Category: KÜRDİSTAN

  • Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı

    Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı

    Kürtler ve Kürt sorununa ilişkin düzenlediği toplantılarla dikkat çeken Londra merkezli Kurdish Progress Center’in son etkinliği İngiliz Parlamentosu’nun en kalabalık toplantılarından birisine dönüştü. Irak Kürtleri’nin etkili isimlerinden, Irak Kürdistan Parlamentosu sözcüsü Yousif Mohammed Sadiq’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıyı üç yüzden fazla kişi izlerken, yüzlerce kişi de dışarda kaldı.

    Ev sahipliğini İşçi Parti’li milletvekili Jonathan Reynolds’un üstlendiği ve ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daeş’e karşı savaş’ başlıklı toplantı, katılımcıların ateşli müdaheleleri ile gerilimli anlara sahne oldu.

    Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı 2
    İngiliz parlamentosunda yapılan toplantıya yoğun ilgi

     

    KÜRTLERE MİNNETTARIZ

    Büyük ilgi gören toplantı İngiliz İşçi Partisi milletvekillerinden John Woodcock’un açılış konuşması ile başladı. Bir süre önce Irak Kürdistan’ına bir ziyaret gerçekleştiren heyet içerisinde yer alan Woodcock, Kürtler ve İngilizler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak başladığı konuşmasında bölgeye ilişkin gözlemlerini paylaşarak devam etti. Daiş’e karşı mücadele eden Kürt güçlerine teşekkür eden İngiliz milletvekili, “ Hepimizin yerine Daiş şeytanı ile mücadele eden Kürtlere minnettarız. Kürtlere İngiltere’nin ve diğer batılı ülkelerin kapısı sonuna kadar açık olmalıdır” dedi.

    Toplantıya başkanlık eden Glasgow Milletvekili Natalie McGarry de, Erbil ve Rojava’yı ziyaret ettiğini belirterek, Kürtlerin verdiği fedakar mücadeleyi İngiliz kamuoyu ve parlementosuna taşıyacağını dile getirdi.

    38 yaşında olmasına karşın Kürt siyasetinin en etkili isimlerinden birisi olarak kabul edilen Yousif Mohammed Sadiq ise konuşmasına mevcut durumu anlatarak başladı. Diasporada yaşayan Kürtlerin, Kürdistan’daki, kriz ve sorunların çözümünde kritik bir rol üstleneceğini söyleyen Sadiq, mevcut çatışma ve iç meselelerin, çok sayıda Kürdü vatanlarına dönmekten alıkoyduğunu kaydetti.

    Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı 7
    Yousif Mohammed Sadiq

    BELLİ ELİT BİR KESİMİN ÇIKARLARI KORUNUYOR

    Daha sonra Irak Kürdistan’ına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Meclis Başkanı, bölgenin içerisinde bulunduğu ekonomik krizin nedenlerinden birisinin, ticaret ve tarıma dayalı bir ekonomik model yerine petrol kaynaklarını önde tutan yönetim anlayışı olduğunu savundu. Söz konusu durumun yetersiz bir idari yapı ve siyasi yolsuzlukları beslediğini ileri süren Yousif Sadiq, Irak Kürdistanı’nda belli bir elit zümrenin, kendi ekonomik çıkarlarını ve politik menfaatlerini korumaya öncelik verdikleri eleştirisinde bulundu.

    SİYASİ REFORMLAR YAPILAMIYOR

    Değişim Hareketi (Goran) milletvekili olan ve 2014 yılında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Parlamento Başkanı seçilen Sadiq’ın konuşması sık sık protesto ve müdahelelerle kesilirken, artan tansiyon toplantının sonuna kadar devam etti. Geçen sene yaşanan Başkanlık tartışmalarında Mesud Barzani’ye yönelik sert eleştirileri ile gündeme gelen Sadiq, iç meselelerin çözümü için yasal ve siyasi reformların yapılamamasından yakındığı konuşmasında, Irak Hükümeti’nin yolladığı ödeneklerin de doğru harcanmadığını söyledi. Meclis başkanı “Bugün Kürdistan’da idari ve ekonomik yapı üzerinde tekelci bir anlayış hüküm sürmektedir. Kürtler, kendilerini temsil eden parlamentonun daha etkili olacağı bir yapının kurulması arzusundadırlar” dedi.

    Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı 8

    Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı 4

    Parlamentoda ‘Ortadoğu’da Demokrasi Mücadelesi ve Daiş’e karşı savaş’ Toplantısı 6

  • Erbil’deki Otelde Yangın: 19 Ölü

    Erbil’deki Otelde Yangın: 19 Ölü

    Güney Kürdistan’ın Başkenti Erbil’de akşam saatlerinde çıkan yangında 19 kişi hayatını kaybetti. Capitol oteldeki yangında hayatını kaybedenlerin 15’i Filipinli, 4’ününde Arap olduğu açıklandı.

    Çok sayıda yaralının olduğu Otel yangınında, hayatını kaybedenlerin çoğu otelde çalışan Filipinli kadınlar olduğu belirtiliyor.

    Erbil Valisi Nevzad Hadi, olay yerinde medyaya yaptığı açıklamada, yangının neden kaynaklandığı konusunda henüz ellerinde bilgi bulunmadığını belirterek, soruşturma başlatıldığını söyledi.

  • BM Türklerin Cenevre Dayatmasına Boyun mu Eğdi?

