Category: SEÇME YAZILAR

  • ‘Dört yılda 16 bin HDP’li gözaltına alındı, 3 bin 500’ü tutuklandı’

    ‘Dört yılda 16 bin HDP’li gözaltına alındı, 3 bin 500’ü tutuklandı’

    Ankara merkezli olarak dün 14 ilde yapılan operasyonlarda siyasetçi, insan hakları savunucuları ile emek ve demokrasi mücadelesi veren pek çok ismin gözaltına alınması birçok kentte protesto edildi. Yapılan açıklamalarda gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması istendi. 

     

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, yapılan gözaltılara ilişkin Mülkiyeliler Birliği’nde basın toplantısı düzenlendi. Açıklamaya Hakların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Yazar Fikret Başkaya, Şair Ahmet Telli ve Gazeteci-yazar Hüseyin Aykol’un yanı sıra çok sayıda sendika, parti ve kurum temsilcisi katıldı.

    Toplantıda konuşan İHD Ankara Şube Üyesi Sevil Turgut, yapılan gözaltıların gerekçesine dair avukatlara herhangi bir bilgi verilmediğini paylaştı.

    Turgut, “Uzun zamandır yasal bir hak olan düşüme ve ifade özgürlüğü kapsamında, toplanma haklarına dönük eski faaliyetler gerekçe gösterilerek, periyodik hale getirilen gözaltı işlemleri yapılmaktadır” dedi.

    Gözaltı uygulamalarındaki amacın topluma korku yaymak ve endişeleri çoğaltmak olduğunu kaydeden Turgut, şöyle dedi:

    “Bu uygulamalar belirsizliği de beraberinde getirmektedir. Serbest bırakılanların çoğuna adli kontrol şartı getirilmekte; imza ve yurtdışı yasağı ile bir başka şekilde özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutuklanmayıp adli kontrol tedbiri uygulanan kişi sayısının ise 450 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.”

    Korku uyandırılarak gözaltına alınmaların kabul edilemez olduğunu belirten Turgut, “Anayasal bir hak olan ve uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmış olan düşünce ve ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ortadan kaldırılamaz. Bu haklar suç değildir, suç sayılamaz. Siyasal iktidar bu yasa ve sözleşmelere uymakla yükümlüdür” dedi.

    Batman’da DTK, İHD yöneticileri ile Barış Anneleri’nin de aralarında 30 kişinin gözaltına alınması protestosunda konuşan DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, “Kimse bizi tutuklama ve gözaltılarla korkutamaz” dedi.

    Kentte yapılacak açıklama öncesinde parti binası çevresi polislerce abluka altına alındı. Valilik kararı doğrultusunda dışarıda açıklamaya izin verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine Öztürk ile HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, polislerle tartıştı. Gösterilen tepkiler üzerine polislerin yasak ısrarından geri adım atmasıyla açıklama yapıldı.

    Partilerine dönük operasyonlarla 2015 yılından bu yana 16 bin 300 arkadaşlarının gözaltına alındığını, bunlardan 3 bin 500’ünün tutuklandığı bilgilerini veren Tiryaki, “Bunlara rağmen partimiz dimdik ayaktadır ve onlara İstanbul’da, Ankara’da ve daha birçok yerde kaybettirmiştir. Onlar umutla bakamıyorlar, umutla bakan halkımızdır, o yüzden bizi kriminilaze etmeye çalışıyorlar. Kazanan halkımız olacaktır” dedi. (Mezopotamya Ajansı)

  • Çalışma saatleri Hemşire’yi intihara sürükledi

    Çalışma saatleri Hemşire’yi intihara sürükledi

    Manchester’da bir hastanede görev yapan 35 yaşındaki Leona Goddard, çalışma saatleri ve iş stresine dayanamayarak intihar ederek hayatına son verdi.

