Kurulduğu günden bu yana iç tartışmaların ve hizipçiliğin bitmek bilmediği CHP İngiltere Birliği dün kongresini gerçekleştirdi. Kongreye ‘hormonlu büyüme’ tartışması damgasını vurdu. İki adayın yarıştığı seçimde Hasan Dikme birliğin yeni başkanı olarak seçildi.
CHP İngiltere Birliği’nin dün Hackney bölgesinde bulunan Epic Dalston salonunda gerçekleştirdiği kongreye, üyelerle birlikte CHP’nin örgütlemeden sorumlu genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl de katıldı. Önceden başkanlık için adaylıklarını açıklayan Erol Başarık, Davut Karataş ve İlhan Kale başkanlık yarışından çekilirken, kongre günü adaylığını açıklayan Dursun Boran ve Hasan Dikme yarıştı.
‘350 ÜYENİN PARASI ORTADA YOK’
Birlik başkanı Suna Akartuna kongreye dönük rahatsızlığını dile getirerek, “Tüzüğe göre genel kurulda toplam üyelerin yarısından 1 fazlasının hazır olması gerekiyordu. Ancak çoğunluk sağlanmadan hatta sayım bile yapılmadan oylama başladı. Toplu üyelikler yapıldı. 350 üyenin parası da ortada yok” şeklinde konuştu.
‘BU HORMONLU BİR BÜYÜMEDİR’
Kongrenin favori başkan adaylarından birisi olan Davut Karataş, son haftalarda çok sayıda yeni üyenin kaydedilmesine tepki göstererek başkanlık yarışından çekildiğini açıkladı. Kongreye damgasını vuran konuşmada Karataş, uzunca marketlerdeki organik ve hormonlu gıdalardan örnekler verdikten sonra, ‘‘CHP İngiltere Birliği, son bir hafta hatta son iki üç gün içerisinde üye sayısında organik olmayan bir büyüme gösterdi. Bu hormonlu bir büyümedir, sağlıklı değildir, güzel bir tadı olmayacaktır. Ben bunu demokratik bulmuyorum. Bu her şeyden önce eski üyelerimizin iradesine haksızlıktır.’’ dedi.
‘GRUPLAŞMA VE AYRIŞTIRMAYA SON VERECEĞİZ’
Tartışmalı kongrede başkan seçilen Hasan Dikme, “Amacımız ayrıştırmak değil birleştirmektir ve birlikte daha güçlü, daha büyük bir CHP yaratmaktır” dedi. Kendilerinin CHP’nin kapısını herkese sonuna kadar açık tutarak gruplaşma ve ayrıştırma politikasını tamamen bitireceklerini kaydeden Dikme, “CHP’nin ihtiyacı olan büyük birliği tesis edeceğiz” şeklinde konuştu. Seçim çalışmaları çerçevesinde hazırladıkları seçim manifestosunu da üyeler ve basın mensupları ile paylaşan Hasan Dikme CHP’nin Londra’da hak ettiği çalışma merkezine kavuşacağını da sözlerine ekledi.
KONGREDE BLOK LİSTELER YARIŞTI
406 üyenin oy kullandığı kongrede, 16 oy geçersiz sayılırken, 390 geçerli oydan 208’ini Hasan Dikme, 182’sini ise Dursun Boran’ın listesine verildiğini açıklandı. Hasan Dikme’nin başkanlığında Sibel Özçelik, Elif Gelirli, Sibel Alp, Seyit Gencay, Kazım Gül, Sidar Yıldırım, Ayhan Peker ve Latif Balcı yönetim kuruluna, Seher Giyer, Şükrü Gülşen ile Seyda Aksu ise yedek üye olarak seçildiler.
CHP İngiltere Birliği yeni yönetimi FOTO: eurovizyon.co.uk
Yaşlı dünyamız; inançlar, mezhepler ve devletler arası savaştan çok çekti, yoruldu ama tanrı adına savaşanlar yorulmadı, hayallerindeki cennet uğruna, gerçeği cehenneme dönüştürmekten yorulmadılar.
