

  • SON DAKİKA: CPT’den Öcalan Açıklaması

    SON DAKİKA: CPT’den Öcalan Açıklaması

    Avrupa Parlamentosu İşkenceyi Önleme Komitesi-CPT geçtiğimiz hafta yaptığı Türkiye ziyareti ile ilgili bugün açıklama yaptı.

     

    Resmi web sayfasından açıklama yapan CPT, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu ile ilgili kafaları daha da karıştıracak bir açıklama yaptı.

    Açıklamada CPT’den bir heyetin 29 Ağustos ile 6 Eylül tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret ettiği ve aralarında yeni içişleri bakanı Süleyman Soylu, Adalet bakanı Bekir Bozdağ ve başbakan yardımcısı Sabahattin Öztürk’ün de aralarında bulunduğu birçok Türk yetkili ile görüşüldüğü belirtildi.

    Açıklamanın Öcalan ile ilgili bölümünde bir cümleyle şu denildi; ‘Ziyaretimizin gerekçelerinden birisi olan Yüksek güvenlikli F tipi İmralı cezaevinde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan ve diğer tutukluların durumu ile ilgili belli sorunlar komitemiz tarafından ilgili Türk yetkililerle tartışıldı.’’

    ZİYARET EDİLEN CEZAEVLERİ ARASINDA NEDEN İMRALI YOK?

    Komite açıklamasında Öcalan ile ilgili Türk yetkililerin nasıl bir açıklama yaptığına dair bilgi vermedi. Diğer bir kafa karıştıran boyutu ise, CPT’nin neden İmralı cezaevini ziyaret etmediği ile ilgili bilgi verilmemesi. Açıklamada İstanbul silivri cezaevi, Ankara Sincan cezaevi ve İzmir F tipi cezaevinin ziyaret edildiği belirtiliyor. Açıklamada ayrıca Ankara Emniyet müdürlüğü ve Gölbaşı emniyet müdürlüğünün ziyaret edildiği belirtiliyor.

    CPT açıklamasında ziyaret ile ilgili raporun Kasım ayında Türk yetkililere iletileceği belirtildi.

    Türkiye’yi ziyaret eden CPT heyetinde, Mykola Gnatovskyy (heyet başkanı), Djordje Alempijević, Julia Kozma ve Davor Strinović bulunuyor.

  • Tarihi Açlık Grevi Eylemi Başladı, İşte O İsimler

    Tarihi Açlık Grevi Eylemi Başladı, İşte O İsimler

    DTK, HDK, KJA, DBP ve HDP tarafından Öcalan ile görüşme yapılması talebiyle kararı verilen açlık grevi eylemi aralarında milletvekilleri, belediye başkanları, sinemacılar ve sanatçıların da bulunduğu 50 kişilik bir grup ile başladı.

     

    İsimler arasında DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, İmralı Heyeti’nden Ceylan Bağrıyanık, Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları Ebru Günay ve Cengiz Çiçek de yer alıyor.

    Süresiz dönüşümsüz açlık grevine girenlerin isimleri:

    Nadir Yıldırım (HDP Milletvekili)

    Selma Irmak (HDP Milletvekili)

    Berdan Öztürk (HDP Milletvekili)

    Dilek Öcalan (HDP Milletvekili)

    Ferhat Encu (HDP Milletvekili)

    Ebru Günay (Öcalan’ın Avukatı)

    Cengiz Çiçek (Öcalan’ın Avukatı)

    Sebahat Tuncel (DBP Eşbaşkanı)

    Leyla Güven (DTK Eşbaşkanı)

    Zeynel Mat

    Mehmet Candemir

    Uğur Bayrak

    Zeki Baran

    Murat Döner

    Gülcihan Şimşek

    Hasip Yalnıç

    Zeynep Karaman

    Ceylan Bağrıyanık

    Berfin Emektar

    İbrahim Halil Yıldırım (Sinemacı)

    Nazım Hikmet Çalışkan

    Abdullah Tarhan

    Zeynel Doğan (Sinemacı)