    Suriye’de devam eden kaos ve iç savaşa siyasi çözüm bulmak amacıyla Birleşmiş Milletler öncülüğünde Cuma günü yapılacak üçüncü Cenevre toplantısına kimlerin katılacağı konusunda yaşanan kriz halen devam ediyor. Türklerin bir süredir yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğü Cenevre toplantısında Kürtlerin toplantıya davet edilmemesi için yoğun bir çalışma yürüttü.

    Bir haftadır Kürtlerin davet edilip edilmeyeceği konusunda yoğun bir tartışma devam ederken, haberi hazırladığımız bu dakikaya kadar PYD’ye resmi bir davet ulaşmış değil. Akşam saatlerinde İMC televizyonuna konuşan PYD eşbaşkanı Salih Müslim kendilerine herhangi bir davet gelmediğini açıkladı. Müslim, resmi davetin ulaştığı Demokratik Suriye Meclisi eşbaşkanı Heysem Menna’nın da, PYD’nin davet edilmemesinden kaynaklı Cenevre 3 toplantısına katılmayacağını, Menna tarafından kendisine ifade edildiğini söyledi.

    İMC televizyonuna açıklamada bulunan Müslim, davetin gelmemesinin bir takım iradelerin karşı çıkışından kaynaklandığını vurguladı. Müslim ayrıca toplantıya davetlerin kurum değil kişi bazında olduğunu belirterek, toplantıya çağrılan Demokratik Suriye Meclisi eşbaşkanının kendilerine “Siz olmadan biz de gitmeyiz” dediğini aktardı.

    Kürtlerin olmadığı toplantının akıbeti Cenevre 2 gibi olur

    “Davetin gelmemesi teknik bir neden değil, bazı iradeler her nedense buna karşı çıkıyor. Biz etkili bir güç olarak eğer katılmazsak Suriye için barış süreci tehlikeye girer ve akıbeti de Cenevre 2 gibi olur.

    “Demokratik Suriye Meclisi ‘Biz de gitmeyiz’ diyor”

    “Demokratik Suriye Meclisi’nin başkanı davet edildi, ancak o da gitmeyeceğini söylüyor. Demokratik Suriye Meclisi ‘Siz olmadan biz de gitmeyiz’ diyor. Davetler kurum olarak değil kişi bazında gitmiş. Demokratik Suriye Meclisi, İlham Ehmed’in katılmasını istiyordu, o isim de vardı, ancak onun ismi de katılmamış. Demek ki bir engelleme var.

    “Heysem Menna, masada oturmayacağını söylüyor. Kendisi ‘Ya hep beraber gideriz ya da gitmeyiz’ diyor. Bizim aramızdan bazılarının seçilmesine kimsenin hakkı yok. Suriye’de gerçekten barış istemeyen taraflar bunu yapıyor.

    Diplomasi trafiği

    “İşin perde arkasında neler döndüğünü bilmiyoruz. Ama bize yansıdığı kadarıyla Türkiye barış istemiyor ve başka taraftan bazı delegeleri öne sürüyor. Bu, Suriye’nin iç işlerine müdahaledir.

    PYD’nin Cenevre’de temsil edilmemesi

    “Eğer şimdi orada temsil edilmeyeceksek bu toplantı olmamış gibi sayılacak ve bu toplantı Cenevre 2’den farklı olacaktır. Böyle bir Cenevre 3 Suriye’nin barışı için son şanstır. Eğer böyle kapalı bir yola sokulacaksa bu Suriye’nin barışı olmayacaktır.”

    PYD Eşbaşkanı Müslim son olarak da “Bize bir davetiye gelmemişse toplantıya gitmeyeceğiz. Olmazsa da kendi işimize devam edeceğiz,” dedi.

  • KÜRTLERİN STATÜ TALEBİNİ KABUL ETMEK ZORUNDASIN!

    newroz25

    Yeni bir bin yılın yeni bir yılına 16. senesine girerken hala coğrafyamızda ulusal ve dinsel sorunların insan öldürme gerekçesi yapıldığı ilkel bir dünya da kopamadığımızı da belirtmek gerek. Gezegen de ve yaşadığımız doğada bütün canlıların eşit birer varlık olduklarına hala inanmıyor ve kendi bencilliklerimiz için bir başkasını yok etme zalimliğini içimizde barındırıyorsak bu ilkel olduğumuzun göstergesidir de. Doğanın en Vahşi ve vampir yaratığı olarak insan yeryüzüne damgasını vurdu, ilkel komünal çağlardan sonra… Bir başka coğrafi şekilleniş, farklı ırk, farklı dil ve kültür, cins, renk, inanç, düşünüş ve canlı varlıkları kendimize düşman görüp toplu katliamlar, inkar ve imha planları uygulanıyorsa hala ilkel topluluklarız demektir! Bir başkalarını ötekileştirip, Üzerlerinde egemenlik kurmaya çalışıyorsak doğadışı varlık olmayı hedeflemiş ve evrenin sahibi olmaya çalışıyoruzdur. Toleranslı sınıf ve zümreler yaratarak gezegeni ve evreni denetim altına almaya çalışıyoruz demektir. İnsan kendisini evrenin efendisi ilan edemez, doğanın en güçlüsü görerek ezen insan barbarizmini bir sistem olarak inşaa etmemelidir.

