Category: KÜRDİSTAN

  • 40 Gün İçerisinde 10’u Çocuk 52 Sivil, Türk Güvenlik Güçleri Tarafından Katledildi

    40 Gün İçerisinde 10’u Çocuk 52 Sivil, Türk Güvenlik Güçleri Tarafından Katledildi

    Son iki aydır yargısız infaz haberlerinin eksik olmadığı Türkiye’de Türk güvenlik güçleri tarafından katledilen sivillerin sayısı her gün biraz daha artıyor.Son 40 gün içerisinde 10’u çocuk 52 sivil Türk güvenlik güçleri tarafından katledildi.

    40 Gün İçerisinde 10’u Çocuk 52 Sivil, Türk Güvenlik Güçleri Tarafından Katledildi 1

    20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç ilçesinde yaşanan bombalı saldırı sonucu 32 SGDF’li gencin yaşamını yitirmesi olayından sonra ülke çapında gelişen olaylarda 51 sivil insan, Türk güvenlik güçleri tarafından katledildi. Bu sabah Silopi’den gelen haber ile uyuduğu damda polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren kadın ile beraber güvenlik güçleri tarafından katledilen sivillerin sayısı 52’ye çıktı.

    İHD: 48 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    İnsan Hakları Derneği 28 Ağustos tarihinde yaptığı basın açıklaması ile yayınladığı raporda 21 Temmuz-28 Ağustos tarihlerinde 48 sivilin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı. 30 Ağustos’ta da Şırnak’ın Silopi ilçesinde polisler tarafından katledilen 3 genç ve kadın ile beraber, 21 Temmuz’dan bu yana Türk güvenlik güçleri tarafından katledilenlerin sayısı 52’ye çıktı.

    2 BİN 544 KİŞİ GÖZALTINDA ALINDI

    İnsan Hakları Derneğinin yayınladığı raporda son 40 içerisinde toplam 2 bin 544 kişinin gözaltına alındığı yer aldı. Raporda, Gözaltına alınanların 136’sını “IŞİD üyesi” olduğu gerekçesiyle, 22 kişi “Paralel yapı üyesi” iddiasıyla gözaltına alınırken, 2 bin 386 kişinin ise “KCK-PKK üyesi” olduğu gerekçesi ile gözaltına alındığını ifade edildi.

    SURUÇ SALDIRISI İLE BERABER TOPLAMDA 83 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    * 20 Temmuz 2015 Şanlıurfa İli Suruç İlçesindeki Bombalı Saldırıda Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu(SGDF) üyesi Amara Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaparken canlı bomba patlaması sonucu birisi saldırgan olmak üzere toplam 33 kişi hayatını kaybetmiş en az 100 kişi yaralanmıştı.

    * 23 Temmuz 2015: Gaziantep ili Kilis sınırında Firas Feyad adındaki Rojavalı Türk askerleri tarafından katledildi.

    * 25 Temmuz 2015 İstanbul’un Bağcılar İlçesi’ndeki evi DHKP-C Örgütü gerekçe gösterilerek özel harekât polislerince evi basılan Günay Özarslan yargısız infaz edildi.

    * 25 Temmuz 2015 Şırnak Cizre’de başlatılan gözaltı ve sınır ötesi operasyonları protesto eden gruba özel harekât polislerinin açtığı ateş sonucu olayları evinin balkonundan izlediği belirtilen Abdullah Özdal (21) göğsüne isabet eden kurşunla yaşamını yitirdi.

    * 26 Temmuz 2015: 35 yaşındaki Bülent Ecevit Güngör; Mersin’deki Suruç katliamı, hava saldırıları ve gözaltıları protestosu sırasında balkonda otururken başına bir cismin isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi.

    * 26 Temmuz 2015 Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’nde eylem yapan gruplara müdahale eden polis ekiplerinin kovaladığı Beytullah Aydın (11) kaçarak saklandığı bir binanın 7. katından düşerek yaşamını yitirdi.

    * 27 Temmuz 2015 Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde, başlatılan operasyonlara karşı eylem yapan gruplara polisin açtığı ateş sonucu Seyithan Dede (19) boynundan vurularak yaşamını yitirdi.

    * 29 Temmuz 2015 Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde, polis ekipleri durdurdukları bir araçtan inen 4 kişiye ateş açtı. Kurşunların isabet ettiği Hasan Nerse (17) vurularak ağır yaralandı. Hareket edemeyen Hasan Nerse’nin ellerini ve ayaklarını kelepçeleyen polisin olay yerine kimseyi yaklaştırmaması sonucu Hasan Nerse yaşamını yitirdi.

    * 30 Temmuz 2015 Ağrı’nın Sıtkiye Mahallesinde polisler bir eve baskın yaparak 3 genci katletti. İnfaz edilen gençlerden ikisi kardeş olup Ağrı Diyadin nüfusuna kayıtlı, diğeri ise Muş nüfusuna kayıtlı Sezai Yaşar (26), Ahmet Yaşar, Mirzettin Göktürk isimli vatandaşlar Polis tarafından infaz edildi.

    * 1 Ağustos 2015 Zergelê Köyü’nde Türk savaş uçaklarının sınır ötesi operasyon kapsamında Kürdistan bölgesine (Kuzey Irak) yaptığı hava saldırısında biri hamile olan 2 kadın ile birlikte 8 sivil insanı hayatını kaybetmiştir.

    * 7 Ağustos 2015 Şırnak’ın Silopi ilçesinde polislerin mahallelere girerek etrafa rast gele ateş açması sonucu Kamuran Bilin (27), Mehmet Hıdır Tanboğa (15), Hamdi Ulaş (58) hayatlarını kaybettiler.

    * 11 Ağustos 2015: Mardin’in Nusaybin ilçesinde inşaat işçisi olan üç çocuk babası 29 yaşında Havzullah Doğan özel harekat timleri tarafından sokak ortasında katledildi.

    * 12 Ağustos 2015 Ağrı Diyadin ilçesinde bir ekmek fırınında çalışan 14 yaşındaki Muhammet Aydemir ve 16 yaşındaki Orhan Aslan odun taşıdıkları fırında özel hareket polisleri tarafından katledildi. Aynı gece yine polisler tarafından katledilen bir erkek cesedi de Murat Mahallesi’nde harabe olan evlerin arasında bulunmuştu.

    * 13 Ağustos 2015 Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesine bağlı Kanartepe mahallesinde, mahalleyi abluka altına alan Özel Harekât polislerinin etrafa rastgele açtığı ateş sonucu evinin kapısında oturan 40 yaşındaki Fahrettin Budak’ın göğsü ve sırtına aldığı 3 kurşunla öldürüldü.