Aladdin Sinayiç
Tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla beraber, aynı tanrının gücünü paylaşamayanlar mezheplere ayrılıp yıllarca birbirleriyle savaştılar, on yıllar boyunca toprakları kanlarla suladılar. Sonra Tanrı’nın gücü daha da bölündü, ve bu sefer dinler çoğaldı. Tabi ki bu sefer dinler, Tanrılarının gücü sadece kendisi olsun adına savaşacaktı. Ve savaştılar. Yorulmadan, bıkmadan savaştılar. Sonra da bu muazzam Tanrı’nın gücünü aynı dinden olanlara da yetmedi, bu sefer de oluşturulan soysuz ulus devletler arasında savaşlar başladı. Yüzyıllarca bu kara bulut yeryüzünün üzerinden gitmek bilmedi.. Katoliklerle Protestanlar arasındaki 30 yıl savaşları, Haçlı seferleri, İslami fetihler, Şii Sünni çatışması, birinci ve ikinci dünya savaşları…
En sonunda da sert kışa dönüşen Arap baharıyla Tanrının gölgeleri olan diktatörlere karşı verilen savaş…
Bu karabulut ‘kör İslam’ın’ esir aldığı Ortadoğu coğrafyasına asılı kaldı.
Şimdi, karabulutların altında, geleceğe umut eken bu üç Ali’ye dönersek;
Bu topraklarda doğan farklı inançlar hep ortak kültürden beslendi. Birbirlerinden koparak farklılaşsalar da ortak değerleri hep vardı. ‘Ali’ ismi bu ortak yanlardan birisi…
Ali Atalan: Êzidi… Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ) eski Eş Başkanı.. HDP Batman Milletvekili
Ali Aslan: Müslüman… Mıhallemi Derneği’nin kurucu başkanı. HDP Batman Milletvekili…
Ali Kenanoğlu: Alevi… Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği kurucu başkanı… Erdoğan darbesine maruz kalan 7 Haziran 2015 seçimleri HDP İstanbul Milletvekili..
Erol Dora, M Ali Aslan, Dilek Öcalan, Feleknas Uca, Ali Kenanoğlu, Ali Atalan
Bu üç Ali de kendi inançlarında liberal değiller, aksine her biri kendi inançları için aktif çalışan, emek veren ve bu konuda radikal olan insanlar… Ama nedense farklı inançlardan olanların kafalarını kesmiyorlar, hakaret etmiyorlar, yok saymıyorlar. Çünkü başka bir şeye de inanıyor bu Ali’ler; farklı inançların, dillerin, renklerin bir arada yaşayabileceğine de radikal bir şekilde inanıyorlar.
Ve bu radikal inanç HDP’de ruh buluyor.
Bu üç Ali dün, HDP’nin Süryani milletvekili Erol Dora, Yezidi milletvekili Feleknas Uca, Sünni milletvekili Dilek Öcalan ile aynı kazandan Aşure dağıttılar.
Bir yandan bu umutlu tablo dururken karşımızda ve geleceğe dair birazcık güzellik bahşederken, diğer tarafta kendisi dışındaki herkesi hain ilan eden, ‘adam gibi’ ölmek isteyen bir diktatör var. Bu ‘adam’ bir haftadır yatıp kalkıp kendi dindaşına düşmanlık edip, Musul operasyonuna Şiiler katılmasın diye .ötünü yırtıyor. Ve utanmadan, katliamcı dedesi Yavuz Sultan Selim’in Safevilere (Şiilere) karşı verdiği işgal muharebesini (Çaldıran muharebesi) gündemleştiriyor. Kendince İran ve Irak’ın Şii yapısını tehdit ediyor.
Kısacası tekrardan Mezhep savaşları naralarının atıldığı bu günlerde bu 3 Ali’nin duruşu hak yolundaki en hakiki duruştur, ve bu duruştur geleceğimize rehber olacak olan. Din faşizmine, Irk faşizmine inat bu üç Ali’nin duruşudur geleceğimizi inşa edeceğimiz temel…
Yukarıdaki grup isimlerine baktığımızda, dersiniz ki Mısır’da seçim var ve bu gruplar devrim için ortaya çıkmış siyasi partiler.
Bu gruplar ne Mısır’daki siyasi partiler, ne de devrim gibi bir amaçları var. Üye listesini bile birbirlerinden saklayan, hizipçiliğin, dedikodunun, didişmenin, iktidar savaşının sembolü haline gelen CHP İngiltere örgütlemesinin başına geçme savaşı veren gruplar bunlar.