    35 yaşında, hemşire olarak görev yapmakta olan Leona Goddard, söylenenlere göre, iş dolayısıyla yaşadığı aşırı strese dayanamayarak 12 saat çalıştığı bir günün sonunda intihar ederek hayatına son verdi. Manchester, Prestwich Hospital’da görev yapmakta olan Goddard, iş arkadaşları tarafında olağanüstü bir çalışan olarak tanımlanırken her gün üzerine yüklenmekte olan sorumlulukların üstesinden gelmekte zorlanmaya başladı. Eski sevgilisi Peter Schaffer, ‘Leona ilerde bir ailesi olmasını ve çocuk sahibi olmayı çok istiyordu. Bence, kesinlikle çok iyi bir anne olurdu; fakat NHS’te çalışmaya başladıktan sonra çalışma saatlerinin uzunluğu, istekleri ve hayallerinin önünde ciddi bir engel oluşturmaya başladı. Çalışma arkadaşı Sianne Donovan, ‘Leona’ya destek olan kimse yoktu, çoğu kez ona işten ayrılmasını ve başka bir iş bulmasını söyledim ama olmadı’ diye anlattı.

  • Liberaller Brexit karşıtlığında kararlı

    Liberaller Brexit karşıtlığında kararlı

    Liberal Demokratlar Lideri Jo Swinson, Brexit karşıtlığı konusunda kararlı tutumunu sürdürerek, “Brexit hiç bir şekilde ülkemize yarar sağlamaz” dedi.

     

    Liberal Demokratlar Lideri Jo Swinson,  yaptığı konuşmada partisinin genel seçim programında yer alan konulardan ve özellikle ücretsiz çocuk bakımı planlarından bahsetti. Londra, Camden’da dinleyicilerine seslenen Swinson, ‘Britanya son üç buçuk yıllık süreyi Brexit ile harcadı. Brexit, hiçbir şekilde ülkemize yarar sağlayacak bir karar değildir. Bu karar işlerimizi tehlikeye atacak, güvenliğimize tehdit oluşturacak ve çalışanlarımızın geleceğini güvencesizliğe sürükleyecek bir karardır. Brexit ister Boris Johnson tarafından yürürlüğe koyulsun, ister Jeremy Corbyn tarafından uygulansın, tamamıyla bizim geleceğimizle kumar oynayan bir karar olarak kalacaktır’ dedi.

    Liberal Demokrat Parti, iki-dört yaş arası tüm çocuklara haftada 35 saate kadar ücretsiz bakım hizmeti sağlamayı planladıklarını dile getirdi.

     

  • Alışveriş Çılgınlığına Kapılmanızın Sebebi: Diderot Etkisi

    Alışveriş Çılgınlığına Kapılmanızın Sebebi: Diderot Etkisi

    Denis Diderot Kimdir?

    Diderot Etkisi, ismini, Fransız filozof ve yazar Denis Diderot’tan alıyor.

    1713 ile 1784 yılları arasında yaşayan Denis Diderot, Aydınlanma Çağı’nın en önemli isimlerinden ve Romantizm akımının öncülerinden biriydi.

    Halkı eğitmek ve geliştirmek amacıyla tasarlanan Ansiklopedinin baş editörü olan Diderot, 18. yüzyıl aydınlarının gelişmesinde ve topluma kazandırılmasında büyük role sahipti.

    Yaşamı boyunca onlarca esere imza atan Diderot, felsefenin yanı sıra edebiyata da pek çok katkıda bulundu.

     

    denis diderot by jean honore fragonard

    Diderot Etkisi Nedir?

    Diderot Etkisi, kısaca, satın aldığımız her yeni şeyin bizi başka yeni şeyler almaya teşvik ettiğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır.

    Neden ‘Diderot Etkisi’?

    Denis Diderot, ‘Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık’ isimli yazısında, içine düştüğü tüketim çıkmazını anlatmıştır.

    Diderot, ihtiyaç duyulmadan satın alınan nesnelerin sebep olduğu tüketim çıkmazından bahseden ilk kişi olduğu için, bu çıkmaza ya da döngüye Diderot Etkisi ismi verilmiştir.

     

    deniz diderot by Dimitry Levitzky

     

    Diderot’un Deneyimi

    Hikaye iki şekilde anlatılıyor: Birinde, sabahlığın hediye edildiği, diğerindeyse kendisinin satın aldığı ayrıntısına yer veriliyor.

