Category: KÜRDİSTAN

  • Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Başkent Londra’da düzenlenen bir halk toplantısında konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Kürt halkının önünde çetin bir mücadele dönemi olduğunu belirterek, yeni sistemlerini demokratik federal sistem olarak tanımladıklarını ve bu sistemi tüm Suriye için istediklerini söyledi. Müslim, Türk cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın, Demirtaş için ‘YPG gelsin sizi kurtarsın’ sözüne de cevap vererek, ‘Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcudur’ dedi.

    Aladdin Sinayiç

    Bir dizi toplantı ve görüşme için Britanya’da bulunan Demokratik Birlik Partisi-PYD Eşbaşkanı Salih Müslim Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde konuştu. Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Müslim önemli değerlendirmelerde bulundu. Müslim’in El Bab konusu, YPG’nin Minbic’ten çekilmesi, Rakka operasyonu ve Türk devletinin Kuzey Kürdistan’a yönelik saldırılar başta olmak üzere bir çok konuda görüşlerini ifade ettiği toplantıya yoğun bir katılım oldu.

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in toplantıda yaptığı değerlendirmelerden öne çıkanlar;

    20’inci yüzyılda başaramadıklarını şimdi yapmak istiyorlar

    Halkı köklerinden koparmak istiyorlar. Bir yok etme politikası. Siyasetleri buydu. Özellikle Türkler, 20 yüzyılda isteyip te başaramadıklarını, 2’inci yüzyılda yapmak istiyorlar. Bundan öte de planları vardı. Dört yıl önce söylüyorduk, kimse inanmıyordu. Fakat bugün her şey ortaya çıktı. Mesele sadece Rojava meselesi değildi. Mesele Kuzey Kürdistan’dı. Rojava üzerinden halkı soykırımdan geçirmek, bölgenin demografisini değiştirip istedikleri gibi dizayn etmek. Sonrasında da Rojava’da yaptıklarını Kuzeyde de yapmak. Srilanka örneğindeki gibi bir planlamaları vardı. Önce Kobane’yi Daiş eliyle hal edeceklerdi, sonra da Kürdistan’ın diğer kentlerini.

    Şırnak’ın Kobane’den Farkı Yok

    Yaptıklarını hepiniz görüyorsunuz; Cizre’nin, Şırnak’ın Kobane’den farkı yok. Oralarda yapılanların Kobane’den yapılanlardan farkı yok. Evleri yıkılan Şırnak halkının kentin kıyısında kurdukları çadırlara bile tahammül edemeyip onları da yaktılar. Bunun anlamı şudur, bu toprakları temizlemek istiyorlar kendilerince. Osmanlı tarihinde yapılanlar bir nevi tekrarlanıyor. Orta Anadolu Kürtleri nereden geliyor. Bunların hepsi Kürdistan’dan zorla göç ettirilen insanlar. Hepsini asimile edip eritmek için. Mesela şuanda Maraş’ta yapılmak istenen kamp ta bu planın bir parçasıdır. Tamamı Alevi olan bir yerleşim yerine Sünni Arapları getirmenin anlamı budur.

    Bu bir ahlak savaşıdır

    Ahlak savaşı veren, insani değerlere bağlı olan, sadece özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren bir hareketiz, başka da bir amacımız yok. Diğer tarafta ise tüm dünyanın korktuğu Daiş ve El Nusra gibi bir terör var. Bu yüzden tüm uluslararası güçler planlarını yeniden gözden geçiriyor. Kürtler yeniden tarih sahnesine çıkıyor, tarihte ilk defa bu düzeyde tanınıyor. Mesela 1 Kasım dünya Kobane gününde uluslararası düzeyde bu kadar büyük destek görüyorsak bu bizim için bir değerdir. Bu bir tanınmadır, birçok halktan şehitlerimizin olması da bunun bir göstergesidir.

    Çetin bir mücadele Kürtleri bekliyor

    Bu durum Kürtler başardı anlamına gelmiyor. Önümüzde çetin bir mücadele var. bunu askeri anlamda söylemiyorum, askeri mücadele günlük olarak devam ediyor zaten. Biz şuan Rojava’da bir sistem inşa ediyoruz. Tabi biz bu sistemi sadece Rojava için değil tüm Ortadoğu için istiyoruz. Kendimiz için 2012’den beri demokratik özerklik inşası yürütüyoruz. Ama bize yeni katılan Minbic, Gre Spi ve benzeri yeni bölgeler var. Bunlarda Arap nüfusu da yoğun. Bu noktada sistemimizi de değiştirme mecburiyetimiz var. Tüm halkların birlikte yaşayabileceği demokratik bir sistem. Bu sistemi de şimdi federalizm olarak tanımlıyoruz. Tüm Suriye için demokratik federal bir sistem. Ancak birileri halen Kürtlerin irade sahibi olduğu bir sistem istemiyor. Kendilerinin sistem önerileri de yok. Suriye eski Suriye olmayacak, bu mümkün değil. Bunu herkesin görmesi lazım.

    Bunlar ne ordudur, ne özgürdür, ne de Suriyelidir!