16 Ekim’de yapılacak CHP Birleşik Krallık Birliği genel kurulu öncesi gruplar arası savaş kızışmış durumda.
Peki kim bu gruplar, ne vaat ediyorlar sayısı belli olmayan İngiltere’deki CHP üyelerine;
3B GRUBU: ‘Gruplaşmaya karşıyız ama diğer adayların bir grup adı oluşundan dolayı bizde 3B Grubu koyduk adımızı’ diyen bu 3B grubunun başkan adayı Elbistanlı İlhan Kale… Barış, Birlik ve Başarı diyen İlhan Kale, İngiltere’deki CHP oy potansiyelinin 40 bin olduğunu belirterek bunu daha da arttırma sözü veriyor. Kucaklayıcı ve birleştiricilikten dem vuran sayın Kale’ye, kendisinin mevcut yönetim kurulunda olduğu halde başkan adaylığı vaadlerini neden bu zamana kadar gerçekleştiremediğini ve 7 Haziran seçimlerinde 5 bin oy alan CHP’nin 40 bin oy potansiyelinin nerede saklandığını sormak gerek…
6 OK GRUBU: Bu grubun başını mevcut yönetimde başkan yardımcısı olan Antakyalı Davut Karataş çekiyor. Mahalle temsilcilikleri, parti okulu, irtibat ofisi ve ‘sizin sesiniz’ adında çalışma grubu kurma gibi vaadleri olan Karataş mevcut başkanın desteklediği isim. Bu yüzden de Birliğin haber bülteni sadece kendisine çalışmış. Sayın Kale’ye sorulan soruyu size de mutlaka sorar birileri sayın Karataş…
DEMOKRASİ VE BİRLİK GRUBU: Bu grubun başını Dersimli, pardon Tuncelili Hasan Dikme çekiyor. Devrik başkan Hasan Dikme, Şubat 2015’te yapılan ilk genel kurulda başkan seçilmesine rağmen, karşıt grubun itirazları sonucu genel kurul iptal edilmiş ve Mart ayında yenilenen genel kurulda başkanlık koltuğunu Suna Ertuna’ya kaptırmıştı. Hasan Dikme, mevcut yönetimin Kürtleri ve Alevileri ötekileştirişi pratiklerinden kaynaklı birçok CHP seçmeninin HDP’ye kaydığını düşünüyor, ve onları tekrar CHP’ye getireceğini vaad ediyor. Hasan Dikme ayrıca Yahudi lobisini örnek göstererek onlar gibi çalışacaklarının sözünü veriyor. Hasan beye Yahudi lobisini biraz daha iyi araştırmasını tavsiye edeceğim. Yahudi lobisi, Yahudiler dışında hiç kimseye hizmet etmez!
EROL BAŞARIK: Beyefendinin ne bir grubu, ne de bir grup ismi var. Erol bey, ‘Manifesto’ başlığıyla y
ayınladığı bildiride aynen şunları söylüyor; ‘‘Sadece kaçan CHP oylarını geri almak değil, başta AKP ve MHP oylarının da peşine düşeceğiz. Bu yolda internetin olumlu nimetlerini de kullanacağız.’’ AKP ve MHP oylarının peşine düşecek olan Erol beyin çok zorlanmayacağını zannediyorum, zira mevcut CHP’nin duruşu MHP ve AKP’nin seçmenine gayet hitap eden durumda.
Erol Başarık, Hasan Dikme, Davut Karataş, İlhan Kale
Evet şimdilik başkan adayları bunlar. Mevcut durumda kendisine tekrardan bir darbe yapılmazsa en güçlü aday olarak Hasan Dikme gibi gözüküyor.
Başkan adaylarına önemli bir soru: Sizler olmayan bir kuruma mı aday oldunuz? ‘CHP İngiltere Birliği’ diye bir kurum var mı gerçekten? Sizin tüzükte ‘CHP Birleşik Krallık Birliği’ olarak geçmiyor mu? Neden ısrarla hepiniz resmi olarak olmayan bir isim kullanıyorsunuz? Yani Suna hanım yarın çıkıp ‘bunların adaylığı kabul edilemez’ derse haksız mı?