    Rus İmparatoriçesi Büyük Katerina, maddi sorunlar yaşadığını duyduğu Diderot’un kütüphanesini satın alır. Kütüphaneyi evinde tutmasını ister ve Diderot’u kütüphanecisi yaparak 25 yıllık maaşını peşin öder.

    Bu yardım sonucunda borçlarını ödeyen ve rahata kavuşan Diderot, şık bir sabahlık satın alır (ya da bir arkadaşı tarafından Diderot’a şık bir sabahlık hediye edilir).

    Diderot sabahlığı giydiğinde, evindeki eşyaların sabahlığa yakışmadığını, eski olduklarını ve sabahlığa uyum sağlamadıklarını düşünür. Bunun üzerine masasını, duvardaki resimlerini, koltuğunu değiştirir. Çok geçmeden evindeki eşyaların neredeyse tamamını yenileriyle değiştirmiştir, ancak yine borçlanmıştır.

    İçine düştüğü durumu fark eden Diderot, onu ihtiyacı olmayan şeyler almaya iten dürtüyü ‘Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık’ isimli makalesinde anlatır.

    ‘Neden saklamadım onu sanki? O bana alışmıştı, ben de ona… Vücudumun bütün kıvrımlarını sarıyordu. Diğeri kaskatı ve kolalı, beni hantal gösteriyor. Oysa eskisi tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu. Tozlanan kitapları eteği ile silebiliyordum. Üzerindeki çizgiler edebiyatı, yazarı, çalışan adamı anlatırdı. Oysa şimdi işe yaramaz bir zengin adam havası geldi üzerime. Kimse kim olduğumu bilmiyor. Onun içindeyken sakarlık etmekten korkmazdım. Eski robdöşambrımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum… Saygı ve hayranlık duyduğum şu kıymetli giysiye lanet olsun. Nerede benim o eski, alelade kumaştan, mütevazı, rahat çaputum?… Dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. Dostlarım, varsıllığın size dokunmasından sakınınız. Benim durumum size ibret olsun. Yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… Hepsi bu değil dostlarım. Lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. Eski robdöşambrım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. Hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambrımla ahenkliydi. Şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!’

    Diderot Bütünlüğü

    • Satın aldığımız her yeni nesne, bulunduğu / kullanıldığı yerdeki diğer nesnelerle uyum sağlamaz.
    • Yeni nesne ile uyum ve bütünlük yaratması için eski ve yıpranmış diğer nesnelerin de yenileriyle değiştirilmesi istenir.
    • Nesnelerin gerçek etkisi ve değeri bir bütün içinde anlam ve işlevsellik taşır (Diderot Bütünlüğü).

    Diderot Etkisinin Önemi ve Gestalt Yaklaşımı

    Diderot Etkisi, hem tüm zamanlardaki alışveriş arzusunu hem de günümüzdeki tüketim çılgınlığını anlatması açısından kültürel antropolojide, psikolojide ve sosyolojide önemli bir yere sahiptir.

    En basit şekilde kendimizi düşünelim. Modaya, çağa, belirli bir konsepte veya tarzımıza uymadığı sürece herhangi bir kıyafeti ya da eşyayı kullanmak istemiyoruz. Bu, Diderot Bütünlüğüdür.

    Her alışverişin birbirini tetiklemesi, yani basit bir örnekle; yeni aldığımız elbiseye uygun ayakkabı, çanta, tokalar ve takılar ve hatta yeni bir mont almamızsa Diderot Etkisidir. Aldığımız yeni ayakkabıya, çantaya ve monta büyük olasılıkla ihtiyacımız yoktu. Alışverişin tamamı, bilinçli olarak düşünülmeden, bir uyum yakalamak amacıyla yapılmıştı.

    Diğer bir yandan, benimsediğimiz kültür kodları, uyumu ve bütünlüğü dayatır. Bu da, satın alma ve sahip alma isteğimizi ve davranışlarımızı büyük ölçüde etkiler veya belirler. Çünkü, farkında olarak ya da olmayarak, bütünü elde etme arayışında oluruz.