    * 17 Ağustos 2015 Bitlis Tatvan’da Sorgun Askeri Kışlası önünde askerlerin bir araca ateş açması sonucu Ömer Cinkılıç (23) yaşamını yitirdi.

    * 17 Ağustos 2015: sokağa çıkma yasağı ilan edilen Diyarbakır ilinin Silvan ilçesinde yaşanan olaylarda evler, dükkânlar ateşe verilirken gerçek silahlarla ve bombalarla mahallelerde rastgele ateş açıldı. Başından vurularak öldürülen kişinin Serhat Bilen (25) olduğu öğrenildi. Atılan el bombası nedeniyle iki yaşlı kişi daha hayatını kaybetti.

    * 18 Ağustos 2015’de Muş Varto’da çıkan çatışmalarda Muş Valiliği tarafından 4 kişinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Özel harekât timlerinin sağ yakalayıp infaz ettiği iddia edilen 2 sivilin, 1979 Alagöz Mahallesi doğumlu Rahmi Kızıltaş ve 1989 Alagöz Mahallesi doğumlu Abdullah Toprak olduğu öğrenildi.

    * 18 Ağustos 2015 İstanbul’un Esenler ilçesi Tuna Mahallesi’nde önceki gün Silvan’da yaşanan devlet terörünü protesto ederken polisin ateş etmesi sonucu (16) yaşındaki Fırat Elma hayatını kaybetti. Diyarbakır nüfusuna kayıtlı olan Fırat Elma otopsi işleminden sonra Diyarbakır’da defnedildi.

    * 19 Ağustos 2015: Devam eden operasyonları protesto etmek için Mardin’in Artuklu İlçesi’nde yapılan protesto eyleminden sonra 19 yaşındaki Ali Akpınar evine giderken polisin açtığı ateş sonucu vuruldu.

    * 19 Ağustos 2015 Şırnak, İdil’de Turgut Özal mahallesinde benzin istasyonunda pompacı olarak çalışan ve eve gitmekte olan 21 yaşındaki Cabbar Acar polis kurşunu ile hayatını kaybetti.

    * 22 Ağustos 2015 Diyarbakır’ın Sur İlçesinde polisle göstericiler arasında çıkan çatışmada 1 sivil yaşamını yitirirken 4 kişi de çeşitli yerlerinden yaralandı.

    * 26 Ağustos 2015 Yüksekova’da gece saatlerinde yaşanan olaylarda polislerin saldırısı sonucu 3 kişi yaşamını yitirirken 7 kişi de yaralanmıştır.

    * 27 Ağustos 2015: Cizre’de Garnizon Komutanlığı’na yapılan saldırının ardından çıkan çatışmalar sırasında sağlık personeli 32 yaşındaki Eyüp Ergin, 7 yaşındaki Baran Çağlı, 10 yaşındaki Emin Yanaş ve 28 yaşındaki Mesut Sanrı hayatını kaybetti.

    * 27 Ağustos 2015: Şırnak’ta düzenlenen gösteriye polisin müdahalesiyle başlayan çatışmada boğazına kurşun isabet eden Ahmet İrtegün (17) adlı çocuk yaşamını yitirdi.

    * 29 Ağustos 2015: Kızıltepe’de dün akşam meydana gelen patlamanın ardından operasyon başlatan özel harekat polislerinin bir araca ateş açması sonucu aracın şoförü olan 16 yaşındaki Mazlum Turan adlı çocuk hayatını kaybetti.

    * 30 Ağustos 2015: Şırnak’ın Silopi ilçesi Kobanê Mahallesi’nde polislerin bir eve baskın düzenlemesi sonucu Ali Ödük (20), Halil Can (22) ve ismi öğrenilemeyen 1 genç katledildi.

    * 30 Ağustos 2015: Silopi’de evlerinin damında uyuyan Fatma Ay ve 14 yaşındaki çocuğu Berfin, polisler tarafından açılan ateş sonucu vuruldu. Anne Ay hayatını kaybetti.

     

  • Türk Devleti Katletmeye Devam Ediyor: Silopi’de 3 Genç Daha Katledildi

    Türk Devleti Katletmeye Devam Ediyor: Silopi’de 3 Genç Daha Katledildi

    Silopi’de bir eve sığınan 3 genç polis tarafından uzun namlulu silahlarla öldürüldü.

    Türk Devleti Katletmeye Devam Ediyor: Silopi’de 3 Genç Daha Katledildi 1

    Şırnak’ın Silopi ilçesi Kobanê Mahallesi’nde gece saat 02.00 sularında bir yurttaşın evine sığınan üç genç, polisler tarafından önce ablukaya alındı. Evin etrafını saran polis, daha sonra uzun namlulu silahlarla ateş açtı.

    Türk Devleti Katletmeye Devam Ediyor: Silopi’de 3 Genç Daha Katledildi 2

    DİHA’nın haberine göre; saat 06.00’ya kadar devam eden silah seslerinin ardından 3 gencin öldürüldüğü belirtildi. Yaşamını yitiren Ali Ödük (20), Halil Can (22) ve henüz ismi öğrenilemeyen 1 gencin cenazelerinin polis tarafından evden alınarak, Habur Sınır Kapısı’na götürüldüğü öğrenildi.

    Türk Devleti Katletmeye Devam Ediyor: Silopi’de 3 Genç Daha Katledildi 3

  • Britanya PYD sözcüsü Dr. Alan Semo: “Türkiye Koalisyonu Suistimal Ederek Kürtlere Saldırıyor”

    Britanya PYD sözcüsü Dr. Alan Semo: “Türkiye Koalisyonu Suistimal Ederek Kürtlere Saldırıyor”

    Türkiye’nin Amerika öncülüğündeki Daiş karşıtı koalisyona dahil olmasının ardından başlattığı operasyonları değerlendiren PYD Britanya sözcüsü Dr. Alan Semo; “Türkiye koalisyonu suistimal ederek, hem Türkiye Kürtleri, hem de Suriye Kürtleri’ne karşı saldırıyor Türkiye çok tehlikeli bir oyun onuyor; kendisini yakacak, riske sokacak ve Türkiye’yi sivil savaşa sürükleyecek bir oyun bu” dedi.

    PYD Britanya sözcüsü Alan Shemo
    PYD Britanya sözcüsü Alan Shemo

    Türkiye’de son yaşanan gelişmeler daha karanlık bir hal almaya başladı. Erdoğan, Daiş terörüne savaş ilan etmiş görünsede, bombalar Kürtleri hedef alıyor. Kürtlerin Suriye’nin bazı bölgelerinde Daiş çetelerini etkisiz hale getirmesi ve Ortadoğu’da bazı kazanımlar elde etmesi, Kürtleri etkisiz hale getirmek isteyen Erdoğan ve takımını harekete geçirdi.