Şimdi gelelim CHP İngiltere Birliği pardon Birleşik Krallık Birliğinin vazgeçilmezlerine…
Suna Akartuna: Hasan Dikme’nin başkanlığını kabul etmezsek, CHP Birleşik Krallık Birliğinin ilk başkanı. Kendisi Birlik başkanıyken, oğlu da tek kişilik CHP İngiltere Gençlik Kolları başkanı. Yapılan tüm tartışmaların ana merkezinde. Kendisine yönelik en son suçlama şeffaf olmama ve taraflı davranma suçlaması. Suçlama haksız da değil. Genel kurul öncesi üye listesinin kendileriyle paylaşılmadığı için kızan bazı başkan adaylarına Suna hanımın cevabı; ‘‘Bu konuda karşı karşıya kaldığımız ve kalacağımız hiç bir tehdit, zorunluluğumuzu yerine getirmeye engel olamayacaktır.’’ Sanırsınız ki, Rus KGB ajanlarının listesini ABD ile paylaşmamak için direniyor. Kendi başkan adaylarına ve yöneticilerine güvenmeyen bir anlayış…
Baki Düzgün: CHP İngiltere Birliği kurucu başkanı kendisi. Bu kadar işi İngiltere’de CHP’lilerin başına bela eden yaşlı ve sessiz adam…Yeni dönemde aday değil, hiç bir adayı da desteklemediğini ve hiçbirisini yeterli görmediğini açıklasa da, hem Hasan Dikme’nin, hem de İlhan Kale’nin tanıtım toplantılarına katılarak kendilerine destek verdiği görüntüsü yaratıyor. Ama sadece görüntü…
Ayhan Peker: Gece gündüz oturup eleştiri maili yazan bu beyefendi, mevcut yönetimin ve daha önce tartışmalı bir şekilde varlığına son verilen CHP İngiltere derneği yönetiminin en azılı eleştirmenlerinden. Şuan Hasan Dikme’nin başkanlığını destekliyor. Kendisine bir sır vereyim; iki hafta önce Angel’da bir cafede otururken, yan masaya mevcut kadronun başlarından bir hanımefendi ve beyefendi oturdu, seni bayağı çekiştirdiler. Anlaşılan kendilerini bayağı kızdırmışsın. Seni nasıl tasfiye edeceklerini hararetli bir şekilde uzunca tartıştılar…
Türkiye her gün biraz daha karanlık dehlizlere doğru gidiyor. CHP’nin savunduğu Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkeleri AKP tarafından ayaklar altına alınmış. Ama CHP Yenikapı ruhuna zeval gelmesin diye çırpınıyor.
Ülke tam bir kan gölü, Suriye’de, Irak’ta ülke tam bir kaosun içine sürükleniyor, ama CHP savaş tezkeresi çıkarıyor. Aralarında CHP’lilerin de olduğu 101 insanımızın Ankara’da katledilişinin yıldönümünde, CHP genel başkanı katliamı anmak yerine İslam sempozyumuna katılmayı tercih ediyor.
Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeliler yıllardır hemen her hafta bu karanlık gidişata dur demek için Londra merkezde eylem yapıyorlar. Bir gün bile bu CHP’liler bu eylemlerin birisine katılmadı, ses çıkarmadı… Şimdi kalkıp tüm toplumu kucaklamaktan bahsediyorlar…
Acısını paylaşamadığınız topluma kucak ta açamazsınız…
16 Ekim’de yapacağınız kongrede hanginiz seçilirse seçilsin, zihniyet değişmedikçe tüm enerjinizi ve zamanınızı bu iç didişme ve tartışmalarla geçireceksiniz. Bir bakacaksınız ki üzerine siyaset yaptığınız Cumhuriyetin hiç bir temel ilkesi kalmamış ve sizlerin Türkiye’de milletvekili olma hayalleri suya düşmüştür…
Bir süredir tutuklu bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in duruşmasına Britanya’dan da bir heyet katıldı. İngiltere’ye döndükten sonra yazılı bir açıklama yapan heyet, Türkiye’de yaşananların kaygılarını arttırdığını belirterek uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alarak dayanışma mücadelesini büyütmesi gerektiğini ifade etti.
İşçi Parti milletvekili ve gölge bakanı Kate Osamor ve Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins’den oluşan heyet 7 Ekim’de Diyarbakır ağır ceza mahkemesinde görülen duruşmaya katıldı. Duruşmada tahliye edilen DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in Nisan ayında Britanya parlamentosunda yaptığı konuşması da suç unsuru olarak iddianameye alınmıştı.
DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek GMB ve Unite sendikası tarafından Milletvekili Kate Osamor ev sahipliğinde Britanya parlamentosunda yapılan toplantıya katıldıktan iki hafta sonra Türkiye’de tutuklanmıştı.
İşçi Parti milletvekili ve gölge bakanı Kate Osamor ve Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins’den oluşan heyet CHP, HDP ve AKP’li yetkililerle yaptıkları görüşmede yaşanan gelişmelerle ilgili duydukları kaygıları dile getirdiler.
Kamuran Yüksek, Simon Dubbins, Kate Osamor, Sabahat Tuncel, Dilek Öcalan
ULUSLARARASI TOPLUM DAHA FAZLA SORUMLULUK ALMALI
DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in tahliye kararından mutlu olduklarını belirten milletvekili Kate Osamor, Yüksek’in tekrardan özgür bir şekilde siyasi çalışmalarına devam edebilmesinin önemine değindi. Osamor açıklamasında; ‘‘Biz Türkiye’de kaygılarımızı en düzeyde dile getirdik. Türkiye’deki bu tehlikeli türbülans döneminde sivil hakların ve özgürlüğün güvenceye alınması için uluslarası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerekir.’’ dedi.
MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM
Unite sendikası uluslararası direktörü Simon Dubbins ise yaptığı açıklamada Kürt halkına karşı şiddetli baskılardan duyduğu kaygıyı ifade etti. Dubbins açıklamasında; ‘‘Binlerce emekçi işinden edildi, tutuklandı ve onlarca basın kurumu devlet tarafından kapatıldı. Sendikalar ve sivil toplum büyük saldırı altında. Demokrasi ve sorunların barışçıl çözümü için daha fazla dayanışma çabası içerisinde olup dayanışma mücadelesini büyüteceğiz.’’ dedi.
SAVCI KAMURAN YÜKSEK’İN TAHLİYESİNE İTİRAZ ETTİ
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma savcısı, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in tahliye edilmesine itiraz etti.
Partisinin eylem ve etkinliklerinde yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek Mayıs ayında tutuklanan ve 7 Ekim’deki ilk duruşmasında tahliye edilen Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in serbest bırakılmasına savcılık itirazda bulundu. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz eden savcı, Yüksek’in katıldığı eylemlerde yaptığı konuşmaların siyasi parti faaliyeti olmadığını ve bunların “Yasadışı örgüt faaliyeti” olduğunu iddia etti. Savcı, tahliye edilen Yüksek’in tutuklanmasını istedi.
Önümüzdeki günlerde itirazı değerlendirecek olan mahkemenin, itirazı reddetmesi durumunda savcı bir üst mahkemeye başvurabilecek.
Duruşma için Amed’e giden Britanyalı heyet DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in tahliyesinden sonra DBP genel merkezine giderek Yüksek’i ziyaret etmişti.
Rojava’da yaşamını yitiren ilk İngiliz devrimci-YPG’li Konstandinos Erik Scurfield’ın insanlık için adadığı yaşamını araştırdık. DAİŞ çetelerine karşı direnişte, İngiliz vatandaşı YPG savaşçısı Konstandinos Erik Scurfield Rojava’nın Til Berak kentinde 2 Mart 2015’te DAIŞ çeteleri ile savaşırken yaşamını yitirmişti. YPG saflarında Daişe karşı onurlu bir mücadele veren Kostas Scurfield geçtiğimiz hafta 27 yaşına girdi. Bu genç devrimcinin yaşamı ile ilgili ailesiyle yaptığımız görüşmeyi sizler için 4 sayılık bir yazı dizisi şeklinde düzenledik.
Erem Kansoy
Yaşamı boyunca fedakarlıkları, samimi dostlukları ve özgüveni ile ön plana çıkan Kostas Erik Scurfield (Heval Kemal), attığı her adımda ve yaşamını ortaya koyduğu insanlık mücadelesi ile ailesinin gurur kaynağı.
