Category: KÜRDİSTAN

  • Britanyalı YPG’liler’den ‘Corbyn’e Oy Verin’ Çağrısı

    Britanyalı YPG’liler’den ‘Corbyn’e Oy Verin’ Çağrısı

    Raqqa cephesindeki Britanyalı YPG gönüllülerinden ülkelerine mesaj var. YPG’nin sosyalist Britanyalıları olarak bilinen bir grup gönüllü savaşçı Britanya’da 8 Haziran’da yapılacak erken genel seçimler için İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’e destek çağrısı yaptı.

     

    Raqqa cephesinde DAİŞ çetesine karşı düzenlenen büyük operasyon için hazır bulunan bir grup İngiliz YPG’li “DAİŞ’i vur, Corbyn’e oy ver” yazılı dövizleri ile çektirdikleri fotoğrafı, Independent gazetesinin indy100.com adresli internet sitesine göndererek seçim öncesi Corbyn’e desteklerini belirtti. İnternet sitesi, İngiliz YPG’lilerin mesajını “DAİŞ’e karşı savaşan İngiliz YPG’liler Jeremy Corbyn’e oy vermenizi istiyor” başlığıyla yayınladı. Açıklamanın yayınlanmasından kısa süre sonra Corbyn’e destek mesajı sosyal medyada binlerce kullanıcı tarafından paylaşıldı.

    Corbyn tek isim

    Raqqa cephesindeki sosyalist İngilizlerin açıklaması şöyle: “Beslenme kaynaklarını ve maddi kaynaklarını kökünden keserek DAİŞ’i durdurabilecek tek isim Jeremy Corbyn’dir. Tüm dünya ve özellikle Avrupa açısından bu önemli süreçte, seçim konuşmalarında ve her toplantısında sadece Jeremy Corbyn, Ortadoğu ve Kürtlerin mücadelesine dikkat çekiyor. Corbyn, SDF ve Kürt güçlerinin DAİŞ’e karşı mücadelesini anlatan ve destekleyen tek isimdir ki bu Reqa operasyonu öncesinde çok önemlidir. Theresa May başbakanlığına devam ettiği sürece hem Suriye’de hem de ülkemiz Birleşik Krallık’ta hiç kimse güvende olamayacak.”

    Britanyalı YPG’liler: DAİŞ’i yok et, Corbyn’e oy ver

    DAİŞ’liler cirit atıyor!

    Daha önce Bob Crow Tugayı olarak bilinen Raqqa cephesindeki gönüllü sosyalist İngiliz YPG’liler kısa açıklamanın devamında, “Tüm insanlığın güvenliği için burada savaşıyoruz” ifadelerine de yer verdi.

    Grup ayrıca, May’e de DAİŞ destekçisi politikaları yüzünden eleştiride bulundu ve Manchester saldırısına dikkat çekerek saldırgan Salman Abedi’nin nasıl elini kolunu sallayarak ülkeye girdiğine dikkat çekildi.

    Silah ticareti yapıyor

    May’ın özellikle radikal dinci grupları destekleyen ülkelerle silah ticaretlerine de tepki gösterilen açıklamada şöyle denildi: “Kızarık burunlu milyoner ortakları ve muhafazakar partideki yandaşları ile yaptığı pazarlıklar sayesinde Theresa May, ülkesine hiçbir hizmet vermemiştir tam aksine Ortadoğu’ya kötülükler getirmiştir.”

    Rakka operasyonu başladı

    YPG öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Rakka kent merkezine yönelik operasyonun başladığını ‘Büyük Savaş’ başlığıyla ilan etti.

    Rakka’nın kuzeyinde bulunan Hezîma Kasabası’nda gerçekleşen basın açıklamasında DSG komutanları, Rakka Sivil Meclisi temsilcileri ve Eş Başkanı Leyla Mustefa ile bölge aşiretlerinin temsilcileri de hazır bulundu.

    Herkesin beklediği açıklama DSG Sözcüsü Telal Silo tarafından okundu.

    ‘Plan Koalisyon’la beraber hazırlandı’

    Açıklamada operasyona katılan güçler şöyle belirtildi: Ceyş El-Siwar (Devrimciler Ordusu), Cebhet El-Ekrad, El-Şemal El Dîmoqratî Tugayları, Aşiret Güçleri, Mexawir Humus Tugayları, Siqûr El-Rakka, Lîwa El-Tehrir, Türkmen Selçuklu Tugayı, Hemam Türkmen Şehitleri Taburu, Senadid Güçleri, Süryani Askeri Meclisi, Minbic Askeri Meclisi, Dêrazor Askeri Meclisi, Öz Savunma Güçleri, YPG, YPJ ve Nuxbe güçleri.

    Açıklamada,  operasyonun başta Rakka Sivil Meclisi ve Demokratik Suriye Meclisi (DSM) olmak üzere, bölgedeki aşiretlerin ileri gelenleri, kanaat önderlerinin büyük desteği ve bölge halkının yardımlarıyla gerçekleştiği aktarıldı.

    Ayrıca açıklamada, Rakka’ya yönelik savaş planının Uluslararası Koalisyon’la beraber hazırlandığının da altı çizildi.