    İslam Dağdeviren

    Bekir Kaya (Van Belediye Eş Başkanı)

    Mehmet Ali Tunç

    Beritan Tayan

    Bayram Demir

    Berivan Özlem Kutlu

    Yıldız Çetin

    Rukiye Eryılmaz

    Hasan Güngör

    Zelal Abiş Birtane

    Hayrettin Satar

    Hüseyin Çelik

    Necmi Dilmaç

    Bayram Akman

    Abdulkadir Çalışkan

    Siyamend Yaruk

    Arif Akkaya

    Abbas Ercan

    Arzu Karaman

    Elif Haram

    Semra Karaduman

    Talat Emre

    Rıfat Roni

    Sinan Ekinci

    Nalan Göze

    Yusuf Ziya Yavuz

    Yusuf Sökmen

    Tarihi Açlık Grevi Eylemi Başladı, İşte O İsimler 2
    Öcalan için yapılan açlık grevi eylemine katılan isimler

    HAKLI VE MAKUL TALEBİMİZE KARŞILIK VERİLİNCEYE KADAR

    Basın açıklamasında konuşan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, “Son derece haklı ve makul talebimize karşılık verilinceye kadar başlattığımız süresiz ve dönüşümsüz açlık grevimizin talebinin karşılanması için dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz” dedi. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmenin yapılması talebiyle Kürt siyasi bileşenlerinin günlerdir hazırlığını yaptığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi, DBP Amed il binasında düzenlenen basın açıklamasıyla başladı. Açıklamada açlık grevine girecek olan 50 kişinin ismi de duyuruldu. Binaya Amed halkı akın ederken, binanın etrafı Saray çeteleri tarafından kuşatıldı. “Sayın Öcalan ile görüşme sağlanıncaya kadar dönüşümsüz süresiz açlık grevindeyiz” pankartı asılırken açıklamanın yapıldığı Vedat Aydın Konferans Salonu’na “Öcalan’ın sağlığı ve güvenliği için endişeliyiz görüşme derhal sağlansın”, “Önderliğimizin özgürlüğü özgürlüğümüzdür” pankartı ile Öcalan’ın posterleri asıldı. Açıklamada zılgıt ve alkışlar eşliğinde “Bê Serok jiyan nabe”, “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı. Çok sayıda gazeteci açıklamayı takip etti. 

Açıklamaya HDP milletvekilleri, eşbaşkanları, belediye eşbaşkanları, siyasetçilerin yanı sıra yüzlerce kişi katıldı. Açlık grevlerine katılanlar üzerinde Öcalan’ın resminin olduğu önlükler giyindi. Hazırlanan ortak basın metninin okunmasından önce DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, açlık grevinin amacına ilişkin kısa bir açıklama yaptı. Daha sonra hazırlanan Türkçe metin DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel tarafından okundu.

    ‘ÖCALAN’IN SAĞLIK VE GÜVENLİK DURUMUNA DAİR TEK BİR OBJEKTİF BİLGİ EDİNMİŞ DEĞİLİZ’

    31 Ağustos 2016 tarihinde seçilmiş halk temsilcileri, kanaat önderleri ve sivil toplum temsilcileri olarak yapılan açıklamada, 18 yıla yakın bir süredir İmralı Cezaevi’nde tek kişilik hücrede ağır tecrit koşullarında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan 5 Nisan 2015 tarihinden bugüne kadar hiçbir haber alamadığını ifade eden DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, bu konuda kaygıların kamuoyuyla paylaşıldığın dille getirdi. Tuncel, “15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 52 gün geçmiş olmasına, bu süreçte darbecilerin İmralı Adasına dönük fiili bir müdahalesinin olduğunun kesinleşmesine rağmen, Sayın Öcalan’ın sağlık ve güvenlik durumuna dair bir tek objektif bilgi edinebilmiş değiliz” diye ifade etti. 

Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürdistan ve Türkiye halklarının özlem duyduğu barışın sağlanması için ağır tecrit koşullarına rağmen, Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu 18 yıl boyunca büyük emek ve çaba harcadığını belirten Tuncel şöyle devam etti: “2013-2015 yılları arasında geliştirdiği diyalog süreciyle de barışın mümkün olduğunu tüm dünya kamuoyuna göstermiştir. Devletin, 28 Şubat deklarasyonu ile müzakereye geçiş aşamasında süreci sonlandırması sonucu çok büyük acılar yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Bu kadar önemli bir konumda olan Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecrit ne insan hak ve özgürlükleri ne de demokrasi açısından kabul edilebilir değildir.

    ‘50 GÖNÜLLÜ ARKADAŞ İLE AÇLIK GREVİNE BAŞLANDI’

31 Ağustos deklarasyonumuzda açıkladığımız, ‘Sayın Öcalan’a dönük bu hukuk ve ahlak dışı uygulamayı sineye çekmemiz beklenemez. Milyonların umut bağladığı bir siyasi Önderi yok saymamızı, kendisinden haber alınmasının bile engellenmesini normal karşılamamızı kimse bizden beklememelidir. 510 gündür sürdürdüğümüz her türlü siyasi, hukuki, diplomatik, insani çaba hükümet tarafından boşa çıkarılmıştır. Bu nedenle Sayın Öcalan’la avukatları, aile üyeleri veya siyasi bir heyetimiz yüz yüze görüşüp kendisinden sağlıklı bir haber alıncaya kadar yeni bir süreç başlatma kararı almış bulunmaktayız. Bu çerçevede; aramızdan 50 gönüllü arkadaşımız 5 Eylül tarihi itibariyle süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayacaklardır. Bu açlık grevinin tek talebi vardır; Sayın Öcalan ile hukuk kuralları çerçevesinde görüşme yapılmasıdır’ dedik.

Açıklamasını yaptığımız günden bugüne talebimiz karşısında hiçbir girişim olmamıştır. Bizler bugün burada 50 gönüllü olarak, Sayın Öcalan ile avukatları, ailesi veya siyasi bir heyetimizin görüşmesi sağlanana kadar süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlıyoruz. 

Halkımıza ve demokrasi güçlerine çağrımızı yineliyoruz; öncüsünü ve önderini layıkıyla sahiplenemeyen hiç bir halk onurunu da özgürlüğünü de koruyamaz. Bu bizim için her şeyden önce bir onur meselesidir. Bütün halkımızı en güçlü şekilde kendi onuruna ve özgürlük hakkına sahip çıkmaya, bize dayatılan bu onursuzluğu kabul etmediğimizi, etmeyeceğimizi bütün dünyanın duyabileceği şekilde haykırmaya çağırıyoruz. Son derece haklı ve makul talebimize karşılık verilinceye kadar başlattığımız süresiz ve dönüşümsüz açlık grevimizin talebinin karşılanması için dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.”

  • Bir Çınar Daha Aramızdan Ayrıldı

    Bir Çınar Daha Aramızdan Ayrıldı

    Türkiye’nin en değerli kalemlerinden birisi olan yazar Vedat Türkali, bir süredir tedavi gördüğü Yalova Devlet Hastanesi’nde sabah saat 06.00 sıralarında yaşamını yitirdi. Türkali’nin kızı Deniz Türkali ‘babamı kaybettik’ tweetiyle Vedat Türkali’nin ölümünü duyurdu.

    Vedat Türkali’nin doktoru Özgür Akın Oto, 1919 doğumlu ünlü yazarın çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

    VEDAT TÜRKALİ:

    Asıl adı Abdülkadir Pirhasan olan ve 13 Mayıs 1919’da Samsun’da doğan Vedat Türkali, liseyi Samsun Lisesi’nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan’la evlendi.

    Vedat Türkali’nin ilk soyadı Demirkan. Ama Pirhasanoğulları’ndan geldiği için 1950’li yıllarda mahkeme kararıyla Pirhasan soyadını alıyor. Senaryolarını Vedat Türkali takma adı ile yazmaya başladı.

    Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951’de tutuklandı. 9 yıl ceza aldı. 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kaldı.

