Author: ali

  • Binlerce Kişi Alevi Festivali’nde Buluştu

    Binlerce Kişi Alevi Festivali’nde Buluştu

    Bu yıl Yedincisi düzenlenen Britanya Alevi Festivali Britanya genelinde düzenlenen bir çok etkinlikten sonra Pazar günü Hackney Downs’ta organize edilen park şenliği ile son buldu.

     

    Festival için Avrupa ve Türkiye’den çok sayıda Alevi kurumu temsilcisinin de hazır bulunduğu Park Şenliğine 7 bin civarında insan katıldı. Pazar günü öğlen saatlerinde başlayan etkinlik akşam saatlerine kadar devam etti.

    Bu yıl yedincisi düzenlenen Alevi festivali 10 Haziran’da başlamış, Festival kapsamında tiyatro gösterileri, İAKM ve Cemevi öğrenci etkinlikleri, paneller ve konserler yer almıştı.

    Britanya’da çalışma yürüten Cemevi başkanları ve Avrupa ve Türkiye’den katılan konuk Alevi kurum temsilcileri birlikte sahneye çıkarak katılımcıları selamladılar.

    Britanya Alevi Federasyonu İsrafil Erbil yaptığı konuşmada Birleşik Krallık genelinde yapılan çalışmalara değinerek, ‘‘Biz burada ne kadar güçlü olursak, Türkiye ve Avrupa’dan gelen canlarımızla da o kadar güçlü olacağız.” dedi.

    Avrupa ve Türkiye’den gelen Alevi kurumları temsilcileri de festival de birer konuşma yaparak, Alevi toplumunun Türkiye’de maruz kaldıkları baskılara değindiler. Alevi toplumunun daha fazla örgütlenmesine işaret eden konuşmacılar, örgütlü oldukları düzeyde baskılara ve sorunların çözümüne cevap olabileceklerini ifade ettile.

    Havanın sıcak olmasına rağmen katılımcılar festival alanında kalıp programı takip ederken, kurulan çadırlar ve yemek standlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Festivale sponsor olan işletmelere ayrılan çadırlarda, işletmeciler firmalarını tanıtma fırsatı buldular.

    Cemevi bünyesinde çalışmalarını sürdüren farklı halk oyunları ekipleri ve semah ekipleri de sahne alarak performanslarını sergilediler.

    Festivalin müzikli programında ise, Gülcihan Koç, Tuncay Balcı, Cengiz ve Engin Sağlam, Grup Zemheri ve Grup Seksendört sahne aldı.

    Alevi Festivali

  • Londra’da Teravih Namazından Çıkanlara Dönük Saldırı: 1 Ölü 10 Yaralı

    Londra’da Teravih Namazından Çıkanlara Dönük Saldırı: 1 Ölü 10 Yaralı

    Londra’nın kuzeyinde bulunan Finsbury Park’ta bulunan camiden teravih namazı sonrası çıkan kalabalığın içine kamyonet daldı. Müslümanları hedef alan saldırıda bir kişi hayatını kaybederken 10 kişi yaralandı.

    Kuzey Londra’daki Finsbury Park Cami’sinden teravih namazından çıkan gruba kamyonetli saldırı yapıldı. Yetkililerin terrorist saldırı olarak duyurduğu olayda saldırgan etraftaki vatandaşlar tarafından etkisiz hale getirildikten sonra olay yerine gelen polislere teslim edildi. 48 yaşlarındaki saldırgan gözaltına alındı.
    https://youtu.be/GJuLigiooV4
    Londra Westminster ve London Bridge saldırılarıyla benzer saldırı yöntemini kullanan saldırganın, kalabalık tarafından yakalandığında ‘Bütün Müslümanları öldüreceğim’ diye bağırdığı ifade edildi.

    Başbakan Theresa May başkanlığında Cobra Komitesi bugün toplanırken, Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, camilerin güvenliğinin arttırılacağını açıkladı.

    Saldırgan vatandaşlar tarafından saldırı yerinde yakalanıp polise teslim edildi.

    Son aylarda yaşanan terör saldırılarından sonra nefret suçlarında büyük bir artış yaşanmıştı.

     

  • Londra Yangını: Ölü Sayısı 100’ü Geçebilir!

    Londra Yangını: Ölü Sayısı 100’ü Geçebilir!