    Silo, Reuters’a Suriye’den telefonla yaptığı açıklamada ise, “Rakka kentini özgürleştirme operasyonu dün başladı” dedi ve operasyonun kentin doğusundan, batısından ve kuzeyinden başladığını söyledi. Silo, “ DAİŞ sözde başkentini korumak için ölümü göze alacağı için çarpışmaların çok sert geçeceğini” ifade etti. .

  • Hanna Bohman: Kadının Ezilen Olma Pozisyonu YPJ İle Değişti

    Hanna Bohman: Kadının Ezilen Olma Pozisyonu YPJ İle Değişti

    “Şu anda işe yaradığımı hissediyorum. Bu işin bir parçası olmaktan çok mutluyum. Şimdi daha iyi bir insanım, diyebilirim. Sadece hava tüketen bir birey değil, bir şeylere faydalı olan bir insan olmayı başardığımı düşünüyorum” bu sözler Kürt kadınlarının DAİŞ’e karşı verdiği mücadeleden etkilenip YPJ’ye katılan Hanna Bohman’a ait.

    Röportaj: Erem Kansoy

    Hanna Bohman, özellikle kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinden etkilenip Rojava’ya gitti ve gördükleri ardından YPJ’ye katılma kararı verdi.

    YPJ saflarında birçok bölgede DAİŞ’e karşı savaşan, farklı alanlarda da görev alan Bohman, “Rojava’da aslında tam da tüm hayatım boyunca aradığım şeyi buldum. Bir soruna çözüm olabilmek için savaşmak, bana kendimi faydalı, işe yarar bir insan olarak hissettirdi” diyor.

    Londra’da görüştüğümüz ve Batılı bakışı birçok kez eleştiren Bohman, şimdilerde yeniden Rojava’ya dönmeye hazırlanıyor.

    Dünya, Bohman’ı Türk basınının “Kanadalı manken YPJ’ye katıldı” haberleriyle tanımıştı. Zira Bohman, Güney Afrika’nın yoksul ülkesi Zambia’da doğması ardından ailesiyle birlikte Kanada’ya göç etmiş, gençlik yıllarında ise çeşitli ajanslarda model ve sinema oyuncusu olarak çalışmıştı. Bohman’ın modelliği oldukça kısa sürmüştü ama Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadeleyi boşa çıkartmak isteyen medya organları için bu durum bulunmaz nimetti.

    Bohman, bu haberlere de tepkili: “Basının bunu neden yaptığını anlayabiliyorum aslında. Hepsi Batılı okuyucu kitlesinin dikkatini çekmek istiyor. O yüzden işte beni de “YPJ’li manken” diye haber yaptılar. Oysa benim Rojava’ya gitme amacım, Kürtlerin mücadelesine ortak olmak; bunun modellikle bir alakası yok.”

    Bohman’la Rojava’ya gidişini, motivasyonunu ve yaşadıklarını konuştuk.

    Rojava’ya gitmeye nasıl karar verdiniz?

    Hanna Bohman

    Dürüst olmam gerekirse Rojava’ya gitmemin en büyük sebeplerinden biri Kanada’da yetişmiş olmam. Kanada’da çok rahat ve sorunlardan uzak yetiştik; aslında “İnsanlığa olan borcumu ödemeliyim” hissiyle Rojava’ya gitme kararı aldım.

    Zambia’da çok fakir bir bölgede dünyaya geldim ve ailemin nasıl zorluklar yaşadığını biliyorum. Kanada’da hiçbir zorlukla yüzleşmeden büyümüş olmak ise büyük şanstı. Bunun oluşturduğu vicdanla Rojava’ya gittim.

    YPJ’ye neden katıldınız?

    İki nedenden: Birincisi, bu kadınların savaşıydı; ikincisi ise Rojava’daki kadınlar, tüm dünyanın ve Ortadoğu’nun kadınlarının hakları, eşitliği ve özgürlüğü için savaşıyordu.

    Rojava’da hangi bölgelerde bulundunuz? YPJ’deki göreviniz, pozisyonunuz neydi?

    Rojava’nın hemen hemen her yerine ayak bastım. Başta Kobanê, Til Temir. Geçtiğimiz yıl da Kobanê’de gezici ve denetleyici kontrol birliğiyle çeşitli bölgelere gittim. Halkla ilişkiler ve basın alanında çalıştım. Ayrıca yaklaşık 7 ay boyunca da keskin nişancı birliğinde görev aldım. Şu sıralarda medikal birliklere katılım çabasındayım. YBT’ye (Yekîneyên Bijîşkê Taktîkî, Taktik Doktorlar Birliği) katılıp sağlıkçı alanındaki boşluğu doldurmaya katkı sunmak istiyorum.

    YPJ’ye katılım kararı ardından hiç çelişkiye düştüğünüz, “Keşke yapmasaydım” dediğiniz zamanlar oldu mu? Umduğunuzu, aradığınızı Rojava’da bulabildiniz mi?

