Author: ali

  • ”Dağların Şarkıları” Cambridge’te yankılanacak

    ”Dağların Şarkıları” Cambridge’te yankılanacak

    ''Dağların Şarkıları'' Cambridge'te yankılanacak 2

    İngiltere’nin Cambridge şehrinde ”Dağların Şarkıları” adıyla Kürtçe müzik konseri düzenlenecek.

    Geçtiğimiz Nisan ayında Londra’da startı verilen ”Dağların Şarkıları” Kürtçe müzik konseri projesininin ikinci ayağı Cambridge şehrinde gerçekleşecek. Little St. Mary’s Kilisesi’nde 27 Mayıs akşamı saat 19:30’da başlayacak olan konserin direktörlüğünü şarkıcı ve gazeteci Suna Alan ile etnomüzikolog Ed Emery yapıyor. Kobanê’de geçtiğimiz ay yaşamını yitiren devrimci dengbêj Viyan Peyman’a adanan konserde Kürdistan’ın dört bölgesinden Kürt halk ve klasik şarkılarının yanı sıra Alevi deyişleri seslendirilecek; her eserin tarihsel konusu, hikayesi Ed Emery tarafından dinleyiciye anlatılacak. Suna Alan ve Semra Çekin tarafından seslendirilecek şarkılara, Grup Raye üyeleri Rıza Koyupınar (perküsyon), Salman Sobe (gitar) ve Soner Gölbaş (bağlama, klarnet) ile eşlik edecekler. Etkinliğin sonunda Kürt halk şarkıları eşliğinde halay çekilebilecek.

    ''Dağların Şarkıları'' Cambridge'te yankılanacak 1

    Londra SOAS Üniversitesi’ne bağlı olarak Kürtçe şarkıları toplama-arşivleme yoluyla gerçekleştirilen Kürtçe Şarkı Kitabı projesinin bir parçası olarak düzenlenen konsere ilişkin gazetemize konuşan Ed Emery, bu ve devamında gerçekleştirecekleri dinleti ve konserlerin Kobanê’de inşa edilecek bir Müzik Akademisi için başlattıkları çalışmanın devamı olduğunu söyledi. Emery devamla ”İki ay önce Kürdistan’a gittim. Kobanê’de Kürt müziği, dansı ve bir bütün olarak Kürdistan’dan şarkıların araştırılıp öğretilebileceği ve arşivlenebileceği bu Müzik Akademisi’nin kurulması için Londra SOAS Üniversitesi’ne bağlı olarak girişimlerde bulunuyoruz. Gönüllü müzisyenlerden oluşacak bir ekip ile bu girişimin pratik adımlarını önümüzdeki yıl Newroz’da Kobanê’ye giderek atmayı hedefliyoruz” dedi. Şarkıcı Alan ise bu proje kapsamında her konserlerinde özellikle genç kadın arkadaşları Kürtçe şarkı söyleme konusunda teşvik etmeye özen gösterdiklerini söyledi. Alan, Kobanê’de açılması planlanan Müzik Akademisi’ne bu şekilde daha fazla duyarlılığın da yaratıldığını sözlerine ekledi.

    ''Dağların Şarkıları'' Cambridge'te yankılanacak 1
    Foto
    : Ricardo Esteban Pineda

  • Lord Hylton Li Rojava Axivî: Bi xweseriyê aloziyên Rojhilata Navîn çareser dibin

    Lord Hylton Li Rojava Axivî: Bi xweseriyê aloziyên Rojhilata Navîn çareser dibin

    Endamê Meclîsa Lordan a Birîtanya Lord Reymont Hylton ê ku çû serdana Rojavayê Kurdistanê û diyar kir ku sîstema Rêveberiya Xweseriya Demokratîk sîstema herî serkeftî a çareserkirina pirsgirêkên gelên Rojhilata Navîn.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 2

    Endamê Meclîsa Lordan a Birîtanyayê Lord Reymont Hilyton ê ku serdana kantona Cizîrê kiriye. Hilton serdana navenda Hevserokatiyê ya li bajaroka Rimêlan kir. Li vir Hevserokên Kantona Cizîrê Himêdî Deham El-Hadî û Hediya Yûsif, Serokê Karê Derve yê Kantona Cizîrê Ebdulkerîm Umer û Cîgira wî Emîne Osê û Hevserokê Meclîsa Zagonsaz Hekem Xelo, her wiha endamên Hevserokatiyê û Endamên Dîwana Meclîsa Zagonsaz  pêşwaziya Hilton kirin.