Heval Kemal’ın şehid olması ile İngiliz basını başta olmak üzere batılı basın İngiliz YPG’linin ölümüne büyük yer verirken, Vasiliki ve Chris çifti evinin kapılarını Telgraf’a açtı. Bir çok gence yaşantısıyla örnek olacak Kostas’ın bilinmeyen yönleri ile ölümünün ardından annesinin ‘Kostas Olive Tree’ (Kosta Zeytin Ağacı) vakfı ve çalışmaları hakkında da bilgi aldık.
Heval Kemal kod adlı Konstandinos Erik Scurfield’ın inişli çıkışlı hayatı, ailesi ve çocukluğu, çevresi ile yaşantısına dair bilinmeyen bir çok önemli kesiti annesi Vasiliki Scurfield ve babası Chris Scurfield ile konuştuk. Ayrıca Rojava’da DAİŞ çetelerine karşı yürütülen bir çok operasyonda da Heval Kemal ile birlikte mücadele veren İngiliz YPG’li savaşçı Macer Gifford’da arkadaşı ile ilgili özel detayları okuyucularımız ile paylaştı.
Konstandinos Erik Scurfield (Heval kemal)’in anne ve babasını da yakından tanıyarak kendi çocuklarını ve Kürt mücadelesine uluslararası desteği ile İngiltere’den bir ailenin bakışını, kendilerinden dinledik.
Vasiliki Scurfield
Kısaca Scurfield ailesini tanıyalım
Vasiliki (Kostas’ın Annesi): “Adım Vasiliki Scurfield, Ocak 1966’da, Afrika’nın Zimbabwe ülkesinde doğdum. Yunan vatandaşıyım, İngiltere’de yaşam sürdürüyorum. Benim babam Yunan, annem İngiliz. Ben 1986 yılında İngiltere’ye 21 yaşlarında iken Arkeoloji üzerine üniversite okumaya gelmiştim. Eşim Chris ile oğlumuz Kosta’nın doğduğu yıl olan 1989’da evlenmiştik. Kosta’nın doğum günü 22 Eylül 1989.”
Chris (Kostas’ın Babası): “Ben Chris Scurfield, İngiliz vatandaşıyım, Yorkshire bölgesinde doğdum ve yaşantımı hep burada lokal olarak sürdürdüm. Vasiliki ile üniversite öncesinde tanışmıştık, eğitimi tamamlamadan evlenmiştik. O dönemler işsizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı Vasiliki ile üniversite okumaya karar vermiştik, Kosta ve kız kardeşi de bizimleydi. Üniversite için Nottingham’a taşınmıştık. Vasiliki Arkeoloji klasikleri bense Arkeoloji üzerine okumuştum. Okulumuzu tamamladığımızda Kosta 2 buçuk yaşında idi. Kız kardeşi George üniversiteye başladığımızda 6 aylık ve David’de üniversiteyi bitirdiğimizde 6 aylıktı.”
Üniversitenin ardından hayata atılan ve geçim mücadelesi veren aile, bir çok zorluk aşarak 3 çocuklarını yetiştirmeye koyulur.
Vasiliki: “Bizim için o dönemlerde yaşam oldukça zordu, Arkeoloji üzerine okuduğumuz için bu alanda iş bulmak çok zordu. Kosta 5-6 yaşlarında iken hala biz okul okuyorduk, biz üniversiteyi 1996 yılında bitirdik. O zamanlarda Arkeolojide sadece geçici işler bulmak mümkündü, kalıcı bir iş bulmak çok zordu. Özellikle çocuklu bir kadınsanız neredeyse imkansızdı, çünkü bir yerlere gidip çadırlarda yaşayarak kazı yapmanız mümkün değil. Bu sebepten dolayı Chris her zaman uzakta çalışıyordu ve sürekli gidip geliyordu. Ayrıca Arkeolojide büyük paralarda kazanmanız mümkün olmadığı için bizim için en zor şey işimiz gereği ülkenin bir çok yerine gidip oralarda sürekli kısa süreliğine yaşamlar inşa etmek zorunluluğuydu. Chris, Nottingham’daki işinin ardından Lancester’de iş bulmuştu ve oraya taşınmıştık, ardından Weakfield.
Kostandinos Eric Scurfield
Yaşantımızda yer değiştirme hiç eksik olmadı. Chris’in kendi işletmesini yine ayni alanda açması ile artık nerede yaşadığımız önemli değildi. Nottingham’a dönmüştük ve bende O dönemler çocuklara İngilizce öğretmek üzere eğitim almıştım.”