    Hiçbir zaman pişman olmadım; aksine şu anda “İyi ki yapmışım” diye düşünüyorum. Sadece anlık pişmanlıklarım olmuştu, halen de oluyor. İnanın bir aileniz varken ölümle burun buruna gelmeniz size anlık da olsa pişmanlık duygusu verebiliyor ama genel anlamıyla bakınca hiç pişman olmadım ve görevime devam etmek için geri dönüyorum.

    Rojava’ya gitmeden önce işe yarar bir insan olmak çabasındaydım. Rojava’ya giderkenki amacım da buydu. Dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirmek için verilen mücadelenin parçası olmanın bana daha iyi hissettireceğini düşünmüştüm. Ve evet, Rojava’da aslında tam da tüm hayatım boyunca aradığım şeyi buldum. Bir soruna çözüm olabilmek için savaşmak, bana kendimi faydalı, işe yarar bir insan olarak hissettirdi. Dünyada herkesin görmek isteyeceği sevgi ve barış için yürütülen savaşın bir parçası olmak, bana kendimi özel hissettirdi. Bundan dolayı diyebilirim ki, evet, Rojava’da aradığımı buldum.

    Rojava’nın çoğunlukla hangi bölgelerinde kaldınız?

    6 hafta Til Hemis’te görev yaptım. Burada intihar saldırısı yapmak isteyen DAİŞ‘lileri gözetleme görevindeydim. 6 hafta boyunca da Til Temir bölgesinde Şehîd Qamişlo Operasyonu’nda bulundum ve ön saflarda çatıştım. Kobanê’de birçok sefer bulundum ve orada da çeşitli görevler aldım. Yine Şedadê bölgesinin güneyinde bazı operasyonlara katıldım; o operasyonlarda sayısız köy ve mezra DAİŞ’in elinden kurtarılarak özgürleştirildi. Daha sonra 3 aylık bir dönem için Kanada’ya geri döndüm; çünkü çok fazla kilo kaybetmiş ve yorgun düşmüştüm. Daha sonra Rojava’ya geri dönerek Qamişlo Şehîd Fîraz Operasyonu’nda keskin nişancı olarak görev aldım. Operasyon öncesinde YPG Akademisi’nde de kısa süre yeniden bulundum ve Kürtçe dersleri aldım.

    Hanna Bohman

    Rojava’da sizi en çok zorlayan ne oldu?

    Özellikle arkadaşlarımın öldüğünü görmek. Bu en acı tarafı. Kaldıramadığım bir başka üzüntü ise tanıdığım birilerinin kaybolması. Çünkü orada kaybolmak demek, DAİŞ’in eline düşmüş olabillirsiniz demektir. O barbarların insanlara neler yaptığını aklınıza getirdiğinizde bu, inanın katlanılamaz bir acıya dönüşüyor. Tanıdıklarınızın, sevdiklerinizin cansız bedenlerini dahi bulamamak ya da hayatta mı, değil mi bilememek, beni orada en çok zorlayan şey oldu.

    Sizi Rojava’da en çok şaşırtan ne oldu?

    Cinsiyet eşitliği beni hem çok etkiledi hem de çok şaşırttı. Beklemiyordum. Bir Batılı olarak Ortadoğu’yu böyle hayal etmemiştim ama inanın ki çok şaşırdım. Rojava’daki kadın-erkek eşitliği, diyebilirim ki dünyanın başka hiçbir yerinde yok. Şunu çok net söyleyebilirim ki, Güney Kürdistan’dan tutun Kanada’ya kadar dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir yönetim biçimde kadın-erkek ilişkisi Rojava’daki eşitlik düzeyine ulaşmış değil.

    Batılı kültürde kadın ve erkeklerin eşit olduğunu zannediyoruz. Fakat inanın, durum böyle değil. Gerçekten cinsiyet eşitliğini görmek isterseniz Rojava’ya bakmalısınız. Bu beni Rojava’yla ilgili en çok şaşırtan şey oldu.

    Rojava’ya ilk gittiğimde sanki her şey normal ve olması gerektiği gibiymiş gibi hissettim. Bir kadın olarak içimde hep kendimi savunma hissi oldu. Rojava’ya ikinci gidişimde bu duygu yarı yarıya düştü. Son gittiğimde ise artık bir kadın olarak kendimi Batı’da Rojava’da olduğundan daha fazla savunmam gerektiğini hissettim. Çünkü Rojava’da kadınlar ile erkekler eşit.

    En mutlu eden şey peki?

    Tabii ki arkadaşlarım. Rojava’daki arkadaşlarımın çoğu Kürtler. Çünkü yabancı savaşçılar içinde çok drama oluyor; gereksiz konuşmalar, birbirini çekememek… Ben de bu hataya düşmüştüm ve bu gereksiz tartışmaların içinde yer aldığım oldu. Pişmanım ve buna bir daha izin vermeyeceğim. Fakat Kürtler öyle değil, sizinle samimi dostluklar kuruyorlar. O yüzden de en yakınlarım Kürtler oldu.

    Bu gidişimde Rojava’da sadece görevimi yapacağım; gereksiz spekülasyonlara, dedikodulara meydan vermeden Kürt mücadelesi için gereken neyse onunla uğraşacağım. Ve tabii ki bunu canım kadar sevdiğim Kürt dostlarımla yapacağım.