    Bizim için El Bab’ın kuzeyindeki köyler çok önemli. Tabi Türkiye baştan beri dillendirdiği güvenli bölge planını uygulamanın peşinde. Demografik değişiklikler yapmanın peşinde. Bir yandan da Daiş ile ilişkisinin kopmasını istemiyor. Bu sebeplen de tankıyla, topuyla ve savaş uçaklarıyla oraya giriyor. Şimdiye kadar El Bab’a ulaşmış değil. Ulaşabileceğini de sanmıyorum. Bizimkiler doğudan doğru 7-8 kilometre El Bab’a yakınlar. El Bab’ın 10 km güneyinde de rejim güçleri var. Özgür Suriye Ordusu yalandır bu noktada. Bunlar ne ordudur, ne özgürdür ne de Suriyelidir. Bu konuda uluslararası koalisyon da halen bir karar vermiş değil. Türk ordusu ilerlemek istedi, bizimkiler durdurdu. Tabi direk Türk ordusu ile değil, ÖSO denilen güçlerle oldu çatışmalar. El Bab halen Daiş’in elinde. Türk devletinin de halen Daiş ile ilişkisi kopmuş değil. Orada savaşan güçler DSG değil, oradaki yerel güçler, El Bab askeri meclisi, Cephe tul Ekrad gibi.

    Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcu

    Rojava’dan baktığımızda, bizim açımızdan Erdoğan ile Bağdadi arasında bir fark yoktur. Daiş Suriye’de ne yapıyorsa, Erdoğan da Kuzey Kürdistan’da aynısını yapıyor. Kuzey Kürdistan halkıyla dayanışmak sorumluluğumuzdur, mecburuz buna. Tayip Erdoğan çıkıp Demirtaş için, ‘YPG gelsin size kurtarsın’ diyor. Burada şunu belirtmek isterim. Onları kurtarmak bizim boynumuzun borcudur. Devlet bizi bunları söylemeye mecbur bırakıyor. Evet sonuna kadar mücadele edip Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayacağız.’’

    Bayrak meselesi ulusal kongre meselesidir

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim yaptığı sunumdan sonra halkın sorularını yanıtladı. Kürdistan bayrağı ile ilgili gelen soruya da cevap veren Muslim, mevcut bayrağın Kürdistan Bölgesel Hükümeti meclisi tarafından kendilerini sembolize eden bayrak olarak karar altına alınıp kullanıldığını ve tüm Kürdistanı temsil edecek bir bayrağın henüz Kürtlerin geneli tarafından belirlenip karar altına alınmadığını ifade ederek, bayrağın da yapılacak Kürt ulusal konferansında ancak çözülebileceğini ve Ulusal kongrede alınacak karara da herkesin saygı duyacağını ifade etti. Kürdistan bölgesel hükümetini temsil eden bayrağa sonsuz saygıları olduğunu ancak bunun kendilerini temsil etmediğini, çünkü bayrak ile ilgili Kürt halkının genelinin verdiği bir karar olmadığını ifade etti. Bayrak konusunun çözümü için ulusal kongreyi işaret eden Muslim, bir bayrakta tüm Kürdistan halkının kararının olması gerektiğini belirtti.

    YPG görevini tamamlayıp Minbic’ten çekilmiştir

    YPG’nin Minbic’ten çekilmesiyle ilgili gelen soruya da Muslim; ‘‘YPG tüm Kürdistan halklarının çıkarları ve güvenliği için kuruldu. Minbic gibi yerlerde yerel güçler oluştuğunda ve güvenliklerini sağlayabilecekleri noktaya geldiklerinde YPG’nin orada durmasına ihtiyaç kalmaz. Tabi bu mesele Türkiye ile ABD arasında bir krize de dönüştü. En son orada askeri eğitim için kalan 200’yakın bir güç vardı, onlar da görevini tamamlayıp geri çekildi. Madem krize neden oldu, al sana çekiliyoruz ve Raqqa’ya ilerliyoruz. Kimse Minbic’i merak etmesin, orası Ebu Leylaların diyarıdır, orayı koruyacak yiğitler var.’’

    saleh-muslim3

    salih-muslim6

    saleh-muslim4

    saleh-muslim2
    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim
  • DBP’li Belediyelere Yönelik Saldırıların Bilançosu

    DBP’li Belediyelere Yönelik Saldırıların Bilançosu

    Türk devletinin DBP’li belediyelere yönelik siyasi soykırım saldırıları hız kesmeden devam ediyor. HDP eş genel başkanları, milletvekilleri ile DBP Eş Genel Başkanı’nın yanı sıra DBP’li 37 belediye eş başkanını da rehin alan Türk devleti, yine 38 DBP’li belediyenin de iradesini gasp etti.

     

    38 EŞ BAŞKAN GÖREVDEN ALINDI, 37’Sİ TUTUKLANDI

    Kürt siyasi hareketine dönük saldırılar sürerken, bu kapsamda HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu milletvekilleri, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata, Amed Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı tutuklandı. Yine çok sayıda belediye eş başkanı, MYK ve PM üyesi ile partililer de tutuklanmış durumda. Adeta açık bir cezaevine dönüştürülmüş olan Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların ardı arkası kesilmezken, AKP/Saray’ın inkar ve imha konseptini hayata geçirdiği il, ilçe ve beldelerde Kürt siyasi hareketi ve mücadelesinin ne denli sahiplenildiği ve desteklendiği de geride bırakılan seçimlerde ortaya çıkan sonuçlara bakılınca daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

    Şu ana kadar DBP’li olan 34 belediyeye direkt olarak, 4 tanesine de fiili olarak kayyum ataması yapıldı. Toplamda DBP’li 38 belediyeye dönük sivil bir darbe gerçekleştirilmiş durumda. DBP’li 38 belediye eş başkanınIN görevden alınması ve 4’ü eş başkan vekili olmak üzere DBP’li 37 belediye eş başkanın tutuklu olması, yine DBP’li 7 belediye eş başkanın hakkında da arama kararının bulunması Türkiye’de AKP/Saray öncülüğünde her geçen gün daha da derinleştirilen kaosun boyutunu gözler önüne seriyor. Ayrıca DBP’li 43 belediye eş başkanı da kimisi gözaltına alındıktan sonra kimisi de tutuklandıktan sonra görülen dava kapsamında serbest bırakıldı.