Ailenin uzun yıllar İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde yaşaması hayatın zorluklarını ikiye katlasa da olumlu yönleri de vardı. Çocukları İngiltere’de çeşitli bölgelerdeki kültürü almış, geniş bir çevre edinmiş ve aile toplum içerisinde sevgi-saygınlığı ile de yer edinmişti.
Chris: “Yaşantımızda bir dönem sürekli yer değiştirmemizin olumsuz olduğu kadar olumlu yönleri de vardı. Çocuklarımız farklı çevreler edinme imkanı buldu. Bunun pozitif yansımalarını zaten hayatlarında sergilediler.”
Vasiliki: “Çocuklarımız eğitimleri süresince bir çok okul değiştirdi, gençlik yıllarınızda biliyorsunuz arkadaşlarınız sizin için çok önemli oluyor, fakat oğlumuz Kosta için gençlik yıllarında bu çok önemli değildi. Kendisi özgür doğmuştu ve çocukluğunda, gençliğinde de kimseye veya arkadaş grubuna bağlı olmadan hareket edebiliyordu. Kosta hiçbir zaman insanlara uyum sağlama konusunda veya ortama ayak uydurma konusunda kendi üzerinde bir baskı hissetmedi. Aslında çocuklarımız her yerde arkadaş sahibi olunabileceğini öğrenmişlerdi. Hiçbir yerde bir adaptasyon sorunu yaşamamıştık.
Kosta nereye gittiysek her bölgede popüler olmayı başarmıştı. Okul yıllarında Nottingham’da iken burada Kürt arkadaş çevresi edinmişti. Kosta’nın okulu küçük bir okuldu fakat bölgenin en iyi okuluydu çünkü bölgede bulunan üniversitedeki öğretim görevlilerinin ailelerinin çocuklarının gittiği bir okuldu, burada birçok Kürt arkadaş edinmişti. Bununla beraber bölgedeki üniversite sayesinde Kosta daha çocuk yaşındayken bir çok farklı kültürden insanla tanışıp arkadaşlık kurma fırsatı yakalamıştı. Bu imkan aslında çocuklarımızın açık görüşlü yetişmesine de yardım etti.
Kosta eğitimi süresince koleje de gitmişti, fakat kolej eğitiminden memnun kalmamış ve A Level testlerini başarıyla bitirip koleji terk etmişti. Oğlumuz kolej eğitiminden vazgeçip o dönemler çok meraklı olduğu Sirk göstericiliği eğitimine gitmişti. Bu sadece 3 aylık bir kurstu, fakat Kosta bunu çok sevmişti, 2005 yılındaydı. Kosta her zaman çocukluğundan beri bir aktör olmayı istiyordu.”
Şehirden şehre göçen 3 çocuklu ailenin en büyük oğlu Kosta yaşantısını hep bağımsız yürütüyor ve ailesine de psikolojik destek oluyordu, Kosta’nın hayali bir aktör olmaktı.
Chris: “Kostas gerçekten iyi bir aktör olmak istiyordu, bu hayalinde vardı ve bunun için kendini hazırlıyordu. Sirk eğitiminin ardından, biz O’nu bir tiyatro okuluna yazdırmıştık, burada eğitim alırken bir kaç tiyatro oyununda kısa sürede sahne almayı başarmıştı. Daha 17 yaşlarında iken, bulunduğu bir kaç oyun içerisinde konuşma bölümleri olmasa da arka planda ek oyuncu olarak, Kostas kısa sürede yer edinmeyi başarmıştı. Kostas Okula geri dönerek yine Drama üzerine A Level testlerini başarıyla tamamlamıştı.”
Vasiliki: “Kostas aktörlük konusunda çok inatçıydı ve gerçekten bu alanda da çok iyiydi kendini kanıtlamıştı. Biz ona ailesi olarak bu konuda destek oluyorduk. Kostas’ın ayrıca doğaya karşıda bir aşkı vardı, evimizin arka bahçesinde her zaman Kostas’ın yetiştirdiği bir şeyler vardı, kuşları besliyordu tavuklara bakıyordu… Daha küçük yaşına rağmen sorumluluk alması ve bahçe ile hayvanlarla ilgilenmesi bizi çok sevindiriyordu ayrıca kendisinde ne kadar çalışkan olduğunu gösteriyordu. Kosta bahçede bir şeyler yetiştirmeyi doğayla iç içe olmayı çok seviyordu. Ayrıca hayvan bakıcılığından da büyük zevk alıyordu.”
