Category: SEÇME YAZILAR

  • Katliamın 5’inci yılında anmaya müdahale

    Katliamın 5’inci yılında anmaya müdahale

    Suruç katliamının 5’inci yıldönümünde katliamın yaşandığı Amara Kültür Merkezi bahçesinde yapılmak istenen anmaya polis müdahale etti.

    Kuzey ve Doğru Suriye’deki çocuklara oyuncak götürmek için toplandıkları Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde DAİŞ tarafından gerçekleştirilen canlı bombalı saldırıda hayatını kaybeden 33 genç için katliamın yıldönümünde anma düzenlenmek istendi. Suruç Aileleri İnsiyatifi tarafından organize edilen anma için kültür merkezinin bahçesinde toplananlara polis müdahalesi yaşandı.

  • Dört yılda Türkiye’den göçen 20-35 yaş arası nüfus yüzde 70, 35-50 yaş arası nüfus ise yüzde 100 arttı

    Dört yılda Türkiye’den göçen 20-35 yaş arası nüfus yüzde 70, 35-50 yaş arası nüfus ise yüzde 100 arttı

    Gökçen Tuncer

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’de ikamet eden T.C. vatandaşları ile yabancı uyruklu kişilerin kayıtlarının tutulduğu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile yurt dışındaki T.C. vatandaşlarına ilişkin veri tabanını esas aldığı, 2019 yılına ait “Uluslararası Göç İstatistikleri”ni açıkladı.

    Buna göre Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2019 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2 artarak 330 bin 289 oldu.

    Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 84 bin 863’ünü T.C. vatandaşları, 245 bin 426’sını ise yabancı uyruklu nüfus oluşturdu.

    TÜİK’in tanımına göre “Bir yıl içinde Türkiye’den yurt dışına ikamet etmek amacıyla göç edenlerin sayısını” açıklayan “Yurt dışına giden göç”, yıllara göre şu şekilde değişim gösterdi:

    TÜRKİYE’DEN YURT DIŞINA GÖÇ
    T.C. Vatandaşı Yabancı uyruklu Toplam
    2016 69 bin 326 108 bin 634 177 bin 960
    2017 113 bin 326 140 bin 314 253 bin 640
    2018 136 bin 740 140 bin 314 323 bin 918
    2019 84 bin 863 245 bin 426 330 bin 289

    Geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler 

    Türkiye İstatistik Kurumu, “yabancı nüfus” tanımını şu dört başlık altında yapıyor:

    – Referans tarihinde geçerli ikamet veya çalışma iznine sahip,

    – İkamet izni yerine geçen kimlik belgesi olan  (uluslararası koruma vb.) ve referans tarihinde geçerli adres beyanı olan,

    – İzinle T.C. vatandaşlığından çıkmış (mavi kart hamili), referans tarihinde geçerli adres beyanı olan kişiler bu nüfusa dâhil

    – Kurs, turizm, bilimsel araştırma vb. nedenlerle 3 aydan kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ile geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dâhil değil.

     

    Son dört yılda Türkiye’den giden 45-50 yaş arası nüfus ikiye katlandı

    Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, 2019’da en fazla göç edenlerin yüzde 15,2 ile 25-29 yaş grubu olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13 ile 30-34 ve yüzde 12,6 ile 20-24 yaş grubu izledi.

    YAŞ GRUPLARINA VE YILLARA GÖRE TÜRKİYE’DEN YURT DIŞINA GÖÇ
    2016 2017 2018 2019
    20-24 27 bin 616 36 bin 410 42 bin 721 41 bin 594
    25-29 28 bin 982 39 bin 382 50 bin 711 50 bin 154
    30-34 22 bin 433 31 bin 289 42 bin 703 42 bin 882
    35-39 17 bin 762 24 bin 877 34 bin 319 34 bin 794
    40-44 13 bin 5 18 bin 838 26 bin 577 26 bin 222
    45-49 10 bin 156 15 bin 397 21 bin 839 20 bin 548

    Türkiye’ye göç edenler T.C. vatandaşlarının sayısı düştü yabancı uyrukluların sayısı ikiye katlandı

    Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2019 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 17,2 artarak 677 bin 42 kişi oldu.