    Cezaevinden çıktıktan sonra bir süre Cumhuriyet Gazetesi’nde musahhihlik yaptı. Gazetenin prova baskılarını orijinalleriyle karşılaştırıp, hataları bulup düzeltiyordu.

    Rıfat Ilgaz ile birlikte ‘Gar Yayınları’ adlı yayın evini kurdu. Hüsamettin Gönenli adıyla yazılar yazdı. Yılmaz Güney ile tanıştı. Onun yüreklendirmesiyle 1960 yılında ‘Dolandırıcılar Şahı’ ile senaristliğe başladı. Senaryolarını Vedat Türkali ctakma adıyla yazdı. Toplumsal sorunlara değinen ve gerçekçi bakış açısı içeren birçok senaryo yazdı, bu ürünlerin bir bölümünü daha sonra kitap haline getirdi. Vedat Türkali, asıl adını ‘Bir Gün Tek Başına’ adlı romanıyla duyurdu. 1965 yılında başrollerinde Ayhan Işık ve Türkan Şoray’ın oynadığı ‘Otobüs Yolcuları’ adlı filmin senaryosunu yazdı. 1965’te Karanlıkta Uyananlar filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı.

    İlk romanı Bir Gün Tek Başına 1974 yılında yayınlandı. Vedat Türkali, Bir Gün Tek Başına’da 27 Mayıs Askeri Darbesi öncesindeki Türkiye aydınlarının bunalımlı çıkmazını sergiledi.

    1965’te yazdığı ‘Sokakta Kan Vardı’ adlı senaryosunun filminde de yönetmenliği de denedi.

    12 Eylül 1980 darbesinden sonra Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği’nin davalarından yargılandı.

    1989 yılından 1999 yılına kadar Londra’da yaşadı. Bu süre içinde ‘Güven’ adlı romanını yazdı. Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) tarihçesi niteliğinde kaleme alınan Güven’in ilk adımları 1956 yılında Türkali cezaevindeyken atıldı.

    1 Mayıs 2004’den 1 Mayıs 2005’e kadar aydınların, sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve insan hakları savunucularının katılımıyla ‘Vedat Türkali Yılı’ ilan edildi.

    1974’te Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda birincilik ödülünü, 1976’da Orhan Kemal Roman Armağanını kazandı. 2016’da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’ne layık görüldü

    Mihri Belli’nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz’ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP’nin eski üyelerinden olan Vedat Türkali, 2002 seçimlerinde DEHAP’dan aday olarak aktif siyasete atıldı. Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan’ın babası, Deniz Türkali’nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini’nin dedesidir.

    ROMANLARI:

    Bir Gün Tek Başına (1975-1980)

    Mavi Karanlık (1983-1985)

    Yeşilçam Dedikleri Türkiye (1986)

    Güven (2 cilt )

    Tek Kişilik Ölüm

    SENARYOLARI:

    Dolandırıcılar Şahı (1960)

    Üç Tekerlekli Bisiklet (1965-1984)

    Otobüs Yolcuları (1965-1984)

    Şehirdeki Yabancı (1965)

    Karanlıkta Uyananlar (1965)

    Bedrana (1974)

    Güneşli Bataklık (1977)

    Kara Çarşaflı Gelin (1977)

    Kızgın Delikanlı ve Erkek Ali

    ŞİİRLERİ:

    Eski Şiirler Yeni Türküler (1979)

    OYUNLARI:

    1. Basamak (1971)

    Bu Ölü Kalkacak (1976)

    Dallar Yeşil Olmalı (1985)

    ANILARI:

    Savunmalar (1989)

    ÖDÜLLERİ:

    1965 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü Karanlıkta Uyananlar ile

    1971 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü, Dallar Yeşil Olmalı ile

    1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması birinciliği, Bir Gün Tek Başına ile

    1974 Çekoslovakya Karlovy Vary Şenliği Ödülü, Bedrana ile

    1976 Orhan Kemal Roman Armağanı, Bir Gün Tek Başına ile

    1977 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü, Kara Çarşaflı Gelin ile