    En sonun da söylememiz gereken cümleyi önceden söylersek meseleyi daha iyi anlaşılır kılarız. Türk devleti nüfusu 25 milyon olan bir başka ulus üzerinde ki 100 yıllık hakimiyetini sona erdirip, Kürtlere bir Statü vermek zorunda! Yeryüzünün statüsüz en kalabalık ve en geniş halkı olarak Mezopotamya da binlerce yıldır yaşayan mağdur edilmiş bir ulus var. Bu ulusun varlığı ve geleceği güvence altına alınmazsa o bölgede adaletsizlik giderek büyür ve yerine istikrarsızlık boyutlanır.

    Kürtlerin bölgede ki nüfusu 45 milyondur, bu da İran ve Türkiye’den sonra ki en kalabalık ulus demektir. 5 devletin sınırlarına hapse edildi.

    100 yıl önceki parçalanma şimdi bütünleştirmeyle taçlandırılmalı.

    Kürtlere Özerklik veya Federasyon Türk devletini korumanın en yakın ve yumuşak projesidir! Ortadoğu’da Kürtler Bağımsız olmadıkça rahat yok..

    Kürtlere ulusal bir toplum Statüsü kabul etmeyen devletler parçalanma, iç savaşa veya Irak ve Suriye gibi felaketlere gebedir, bunu bilmeyen politikacı var mı? Yeryüzünde ulus devletleri var oldukça eninde sonunda Kürtlerin de bir statüsü olmak zorundadır yoksa istikrarsızlık devam eder, kaos ve savaş bölgeyi esir alır. Kapitalizm aynı zamanda istikrarsızlıklar sistemdidir, bundan beslenir, istikrarsızlıkta fırsat arar ancak sermaye dolaşımı, para kazanma hırsı olan egemenler aynı zamanda istikrar da arar, rahat para kazanma yollarını da kollar. Parası olan rahat ve güvenceli yere yatırım yapar. Aslında çağımızda ki toplumsal yapı ve işleyen egemen sistemler de Kürtlere statü ister. Kapitalizm uluslar üzerinde büyüdü, gelişti ve güçlendi her ne kadar bugün küreselleşse de..

    Daha nereye kadar ve ne zamana kadar bir başka canlıya, bir başka insan veya ulusa karşı kin ve nefretini kusacaksın? Daha ne kadar ve ne zamana kadar Kürt halkını inkar edip imha etmek için her türlü yol ve yöntemi deneyeceksin? Daha ne zamana kadar ezeceksin, dövecekesin, işkence edip zindana atacaksın, yakıp, yıkıp katledeceksin, aşağılayıcı köle muamelesi yapacaksın?

    Yeter, bu dünya ya, evrene, doğaya ve insan bilimine karşı fazla direnme, anlamsız  çağdışı teklik ve 500 yıllık Türk İslam Sentezi projende vazgeç, daha ne kadar kan akıtacaksın?

    …önce insan, önce doğa, önce evrendir!

    Ne Türkiye, ne İran, ne Irak ve ne de Suriye devletleri parçaladıkları, işgal ettikleri, sömürgeleştirdikleri, asimilasyona tabii tutukları 45 milyonluk Kürt coğrafyasını daha fazla inkar ve imha edemezler! Kürdistan tarihsel bir gerçektir, Kürt ulusal varlığı yeryüzünün gerçeğidir, bu gerçekle yüzleşmek zorundasınız. O nedenle 1810″lar dan bu yana inkar, asimilasyon, sürgün, talan ve imha ile yüz yüze kalan Kürtler de artık ulusal uyanışı gerçekleşti. Din kardeşliği bitti !

    Bölgeye sürdüğünüz IŞİD veya El kaide gibi şeriatçı grupları din kardeşliğinin bitşini hızlandırdı zaten. Gelişen kapitalizm, sosyalleşen ve toplumsallaşan halklar dinsellikten de uzaklaşmak zorunda kalıyor. Din kardeşliği adına coğrafyasında bin yıldır sözüm ona köle olarak kullandığın, eziyet ettiğin yoksul halk artık başkaldırmıştır, ulusal demokratik haklarına sahip olmak istiyor. Tıpkı diğer uluslar gibi yeryüzünün eşit halkı olarak topraklarında kardeşçe yaşamak istiyor.

    Sen hala zorla Türksün diymezsin!

    Kürt ulusal varlığını kabul edip, geçmişte yaptığın eziyetler, katliam ve sürgünler için özür dileyip onlara insanca yaşamaları için el uzatman gerekir. Eğer kardeşlik diyorsan, birlikte yaşam diyorsan bu erdemliliği göstermen gerekmektedir. Kürtleri tanımak,statü vermek ve normal sosyal,kültürel ve toplumsal yaşamları için yardımcı olmak aynı zamanda insani bir görevdir.

    Bu ve benzeri yazıları egemen ulusa mensup birilerinin yazması,çizmesi ve gün ışığına çıkarması daha anlam kazanır, çünkü Ezilen ulusun mensupları dinlenmiyor. Peşin hükümle, önyargıyla hemen en adaletsiz bir şekilde ellerinde ki medya gücüyle, güvenlik ve yargı mekanizmasıyla ‘mahkum’ ediliyor. Başka bir ulusu ezen bir ulusun gücü hemen devreye girer ve linç kampanyası sokak, sokak, mahalle mahalle, ev ev ve işyeri işyeri devam eder. Zalimin zulmü bu olsa gerek! Ezilen ulusun mensuplarının eleştirisi, istek, arzu veya analizleri dikkate alınmıyor tersine bölücülük, teröristlik veya benzeri saçmalıklarla damgalanıp, suçlanıyor.. Yani ne yazsak, ne söylesek egemen ulus egemen sınıf piyasasında kayda değeri olmuyor.