    Hanna Bohman

    Kobanê’ye sayısız kez gitmişsiniz. Oraya dair gözlemleriniz neler?

    Evet, birçok kez bulundum. Şehrin çok büyük bölümü ciddi yıkıma uğramış, kullanılamaz hale gelmişti. Kobanê, Rojava’daki en hayat dolu şehirlerden biri. Evet, çok büyük bir yıkımla yüzleşti ama şu anda Kobanê yaralarını sarıyor ve yeniden inşa hızla devam ediyor.

    Şunu da belirtmek istiyorum: Kobanê gün gelecek ve Ortadoğu’da bir başkent olarak görülecek. Çünkü buradaki çok kültürlülük ve ayrıca DAİŞ’e karşı savaş, Kobanê’yi dünyanın gündemine taşıdı. Şimdi işimiz, bu kenti yeniden inşa etmek.

    YPJ’ye katılma kararınız, özellikle mesleğiniz dolayısıyla çok tartışıldı ve ilgi gördü. Rojava’ya giderken nasıl bir yaşamı geride bıraktınız? Ne için bıraktınız?

    Ben geride benim için önemli olan hiçbir şeyi bırakmadım. Mesleğimin sürekli öne çıkarılmasından büyük rahatsızlık duyuyorum. Ben sadece mankenlik de yapmadım, farklı mesleki alanlarda çalıştım ve film sektöründe de görevler aldım. Fakat Batılı basın ve özellikle de saldırgan Türk basını mankenliğimi ön plana çıkararak aslında kendince Rojava’daki mücadelemizi boşa çıkarmaya çalışıyor. Buna izin vermeyeceğim.

    Kanada’dan Rojava’ya giderken arkamda ailemden başka önemli hiçbir şey bırakmadım. Rojava’ya çok pahalı evler, arabalar ya da lüks bir yaşantıyı geride bırakarak da gitmedim. Kaybedecek hiçbir şeyim olmadığını fark ettim ve öyle gittim. Çok sevdiğim bir işim yoktu; yaşadığım yeri de çok sevmiyordum. Rojava’ya gittikten sonra ise daha da geliştiğimi ve kendimi bulduğumu, mutlu olduğumu gördüm.

    Rojava, özellikle Kobanê direnişi esnasında da dünya dergilerine hep “güzel görünümlü YPJ’li kadınlarla” kapak oldu; birçok kişi bu yaklaşımın “esasa dair tartışma olmadığı için” yanlış olduğu eleştirisini yaptı. Bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?

    Basının bunu neden yaptığını anlayabiliyorum aslında. Hepsi Batılı okuyucu kitlesinin dikkatini çekmek istiyor. O yüzden işte beni de “YPJ’li manken” diye haber yaptılar. Oysa benim Rojava’ya gitme amacım, Kürtlerin mücadelesine ortak olmak; bunun modellikle bir alakası yok. Gerçekten bu konunun böyle gündeme gelmesinden çok rahatsızım fakat dediğim gibi medyanın neden böyle yaptığını da anlıyorum.

    Kürt kadınları son dönemlerde ‘Jineoloji’ kavramını yoğun bir biçimde gündemine aldı. Bu konuda sizin gözlemleriniz nelerdir?

    Batılı toplumlar için Jineoloji, tam bir ders. Bunu Batılılar da çok iyi anlamalı ve okumalı, örnek almalı. Batı’daki birçok insan devlet yönetimiyle mutlu ve düzeni değiştirmek istemiyor. Yetiştirilme biçimlerinden dolayı insanlar, sistemin aksaklıklarını göremiyor. Öcalan’ın Jineolojiyle ortaya koyduğu fikir, kadınları olduğu gibi tüm toplumu da geliştiriyor, eksikleri görüyor. Yeniliklere de açık. Elbette daha çok gelişmeli ama şu haliyle bile Batılı yaklaşımdan çok önde olduğunu söyleyebilirim.

    Rojava’daki kadınların özgürlüğünü biraz daha somut anlatabilir misiniz?

    Rojava’da YPJ, kadınları birliklere katılmak için zorlamıyor. Fakat bakın, orada kadınlar, özellikle DAİŞ‘in türemesi ardından yıllardır yüksek dört duvar arasında yaşıyor. YPJ’yle birlikte kadınlar, yaşamlarının kontrolünü kendilerinin alabileceğini anladı. Bunu gerekli görmeye başladılar ve pratikle uygulamayı başardılar. Şu anda YPJ’de kadınlar, erkeklerle minimum iletişim içinde. Ortadoğu’da kadınların yüz yıllardır ezilen olma pozisyonunu YPJ tamamıyla değiştirdi diyebiliriz. Bu Batı’da işlemez belki ama Ortadoğu’da, Rojava’da işe yaradı.

    İki yıldır bu savaşa hem tanık oluyor hem içinde yer alıyorsunuz. Bu süreç size ne kattı? Sizde ne değiştirdi?