    Londra’nın batısında bulunan Kuzey Kensington bölgesindeki 27 katlı Grenfell Tower adlı binada Çarşamba sabahı saat 00:54’te çıkan yangında ölü sayısının yüz civarında olabileceği belirtiliyor.

     

    Grenfell Tower binası, sosyal konut projesi kapsamında ülkenin en zengin belediyesi tarafından 1974 yılında inşa edildi. 27 katlı binada 120 tane bir ve iki odalı dair bulunuyor. Binada 600 civarında büyük çoğunluğu göçmen olan vatandaş yaşıyor.

    Dördüncü katta bulunan 17 numaralı dairede buzdolabının patlaması sonucu çıkan yangın çok kısa bir sürede tüm binayı sardı. Yangının bu kadar hızlı yayılmasının altında binanın kaplamasının etkili olduğu belirtiliyor.

    Şimdiye kadar yetkililer 17 kişinin hayatını kaybettiğini, 15’i ağır 70 kişinin yaralı olduğunu açıklasa da, ölü sayısının bu rakamdan çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.

    Bina sakinleri ölü sayısının 100’ü aşacağını söylüyor. Açıklanan resmi rakamlar dışında halen 60 kişinin kayıp olduğu yetkililer tarafından da kabul edilen bir gerçek. Bu durumda bina sakinlerinin verdiği rakam doğru olabilir.

    Halen kayıp olan 60 kişinin isim listesi

    Binada yaşayanların büyük çoğunluğu Müslüman göçmenlerden oluşuyor. Ramazan ayı vesilesiyle sahur için halen uyanık olmaları yüzlerce kişinin zamanında binadan çıkmasını sağladı.

    Hayatını kaybedenlerden ismi ilk açıklananlardan birisi Suriyeli bir mülteci. Üç yıl önce Suriye’de devam eden savaştan kaçan Muhammed Alhajali adlı 23 yaşındaki genç Grenfell Tower binasında abisi ile birlikte yaşıyordu. Abisi hastanede tedavi altında.

    Yangında hayatını kaybedenlerden ismi ilk açıklanan Suriyeli mülteci Muhammed Alhajali (23)

    Binada alarm sistemi çalışmadığı için, bina sakinleri komşuların kapılarını çalarak birbirlerini yangından haberdar ettiler.

    Londra itfaiyesi, hayatını kaybeden çok sayıda kişinin kimlik tespitinin yapılabilmesinin asla mümkün olamayacağını açıkladı.

    Londra polisi yangın ile ilgili geniş çaplı soruşturma başlattığını duyurdu.

    Jeremy Corbyn

    İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Kensington bölgesinde bulunan zenginlere ait boş villaların yangın mağdurlarına açılması çağrısı yaptı.

    Tottenham Milletvekili David Lammy; ‘Bu bir toplu cinayettir ve bunu böyle görmeliyiz. Sorumluların acilen tutuklanması lazım.’

    Başbakan Theresa May, olay yerini ziyaretinde sadece polis ve itfaiyecilerle görüşmesi, mağdurlarla görüşmemesi ülke genelinde büyük tepki topladı.

     

  • Londra Yangını: 6 Ölü, Onlarca Kişiye Halen Ulaşılamadı

    Londra Yangını: 6 Ölü, Onlarca Kişiye Halen Ulaşılamadı

    Batı Londra’da bulunan Kuzey Kensington bölgesindeki 27 katlı Grenfell Tower adlı binada sabah saatlerinde çıkan yangında tahliye ve söndürme işlemleri devam ederken 6 kişinin öldüğü teyit edilirken, çok sayıda kişiye halen ulaşılamadığı açıklandı.

     

    Londra İtfaiye Müdürlüğü, Latimer Road’da bulunan binada çıkan yangında şimdiye kadar 6 kişinin ölümü teyit edilirken, henüz kendilerine ulaşılamayan çok sayıda kişi var. Londra Ambulans Hizmetleri, en az 50 yaralının 5 ayrı hastaneye kaldırıldığını duyurdu. Yangının çıkış nedeni halen bilinmiyor.

    27 katlı binanın ikinci katında gece yarısı saat 00:54’te başlayan yangın kısa bir sürede 24 katını sardı. 200 itfaiyeci ile müdahale edilen yangında halen binada kalanların olduğu tahmin ediliyor.