    Geçtiğimiz Haziran ayında 32 gencin hayatına mal olan Suruç katliamının ardından, terörle mücadele adı altında ülke çapında gözaltı operasyonları başlatıldı. Fakat, Daiş üyelerinden ziyade, PKK ile bağlantısı olduğu iddia edilen HDP’liler gözaltına alındı.

    Önceleri Daiş ile işbirliğinden dolayı isteksiz olduğu, Amerika’nın öncülüğündeki Daiş karşıtı koalisyona dahil olan Türkiye, hiç zaman kaybetmeden PKK mevzilerini bombaladı. Türkiye, sözde Daiş’e karşı başlattığı operasyonlarla, Kürtlere yaptığı saldırıların üstünü örtüyor. Amerika ise, İncirlik Üssü’nün kullanımına karşılık Kürtlere yapılan saldırıları görmezden geliyor.

    Bir diğer hususta, Türkiye’nin Suriye sınırında kurulmasını istediği güvenli bölge veya tampon bölge ile ilgili olarak, Türkiye ve Amerika tarafından çelişkili açıklamaların gelmesi. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu; “ABD ile güvenli bölge konusunda anlaşmaya varıldı” derken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner ise; güvenli bölge konusunda herhangi bir anlaşmanın olmadığı açıklamasını yaptı. Güvenli bölgeye dair, kamuoyuyla henüz detaylı bir bilgi paylaşılmadığı için konu ile ilgili belirsizlikler devam ediyor.

    Son gelişmelere dair yaşananları Britanya PYD sözcüsü Dr. Alan Semo’ya sorduk.

    Türkiye, Daiş terörüne karşı operasyon başlattığını iddia ediyor. Gerçekte bu böyle mi? Türkiye’nin Suriye’de Kürt güçlerine saldırıları oldu mu?

    Gerçekte, Türkiye’nin Amerikan koalisyonuna katılmak zorunda kalması, Daiş’e karşı savaşmak için değil, Daiş ile işbirliğine ve Suriye politikasındaki başarısızlığına kılıf uydurmak içindir. Genel olarak koalisyona dahil olmasının sebebi; Suriye’de oluşacak olan herhangi bir demokratik yapıya engel olmak, bundan kastımız, tampon bölge oluşturma bahanesiyle kuzey Suriye’yi işgal ederek özellikle Kürtler’in Rojava kantonlarını (Kobani’den Afrin’e) birleştirmesine engel olmak, ilerleyişlerini durdurmak ve sınırda Daişi destekleyeme devam etmektir.

    Türkiye koalisyona katıldığında ilk olarak, YPG kontrolündeki Kobani’ye bağlı Kürt köyü Zur Maghar’ı bombaladı ve dört Kürt savaşçıyı öldürdü. Türk askerleri, Fatih Sultan Mehmet Tugayı ve Sultan Murad Tugayı görünümünde Suriye’ye girdi, Daiş mevzilerini bombalaması gerekirdi ama hiçbir şey yapmadı.

    “Kürtler Ne Satılabilir, Ne de Satın Alınabilirler”

    Amerika’nın Türkiye ile anlaşarak Kürtleri sattığı iddia ediliyor, Ayrıca PKK’ye yapılan bombalı saldırıların Amerika tarafından onaylaması, Irak’tan sonra Ortadoğu’da yaptığı en büyük hatta olarak medyada dillendirildi. Amerika yanlış bir müttefik mi seçti? Siz bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Türkiye, medya spekülasyonlarını propaganda amaçlı kullanarak, Kürt Özgürlük Hareketine karşı kötü niyetini örtbas etmek istiyor. Rojava’daki Kürt güçleri ile koalisyon arasındaki işbirliği, global tehdit olan Daiş barbarlığına karşı savaşmaktır. İki yıldır, hatta koalisyondan önce Kürt güçleri, Daiş’e karşı savaşan en etkili güç olduklarını kanıtlamıştır. Bu nedenle kendi bölgelerini koruyacak güvene sahipler ve ne satılabilir, ne de satın alınabilirler. Amerika ve koalisyon Türk ordusunun yaptıklarını onayladıklarını inkar ediyor ve Türkiye’yi Kandil ve Suriye’yi bombalamamaları konusunda uyarıyorlar. Ancak Türkiye koalisyonu suistimal ederek, hem Türkiye Kürtleri, hem de Suriye Kürtlerine karşı saldırıyor. Türkiye çok tehlikeli bir oyun oynuyor; kendisini yakacak, riske sokacak ve Türkiye’yi sivil savaşa sürükleyecek bir oyun bu. Amerika ve koalisyon Türkiye’yi seçmedi gibi görünüyor fakat, Türkiye’yi koalisyon içerisinde etkin hale getirmek istediler. Türkiye, Daiş ile işbirliği yaptığı için bu koalisyona daha önce dahil olmak istememişti.

    Daiş’e karşı en etkili kara gücü olan Kürtler, Türkiye-ABD anlaşması ile zarar mı görüyor?

    Amerika bu iddiaları reddediyor fakat iddialar gerçekse, evet karada en etkili olan güç zarar görür. Türkiye kontrolü ele geçirir, sınırda Daiş ile hareket etmeye devam eder, Ehrar El-Şam ve Cephet El-Nusra çetelerinin Sultan Murad Tugayına katıldıkları Cerablus ve Azaz’da olduğu gibi…

    Amerika ile Türkiye anlaşmasının uzun vadede sonuçları ne olur?

    Nato’nun da dahil olacağı bölgesel savaşa yol açar. Zaten Suriye, Irak ve Türkiye’de devam eden bir sivil savaş var.

    Uluslararası toplumlar, Türkiye’nin Kürtlere karşı agresif tavrı konusunda sessiz kalmaya devam ediyor, siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Uluslararası toplumun sivilleri korumak ve katliamları önlemek açısından ahlaki bir sorumluluğu var, Türkiye’nin, Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürtlere karşı saldırılarının yanı sıra, uluslararası hukuku ihlal eden sınır ötesi operasyonu kınanmalı. Bazı Avrupa Birliği üyeleri Türkiye’yi zaten uyardı ve sınır ötesi saldırılarını kınadı.