Chris: “Biz Kostas’a doğayla ilgili sadece bazı tavsiyelerde bulunuyorduk, yumurta toplamak için kendisi çaba göstermiş ve öğrenmişti, arka bahçeden sürekli bir şeyler ekip biçiyordu ve bunu yaparken ben ona öğretmiyordum kendisi zevkle keşfediyor ve üretiyordu. Kosta daha sonraları bir arkadaşı ile şehir dışında küçük bir bahçe kiralamıştı ve burada çeşitli sebzeler yetiştiriyordu. Buraya yılda sadece 15 Pound ödeyerek bir çok tavuk, ördek ve sebzeleri bu küçük bahçeye sığdırmıştı.”
Yönetmen Faruk Hacıhafızoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi “Kar Korsanları”, 7-11 Ekim 2016 tarihleri arasında, Londra’da gösterilecek.
Üç çocuğun evlerini ısıtabilme uğruna, kömür bulmak için verdikleri mücadeleyi, 12 Eylül darbesinin gölgesinde, Kars’ın benzersiz atmosferinde, şiirsel bir görsellik ve yalın bir anlatımla izleyiciye aktardığı “Kar Korsanları”, 7-11 Ekim tarihleri arasında Hackney’de bulunan Rio sinemasında gösterilecek.
8 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilecek gösterimden sonra yönetmen Faruk Hacıhafızoğlu ile bir söyleşi de gerçekleştirilecek.
KAR KORSANLARI
Yıl 1981. Türkiye, tarihinin en acımasız askeri darbelerinden birinin henüz başlarında ve son yılların en ağır kışını yaşıyor. Doğunun en ücra köşesinde, aylarca karların kalkmadığı, tarihi bir kent olan Kars’ta o yıl, halk için kömür ihtiyacı özgürlük ihtiyacıyla yarışmaktadır. Birkaç devlet kurumu ve ayrıcalıklı kişi dışında parası olanlar için bile o kış kömüre ulaşabilmek imkansızdır. Darbe şehri soğukla cezalandırmaktadır. Tek servetleri kızakları ve hayalleri olan Serhat, Gürbüz ve İbo da bembeyaz karlara tezat, simsiyah kömürün peşinde dayanışmanın gücünü keşfedecekleri bir yolculuğun başındadırlar. Askeri darbenin gölgesinde evlerini ısıtmak için başladıkları bu masum macera, hayatın sorumlulukları ve gerçeklerle tanıştıkları bir dönüm noktası olacaktır.
Rio Sinemasında yapılacak gösterimlerin tarih ve saatleri:
7 Ekim, Cuma, Saat 23:30
8 Ekim, Cumartesi, Saat 13:00 (Gösterimden sonra yönetme ile söyleşi)
Aveg-Kon’a bağlı olarak Londra’da çalışmalarını yürüten Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER), 26.Genel Kurulu Pazar günü dernek lokalinde gerçekleştirildi.
Öğleden sonra yapılan Gik-Der kongresinden önce, her ayın ilk Pazar günü yapılan kahvaltı birlikte yapıldı.
Öğleden sonra ise Gik-Der 26.Genel Kurulu yapıldı. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler için saygı duruşuyla başlayan kongrede, ilk olarak divan seçimi yapıldı. Divan seçiminin ardından “Güncel ve Siyasal Gelişmeler” konulu sunum yapıldı. Sunumun ardından ise Gik-Der’in bir yıllık çalışmalarının derlendiği bir sinevizyon gösterimi yapıldı.
Ardından sırasıyla Faaliyet Raporu, Çalışma Raporu ve Mali Raporlar okunarak katılımcıların görüş ve önerileri alındı.
Raporların okunması ve konuşmaların ardından yeni yönetim kurulu seçimleri yapıldı.
Dilek ve temenniler bölümündeyse kongre katılan üyelerin önümüzdeki dönem için görüş ve önerilerinin dinlenmesiyle genel kurul bitirildi.