    KAYYUM ATANAN BELEDİYELER VE OY ORANLARI

    Van, Mardin büyükşehir belediyeleri ile Dersim ve Siirt belediyelerine atanan kayyumlar ile birlikte 4’ü fiili olmak üzere aralarında Amed Büyükşehir Belediyesi’nin de olduğu DBP’li 38 belediyeye kayyum atanmış durumda.

    Kayyum atanan DBP’li belediyeler ve son seçimlerde aldıkları oy oranları şöyle:

    *DBP’nin yüzde 55.89 ile aldığı Batman Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Şeref Aksoy.

    *DBP’nin yüzde 66.83 ile aldığı Hakkari Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Coney Epçim.

    *DBP’nin yüzde 48.43 aldığı Diyadin Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mekan Çeviren.

    *DBP’nin yüzde 50.45 aldığı Beşiri Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mustafa Maslak.

    * DBP’nin yüzde 52.43 aldığı Gercüş Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ünal Koç.

    * DBP’nin yüzde 69.55 ile aldığı Silvan Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Murat Kütük.

    * DBP’nin yüzde 54.41 ile aldığı Sur Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Bilal Özkan.

    * DBP’nin yüzde 39.08 ile aldığı Hınıs Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Bülent Ay.

    * DBP’nin yüzde 51.67 ile aldığı Tuzluca Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam İbrahim Civelek.

    * DBP’nin yüzde 60.16 ile aldığı Dargeçit Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam M. Yaşar Yeşiltaş.

    * DBP’nin yüzde 64.4 ile aldığı Derik Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam M. Fatih Saltürk.

    * DBP’nin yüzde 61.71 ile aldığı Mazıdağ Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Halit Benek.

    * DBP’nin yüzde 78.78 ile aldığı Nusaybin Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ergün Baysal.

    * DBP’nin yüzde 45.84 ile aldığı Bulanık Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ömer Şahin.

    * DBP’nin yüzde 52.37 ile aldığı Eruh Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Murat Dayanç.

    * DBP’nin yüzde 52.58 ile aldığı Suruç Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Tarık Açıkgöz

    * DBP’nin yüzde 81.61 ile aldığı Cizre Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ahmet Adanur

    * DBP’nin yüzde 78.19 ile aldığı Silopi Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Savaş Konak.

    * DBP’nin yüzde 78.9 ile aldığı İdil Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Ersin Tepeli.

    * DBP’nin yüzde 50.91 ile aldığı Edremit Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam İbrahim Özkan.

    * DBP’nin yüzde 49.43 ile aldığı Erciş Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam M.Şirin Yaşar.

    * DBP’nin yüzde 48.32 ile aldığı İpekyolu Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Önder Can.

    * DBP’nin yüzde 71.62 ile aldığı Özalp Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Serdar Karal.

    * DBP’nin yüzde 56.22 ile aldığı İkiköpru Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mustafa Maslak.

    * DBP’nin yüzde 61.75 ile aldığı Hoşhaber Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Bilgehan Karafil.

    * DBP’nin yüzde 45.8 ile aldığı Hani Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Yusuf Turan.

    * DBP’nin yüzde 55.32 ile aldığı Amed Büyükşehir Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Cumali Atilla.

    * DBP’nin yüzde 60.91 ile aldığı Şırnak Belediyesi. Atanan kayyum vali yardımcısı Turan Bedirhanoğlu.

    * DBP’nin yüzde 63.40 ile aldığı Varto Belediyesi. Atanan kayyum kaymakam Mehmet Nuri Çetin.

    * DBP’nin yüzde 35.12 ile aldığı Bitlis Ahlat – Ovakışla Beldesi.

    Son olarak da Siirt Belediyesi, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Van Büyükşehir Belediyesi ve Dersim Belediyesi’ne kayyum atayarak halk iradesini gasp eden AKP/Saray rejimi, toplamda 34 DBP’li belediyeye direkt olarak ve Viranşehir, Halfeti ve Bozova belediyelerine de fiili kayyum olarak ilçe kaymakamlarını atayarak Kürt halkına karşı düşmanlığını bir kez daha ortaya koyuyor.