    Hilyton, bi Hevserokên Kantona Cizîrê re hevdîtin kir û rewşa Rêveberiya Xwerseriya Demokratîk û jiyana hevbeş a di navbera hemû pêkhateyan hate gotûbêj kirin. Di civînê de aliyan bal kişand ser êrîşên komên çete yên DAIŞ’ê ku li dijî Kantonê pêk tê.

    Piştî hevdîtin bi dawî bû, Lord Reymont Hilton civîna çapemeniyê lidar xist û bersiva rojnamavan da. Hilyton got ku di nava Rojava de tenê karîbû serdana Kantona Cizîrê bike û da zanîn ku ew dixwaze di demeke nêz de her sê kantonên Rojava bibin yek. Hilton, destnîşan kir ku di wê baweriyê de deye ku sîstema Xweseriya Demokratîk sîstemeke baş ji bo çareserkirina aloziya Sûriyê û nimûneye ji bo çareserkirina pirsgirêkên hemû gelê Rojhilata Navîn.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 1

    Lord Reymont Hilyton, destnîşan kir ku wî jiyana hevbeş a di navbera hemû pêkahteyan de ecibandiye û wiha dom kir: ˮTişta herî baş di sîstema kantonê de zimanên kurdî, erebî û suryanî zimanên fermî yên kantonê ne.ˮ

    Derbarê pirsa peyama ku ji Birîtanya aniye Rojava çiyeb de, Lord Reymont Hilyton, got: ˮPeyama min ew e ku herêmek hebe hebû pêkhate bi aramî li ser jiyan bikin, pêwîste hemû kes piştgiriya wê herêmê bikin.ˮ

    Derbarê nerîna welatê wî li ser êrîşên çeteyên DAIŞ’ê Lord Reymont Hilyton destnîşan kir ku metirsîyên welatê wî derbarê êrîşên çeteyan a li ser herêmê hene û wiha dom kir: ˮDi nerîna min de tişta ku welatên Ewropa li dijî çeteyên DAIŞ’ê pêk tînin têrê nake. Ew dikarin bêtir zextê bikin da ku dawî li çeteyan were.ˮ

    Li ser pirsa rojnamvanekî ya çima welatên Ewropa Rêveberiya Xweseriya Demokratîk bi fermî nas nakin, Lord Reymont Hilyton got, ‘ez jî tevlî nerîna te dibim û heman pirsê dikim çima Rêveberiyê Fermî nasnakin’.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 3

    Lord Reymont Hilyton, di berdewama axaftina xwe de ev tişt anî ziman: ˮEz ê dengê Rojava bighînim hemû Ewropa, ez ê di riya wezareta karê derve ya Birîtanya û di riya têkiliya min bi wan re, her wiha di riya Perlamantoya Ewropa û Meclîsa Lordan a Birîtanyayê dengê Rojava bighînim. Ezê di rojnameyan de jî li ser serdana xwe ya Rojava binivîsim, her wiha ez ê di ser malpera xwe ya Internêtê jî belav bikim.ˮ

    Di dawiya axaftina xwe de Lord Reymont Hilton da xuyakirin ku armanca wî ya sereke ji serdanê miroviye û wiha dom kir: ˮMin xwest rewşa gel û jiyana wan a 5 salan bişopînim.Ez hîn bûm ku Rewşa Rojava başe Ez ê ji bo tiştên ez hîn bûm bighînim raya gitşî ya derve.ˮ

    çavkanî: Anha

  • Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür

    Rojava’da bir dizi temas ve görüşme gerçekleştiren Birleşik Krallık Lordlar Kamarası üyesi Lord Raimond HYLTON, Demokratik özerklik yönetimin sisteminin Ortadoğu haklarının sorunlarının çözümünde en başarılı sistem olduğunu belirtti.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 1
    Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Lord Raimond HYLTON Rojava’yı Ziyaret Etti

    Iki gündür Rojava’nin Cizîr kantonu’nu ziyaret eden İngiltere Lordlar kamarası üyesi Lord Raimond HYLTON, Kanton yönetimi, siyasi partiler ve Diplomatik İlişkiler Bürosu’nun ardından bugün de Rimêlan’da kanton Eşbaşkanlarını ziyaret etti.