    Yurt dışından gelen nüfusun 98 bin 554’ünü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 578 bin 488’ini ise yabancı uyruklu nüfus oluşturdu.

    YURT DIŞINDAN TÜRKİYE’YE GÖÇ
    T.C. Vatandaşı Yabancı uyruklu Toplam
    2016 107 bin 52 273 bin 869 380 bin 921
    2017 101 bin 772 364 bin 561 466 bin 333
    2018 110 bin 567 466 bin 890 577 bin 457
    2019 98 bin 554 578 bin 488 677 bin 42

    20 yıl önce Türkiye’ye en çok gelen Almanya vatandaşları 16’ncı sıraya geriledi

    Türkiye’ye 2019 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 14,5 ile Irak vatandaşları aldı. Toplamda Türkiye’ye gelen Irak vatandaşı 83 bin 829 kişi.

    Irak’ı, yüzde 13,8 ile Türkmenistan, yüzde 8,2 ile Afganistan, yüzde 7,5 ile Suriye ve yüzde 7,3 ile İran vatandaşları izledi.

    Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 23,9 ile sayıları 58 bin 631’i bulan Irak vatandaşları aldı.

    Irak’ı, yüzde 7,3 ile İran, yüzde 6,8 ile Afganistan, yüzde 6 ile Azerbaycan ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.

    33709_img_4_452_17.07.2020829702429.jpg
    Vatandaşlık ülkesine göre Türkiye’ye gelen ve Türkiye’den giden göçün en fazla olduğu ilk 5 ülke, 2019

    2000 yılında yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 234 bin 111’di. Bunların 73 bin 736’sını Almanya’dan gelenler, 27 bin 470’ini Bulgaristan, 13 bin 844’ünü KKTC’den gelenler oluşturuyordu. Irak’tan gelenlerin sayısı ise 4 bin 617’ydi.

    2019’da Türkiye’ye gelen Almanya vatandaşlarının sayısı 9 bin 417’ye geriledi. Bulgaristan’dan gelenler ise 5 bin 256 ile 24’üncü sırada.

    Yurt dışından en fazla göç alan ve yurt dışına en fazla göç veren il İstanbul oldu

    Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 42,5 oranı ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul, aynı şekilde yüzde 45,3 oranıyla en fazla göç alan il.

    Türkiye’ye gelenlerinden İstanbul’dan sonra en çok tercih edilen iller ise şöyle: Yüzde 9,2 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 3,5 ile Bursa ve yüzde 2,2 ile İzmir takip etti.

    İstanbul’a gelen göç İstanbul’dan giden göç
    2016 106 bin 957 57 bin 955
    2017 166 bin 44 75 bin 849
    2018 201 bin 957 113 bin 430
    2019 306 bin 455 140 bin 223

    Yukarıdaki sayılara bakıldığında son dört yılda İstanbul’a yurt dışından gelen ve İstanbu’dan yurt dışına giden göç arasındaki sayısal farkın, yani net göçün 393 bin 956 olduğu görülüyor. Diğer bir ifadeyle İstanbul’un nüfusu, dört yılda uluslararası göç kaynaklı olarak yaklaşık 400 bin kişi arttı.

    Kaynak: The Independentturkish

  • Londra’da gözaltına alınan kişinin boynuna diziyle bastıran polis görevden uzaklaştırıldı

    Londra’da gözaltına alınan kişinin boynuna diziyle bastıran polis görevden uzaklaştırıldı

    Londra’da, bir siyah vatandaşı gözaltına alırken diziyle boğazına bastıran polis görevden uzaklaştırıldı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, vatandaşın “Boynumdan çekil. Yanlış bir şey yapmadım” dediği anlar kameralara yansıdı.