    İtfaiye Şefi Dany Cotton, yangının ciddiyetini ve büyüklüğünü vurgularken, ekiplerin içeride insanları aramayı sürdürdüklerini söyledi. İtfaiye yetkilileri, binanın büyüklüğü ve karmaşık yapısı nedeniyle ölü ve yaralı sayısını belirlemenin zorlaştığını kaydetti.

    Yangının çıktığı binada 120 dairenin olduğu ve yangın çıktığında yaklaşık 600 kişinin olduğu düşünülüyor.

    Halen binada ulaşılamayan çok sayıda insan var
    Yangın çok sayıda kişinin uykuda olduğu saatte başladı
    Binada yakınları yaşayanlar sinir krizleri geçirdi
  • 27 Katlı Binada Yangın: Çok Sayıda Ölü Var

    27 Katlı Binada Yangın: Çok Sayıda Ölü Var

    Batı Londra’da bulunan Kuzey Kensington bölgesindeki 27 katlı Grenfell Tower adlı binada sabah saatlerinde çıkan yangında tahliye ve söndürme işlemleri devam ederken çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.

     

    Londra İtfaiye Müdürlüğü, Latimer Road’da bulunan binada çıkan yangında hayatını kaybedenler olduğunu ancak şuanda kesin bir rakam veremeyeceğini açıkladı. Londra Ambülans Hizmetleri, en az 50 yaralının 5 ayrı hastaneye kaldırıldığını duyurdu. Yangının çıkış nedeni halen bilinmiyor.

    27 katlı binanın ikinci katında gece yarısı saat 00:54’te başlayan yangın kısa bir sürede 24 katını sardı. 200 itfaiyeci ile müdahale edilen yangında halen binada kalanların olduğu tahmin ediliyor.

    İtfaiye Şefi Dany Cotton, yangının ciddiyetini ve büyüklüğünü vurgularken, ekiplerin içeride insanları aramayı sürdürdüklerini söyledi. İtfaiye yetkilileri, binanın büyüklüğü ve karmaşık yapısı nedeniyle ölü ve yaralı sayısını belirlenemenin zorlaştığını kaydetti.

    Yangının çıktığı binada 120 dairenin olduğu ve yangın çıktığında yaklaşık 600 kişinin olduğu düşünülüyor.

     

     

  • Londra’da İkinci Uluslararası Kürt Göçmen Konferansı Düzenleniyor

    Londra’da İkinci Uluslararası Kürt Göçmen Konferansı Düzenleniyor

    Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan 2’inci Uluslararası Kürt Göçmen Konferansı 15-16 Haziran tarihleri arasında Londra’da bulunan Middlesex Üniversitesinde gerçekleştirilecek. Konferansa uluslararası alandan Kürtlerle ilgili çalışma yürüten çok sayıda akademisyen katılıp sunum yapacaklar.

     

    Londra Middlesex Üniversitesi tarafından organize edilen konferansın birincisi geçtiğimiz yıl gerçekleşmiş ve yoğun bir ilgi görmüştü. Konferansın organize komitesi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, amaçlarının Kürt göçü başta olmak üzere birçok alanda çalışan araştırmacıları bir araya getirip tartışma yürütmek ve fikir alışverişi yapmak olduğu belirtildi.

    15 Haziran Perşembe günü başlayacak olan konferansın açılış konuşması Sosyal Araştırmalar Merkezi direktörü Profesör Eleonore Kofman, Business School Araştırma direktörü Profesör Stephen Syrett ve konferansın organizetörlerinden Dr. Janroj Yilmaz Keles ve Dr. Alessio D’Angelo tarafından yapılacak. Konferansın ana sunumunu ‘Kimlik, Çatışma, Kaçış’ başlığıyla Professor Joshua Castellino yapacak.

    Konferansın tanıtım yazısında, yerinden edilmenin ve zorunlu göçün Ortadoğu tarihinde anlamlı bir yere sahip olduğu belirtildi.

    ‘Ülkesinden uzakta 2 milyondan fazla Kürt şuan Avrupa, ABD, Kanada ve eski Sovyet Cumhuriyetlerinde Ortadoğu’daki gelişmelerin kaygıyla izleyerek yaşamaktadırlar.’’

    Konferansta, Diasporada yaşayan Kürtlerin Kürdistan’da devam eden çatışma ve savaş ortamı ile ilişkisi ve Kürt toplumunun Kürdistan, Avrupa ve Ortadoğu’daki yerinden edilen ve mülteci olanlarla nasıl bir iletişim kurduğu, Kürt diasporasının gibi soru başlıklara cevaplar aranacak.