    İnsanın bütünlük arayışı, 20. yüzyılda ortaya koyulan Gestalt İlkeleriyle de paralellik gösterir: Bütünsellikle daha anlamlı ve değerli bir sonuca ulaşılır. İnsan, bütünlüğe erişmediği sürece eksiklik ve yoksunluk hisseder. Bunun sonucunda da bütünlüğü elde etmek için çaba gösterir.

    Diderot Etkisinin İki Boyutu

    • Tüketici bir ürünü satın aldığında, bütünü tamamlamak için bu ürünle bağlantılı yeni ürünler satın alır.

    Örneğin; yeni ev ve yeni mobilyalar, yeni bir elbise ve yeni aksesuarlar, terfi sonrasında o statüye uygun olduğunu düşündüğümüz yeni kıyafetler, vb.

    • Yeni satın almadan kaçınma da ikincil boyuttur. Kişi, bütünlüğü bozacağı kaygısıyla yeni ürün almama davranışı da geliştirebilir.

    Diderot Etkisinin Alışveriş Alışkanlığı ile İlgili İki Varsayımı

    • Satın aldığımız ürünler karakterimizin bir parçasıdır, sosyal statümüzü ve kimliğimizi yansıtır. Diğer satın aldıklarımızı tamamlar.
    • Yeni aldığımız ve daha önce sahip olduklarımıza benzemeyen ürün için yeni bir grup oluşturmamız gerekir. Böylece, yeni ürünle bütün oluşturacak yeni başka ürünler satın almaya başlarız.

    Diderot Etkisiyle Nasıl Başa Çıkılabilir?

    Tüketime dayalı; daha fazlasına, daha üst modele, daha iyisine ve ‘en son’ üretilene sahip olmanın statü göstergesi olduğu bir dünyada, öncelikle düşünce yapımızı değiştirmemiz gerekiyor.

    Alışveriş yapmadan önce kendimize bazı sorular sorabiliriz:

    • Sahip olduğum ürün ihtiyaçlarımı karşılıyor mu?
    • Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı?
    • Neye para veriyorum?

    Bir ürünle ‘mutluluk, neşe, enerji, güzellik,…’ satın alınacağına dair algı yaratmak (felsefe ya da yaşam tarzı satmak) yeni bir şey değil.

    Satın alacağınız şeyin yalnızca bir nesne olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Hiçbir nesne sizi daha iyi, daha mutlu bir insan yapmaz ya da daha fazla sevilmenizi ve beğenilmenizi sağlayamaz.

  • Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon bir kaç günlüğüne mutsuz olmaktan veya bıkmaktan ibaret değildir.

    Pek çok insan kendini kötü hissetme dönemlerinden geçiyor, ancak depresyonda olduğunuzda, birkaç gün değil, haftalarca veya aylarca ısrarla üzgün oluyorsunuz.

    Bazı insanlar depresyonun önemsiz olduğunu ve gerçek bir sağlık durumu olmadığını düşünüyor. Yanılıyorlar – gerçek belirtileri olan gerçek bir hastalık. Depresyon bir zayıflık belirtisi değildir veya öyle sadece “kendinize çeki düzen vererek veya toparlayarak” “içinden çıkabileceğiniz” bir şey değildir.

    İyi haber şu ki, doğru tedavi ve destekle, depresyonu olan çoğu insan tam olarak iyileşebiliyor.

    Depresyon olup olmadığını nasıl anlarsın?

    Depresyon insanları farklı şekillerde etkiler ve çok çeşitli belirtilere neden olabilir.

    Bunlar, uzun süren mutsuzluk ve umutsuzluk duygularından başlar, çok ağlamak, hoşlandığınız şeylere olan ilginizi kaybetmeye kadar gider. Depresyonu olan birçok kişide endişe belirtileri de vardır.

    Sürekli kendini yorgun hissetmek, çok uyumak veya uykusuzluk, iştahsızlık veya cinsel dürtü kaygı hissetmek ve çeşitli vücut ağrıları gibi fiziksel semptomlar da olabilir.

    Depresyon belirtileri hafif ve ağır arasında değişmektedir. En hafif haliyle, sürekli düşük ruhsal bir durum hissedebilirsiniz, ancak şiddetli ağır depresyon sizi intihara bile götürebilir, yaşamın artık yaşamaya değer olmadığını düşünürsünüz.

