Category: slıder

  • Öcalan Tişörtlü Gençler AKP’li Mehdi Eker’i Konuşturmadı

    Öcalan Tişörtlü Gençler AKP’li Mehdi Eker’i Konuşturmadı

    Başkent Londra’da bulunan LSE Üniversitesinde düzenlenen bir toplantıda konuşmak isteyen AKP genel başkan yardımcısı Mehdi Eker, bir grup gencin protestosu ile karşılaşınca toplantı iptal edilmek zorunda kaldı.

     

    AKP’nin lobi organizasyonu BITAF (British Institute of Turkish Affairs) ve SETA (Avrupa Araştırmaları Masası) tarafından organize edilen panel Kürt gençleri tarafından protesto edildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resmi ve üzerinde ‘Öcalan’a Özgürlük’ yazılı tişört giyen gençler Mehdi Eker’in konuşmaya başlamasıyla birlikte ‘Biji Serok Apo’ sloganları atara Eker’i konuşturmadı.

    Londra’nın Ekonomi ve Siyaset Bіlіmlerі Üniversitesi’nde düzenlenen panelde açılış konuşması yapmak isteyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, “Kürtlere karşı yürütülen kirli savaşın sebebi sizsiniz“,“Bijî Serok APO“ ve “PKK Halktır, Halk Burada“ sloganlarıyla Eker’in konuşma yapmasına izin verilmedi. Gençler AKP’nin Kürtlere karşı yürüttüğü topyekün imha savaşına dikkat çekerek, belediyelere atanan kayyumları ve insanlık mücadelesi veren Rojava’ya işgal girişimleri kınadı.

    ‘Burası Türkiye Değil’

    AKP’liler eylemci gençlerin ellerindeki pankartı almaya çalışınca kısa süreli bir arbede yaşandı. Güvenlik görevlilerinin araya girmesiyle saldırganlar uzaklaştırılırken, paneli dinlemeye gelen bir kadın, eylemcilere saldırmaya çalışan AKP’lere ‘burası Türkiye değil, zorbalıkla kimseyi susturmazsınız, burası özgür bir ülke, herkesin fikrine saygı göstermeyi öğreneceksiniz’ şeklinde tepki gösterdi.

    mehdi-eker-protesto4
    Eylemci gençlere saldırmaya çalışan AKP’lilere tepki gösteren bir dinleyici ‘burası Türkiye değil’ dedi

    ‘Katliamlara Ne Kadar Harcadınız’

    ‘Biji Serok Apo’ sloganları eşliğinde konuşmasına devam etmeye çalışan Eker, konuşmasında mültecilere harcadıkları paradan bahsedince, eylemci gençlerden birisi, ‘Kürt katliamlarına ne kadar para harcadınız, onu söyleyin’ şeklinde bağırdı.

    mehdi-eker-protesto1
    Mehdi Eker, mültecilere harcadıkları paradan bahsedince, eylemci genç ‘katliamlara ne kadar harcadınız’ şeklinde tepki gösterdi 

    Organizatör: Devam Edemeyiz

    Kürt gençleri “Stop Turkey’s war on Kurds – Kürtlere karşı yürütülen imha savaşı durdurun“ yazılı pankartı taşıyarak, salonda protesto eylemlerini sürdürdü. Gençler saldırılara rağmen direnişlerini sürdürerek, paneli sabote etti. Güvenlik görevlileri panelin güvenlik nedeniyle devam edemeyeceğini duyurarak salonda bulunanların binayı boşaltmasını istedi.

    mehdi-eker-protesto-pankart
    Gençler ‘Stop War On Kurds’ pankartı açtı

    Kürt gençlerin protesto eylemi panelin iptal edilmesi ardından sloganlar eşliğinde son buldu.
    https://youtu.be/ujW3B6ijwJ0

  • Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gözaltına Alındı

    Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gözaltına Alındı

    Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Belediye binasına ve eşbaşkanların evlerine de baskın düzenleyen polisler arama yapıyor.

     

    Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, bu akşam polislerce gözaltına alındı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca PKK’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı alınan verilen eş başkanlardan Gültan Kışanak Diyarbakır Havalimanı’nda, Fırat Anlı ise adresinde, İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi ekiplerince gözaltına alındı.

    Havalimanı’nda gözaltına alınan Gültan Kışanak Ankara’dan dönüyordu. Kışanak, 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nda bugün dinlenmişti. Komisyon’da dinlendikten sonra uçakla kente dönen Kışanak’ın uçağı kente iner inmez havalimanında gözaltına alındığı öğrenildi.

