Britanya’da net göç sayısı, son iki yılda ilk defa, Eylül ayının rakamlarına göre düşüşe geçti. Ulusal İstatistik Kurumunun rakamlarına göre Haziran 2015’te net göç sayısı 336,000’deyken, Eylül ayında sayı 323,000’e düştü.
Uzmanlara göre sayının düşüşü, AB ülkelerinden gelen işçilerin sayısının en yüksek seviyesine ulaştıktan sonra dengelendiğini söylüyor.
Net göç sayısı, Birleşik Krallık’ın AB üyeliği tartışmalarının en önemli unsurlarından birisi.
İçişleri bakanı Theresa May yeni rakamları değerlendirerek, ‘‘Birleşik Krallık’a net göç hala çok yüksekte. Bu seviyede göç kamusal hizmetleri, barınmayı, genel altyapıyı çok zorluyor, maaşları düşük tutup Britanya vatandaşlarını iş imkanlarından mahrum edebilir’’, dedi.
Başbakan David Cameron, 2020 genel seçimlerine kadar net göç rakamının 100,000 olacağını vaat etmişti.
May, Cameron’ın, Birleşik Krallık’ın AB ile yaptığı üyelik anlaşmasının serbest dolaşımın suiistimal edilmesini önleyebileceğini ve sosyal yardım için gelenleri azaltıp sistemi dolandıranların sınır dışı edilmelerini kolaylaştıracağını belirtti.
Eylül ayına kadarki 12 aylık süreçte, Birleşik Krallık’a gelen AB vatandaşlarının net sayısı 172,000. AB vatandaşlarından 165,000’i çalışmak için gelirken, 96,000’i hazır bir iş için geldi, 69,000’i ise ülkeye iş bulmak için geldi. Ülkede çalışan ve AB vatandaşı olmayanların sayısı 38,000 artarak 1.2 milyon oldu.
İltica baş vurusunda bulunanların sayısı, 2015 yılında, %20 artarak, 38,878 oldu.
Cameron, 100,000 net göç rakamına ulaşacaklarına inandığını belirtirken, Ukip genel başkanı Nigel Farage, net göç sayısının düşüşünün sadece Birleşik Krallık’ın AB üyeliğinin sona ermesiyle sağlanabileceğini ifade etti.
Birleşik Krallık 23 Haziran’da AB üyeliğinin devam edip etmeyeceğine ilişkin referandum gerçekleştirecek.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenecek yürüyüş ve programın açıklandığı basın toplantısı Gik-Der binasında gerçekleştirildi.
Haber:Erem Kansoy-Şükrü Bolat
Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınların oluşturduğu 8 Mart Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasında Olcay Has, Birgül Timur ve Gülay Çalık basına ve katılımcılara seslendi. 8 Mart’ın önemine değinilen açıklamada bu yıl oluşturulan platform hakkında da bilgi verildi.
Göç, Irkçılık ve Öz savunma temasıyla yola çıkan platforma toplamda 10 kurum ve dernek destek veriyor. 5 mart günü geleneksel olarak One Million Women Rise organizasyonunun düzenlediği geniş katılımlı yürüyüşe katılacak olan platformun programında, 9 Mart günü Stoke Newington’da bulunan Pir Sultan anıtında başlayacak olan yürüyüş ile aynı gün yürüyüşün ardından HDP Ağrı millet vekili Dirayet Taşdemir’in ve İnci Kaya’nın konuşmacı katılacağı bir de panel düzenlenecek.
Açılış konuşmasının ardından Dersim-Der’den Birgül Timur ortak basın açıklamasını okudu. ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü özgürlük ve direniş ruhuyla karşılıyoruz’ başlıklı basın açıklamasında, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir kez daha tüm dünya kadınlarının ortaklaştığı, tek yürek olduğu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlamak için alanlardayız. Emeğimiz özgürlüğümüz için direniyoruz ve sokaklardayız, kadın ve LGBT’li bireyler üzerindeki sömürü baskı ve hak ihlalleri ile erkek egemen sistem ve onun temsilcisi olan devlet tarafından her geçen gün giderek artmakta.