    TUTUKLU DBP’Lİ BELEDİYE EŞ BAŞKANLARI

    1 – Adile Kozay – Gever Belediye Eş Başkan Vekili

    2- Dilek Hatipoğlu – Hakkari Belediyesi Eş Başkanı

    3- Nurullah Çiftçi – Hakkari Belediyesi Eş Başkanı

    4- Sevil Rojbin Çetin – Edremit Belediye Eş Başkanı

    5- Handan Bağcı – Van Özalp Belediye Eş Başkanı

    6- Ali Çam – Iğdır Hoşhaber Beldesi Eş Başkanı

    7- Diba Keskin – Erçiş Belediyesi Eş Başkanı

    8- Rahmi Çelik – Bulanık Belediyesi Eş Başkanı

    9- Burhan Kocaman – Elazığ Karakoçan Belediye Eş Başkanı

    10- Cennet Ayık – Elazığ Karakoçan Belediye Eş Başkanı

    11- Zeynep Şimşik – Dargeçit Belediye Eş Başkanı

    12- Seyran Argan – Beytüşşebap Belediye Eş Başkanı

    13- Abdurrahman Çağan – Erçiş Belediyesi Eş Başkanı

    14- Abdulkerim Erdem – Derik Belediye Eş Başkanı

    15- Sabahat Çetinkaya – Derik Belediye Eş Başkanı

    16- Hazal Aras – Diyadin Belediyesi Eş Başkanı

    17- Kasım Ağgün – Iğdır Hoşhaber Beldesi Eş Başkanı

    18 – Aygün Taşkın – Ergani Belediye Eş Başkanı

    19 – Figen Yaşar – Bulanık Belediyesi Eş Başkanı

    20- Nazmi Çoşkun – Hakkari Belediyesi Eş Başkan vekili

    21- Şerafettin Özalp – Özalp Belediye Eş Başkanı

    22- Nevin Oyman – İdil Belediyesi Eş Başkanı

    23- Tülay Karaca – Erzurum Tekman Belediye Eş Başkanı

    24 – Abdurahman Zorlu – Hani Belediyesi Eş Başkanı

    25 – Mehmet Muhdi Aslan – İdil Belediyesi Eş Başkanı

    26 – Zilan Aldatmaz – Van Saray Belediye Eş Başkanı

    27 – Gültan Kışanak – Amed Büyükşehir Belediyesi Eş başkanı

    28 – Fırat Anlı – Amed Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı

    29 – Suna Atabay – Van Çaldıran Belediyesi Eş Başkanı

    30 – Ahmet Demir – Ovakışla Beldesi Eş Başkanı

    31 – Servin Karakoç – Ovakışla Beldesi Eş Başkanı

    32 – Sabite Ekinci – Varto Belediye Eş Başkanı

    33 – Hüseyin Güneş – Varto Belediye Eş Başkanı

    34 – Kadir Konur – Cizre Belediyesi Eş Başkanı

    35 – Tuncer Bakırhan – Siirt Belediye Eş Başkanı

    36 – Mehmet Ali Bul – Dersim Belediye Eş Başkanı

    37 – Nurhayat Altun – Dersim Belediyesi Eş Başkanı

    Kaynak: ANF

  • HDP Hakkari Milletvekili Akdoğan da Tutuklandı

    HDP Hakkari Milletvekili Akdoğan da Tutuklandı

    Hakkari’de gözaltına alınan HDP Milletvekili Nihat Akdoğan, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı. Daha önce tutuklanan HDP’li 7 vekil ve 2 eş genel başkan ile beraber sayı 10’a çıkmış oldu.

     

    Hakkari’nin Tüm Milletvekilleri Tutuklanmış Oldu

    Akdoğan’ın tutuklanmasıyla Hakkâri’nin tutuksuz milletvekili kalmadı. HDP’li Abdullah Zeydan ve Selma Irmak da HDP’ye yapılan gece operasyonunundan sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmışlardı.

    Belediyesine de kayyum atandı

    Hakkâri Belediyesi’ne 11 Eylül’de İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmıştı. Uygulama, OHAL’de yayınlanan 674 sayılı kanun hükmünde kararname (KHK) kapsamında gerçekleşmişti.

  • DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel Tutuklandı

    DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel Tutuklandı

    Diyarbakır Adliyesi önünde polis saldırısında gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel tutuklandı.

     

    4 Kasım günü HDP Eş Genel Başkanları ve HDP’li vekillerin tutuklanmasını protesto eyleminde gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, bugün Adliyeye getirildi.

    Savcılık ifadesi ardından mahkemeye sevk edilen Tuncel, ‘silahlı örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla tutuklandı.

  • Adam, Madamlardan Nefret Etmekte Haklı Değil mi?

    Adam, Madamlardan Nefret Etmekte Haklı Değil mi?

    Yıl 2005’ti sanırım. Nusaybin belediyesi olarak Koçer mahallesi olarak bilinen Abdulkadir Paşa mahallesinde bulunan Çağ Çağ deresi kenarında imara uygun olmayan bir inşaatın temeli yıkmaya gidiliyor. Kepçe ağırdan başladı temelleri sökmeye. Ortalık sakindi, çok fazla erkek te yoktu. Kadınlar da duvar diplerinden yıkımı seyrediyordu. Kepçe inşaatın temeline her darbe vurduğunda kadınların öfkesi büyür gibiydi ama halen sessizliklerini koruyorlardı. İnşaatın temelinin yıkımı hemen hemen bitmişti;

    Keskin, öfkeli, heyecanlı bir zılgıt sesi, yıkımın getirdiği durgun ve ağır havayı yardı geçti. O zılgıtın bende yarattığı bir anlık titremeyi atlatamamışken, o zılgıtın birden harekete geçirdiği onlarca Koçer kadını kepçeyi savaştan çıkmış hale çevirirken, birkaç kadın da yıkımdan sorumlu belediye çalışanını adeta haşat ettiler. Çalışanı zor kurtardık ellerinden.