     

    Konferans Programı

    Perşembe, 15 Haziran 2017


    9:30 – 10:00 – Açılış (Room C219-20)

    Prof. Eleonore Kofman, Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi Eş Direktörü

    Prof. Stephen Syrett, Business School – Araştırma direktörü

    Dr. Janroj Yilmaz Keles ve Dr. Alessio D’Angelo, Konferans Organizetörleri
    10:00 – 10:45 – (Room C219-20)

    Ana Sunum: Professor Joshua Castellino, Middlesex University

    10:45 – 11:00 – Kürdistan ve Irak’taki Mülteciler ve Yerinden Edilenler (Room C219-20)
    Karwan Jamal Tahir
    , KRG Birleşik Krallık Temsilcisi

     

    11:00 – 12:30 – Room C204 – Göç, Cinsiyet ve Kimlik

    Houzan Mahmoud

    Jowan Mahmod, Bağımsız araştırmacı-İsveç

    Hakan Sandal, St Catharine’s College University of Cambridge
    Melike Gul Demir, Maltepe Universitesi

    Room C209 – Rojava ve Suriyeli Kürt Mülteciler

    Brad Blitz, Middlesex University

    Thomas McGee, Bağımsız araştırmacı, Kurdistan

    Anne Sofie Schott, University of Copenhagen, Danimarka
    Aram Mahmood, Kurdistan [SKYPE]


    13:30 – 15:00 –Room C204– Vatandaşlık ve Çokuluslu Kimlikler

    Eleonore Kofman, Middlesex University
    Janroj Keles, Middlesex University

    Riccardo Turati, Université Catholique de Louvain, Belçika

    Mija Sanders, University of Arizona, ABD

    Ghomri Rostampour, Harvard University, ABD

    Room C209 – Diaspora ve Aidiyet

    Alessio D’Angelo, Middlesex University

    Shayan Moftizadeh, UCL

    Veysel Erdemli, University of Birmingham
    Shilan Keskin, University College London

    Ali Zalme, University of the West of England

    15:30 – 17:00 – Room C204 – Tersine Göç ve İşçi Pazarı

    Janroj Keles, Middlesex University
    Bahar Baser, Coventry University
    Mari Toivanen, Stellenbosch University, University of Turku/ EHESS, Finlandiya

    Wria Rashid, IOM, Kurdistan
    Alex Odlum, Information Analyst (Mixed Migration Platform) [SKYPE]

    Room C209 – Çatışma ve Yerinden Edilme

    Edel Hughes, Middlesex University
    Peter Klempner, Independent scholar, Türkiye

    Ezgi Tuncer Gurkas, Kadir Has University-Türkiye

    Tunc Aybek, Middlesex University

    Karel Černý, Charles University, Çek Cumhuriyeti

    Cuma, 16 Haziran 2017

     10:00 – 11:00 – (Room C219-20)

    Ana Sunum: Kürt Diasporasının Gelceği
    Dr Östen Wahlbeck, University of Helsinki, Finlandiya

    11:00 – 12:30 – Room C207- Diaspora, politika ve uluslararası network

    Mehmet Ali Dikerdem, Middlesex University
    Sinem Arslan, University of Essex
    Pia Morar, London School of Economics
    Diyako Rahmani, University of Jyväskylä, Finlandiya
    Inci Oyku Yener-Roderburg, University of Strasbourg

    Room C205 – Etnik, Kimlik, Dil ve Göç
    Zeynep Arslan –
    University of Vienna, Austurya
    Zeynep Arslan, University of Vienna, Austurya
    Huseyin Celik, University of Zurich, İsviçre
    Maria Six-Hohenbalken, University of Vienna-Avusturya

    13:30 – 15:00 – Room C207- Kürt Çalışmaları ve Britanya Üniversiteleri

    Naif Bezwan, LSE
    Recep Onursal, University of Kent
    Yousif Mustafa Sindi, Leeds Beckett University
    Muhamad Tawfiq Ali, MCIL,

    Room C205 – Göçmen Kültürü ve Görsel Tanıtım

    Magali Peyrefitte, Middlesex University
    Shilan Fuad Hussain, Bağımsız araştırmacı, Italya
    Richard Wilding, Fotoğrafçı, Gulan
    Lana Askari, University of Manchester 