Politik ekonomik ve sosyal yaşamda her türlü eşitsizlik ve adaletsizlik giderek kapitalleşmektedir. Kimliğinden ve inancından dolayı ötekileştirilen halklar ve toplumlarda en çok kadınlar mağdur edilmektedir. Erken yaşta evlilik halen devam ederken bırakın önlem alınmasını kadın cinayetleri haklı görülmekte ve faili iyi halden cezaevinden beraat almaktadır. Yasalar erkeği korumakta kadını mağdur etmektedir. Buda kadına yönelik şiddeti, nefreti, cinayet, tacizi ve tecavüzü toplum nezdinde normalleştirmektedir. Kadın katliamları bizzat AKP hükümeti tarafından, ve diyanet bakanlığı tarafından yapılan fetva meşrulaştırılmaktadır.
Başta Kobani olmak üzere Rojava, Şengal ve tüm Kürdistan’da kadınların tüm insanlık değerlerini savunmak için sergiledikleri kahramanca direniş bu gerçekleri pratikte gözler önüne sermiş bulunuyor. Kürdistan kadınlarının kadın özgürlük ideolojisini rehber edinerek ulaştıkları örgütlenme düzeyi ve öz savunmada sergiledikleri kahramanca ruh tüm dünyada yankılanarak kadınların ufkunu açmaktadır.
Kapitalizmin devletçi, doğa düşmanı ve cinsiyetçi sisteminin insanlığa getirdiği yıkıma alternatif olarak bugün Rojava’da ve Bakure Kürdistan’da tüm halkların ve inançların özyönetimlerini gerçekleştirerek bir arada eşitçe ve özgürce yaşamaları esasına dayanan kadın özgürlükçü bir sistem adım adım kurulmaktadır.
Geçmiş tarihimizin öncüleri olan Clara Zetkin’ler, Rosa Luxemburg’lar ile bugünkü öncülerimiz Arin’ler ve nice adsız kadın kahramanlar aydınlık geleceğimizin yaratıcıları ve yol göstericileridirler. Onların izinde ve kadın rengiyle dokunmuş bir dünya umuduyla geleceğe direnişle yürüyoruz. Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Yaşasın Kadın Dayanışması!” İfadeleri yer aldı.
Bu yılki 8 Mart etkinliğinin Kürdistan’da yürütülen savaş için ve orada mücadeleye yürüten kadınlara ithafen Göç, Irkçılık ve Öz savunma temasının seçildiğini de belirten kadınlar yürüyüş ve etkinliklere destek ve duyarlılık çağırısında da bulundu.
Kurdistanlı ve Türkiyeli Kadınlar-8 Mart Platformu’nda yer alan kurumlar: Dersim-Der Kadın Komisyonu, Alxas-Kistik Kom Kadın Komisyonu, Kaşan’li Kadınlar, Kırkısraklılar Derneği Kadın Komisyonu, IAKM ve Cemevi Kadın Komitesi, Roj Kadın Meclisi, Sosyalist Kadınlar Birliği, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Yeni Kadın
Britanya Demokratik Güç Birliği 6 Mart’da düzenlenecek ulusal yürüyüş ile ilgili basın açıklaması yaparak eyleme güçlü katılım çağrısı yaptı. Kuzey Londra Toplum Merkezinde düzenlenen basın açıklamasında eylemin amacı anlatıldı.
Haber-Fotoğraf:Erem Kansoy
Demokratik güç Birliğinin düzenlediği basın açıklamasında, eylem hazırlık komitesinden Mark Campell ve Glen Harries ile birlikte İnci Kaya, Gik-der temsilcisi, Day-Mer temsilcisi Ahmet sezgin, BAF Başkanı İsrafil Erbil ve Serpil Ersan hazır bulundu. Londra Kürtçe ve Türkçe yayın yapan basına yönelik düzenlenen açıklamada Demokratik Güç Birliği çatısındaki kurumlar da dahil olmak üzere İngiliz sendika, kurum ve sivil toplum örgütlerinin de desteği ile 50’den fazla imza yer alıyor.