    O zaman ben de bir belediye çalışanı olduğum halde bu duruma hiç üzülmemiş, aksine kadınların bu duruşu ben de hayatım boyunca unutmayacağım bir etki ve geleceğe dair umut yaratmıştı. Mesele maddi zarara neden olacak o temel değildi elbet, o zılgıtın ardından gelen isyanın altında onuruna sahip çıkma vardı. Ve buydu beni bu kadar heyecanlandıran. Çünkü artık emindim, Kürt halkının düşmanları bu kadınların cesareti, öfkesi ve büyütecekleri çocuklar karşısında kaybetmeye mahkum olacaktı.

    Üzerinden 12 yıl geçti. Ve şimdi o olayın yaşandığı Koçer mahallesinde, tüm zamanların en barbar ordusu tarafından taş üstünde taş bırakılmadı. Koçer mahallesinde ayakta duran tek ev kalmadı. Yarı yıkık olanlara da aynı barbarların ağa babaları yıkım kararı verdi. Şuanda o mahalleden geriye kalan molozlar bile kaldırılıyor. Tümden dümdüz bir arazi bırakıyorlar geriye.

    Bir temelin yıkılması karşısında, öfkeleri isyana dönüşen o kadınlar yıllarca Türk devletine karşı verilen mücadelede hep en ön saflarda yer aldılar. İlk taşı hep o kadınlar attı düşmana. Düşmana karşı öfkeleri de isyanları da büyüktü. Çünkü hepsi köylerinden, yaylalarından, hayvanlarından, köklerinden ve dağlarından zorla koparılmış, beton yığını kentlere mahkum edilmişlerdi. O yüzden öfkeleri ve isyanları bir an bile azalmadı. Şimdi de devlet ikinci sefer o Koçer kadınların yuvalarına, hayallerine, geleceklerine, geçmişlerine saldırdı

    feleknas-uca
    Feleknas Uca

    Birkaç gün önce haber sitelerine düşen, Feleknas Uca, Besime Konca, Sabahat Tuncel ve Ceylan Bağrıyanık’ın fotoğraf karelerine yansıyan öfke ve isyanı bana o Koçer kadınlarını hatırlattı. Türkiye’deki tüm muhalif kesimlerin uyuşturulduğu, adeta sindirildiği bu korku imparatorluğunda bu kadınların cesaretli duruşu son dönemde yaşadığım umutsuz ruh halini bir anda tersine çevirdi.

    Yezidi kadını Feleknas’ın bir kadın yoldaşına siper olmuş, cesaretli, öfkeli ve isyankar duruşu tarihe not düşecek cinstendi. Alevi kadını Besime’nin toma ve panzerin önündeki duruşu evde oturanları utandıran, yarına dair direnişin haritasının da nasıl olacağının göstergesiydi. Ceylan’ın o zayıf bedeniyle o barbar polis ordusunun kalkanlarına yüklenmesi…

    besime-konca1
    Besime Konca

    Her biri, uğruna direnişe geçtikleri yoldaşları Gülten gibi yıllarca en ağır koşullarda zindanlarda büyük bedeller ödemiş, işkencelere maruz kalmış ama asla boyun eğmemiş kişiler.

    Her dönemin efsaneleşmiş kahramanları vardır. Kürdistan’ın her döneminde böylesi efsane kadınlar, nakşedilmiş bir direniş tarihi bırakmıştır gelecek kuşaklara. Cizre’deki serhildana ruh veren, öncülük eden Berivan, Cizre’deki çocukluk yıllarımın kahramanıydı mesela. Gelenek, görenek, inanç ve feodalizmin kadını esir aldığı, yok saydığı, sadece evde erkeklerin ihtiyacını karşılayan, çocuk doğuran, hamur yoğuran, temizlik yapan, gerektiğinde bebek sırtında tarlada çalışan, erkekten bir metre geride namaza durabilen, erkeklerin oturduğu odaya sadece kapının ağzından çay ve yemekleri uzatan, her ağzını açtığında ‘elinin hamuruyla, erkek işine karışma’ diye azarlanan zamanlarda, Cizre’de bir kadın barbar bir devletin ordularına karşı serhildanlarda en ön sırada öncülük etmiş ve bir halkın özgürlük davasının tüm yüklerini omuzlamıştı.

    Yine böylesi karanlık ve her yerinden barbarlık fışkıran 90’ların efsane kadın kahramanları büyük bir direniş geleneği miras bıraktılar geriye.

    Kulak-burun kesen barbar ordu ve onların ayakçıları KDP peşmergelerinin ortak yürüttüğü operasyon, Beritan’ların korkusuz ve onurlu savaşçılığına toslamıştı. Beritan da aslen Dersimliydi, ve Zarifelerin hikayesini iyi biliyordu. Dersim isyanında Cizre’yi, Nusaybin’i yıkan zebanilerin dedelerine karşı Zarife, son mermisine kadar savaşmış, mermisi bitince taşlarla direnmiş ve sonunda barbarların eline geçmemek için kendisini Keçi Sekmez kayalıklarından son sloganını atarak atlamıştı. İşte Bese’nin torunlarından Beritan da aynı direniş geleneği ve ruhuyla Xaxurke’de düşmana karşı son mermilerini de kullanan, sonrasında taşlarla karşı koyan ve en sonunda silahını da parçaladıktan sonra düşmanı yüreğinden vuran zılgıtı eşliğinde kayalıklardan atlayan efsanevi bir Kürt kadınıydı.

    Beritan’ın bu efsanevi duruşundan sonra direniş sembolü Zilan, düşmanın kalbinin ortasında kendisini patlatması Kürt Kadının direniş geleneğinde yeni bir sayfa açmıştı. “Kürt kadınının direniş sembolü olmak istiyorum’’ diyen Zilan aynen de öylesi bir sembol olup, fedai ruha yeni bir anlam yüklemişti.