    Gözaltına alınan Kışanak ve Anlı’nın evlerinde de polis araması yapılıyor.

    Belediyede darbe görüntüsü

    Eşbaşkanların gözaltına alınması ile eş zamanlı olarak polisler Büyükşehir Belediyesi’ne de baskın yaptı. Çok sayıda çevik kuvvet ve özel hareket polisi ile beraber TOMA ve akrep tipi zırhlı araçlarla belediye binası abluka altına alındı. Binaya girmek isteyen belediye çalışanları polisler tarafından engellendi. Çalışanlar ile polis arasında gerginlik yaşanırken, baskının gerekçesine dair herhangi bir bilgi verilmedi.

    Belediye binasının çatısına ve her katına ellerinde uzun namlulu silahlarla bulunan özel harekat polisleri yerleştirildi.

    Baskının haber alan HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca ile Amed Baro Başkanı Ahmet Özmen de belediye önüne geldi. DİHA

  • Wood Green’de Yine Bir Cinayet Haberi

    Wood Green’de Yine Bir Cinayet Haberi

    Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra’nın Wood Green bölgesinden yeni bir cinayet haberi geldi.

     

    Bugün saat 3:30’da Wood Green bölgesinde bulunan Station Road üzerinde bulunan bir Pubın önünde 33 yaşında bir adam bıçaklanarak öldürüldü. Jolly Anglers adlı pubın önünde yaşanan cinayette Vincent Harvey adındaki erkek olay yerinde hayatını kaybetti.

    Olayın yaşandığı cadde trafiğe kapatılırken polisin araştırması devam ediyor. Cinayet ile ilgili henüz gözaltına alınan olmadı.

  • ‘Türk Devletinin Bu Ayıbına Dur Demeliyiz’

    ‘Türk Devletinin Bu Ayıbına Dur Demeliyiz’

    Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) eski yönetim kurulu üyesi ve NUJ (İngiliz gazeteciler sendikası) yönetim kurulu üyesi Barry White, Türkiye ziyaretinin ardından gazetemize açıklamada bulunarak muhalif basına yönelik AKP hükümetinin hukuk dışı tutumunu değerlendirdi.

    Üç hafta önce tutuklu gazetecilerin mahkemesini takip etmek üzere IFJ Uluslararası Gazeteciler Federasyonu adına Türkiye’ye giden Barry White, baskı altındaki bazı radyo ve televizyonları da ziyaret etmişti. White gazetemize yaptığı açıklamada Erdoğan’ın kendisinin demokrasiye darbe vurduğunu ifade etti;

    ‘‘Türkiye’deki gerçek şudur ki, darbe girişimi aslında demokrasiyi yok etmeye çalışanları ortadan kaldırması gerekiyordu, ama Erdoğan ve onun hükümeti demokrasiyi yok etme çabalarına kendileri devam ediyor. Çünkü özgür ve çeşitli seslerde medya olmadan halk yeterince geniş, detaylı bilgi alamıyor ve bütün ülkenin bir diktatör tarafından yönetilme tehlikesi var şuanda Türkiye’de, Erdoğan’ın diktatör olabilmesi için her şeyden önce özgür basını susturması gerekiyor bizim görevimiz onları bunu yapmaktan alı koymak engellemektir.’’

    ‘Erdoğan’ın basına yönelik saldırılarını engellemek için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz’ sorumuza, daha fazla dayanışma ve mevcut durumu kendi ülkelerimizdeki hükümetlere ifade etmek şeklinde cevap veren White şunları belirtti;

    Bu sorunların üzerine giderken 2 odak noktamız var. Birincisi tek kelime ile dayanışma. Avrupa’da biz gazeteci sendikaları ile hem Avrupa parlamentosunun ilgisini olanlara doğru çekmek için ve onların ifade özgürlüğü için desteklerini almak için hem de kendi parlamentomuz ile bu sorunları paylaşıyoruz çalışıyoruz ki insan hakları önceliklerini uygulamaya geçirebilelim. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü bilinsin ki azınlığın işine gelen ticaret ve turizmden önceliklidir. Bunun mücadelesini vermek ve özgürlüklerini meslektaşlarımıza kazandırmak için çaba sarf edeceğiz.”

