Türkiye siyasetinde bilinmeyen faktör: Bireysel ve kurumsal devşirmecilik II

Türkiye siyasetinde bilinmeyen faktör: Bireysel ve kurumsal devşirmecilik II
  • 14.04.2015

Kemalist rejim tarafından uygulanan sistematik devşirme politikaları (Havuç ve Sopa) sonucu memleketin büyük bir çoğunluğu asimile olmuş haldedir.

Toplumun rahatlıkla üçte ikisi kendi esas kimliğinden vebadan kaçar gibi kaçıyor.

Dolayısıyla politik olarak söylediğiniz sözlerin doğruluğunun bir önemi olmayabilir; o sözler menfaat ve korku ile özüne yabancılaşmış kişileri etkilemiyor. Hatta bu kadar yoğun his, emek ve vizyon ile kendini kamufle eden birey ve toplumu rahatsız eder. Politik refleksi de o temelde olur.

Bir çok ortamda ‘ne Kürt’ü ne Türk’ü  hepimiz kardeşiz’, ‘ne Sünni’si ne Alevi’si hepimiz Müslümanız’,  ‘ne Müslüman’ı ne Gayri Müslümi hepimiz Türk vatandaşıyız’, ‘ne kadını ne erkeği hepimiz Türk’üz’….. söylemleri ötekini yada kendini yok sayma kolaycılığı ve faşizmidir.
Ya da sanki ortada dahil olunan iletişim sağlanan halihazırda bir egemen kültür yokmuş kurnazlığı dayatılır.

Esas itibari ile insanın kuluçkası olan Kültürü silikleştikçe, o Kültür’ün (Kürt, Arap , Türk, Çerkez, Alevi, Hristiyan, Müslüman, …)  bireyi de daha kırılgan ve korumasız oluyor.
Birey hedef olan kültürünü, kimliğini hızla güçlü olan, popülist olan egemen kimlikle veya benzeri ile ikame etmeye çalışır. Böylece bir siliklik, lakaytlık, umursamazlık, karaktersizlik alır başını gider.

Artık devşirme bile değil , devşirilen egemen kültürün popülist devşirenidir.  Eziktir, ruhu yaralı; özüyle ilgili hatırlatmalarda ürperir. Dolayısıyla toplumsal ezilmeler, emek sömürüsü , azınlık hakları, kadın erkek eşitliği , işçi hakları, …vb gibi muhalif söylemlere direk karşıdır.

Öç alacaktır hayattan onun için sığındığı cepheden kendi özüne ve azınlıklara , toplumculuğa fanatikçe saldırır.

Buraya kadar anlatılan bilinci az olduğundan yaşama dürtüsü, zorluk veya dönüşme ferahlığı vb gibi nedenlerden dolayı çıkmaza sürüklenen birey ve onların zayıf toplumlarının hikayesidir. Özünde sosyolojik olarak anlaşılır bir durumdur. Neticede çoğumuzun durumu budur, var olan değer argümanlarıyla değerlendirilemez. Kemalist rejim ve Kapitalist piyasa iktidarının bize dayattığı yaşamdır.

Ancak diğer bir kesim devşirme vardır ki bu kesim bilgi açısında donanımlı olmasına ve yanlışı görmesine rağmen mücadale etmek yerine;  öze sahiplenmeyi küçümser ve  gerçek anlamda sistemi karşısına almayacak sosyal, siyasal , kültürel ve ekonomik örgütlenmelere gider. Kimi zaman kimliğini tümden red eder,  kimi zaman ise sisteme barışık veya sisteme hizmet edecek şekilde kabullenir.

Dolayısıyla sistemin hedefi olmaktan çıkmış ve hatta kendine Kurumsal yeni toplumsal misyonlar (Müslüman , Alevi, Kürt, Laz, Solcu, Köy derneği, Tüccar, Meslekçi,….) yükleyerek sözde maddi ve manevi olarak aklanmış oluyor.

Örgütlü devşirmecilik; dayatılan zor karşısında  böyle cıvık bir çıkış yakalıyor.

Ancak bu çıkış baskıcı sistemin ömrünü uzatıyor. Dahası mücadele verenlerin işini zorlaştırıyor. Artık dejenerasyon, popülizm hem devlet tarafından hem de sözde muhalif cephede yer alan kesim tarafından kurumsal olarak yapılıyor.