    Amed Surları çok yiğit savaşçılar görmüştü. Tarih boyunca hem kendisini korumaya çalışan, hem de kendisini aşmaya çalışan nice yiğit savaşçılar gören Amed Surları, 90 Newroz’undaki Kürt kadını Zekiye Alkan’ın eylemi karşısında hiç bu kadar büyük selama durmamıştı.

    Nusaybinli asi çocuk Rahşan İzmir Kadifekale’de Osmanlı torunlarına meydan okumuştu. Devlet Kürdistan’da Newroz’da katliam yaparken, Newroz kutlanmayacak diye fetva veren devlete inat, Rahşan; ‘İsmet sezgin’e söyleyin, Newroz kutlanacak’ dedikten sonra genç bedenini saran alevlerle Newroz’a ses olmuştu.

    Osmanlı torunlarının Newroz yasağına Hitlerin torunları da sessiz kalmamış ve Almanya’da Newroz’un kutlanmasını yasaklamıştı. Rahşan’ın bayrağını tam iki yıl sonra 94 Newroz’unda Almanya’nın Mannheim kentinde Bêrîvan ile Ronahî devir almıştı. Avrupa’nın göbeğinde bu iki Kürt kadını sürgünde direnişin sembolü olmuşlardı.

    Ve Sema Yüce… 98 Newroz’unda, Amed zindanı bu yiğit Kürt kadının cesareti karşısında, duvarlarının şahit olduğu işkencelerden utanmıştı…

    Ve Kürt kadın tarihi nice efsanevi kadın kahramanları not etmeye devam etti. Viyanları, Sakineleri, Leylaları, Çiçekleri ve daha nice isimsiz kadın kahramanları…

    Şimdi bazı arkadaşlar; ‘Tayip Erdoğan ve şakşakçıları neden kadınları sevmiyorlar, neden bu kadar kadın düşmanılar?’ diye soruyorlar. Vallahi adamın kadınları sevmemesi için çok gerekçe var ve adam haklı kadınlardan nefret etmekten. Yukarıda verdiğim örnekleri bilen bir ‘adam’ kadınları niye sevsin ki… ‘Kobane düştü düşecek’ derken ve tüm umudunu Suriye politikasında Kürtleri yok etmeye odaklamışken, bir anda Arin Mirkan’lar tankların karşısında vücüdunu bombaya dönüştürüp, ‘adamın’ siyasi hayatına darbe vurursa, nasıl sevecek kadınları…

    Yarattığı korku imparatorluğunda tam da herkesi sindirdim derken Feleknas, Besime, Sabahat ve Ceylan çıkıp, bu imparatorluğa karşı dimdik ayakta korkusuzca direnirse bu ‘adam’ Madamlardan nefret etmeye devam edecektir…

    ‘Ant olsun ki biz kadınlar en büyük kariyerimizi sizin saltanatınızı yıkarak yapacağız!’ diyen Gülten Kışanak ve onun kadın yoldaşlarının mücadelesi, bu saltanatın yürütüldüğü sarayı sallamaya devam ediyor. İnanın düşmesi yakındır…

    İşte o zaman, hiçbir zaman ona nasip olamayacak ‘Madam gibi ölmeyi’ bırak, en aşağı ölüm tarzı olan ‘adam’ gibi ölmek bile ona nasip olmayacak. Tarihte aynı pratiğin sahibi diktatörlerin sonunu anlatmama gerek yok sanırım…

    ALADDIN SİNAYİÇ

    yazi-nusaybinli-kocer-kadin
    Nusaybinli bir Koçer Kadın… Elinde Taşı ile Direnişte…
    ceylan-bagriyanik2
    Ceylan Bağrıyanık

      

    yazi-arin-mirkan
    Arin Mirkan
    yazi-beritan
    Bêrîtan
    yazi-berivan-ronahi
    Bêrîvan û Ronahî
    yazi-rahsan-demirel
    Rahşan Demirel
    yazi-sema-yuce
    Sema Yüce
    yazi-zekiye-alkan
    Zekiye Alkan
    yazi-zilan
    Zîlan

     

  • HDP: Bu Tarihsel Bir Yalnıştır

    HDP: Bu Tarihsel Bir Yalnıştır

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye eş başkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı ile eski Batman milletvekili Ayla Akat Ata’nın tutuklanmalarına tepki gösteren HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) bir açıklama yayınladı.

     

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Keyfi ve hukuksuz gözaltı uygulamasından sonra siyasi ve hukuksuz bir tutuklama gerçekleşti. Diyarbakır halkının siyasi iradesi yok sayıldı. Yüz binlerce insanın oy vererek seçtiği Eşbaşkanlar Gültan Kışanak, Fırat Anlı ve KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata mesnetsiz ve uydurma iddialarla tutuklandı.

    Erdoğan-AKP iktidarı Kürt halkının siyasi iradesine yönelik bu düşmanca tutumuyla demokratik siyasetin ve demokratik muhalefetin tasfiyesini hedefliyor.

    İktidar, Kürt halkı açısından sembolik ve tarihi bir değeri ve anlamı olan bir kentin seçilmiş iradesini çiğnemekten çekinmeyeceği mesajını verdi. Bu tarihsel bir yanlıştır. Bu yanlışın vebali Erdoğan-AKP iktidarındadır. Ne Kürt halkı ve siyasal hareketi, ne de Türkiye’nin demokrasi ve barış güçleri bu hukuksuzluklara, baskılara ve zulme boyun eğmeyecek ve diz çökmeyecek.”

  • Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş, Londra ziyaretinde gazetemize gündemi değerlendirerek çok önemli açıklamalarda bulundu.

    Erem Kansoy-Yeni Özgür Politika-TelgrafNews

    Kansoy: Sürekli sizinde dillendirdiğniz bir mesele var; darbenin siyasi ayağı. Bu konuda neler söylemek istersiniz

    Demirtaş: “Türkiye’deki darbe sonrası gelişmeler ve darbe sırasındaki gelişmeler dünyanın en tuhaf darbe girişimi olarak algılayabileceğimiz bir süreci bize yaşattı.  Hiç bir şekilde sanki siyasi ayağı olmayan bir darbe girişimi Türkiyede yaşandı, oysa bliyoruz ki her darbenin arkasında siyasi bir güç vardır. Mutlaka Türkiye içerisinde destek aldıkları ciddi siyasi klikler ve kesimler vardır. Ama AKP buna dönük hiçbirşey söylemiyor çünkü bu siyasi klik yani darbeyi destekleyen siyasi kliğin önemli bir bölümü AKPnin içinde ve Erdoğan AKP grubunun ve partisinin dağılmaması için şimdilik bu kısmına dokunmuyor. Yani öğretmenlere sıradan insanlara acımasızca davranan AKP kendi içindeki bakan millet vekili düzeyinde AKP kurucusu düzeyinde belkide darbeye destek vermiş veya darbeden haberdar olan kesimlere dokunmuyor, bu çok iki yüzlü bir tutumdur ve biz zorluyoruz darbenin siyasi boyutunun mutlaka açıklanması ve sorgulanması lazım, AKP sürekli bunun üstünü kapatmaya çalışıyor. Bundan da anlıyoruz ki aslından AKP çok ciddi bir iç krizle karşı karşıya ve bu kriz en yakın zamanda bir patlak verecektir.”

    img_9186
    Selahattin Demirtaş

    Kansoy: Süleyman Soylu “Kürdistan’daki AKP’lileri silahlandıracağız” açıklamasını yaptı. Yine ayni şekilde korucuların zorla hüda par üyesi yapıldığı bilgileri de geliyor. Ne yapılmak isteniyor, siz bu konuda neler yapacaksınız

    Demirtaş: “AKP öncelikle ne orduya nede polise yeterince güvenmediği için sivil bir paramiliter güç oluşturmaya çalışıyor kendi üyeleri ve AKP yanlılarından oluşan bir silahlı güç oluşturmaya çalışıyor ve bunu kendi siyasi çıkarları için bir ordu gibi bir kontr gerilla gücü gibi kullanmak istiyor Süleyman Soylu da bu yüzden bakan yapıldı ve daha çok bu iş için görevlendirildi. Dolayısıyla herkesin tabiki çok dikkatli olması ve kendi meşru savunmasını alabilecek hazırlıkları yapması lazım çünkü bu paramiliter silahlı gücün nerede kime saldıracağı belli olmaz ve Türkiye için çok tehlikeli bir yapılanmadır eski kontr gerillayıda aşan çok acımasız bir paramiliter sivil faşist güç alttan alta örgütleniyor, herkesin çok dikkatli olması lazım.”

    Kansoy: Celal Doğan’ın HDP’li vekiller tutuklanacak açıklaması ile ilgili ne diyeceksiniz

    Demirtaş: “Uzun süredir hükümet bunun için uğraşıyor ve yargıya sürekli baskı yapıyor. Fakat biz ne tutuklanmaktan korkuyoruz nede geri adım atarız ama her zaman halkımızıda tutuklanmaya karşı güçlü bir direniş ortaya koyması için hazırlamaya çalışıyoruz. Ve kesinlikle yurt içinde ve yurt dışında halkımız milletvekili tutuklamalarına karşı en sert tepkiyi ortaya koymalıdır kesintisiz bir direniş sürecine herkes hazırlıklı olmalıdır. Uzun süredir halkta bir öfke var ve bu öfkenin ne zaman patlayacağı hi belli değil, milletvekillerimizin tutuklanması bu öfeknin patlamasını sağlayabilir hükümet bu konuda ayağını denk almalıdır. Bu basit sıradan bir konu değildir çünkü milletvekili halk iradesidir Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır.”

    Kansoy: Ceza evlerindeki işkencelerin yaygınlaşması ile size ulaşan bilgiler ne yönde…

    Demirtaş: “ Durum çok vahim 12 Eylül darbesini aşan işkenceler var karakollarda göz altı merkezlerinde sistematik bir şekilde işkence var ve bu hükümetin desteği ile yapılıyor, adalet bakanı bu konuda çok açık bir şekilde işkencecileri cesaretlendiriyor ve Türkiye’de işkence vakası yoktur kimse işkence var diyemez şeklinde açıklamalar ile işkencenin üstünü örtüyor. Bunların hepsi insanlık suçudur, adalet bakanı ve başbakanda dahil gelecekte bundan yargılana bilirler. Biz bunların hepsinin raporlanması için hukukcuılara avkatlara, insanhaklaı örgütlerine sürekli çağrılar yapıyoruz ve raporlamalar devam ediyor. Belki bugün bunları yargılamak mümkün olmayabilir durumlar yarın obürgun değiştiğinde adalet bakanıda dahil bu işkenceciler  hepsi yargı önüne çıkabilirler, işkenceye karşıda hiçkimse sessiz kalmamalıdır.”