    Görüntülerde, silah taşıdığı şüphesiyle gözaltına alınan 45 yaşındaki Marcus Coutain’ın iki polis tarafından yere yatırıldığı, bir polisin diziyle Countain’ın boynuna bastırdığı görülüyor.
    Olayla ilgili soruşturma başlatıldığını söyleyen Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, “Bu üzücü olay nedeniyle derin endişe duyuyorum” ifadelerini kullandı.

    ‘BUNLAR EĞİTİMDE ÖĞRETİLMİYOR’

    Bu görüntülerin ‘son derece rahatsız edici’ olduğunu söyleyen Londra Metropolitan Polisi Komiser Yardımcısı Steve House, “Kullanılan tekniklerden bazıları beni oldukça endişelendirdi. Bu teknikleri eğitim sürecinde öğretilmiyor” dedi. House, bir polis memurunun görevden uzaklaştırıldığını, diğerinin ise operasyonlara katılmayacağını aktardı.

    Yetkililer, Coutain’ın silah taşıdığı şüphesiyle gözaltına alındığını ve mahkemeye çıkacağını açıkladı.

    25 Mayıs tarihide ABD’nin Minnesota eyaletinde George Floyd gözaltına alınırken boğazına diziyle bastıran polis tarafından öldürülmüş, Floyd’un ölümün ardından dünya genelinde başlayan ırkçılık karşıtı protestolarla beraber binlerce kişi sokağa dökülmüştü. Floyd’un ölümüne yol açan dört eski polisten üçü kefaletle serbest bırakılmıştı. Floyd’un boğazına dakikalarca bastırarak ölümüne sebep olan Derek Chauvin ise Hennepin Böge Cezaevi’nde tutuluyor

     

  • Hasret Gültekin’in Heykeli Söküldü

    Hasret Gültekin’in Heykeli Söküldü

    Dersim’in Nazimiye İlçesindeki Düzgün Baba Cemevinin bahçesine dikilen Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden sanatçı Hasret Gültekin’in heykeli kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce sökülerek, cemevinin arkasına atıldı.

    HDP Dersim vekili Alican Önlü, Hasret Gültekin’in anıtına yönelik yapılan saldırıyı kınadı. Önlü, “Bundan sonra Dersim halkı ve kurumları olarak sökülüp atılan Hasret Gültekin’in anıtını Dersim’in en güzel köşesine dikmek ve onun ismini ve eserlerini yaşatmak olmalıdır” dedi.

    Kaynak : @freijournalist

     

  • İç Güvenlik Güçleri: Türkiye, Rusya’nın askeri noktalarını hedef aldı

    İç Güvenlik Güçleri: Türkiye, Rusya’nın askeri noktalarını hedef aldı

    Dirbêsiyê’de iki gündür gerçekleşen saldırılara ilişkin açıklama yapan İç Güvenlik Güçleri, konuyla ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirterek, Türkiye’nin Rusya’nın askeri noktalarını hedef aldığını belirtti.

    Hesekê Dirbêsiyê ilçesinde iki gündür gerçekleşen ve bölgede yaşayan 3 kişinin yaralanmasına neden olan drone saldırılarına ilişkin İç Güvenlik Güçleri yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada “İşgalci Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına devam ediyor. Bugün Türk devletine ait bir drone Rusya’nın askeri bir noktasını Dirbêsiyê’de hedef aldı. Faşist Türk devletinin hedef aldığı askeri nokta stratejik bir noktadır. Dirbêsiyê’nin 1 km güneyine düşen askeri koordine noktası Hesekê yolu üzerinde bulunuyor. Yapılan saldırıda bir Rus askeri ve 3 sivil yaralandı. Rusya askeri noktasının hedef alınmasının nedeninin tam olarak ortaya çıkarılması için açılan soruşturma devam etmektedir. Türkiye, uluslararası kamuoyu önünde vahşi saldırılarına devam ediyor. Her saldırının bedelini siviller ödüyor” ifadeleri kullanıldı.