    2015 yılında maalesef kötülükler fazlaydı. Bugünkü hükümet yeniden Kürtleri dıştalıyor. Ankara meclisine girip orada demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini dillendirmeye çalışanlara karşı linç girişimi başlatıldı. Elinde kasap bıçağıyla en önde yürüyen ulusalcı sahte solcular, koltuğunun altında Kuranı kerim kitabıyla yeşil sarıklı ve fistanlı din tüccarlarının yok etme, yakma ve talan girişimine ‘cennete’ gitme olarak adalndırılıyor.

    Kürtleri aşağılayan, dıştalayan, kötüleyen ve topluma kötü gösteren politikalar ve programlar yapılıyor. Bu da etki tepki meselesine dönüşebiliyor ve Kürtleri kötü şeyler yapmaya azmettiren yayınlarla gündelik hayat sürekli ısıtılıyor, değiştirilip hedef saptırılması yapılabiliyor. Kürdü İnsan olarak kucaklayan, buluşturan, birleştiren,eşitlik ve adaleti paylaşan,dünya nimetlerini paylaştıran,yaşama teşvik eden yok.. Ya da böyle bir projesi olanlar birer küçük grup olarak ‘etkisiz’ leştirildiler.

    Son 4 ayda 20 ilçede 58 kez ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla Kürt katliamı, Kürtleri imha etme programı uygulanıyor, bu adı konulmamış bir soykırımdır. Yaklaşık 3 milyon insan yerinden yurdundan edildi.

    Hem Suriye’deki Kürtler hem de Türkiye’deki Kürtler için kötü bir yılı geride bıraktık.

    100 yıldır soykırım ve katliamalrla,sürgün ve hapislerle,açlık ve yoksulluk dayatmalarıyla,inkar ve imha politikalrıyla yok edemedin, Kürtleri! Tersine Kürtler daha güçlenip çıkmadılar mı?..Öyleyse neyi tekrarlıyorsun? Bir de insan ol,insana istediği ulusal statsünü ver, korkma bölünmezsin! Bıkmadın mı? Aynı şeyleri tekrarlamaktan..

    1071’de seni Malazgirt’ten içeri alan Kürtler bin yıl sana din kardeşliği yaptı, 1299’da Osmanlı’yı kurduğunda yanıbaşındaydı, 250 yıl uğraştın ta istanbul’u ele geçirmene kadar sana hep yardımcı oldu. 1923’te Lozan’da Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu onlarsız onaylatamadın..Savaşlarda önce Kürtleri öne sürdün, 600 yıl Osmanlıyı ve Türkleri koruma ve kollama görevi yaptı din kardeşliği adına şimdi sen ölümle mükafatlandırıyorsun!Yeter artık fazla uzatma bu zorraki oyunu ve 5 bin yıldır orada yaşayan bir millet var ve eşitlik istiyor,statü istiyor bu dan onun en doğal en insani hakkıdr! Bence Kürtler özgür olsunlar, kendileri karar versinler gelecekler i için, sen değil! Öyleyse ben referandum öneriyorum. Kürtlerin yaşadığı 22 ilde referandum yapılmalaıdır. Federasyon mu? Özerklik mi? Otonom mu? Bağımsızlık mı? Birlikte mi olma? ya da ne istiyorlarsa..karar onlarındır, bu karara saygı duyulmalıdır.

    Kürt halkına özgürlük!

    Kürtlerin geleceği, yeri yurdu, evi barkı, hayatı veya yaşamı hakkında AKP veya bir başka parti,hükümet veya devlet karar verme hakkına sahip olmasın.Kürtler terörist değildir, Kürt halkı terörü istemez, kardeşlik, eşitlik ve adalet ister bu bin yıllık ızdırabındandır, çektiği eziyettendir. Her ulus gibi o da insan olarak yeryüzünde yaşamak ister. Bu da onun hakkıdır! Rahat ve özgür bırakın! İhanet, vatan haini, bölücü, terörist veya benzeri yakıştırmalarla iktidarınızı milliyetçi,ırkçı ve şövenist duygularla soslamanıza gerek yok. İç politika malzemesi üretip ‘vatan ve millet’ bölünüyor safsatalarıyla daha ne kadar sürecek bu gangasterlik! Birazcık insan olabilmeniz yeterlidir!

    Bir başka insanı,halkı veya ulusu yok sayma,saygı göster yeter. Bu gezegen de onun da yaşadığını unutma ! Tıpkı diğer 7 milyar insan gibi, ona saygı göster bunu da haklarını iade ederek gerçekleştirebilirsin!

    Kadim Laçin – Londra

    info@kadimlacin.com

  • İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım

    İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım

    İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım 1

    Geçen yıl Rojava’da YPG saflarında Daiş’e karşı altı ay savaştıktan sonra İngiltere’ye lobi çalışmaları için geri dönen, İngiltere vatandaşı Macer Gifford, Rojava’ya geri döneceğini açıkladı. Özel olarak görüştüğümüz Gifford, Britanya’nın Türkiye siyasetini değerlendirdi.