    İngiliz Lord Hylton, Eşbaşkanlar Şêx Himêdî El-Deham El-Hadî ve Hediya Yûsif, Yasama Meclisi Eşbaşkanı Hekem Xelo, Dışişleri Konseyi Başkanı Ebdulkerîm Umer ve yardımcısı Emîne Osê ile eşbaşkanlık danışmanları tarafından karşılandı.

    Hylton ile Eşbaşkanların görüşmesinde demokratik özerklik yönetim sistemi ile halklar arasında geliştirilen ortak yaşam konularının ele alınarak bölgeye yönelik DAIŞ çetelerinin saldırılarının değerlendirildiği öğrenildi.

    Görüşme ardından basın toplantısı düzenleyen Lord Raimond Hylton, Rojava’da sadece Cizîr bölgesini ziyaret edebildiğini, ancak kısa sürede Rojava’nın her üç kantonunun da birleşmesini istediğini söyledi. Hylton, demokratik özerklik yönetim sisteminin gerek Suriye krizinin gerekse  tüm Ortadoğu’daki halkların sorunlarının çözülmesinde iyi bir model olduğuna inandığını belirtti.

    Bölgede tüm etnik ve dini toplumsal kesimlerin bir arada ortak yaşamı geliştirmesini çok beğendiğini de ifade eden Lord Raimond Hylton, “en ilgi çeken ve güzel olan ise; Kürtçe, Süryanice ve Arapçanın kantonda resmi dil olmasıdır” dedi.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 2
    Lord Hylton Cezire Kantonunda Kanton Eşbaşkanlarını da ziyaret etti

     “İngiltere’den Rojava’ya getirdiğniz mesaj nedir?” sorusuna da Hylton, “mesajım şudur; Rojava, tüm kesimlerin, oluşumların güven ve özgürlük içinde içinde birarada yaşayabildiği bir bölge olsun ve herkes bu bölgeyi desteklesinˮ yanıtını verdi.

    Hylton, ülkesinin DAIŞ çetelerinin saldırılarına bakışına ilişkin ise, İngiltere’nin Rojava’ya yönelik çete saldırılarından kaygı duyduğunu ve kendi kanaatince Avrupa ülkelerinin DAIŞ çetelerine yönelik tedbir ve yaptırımlarının yeterli olmadığını, çetelerin sonunun getirilmesi için baskılarını daha da artırmaları gerektiğine inandığını söyledi.”

    Bir gazetecinin “Avrupa ülkeleri neden Rojava Demokratik Özerklik Yönetimini resmi olarak tanımıyor?” yönündeki sorusuna ise Lord Hylton; “ben de düşüncenize katılıyorum. Avrupa ülkeleri neden Rojava yönetimini resmi olarak tanımıyor?” cevabını verdi.

    Lord Hylton Rojava’da: Demokratik Özerklik Sistemi Ortadoğu Sorunlarına En İyi Çözümdür 3
    Lord Hlyton Cezire Kantonunda İki Gün Boyunca Çeşitli Kurumları Ziyaret Etti

    Gazetecilerin sorularının ardından Rojava ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Lord Raimond Hylton, bölgede halkın yaşamını ve genel durumunu 5 yıldır gözlemlediğini ve herşeyden önce buraya geliş amacının da insani olduğunu belirterek Rojava’da durumun iyi olduğunu gördüğünü, burada gördüklerini de uluslararası kamuoyuna ulaştıracağını ifade etti.

    Lord Hylton; “İngiltere Dışişleri Bakanlığı’yla olan ilişkilerim aracılığıyla, yine Avrupa Parlamentosu ve İngiltere Lordlar Meclisi (Kamarası) aracılığıyla da Rojava’nın sesini Avrupa’ya ulaştıracağım. Gazetelerde Rojava üzerine yazılar yazacağım ve bunları kendi internet sayfamdan da yayınlayacağım” dedi.

    Kaynak: ANHA

  • HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi?

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi?

    Seçim çalışmaları boyunca 60’dan fazla seçim noktasında saldırıya maruz kalan HDP, son olarak bu sabah Adana ve Mersin’de parti binalarına bombalı saldırıya maruz kaldı. AKP genel başkan yardımcısı Süleyman Soylu üç hafta içerisinde iki defa ‘orayı başınıza yıkarız’ diye HDP’yi tehdit etmiş ve saldırı haberini vermişti.