    Şu anda işe yaradığımı hissediyorum. Bu işin bir parçası olmaktan çok mutluyum. Şimdi daha iyi bir insanım, diyebilirim. Sadece hava tüketen bir birey değil, bir şeylere faydalı olan bir insan olmayı başardığımı düşünüyorum. Bu durumdan kendi çıkarımı sağlamıyorum, bunu yaparak zengin de olmuyorum. Narsistçe duyulmak istemek de değil bu ama evet, popülerliğiniz artabiliyor; fakat bunları kendim için değil Kürtler için yapıyorum.

    Ülkenizde insanlar YPG/YPJ’ye nasıl bakıyor?

    Kanadalıların çoğu Rojava ve Kürtlerle ilgili herhangi bir bilgiye sahip değil. Batılı medya organları gerçekleri anlatmıyor. Neden mi? Çünkü Türklerle çıkar ilişkileri var. Bu nedenle de Kanadalılar ve genel olarak Batılılar, gerçekleri göremiyor, Kürtleri tanıyamıyor. Kanada sanki bir balonun içinde gibi; uzakta insanlar, evet DAİŞ’i duymuş ama ne olup bittiğinden hiç haberi yok.

    Peki Kanada devletinin yaklaşımı?

    Kanada devleti Rojava’yla ilgili ne düşünüyor, bilmiyorum ama edindiğim tecrübeyle diyebilirim ki birçok devlet çalışanı elbette DAİŞ tarafında değil özgürlük mücadele veren Kürtlerin tarafında. Ama devletin resmi olarak Kürtlere hiçbir desteğini görmedim. Bireysel diyelim; bireysel olarak Kanadalılar Kürtleri destekliyor. Başbakanın Kanada jetlerini bölgeden geri çektiğini de biliyorum. Kanada Türkiye’yle çok fazla çıkar ilişkisi de kurmuş değil ama yine de neden böyle sessiz anlamış değilim.

     

  • KCK’den Açlık Grevi Açıklaması: Bırakılmasını İstiyoruz

    KCK’den Açlık Grevi Açıklaması: Bırakılmasını İstiyoruz

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye ve Kürdistan’da 63 gündür devam eden açlık grevlerinin bırakılmasını istedi.

     

    KCK: Tutsaklar eylemleriyle AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen demokrasi mücadelesini de güçlendirmişlerdir. Bu açıdan bu direnişin daha fazla uzatılmasına gerek kalmamıştır.

    KCK: Tutsaklar eylemleriyle AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen demokrasi mücadelesini de güçlendirmişlerdir. Bu açıdan bu direnişin daha fazla uzatılmasına gerek kalmamıştır. Bizler de halkımız da gündemleşen konuların takip edilmesi ve bu yönlü mücadelenin başka yol ve yöntemlerle verileceği inancıyla süresiz dönüşümsüz açlık grevinin bırakılmasını istiyoruz.

    Yazılı bir açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı zindanlardaki tutsakların 63 gündür ölüm orucu olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu belirtti.

    Tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin, Kürt halkı üzerindeki faşist saldırıların, siyasi soykırım operasyonları ve zindanlardaki baskıların durdurulması için direnişe geçtiğini kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı şunları vurguladı: “300 civarındaki arkadaş ölüm orucunu sürdürürken, binlerce tutsak da dönüşümlü açlık grevi yürütmektedirler.

    Tutsakların bu düzeyde kapsamlı direniş içine girmek durumunda kalmaları, AKP-MHP faşist iktidarının Kürt düşmanlığını İmralı başta olmak üzere zindanlardaki uygulamalarıyla daha katmerli hale getirilmesi sonucudur. Tutsaklar halkımız üzerinde baskıların yoğunlaştırıldığı her dönemde olduğu gibi bugünkü baskılar karşısında da sessiz kalmamışlardır. Ömürlerini özgürlük mücadelesine verdikleri gibi, baskılar karşısında da ölümüne direnerek devrimci iradelerini ortaya koymuşlardır. Halkımız da her zaman olduğu gibi devrimci evlatlarının yanında yer almış, bu direnişi desteklemiştir.

    Tutsakların direnişi, halkın ve demokrasi güçlerinin desteğiyle devrimci tutsakların direniş gerekçesi olan İmralı’daki tecrit, cezaevindeki baskılar, demokratik siyasete yönelik siyasi soykırım saldırılar ve halk üzerindeki faşist saldırılar gerektiği kadar gündemleşmiş ve amacına ulaşmıştır. Bu eylemleriyle AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen demokrasi mücadelesini de güçlendirmişlerdir. Bu açıdan bu direnişin daha fazla uzatılmasına gerek kalmamıştır. Bizler de halkımız da gündemleşen konuların takip edilmesi ve bu yönlü mücadelenin başka yol ve yöntemlerle verileceği inancıyla süresiz dönüşümsüz açlık grevinin bırakılmasını istiyoruz. Direnişçilerin talepleri artık Özgürlük Hareketimizin, halkımızın ve kamuoyunun talepleri haline gelmiştir. Başta İmralı olmak üzere tüm zindanlardaki baskıların ortadan kalkması konusunda üzerimize düşün sorumluluk bundan sonra daha duyarlı biçimde yerine getirilecektir.