    Haber Foto: Esra Türk

    Aralık 2014’te Rojava’ya YPG saflarında savaşmak için giden Gifford, Haziran ayında dönerek, YPG’nin Rojava’da Daiş’e karşı yürüttüğü savaşa ilişkin gündem yaratıp destek toplamak için çalışma yürüttü.

    Son altı ay içerisinde çeşitli ülkelerde lobi çalışmaları yürüten Gifford, Rojava için kullanılacak tıbbi malzemeler için İsviçre’de bağış topladı. Muhafazakar Parti ile yakın bağlantıları olan Gifford, hükümet içerisinde ve hükümete yakın isimlerle görüşmeler gerçekleştirdi. Gifford, ABD’ye ziyareti kapsamında bir çok medya kurumuyla görüşmelerin yanı sıra ABD Kongresinde toplantılar yaptı. Gifford, New York’taki City Üniversitesinde de görüşmelerde bulundu.

    ‘‘Birisinin yetersiz tıbbi malzemelerden kaynaklı yaşamını yitirdiğini görmek çok üzücü ve bunu önleyebilmenin yollarını aramak gerekir’’ diye konuşan Gifford, yaptığı çeşitli çalışmalarla bağış toplayarak gerekli tıbbi malzemeler temin ettiğini anlattı.

    Rojava’dan dönüşünün her zaman geçici bir plan olduğunu belirten Gifford, oraya geri gidip oluşan sosyal ve siyasal yapıyı tanıtmaya devam edeceğini anlattı.

    HAYATIMI ROJAVA’DAKİ DEVRİME ADADIM

    ‘‘Hayatımı Rojava’daki devrime adadım ve geri dönmek her zaman planlarımda vardı. Britanya’da çok şey yaptım, yani yapabileceklerimi yaptım. Kavgamı devam ettirmek için Rojava’ya geri dönüyorum. Rojava’daki kardeşlerimin yanına dönmek istiyorum. Cephede önemli bir savaş yürütüyorlar, ben de onların yanında olmak istiyorum’’, diyen Gifford, ilk olarak Kobane’ye gitmek istediğini anlattı.

    Bir belgesel ekibiyle Rojava’ya giden Gifford, özellikle, bölgede gelişen yaşam düzenini uluslararası kamuya yansıtmak istediğini ve ailesinin kendisini ziyaret için çağıracağını ifade etti. ‘‘Yapmak istediğim şeylerden birisi, ailemi Rojava’ya davet edip, oradaki yaşamı görmeleri. Ne kadar güvenli bir yer olduğunu onlara göstermek için. Ben oradayken, şehirde dolaşıp bakkala gidiyordum; mağazalarda rahatça geziyordum. Ve kendimi güvende hissediyordum’’ diye konuştu.

    İLK OLARAK KOBANE’YE GİDECEĞİM

    Devam eden yeniden inşa çalışmalarını bizzat görmek için ilk olarak Kobane’ye gitmeyi planladığını anlatan Gifford, Britanya’dan katkı sağlamak için daha örgütlü bir çalışma gerektiğini ifade etti. Belgesel ekibi aracılığıyla da yapılan çalışmaların uluslararası alanda daha yaygın bir şekilde görülebileceğini söyledi.

    BRİTANYA’NIN HAVA SALDIRILARI YETERSİZ

    Britanya hükümetinin Aralık ayında aldığı Parlamento kararıyla Suriye’de Daiş’e karşı savaşa katılmasını değerlendiren Gifford, bir ay içerisinde gerçekleşen operasyonların etkili olmadığını ifade etti. ‘‘David Cameron parlamento kararını çıkartmak için elinden geleni yaptı. [Bu hava saldırılarının] Daiş’e karşı savaşı yeni bir boyuta taşıyacakmış ve daha fazla rol oynayacağımız gibi davrandı. Ama onun bilmesi gereken, ve anlatılması gereken şey, bir kaç hava saldırısı, bir kaç bomba atmak Daiş’i yok etmek için yeterli bir strateji değil. Bir kaç cihatçının üzerine bomba atıp öldürmek, savaşa zarar vermez ama çok etkili de değil’’ diye konuşan Gifford, Britanya’nın direk olarak YPG’ye destek vermesi gerektiğini anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘[Rojava’da] dahil olduğum son operasyonda 12 bin km kare toprağı Daiş’ten kurtardık. İki haftadan az bir sürede YPG 550 Daiş üyesini öldürdü. Britanya devleti bir ayda milyonlarca sterlin harcadı belki de ve 10 hava saldırısı gerçekleştirdi. O parayla malzemeye alınıp YPG’ye verilse çok daha faydalı olur.’’

    DÜNYA’DA GELİŞEN OLAYLAR CAMERON’UN UMURUNDA DEĞİL

    Gifford, Başbakan David Cameron ile Türkiye’nin ilişkisinin temelinde ticaret ve ekonomik çıkar olduğunu ifade ederek, insan hakları ihlallerine çok duyarlı olmadığını anlattı. Gifford, ‘‘Cameron domestik bir başbakan. Dünyada olup biten çok da fazla umurunda değil ve üçüncü dönem tekrar yarışmayacağını zaten açıkladı. Güvenli bir çift el olarak hatırlanmak istiyor. İşçi Parti hükümetinden miras kalan kötü bir ekonomiyi düzelten lider olarak hatırlanmak istiyor.’’