    “Amerika Türkiye ile Kürtlere Karşı Yapılmış Bir Anlaşmayı İnkar Ediyor”

    Türkiye’nin koalisyona dahil olması ve sınır ötesi harekatı sonrası, PYD, Amerika ile temasta bulundu mu?

    Kürt güçleri ve Rojava özerk yönetimi, Daiş’e karşı koalisyon ile halen tam bir işbirliği içerisinde. Amerika ve koalisyona, Türkiye’nin güvenli bölge planının Rojava’nın işgali anlamına geleceği, şiddetle karşı çıkılacağı, böyle bir şeyin gerçekleşmesine için izin verilmeyeceği ve başka bir ülkenin topraklarını işgal etmenin uluslararası hukuka aykırı olduğu iletildi. Türkiye’ye Türkmenleri kullanarak işgale kalkışmaması çağrısında bulunuldu. Fakat Amerika ve koalisyon Türkiye ile Kürtlere karşı yapılmış bir anlaşmayı inkar ediyor ve YPG’yi desteklemeye devam edeceklerini ifade ediyorlar.

    Türkiye, Türkmenleri kullanarak üç kantonunda birleşmesini engellemeye mi çalışıyor?

    Bilfiil, Türkiye’nin asıl amacı kuzey Suriye’yi Türkmenleri kullanarak işgal etmek. Türkiye, Türkmenleri destekledi, eğitti, şimdi de Sultan Murad Tugayı adı altında Cerablus ve Azaz’a gönderiyor.

    “Savaş Türkiye’ye de Yayılacak”

    Son yaşanan olayları değerlendirirsek yakın gelecekte Suriye ve bölgeyi ne bekliyor?

    Türkiye’nin koalisyonu kötüye kullanarak Kürtlere saldırması, Suriye ve Irak’ta devam eden sivil savaşın Türkiye’ye de yayılmasına sebep olacaktır. Amerika, koalisyon ve Nato, Türkiye’nin Daiş’e karşı etkin bir biçimde savaşan Kürt Özgürlük Hareketine karşı başlatmış olduğu saldırılarını engellemeli. Türk hükümeti, Kürtlerin demokratik haklarını tanımalı ve barış sürecini yeniden başlatmalıdır. Bölgede istikrarın sağlanması ve demokrasi için global tehdit olan Daiş’e karşı savaşan Kürtlere yeterli destek verilmelidir.

  • Kobani’nin Yeniden İnşası İçin 10.000 Kişi

    Kobani’nin Yeniden İnşası İçin 10.000 Kişi

    Kobani’nin Yeniden İnşası İçin 10.000 Kişi 2

    Kobani’nin Yeniden İnşası Kurulu, 10 bin kişiyi 19 Ağustos 2015 tarihine kadar $10 bağış yapmaya davet ediyor.

    Kobani’nin yeniden inşası nedeniyle dünya çapında başlatılan kampanya için 19 Ağustos tarihine kadar 10 bin kişinin $10 bağış yapması bekleniyor. Belirlenen hedefe ulaşılamaz ise Kobani’ye istenilen yardım ulaşamıyor ve her yapılan bağış sahibine geri dönüyor.

    Kobani’yi yeniden inşa etmek için hedeflenen rakam $115.000.

    Tüm sosyal medya organlarını kullanarak kampanyanın hedefine ulaşabilmesi için mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaşılması hedefleniyor.

    Kobani’nin Yeniden İnşası İçin 10.000 Kişi 1

    Kobani İçin 10.000 Kişi

    Kampanyada şu mesaj veriliyor: “Çok kolay görünmeyebilir ama Kobani’ye yardım, Daiş’e karşı verilen mücadeleye destek olmak ve zulme karşı 10.000 kişiye ulaşmak imkansız değil! Uluslararası dayanışma ile Kobani’yi hem yeniden inşa edeceğiz hem de mücadelemize devam edeceğiz.

    Dayanışmanız ve desteğiniz bizim için önemli. Kampanya ile ilgili sosyal medyada ki her paylaşmanız hedefimize ulaşmamıza katkı sağlayacaktır.

    Kobani’nin Daiş’in barbarlığı karşısında bizim için vermiş olduğu onurlu mücadeleye tanık olduk. Şimdi de Kobani için bizim mücadele etme zamanımız.

    Kampanyaya destek olmak için www.firefund.net sitesinden $10 dolar bağış yapabilirsiniz. Kampanyayı duyurmaya yardımcı olmak için #FirefundKobane haştagı ile Facebook ve Twitter üzerinden paylaşımda bulunabilirsiniz.

    Dayanışma ile Kobani’yi yeniden inşa edeceğiz.”

  • HDP Heyetinden Detaylı Zergelê Raporu

    HDP Heyetinden Detaylı Zergelê Raporu

    HDP’nin Zergelê raporunda, sivil katliamdan AKP’nin sorumlu olduğu vurgulanırken, bombardıman sırasında evlerin yok olduğu, cami ve okulların tahrip edildiği belirtildi.

    HDP Heyetinden Detaylı Zergelê Raporu 1
    HDP Heyetinde yer alan milletvekilleri Osman Baydemir, Hüda Kaya, Kadri Yıldırım hazırladıkları detaylı raporu açıkladılar

    HDP’nin Zergelê Katliamı raporunda, sivil katliamdan AKP’nin sorumlu olduğu vurgulanırken, bombardıman sırasında evlerin yok olduğu, cami ve okulların tahrip edildiği belirtildi. Raporda, “Resmi açıklamalarının aksine PKK kampı değil, sivil bir yerleşim yeri olduğu görülmüştür” denilerek, şu çağrı yapıldı: “Bir daha yeni trajedilerin, yeni savaş suçlarının ve telafisi imkânsız acıların yaşanmaması için acilen çift taraflı ateşkes çağrısında bulunuyoruz.”
HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Osman Baydemir, Eş Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür ve MYK Üyesi Hatice Altınışık’tan oluşan heyetin, Türk devletinin sivil katliam yaptığı Zergele köyündeki incelemeleri sonucunda hazırladıkları rapor açıklandı.
Raporda, heyetin 4-5-6 Ağustos günlerinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi; Hewlêr, Kandil ve Süleymaniye’de araştırma ve temaslarda bulunduğu, çalışmaların tamamında HDP Hewlêr Temsilcileri Şilan Eminoğlu ve Abit İke’nin de hazır bulundukları belirtildi.

