Category: SEÇME YAZILAR

  • Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’ye sert eleştiriler

    Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’ye sert eleştiriler

    Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen ‘Akdeniz’de istikrar, güvenlik ve Türkiye’nin negatif rolü’ başlıklı oturumda konuşan Avrupa Birliği Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell 2007 yılından bu yana Türkiye’ye aktarılması planlanan fonlarda 1 milyar 300 milyon euroluk kesinti yapıldığını söyledi.

    Türkiye’ye geçtiğimiz günlerde yaptığı ziyaretle ilgili konuşan Avrupa Birliği Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Avrupa parlamenterlerinin sert eleştirilerine maruz kaldı

    Oturumda birçok Avrupa Parlamenteri Borrell’den Türkiye ile ‘ilişkileri ve para yardımlarını’ tamamen kesmesini istedi. Bazı parlamenterler ise Aya Sofya’nın camiye çevrilmesine karşı AB’nin harekete geçmesi gerektiğini zira bunun Hristiyan dünyasına hakaret niteliğinde olduğunu savundu.

    Ele alınan diğer konular arasında Libya, Suriye, gümrük birliği, insan hakları, Kürtler, göç konusu ve Türkiye’ye AB ülkeleri tarafından silah satışları da yer aldı.

    Borrell’e sert eleştiriler

    Avrupa Parlamenterlerinin sorularını cevaplayan Borrell, 2007’den bu yana Türkiye’ye para yardımı konusunda bir milyar 300 milyon euro düzeyinde kesintiye gidildiğini hatırlattı.

    Josep Borrell, aktarılan mali yardımların insan hakları amacıyla yapıldığını, Türkiye’nin üç buçuk Suriyeli göçmene ev sahipliği yaptığını, eğitim ve sağlık konusunda yardım etmenin ‘normal’ olduğunu ifade etti. Borrell, ‘Bunun neresi kötü. Para Türkiye’ye değil göçmenlerin daha iyi bir hayat sürmesi için sivil toplum örgütlerine veriliyor’ dedi.

    Türkiye ile AB arasında diyaloğun önemine vurgu yapan Josep Borrell, Ankara’nın önemli bir partner olduğunu ancak son dönemde yaşanan olumsuz gelişmelere de kayıtsız kalınamayacağını söyledi.

    Borrell, “Türkiye Avrupa Birliği’ne aday bir ülke konumunda olan önemli bir partner, bunu Türkiye dışişleri bakanına söyledim. Negatif ilişkilerimize artık son vermeliyiz, bu tersine çevrilmeli. Akdeniz’de misilleme bölgenin daha istikrarlı olmasını sağlamıyor. Bu sadece diyalog ve müzakere ile mümkün. Ankara’daki yetkililere ortak çıkar ilişkilerimizden söz ettim. Pazartesi günü Türkiye’nin durumunu incelemeye alacağız.” ifadelerini kullandı.

    Borrell: ‘Kuzey Kıbrıs’ı tanımıyoruz’

    Borrell, Kıbrıs açıklarında yapılan doğal gaz sondaj çalışmaları konusunda, “Bizler Avrupa Birliği içinde Kuzey Kıbrıs’ı tanımıyoruz. Bu konuda Türkiye’ye açık ve net mesajlar gönderdik. Bizler Avrupa Birliği’nin prensiplerini, değerlerini, sınırlarını ve vatandaşların haklarını korumaya kararlıyız. Suriye ve Libya için siyasi bir çözüm arayışı içerisindeyiz.” dedi.

    ‘Türkiye ile yeni bir ortaklık kurmak gerekiyor’

    Avrupa Parlamenteri Manfred Weber, “Erdoğan’a verebileceğimiz mesaj; Avrupa Birliği Türkiye ile yeni bir partnerlik kurmaya hazır. Avrupa Birliği saf değil, Türkiye’nin büyük önem verdiği gümrük birliği konusu var elimizde. Türkiye ile ilişkilerimizde açık ve net olmalıyız. Türkiye bizi çok fazla aldattı. Türkiye ile yeni bir partnerlik kurmak gerekiyor, umarım Türkiye buna hazırdır.” dedi.

    Türkiye’nin AB değerlerinden giderek uzaklaştığını belirten Weber, “Yunanistan ve Kıbrıs’ta yaşananlar Avrupa Birliği’nin sorunudur. Bu ülkelerin yanındayız. Bölgede yaşanan sorunlar sadece Kıbrıs’ı veya Yunanistan’ı ilgilendirmiyor, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yaşanan sorunlar bunlar. Bu ülkeleri yalnız bırakmayacağız.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ise iki taraf arasında karşılıklı güven sorununun bulunduğuna işaret etti. Bu durumun bütün ilişkileri olumsuz etkilediğini belirten Nacho Sanchez Amor “Yunanistan biziz, Kıbrıs biziz” dedi.

    Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları önümüzdeki pazartesi günü Brüksel’de, Türkiye’nin Libya, Akdeniz ve Yunanistan ile ilişkilerinde attığı adımlara karşı neler yapılabileceğini görüşecek.

  • Kürt Halk Meclisinden Eylem Çağrısı

    Kürt Halk Meclisinden Eylem Çağrısı

    AKP-MHP rejiminin Kürt halkına yönelik faşist saldırılarına karşı Kürt Halk Meclisi eylem çağrısı yaptı. 10 Temmuz Cuma günü saat 14’de Londra Irak Konsolosluğu önünde yapılacak eylemin çağrısı şöyle;

     

    “Faşist AKP-MHP iktidarı Kürdistan’da genç, yaşlı, çocuk, kadın ayırımı gözetmeden tutuklama, işkence ve katliamlar gerçekleştirerek Kürt halkına yaşam hakkı tanımamaktadır. Kürdistan’ın taşını toprağını her gün bombalayarak işgal ve imha saldırılarını aralıksız sürdürmektedir. Güney Kürdistan’da yürüttüğü savaş işgal amaçlıdır ve AKP-MHP faşist rejiminin yayılmacı hevesleridir. Bu savaşa uluslararası güçler sessiz kalarak AKP-MHP rejiminin katliamlarından sorumludurlar.

    Faşist AKP-MHP  rejiminin saldırılarına karşı direnmek ve mücadele etmek, Kürt halkı ve Ortadoğu halklarının geleceğini belirleyecektir. Güneydeki katliam ve saldırılara karşı tepkimizi göstermek için Irak konsolosluğu önünde yapılacak protesto eylemine, tüm halkımızı ve demokratik kesimleri katılmaya çağırıyoruz.”

     

    Tarih : 10/07/2020 Cuma

     Saat : 14:00

    Irak Konsolosluğu Önü

    Adres: 21 Queens Gate SW7 5JE Londra

  • İngiltere’de doğan ikizler hayatlarında hiç gitmedikleri farklı iki ülkeye sınır dışı edilecek

    İngiltere’de doğan ikizler hayatlarında hiç gitmedikleri farklı iki ülkeye sınır dışı edilecek

    İngiltere’de benzer suçlardan hapis yatan ikiz kardeşler, bu ülkede doğmuş olmalarına rağmen, cezalarını tamamladıktan sonra sınır dışı edilerek hiçbir bağları olmayan ülkelere gönderilecek.

    İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinin haberine göre darp suçundan altı yıldır hapiste olan 24 yaşındaki Darrel Roberts’a, Dominik Cumhuriyeti’ne gönderileceğine dair bir yazı gönderildi.

    Roberts, babasının Karayipler’de ayrı bir ülke olan Dominika’da doğduğunu belirtti.

    Darrell Roberts’ın, ayrı bir olayda yine darp suçundan hapis yatan ikizine de cezasının sonunda Grenada’ya gönderileceği söylendi.

    Anneleri kanserden öldü, babaları evi terk etti

    Darrell ve Darren Roberts’ın babasının, anneleri kanserden ölmeden önce ülkesine döndüğü, çocukların başka ailelerin yanında ve yurtlarda büyüdüğü belirtiliyor.

    Anne ve babanın İngiltere vatandaşı olmadığı, çocukların babalarının izini kaybettiği söyleniyor.

    Darrell Roberts, “Cezamı tamamladım. Serbest kalmayı beklerken, bana sınır dışı edileceğim söylendi. Stresten 24 yaşında saçlarım beyazlandı” dedi.

    İçişleri Bakanlığı tarafından gönderilen sınır dışı ihbarında “Kayıtlarımız, bu ülkede yasal statüsünüz olmadığını gösteriyor. Bakanlığımız, İngiltere’den bir an önce gönderilmenizin kamu yararına olacağını düşünmektedir” denildi.

    Kardeşlerin kararı temyiz hakkı bulunuyor. Ancak dört yıldan daha fazla hapis cezası alanların kararı geri çevirme şanslarının düşük olduğu söyleniyor.

    Darrell ve Darren Roberts’ın kız kardeşi Freya Valie Roberts, “Kardeşlerimin başına gelenler, İngiltere’de sistematik ırkçılığın nasıl kurumsallaştığını gösteriyor.

    Çocukluklarında devletin gözetimindeyken vatandaş yapılmadılar. Birbirimizden başka kimsemiz yok ve onları gönderirlerse ailemiz bölünecek” diye konuştu.