  • Tevacüzle suçlanan uzman çavuşun bırakılmasına tepki

    Tevacüzle suçlanan uzman çavuşun bırakılmasına tepki

    Batman Demokrasi Platformu, Beşiri’de İ.P.’ye tecavüz eden uzman çavuş M.O.’nun serbest bırakılmasına yaptıkları açıklama ile tepkilerini gösterip, kamu görevlilerince işlenen suçlardaki ‘cezasızlık’ politikasına dikkat çekti.
    Batman Demokrasi Platformu üyeleri, Beşiri ilçesinde 17 yaşındaki İ.P.’ye tecavüz eden M.O. adlı uzman çavuşun gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmasına yönelik tepkilerini yaptıkları açıklamayla gösterdi. Açıklamanın yapıldığın Batman Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’na “Sessiz kalmayacağız! İntiharın hesabı soruluna kadar konunun takipçisi olacağız” yazılı pankart asıldı.
    ‘BATMAN SESSİZ KALMAMALI’
    Açıklama öncesinde konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Batman Şubesi Eşbaşkanı Deniz Topkan, meydana gelen olayın takipçisi olacaklarını belirterek, kolluk birimlerine dönük ‘cezasızlık’ politikası üzerinde durdu.
    Kimi çevrelerin ‘Olay Siirt’te geçmiş Batman’ın adını kirletmeyin’ yönündeki açıklama ve beyanlarına tepki gösteren Topkan, “Yaşanan olay nerede olursa olsun, Batman halkı olarak bu olaya sessiz kalmamız mümkün değildir. Bir genç kadının hayatı söz konudur. Dolayısıyla Batman bu olaya sessiz kalmamalı” dedi.
    ‘RAPORA RAĞMEN SERBEST BIRAKILDI’
    Ardından Platform adına hazırlanan açıklamayı okuyan TMMOB Batman İl Koordinasyon Kurulu’ndan Melek Atalay, son günlerde Şırnak ve Batman’da gerçekleşen taciz, tecavüz vakalarının ardından hükümet ve devlet yetkililerince bu vakaların örtbas edilmesine yönelik çabalara tanık olduklarını dile getirdi.
    Atalay, “Tecavüz insanlık suçudur aklanamaz. Bunun mazereti de olamaz. Daha önceden alınan mağdurun açık beyanı ve dosyada bulunan cinsel saldırı olduğunu belirten Adli Tıp raporuna rağmen serbest bırakıldı. Belirtmek isteriz ki, cinsel saldırı suçu Türk Ceza Kanunu’nun 102/2 maddesinde ‘Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur’’ şeklinde düzenlenmiştir. Verilecek ceza miktarı cezayı arttıran nedenlerin varlığı halinde yarı oranında arttırılması durumu da dikkate alındığında Siirt Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararının hakkaniyetle bağdaşmadığı ve toplum vicdanı tarafından kabul edilebilir hiçbir yönünün olmadığı ortadadır” dedi.
    ‘CEZASIZLIK POLİTİKASI’
    Atalay, Adli Tıp raporuna rağmen uzman çavuşun serbest bırakılmasını ise “Bölgemizde kamu görevlilerince işlenen suçların cezasızlık politikası ile sonuçlanmasının bir pratiği olarak” değerlendirdiklerini ifade etti.
    ‘TAKİPÇİ OLACAĞIZ’
    Batman ve Şırnak’ta yaşanan cinsel istismar vakalarıyla, İstanbul Sözleşmesi’nin öneminin bir kez daha açığa çıktığının altını çizen Atalay, “Bütün bu olaylar bize İstanbul Sözleşmesinin de ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermektedir. Yasayı suçlamak yerine suçlulara gereken cezaların verilmesi gerekmektedir. Cezasızlık güvencesiyle özellikle güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen istismar, işkence gibi insanlık dışı uygulamaların Batman Demokrasi Platformu olarak takipçisi olacağımızın tüm kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz” dedi.
  • ‘Suruç’un hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz’

    ‘Suruç’un hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz’

    Ferhat Çelik – Mehmet Aslan 

    Suruç Katliamı’ndan yaralı kurtulan Koray Türkay, “Buranın hesabı sorulmadan Türkiye aydınlığa kavuşamaz” dedi.