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi? 1
    Eski DP genel başkanı Süleyman Soylu Erdoğan tarafından özel bir çalışma ile AKP’ye transfer edilmişti

    Bir dönem faili meçhul cinayetlerin arkasındaki isimlerden olan Mehmet Ağar’ın en yakınındaki isim olan ve Recep Tayip Erdoğan’ın özel davetiyle AKP’ye katılan ve şuan AKP Genel Başkan Yardımcılığı yapan Süleyman Soylu tüm Türkiye’nin önünde HDP ve eş genel başkanını açıkça tehdit etmiş ve bu saldırıların haberini vermişti. Soylu bir hafta önce Demirtaş’a ‘Kandilinizi söndürürüm’, yaklaşık iki hafta önce de ‘Orayı başınıza yıkarız’ diyerek açıkça tehdit etmişti.

    AKP Genel Başkan yardımcısı Süleyman Soylu iki hafta önce Karadeniz’de seçim bürosunun açılışında konuşmuş ve HDP’yi açık bir dille tehdit etmişti. Soylu: “hiç kimse endişe duymasın o Demirtaş bize vız gelir tırıs gider” dedikten sonra “Buradan Demirtaş’a söylüyorum. Haddinizi, hukukunuzu bilin, söylüyorum sana Demirtaş, buradan Türkiye’ye ilan ediyorum, orayı kafana yıkarız” demişti.

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi? 2
    Soylu bir dönem Meğmet Ağar’ın en yakınındaydı

    Geçen haftada yaptığı konuşmada yine Demirtaşı hedef alan Soylu ‘Kandilini Söndürürüz’ demişti. Soylu: ‘‘O da Diyanet’i kapatacakmış. Gücü yeterse. Ben ona bir cevap vereyim de alsın ağzının payını, biz de senin Kandil’ini söndürürüz Selahattin efendi. Öyle kolay değil bu işler. Bu memleketin birliği, beraberliği ile istiklalinin nasıl oluştuğunu ve ülkede tek bir çakıl taşının kimseye verilemeyeceğini biz siyasetimizin birinci ilkesi olarak biliriz”

  • Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    21 yıl boyunca Gezi Parkı’yla ilgilenen bahçıvanın ressam oğlu, Gezi Parkı eylemlerinin 2. yılına özel dev bir tablo yaptı. Tabloda Gezi eylemleri sırasında öldürülen Berkin Elvan’dan Hasan Ferit Gedik’e, TOMA kovalayan POMA’dan TMMOB Mimarlar Odası üyesi Mücella Yapıcı’ya kadar pek çok önemli figüre de yer verilmiş.

    s-d928e4d1178303a001a70e3c3b61452d9702441c
    Tablo 50 Metre Kare

    Çocukluğu Gezi Parkı’nda parkta geçen ressam Haydar Özay, 50 metrekarelik dev Gezi tablosunu tamamladı. Tablo, Gezi olaylarının 2’nci yıldönümünü olan 30 Mayıs’tan itibaren görülebilecek.

    Hürriyet’ten Ali Dağlar’ın görüştüğü ressam Haydar Özay, 1 yıldır 50 metrekarelik Gezi tablosu üzerinde çalışıyor. Yağlıboya tabloda, Gezi sürecinde yaşamını yitiren çocuklar, anneleri, Çarşı, penguenler, kırmızılı kadın, turnalar, Soma, Mücella Yapıcı, sarı kanarya, TOMA kovalayan POMA, doğum sahnesi gibi soyutlamalar var. Turnalar Anadoluya, Alman Şair Schiller’in “Turnalar siz anlatın katillerimi!” tiradının yer aldığı baladı “Ibicus’un Turnaları”na gönderme. Sponsor yok; masrafları Gezi’deki gibi imece usulü karşılanan tablo, 30 Mayıs’ta, yapıldığı yer olan İstanbul Taksim’deki Mimarlar Odası’nın terasında sergilenecek, sonbaharda yurtdışı turnesine çıkacak.

    gezi-tablo7
    Ressam Haydar Özay

    Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) Resim bölümü mezunu ve aynı bölümde yüksek lisans yapmış ressam Haydar Özay anlatıyor: “Babam Cemal Özay 1979’da, Gezi Parkı’na bahçıvan olarak girmiş. 21 yıl park ve ağaç düzenlemesini yaptı, Gezi’den sorumluydu. Canla başla çalışırdı. Orada geçti çocukluğum. Bu resmi yapmamı çok istedi. Anadolu insanının sanata duyarlığı benzersizdir. Köyde koyun otlatırken çizdiğim desenleri zaman zaman sergilerim. Çoban ressamlığı ile akademi eğitimini birleştirdim.”