    15:00 – 16:00 – Room C207 –Kürdistan’da Cinsiyetçi ve Politik Mücadele

    Dave Hill, Middlesex University
    Umut Erel, Open University

    Necla Acik, University of Manchester
    Mustafa Kemal Topal, Roskilde University, Danimarka

    Room C205 – Zorunlu Göç, Travma ve Ruhsal Hastalıklar

    Rachel Seoighe, Middlesex University

    Filiz Celik Swansea University

    Afrouz Zibaei, Manchester Metropolitan University

     

     

     


     

  • Av. Muharrem Erbey: Yargı Siyasetin Kıskacında

    Av. Muharrem Erbey: Yargı Siyasetin Kıskacında

    Uzman bilirkişi raporu sunmuş olduğu mahkemeye katılmak üzere Londra’ ya gelen insan hakları savunucusu Av. Muharrem Erbey, Diyarbakır Sur’da yapılmak istenen kentsel dönüşümü, Tahir Elçi cinayetini ve Kürdistan’da yaşanan son gelişmeleri konuştuk. Son günlerde tekrar gündeme gelen Çözüm Süreci iddialarının “fısıltı”dan öteye gidemediğini aktaran Muharrem Erbey, yargının egemen siyasal iktidarın kıskacı altında olduğuna dikkat çekti.

    Dilan Almaz-Telgraf

    -Öncelikle yıkımın başlamış olduğu Sur’da durum nedir? Devletin Sur’da amaçladığı nedir ve toplumsal muhalefet hangi pozisyonda?

    Sur’da yaşananlar devasa bir trajedi. Çatışmalar sonrasında mahalleler, ibadet yerleri, yerleşim yerleri topyekûn tahrip edildi, yok edildi. Onların onarılması bir şekilde eski haline döndürülmesi gerekirken, şimdi tamamen yok ediliyor. Onun yerine betonarme yapılar yapılıyor. Bu yapıların dışı bazalt taşlarla kaplanarak insanlara “bazalt taştan ev yaptım” imajı verilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla hem orada Diyarbakır’ı Tanıma Vakfı hem kentin sivil toplum dinamiği hem de orada yaşayan insanlar aslına uygun orijinal evlerini istiyor. Ama maalesef kamulaştırma kanunu Bakanlar Kurulu’ndan geçti ve oraya ilişkin acele kamulaştırma yasası mevzuatı çıktı. İnsanlara bu doğrultuda 3 şık sunulmaya başlandı. Ya çok düşük bir meblağa devlete satmak ya başka bir yerde TOKİ(Toplu Konut İdaresi)’den ev almak ya da devlet 50 bin liraya alacak vatandaşa 500 bin liraya satacak. Orada yaşayan insanların büyük çoğunluğu yoksul, göç mağduru insanlar dolayısıyla çok zor şartlarda sahip oldukları evler yıkıldı. Toplum tepkili ama orada yaşananların birçoğundan da habersiz. Giriş çıkışlar kontrol altında. Vatandaşlar Suriçi’ne giremiyor, sadece orada yıkımı gerçekleştiren çalışanlar girebiliyor. Devasa kamyonlarla oradaki enkazları alıp Dicle Nehri’nin kenarına döküyorlar. Kent dinamiğiyle, kentte yaşayan insanlarla konuşmadan onlarla ortaklaşmadan antik bir kent olan, dünyanın en güzel tarihi alanlarından ve sit alanı olması gereken yerlerden birisi olan Sur şu anda olağanüstü kanunlarla sözde yeniden yapılanıyor. 

    -Peki hukuken itiraz yolu açık mı?

    Bizzat ben Danıştay’a başvurdum. Yıkımın durdurulmasını talep ettim. OHAL’den kaynaklı reddedildi. Tümüyle yargısal bir kıskaç yaşanıyor. Yargı iktidarın talepleri doğrultusunda karar veriyor.

    -Başbakan’ın geçtiğimiz günlerde bir açıklaması oldu. OHAL Komisyonu kurulacağını ve oralara itiraz başvurularının yapılabileceğini söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu komisyonlar adaletin temininin sağlayabilir mi?

    O açıklama tamamen toplumu oyalamak için. Doğru bir yöntem değil. Yargı var zaten komisyona neden ihtiyaç duyuluyor ki? Bu itirazları bağımsız yargı değerlendirmeli. Bu komisyona insanları oyalamak için bir mekanizma kurmak adına ihtiyaç duyuldu. Mantık olarak belki iyi ama uygulamada boş. Komisyonlardan önce yargı var, kaymakamlık, valilik, konut dokunulmazlığı hakları var. Dolayısıyla doğru olmayan bir kurum ortaya çıkarıp, insanları orada bekletmenin bir amacı yok.