  • Johnson ile Merkel, Brexit sonrası ilişkiler ile Libya’yı görüştü

    Johnson ile Merkel, Brexit sonrası ilişkiler ile Libya’yı görüştü

    İngiltere Başbakanı Johnson ve Alman mevkidaşı Merkel, Brexit sonrası ilişkiler, Kovid-19 ile mücadele ve Libya gibi dış politika konularını görüştü.

    İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara’dan yapılan açıklamaya göre, Johnson ve Merkel bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

    Liderler, aşı bulma çalışmaları da dahil olmak üzere koronavirüs konusunda uluslararası iş birliğinin önemi üzerinde durdu.

    Brexit sonrası ilişkilere dair müzakerelerde erken bir anlaşmaya varılması için çalışmaya devam etme konusundaki taahhüdünü yineleyen Johnson, bir anlaşmaya varılamaması durumunda ise, İngiltere’nin Avustralya şartlarında Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmaya hazır olduğunu kaydetti.

    Johnson ve Merkel, İsrail’in Filistin topraklarını ilhak etme konusundaki endişeleri ele alırken, Libya’da ise müzakere edilmiş bir çözüme ulaşılabilmesi için çabalarını iki katına çıkarma taahhüdünde bulundu.

  • Ukrayna’da orman yangını: 6 ölü, 9 yaralı

    Ukrayna’da orman yangını: 6 ölü, 9 yaralı

    Ukrayna’nın doğusundaki Lugansk şehrinde çıkan orman yangınında 6 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı.

    Ukrayna Devlet Acil Durumlar Servisi’nden yapılan açıklamaya göre, Ukrayna’nın Lugansk iline bağlı Novoaydar kırsalında dün yerel saatle 13.00 civarında çıkan orman yangını, şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Son belirlemelere göre yangın nedeniyle 6 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi de yaralandı. Ayrıca 110 ev hasar gördü.

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, yangının bir an önce söndürülmesi için hükümet yetkilileri ile olağanüstü toplantıda bir araya geldi.

  • Day-Mer Festivali Koronaya Rağmen Gerçekleştirildi

    Day-Mer Festivali Koronaya Rağmen Gerçekleştirildi

    İlki, Türkiye’den İngiltere’ye göçün yoğun olarak yaşandığı 1990 yılında gerçekleştirilen Day-Mer Kültür ve Sanat Festivali’nin 31.si korona günlerine denk geldi. Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi Day-Mer, hazırlıklarını Kasım ayında başlattığı 31. Kültür ve Sanat Festivali’ni iptal etmek yerine, online olarak gerçekleştirdi. Önceki yıllarda düzenlenen festivalleri aratmayan zengin bir programla oluşturulan 31. Kültür ve Sanat Festivali 5 Temmuz Pazar günü yapılan final etkinliği ile sona erdi.

    30 yıllık arşiv online festival için tarandı

    Her yıl Temmuzun ilk Pazarı, Hackney sınırları içerisindeki Clissold Park’ın ev sahipliği yaptığı Park Şenliği bu yıl online olarak gerçekleştirildi. Day-Mer’in Facebook sayfasından öğleden sonra başlayan canlı yayın yaklaşık sekiz saat boyunca devam etti. Park Şenliği’nin 30 yıllık arşivinden her yıl için derlenen görüntülerle oluşturulan programda, İngiltere’nin en mücadeleci sendikaları ve kampanya gruplarının temsilcileri, gönderdikleri görüntülü mesajlar ile yer aldı. Başta birçok Avrupa ülkesi olmak üzere Türkiye’nin yanı sıra ABD’den de canlı bağlantılarla konukların alındığı festival, her yıl olduğu gibi, yılın en yakıcı sorunlarının dile getirildiği, dayanışma ve mücadele çağrılarının yapıldığı bir platform oldu.

    Sahne programını 30 yıl boyunca Türkiye, Avrupa ve İngiltere’den festivale katılan sanatçı ve grupların oluşturduğu 31. Kültür ve Sanat Festivali’nde, aralarında; Kazım Koyuncu, Selda Bağcan, Moğollar, Şıvan Perwer, Kardeş Türküler, Yeni Türkü, Şevval Sam, Aynur Doğan, Metin Kemal Kahraman ve Sabahat Akkiraz’ın da yer aldığı 60 yakın sanatçı ve grubun arşiv görüntülerine yer verildi.