    gezi-tablo6
    Gezi’de yaşamını yitiren birçok kişi gibi Gezi İsyanının sembol isimlerinden Berkin Elvan da tabloda yerini almış

    “2006’da, Şan Tiyatrosu’nda Büyük İstanbul Resmi’ni yaptım, 14×5 metre ebadında. Gezi’yi resimlemek, yeni bir üslup ihtiyacı doğurdu. Birbirine çok uzak, belki çok yakın pek çok şeyin yan yana getirilmesi var, duygusal zorluk var. Resmini yaptıklarımızın anne-babası ziyarete geliyor. Berkin’in, Hasan Ferit’in ailesi geldiler.”

    gezi-tablo3

    “Gezi devam ederken desenler çizdim, notlar tuttum, fotoğraflar çektim. Çok yakınındaydım sürecin. Mücella Hanım’a resim için yer aradığımı söyledim, buraya davet etti. Acele etmeden, çok inanarak çalışmamda ısrarcı oldular. Mücella Yapıcı’yı, kendisini İstanbul’a adamış, onu koruyan bir tatlı cadı olarak resmettim. Süpürgesinin üstünde, kucağında Haydarpaşa binası. İstanbul’a tutkusunu, mücadelesini biliyorum. Özgecan var son eklediğim, Berkin Elvan var bilyeleri ve köpeğiyle, uçurtmasıyla. Mehmet Ayvalıtaş Berkin’in uçurtma ipini tutuyor, resmi yaparken yitirdiğimiz annesi saçını tarıyor. Ethem Sarısülük kararlılığıyla burada, Hasan Ferit, kravatlı Medeni Yıldırım. Uğur Kurt çocuğuyla. Hatay’dan üç çocuk; Ahmet Atakan, Ali İsmail, Abdullah Cömert. Soma var. Timsah ile kılıç balığının kavgasını Gezi savaşlarını sembolleştirmek için koydum. Penguenleri basın eleştirisi olarak, kayıp düşerken. Umudu sembolleştirmek için yunus balığının doğum sahnesi. Kurukafanın dişleri, kepçenin dişlerine karışmış; ölümün dişleri gibi. Çarşının çubuk forması. Ben de varım.”

    gezi-tablo4

    Ressam Haydar Özay, Taksim Dayanışması’nın en önemli bileşeni Mimarlar Odası’nın terasında yaptığı çalışma için “Gezi ruhuna keşif gezisi bu. O ruhu bir romancı bakışıyla resmettim” diyor.

    Kaynak: Radikal

  • Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Haringey Belediyesi Yeni Yönetimi Belirlendi: Özbek Başkan Yardımcılığına Seçildi

    Perşembe akşamı yapılan yıllık belediye toplantısında Haringey Belediye Başkanlığına , Yardımcılığına da aslen Alxaslı Kürt Alevi olan Ali Gül Özbek Seçildi.

    haringey12
    Haringey’in yeni belediye başkanı Jennifer Mann ve başkan yardımcısı Ali Gül Özbek

    Aynı zamanda Haringey Belediyesi’nin 50. kuruluş yıldönümüne denk gelen törene çok sayıda davetli katılırken eski başkan Kaushika Amin görevini Jennifer Mann’e devretti. Alexandra Palace’ta yapılan törene yeni seçilen İşçi Partili Milletvekilleri Joan Ryan, Catherine West ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi de katıldı.

    aladdin
    Alaxendra Palace’ta yapılan törene çok sayıda davetli katıldı

    Belediye başkan yardımcılığına seçilen Ali Gül Özbek toplumun yakından tanıdığı bir isim. Aslen Alxaslı Alevi Kürt olan Özbek uzun yıllardır İşçi Parti içerisinde siyaset yapıyor. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerde St Anns bölgesinden Haringey belediye meclis üyeliğine seçilen Ali Gül Özbek Haringey Green Lanes’ta eczane işletmenin yanında toplum içerisinde yaptığı sosyal çalışmalarıyla da tanınıyor.

    haringey10

    Önümüzdeki dönem bir sorun yaşanmadığı takdirde belediye başkanı görevine seçilmesi beklenen başkan yardımcısı Özbek bugüne kadar kendisini yalnız bırakmayan kurumlara teşekkür etti. Haringey bölgesinde yaşayan tüm halklara hizmet edeceğini belirten Özbek, bu hizmetin kendisi için bir şeref olduğunu ifade etti. Özbek şunları belirtti; ‘‘Belediye meclisi üyeliğimden tutunuz bugüne kadar benden yardımını esirgemeyen basın mensuplarına ve tüm sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

    haringey7

    Özellikle yerel ve genel seçimlerde bize yardımlarını esirgemeyen başta UCFL (United community’s For LABOUR), UCFL içerisinde yer alan KURD for LABOUR’a, Britanya Kürt Halk Meclisine, ITSEB, Cemevi ve Kırkısraklılar derneği olmak üzere tüm derneklerimize; tüm sivil toplum kuruluşlarına, en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    Onları Haringey belediyesinde temsil etmek benim için şereftir, onurdur.’’