    SAĞ KURTULANLAR İLE YÜZ YÜZE GÖRÜŞÜLDÜ

    Heyetin çalışma şekline ilişkin ise raporda şunlar kaydedildi: “Heyetimiz, 1 Ağustos hava saldırısı sonucu yaralananları Erbil Valisi Nevzat Hadi ile birlikte hastanelerde ziyaret etmiştir. Bombardımana maruz kalan Zergelê Köyü’nü ziyaret edip bombardımanın yaratmış olduğu tüm tahribatı tespit etmiştir. Bombardımandan sağ kurtulan köy sakinleri ile yüz yüze görüşmelerde bulunmuştur. Heyetimiz, Zergelê Köyü incelemelerini Revandus Kaymakamı, Belediye Başkanı ve Muhtar ile birlikte gerçekleştirmiştir. Heyetimiz, Süleymaniye’de Goran Hareketi, Yekîtî Partisi, Tevgera Azad ile saldırıya ilişkin görüşmelerde bulunmuştur. Heyetimiz, Hewlêr’ de Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Sayın Mesut Barzani ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Sayın Neçirvan Barzani ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. Rapor sahada yapmış olduğumuz gözlemler, yaralı ve sağ kurtulan mağdurlar ile yukarıda zikrettiğimiz tüm yerel dinamikler ve Bölgesel Yönetim yetkilileri ile yaptığımız görüşmeler çerçevesinde kaleme alınmıştır.”

    HDP Heyetinden Detaylı Zergelê Raporu 2
    Heyet yaralıları hastanelerde ziyaret etti

    HASTANE ZİYARETLERİ

    Heyetin, Zergelê’de yapılan bombardıman sonucu ağır yaralanan Muhammed Emin Hıdır Muhammed Emin (1971) ve Şükriye Ahmed’i 4 Ağustos’ta Hewlêr’deki hastanelerde ziyaret ettiği belirtilerek, devamla şunlar ifade edildi:
”Ağır yaralı ve yoğun bakımda olan Muhammed Emin’den görüş alınamamış, Şükriye Ahmed’in tanıklığına başvurulmuştur. Aşağıda isimlerini sıraladığımız hava saldırısından sağ kurtulan yaralıların yanı sıra, Zergelê Köyü’nde de yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve tanıklıklarına başvurulmuştur. 
Şükriye Ahmed Mirmuhammed, Gurbet Ahmed Mirmuhammed, Hatice Muhammed Süleyman, Muhammed Emin Hıdır Muhammed Emin, Abdullah İbrahim Resul, İsmail Abdullah Kadir, Cegır Cabar Hıdır, Muhammed Hasan Resul, Hasan Ebubekir Ali, Davut Hüseyin Ali, Hıdır Muhammed Emin Hıdır, Çilan Reşit Ahmed, Abdullah İbrahim Mahmut, Ayşe Muhammed Emin, Senur Melan, Siyabend Abdurrahman, Helat Cahit, Rahman Sofi Mina, Şina Hüseyin Ali, Selim Hıdır Hamed Emin, Hıdır Hamed Emin Resul Muhammed Emin, Ana Hamed Salih, Pavel Dılşad Hıdır Hamed Emin (8), Muhammed Dılşad, Muhammed Emin (5), Mehri Aziz Veli, Fettah Osman Hamed Emin hava saldırısından sağ kurtulan, çocuk, genç, kadın, yaşlı tüm yaralılar Zergelê Köyü sakinleri olup, yaşadıkları topraklarda tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşan sivil vatandaş oldukları tespit edilmiştir. ”

    KÖY ZİYARETİ VE TESPİTLER

    Raporda, “Zergelê köyü, Kandil bölgesinde vadi içerisinde ana karayolunun ve oradan geçen çayın ikiye böldüğü, onlarca yıldır yaşamın devam ettiği sivil bir yerleşim birimidir. Gerek Zergelê köyündeki temaslarımızda ve gerekse bölgesel dinamiklerle yürüttüğümüz temaslarla bu köyün kamp olarak lanse edilmesinden duyulan rahatsızlık herkes tarafından gündeme getirilmiştir. Zergelê köyünün en az 37 betonarme ev, cami, belediye binası, okul, onlarca ahırdan oluşan sivil bir yerleşim birimi olduğu tarafımızdan da teyit edilmiştir. Bu husus köy ziyaretimiz sırasında yerli ve yabancı onlarca basın ve medya organları tarafından da kayıt altına alınmıştır” denilerek, köydeki incelemelerde tespit edilenlere dair şu bilgiler verildi: “Selim Hıdır Hamen Emin’e ait ev ve aracı; Cegır Cabar Hıdır’ın evi; Dılşad Hıdır Hamed Emin’e ait ev; Hıdır Hamed Emin’e ait ev; Karox Hamed Emin’e ait ev ve araba; Necip Rojhelat’a ait ev; Zagros Rojhelat’a ait ev ve ahırın, bombardıman sonucu tamamen yerle bir edilecek şekilde yıkıma maruz kaldığı tarafımızdan tespit edilmiştir.”

    HDP Heyetinden Detaylı Zergelê Raporu 3
    Hedep Zergele’de sağ kurtulanlarla görüştü

    BOMBARDIMAN AŞAMALARI VE GÖRGÜ TANIKLARI

    Raporda, bombardımandan sağ kurtulan yerleşik halkın tanıklıklarına göre, saldırı gününden bir iki gün öncesinde insansız hava araçlarıyla kapsamlı keşifler yapıldığı; 1 Ağustos 2015 tarihinde, takriben saat 04:00’te ilk saldırının başladığı, 06:00’ya kadar belirli aralıklarla en az üç kez bombardıman yapıldığı ve bu esnada insansız hava araçlarının da keşifler yoluyla saldırıyı yönlendirdikleri belirtildi.
Raporda, saldırı anına ilişkin ise şu tespitlere yer verildi:
”Takriben saat 04:00’te uçak sesleri ile birlikte büyük bir patlama yaşanmıştır. Görgü tanıkları yılların vermiş olduğu deneyimle uçaktan bırakılan bombanın kazan bombası sesi olduğunu ifade etmektedirler. Bombardımandan etkilenen ev yerle bir olmuş, 70 yaşındaki Ayşe Ahmed Mustafa, bu saldırıda hayatını yitirmiştir. 
Köy halkı birinci saldırıda enkaz altında kalan Ayşe Ahmed Mustafa’yı kurtarmaya çalışırken saat 04:50 civarında ikinci saldırı gerçekleşmiştir. Görgü tanıkları ikinci saldırıda çok kısa aralıklarla 4 ayrı patlamanın olduğunu, bu patlamalara da uçaktan atılan roketlerin yol açtığını ifade etmektedirler. Söz konusu ikinci saldırıda Ayşe Ahmed Mustafa’yı kurtarma çabasında olan Heybet Resul Muhammed Emin (60), Karox Muhammed Emin Hıdır, Abdulkadir Ebubekir Ali ve Necip Abdullah da yaşamını yitirmişlerdir.
Köy halkı, ikinci saldırı sonrası oluşan enkazın altındaki insanları kurtarma çabasını sürdürürken, saat 05:10 civarında üçüncü saldırı gerçekleşmiş ve bu üçüncü saldırıda da uçaklardan 4 ayrı füze bırakılmıştır. Söz konusu 3. saldırıda enkaz altında kalanların kurtarılması çabasını yürüten Salih Resul Mehmed Emin ile Sema Rustem ve Xabat isimli insanlar hayatını yitirmiştir.
İki saate yakın süren hava hareketliliği ve bombardıman sonrası tamamı sivil, silahsız sekiz insanın katledildiği hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde tarafımızca tespit edilmiştir.”