Düzenlenen basın açıklamasında, kısa süre önce Amed’in Sur ilçesine Londra’dan, yerinde incelemelerde ve temaslarda bulunmak amacıyla Demokratik Güç Birliğinin gönderdiği delegasyon üyelerinden İsrafil Erbil ve Serpil Ersan’da bölgede yaşananlara dair çarpıcı gelişmeleri basın ve katılımcılar ile paylaştı.
AKP’NİN TOPYEKUN SALDIRILARI DEVAM EDİYOR
Basın açıklamasının açılış konuşmasını yapan Ahmet Sezgin, 6 Mart yürüyüşünün çok yönlü önemine değinerek kitlesel katılımın şart olduğu vurgusunu yaptı. Sezgin konuşmasında, “7 haziran seçimlerinden sonra 7 haziran seçimlerini geçersiz sayan egemen güçler ve AKP diktatörlüğü, topyekun olarak 7 Hazirandan sonra başta Kürt halkı olmak üzere bütün devrimci demokratik kamuoyu üzerinden, basın yayın kuruluşları üzerinden, halk üzerinden, işçi ve emekçiler üzerinden yoğun bir şekilde bir saldırı ve yok etme konseptiyle emekçilerin karşısına çıktı. Dolayısıyla bu süreç hala devam ediyor, Kürdistan’da 90 günü aşan sokağa çıkma yasakları ve katliamlar, bu katliamların sonucunda binerce de mağdur insanımız vardır.
Biz ingiltere’de Demokratik Güç Birliği olarak sürecin başladığı günden buyana tepkimizi hem sokağa koyduk, hemde kamuoyu yaratmada hem de eylem ve etkinliklerle sesimizi duyurmaya çalıştık. İngiltere’de oluşturmaya çalıştığımız kamuoyu bugün bir aşama daha kaydetti. Özellikle İngiltere’deki ilerici, devrimci, demokrat, aydınlar, sendikalar ve mücadeleci örgütlerin Türk Devleti’nin Kürtlere Karşı Savaşını Durdur! Sessizliği Parçala şiarı adı altında, bir kampanya örgütleniyor ve bunun sonucunda, bizler buna hem destek vermek hem de bu çağırıyı yapabilmek adına bu gün sizlerle birlikteyiz.”dedi.
Demokratik Güç Birliğinin basın toplantısında öncelikle İnci Kaya yaklaşık 50 kurumun desteklediği ve DGB-Britanya imzalı basın açıklamasını okudu. Basın açıklamasının okunmasının ardından İrlandalı aktivist Mark Campell ve 6 Mart ulusal yürüyüş komitesinde Glyn Harries’te birer konuşma yaptı.
Glyn Harries
KATLİAMA SESSİZ KALAMAYIZ
Yapılan basın açıklamasında, “İngiltere’deki bir çok sendika, politik parti, kampanya örgütü ve toplum merkezi temsilcileri yaşananlara dikkat çekmek ve Kürt halk ile dayanışmak amacıyla 6 Mart 2016 günü BBC binası önünde başlayıp Trafalgar Square’da bitecek bir yürüyüş kararı aldı. Türkiye’de Kürt halkının eşit hak mücadelesinden yana olan, AKP hükümetinin saldırılarına, faşizan uygulamalarına, katliamlarına tepki duyan, barışa düşman ve savaştan, kandan beslenen bu zihniyete karşı inadına barışı ve halkların kardeşliğini savunan bizler, geldiğimiz ülkedeki bir halkın katliamına sessiz kalmamalıyız.” İfadelerine de yer verildi.
DEMOKRATİK GÜÇ BİRLİĞİNİN BASIN AÇIKLAMASINDAN KESİTLER
“Britanya’da yaşayan Türk, Kürt, Kıbrıslı emekçiler olarak Türkiye’deki gelişmeleri kaygı, üzüntü ve öfkeyle izliyoruz. İki aydan fazla bir süredir Cizre’de, Sur’da, Diyarbakır’da, Nusaybin’de, Şırnak’ta AKP hükümeti sokağa çıkma yasaklarıyla Kürt halkına azgınca saldırmakta, tüm insan haklarını hiçe sayarak, bebek ve yaşlı demeden katletmektedir.