    Cameron’ın orta yolcu bir siyasetçi olduğunu ifade eden Gifford, artık ülkenin uluslararası alanda daha güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu ve ülkelerinde insan hakları ihlalleri olan liderlere kırmızı halının serilmemesi gerektiğini söyledi.

    İNGİLİZ SİYASETÇİLER TÜRKİYE’NİN DAİŞ’E DESTEĞİNDEN HABERDAR

    Gifford, Britanya devleti içerisinde konuştuğu bazı siyasetçilerin Türkiye’nin Daiş’e ‘göz yumduğunu’ itiraf ettiklerini ve bu durumdan rahatsız olduklarını dile getirdiklerini, fakat, bu fikirlerini kamuda açıklayamadıklarını anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Almanya’dan sonra, Britanya Türk mallarını ihracat eden ikinci ülke. Milyonlarca Britanyalı her yıl Türkiye’ye tatile gidiyor. Britanya ve Türkiye için, önemli bir ticari ilişkidir bu. David Cameron’ın şu anki önceliği de ekonomidir ve insan hakları ihlallerine uğrayan insanlarla çok ilgili değil. Türkiye’nin bölgede yarattığı dengesizlikle de çok ilgilenmiyor ya da göz yumuyor. Türkiye ÖSO içerisindeki aşırı İslamcı grupları destekliyor; her fırsatta Kürtleri hedef alıyor; ve YPG’ye karşı Daiş’i destekliyor. Türkiye’nin güçlü bir istihbaratı var. Eğer Daiş’e göz yumuluyorsa, devlet içerisinde bu bilginin ne kadar üst düzeyden bilindiği sorgulanmalı. Bu bilginin Cumhurbaşkanına ulaştığından şüphem yok.’’

    TÜRKİYE’NİN TAVRI DAİŞ’E KARŞI SAVAŞI OLUMSUZ ETKİLİYOR

    Gifford, Türkiye’nin, Kürtlerin Rojava’da elde ettikleri kazanımları Daiş’ten daha tehlikeli olarak algılaması, Daiş’e karşı savaşın uzamasına yol açtığını ve böylece Daiş’in Britanya için ulusal bir tehdit olmaya devam ettiğini ifade ederek şöyle konuştu: ‘‘Türkiye’nin bir numaralı düşmanı Kürtler, sonra Assad. Daiş daha gerilerde. Türkiye, Kürtlerin Suriye’de bir sese sahip olmalarını ve hak kazanmalarını görmektense, Suriye’nin tümünü yandığını görmeyi tercih eder. Devrimi önlemek için elinden geleni yapar. Bana göre devrim artık durdurulmaz. YPG ve YPJ’nin Rojava halklarını özgürleştirmek için yaptıkları muhteşem şeyler dünya tarafından görülüyor. Dünya Suriye’de olanların farkına varmaya başlıyor. Türkiye’de kendisini dışlanmış olarak görüyor.

    ‘‘[Erdoğan] savaşı uzatıyor ve Kürtlerin Suriye’ye barış sağlamasını engelliyor. Savaş uzadıkça da kaç kişi daha ölüyor? Uluslararası terör ağlarına daha fazla para akıyor. Bu da demek ki, bir kaç yıl içerisinde Britanya topraklarında korkunç saldırılar olabilir. Örneğin, savaş bir yıl içerisinde bitse önlenecek saldırılar. Kürtlerle ya da Britanya ile çalışsalar bu sağlanabilir.’’

    Muhafazakar Parti’nin en eski ve özel kulüplerinden olan Carlton Club’da gerçekleştirdiği sohbetlerde, bireylerin kendisini desteklediklerini ve YPG ve Rojava’daki halkın istedikleri hakkında bilgi istediklerini ifade eden Gifford, insanları bu konuda bilgilendirmenin önemini vurguladı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Hükümetin duruşu var, birde bireysel fikirler var ama kamuda bunları açıklamak istemiyorlar. Güzel olan şey, destek bulunuyor ve bu destek zamanla açığa çıkar, lobi faaliyetleri güçlendikçe ve hükümet YPG’yi görmezden gelemeyeceğini anlayınca, ve Rojava’daki devrimin neler sunduğu gördüklerinde, sadece Rojava’ya değil de, tüm Suriye de.

    ŞİLAN ÖZÇELİK’İN MAHKUM EDİLMESİ ADALETSİZLİK

    Gifford, son olarak Şilan Özçelik’in PKK’ye katılmaya teşebbüsten mahkum edilmesine ilişkin soruya, cevabında Daiş’e karşı mücadele etmek isteyen ve demokrasiye inanan genç bir kadının hapsedilmesinin adaletsizlik olduğunu ifade etti. Gifford, şöyle devam etti: ‘‘Şilan’ın mahkum edilmesi adaletsiz bir mahkeme. Çok sinir bozucu bir durumdu. Bu nasıl bir mesaj veriyor? Demokrasiye ve insan haklarına inanan bir genç kadın, Daiş’e karşı savaşmak istiyor. Tekniki bir detaydan dolayı Şilan mahkum edildi. PKK’nin terör listesinde olması da tarihsel ve siyasidir. Veriye dayanan bir karar değil. PKK, hiç bir anlamda bir terör örgütü olarak tanımlanamaz. Bu bir devrimdir. Baskı gören bir halkın tepkisi ve devrimidir. Ben bir realistim ve bunu neden yaptıklarını da anlıyorum ama umarım ki demokrasiye inanan ve Daiş’e karşı savaşan birilerini hapsetmenin doğru olmadığının farkına varırlar.’’