    ‘İNSANİ TRAJEDİ YAŞANDI’

    Saldırının ardından köydeki altı evin tamamen yerle bir olduğu, köyün camisi ve okulu dahil olmak üzere tüm evlerin de bombardımanın etkisiyle tahribata uğradığının belirtildiği raporda, “Köy halkının tamamı endişe içerisinde köylerini terk etmişlerdir. Zergelê yakınındaki Bukriskan, Livjan, Enzi, Pırdesali köy sakinleri keşif uçuşları devam ettiği için her an saldırı olabileceği endişesiyle köylerini terk etmişlerdir. Bini aşkın çocuk, yaşlı, kadın, genç hala saldırı olabileceği kaygısı ve endişesini taşımaktadırlar. Üçüncü bombardıman sonrası yaşamını yitiren Bukriskan muhtarı olan Salih Resul Muhammed Emin, saldırı gecesi Zergelê Köyü’nde misafir kalan kız kardeşini kurtarmaya giderken hayatını kaybetmiştir. Saldırılarda hayatını kaybeden Necip Abdullah, geride eşi Mehri Aziz Veli, on altı, on iki ve henüz dört yaşlarında üç yetim bırakmıştır. Mehri Aziz Veli gerek İran rejiminin ve gerekse Türkiye’nin hava saldırısından dolayı üçüncü kez evinin viran olduğunu ve bu son saldırı ile hem eşini hem de evini kaybettiğini ifade etmektedir. Saldırıda hayatını yitiren Karox Muhammed Emin (26) geride eşini, Sina (7), Sibel (5) ve henüz üç aylık Senem’i yetim bırakmıştır” diye kaydedildi.

    ‘KANDİL’DE YÜZE YAKIN SİVİL YERLEŞİM YERİ VAR’

    Kandil’in, Türkiye kamuoyuna PKK kampı olarak lanse edildiğine dikkat çekilen raporda, şöyle devam edildi: 
”Kandil büyük bir coğrafyaya tekabül etmekte ve içerisinde yüze yakın sivil yerleşim birimi olan köy ve mezra bulunmaktadır. Nüfusu yaz mevsimlerinde, tarım ve hayvancılıktan kaynaklı olarak en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Saldırıya maruz kalan ve bire bir görüştüğümüz köy sakinleri bu saldırının bilinçli bir sivil katliam olduğunu, temel amaçlarından birinin de Kandil bölgesinde bulunan köylerin boşaltılması olduğu kanaatlerini ifade etmektedirler.
Görüştüğümüz pek çok kaynak Kandil bölgesinde PKK gerillası birimlerinin olduğu gerçeğini teyit etmektedirler. Ancak hiçbir zaman köylerin içerisinde barınmadıklarını, köylere yakın mesafelerde kamplarının olmadığını da teyit etmektedirler. Kaldı ki kimi kaynaklar PKK gerillalarının sivil yerleşim birimlerinde konaklamalarının ve sivil halkla iç içe geçmelerinin kendi iç hukuklarınca yasaklandığı, buna aykırı tutum ve davranışların da disiplinsizlik olarak tanımlandığını belirtmektedirler. Bundan hareketle Zergelê katliamının Kandil bölgesinde bulunan tüm sivil halka, köylerini boşaltmaları için gözdağı niteliğinde bir saldırı olarak tanımlamaktadırlar.”

    TESPİTLER

    Raporun 7 maddelik ‘Tespitler’ başlıklı bölümünde ise şu bilgilere yer verildi:
”Bombardımana maruz kalan Zergelê köyünün, Ankara Hükümetinin resmi açıklamalarının aksine PKK kampı değil, sivil bir yerleşim yeri olduğu görülmüştür. Bombardıman sonucu hayatını yitirenler sivil ve silahsız insanlardır.
Kandil, yüze yakın köy ve mezranın bulunduğu geniş bir bölgedir. Tüm yerel kaynaklar bu sivil yerleşim birimlerinin içinde ve yakın çevresinde PKK’nin herhangi bir kampının hiç bir zaman olmadığını belirtmektedir.
Türkiye resmi makamlarının, saldırıdan önce Kürdistan Bölgesel Yönetimini bilgilendirdiklerine dair yaptığı açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Kürdistan Bölgesel Yönetimi saldırı sonrası bilgilendirilmiştir.
Ankara Hükümet yetkililerinin, Kürdistan Bölgesi resmi makamlarının da hava operasyonlarını desteklediğine dair yaptığı açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Bilakis görüştüğümüz tüm makamlar hava saldırılarından ve doğurduğu sonuçlardan duydukları rahatsızlıkları açıkça ifade etmişlerdir.
Hava saldırısı ve doğurduğu sonuçlar insan hakları hukukuna aykırı olduğu gibi insancıl hukukun da açık ihlalidir. Zira başka bir ülkenin sınırı 150 km aşılarak bir köy bombalanıp sivil bir katliam gerçekleşmiştir.
Bombardıman sonucu oluşan bu hukuk ihlalinde sorumluluk Türkiye Hükümetinin olduğu kadar, kullanılan silahları Türkiye’ye satan veya hibe eden ülkeler de bu sorumluluktan muaf değildir.
Bölgeye yönelik hava saldırıları, sivil insan katliamının yanı sıra yüzlerce hektarlık ormanlık alanın yanmasına, bu alan içinde bulunan bütün canlıların ölümüne ve doğanın tahribatına neden olmuştur.”