    İmralı ve zindandaki uygulamalar, halkımız ve demokratik siyaset üzerindeki baskılar bu direnişle daha fazla gündeme girmiş ve kamuoyuna mal olmuştur. Halkımız da demokratik kamuoyu da bizler de bundan sonra zindan direnişçilerinin gündemleştirdiği konuları takip edeceğiz ve bu yönlü gereken çaba içinde olacağız. Bu çerçevede halkımız ve demokratik güçlerden gelen talepler de dikkate alınarak ölüm sınırına gelen eylemler derhal sonlandırılmalıdır.

    Eğer gündemleşen bu konularda olumlu gelişmeler olmazsa; gerekirse ileride daha planlı ve örgütlü biçimde yeniden eyleme geçmeleri zindan direnişçilerinin iradesinde olan bir konudur. Bu temelde direnişlerini bir daha selamlıyor; amaçlarına ulaştıkları inancıyla eylemlerini bırakma çağrısı yapıyoruz.”

    Kaynak: Fırat Haber Ajansı

  • Londra’da Newroz coşkuyla karşılandı

    Londra’da Newroz coşkuyla karşılandı

    Londra’da Newroz kitlesel katılım ile karşılandı. Newroz coşkusu 7 den 70’e tüm vatandaşları Londra Finsbury Park’ında biraraya getirdi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Kötü hava koşullarına rağmen, yaklaşık 8 Bin yurtseverin kol kola halaylar çekip şarkılar söylediği Newroz alanı tam bir festival alanına dönştü. ‘Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü’ başlığı ile organize edilen Newroz şenliği bu yıl yine renkli geçti.

    Alanda Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan, YPG, YPJ, PKK, Roj Kadın ve Ciwanen Azad UK bayrakları dalgalandı. Programda yer alan sanatcı Rojda, Cihan Çelik, Koma Serxwebun ve Rojeya Stranen Jınen Kurd büyük alkış topladı.  Düzenlenen etkinlikte yer alan folklor ekibi de katılımcıları adeta bir birine kenetleyerek tüm alanın halay çekmesini sağladı. Londra’da Newroz coşkusu önceki günlerde düzenlenen resepsiyon, toplantı ve panellerle başlamıştı. Düzenlenen büyük park şenliği ile Londra’da Newroz coşkusu üst düzeye ulaştı. Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Evrim yılmaz, İngiltere İşçi Partili Milletvekili David Lammy, Green Party(Yeşiller)Sözcüsü’de birer konuşma yaparak tüm halkın Newrozunu kutladı ve mücadeleyi selamladılar.

    Festivalde, 2015 yılında Rojava’da şehid olan İngiliz YPG’li Kostas Erik Scurfield’ın annesi Vasiliki Scurfield’da duygusal bir konuşma yaptı. Scurfıeld konuşmasında, “Newrozu selamlıyorum, tüm şehidlerin şahsında Newroz coşkusu ile demokrasi ve barış adına Kürtlerin yüceltiği mücadeleye tam destek veriyorum. İŞİD gibi barbar insanların karşısında durabilen tek güç hep Kürtler olmuştur, eğer Kürtler savaşmasaydı bugün Avrupa ve dünyanın durumu çok kötü olurdu.” İfadelerinede yer verdi.

    Organizasyonda konuşmacı olarak hazır buluan Westminister Adalet ve Barış Komisyonu başkanı Joe Ryan gazetemize verdiği demeçte, Kürt halkının Newrozunu kutladı. Ryan “Kürt’lerin haklı mücadelesinin yanındayız, gelecek referandumda dayanışmayı büyüterek diktatörlüğe hayır oyu çıkacak ve demokrasinin Türkiye’de yıkılmasını önlemiş olacağız. Tüm güçler Kürt’ler ile birlik olmalıdır, bu süreçte yine Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Türk hükümeti ile görüşmelerini yeniden sağlamak için çaışmalarda yürütülmelidir. Öcalan’ın Ortadoğu ve Türkiye için çözümlemelri barış ve demokrasiyi coğrafyaya getirecektir. Kürdistan, Türkiye ve İngiltere’deki tüm Kürt insanlarının Newrozunu kutluyorum saygıyla selamlıyorum.” Dedi.

    Yarın (21 Mart) saat 17:00’de de Haringey’de buluunan Kürt toplum merkezinde Newroz kutlaması yapılacak, Ciwanen Azad UK’in organizasyonunda Londra’da Newroz ateşi yanacak.

  • YPG Saflarında Savaşan İngiliz Yaşamını Yitirdi

    YPG Saflarında Savaşan İngiliz Yaşamını Yitirdi

    Rojava’da YPG saflarında savaşan İngiliz savaşçı Ryan Lock, devam eden Fırat’ın Gazabı operasyonunda yaşamını yitirdi. 21 Aralık’ta yaşamını yitiren Lock, Rojava’da yaşamını yitiren üçüncü İngiliz vatandaşı oldu.