    Türk devletinin bu ayıbına dur demek için çabaladıklarını ve baskı altındaki meslektaşlarının yalnız olmadığını ifade eden White, mücadeleye devam edeceklerini belirtti;

    ‘‘Özgür ve bağımsız bir basının olmadığı yerde demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Türkiye’deki özellikle Kürt gazeteciler ve tüm muhalif basın insanları aslında halkın gözü kulağıdır O’nlar sosyal ve siyasi yaşamın gözlemcileridir. Kendi ülkemizde, Türkiye’deki Kürt ve muhalif gazetecilerle dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Parlamento üyelerimize aralıksız yazılar yazarak onları bilgilendirmeye ve Türkiye’nin bu ayıbına dur demeye zorluyoruz.

    Elimizden geldiğince, işimi kaybeden, ailesi tehdit edilen, baskılara maruz kalan tutuklanan, alı koyulan ve eziyet edilen Kürt gazeteciler ile iletişim kurmaya çalışıyoruz. Şuan için özellikle İngiltere’de bulunan Türkiyeli ve sizin gibi Kürt gazeteci arkadaşlarımızın ülkelerine giriş çıkışında sorun yaşamamak için elimizden geleni yapıyoruz.

    Gazeteci dostlarımız yalnız değildir, Erdoğan ve hükümetinin demokrasi dışı yaptırımlarının önüne geçmek için hep birlikte sizlerle dayanışma içerisinde mücadeleye devam edeceğiz.”

    Haber: Erem Kansoy

     

  • HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    HDP’li Öztürk: Demokratik Süreç Başlamazsa Darbe Riski Devam Edecek

    Londra merkezli Centre for Kurdish Progress önceki gün HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Parlamentosu Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Salar Mahmood’un konuşmacı olarak katıldıkları bir panel düzenledi.

    İngiliz Parlamentosu Lordlar Kamarası’nda 11 Ekim 2016’da gerçekleşen, “Türkiye’de darbe girişimi sonrası demokrasi ve Kürt Bakış Açısı” konulu panelin ev sahipliğini ve başkanlığını Richmond Barones’i Angela Harris yaptı.

    Harris’in açılış konuşmasından sonra sözü alan HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, Türkiye’de bugün yaşananların idrak edilmesi için geçmişin anlaşılıp, analiz edilmesi gerektiğini, özellikle demokratikleşme ve Kürt sorununa değinmeden bugün yaşanılanların anlaşılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

    Öztürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimleri sonrasında HDP’nin başarısını kabul etmeyerek, erken seçime gidilmesi kararı aldığını ve buna rağmen 2 Kasım’daki seçimlerde de HDP’nin yine %10 barajını geçtiğini söyledi.

    Öztürk şöyle devam etti; “Türkiye’de kalan son demokratik rejimin kırıntılarının da HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile tehlike altında olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda Alevi ve diğer azınlık gruplara yapılan saldırılarda, Türkiye’de artık politik olarak iletişim kurulmasına izin verilmeyeceği mesajı veriliyor.”

    HDP olarak darbeye karşı olduklarını ve bunu darbe girişimi sonrasında derhal belirttiklerini söyleyen Öztürk, Türkiye’de demokratikleşme süreci başlatılmadığı sürece her zaman askeri darbe riski olacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi bu demokratikleşme sağlanamadığı sürece Türkiye’de hâlâ askeri darbeyi umut edecekler olacağını dile getirdi.

    Öztürk, darbe girişimi sonrasında ilân edilen OHAL sonrasında, devlet kademelerinde 40-50 sene görev yapmış, Fethullah Gülen’in cemaatine mensup üyelerin temizlenmesi bahanesiyle, hükümet aleyhine düşünen herkesin uzaklaştırılmasının hedeflendiğini öne sürdü.

    Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye parlamenter demokrasiden tek kişiye bağlı bir sisteme geçiş yapmış durumdadır. OHAL sonrasında 93 bin kişi açığa alındı. 40 bin kişi halen gözaltında.

    Üniversitelerde 5,247 akademisyen gözaltında. 3,392 hakim ve savcı görevlerinden alındı. 28.163 eğitim müdürü,2,018 sağlık müdürü,1,642 finans müdürü görevden alındı. 35 adet sağlık merkezi kapatıldı, 1.061 eğitim kurumu kapatıldı.

    En önemlisi 11.301 öğretmen görevden, terörist oldukları gerekçesiyle açığa alındı. Bu sayısal figürler olayın vahametinin görülmesi açısından çok önemli.”