    Haringey Belediye Başkanlığına seçilen Jennifer Mann de bir konuşma yaparak herkese teşekkür etti.

    haringey13

    haringey4

    haringey9

    haringey1
    Ali Gül Özbek

    haringey11

     

  • “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek”

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek”

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek” 1

    Kobani Kantonu Yönetimi Başkanı Enver Müslim: “Kobani’yi yeniden inşa ederken, kendi irademizle ve gücümüzle; halkımızı, topraklarımızı, onurumuzu savunmaya da devam edeceğiz.”

    Kobani’nin yeniden inşası için Amed’de 2-3 Mayıs tarihlerinde düzenlenen konferansın sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi: “İnançla el ele vererek tüm sömürgeci güçlere en güzel cevabı Kobani’yi hep birlikte inşa ederek vereceğiz. Birlik ruhu ile korunmuş Kobani’nin, inşasının da bu ruhla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”

    Kobani’nin demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir şekilde yeniden inşasının yanı sıra direnişin yarattığı etkilere de yer veren sonuç bildirgesinde şu açıklamalar da dikkati çekiyor: “Kobani direnişiyle hem askeri anlamda hem de siyasi anlamda ilk kez Kürdistani güçler birbirine bu kadar yakınlaştı ve sömürgeci zihniyetin sınırlarını anlamsızlaştırdı. Toplumun iradesi, iktidarcı kapitalist sistemin tüm saldırılarını boşa çıkarılabileceğini kanıtladı.”

    Bu açıklamalara bakılırsa; Ortadoğu’da Kürtsüz bir barışın ve istikrarın olmayacağı görülüyor. “Kimseye boyun eğmeyeceğiz, ya özgürlük ya ölüm” şiarıyla direnen Kobani, bizlere yeni bir yaşam biçimini öğretiyor ve öğretmeye de devam edecek…

    “Özgürleştirme ve Yeniden İnşa Birlikte Sürecek” 1

    Konferans öncesi Enver Müslim’e yönelttiğimiz sorular arasında göç edenlerin akibeti ve sınır kapısı sorunu da vardı. Konferansta bu iki konuya yönelik alınan kararlar; Kobani halkının tekrar geri dönmesi ve inşa çalışmalarına aktif bir şekilde dahil olması yönündeydi. Sınır kapısı engelinin kalkması için ise; tüm uluslararası kurum ve kuruluşlara diplomatik çalışmalar başlatmaları çağrısı yapıldı.

    Enver Müslim Amed’de, “Kobani’yi yeniden inşa etmek insanlık değerlerine sahip çıkmaktır” sloganıyla organize edilen konferansa yönelik görüşlerini şöyle açıkladı:

    “Amacımız Kobani’nin her yönüyle yeniden inşası; yani şehrin bütün renkleri ile yeniden canlandırılması, çocukların okullarına geri dönebilmesi, göz yaşı döken annelerin topraklarına yeniden kavuşması… Bu konferansla hedeflenen yeniden inşa süreci sadece binaların inşası kapsamıyor: Eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik, ekolojik ve yaşamsal tüm faaliyetleri idame ettirebilmek ve bunları da aşama aşama aktif hale getirebilmek.

    Konferansta sunduğumuz rapor var olan koşullar çerçevesinde detaya inilerek mühendisler tarafından hazırlanmıştır. Birinci aşama mevcut sorunları paylaştırmaktı; herkesin bir görev üstlenebilmesi, ikinci aşama ise bu görev alanlarının dağılımı ve bir sonraki konferansın geniş çapta yapılabilmesi… Yani tüm uluslarası kamuoyunu dahil edebileceğimiz bir çalışma başlatmak. Delegasyonlar bu raporu dağıtıp, paylaşılabilir, tartışmaya açabilir ve daha fazla ne katabilirim diye çalışma yürütebilirler. Bu çalışmalarla beraber yavaş yavaş inşa da devam edecek.