    Çoğu insan zor zamanlarda stres, mutsuzluk veya endişe duyguları yaşar. Düşük bir ruh hali, depresyon belirtisi olmak yerine kısa bir süre sonra gelişebilir. Ama durum iki haftadan uzun sürerse depresyon olabilir.

     

    Depresyona ne sebep olur?

    Depresyon oldukça yaygındır ve 10 kişiden 1’ini yaşamları boyunca bir noktada etkilemektedir. Genç, yaşlı erkek veya kadın fark etmez ve herkesi etkiler.

    Çalışmalar, İngiltere’de 5-16 yaş arası çocukların yaklaşık % 4’ünün endişeli veya depresyonda olduğunu göstermiştir.

    Bazen depresyon için bir tetikleyici neden vardır. Sevdiğiniz birini kaybetme, işini kaybetme veya hatta bir bebek sahibi olma gibi hayat değiştiren olaylar buna yol açabilir.

    Ailesinde depresyon öyküsü olan kişilerin hiçbir tetikleyici neden olmadan depresyona yakalanma olasılığı daha yüksektir. Tabii, bu olasılık küçük de olsa herkes için geçerlidir.

     

    Depresyon tedavisi

    Depresyon tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri, konuşma terapileri ve ilaçların bir kombinasyonunu içerebilir. Önerilen tedaviniz, hafif, orta ya da şiddetli depresyon olup olmamasına bağlı olacaktır.

    Hafif bir depresyon geçirirseniz doktorunuz, ilerlemenizi izlerken, kendi başına düzelip iyleşmediğinizi görmek için beklemeyi önerebilir. Bu, “dikkatli bekleyiş” olarak bilinir. Ayrıca egzersiz ve kendi kendine yardım grupları gibi yaşam tarzı önlemleri önerebilirler.

    Bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi konuşma terapileri, genellikle depresyonu iyileşmeyen hafif depresyonda veya orta dereceli olan depresyon için kullanılır. Antidepresanlar da tedavi için uygundur.

    Orta ile şiddetli depresyon için, konuşma terapisi ve antidepresan kombinasyonu sıklıkla tavsiye edilir. Şiddetli depresyonunuz varsa, yoğun bir şekilde uzman kontrolünde konuşma terapileri ve reçeteli ile tedavi edilmelisiniz.

     

    Depresyon ile yaşamak

    Depresyonu olan kişilerde, daha fazla egzersiz yapmak, alkolü azaltmak, sigarayı bırakmak ve sağlıklı beslenmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak yarar sağlar.

    Bir destek kitabı okumak ya da bir destek grubuna katılmak da faydalıdır. Bunlar depresif hissetmenize neden olan şeyleri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilirler. Deneyimlerinizi benzer bir durumda başkalarıyla paylaşmak da çok destekleyici olabilir.

     

    Yukarıda bahsettiğimiz noktalar tabii ki depresyon hakkında bilmeniz gereklerin özetinin özeti bile değildir ama genel bir çerçeve çizmek amaçlıdır. Aklınıza takılan sorularınız için lütfen bize ulaşın.

     

    Dr İbrahim Yahli

    Medi-Park Klinik Başhekimi

    Tüm Sorularınız için : telgrafnews@gmail.com

  • Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 30’a yükseldiği bildirildi. Artçı depremlerin sayısı ise 250’yi geçti.

     

    Arnavutluk’ta Salı günü meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 30’a yükseldi. Arama kurtarma ekiplerinin, Çarşamba günü üç kişinin daha cansız bedenine ulaştıkları kaydedildi. Ulusal yas ilan edilen ülkede enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı yarışan ekipler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 200 uzman ve arama köpeğinden oluşuyor. Arnavutluk Savunma Bakanlığı, arama kurtarma ekiplerinin bugün enkaz altından 46 kişiyi kurtarmayı başardığını açıklamıştı. Bu arada Arnavutluk’un yanı sıra, komşu ülke Kosova’da da dayanışma amacı ile ulusal yas ilan edildi.

    Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Arnavutluk’u vuran depremin ardından, Çarşamba günü akşam saatlerine kadar en az 250 artçı deprem kaydedildiği, bunlardan ikisinin şiddetinin 5.0’ın üzerinde olduğu açıklandı. Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki tatil beldelerinden Durres’te deprem sonucu çöken 27 binanın enkazından da şu ana dek 12 kişinin cesedi çıkarılmış durumda.

    30 günlük olağanüstü hal

    Birçok kentte olduğu gibi Durres’te de halk geceyi kurulan çadır kentlerde ve futbol sahalarında oluşturulan geçici konaklama alanlarında geçirmeye hazırlanıyor. Durres ve Thumane gibi depremde büyük zarar gören merkezlerde 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi.

    Afrika ve Avrasya tektonik plakaları ile mikro Adriyatik plakasının birbirlerine temas ettiği noktada yer alan Balkan ülkelerinde sık sık depremler meydana geliyor.

    rtr,AFP / SÖ,ET

    © Deutsche Welle Türkçe

  • Maçoğlu ‘komünist belediyeciliği’ anlattı

    Maçoğlu ‘komünist belediyeciliği’ anlattı

    HİKMET ERDEN

    HABER MERKEZİ- ‘Komünist Başkan’ olarakta bilinen Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, HDP’li belediyelere yönelik kayyumlara karşı omuz omuza bir mücadelenin geliştiğinin vurgulayarak, “Parçalı duruşlar artık bizi güçlü kılmıyor. Farklı politik anlayışlar tartışılır ilerleme çabası olsa da  Kapitalist sistemin bu mevcut güçüne karşı, yurtseverlerin, devrimcilerin ve vicdanı olan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor” dedi.

     

    Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, bir dizi etkinlik ve temaslar da bulunmak üzere İngiltere’ye geldi. Maçoğu programı çerçevesinde Londra’da bulunan demokratik kitle örgütlerini ziyaret etti ve bir dizi kongre ve panele katıldı. Yöresel derneklerden Alevi kurumlarına kadar bir çok kurumu ziyaret eden Maçoğlu, , sosyalist ve komünist belediyeceliğini anlattı. Maçoğlu, halkın kendi öğretmeni olduğu bir anlayıştan geldiklerini söyleyerek, “2004 yılından bu yana Dersim ve bazı ilçelerin de devrimci ve halkçı bir yerel yönetim programı sergileniyor. Genele dair bir program ve planlama anlayışı var. Özellikle mezopotamya ve Anadolu toprakların da hepimiz biliyoruz ki geçmişten bugüne bize miras bırakan bu uğurda mücadele eden ve toprağa düşen yoldaşlarımız oldu. Burada o dost ve yoldaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

     

    DENİZLERİN MAZLUMLARIN ARDILLARIYIZ

    Sosyalizme hizmet eden bir anlayışın parçası olduklarını belirten Maçoğlu, “Biz sosyalizm anlayışının yerel yönetimler ayağıyız. Tabi bu siyaset kapsamlı bir siyasettir. Tarım kültür, gençlik, sanat ve ulusların kaderine dayalı bir siyasetin yerel yönetim parçasıyız. Mustafa Suphi ve ardılları bu ülkede geliştirdiği komünist ve sosyalist bir anlayışı bize devrettiler. 1970’ler de Denizlerin Mahirlerin Mazlumların ve İbrahimlerin bize bıraktıkları var. Ama yerel yönetimler de bu meseleyi tecrübe eden bir anlayış var. Mehdi Zana’nın kadının siyasette ve yönetim de yer almasını planlama ve programlaması bizim için çok önemlidir. İkincisi Ordu Fatsa’da Terzi Fikri’nin yerel demokrasi ile halkların kendisini yönetebilme kabileyeti, meclislerle o bölgeyi yönetebilme kültürünü çalışması ayrıca bize öğretici bir programdı” diye belirtti.