Batılı devletlerin ve başta basın yayın organlarının da bu adaletsizliklere ve katliamlara sessiz kalması kabul edilemez. Bu sessizlikleri, Kürtlerin katledilmesine destek olmaktan başka bir anlama gelmiyor. Kürdistan’da bir sivil savaşın olduğunu söylemek yanlış olmaz. Günlerce süren sokağa çıkma yasakları, tank, tüfek ve diğer askeri teminatlar ile parçalanan şehirler, su, elektrik, gaz verilmeyen evler artık güney doğunun bir parçası haline geldi.
Ahmet Sezgin
AKP hükümetinin bu katliamlarını yaşadığımız ülkedeki kamuoyuna anlatmak ve teşhir etmek, Kürt halkının ve demokrasi mücadelesi veren güçlerin yalnız olmadıklarını göstermek hepimizin omuzlarına düşen bir sorumluluktur. Bu nedenle tüm toplumumuzu ‘ben katılmasam da olur’ diye düşünmeden, acil ve ertelenemez olarak düzenlenen Türk Devleti’nin Kürtlere Karşı Savaşını Durdur! Sessizliği Parçala! yürüyüşüne çağırıyoruz.
Şimdiye kadar yapılan eylem ve yürüyüşlerden farklı olarak, bugün Kürt halkıyla dayanışmayı kendine bir görev olarak biçmiş bu kurumların çağrsına destek verelim ve yerli, göçmen, Türk, Kürt, İngiliz hep beraber Kürt halkına karşı yapılan savaşa DUR diyelim ve sessizliğimizi parçalayalım.”
YOĞUN BİR HAZIRLIK ÇALIŞMASI YÜRÜTÜLDÜ
Basın açıklamasının okunmasının ardından sözü alan KNK temsilcisi konuşmasında, “saray ordusunun vahşice yönelimlerini hepimiz gördük. Halkımız da buna karşı direnişini gösterdi. Tarihten de iyi biliyoruz ki diz çöktükçe AKP ve O’na benzer rejimler her zaman, halkı kıyımdan geçirmiştir. Buna karşı olarak halklar hiç bir zaman diz çökmeyi kabul etmemiştir ve buna karşı her zaman büyük bir direniş göstermiştir, bu direnişi öncelikle selamlıyorum. Avrupa’nın her yerinde halkımızın düzenlediği birçok eylemlikler oldu. İngiltere’de buna karşı tepkisini göstermek için bir çok dostlar bizimle beraber bir toplantı yaptı. 3 şubattan beri çalışmalar yürüten bir hazırlık komitesi var, bu hazırlık komitesi çok yoğun bir çalışma sonucu, İngiltere’nin bir çok basın alanında dikkat çekti ve birçok kurumda sessizliği bozması için, yalnış politikalara tepki göstermek için büyük bir yürüyüşün üzerinde yoğun bir çalışma yürüttüler, halkımızın da buna karşı büyük bir destek vermesi çok önemli, halk sadece tepki göstermeyecek halkımızla dayanışma içerisinde olan yerli insanlarda bu tepkiye ortak olacak.”
6 MART YÜRÜYÜŞÜNE İLİŞKİN DETAYLAR DA AKTARILDI
İlk kez düzenlenecek olan 6 Mart ulusal yürüyüşünün çalışmalarına ilişkin detaylar da basın açıklamasında katılımcılar ile paylaşıldı. Yürüyüşün geniş kesimleri ile paylaşılması için şimdiye kadar yaklaşık 25 bin bildiri dağıtılırken sosyal medya ve internet üzerinde binlerce insana haber verildi. Yürüyüşe merkezi anlamda destekleyen bir çok kurum kendi internet siteleri, gazeteleri, haftalık haber ve bilgi aktarma broşürleri ile bu yürüyüşe, geniş bir kesime duyurup dayanışma çağrısında bulundu.
Ayrıca bu çağrı doğrultusunda Birleşik Krallığın bir çok şehrinden otobüsler Londra’ya gelecek. Otobüslerin kalkacağı şehirler sırasıyla şöyle: Bath, Birmingham, Brighton, Hastings, Leeds, Leicester, Liverpool, Manchester, Nottingham, Nottingham, Portsmouth, Sheffield, Glasgow ve Edinburg.