    ‘SORUMLULUK AKP HÜKÜMETİNDE’

    Sivillerin katliamıyla sonuçlanan TSK’nin hava saldırısının siyasi sorumluluğunun Türkiye hükümetinde olduğunun vurgulandığı raporda, “Hava saldırısının doğurduğu hukuki sorumluluk silsilesi içerisinde bulunan, talimatı veren, uygulayan ve kamuoyunu yanlış bilgilendiren tüm sorumlular hakkında huzurunuzda suç duyurusunda bulunuyoruz. Sınır aşırı hava saldırısının oluşturduğu tahribatın vahameti, saldırıda kullanılan uçak ve mühimmatın menşei ülkelerin hükümetlerini de bu saldırıdan sorumlu tutmaktadır. Türkiye Hükümetine bu mühimmatı veren ülkelere, söz konusu silahlarla sivillere dönük saldırılar gerçekleştirmemesinin garanti altına alınması çağrısında bulunuyoruz” denildi.
AKP hükümetinin, bu saldırının oluşturduğu korkunç tahribatı dikkate alarak askeri operasyonların çözüm olmayacağı gerçeğini görmeye davet edilen raporda, otuz yıllık çatışma pratiğinden de hareketle savaşın, çatışma, gözyaşı, yıkım, yoksulluk ve çözümsüzlüğü derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmayacağı belirtildi.

    ‘ACİLEN ÇİFT TARAFLI ATEŞKES SAĞLANMALI’

    Raporun sonunda, “1990ların savaş dili ve pratiğiyle barış inşa edilemez. Yine ifade etmek isteriz ki, çözüm konuşmaktır, diyalogdur ve müzakere masasıdır. Bir daha yeni trajedilerin, yeni savaş suçlarının ve telafisi imkânsız acıların yaşanmaması için acilen çift taraflı ateşkes çağrısında bulunuyoruz” ifadeleri yer aldı. ANF

  • Zulümdür! Hakarettir!

    Zulümdür! Hakarettir!

    Rojava’nın Cezire Kantonunda Daiş çeteleri ile girdikleri çatışmalarda yaşamlarını yitiren 13 YPG’linin cenazeleri altı gündür Habur Sınır Kapısı’nda bir tırın içerisinde bekletilerek ailelerine verilmiyor.

    Zulümdür! Hakarettir! 1

    Cenazeleri almak için cumhuriyet savcılığına başvuran ailelere, cenazelerin sınırdan geçirilmesi sorumluluğunun İçişleri Bakanlığı’nda olduğu, cenazeler sınırdan içeri girdikten sonra ancak otopsi işlemini savcılığın yapabileceği söylenmişti.

    HDP’nin Şırnak milletvekilleri 26 Temmuz’dan beri cenazelerin teslim edilmesi için ailelerle birlikte bekleyişini sürdürüyor.

    HDP Hakkari Milletvekili Selma Irmak, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi. “Ulusal ve uluslararası hukukta hiçbir karşılığı olmamasına rağmen yaptığımız bütün yasal başvurular sonuçsuz bırakılmakta ve cenazelerin girişlerine izin verilmemektedir” denilen önergede, bu durumun toplumun adalet vicdanını yaraladığı belirtildi.

    Sınır kapısında cenazesi bekletilen YPG’lilerden biri de 13 Temmuz’da Tel Abyad’a bağlı Siluk kasabasında hayatını kaybeden 21 yaşındaki Alman vatandaşı Kevin Jochim.

    Sınır kapısında yaşananlara bir tepki HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan gelmişti.

    Cenazelerin Daiş’e karşı savaşan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait olduğunu söyleyen Demirtaş, şu ifadeleri kullanmıştı: “Sizin emrinizle cenazelere hakaret ve işkence ediliyor. Bu mudur sizin huzur operasyonlarınız? Evet, evlatlarımız ölüyor. Evet, acılar çekiyoruz. Bütün acıları yüreğimizde hissediyoruz. Ama cenazelere hakaret edecek, cenazelere işkence yapacak kadar vicdanınızı yitirmemiş olmanızı temenni ediyorum.”

  • Saldırıyı Örtbas Etme Çabaları: Zergelê ‘Terörist Kampıymış’!

    Saldırıyı Örtbas Etme Çabaları: Zergelê ‘Terörist Kampıymış’!

    Güney Kürdistan’ın Kandil bölgesinde bulunan Zergelê’de 9 Kürt köylünün Türk savaş uçakları ile katledilmesinden yaklaşık on saat sonra Türkiye Dışişlleri Bakanlığı katliamı meşrulaştırmayı amaçlayan bir açıklama yaptı. Gün boyu susan bakanlık, akşam da Zergelê’yi “terörist kampı” ilan etti, katliama da “iddia” diyerek, bu iddiayı araştıracaklarını açıkladı.

    Türk Savaş Uçakları Kandil'de Köyü Hedef Aldı: Onlarca Ölü ve Yaralı 8

    Bu sabah saat 4 sularında Türk savaş uçaklarının Zergelê köyünü bombalamasının ardından 9 Kürt köylü yaşamını yitirmişti. Fırat haber ajansı ve Nuçe tv tarafından vahşi olayın görüntüleri yayınladığı halde Dıişleri bakanlığının ‘iddia’ kelimesini kullanması dikkat çekti.

    Saldırıda 9 sivilin katledilmesini “iddia” olarak değerlendiren Dışişleri Bakanlığı, katliamla ilgili yaptığı skandal açıklamada Zergelê için terörist kampı tanımlaması yaptı.

    Türk Dışişleri Bakanlığı, Zergelê köyünün PKK kampı olduğunu ileri sürdüğü açıklamasında “PKK kayıplarının yanı sıra sivil kayıplar da meydana geldiği  yönündeki haberler  üzüntüyle karşılanmış  ve haberlerde ileri sürülen iddialar hakkında inceleme ve araştırma başlatılmıştır” dedi.

    Türk Savaş Uçakları Kandil'de Köyü Hedef Aldı: Onlarca Ölü ve Yaralı 1

    “Tüm hedeflerin anlık istihbarat raporları doğrultusunda sivillerin bulunmadığına tam kanaat getirilen  alanlardan seçilmekte; sivil kayıplarının yaşanmaması için daima azami gayret özenle sarf edilmekte” olduğu iddia edilen açıklamada, Zergelê köyünden “Bahsekonu Zergele terörist kampında sivillerin bulunmadığı” şeklinde bahsedilmesi dikkat çekti.

     

    Türkiye dışişleri bakanlığı “terör örgütünün sivilleri canlı kalkan olarak kullandığı da maalesef bir vakıadır” diyerek “bu hususta temas halinde olduğumuz Irak Kürt Bölgesel Yönetimi makamlarıyla da ortak bir çalışma titizlikle yürütülecektir.  Bu çalışmalarımız sonucunda elde edilecek bulgular kamuoyuyla en kısa zamanda paylaşılacaktır” dedi.