     

    BİZLER KOLLEKTİFİZ

     

    Ekoloji, kültür, siyaset ve hizmet gibi konular da neler yapabileceğini Ovacık’ta başlayan Dersim’e taşınan bir komünist anlayışla sürdürdüklerini kaydeden Maçoğlu, şunları söyledi: “Aslında benim ismim zikredilse de bizler kollektifiz bir komünüz. Ortak akılla hareket edip hizmet ediyoruz.  Birlikte yönetebilmeyi esas alıyoruz. Doğa ile başladık ve orayı tanıyarak biz çalışmaya başladık. Bir bölgeyi tanımazsanız orayı siz değil kapitalistler yada onların yerli işbirlikçileri yönetmeye başlar. Doğayı koruma yaban hayatı koruma, ağacı, suyu dağları koruma hepsi yaşamın bir parçasıdır ve bir bütün olarak ele aldık. Bizim karşıtlarımız ovayı rantlaştıran bireyi hizmetleştiren topluma hizmet götürmeyen bir anlayıştır. “

     

    EMEK ÜZERİNDEN ORTAKLAŞTIK

    Ovacık Halk Dayanışması olarak işe başladıklarını anlatan Maçoğlu, tüm çalışmaları dayanışma ve kollektif  bir şekilde yürüttüklerini ifade etti. Binlerce hektarlık alanlar da yerel tohumlarla üretim alanları oluşturduklarını anlatan Maçoğlu, “Nohut, fasulye yada arıcılık meselesi değil. Türkiye ve Türkiye dışında bir çok tüketici ve üretici birlikte karar aldılar. Üretici ve tüketici eleştiri ile özeleştiri yapabildiler. Emeğin üzerinden bir ortaklaşma yaratttık. Fiyatları bile üretici ve tüketici beraber oluşturdu. Kooperatiflerin gelip eksikliklerini tartıştığı kapitalist emperyalist sistemlere karşı daha aydın ve ilerici bir anlayışı örgütlüyoruz” dedi.

    KAYYUMLARA KARŞI OMUZ OMUZA

    Yerelden genele doğru bir anlayışı siyasetle buluşturduklarını kaydeden Maçoğlu, HDP’li belediyelere yönelik kayyım atanmasını eleştirerek birlik çağrısı yaptı. Anti demokratik bir şekilde yerlerine Kayyum atanarak görevden alınan belediye başkanlarının yanın da yer alarak onlarla omuz omuza onların uğradığı haksızlıklara karşı yanında durma siyaseti anlayışının geliştiğini ifade eden Maçoğlu, şunları söyledi: “Bunun için Diyarbakır idim. Demokrasi adına ezilenlerin yanında durarak özgürlükleri adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunu yılmadan yapacağız.  Onlar bizim karşımızda hep daha güçlü argümanlarla çıkıyorlar. Bütün ekonomi ve iktisat alanları onların elindedir. Buna muhalif buna alternatif üretim alanları geliştirmezsek yaşadığımız alanlar da iktidar da olduğumuz bölgeler de kentin iktisadi ve ekonomi alanlarını yönetmez ve yönetimi onlara bırakırsak onlar bu iktidarlarını devam ettirecektir” diye belirtti.

     

    PARÇALI DURUŞLAR GÜÇLÜ KILMIYOR

    Demokrasi güçlerinin köy derneklerinden başlayıp siyasi partilere kadar aydın bilimsel bir yaşamı tercih eden herkesin artık bir havuzda buluşması gerektiğinin altını çizen Maçoğlu, “Mutlak anlam da bir mücadeleyi omuz omuza buluşturup geliştirmemiz gerekiyor. Parçalı duruşlar artık bizi güçlü kılmıyor. Kapitalist sistemin bu mevcut güçüne karşı, yurtseverlerin, devrimcilerin ve vicdanı olan herkesin bir araya gelmesi gerekiyor. Bundan kaynaklı yaşamın her alanında bize düşeni bize görevi yapmakla mükellefiz. Hepimizin sosyalizm ve ileri aydınlık meselesinde vicdanınız aynı havuz da aynı yer de olduğunu görüyorum. Onun için Dersim’de Van’da Diyarbakır’da Mardin’de bu enerji güçlüdür. Halkın gücü buralar da ortaya çıkıyor ve çıkacaktır. Çünkü artık demokrasi için mücadele edenler birlikte yaşamayı birlikte iş yapabilmeyi geliştirdiler” diye kaydetti.