6 Mart 2016 günü BBC binası önünde başlayıp Trafalgar Square’da bitecek büyük yürüyüşün detayları şöyle; Tarih: 6 Mart 2016, Pazar, Başlama Yeri: BBC, Portland Pl, London W1a Saat 12’de (Trafalgar Meydanına Kadar Yürüyüş) Konuşmalar: 14:00-16:00 Trafalgar Meydanında Olacaktır.
KÜRTLERİN 40 YILLIK DOSTU: ‘SUR’UN RUHUYLA 6 MART’DA MEYDANLARA”
Mark Campell
Kürtlerin 40 yıllık dostu olarak bilinen İrlandalı aktivist ve eylem hazırlık komitesi üyesi Mark Campell ise basın toplantısında yaptığı konuşmada, “6 Mart yürüyüşü için duyarlılığı artırmaya yönelik daha yeterince günümüz var, basından ve sizlerden ricamız 6 Mart yürüyüşünü Londra’daki Kürt ve Türk toplumlarına olabildiğince duyurmanız ve katılımı yükselterek katkıda bulunmanızdır.
İngiltere’den bir çok örgüt yürüyüşü destekliyor. Kürt’ler artık karanlıktan çıkıyor ve Kürtler için artık güneş parlıyor. Kürtler için Mart ayı değişim ayıdır devrim ayıdır, Sur’da binlerce insan bir yürüyüş düzenliyor. Sur’un ruhuyla Newroz’un ruhuyla ve devrimci mücadele ruhuyla 6 Mart yürüyüşünne katılalım ve çevremizi katalım.” Şeklinde konuştu.
6 MART YÜRÜYÜŞÜNÜ DESTEKLEYEN KURUMLAR
Peace in Kurdistan Campaign,Campacc,Kurdistan National Congress (KNK), Day Mer, Türk Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi, GIK-DER/RWCA, Göçmen İşçiler Derneği, National Union of Teachers (NUT), Public and Commercial Services Union (PCS), National Union of Rail, Maritime and Transport Workers Union (RMT), Transport Salaried Staffs’ Association (TSSA),Trade Union Congress – International Section ,Greater London Association of Trade Union Councils, Trade Unionist and Socialist Coalition (TUSC), National Shop Stewards Network, Unite Housing Branch,Unison Islington,Stop the War Coalition, People’s Assembly
Socialist Workers Party, Socialist Resistance, Plan C, Revolutionary Communist Group, Left Unity, Green Party, Kürt Halk Meclisi, Kurdish Community Centre, Halkevi, Roj Women’s Assembly, Kurdish Students Union, Alliance for Workers Liberty (AWL), Anti-Fascist Network (AFN), National Campaign Against Fees and Cuts (NCAFC), Party of Free Life of Kurdistan (PJAK), Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi,Tohum Kültür Merkezi, Türk Eğitim Birliği, Britanya Alevi Federasyonu,Cemevi,Kaşanlılar Dayanışma Derneği,Tilkililer Dayanışma Derneği, Dersim-Der, Nurhak Kültür Evi, Paz-Der, Bozca-Der, Alxaslılar Derneği, Kırkısraklılar Dayanışma Derneği, Koçgirililer Derneği, CISDA Italian Coodination Suppoort for Afghan Women.
Londra’dan Amed’in Sur bölgesine giden heyette yer alan İş Kadını Serpil Ersan ve Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, 6 Mart Kürt Günü ulusal yürüyüşü ile ilgili düzenlenen basın açıklamasında konuştu.
Haber-Foto:Erem Kansoy
Amed’deki gelişmeler, TC asker ve polisinin saldırıları, İskoç Millet vekili Natalie McGarry gözaltına alınmasına dair detayları, bölgedeki izlenimler ve yetkililerden alınan bilgileri basın ve kamuoyu ile paylaşan heyet üyeleri Amed’in Sur bölgesinde tam bir insanlık dramı yaşandığına dikkat çekerek, bölgedeki sıkıntıları da aktardı.