    Özellikle hapishanelerde insan hakları ihlali yapıldığını belirten Öztürk, insanların kendi memleketlerinden çok uzak şehirlerde hapishanelere koyulduğunu ve ekonomik durumları iyi olmayanların ailelerinin ve avukatlarının onları görmeye gidemediklerini belirtti. Avukat görüşmelerinin kayıt altına alındığını söyleyen Öztürk, böyle bir uygulamanın demokratik bir ülkede olmaması gerektiğini, 4 kişilik koğuşlarda tutukluların 12 kişi kaldığını ve dönüşümlü olarak uyuduklarını dile getirdi.

    HDP’nin demokratik seçimle kazandığı 24 belediye başkanının tutukladığını ve bu belediyelere AKP hükümetinden kişilerin atandığını söyleyen Öztürk, yasalara göre bu belediyelere HDP’nin havuzundan kişilerin atanması gerektiğini belirtti.

    Öztürk sözlerine şöyle devam etti; “Darbe girişimi sonrasında Kürt kasabalarındaki belediye başkanlarına saldırılar düzenlendi. Bu kasabalardaki insanların iradesi göz ardı edildi ve AKP mensubu kişiler bu kasabaların idaresine atandı.”

    Muhalif olan yerel televizyon ve radyo kanallarının kapatıldığını belirten Öztürk, bunların arasında Alevi kanalının da olduğunu ileri sürdü.

    Son olarak Türkiye’deki, hapishanelerdeki baskının son bulması ve demokratik sürecin başlatılması gerektiğinin altını çizen Öztürk, Öcalan’ın serbest kalmasının milyonlarca Kürt’ün ortak arzusu olduğunu belirterek bu baskının son bulması gerektiğini belirtti.

    Kürtler yerine Araplar desteklendi…

    Salar Mahmood konuşmasına Britanya’nın Kürt sorunlarında oldukça pasif kaldığını belirterek başladı. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü sonrasında, Kürt ulusunun dörde ayrıldığını öne süren Mahmood, dönemin başbakanı Lloyd George’un Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmasında Kürtlerin kendi özerk bölgelerini kurma hakları olduğunu dile getirdiğini, o dönemde birçok umut aşılandığını fakat 1920 sonrasında yapılan anlaşma sonrasında Büyük Güçlerin etkisiyle bu anlaşmaların geçersiz kılındığının altını çizdi.

    “O dönem Türkiye, Irak ve İran birlikte hareket ederek, Kürt ülküsü hareketinin ve devriminin önünde durdular. Bölgede yeni bir haritanın kurulmasının karşısındaydılar. Sykes Picot Anlaşması 100.yıldönümünde Kürt insanına çok şey borçludur. Diğer uluslar Sykes Picot anlaşmasında yapılan hataları düzelterek, Kürtlerin haklarını tanımaları gerekmektedir. Bu bizim geçtiğimiz 100 yıl içerisindeki tarihimiz ve bu nedenle bölgede bir türlü istikrar sağlanamıyor. Bu istikrarsızlığın sebeplerini sormamız gerekiyor.”

    Mahmood, Türkiye’nin Irak sınırlarını, DAEŞ ile mücadele bahanesiyle ihlal ettiğini ve sadece geçen hafta Irak Parlamentosu’ndan bir deklarasyon yayınlanarak Türkiye’nin sınır ihlali yaptığının açıklandığını söyledi.

    Türkiye, Britanya ve Amerika ve diğer büyük ülkelerin, bölgede kendi çıkarları, doğal kaynaklar ve zenginlikler için mücadele ettiklerini ileri süren Mahmood, bu ülkelerle ekonomik ilişkilerin önem taşıdığını fakat geçmişe dayanan tarihi ve ulusal sorunlar olduğunun da bilinmesi gerektiğini belirtti.

    Çok Uluslu Proje’ye Kürtler ve diğer etnik kökenler de dahil…

    Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Uzun süredir Rojova ve Başur’da DAİŞ’le mücadele ediliyor. Kürt kadınları DAİŞ’le savaşırken efsanevi bir mücadele veriyorlar. Türkiye, Irak ve Suriye’deki hükümetler bilindiği gibi oldukça zayıflar ve büyük güçler bunları iktidarda tutarak daha küçük kültürlerle uğraşmalarına izin veriyorlar. Kürtlerin şuan çok uluslu bir projesi var. Sadece Kürtlerden bahsetmiyoruz, Türkmenler ve diğer etnik kökenler de bu proje dahilindedir.”