    Kansoy: Şırnak için neler yapmayı planlıyorsunuz

    Demirtaş: “ Halkın çadırlarda bile kalmasına insanlar kendi toprağında çadırda yaşamasına AKP devleti tahamül edemiyor, daha birkaç gün önce çadırları bile zorla söküp kaldırma girişiminde bulundu. Orada bizim 500- 600 civarında konuta ihtiyacımız var ve biz bu konutu yapmak için hazırlık yaptık ama valilik ve bakanlık buna izin vermedi. Şimdi insanlarımız kışı geçirebilecekleri geçici konutları uygun yerlerde yapmak istiyorlar ve bizde yürütüğümüz kampanyalarla halkımıza maddi destek sağlamaya çalışıyoruz, bu konuda çok güçlü bir kampanya yürttük ve bazı kampanyalarıda uluslar arası boyuta taşıyacağız . Önümüzdeki ay ben Kanada ve Avusturya da şadece Şırnak ile dayanışma için toplantılara gidecem ve halkımızın Şırnak’ı desteklemesi için orada bazı kampanyalar yürütülmesini sağlayacam. Biz Botan ve Şırnak halkını kesinlikle yalnız bırakmayacağız herkes emin olsun maddi manevi elimizdeki tüm imkanları onlara ulaştıracağız ve kışı geçirebilecekleir geçici konutlar oluşturacağız. Botan Şırnak halkı asla orayı terketmemeli onlarda zaten bu onuda çok kararlılar bizde onların yanındaız , devletin Şırnak’ı insansızlaştırma projesine karşı duracağız, Şırnak halkının bu onurlu duruşu çok kıymetlidir, ve ne olursa olsun bizde buna sahip çıkacağız.”

    img_9180

    Kansoy: Kolombiya’ya gitmeyi düşünüyormusunuz bir davet varmı

    Demirtaş: “Latin Amerika’dan çok davet aldık sadece Kolombiya değil belki Brezilya, Arjantini’de kapsayan bir dizi gezi gerçekleştirebiliriz. Siyasi gelişmeleri görüp ona göre hareket edeceğiz belki önümüzdeki baharda bir gezi planlayabiliriz.”

    Kansoy: Yurtdışında yaşayan halkımız Kürdistan için neler yapmalıdır

    Demirtaş: “ Buradaki halkımız tabiki çok büyük fedakarlıklar yapıyor ama bunun birazdaha örgütlü güçlü ve disiplinli bir şekilde yapılması gerekiyor. Mali destek ve kampanyalar da çok önemli. Ayni zamanda diplomasi ve kamuoyu yaratma konusunda daha etkili işler yapılması lazım. Özellikle İngiltere gibi Ortadoğu politikasında son derece etkili olan bir devletin Kürt halkına karşı çok daha saygılı olması gerekiyor. Buradaki Kürt halkı ve onun dostları bu konuda hükümeti zorlayacak ve kamuoyu yaratacak işler yapmalıdır, İngiliz kamuoyu eminimki Kürtler’in hakları konusunda çok duyarlıdırlar ama bunu hükümete baskıya dönüştürmek için sadece Kürtler’in değil İngiliz halkınında harekete geçmeis laızm, belki İngiliz halkı Kürtlerin hakları için kendi hükümetine karşı yürüyüş yapalıdır, Kürtler bu konularda daha çok çalışmalıdırlar.”

    Kansoy:  Avrupa’da mülteci sorunu ve İngiltere’nin antidemokratik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz

    Demirtaş: “Mülteci sorunuyla Avrupa’nın genelinde bir ortak kordinasyon çerçevesinde mücadele etmek gerekir, mülteci sorunu için Avrupa’lı hükümetleri bir araya getiriyorlar anlaşmalar imzalıyorlar planlar yapıyorlar ama mültecilerin hakları için mücadele edenler ayni şekilde kordineli çalışmıyorlar yani Yunanistan’daki sivil toplum örgütleri ile diğer tüm Avrupa ülkelerinde mülteci hakları için mücadele verenler ortak eylemler düzenlemelidir. Avrupa genelinde dünya genelinde çok yaygın bir protesto düzenlenmeli ve belki iyi bir çalışmayla dünyanın birçok ülkesinde ayni günde ayni saatde mülteci hakları için herkes sokağa çıkmalı ve devletleri uyarmalıdır. Mülteci sorunu bir insanlık dramıdır ve dünya insanların ortak malıdır mültecilere birer baş belası gibi davranmanılamaz.”

    Kansoy: Susturulmaya çalışılan basınımız ve demokrasi dışı uygulamalar ile ilgili neler söyleyeceksiniz

    Demirtaş: “ Türkiye’de basın üzerindeki baskılar her zamankinden çok daha ağır durumda neredeyse çok daha fazla artık. Kapatılan susturulan kurumlarımızın yeniden yayına geçmesi için uğraşalım ayrıca alternatif alanlar yaratlım. Kürt gençleri sosyal medya kanallrını güçlendirip topluma ulaşmanın yollarınıda bulmalıdır. Artık herkes akıllı telefon kullanıyor, belki Tv’ler aracılığı ile her eve giremeyebiliriz ama artık teknoloji ile aslında her eve girmenin imkanı var bu işten anlayan gençler kafa yormalı ve alternatifler de üretmelidir.”