     

    İngiltere’nin West Sussex bölgesinde bulunan Chichester kentinden olan Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock 21 Aralık’ta Raqqa yakınlarında Daişli çeteler ile çıkan çatışmada yaşamını yitirdi.

    ‘Altın Bir Kalbi Vardı’

    Ryan Lock’un babası Jon Lock yayınladığı mesajda; ‘Ryan herkese yardımcı olmak için her şeyi yapabilecek çok yardımsever ve seven bir çocuktu. Altın bir kalbi vardı.’ dedi.

    20 yaşındaki Ryan Lock (Berxwedan Givara) geçtiğimiz Ağustos ayında İngiltere’den Rojava’ya giderek YPG-Halkın Savunma Birliklerine katılmıştı. Lock, 31 Ağustos’ta facebook hesabında yaptığı paylaşımda; ‘Rojava’ya gidiyorum. Türkiye’ye gideceğim diye yalan söyledim. Kimseye anlatamadığım için özür dilerim. Hepinizi çok seviyorum. Altı ay sonra geri döneceğim.’ diye yazmıştı.

    ‘Kıtaları Aşıp Mücadeleye Katıldı’ 

    Ryan Lock’un şehadeti ile ilgili YPG adına yayınlanan bildiride, aileye baş sağlığı dilendi. Yayınlanan bildiride şunlar belirtildi; ‘Ryan, Daiş terörünün Rojava ve Kürdistan için oluşturduğu risk ve tehlikelere karşı savaşan YPG güçlerimiz ile birlikte aktif olarak yer alıyordu. 21 Aralık gecesinin karanlık saatlerinde cesur yoldaşımız Ryan’ı dört yoldaşımızla birlikte Jaber köyü yakınında kaybettik. Ryan, genç savaşçılarımız için örnek teşkil eden bir savaşçı kişiliğine sahipti. O halkımız ve insanlık için kıtaları aşıp gelerek mücadeleye katıldı.’

    ‘Lanet Olsun Türk Devletine’

    24 Kasım’da Türk ordusunun YPG mevzilerine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırılarında Ryan Lock ta yaralanmış, tedavisi tamamlandıktan sonra tekrar cepheye geri dönmüştü. Türk ordusunun hava saldırısında Alman Anton Leschek, Amerikalı Michael İsrael ile birlikte 12 YPG savaşçısı yaşamını yitirmişti. Yaşanan saldırıdan sonra Ryan Lock facebook hesabından yüzünde yaralar olan fotoğrafı ile birlikte; ‘Daiş’in elinden bir köyü daha alırken Türk jetleri tarafından saldırıya uğradık. Anton ve Michael yoldaşlarım yaşamını yitirdi. Erdoğan’a ve Türk devletine lanet olsun.’ şeklinde paylaşımda bulunmuştu.

    Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock, YPG saflarında savaşırken yaşamını yitiren üçüncü savaşçı oldu.

    25 yaşındaki Konstandinos Erik Scurfield, 2 Mart 2015’te Tel Hamis yakınlarında yaşamını yitirmişti.

    22 yaşındaki Dean Evans, ise 21 Temmuz 2016’da Minbic’te yaşamını yitirmişti.

    Kaynak: Guardian

    ryan-lock-1
    Ryan Lock (Berxwedan Givara)
    ryan-lock2
    Ryan Lock (Berxwedan Givara)
    ryan-lock
    Ryan Lock (Berxwedan Givara)
    ryan-lock-4
    Ryan Lock (Berxwedan Givara)
    ryan-lock3
    Ryan Lock (Berxwedan Givara)
  • Yaşamını Halkına Adayan Sakine Cansız Anısına

    Yaşamını Halkına Adayan Sakine Cansız Anısına

    Bulunduğumuz bölge derneği, Şehit Sakine Cansız belgeselinin gösterimini organize etti. İlk defa izlediğim belgesel, duygusal anlar yaşattığı kadar, nasıl bir yaşamın cevabını, Kürt mücadelesini bugünlere getiren olağanüstü emeğin akışını ve doğal devrimciliğin ne kadar hayati olduğunu hatırlattı bizlere.

    Bülent Bingöl

    Herkesin bir şekilde sonuçlar çıkardığı tarihimizi anlatan belgeselde, kişisel olarak iki sonuç çıkardım.

    A- Sakine Cansız’ın halkına yaklaşımı ve devrimci yaşamı bir kadının çocuğuna içgüdüsel ruh ve fedakarlıkla yaklaşımıdır.

    Modern sistemin bağımlısı yaşamımız ister kadın ister erkek olarak  hem ruhsal ve felsefi hem de fiziksel uğraşlarımız anlamında  asosyaldir ve ilerletmiyor.

    Kadın, yaşadığımız zamanda bile sistemin tüm kuşatılmışlığına ve bireyselliğe  sevk eden motivasyonuna rağmen çocuğa ruh ve yaşam veriyor. Ancak bugün mesele kadına bu verdiği olağanüstü emeğin kendisini ve çocuğunu yalnızlığa, bireyselliğe ve yenilgiye teslim edeceğini gösterecek somut uygulanabilir programın ortaya konmamasıdır.