    Ulusal işbirliği ve kendi davaları için mücadele ettiklerini, demokrasi ile problem yaşadıklarını dile getiren Mahmood, bu sorunun uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğunu, Kürdistan’daki demokratik sürecin gözlemlenip, desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    Güney Kürdistan’da bu zamana kadar uygulanmamış bir model olduğunu ileri süren Mahmood, Irak Parlamentosu sözcüsünün dünyadaki tüm parlamentolarda konuşabildiğini fakat kendi parlamentosuna giremediğini belirtti. Mahmood, Kürdistan bölgesinde sınırlı politik elit bir grubun bulunduğunu ve her şeyi kontrol ettiğini ve bunun demokratik ilerleme için bir yük olduğunu dile getirdi.

    Kürdistan’da demokratik süreç için büyük çaplı bir değişim yapılması gerektiğine dikkat çeken Mahmood, halk olarak hem büyük bir riskin hem de büyük bir başarının önünde olduklarını belirtti.

    Sivil toplum örgütlerinin Kürt toplumunu desteklemesi gerektiğinin altını çizen Mahmood sözlerine şöyle devam etti; “Batı’ya baskı uygulayarak onlardan sadece silah yardımı değil, ayrıyeten demokrasi inşası ve barış için destek almalıyız. Şengal’de 2 yıl öncesinde yapılan soykırım sonrasında şunu belirtmek isterim ki Kürtler , Kürdistan’ın diğer üç bölgesinde hâlâ katliam riski ile karşı karşıyadır. Soykırım uluslararası bir suçtur ve bununla ilgili uluslararası bir yasa çıkarılması gerekmektedir.”

    Mahmood konuşmasına, uluslararası toplumun özellikle Kürtlerle ilişkisi bulunanların, politikalarında radikal değişimler yapmadığı takdirde Orta Doğu’nun huzur göremeyeceğini, Kürtlerin, bölgedeki diğerleri gibi kendi bağımsız devletlerine ihtiyaçları olduğunu söyleyerek bitirdi.

  • ‘Avrupa’da Aleviler’ Kitabının Tanıtımı Yapıldı

    ‘Avrupa’da Aleviler’ Kitabının Tanıtımı Yapıldı

    Dr. Tözün İsa tarafından kaleme alınan ve birçok farklı yazarların destek verdiği “Alevis in Europe” (Avrupa’da Aleviler) kitabı geçtiğimiz hafta Metropolitan Üniversitesi Holloway kampüs binasında gerçekleşti.

     

    Tanıtım gecesine; Üniversite Rektörü Prof. Dr. John Raftery, Haringey Belediye Başkanı Ali Özbek, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil’in yanısıra geçen yıl yaşamını yitiren Tözün İsa’nın ailesi. dernek temsilcileri ve toplum üyelerinden kalabalık bir katılım oldu.

    Gecenin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. John Raftery, kitabın, Alevilerin göçmenlik serüveni ve nedenlerine ışık tuttuğunu belirterek kitabın yazılmasında emeği geçen ve aramızda olmayan Dr. Tözün İsa başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Prof. Dr. John Raftery, “öğretmek” kelimesini “devrimci” olarak niteleyerek, “Bütün dünyayı ancak böyle değiştirebiliriz” dedi.

    Kendisinin de İrlandalı bir göçmen olduğunu belirten Prof. Dr. John Raftery, “İrlanda’dalı ikinci kuşak göçmenler, göç serüveninde ne tür bedeller ödendiğini bilmiyorlar.  İrlanda’daki ruh sağlığı bozuklukları, eğitimdeki olumsuzluklar, intiharlar gibi pek çok olumsuz toplumsuz grafiklerle göçmen İrlandalıların grafikleri kıyaslandığında bu bedel bilimsel olarak da kanıtlanmaktadır. Alevis in Europe gibi çalışmalar bu bedelin tarihini anlatma açısından çok önemli” diye konuştu.

    Avrupa’da Aleviler kitabının yayın koordinatörlüğünü üslenen Prof. Dr. Alistair Ross da, İsa Tözün’ün emek verdiği kitabın yayınlandığını görememesinden büyük bir hüzün duyduğunu söyledi. Prof. Dr. Alistair Ross, kitabın ortaya çıkmasına kadar Alevilerle ilgili ayrıntılı bilgisi olmadığını belirterek, “İyi bir ekiple kalıcı bir eser ortaya çıktı. Kutluyorum” dedi.