     

    Türk savaş uçakları 2002 yılında da Kendakola’da 44, 2011 ağustos ayında da Kandil’in Kortek Mevkiinde 7 sivili katletmişti.

    KCK’DEN SERT AÇIKLAMA

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Kandil’de Zergelê Köyüne ve sivil halka yönelik saldırı, halkımıza karşı sömürgeci güçlerin yaptığı saldırıların son halkası olmuştur. Bu saldırıları tüm Kürdistan halkı olarak karşı durmadan durdurmak mümkün değildir. Bu açıdan tüm Kürdistan halkı ayağa kalkarak bu katliamın sorumlularına karşı mücadele etmelidir. Başurê Kurdîstan halkı da, Bakurê Kurdîstan halkı da, Rojava Kurdîstan halkı da, Rojhılat Kurdîstan halkı da; bölge halkları ve demokrasi güçleri de bu katliamlara karşı ayağa kalkmalıdır” dedi.

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı,  Türk devletinin Kürt halkına karşı yürüttüğü topyekun savaşı Bakur, Başur ve Rojava Kurdîstan’ın da sürdürdüğünü belirtti. KCK açıklamasında, “Bakurê Kurdîstan’da her yerde halkımıza saldırdığı gibi, bir haftadır Medya Savunma Alanları da durmaksızın uçak ve top saldırılarıyla bombalanmaktadır. Son olarak Güney Kürdistan’da Ranya’ya bağlı Zergelê köyüne saldırarak kadın, çocuk, yaşlı 10 köylüyü katletmiş, onlarcasını da yaralamıştır. Köyün yerle bir edilmesi, Güney Kürdistanlı bu köylülerin tümden katliamdan geçirilmek istendiğini göstermektedir. Bu saldırıyla Güney Kürdistan halkının da hedef alındığı ortaya konulmuştur.

    Bu saldırı, Güney Kürdistan halkına yapılan ilk saldırı değildir. 1990’lı yıllarda da onlarca Güney Kürdistanlı halkımız katledilmişti. 2001 yılı 15 Ağustos’unda Xınerê alanı Kendekolê köyünde uçakların bombalaması sonucu 50 civarında köylü katledilmişti. AKP hükümetinin Sri Lanka modeliyle Kürt Özgürlük Hareketi’ni tümden tasfiye etme saldırılarının parçası olarak 2011 yılında yine Qandil Ranya yolu üzerinde bir araba vurularak biri bebek, üçü çocuk olmak üzere 7 kişilik bir aile tümden yok edilmişti. Zergelê Katliamı, Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik yaptığı katliamların son halkası olmuştur. Bu katliamlarla Türk devleti köyleri boşaltmayı hedeflemektedir” denildi.

    ‘BU HAVA SALDIRILARI TÜRK DEVLETİNİN SAVAŞI GÜNEY’DE YANGINLAŞTIRDIRDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR’Katliamı Örtbas Etme Çabaları: Zergelê ‘Terörist Kampıymış’! 2

    KCK açıklamasında devamla şu hususlara yer verildi:

    “Türk devletinin Güney Kürdistan’a bu kadar pervasızca saldırması, köylüleri katletmesi, onlarcasını yaralaması, bağlarını bahçelerini harap etmesi, ormanlarını yakması, Güney Kürdistan hükümetinin sessizliğinden cesaret almaktadır. Zergelê Katliamının Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun Hewler ve Süleymaniye görüşmelerinden sonra olması tesadüfi değildir. AKP hükümeti bu saldırılarının meşruiyetini KDP açıklamalarına dayandırmaktadır. Zergelê Katliamı, Feridun Sinirlioğlu’nun yaptığı görüşmelerde saldırıların arttırılacağı ve köylülerin boşaltılması yönünde bir tehdit yaptığını göstermektedir.

    Bu hava saldırıları, Türk devletinin savaşı Güney Kürdistan’da yaygınlaştırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Türk devleti sadece Bakurê Kurdîstan halkının değil, tüm Kurdîstan halkının düşmanıdır. Rojava Devrimine gösterdiği düşmanlıkla tüm halkımız ve dünya bu gerçeği görmüştür. Eğer Türk devletinin bu saldırıları durdurulmazsa, saldırılar Kürdistan’ın tüm parçalarındaki halkımızın özgürlük mücadelesine karşı da sürdürülecektir. Bu açıdan bu saldırılara karşı direniş tüm Kürdistan halkının özgür ve demokratik yaşam direnişidir.

    ‘BAŞUR, BAKUR, ROJAVA, ROJHILAT’TA HALKIMIZ AYAĞA KALKMALIDIR’

    Kandil’de Zergelê Köyüne ve sivil halka yönelik saldırı, halkımıza karşı sömürgeci güçlerin yaptığı saldırıların son halkası olmuştur. Bu saldırıları tüm Kürdistan halkı olarak karşı durmadan durdurmak mümkün değildir. Bu açıdan tüm Kürdistan halkı ayağa kalkarak bu katliamın sorumlularına karşı mücadele etmelidir. Başurê Kurdîstan halkı da, Bakurê Kurdîstan halkı da, Rojava Kurdîstan halkı da, Rojhılat Kurdîstan halkı da; bölge halkları ve demokrasi güçleri de bu katliamlara karşı ayağa kalkmalıdır.

    Bu katliam vesilesiyle Güney Kürdistan hükümetini de bu saldırılara karşı tutumunu değiştirmeye ve bu saldırılara karşı direnen Kürt halkının yanında yer almaya çağırıyoruz. Tüm Güney Kürdistanlı siyasi güçler ve halkımız da Türkiye’nin bu saldırılarına karşı ortak hareket ederek bu saldırıları durdurmalıdır. Güney Kürdistan halkı da saldırıya uğrayan sivil yerleşim alanlarına yürüyerek bu saldırılara karşı tutumunu açıkça göstermelidir.

    ‘HALKIMIZ HİÇBİR ZAMAN YILMADI YILMAYACAK’

    Zergelê Katliamından saatler önce de Ağrı’da üç sivil katledilmiştir. AKP iktidarı döneminde katledilen yüzlerce sivile üç insan daha eklenmiştir. AKP, çatışmasızlığın olduğu dönemlerde bile onlarca sivili katletmiştir. AKP Hükümeti, savaş olsun olmasın sivillere saldırmayı halkı sindirmenin bir yolu olarak görmektedir. Tayyip Erdoğan’ın 2006 yılında Diyarbakır halkının şehit cenazelerine sahip çıkması karşısında“kadın d