    Sakine Cansız’ın halkını ve ülkesini bir kadının ve annenin içgüdüsel ruhuyla çocuğu yerine koyup o hassasiyetle emek vermesi Kürdistan mücadelesini büyütmekle kalmamış, insana asıl mutluluğun ve özgür yaşamın yolunu göstermiştir. Onun için Sakine Cansız büyük devrimcidir.

    Sakine Cansız’ın yaşamı kadın emeğinin bireysel ve küçük aile hezeyanlarıyla kadını tüketen anlayışın yerine kadın emeğini toplumsallaştırarak gerçek anlamda var olmanın yolunu gösteriyor.

    Bütün mesele başta kadına ve tüm insanlığa bireysel üretim ve yaşamlarının doğal toplumsallık (goygoycu -popülist toplumculuk değil) olmadan olamayacağını sosyal siyasal kültürel ve ekonomik  bütünlüklü kombinasyonla  gösterebilmektir.

    B- Sakine Cansız kendisini tamamen bireysellikten arındırarak, kapitalist sistemin tüm dayatmalarına karşı demokratik modern toplumun yaratıcısı ve ideal devrimcisi olmuştur.

    Sistem genel olarak toplumu maddiyata, çarpık fizikselliğe, apoletlere, statülere  boğarak  şahsiyet haline getirip popülist zehirinde kahır içinde ölüme terk eder.

    Sistemin bu anlayışının kurbanları sadece sıradan topluluklar olmamıştır, bir çok sözde devrimci geçinen üstenci grup ve liderler de kurban olmuşlardır.

    Bir çok devrimci örgütte başlangıçtakilerin olmasa dahi sonraki bir çok asalak  devrimci kılıklı tipler asosyallik veya mirasa konma hazanıyla statülere sığınarak devrimlere ihanet etmişlerdir.

    Statülerle , apoletlerle topluma çobanlık yapma niyetinde olmuşlardır. Sonları hüsran olmuştur.

    İşte bu noktada başta Kürt mücadalesinin Önderi, Öncüleri ve Sakine Cansızlar kendilerini halk içinde eriterek halkın iradesini ortaya çıkardılar.

    Sakine Cansız hiç bir statüye sığınmamış en yakın yoldaşının yanlışına haksızlığına siper olmuş, karşı duran ; şiyarı vijdan ve adalettir. Örgütü İçinde de devrimci ilkelere bağlı kalmış, yoldaş olabilmiş ve yine düşmana karşı da  en radikali olmuştur.

    Bulunduğu Amed cezaevindeki Kadın koğuşunda bir tek kadın mahkumun itirafçı veya işbirlikçi olmayışı onun olağanüstü yoldaşlığındandır.

    Amed Cezaevinde İşkenceci Esat Yıldıran’nın yüzüne halkı için tüküren odur.

    Halkının yaşadığı acıya karşılık Amed’te İşkence de göğüsleri kesilirken ah demeyi ayıp sayarak kendini halkına karşılıksız adayacak kadar fedaileşiyor.

    Belgeselde Sakine Cansız yaşadığımız sorunların çözümünü hayatıyla anlatıyor. Ortaya konulan emeğin toplumsal ve apoletsiz olmadan  vicdanın, ahlakın, adaletin, aklın, mutluluk ve refahın olamayacağını  anlatıyor.  Özgür bireye, mutlu küçük aileye büyük aile olunamadan asla  erişilemeyeceğini anlatıyor.

    Sakine Cansız İç içe geçmiş bütünlüklü Sosyal siyasal kültürel ve siyasal örgütlenmeler  kurulurken nasıl bir yaşamın cevabını veriyor .

    Doğa Ananın kızı Dersimin kızıl gülü Sakine can veriyor, yol gösteriyor.

    Minnetle…

     

  • Ankara’nın Yakalama Kararına Salih Müslim’den Sert Cevap

    Ankara Cumhuriyet Başsavcısının yakalama kararı çıkarttığı PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, gazetemize yaptığı açıklamada, bu kararın ciddiyetten uzak bir karar olduğunu ve ne kendilerinin ne de dünyanın bu kararı ciddiye almayacağını söyledi.

    Aladdin Sinayiç

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği skandal karara Müslim’den yanıt geldi.

    Bir dizi etkinlik için Londra’da bulunan Müslim, gazetemizin bu karar ile ilgili sorusuna şu cevabı verdi; ‘‘Türkiye’de hukuk, kanun ve yasaların kalmadığını tüm dünya biliyor. Tümden diktatörlüğe girmiş bir süreç var. Alınan karar yargı kararı falan değil, tamamen sultanın fermanıdır. Ankara’daki patlamayla ne ilgimiz ve alakamız olabilir ki. Skandal bir karar. Daiş terror örgütü sıkıştıkça, Ankara’da rahatsızlık ve saldırganlık artıyor. Türkiye’nin saldırganlığı, Daiş’in yenilgisiyle bağlantılı. Bu yüzden Ankara’nın yakalama kararı vermesi, ciddiye alınacak bir karar değil.’’

    Müslim bu akşam Britanya parlamentosunda daha detaylı açıklamalarda bulunacak.