    Kitabın bölüm yazarları Filiz Çelik, Hüseyin Mirza Karagöz ve Burcu Şentürk Gökpek de kitapta kaleme aldıkları bölümü özetleyerek Alevilerin tarihine ışık tutmaktan memnun olduklarını dile getirdiler.

    BAF Başkanı İsrafil Erbil de “Alevis in Europe” kitabının yalnızca Alyevilerin değil göçmenlerin bir rehberi olduğunu belirterek, “Kitaba emeğe geçen herkese teşekkür ediyoruz. Kitabın editörü değerli dostumuz İsa Tözün toplum için büyük bir kayıp. Onun eserini geniş okur kitlesine ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız. Devri daim olsun” dedi.

    ALEVIS IN EUROPE?

    Routledge yayınlarından çıkan kitap Tözün İsa tarafından edit edildi. Alevilerin kimliğini anlatan kitap, Alevilerin Türkiye’deki konumları ve Avrupa’daki serüvenlerini anlatan farklı makalelerden oluşuyor. 252 sayfa ve 8 illistürasyonun yer aldığı kitabın kapağında, Vehbi Koca’nın çektiği Londra’daki Trafalgar Meydanı’nda semah dönerek barış güvercini uçuran  Alevilerin fotoğrafı yer alıyor.

    alevism-2
    Avrupa’da ALeviler kitabı
  • Bozca-Der Dayanışma Gecesi Gençlerin Eğitimlerine Katkı Sunacak

    Bozca-Der Dayanışma Gecesi Gençlerin Eğitimlerine Katkı Sunacak

    Bozca-der her yıl gerçekleştirdiği geleneksel dayanışma gecesini eğitim ve sosyal çalışmalarına destek olmasını hedefliyor.

    İrfan Sağır’ın başkanlığındaki dernek, bu yıl eğitim ve sanat çalışmalarına öncelik vererek, geceden elde edeceği geliri bu çalışmaların devamına yatırım yapmayı hedefliyor.

    Genel sekreter Ergül Kömür’ün öncülüğünde yürütülen eğitim çalışmaları akademik ve sanatsal kurslardan oluşuyor.

    Derneğin kurulmasındaki temel hedefin gençlere hizmet olduğunu hatırlatan Kömür, şöyle konuştu: ‘‘İngiltere’de büyüyen toplumumuzun en büyük sorununun eğitim olduğunu düşünüyoruz. Kurumumuza düşen bu görevin farkında olarak, Bozca-der, altyapı çalışmalarını tamamlayıp eğitimde halkımıza hizmet vermeye başlamıştır.’’

    Dernek, ek hizmet olarak, kurslara katılan bütün öğrencilere, ücretsiz olarak mentoring hizmeti sunuyor. Öğrenci koçluğu olarak da bilinen, bu danışmanlık hizmeti Rafet Dügencili tarafından veriliyor.

    Akademik alanda 5. ve 6. sınıf öğrencilerini Sats sınavlarına hazırlık dersleri ve orta okul sonu sınavları olan GCSE hazırlık dersleri verilmektedir.

    Derneğin sanatsal eğitim programı, Mersin Üniversitesi orkestra şefliği ve kompozisyon bölümü mezunu ve eski öğretim görevlisi, Murat Sığırcı tarafından yürütülüyor. Sanat eğitimi kapsamında bağlama, gitar, piyano ve perküsyon dersleri verilmekte.

    img_0627

    Ayrıyeten, tiyatro dersleri, Dalston’da bulunan Arcola Tiyatrosunda çalışma yürüten, Tuncay Akpınar tarafından verilmekte.

    Bozca-der eğitim alanı yanı sıra, sosyal alanda da çalışmalara yer veriyor. Dernek yönetimi, en son, Dalston’da bulunan Cemevinde Hasan Ergisi dede ile Birlik Cemi organize etti.

    Eğitim kursları için kayıtlar devam etmekte.

    Bozca-der’in geleneksel dayanışma gecesi, 26 Ekim Çarşamba, saat 18:00-23:00 arası, Kervan Düğün Salonunda gerçekleşecek.

    Gecede Grup Abdal, Emre Saltık ve Zuhal sahne alacak.

    Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Bozhüyük ve Camiliyurt köylelerine ait Bozca-der, 2008 yılında kuruldu.

    img_0626