Sonuç olarak farklılıkları düşman olarak gören zihniyetin değişmesi yerine, Farklılıklar binbir cambazlıkla tekçi zihniyete dönüşüyor. Mücadele vermemek için, bölünmek için sözde farklılıklarına dem vurur hale geliyor.

Burada tartışılan şey değerlerin üstünlüğü meselesi değildir. Kaldı ki her ne adına yapılırsa yapılsın bugün en büyük kötülük veya devşirmecilik Türk halkına dayatılıyor. Başkasına yaşam şansı tanımayan bir toplumun kendisi de insanlıktan devşiriliyor (feragat) , uzaklaştırılıyor .
Demek ki mesele güçlü güçsüz meselesi değil, demokratik özüyle var olma meselesidir . Bir kültürü (özü) olmayanın  kişiliği olmaz, Kişiliği olmayanın da ne samimi bir inancı nede fikri ideolojisi oluşamaz.

Bu temelde yazı dizisini sözde öz adına veya  insanlık adına yola çıkmış ama sisteme devşirmecilik yapan Kurumsal Devşirmeciliği : inanç yapıları, siyasal yapı ve dernekler, ticari ve mesleki devşirmecilik alanlarını ele alacağız.

Tekçi değil , çoğulcu toplum için; popülist değil toplumcu siyaset için, inkârcı değil özüne sahiplenen toplum için  devşirmeciliğin ve devşirenlerin açığa çıkması gerekiyor.

Değişim ve dönüşüm inkârla olmaz, ancak özün (kültürün) demokratik evrimiyle olur. Aksi takdirde düzene payanda olur ,siyaset ve yaşamı ıskalarız.

Umut ve emek ile kalın…

Reklam
Sanat Deliliktir
Gökhan Yavuzel   Ortadoğu coğrafyası veya kuzey Afrika kıtası ülkelerinin birine mensup iseniz ve yazarlık gibi bir serüvenin içerisinde yol kat...
Sömürü çarkının bir dişlisi; ‘Bizim Esnaf’
İbrahim Avcıl Kürdistanlı ve Türkiyeli toplumların Britanya’ya yoğun göçü 1980’lerin sonunda başladı. Bu göç 1990’ları ilk yarsına kadar tüm hızıyla...
Bozca-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu
LONDRA- 12. Olağan Kongresi’ni gerçekleştiren BOZCA-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu. Bozhöyük, Camili yurt ve civar yöre köylülerinin oluşturduğu Bozca-Der’in...
‘Ben Kolay Ölmem’ avrupa turnesinde
SUNA ALAN / LONDRA Ahmed Arif ve Cemal Süreya’yı bir araya getiren, “Ben Kolay Ölmem” tiyatro oyunu Avrupa turnesine hazırlanıyor....
Parlamentoya seçilen ilk Kürt ve Aleviyim
İşçi Partisi’nden Britanya Parlamentosu’na seçilen ilk Kürt ve Alevi olan Feryal Demirci Clark, parlamentodaki ilk konuşmasını yaptı. Türkiye kökenli nüfusun...
Yeni Yaşam gazetesine dava
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Yeni Yaşam Yazı işleri Müdürü Aydın Keser hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından...
‘Ciddiyetin Önemi’ 2’inci kez Londra’da 
Londra ve Britanya genelinde hem Türkçe konuşan toplumu hem de İngilizce konuşan toplumları bir araya getiren sanatsal girişimleri ile Pan...
Barış Küçük’ün katil zanlısı suçunu itiraf etti
LONDRA- Londra’da bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük’ün katil zanlısı Adam Tarık suçunu kabul ederek hırsızlık yaptığını ve...
Hedef Süryanileri sindirmek
Mardin – Mardin Süryani Birliği Başkanı Yuhanna Aktaş, Nusaybin’de  Mor Yakup Kilisesi rahibi Sefer Bileçen ve Süryanilerin gözaltına alınmasının sindirme ve...
Avam Kamarası Brexit anlaşmasını onayladı
İngiltere Parlamentosu’nun alt kanadı olan Avam Kamarası, ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) üyeliğinden ayrılmasının (Brexit) koşullarını düzenleyen anlaşmayı onayladı. Avam Kamarası’nın...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