    SORUN PKK DEĞİL TÜRK, DEVLETİNİN KENDİSİ

    PKK’nin terör listesinde olması konusunda Gifford, şunları ifade etti: ‘‘PKK’nin terör listesinden çıkması gerektiğine derinden inanıyorum. Türkiye’nin ve Kuzey Kürdistan’ın geleceği orada yaşayan insanların elinde tabii ki. Ama sorun, Türkiye’dir, Kürtler değil. Kürtler müzakere etmek istiyor ama bunu ret eden Türkiye. Türkiye ABD ve Britanya’ya, PKK’yi terör listesinden çıkartmaması için baskı uygulamaya devam eder. Türkiye’de barış olacaksa Apo serbest bırakılması gerekiyor, PKK’nin terör listesinden çıkarılması gerekiyor ve Türkiye ve Kürtler konuşmaya başlamalı. Kürtler bir çok teklifte bulundu, burada en büyük sorun Türkler.’’

  • Paris katliamı yıldönümünde Türk devleti yine 3 Kürt kadın siyasetçiyi katletti

    Paris katliamı yıldönümünde Türk devleti yine 3 Kürt kadın siyasetçiyi katletti

    Silopi’de dün akşam katledilen 3 kişinin DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar olduğu öğrenildi. Beraberinde katledilen 1 erkek cenazesinin de kime ait olduğu henüz netleşmedi.

    Paris katliamı yıldönümünde Türk devleti yine 3 Kürt kadın siyasetçiyi katletti 1
    DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar

    Şırnak’ın Silopi ilçesinde dün akşam saatlerinde Karşıyaka Mahallesi zırhlı araçlarla uzun süre yaylım atışa tutulmuştu. Açılan ateşte yaşamını yitiren 4 kişinin cenazesi Silopi Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırılmıştı. Cenazelere ilişkin bilgi almak için hastaneye giden HDP’li vekilleri Aycan Irmez ve Ferhat Encü devlet güçlerince engellenmişti.

    3 CENAZE ŞIRNAK’A GÖNDERİLDİ

    Akşam saatlerinde 3 cenaze Şırnak Devlet Hastanesi Morgu’na gönderildi. Hastaneye giden HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik ve HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan savcılıkla görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeden sonra bilgi veren Birlik, cenazelerin DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar’a ait olduğunu ifade etti. Birlik, 1 erkek cenazesinin ise yüzü tanınmaz halde olduğu için kime ait olduğunu bilinmediğini kaydetti.

    4 KİŞİDEN HABER ALINAMIYORDU

    Dün akşam Karşıyaka Mahallesi’nin taranmasından sonra Nayır, Demir, Uyar ve ismi öğrenilemeyen 1 kişiden haber alınamıyordu.

    Paris katliamı yıldönümünde Türk devleti yine 3 Kürt kadın siyasetçiyi katletti 2
    DBP PM üyesi Sêvê Demir
  • Sur, Cizre ve Silopi’de Yılın İlk Üç Günün Bilançosu: 6 sivil, 2 Güvenlik Görevlisi yaşamını yitirdi

    Sur, Cizre ve Silopi’de Yılın İlk Üç Günün Bilançosu: 6 sivil, 2 Güvenlik Görevlisi yaşamını yitirdi

    Sıkıyönetim uygulamalarının devam ettiği Cizre, Silopi ve Sur’da yeni yılın ilk üç gününde 6 sivil yurttaş yaşamını yitirirken, biri özel harekatçı, biri de asker olmak üzere 2 güvenlik görevlisi öldü.

    Sur, Cizre ve Silopi’de Yılın İlk Üç Günün Bilançosu: 6 sivil, 2 Güvenlik Görevlisi yaşamını yitirdi 1 

    Sokağa çıkma yasakları Sur’da 33 gün, Silopi 21 ve Cizre’de de 21 gündür devam ediyor. Sokağa çıkma yasağının devam ettiği kentlerde çok yüksek düzeyde gıda, elektrik ve su sıkıntısı yaşanıyor.

    3 OCAK

    SILOPI’DE 2 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    Silopi’nin Barbaros Mahallesi’nde başına bomba atar mermisinin şarapneli isabet eden 35 yaşlarındaki bir kadın ile özel harekat timleri tarafından taranan evdeki Yusuf isimli yurttaş yaşamını yitirdi. Saldırılarda çok sayıda yaralı olduğu bildiriliyor.

    CİZRE’DE 1 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    Sıkıyönetimin 21’inci gününe girdiği Cizre’de özel harekat polisleri tarafından açılan ateş sonucu Yafes Mahallesi’ne Sezai Burçin isimli yurttaş yaşamını yitirdi. Mahallede yaklaşık 60 kişinin mahsur kaldığı bir ev ise asker ve polisin saldırısı altında.

    SUR’DA BİR KADIN YAŞAMINI YİTİRDİ

    Diyarbakır’da 3 annesi Melek Alpaydın (38) isimli bir kadın, bulunduğu eve isabet eden top mermisi sonucu hayatını kaybetti. Sur’un yasak kapsamında olmayan İskenderpaşa Mahallesi Küçük Aktar Sokak’ta bulunan evdeki diğer kişilerle birlikte sofrada yemek yedikleri esnada atılan top mermisin hedefi olan kadın, kanlar içerisinde yerde kalarak can verdi.