    Kobani yalnızca Kürtlerin şehri değil onu maddi ve manevi anlamda destekleyen tüm insanların şehridir. Bu konferansta Kürdistani bütün değerlerin, örgüt ve kurumların yer alması ve önümüzdeki uluslararası konferans için de bir zemin oluşturacaktır.”

    Direnişin devam ettiği dönemde; “Göstereceğimiz direniş zaferi getirecektir. Daiş’in Kobani’ye girme hesabı yanlıştır” açıklamasını yapan Enver Müslim’in, zafer sonrası Kobani’nin inşası ve bölgedeki duruma yönelik sorularımıza yanıtları ise şöyle:

    Daiş tehlikesinin devam etmesi inşa sürecini nasıl etkileyecek?

    Daiş tehlikesi kolay kolay bitecek gibi değil. Bölgede Musul ve Rakka gibi iki önemli şehri elinde tutuyor ve bunun yanı sıra Çeçenistan ve Afganistan gibi ülkelerden de besleniyor. Daha önceden örgütlenmiş bir yapı olması sebebiyle kolayca bitirilemez. Biz de bunun farkında olduğumuz için Kobani’yi yeniden inşa ederken, kendi irademizle ve gücümüzle; halkımızı, topraklarımızı, onurumuzu savunmaya da devam edeceğiz. Özgürleştirme ve yeniden inşa birlikte devam edecek.

    “Olası bir katliamın vebali herkesin boynunadır”

    Kobani’nin yeniden inşasında uluslararası destek alabilmek için ne tür temaslarınız oldu?

    Bulunduğumuz konum gereği etrafımız Daiş çeteleri ile sarılı ve savaş halen tüm gerçekliği ile devam ediyor. Daiş vahşetine karşı direnen bir halka bütün insanlığın sahip çıkması gerekiyor çünkü bu direniş insanlık onurunun tarihi bir direnişidir. Uluslararası anlamda diyaloglarımız kesilmiş değil; ancak netice itibarı ile çok fazla bir ilerleme de yok. Bu konuda çok büyük bir kaygı taşıdığımızı söyleyemem. Bugüne kadar desteklerini sunanların bunu devam ettireceklerine inancımız tam. Eğer destek göremezsek de, Kobani halkı daha öncede yaptığı gibi yine direnir ve yeniden yapılandırmaya var gücüyle yine devam eder. Ancak olası bir katliamın vebali herkesin boynunadır. Biz yapabileceğimizi yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

    Şuan için Kobani’de herhangi bir inşa çalışması söz konusu mu?

    Yeniden inşa boyutuyla birçok kesim tarafından verilmiş sözler var. Tabi bunların hepsi halen söz aşamasında ve pratik anlamda atılmış bir adım henüz yok. Sadece sağlık alanından uluslararası bazı kurumların pratik çalışmaları başladı ve devam ediyor. Yapacağımız diğer konferansta durum biraz daha netleşecek.

    “Yenilmezliğin yenilmesi”

    Rojava’nın insansızlaştırılması yani Kürtsüzleştirilmesi çabaları var mı? Kobani’nin düştü düşecek açıklamaları konusunda neler söyleyeceksiniz?

    Uluslararası destek gören Daiş vahşetinin salmış olduğu korku, işgal ettikleri yerlerde hakimiyetlerini kolaylıkla sağlayabilmeleri, zihinlerde onlar yenilemez algısını yarattı. Kobani direnişi Daiş’in yenilmezliğinin yenilmesidir. Daiş çeteleri Kobani’de hakimiyetlerini kolaylıkla sağlayacaklarını zannediyordu fakat sonuç hiç de bekledikleri gibi olmadı. Ne onların ne de onlar üzerinden hesap yapanların Kobani’deki planları tuttu. Kobani halkı tarihi bir mücadele vererek bu planları bozdu. Bu mücadelenin bedeli yüzlerce gencimizin kanıyla ödendi. Eğer biz Kobani’de direnmeseydik bugün Daiş Türkiye’ye girmişti.

    Kürtler, Türkler, Ermeniler, Asuriler ve Araplar her zaman beraberce yaşadı ve böyle de yaşamaya devam etmek istiyor. Bizler demokratik bir Suriye için mücadele veriyoruz. Her halkın, kimliğin, inancın kendisini özgürce ifade ettiği ve örgütlendiği bir demokratik Suriye için bu mücadelemiz devam edecek. Bu mücadelemiz Ortadoğu sorununa da çözüm olacaktır.