    Kobanê’ye oyuncak götürmek ve çocuklara yeni yaşam alanları yaratmak amacıyla 20 Temmuz 2015’te Türkiye’nin dört bir yanından Sosyalist Gençlik Federasyonu Derneği’nin (SGDF) çağrısıyla bir araya gelen gençler, Suruç’ta buluştu. Amara Kültür Evi’nin bahçesinde açıklama yapmak için toplanan onlarca kişi arasına giren canlı bombanın kendini patlatması sonucu 33 kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi yaralandı. Yaşamını yitirenler geride tarifi zor acılar bırakırken, yaralananlar ise yıllardır katliamın izlerini üzerinde taşıyor. Katliamın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada arpa boyu yol alınamadı.
    Suruç Katliamı’ndan yaralı olarak kurtulan Koray Türkay yaşanan sürece ilişkin konuştu.
    ‘KİRLİ SİYASETİN BİZZAT TANIĞIYIM’
    Kobane’ye dönük saldırılar döneminde Suruç’ta tutulan nöbet eylemlerine katıldığını hatırlatan Türkay, “Kobanê’nin İŞİD tarafından ablukaya alınması ve AKP’nin desteğiyle 4 taraftan sarılması sürecine bilfiil tanıklık ettim. Türkiye’nin İŞİD’le ne kadar kirli bir siyaset yürüttüğünün bizzat tanığıyım” dedi. Bu süreçte Kobanê’nin tamamen yerle bir edildiğini, kadınların, çocukların ve yaşlıların yaşam koşullarının çok ciddi bir şekilde zora girdiğini vurgulayan Türkay, “Bu sırada SGDF’nin ‘Kobanê’yi yeniden inşa ediyoruz’ çağrısını gördüm. Bu dayanışmaya destek olmak amacıyla bu çağrıya icabet ettim. Bu şekilde Suruç’a gittik. Ben oraya çocuklara jimnastik ile tanıştırmak için bazı jimnastik aletlerini götürmüştüm. Kürdistan’ın dört bir tarafından insanlar gelmişlerdi. Herkes o dayanışmaya destek vermek bir şeyler götürmek istiyordu” diye belirtti.
    ‘PARÇALANMIŞ BEDENLERE BASARAK GİTTİM’
    Patlama anına ilişkin de konuşan Türkay, şunları dile getirdi: “Patlama anında sanki arkamdan biri kafama sopayla vurdu sandım. Ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Sonrasını hatırlamıyorum. Belli süre sonra gözümü açtığımda ağır şekilde çığlıklar kulağımda yankılanıyordu. ‘İkinci bir bomba var, kaçın’ sesini duyduğumda anladım ki bomba patlamış. Sonra ben kalkmaya çalıştım ama sağ kolum sağ bacağım yok sandım. Sonra sol bacağımın üzerinden kalkarak yürümeye çalıştım. Aşağıya baktım arkadaşlarımın parçalanmış bedenlerine basıyordum. Gözlerimi kapattım kapıya kadar öyle gittim. Beni kapıda bir arkadaş gördü. Diğer arkadaşları çağırdı gelip beni aldılar. Kapının önünde de siyah bir jeep vardı. Beni ona atmak istediler ama o kaçtı. Kamera görüntülerinde bunun plakasız olduğunu daha sonra tespit ettik. Sonra beni bir belediye aracına atıp Suruç Devlet Hastanesine oradan da Urfa’ya sevk ettiler. Urfa’ya geldiğimizde doktorun ‘bendesin kendini bırakabilirsin’ dediğini hatırlıyorum. Ben zaten o anda uyku haline girmişim. Burada iki defa kalbim duruyor ikisinde de çalıştırıyorlar. Doktorlar beni yaşatmak için çok büyük bir çaba sarf etmişlerdi.”
    ‘HAYATIMDA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER OLDU’