    -Sur’da kimi aileler yapmış oldukları anlaşma gereği evlerini boşalttılar, bir kısım ise orada kaldı ve ısrarla evlerini yıktırmayacaklarını söylüyorlar. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu kuruldu, toplumsal muhalefetin diri tutmaya dönük çabalar var. Bu bağlamda devletin sahip olduğu yasal argümanları da düşünecek olursak, Sur’un akıbeti sizce ne olacak? Yıkım herşeye rağmen devam edecek mi?

    Zaten herşey devletin himayesinde. İnsanlar yanımıza geliyorlar, itiraz etmek istiyorlar ama nereye, hangi yargıya başvuracaksınız ki? Ayrıca bir çoğu tapu sahibi değil. Tapu olmayınca dava da açılamıyor. Tapusunun olmaması büyük dert. Yurttaş zaten yeterince zor durumda .Dolayısıyla devlet zorla yurttaşı birşeylere mecbur bırakıyor. Yurttaş da ‘Yasa işlemiyor, kanun yok’ diyerek uğraşmayı bırakıyor.

    -Peki sivil toplum örgütleri?

    Yok ki sivil toplum örgütü. Kimse kalmadı zaten. Sokağa çıkamıyorsunuz, basın açıklaması yapamıyorsunuz. Kurum içerisinde basın açıklaması yapıyorsunuz. Bunu gören-duyan olmuyor medya desen hepsini susturdular. Dolayısıyla sivil toplumun da sesi duyulmuyor. Maalesef Sur konusunda toplumsal muhalefet yeterli olmayacak.

    -Peki, tutuklu olan seçilmişlerle ilgili durum nedir? Kayyum atanan yerlerde devlet, siyasi arka plandan ziyade kültürü de yok etmeye çalışıyor. Kürtçe’ye dönük ciddi tahammülsüzlükler var…

    Zaten kayyumlardan başka bir şey beklenmezdi. Kayyum kim? Merkezi hükümet tarafından atanmış. Dolayısıyla kayyum da AKP tarafından yönetilen merkezi hükümet kararları doğrultusunda, egemen siyasal iktidarın beklentileri doğrultusunda kararlar alıyor. Pek tabii ki, belediyecilerin legal alandaki tüm kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yürütüyorlar. İşte çocuklar için açılan kurumlar, tiyatrolar, kültürel faaliyet yürüten kurumların üzeri bir kalemde çizildi. Hukuku bırakın, vicdana sığmayacak şeyler.

    -Tahir Elçi dosyasına dair son durum nedir? Yargı aydınlatmamak da kararlı gibi, Elçi’nin dostları ve meslektaşları olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    Davayı ben takip etmiyorum ama takip eden arkadaşlarla zaman zaman görüşüyorum. Dosyada henüz bir arpa boyu yol gidilmiş değil. Olayla ilgili çok ciddi bir inceleme yapılmadı, delillerin karartılması için herşey denendi. Dolasıyıla sağlıklı bir sonucun çıkmasını beklemiyoruz. Tahir Elçi cinayeti davasıyla ilgili asla faillerin yargılanmayacağı, soruşturulmayacağı konusunda ben de, eşi Türkan Elçi de, Diyarbakır Barosu da hepimiz çok iyi biliyoruz ki diğer faili meçhul cinayetler gibi bu suikastte kesinlikle aydınlatılmayacak. Yaşananlar bize bunu gösteriyor.

    -Hep şuna tanık olduk: Devlet bir dönem farklı maskeler takarak, faili meçhul cinayetler işledi ama uzun yıllar sonra kendisini aklamaya dönük girişimlerde bulundu. Elçi cinayetinde de böylesi bir gelişme ilerleyen yıllarda yaşanabilir mi?