    “Türkiye’nin Daiş ile işbirliği yaptığını kanıtlar nitelikte…”

    Daiş çetesini destekleyen ülkeler olduğunu ifade ettiniz. Hangi ülkeler destek veriyor ve bununla ilgili herhangi bir kanıt veya belge var mı?

    Bir bütün olarak devletleri suçlamak istemiyoruz, ancak kimi kurum ve kuruluşlar aracılığıyla Daiş’e destek ve yardım yapıldığı açıkça ortada. Akçapınar sınır kapısından yaralı Daiş üyelerinin geçirilmesi, Cerablus ve Til Abyad tarafında geçişlerin yapılması, Daiş’in hakim olduğu köylerde Türkiye treninin durması ve Mürşitpınar sınır kapısından giren bomba… Daiş ile işbirliği yapan birkaç ülke gibi, bu saydığım olaylar da Türkiye’nin Daiş ile işbirliği yaptığını kanıtlar nitelikte… Hatta bu yaşananları bizzat Türkiye hükümetine de sorduk ve önerilerde bulunduk. Daiş ile işbirliği yapan kurum ve karanlık organizasyonların açığa çıkarılması için bağımsız bir komisyon oluşturulmalıdır. Tabi ki Türkiye’de Daiş’e düşman olanlar ile ortak mücadele yürütüğümüzü de eklemekte fayda var. Biz mücadelemizi pratik anlamda yürütürken onlar da kendi ağları çerçevesinde teorik anlamda bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Daiş hepimizin ortak düşmanıdır, bu nedenle ortak düşmana birlikte karşı durmalıyız. Bizler Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmayı temenni ediyoruz. Bizlerin Türkiye’ye yaklaşımı kardeşçe bir yaklaşımdır, Türkiye’den beklentimiz de böyle bir yaklaşımdır.

    “Türkiye’nin bize yaklaşımı Daiş’in yaklaşımından farksız olur”

    Kobani’ye gönderilen insani yardımların geri çevrilmesi ve Mürşitpınar sınır kapısının açılması konusunda Türkiye ile temaslarınız var mı? Bu kapı açılmazsa Kobani’nin inşası nasıl gerçekleşecek?

    Biz Türkiye’nin sınır kapısını açmayacağını iddia etmiyoruz. Fakat üç tarafımız da Daiş çetesi ile çevrili ve Türkiye’de sınır kapısını kapatırsa, o zaman Türkiye’nin bize yaklaşımı Daiş’in yaklaşımından farksız olur. Bizim talebimiz kapının resmi olarak açılmasıdır. Bu konuda devlet yetkilileri ile görüşmelerimiz devam ediyor. En son Başbakan Davutoğlu’na bu konuda bir mektup da gönderdik. Kobani’nin yeniden inşa edilebilmesi, halkın geri dönebilmesi ve yeniden normal yaşamına devam edebilmesi için bu kapının açılması gerekiyor. Mevcut durumdaki gibi sınır kapısının sadece bazı insani yardımlara açık olması yeterli değil. Şuan binlerce kişi Kobani’de yaşamını çok zor koşullarda idame ettirmeye çalışıyor. Bu anlamda çok ciddi ihtiyaçlar var; su ve gıda ihtiyacından ilaç ihtiyacına kadar… Mürşitpınar sınır kapısının açılması konusunda çalışmalarımız ve girişimlerimiz devam edecek.

    Kobani’den göç edenlerin bazıları geri döndü ancak kalanların geri dönmesi için neler yapılıyor?

    Göç edenlerin geri dönüşleri konusundaki çalışmalarımız savaş döneminde bile devam etti. Dönenler için bir kamp inşa ettik. Ancak bunun birçok zorluğu var; şehirde halen birçok patlamamış bomba ve mayın, sınır kapısı ve altyapı sorunu var. Uluslararası kurumlardan bu konuda destek ve dayanışma olmazsa geri dönüşler mevcut durumda biraz zor olacak. Bunun yanı sıra bazı kesimlerin Kobani ve tüm Rojava’nın boşaltılması, insansızlaştırılması gibi uğraş ve istekleri durumu daha da zorlaştırıyor.

    Kantonlar arası yardımlaşma yapılabiliyor mu?

    Mevcut fiziki koşullardan kaynaklı zorluklar var fakat buna rağmen hem Afrin hem de Cezire kantonlarının destekleri devam ediyor.