    Patlamanın birçok şeyi yeniden görmesini sağladığını ve bununla birlikte kararlılığının yükseldiğini dile getiren Türkay, hayatında çok köklü değişikliklerin olduğunu söyledi. Türkay, yaşadığı değişiklikleri şöyle ifade etti: “Daha önce kaybedecek şeylerim maddi ve gelecek temelliydi. Yani mevcut sistem içerisinde bir beklenti ve bunun karşılanması üzerinden beyhude bir çaba içerisindeydim. Ama şuanda daha büyük bir iddia için çaba sarf ediyorum. İddia o ki daha güzel ve yaşanılır bir dünya ve bir Türkiye. Bunun için bir çaba içerisinde olmaya çalışıyorum.”
    ‘HALKLAR ARASINDA ÖNEMLİ BİR BULUŞMA’
    Kobanê için başlatılan dayanışmanın Gezi’deki dayanışmanın daha üst bir tezahürü olarak kendisine umut olduğunu vurgulayan Türkay, “Gezi’de Kürt halkı ile Türk halkı arasında önemli bir buluşma gerçekleşti. Suruç Katliamı da aslında Kürt direnişi ile Türkiye’nin diğer halklarının direnişinin birleşmesine dönüktü. Çünkü bu birleşme olduğu taktirde bugünkü iktidar veya zorba düzeniyle iktidarlarını sürdürmeye çalışanlar sekteye uğruyor. Bundan dolayı bu mücadelenin önüne set çekmek istediler” dedi.
    ERDOĞAN KATLİAMIN STARTINI VERDİ
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinde önce “400 sandalyeyi verin bu iş huzur içinde çözülsün” sözünü hatırlatan Türkay, bu mesajla katliamın ilanının verildiğinin altını çizdi. Bu huzur vermeme ilanının 7 Haziran’da hükümetin düşmesiyle birlikte hemen harekete geçirildiğini belirten Türkay, “20 Temmuz Suruç Katliamı, 10 Ekim Ankara Katliamı bunun için gerçekleşti. Bu iki büyük huzur vermeme halinin planlı olduğunu biz o gün söylediğimizde insanlar; ‘Bunlar katliamda çok yara aldılar bir intikam duygusu içindeler normaldir. Bunu mazur görmek lazım’ diyorlardı. Böyle bir durumda adalet mücadelesi vermeye çalışıyoruz” dedi.
    ‘BİR AKP GİDER BİR AKP GELİR’
    Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Eğer 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanların ne olduğunu açıklarsak kimse yerinde oturamaz” sözlerini de hatırlatan Türkay, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu söz aslında kendi kendini ihbar etmedir. İtiraf niteliğindeki bu açıklama belki şimdiki mahkemelerde ele alınmıyor olabilir ama yarın özgürleşecek mahkemelerde bunların hesabı sorulacak. Bunlar yaşanan katliamın bizzat özneleridir ve bunu itiraf ediyorlar. Suruç ve Ankara katliamları Türkiye’nin karanlıktan kurtulup demokratikleşmesi için çok önemli bir kesit. Bunların hesabı sorulmadan Türkiye’nin aydınlığa kavuşmasının imkanı yok. Bu karanlıktan kurtulma bununla yüzleşmekten geçer. Bugün Türkiye’de demokrasi isteyen kim varsa iki katliamın peşine düşmesi lazım.  Bunun peşine düşmeden Türkiye’de demokrasi olmaz. Bir AKP gider başka bir AKP gelir. Ben hem bu iki katliamın hesabının sorulmasından hem de Türkiye’nin demokratikleşmenin uzağında olmadığından dolayı umutluyum.”
    Kaynak : MA