    Zannetmiyorum. Orada gazeteciler, polis memurları ve tesadüfen oradan geçen eylemciler vardı. Kameralar açık ve görünüyor. 2 eylemcinin de kurşunları bitiyor ve silahlarını atıyorlar ve 3 polis sağ tarafa dönüp İnce Minare’ye doğru ateş açıyorlar ve sonra Tahir Elçi düşüyor. Dolayısıyla başka birinin orada ateş etmesi düşünülemez. O memurlar sanık dahi olmadılar. Orada bulunan memurlardan birisiyle Emniyet Müdürlüğü’nde karşılaştım. Uzun yıllardır basın açıklamalarımızı kayıt altına alan polislerden birisiydi. O’na dedim ki oradan bir vatandaş geçseydi, şimdiye dek 50 defa tutuklanmıştı. Sen nasıl sanık olmadın? Dedim. O’ da “O sokakta bizim dışımızda kişiler de vardı, gerçekten ben yapmadım ve Tahir Elçi’nin vurulduğu mermi tabanca mermisi değildi” dedi. Bende o zaman bu niye raporlara yansımıyor dedim. O da “Yansımaz” şeklinde bir beyanda bulundu. Karanlık her yerde bir şekilde devam ediyor. Maalesef Tahir Elçi cinayeti de bir dönem sonra diğer cinayetler gibi tozlu raflara kaldırılacak.

    -Cumhurbaşkanı Başdanışmanı “Bölge halkı çok zulüm gördü, telafi edilmeli” şeklinde bir açıklaması oldu. Uzun zamandır da Çözüm Süreci’ne dönüleceği konuşuluyordu. Bölge halkı bu konuda ne düşünüyor sizce? Gözlemlerinizi aktarabilir misiniz?

    Bu aslında fısıltı halinde dolaşıyor ama karşılığı yok. Belkide böyle yaparak insanları umutlandırıp, sessiz kalmalarını sağlamaya çalışıyorlardır. Bölge illerinde ileri gelen 300 aşiret liderinin içerisinde olduğu, temsilcilerle oturup konuşulacağı yönünde konuşmalar döndü. Kimileri de HDP ile görüşüleceği PKK’ nin yer almayacağını söylüyor. Bölge halkı sorunun çözümünden yana. Bu sorunla ilgili çözüm mercii neresi ise, sonuç verecek mekanizmalar neresi ise orayla görüşmek lazım. Siyasetçiler, belediyeler var. Halkın “irademdir” dediği mekanizmalar var. Dolayısıyla onlarla konuşulması, en doğru yöntemdir. Tabii kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ile de görüşülmeli, hiç kimse dışında tutulmadan herkesle tartışarak süreci hayata geçirmek lazım. Hem HDP ile çözmekten bahsediyorlar hem de HDP’nin genel başkanlarını tutukluyorlar. Sürece başlamak için önce siyasetçilerin bırakılması lazım.

    -Siyasetçilerin bırakılmasından bahsetmişken; nedir yargılanmalardaki son durum, uzun tutukluluk halleri devam mı edecek?

    Selahattin Demirtaş’ın ilk yargılama tarihi 6 Eylül olarak geçtiğimiz günlerde belirlendi. HDP’liler şu an siyaset yaptıkları için yargılanıyor. Şiddete teşvik ettiği için değil, “Kürt Sorunu şiddetle çözülmez” dediği için yargılanıyorlar. AK Parti gibi düşünmediği için, farklı bir yaşam konfigirasyonu üzerinde durdukları için Demirtaş ve arkadaşları yargılanıyor. Tamamı egemen siyasal iktidarın talebiyle oluyor. İdris Baluken tutuklandı ve Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile tahliye edilmişti. Hemen akabinde O’nu tahliye eden hakimi görevden aldılar. Şu an yargının üzerinde siyasal bir baskı var. Seçimle yapamadıklarını bir şekilde böylesi kıskaçlarla yapıyorlar.

    -Peki, OHAL sürecek mi?

    OHAL kesinlikle devam edecek ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’da söylüyor sürekli. Erdoğan AKP’ye yeniden başkan seçildikten sonra tüm il, ilçe teşkilatlarını seçime hazır hale getirmek istiyor ve OHAL ile de kendisine muhalif herkesi krimine edip seçimden 400 milletvekili almayı planlıyor. Türkiye’de şu an kimse konuşamıyor bile. Uluslararası arenada Türkiye’nin meşruiyeti iyice tartışılır hale geldi. OHAL sonrası ne olur bilemiyoruz. Ne yasa, ne mevzuat takip edemiyoruz. Her gün onlarca değişiklik oluyor. Basın özet şeklinde haber yaparsa, ne olduğunu okuyabiliyoruz. OHAL’in bitmesi gerekiyor ki, ne kadar tahribat yaşandığının fizibilitesini yapabilelim.