    2 OCAK

    SİLOPİ’DE 70 YAŞINDAKİ ÖMER MASLU YAŞAMINI YİTİRDİ

    Şırnak’ın Silopi ilçesi Karşıyaka Mahallesi’ndeki evi özel harekat polisleri tarafından taranan 70 yaşındaki Ömer Maslu, namaz kıldığı sırada açılan ateşle katledildi. Silopi Polis Müdürlüğü’nden hedef gözletilerek açılan ateş sonucu Maslu’nun karnına isabet edilen kurşunla vurulduğu, cenazesinin ise ailesinin saldırıdan ötürü evin duvarını kırarak girdiği odadan alınarak mahallede bulunan camiye götürüldüğü öğrenildi.

    CİZRE’DE YARALANAN İKİ KİŞİNİN HAYATİ RİSKİ DEVAM EDİYOR

    Sıkıyönetim saldırılarının 20’nci gününe girdiği Cizre’de 2 yurttaş daha özel harekat polislerinin saldırılarında ağır yaralandı. Konak Mahallesi’nde sokakta kalan çocukları minibüsüne bindiren Hüseyin Naycı adlı yurttaş, emniyet binası yönünden açılan ateş sonucu kafasından vurularak ağır yaralandı.

Dicle Mahallesi’nde ise Nihat Aşan isimli yurttaş evinin önünde özel harekat polisleri tarafından açılan ateşle vuruldu. Her iki yurttaşın da Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı ve sağlık durumlarının kritik olduğu öğrenildi.

    Saldırıların yoğun yaşandığı Cudi Mahallesi’nde de 7 yaşındaki Umut Geçit, özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucu ayağından yaralandı.

    1 OCAK

    SILOPI’DE YARALANAN YALMAN HASTANEYE KALDIRILIAMADIĞI İÇİN YAŞAMINI YİTİRDİ

    Sıkıyönetim saldırılarının 19’uncu gününe girdiği Şırnak Silopi’de Başak Mahallesi’nden Barbaros Mahallesi’ne gitmeye çalışırken özel harekat timlerinin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan Ömer Yalman (45) adlı yurttaş, çatışmaların devam etmesi ve ambulansın gelmesine polislerin engel olması nedeniyle kan kaybından yaşamını yitirdi.

    CIZRE’DE IKI KADIN YARALANDI

    Cudi Mahallesi’nde özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucu Nazlı Ipek Uğur (35) ve Mine Çağrıcı adlı yurttaşlar yaralandı. Yaralı iki kadın Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    SILOPI’DE 1 ASKER YAŞAMINI YİTİRDİ

    Sıkıyönetim saldırılarının sürdüğü Silopi’de dün gece özyönetim mahallelerine girmeye çalışan polislere özsavunma güçleri tarafından karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı. Karşıyaka Mahallesi’ne girmeye çalışan özel harekat polisleri ve askerlere, özsavunma güçlerinin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada, 1 askerin yaşamını yitirdiği, çok sayıda da yaralanın olduğu belirtildi.

    CIZRE’DE 1 POLIS YAŞAMINI YİTİRDİ

    Sıkıyönetimin 19’uncu güne girdiği Cizre’de dün gece yaşanan çatışmalarda 1 polisin yaşamını yitirdi, 4 polis de yaralandı.

    CIZRE

    Cizre’de halkın özyönetim talebine karşı girişilen abluka ve saldırılar 3’üncü haftasına girdi. Bu süre zarfında aralarında 3 aylık Miray bebeğin de bulunduğu 29 sivilin devlet güçlerince katledildiği saldırılara rağmen ilçe halkı, yaşamlarını komünlerle örgütleyip direnişlerine devam ediyor.

    Cizre’de devlet güçlerinin saldırılarında bu güne kadar hayatını kaybeden ve hükümet yetkilileri ve savaş medyası tarafından “terörist” ilan edilen yurttaşların isimleri ise şöyle:

    Cudi Mahallesi 

1- Hediye Şen (30)

    2- Doğan Aslan (22)

    3- Sellahadin Bozkurt (70)

    4- Zeynep Yılmaz (40)

    5- Emine Duman (77)

    6- Lütfü Aksu (25)

    7- Mehmet Saçan (38)

    8- Ferdi Kalkan (20)

    9- Hüseyin Ertene (17)

    10- Hüseyin Selçuk (5)

    11- Zeynep Demir (65-70)

    12- Cabbar Taşkın (40)

    13- Anneleri yoğun bombardıman nedeniyle erken doğum yapan 7 aylık doğmamış iki bebek

    Nur Mahallesi

    14- Doğan İşçi (32)

    15- Mehmet Tekin (25)

    16 Azime Aşan (50)

    17- Kumru Işık (85)

    18- Abdullaziz Yural (28)

    19- Güler Yanalak’ın karnında doğmamış kurşunla katledilen 7 aylık bebeği

    Sur Mahallesi

    20- İbrahim Akhan (15)

    21- Yılmaz Erz (42)

    22- Dikran Sayaca (25)

    23- Ramazan İnce (75)

    24- Miray İnce (3 aylık bebek)

    Yafes Mahallesi

    25- Abdullmecit Yanık (24)

    26- Haci Özdal (25)

    27- Hediye Erden (60)

    Dicle Mahallesi

    28- Besna Zırığ (50) kalp krizi geçirdi

    Kale Mahallesi

    29 – Cahide Çakıl (35)