Amed’in Sur ilçesinde 90 güne yakındır devam eden saldırıları yerinde gözlemlemek amacıyla, Demokratik Güç birliği Britanya’nın oluşuturup gönderdiği heyet Amed’den dönmesinin hemen ardından, yazılı bir açıklama yayınlamış ve Britanya hükümetine, Sur’da yaşanacak Kürt katliamının durdurulması için müdahale etmesi çağrısı yapmıştı.
Britanya Demokratik Güçbirliği, İngiltere’nin en büyük sendikalarından UNİTE ve GMB yetkilileri ile birlikte, milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri bulunduğu heyette, İskoç milletvekili Natalie McGarry, Unite The Union yönetim kurulu üyesi Simon Dubbins, GMB genel merkez yöneticisi Bert Schouwenburg, BAF başkanı İsrafil Erbil, CEFTUS direktörü İbrahim Doğuş, iş kadını Serpil Ersan, Hüseyin Ulus, Battal Kardaş ve Süleyman Alan yer aldı.
Demokratik Güç Birliği Britanya 6 Mart’da düzenlenecek ulusal yürüyüş ile ilgili basın açıklamasını gerçekletirdi. Kuzey Londra Toplum Merkezinde düzenlenen destek ve duyarlılık çağırısı amaçlı basın toplantısında İş Kansını Serpil Ersan ve Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil bölgedeki gelişmeleri sıcağı sıcağına aktardı. Heyet üyelerinin tecrübelerini paylaştığı dakikalarda salonda duygusal anlar yaşandı.
Serpil Ersan- Ersan-Co Avkatlık Bürosu Yöneticisi
“Sur Belediyesine ziyarete gittik fakat her iki eş başkanında tutukklu olması nedeniyle görüşemedik. Ardından Sur kapalı bölgesine yakın bir yerde ziyarette bulunduk ve biraz daha yakından görmek istedik çünkü orası br savaş alanıydı. İskoç millet vekilini özeltim tam da bu noktada tutp seyyar karakola çekmişti. Burada arkadaşımızın biraz sakinleşmesini bekledikten sonar ziyaretlerimize devam ettik ve Demokratik bölgeler Partisi yetkilileri ile görüştük. Ardından SDBP yetkilisi iki kişiyle orda görüştük. Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi KCA’yı ziyaret ettik bence çok önemli bir çalışma yürütüyorlar bütün o bölgedeki kadın hareketinin merkeziydi orası. Eski Batman Milllet vekili Ayla Akat şu aşamada oradaki çalışmaları yürütüyordu. Kendisi bize Dıyarbakır ve Sur ile ilgili ve buradaki çalışmalar ile ilgili bilgiler verdi, ikinci günkü gezimizde ise Rojava yardımlaşma dayanışma derneği ile görüştük.
Orada durum çok kötü yaklaşık 150 civarında insan orada ölümle yüz yüze. Bize orada söyenen valilik ile görüşmemiz oldu. Biz bu noktada ne yapabilir diye sorduğumuzda valilik ile görüşmemizi istediler. Çünkü bir şekilde çıkıs sağlanabilrise bu insanların belki katledilmeden bölgeden çıkma olasiliği olabilirdi çünkü her taraftan bir baskı uygulanıyordu. Bu konuyla ilgili talepte bulunduk fakat Vali görüşmeyi reddetti. Ardından Dıyarbakırdaki Şengal Ezdi kampını ziyaret ettik, orada gördüğümüzde bana göre tam bir devrimci çalışmanın örneğiydi Ezidi kampında yapılanlar. Kendi gözümüzle gördük, anlatılması çok farklı ama gözünüzle görünce çok farklı geliyor. Ardından KESK , DİSK, YAPI-SEN, YOL-SEN gibi sendika temsilcileriylle görüştük. Bizimle görüşmek üzere bir toplantı düzenlemişlerdi. Burada sendika temsilcilerinde kendi alanları ile ilgili ayırntılı bilgeliri bize aktardılar. Ardından tutuklu ve hükümlü aileleri derneği temsilcileri ile görüştük. Yaşadıklarımız filmi şeridi gibi gözümüzün önünde geçiyor oldukça çarpıcı şeyler gördük ve insanların acılarına tanıklık ettik.”