    Covid-19 salgınından kaynaklı kısıtlamalardan dolayı online olarak düzenlenen 31. Kültür ve Sanat Festivali konseptini arşiv görüntülerinin paylaşılması olarak belirleyen Day-Mer, paneller dışındaki tüm etkinliklerinde arşiv görüntülerini paylaşıma açtı. Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türklerin son 30 yıllık göçmenlik serüvenine, Londra’da kültür ve sanat alanında yapılan çalışmalara ışık tutan arşiv görüntüleri izleyenlerin anılarını tazeledi. Her bir festivalin sunusunun Londra’nın ayrı bir noktasından geçmişte festivali sunanlar tarafından yapıldığı programın gerçekleştirilebilmesi için onlarca gönüllü görev aldı. Sunumlarda, her yılın öne çıkan gelişmeleri ve festivalin işlediği temalara özellikle vurgu yapıldı.

    Türkiye’den Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan’ın canlı olarak bağlandığı online festivale İşçi Partisi Eski Lideri Jeremy Corbyn de görüntülü bir mesaj gönderdi. Gürkan, kapitalist düzenin dünya halkları için yıkıcı sonuçlarına ve sosyalizm özleminin salgınla birlikte bir kez daha canlandığına vurgu yaptı. Salgın süreci ve sonrasında Türkiye’de işçi ve emekçileri ilgilendiren gelişmelere dair de bilgilendirme yapan Gürkan, ırkçılığa karşı mücadele ile işçi sınıfının mücadelesi arasındaki ilişkiyi şu ifadelerle dile getirdi. “Hepimiz ABD’de Floyd’un alamadığı soluğu olmak zorundayız, işte o soluğu aldığımızda dünya halkları için, dünya işçi sınıfı ve emekçileri için kurtuluşun yolunu açmış olacağız.” Cobyn ise mesajında, başta Türkler, Kürtler ve Ermeniler olmak üzere göçmenlerin korona krizi döneminde yaptıkları örnek çalışmalara vurgu yaptı.

    Day-Mer’in yıl boyunca mücadele ve eylem alanlarında yan yana geldiği, İngiltere Sendikalar Konfederasyonu TUC’nin yanı sıra RMT, UNITE, PCS ve NEU sendikaları, Silahlanma Karşıtı Kampanya, Halklar Meclisi, Savaş Karşıtı Koalisyon, Ulusal İşyeri Temsilciler Ağı, Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk Kampanyası, Türkiye Halkları ile Dayanışma Kampanyası içerisinde yer alan Barones Christine Blower, İşçi Partisi Edmonton Milletvekili Kate Osamor ve Hackney Belediye Başkanı gönderdikleri görüntülü mesajlarda Day-Mer’in ırkçılığa ve İngiltere işçi sınıfının hak alma mücadelesinde tuttuğu yere dikkat çektiler. Londra’da faaliyet yürüten demokratik kitle örgütleri de, program boyunca yapılan canlı  bağlantılarla festivale dair duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Almanya ve Avusturya’dan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DİDF temsilcileri, Evrensel Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Amerika Muhabiri Ekim Kılıç ile de canlı bağlantılar gerçekleştirildi.

    18 Haziran’da resepsiyon ile başlayan Day-Mer 31. Kültür ve Sanat Festivali kapsamında, “Irkçılığa Karşı Mücadele”,  “Pandemi ve Kapitalizm” ve “Sivas Katliamını Unutmayacağız” başlıklı üç panel, fotoğraf sergisi, üç ayrı tiyatro gösterimi, Çocuk Şenliği ve Gençlik Şenliği gerçekleştirildi. Festival her yıl olduğu gibi Temmuz’un ilk Pazarı gerçekleştirilen Park Şenliği ile sona erdi.

     

  • 33 düş yolcusu anısına fidan diktiler

    33 düş yolcusu anısına fidan diktiler

    ANKARA – Gençlik örgütleri, Suruç Katliamı’nın 5’inci yıldönümünde katliamda yaşamının yitiren 33 düş yolcusu anısına fidan dikerek, “Bu fidan mücadelemizin temsilidir.  Hesap sormaya devam edeceğiz” dedi.

    Ankara’daki Gençlik Örgütleri, Kavaklı İnisiyatifi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencileri, 20 Temmuz Suruç Katliamı’nın 5’inci yıldönümü nedeniyle ODTÜ kampüs içerisinde yer alan Kavaklık bölgesine, katliamda yaşamını yitiren 33 düş yolcusu anısına fidan dikti.

    Fidan dikiminden sonra yapılan kısa açıklamada, “Beş sene önce, İŞİD çeteleri tarafından katledilen 33 düş yolcusunu anmak için bugün Kavaklık’a fidan diktik. Bu fidan mücadelemizin temsilidir. Biz bu çeteleri barındıranları, bekleyenleri çok iyi biliyoruz, hesap sormaya devam edeceğiz” denildi.

    Açıklamanın ardından 20 Temmuz saat 18.00’de Güvenpark’ta yapılacak olan Suruç anmasına çağrı yapıldı.