İsrafil Erbil- Britanya Alevi Federasyonu Başkanı
“Bize orada genel olarak Kürt’leirn ve Kürdistanın tarihesini anlatıp, özellikle son 30 yılda 40 yılda neler yaşadıklarını anlatarak, en son son 3 aya Sur’daki ablukaya, Cizre’deki, Silopideki, Derek’teki ablukalar deinerek, o son yaşanan katliamların bir önceki katliamların hepsine bedel olan acılar yaşattığını da anlattılar.
Bölgede çok önemli bir direniş gözlemledik, bütün bu saldırılar katliamlara rağmen, binlerce insanın evlernden edilmiş Dıyarbakır içinden başka alanlara göç etmek zorunda bırakılmış, evlerini terketmiş hatta dönecek bir evleri bile olmadığı halde çok ciddi bir direniş ciddi bir, başkalıdırı baskılar karşısında dik duran bir halk gördük ayni zamanda. Dik duran kamu çalışanları, sendikacılar dik duran öğretmenler gördük.
Orada hiçbir kurum temsilcisi kendi çalışmalarını bize anlatmak istemiyordu, dışardan gelen bir heyet olduğunu ve kendilerine ses olacağını düşünmelerine rağmen orada canlar kaybolurken biz kendi çalışmalarımızı kurumsal çalışmalarımız anlatmak istemiyoruz diyorlardı ve gerçekten anlatırken çekiniyorlardı. Heyetin özellikle sorularına cevap vermenin dışında, Sur’daki 150 insanın hayat mücadleesi vermesi, oradaki bombalarla mücadele etmesi, orada bizimde şahit olduğumuz keskin nişancılarla mücadele etmesi, ve 3000 den fazla özel harekatçı ile karşı karşıya kalma duruyla mücadele etmesi, herşeyin ve herkesin önceliği olmuştu.
Oradaki öncelik 150 insanın bombalarla mücadelesi idi. Bizde buna bağlantılı olarak tüm programımızı iptal edip ne yapabiliriz diye sormaya başladık. Enson Gülten Kışanak ve Fırat Anlı’nın bize söyediği Vali ile görüşebilirseniz çok iyi olur idi. Valiyi aramaya çalıştık bir türlü telefonlara çıkmadılar, en sonunda görüşmek istemedğini söylediler. Sur belediyesini aslında başkkabir ülkenin bir parçasını başkabir ülkenin askerinin işkali altında, hiç kimse oraya serbest giremiyor çıkamıyor. Her girip çıkan her defasında kimlik göstermek durumunda kalıyor. Bizler asıl kapalı bölgeye gitmek istediğimizde ise büyük zorluklarla karşılaştık. Orada ablukaya alınmış bir düşman toprağı gibi bir hava yaratılmıştı. Bölgede tpların silahların dışında ölüm sessizliğinin hakim olduğu bir ortamın içindeydik, bölge tamamıyle harap olmuş durumda.
Bariyerlerle çevrili noktaya vardığımızda özel harekatçılar ve akrep tipi araçlar farkettik, her top sesinden sonar bir yıkım gürültüsüde hissediliyordu. Bizim gördüğümüz poislerde uzun namlulu silahlar taşıyorlardı. Polislerin üzerinde sivil kıyafetler ve kurşun geçirmez yelekler vardı, Özellikle Kürt halkının kullandığı şalları takıyorlardı. Onlara yaklaştığımızda adeta bizi önceden beklermiş gibi tavırlar sergilemeye başladılar, bize hızla yaklaşarak bir bahane ararcasına heyetimizde bulunan İskoç millet vekilinin elindeki telefonu göstererek fotoğraf çekemessin gel buraya diye bağırmaya başladı.
Bariyerler etrafında bulunan olisler ellerindeki silahları heyetimize doğrultmaya başladılar, bizlerin bu insan misafir İngiltere’den geliyor dememiz üzerine küfürle karşılık vererek millet vekilini kolundan tutarak bariyerin iç kısımlarına götürdüler.
Yaklaşık 2 saat sonar HDP millet vekillerimiz dahi ve İngiliz büyük elçiliğinin araya girmesi ve birçok kamuoyu oluşturulması sonucu İskoç Millet vekili serbest bırakıldı.
Bölgede Kürt halkına Kürt olduğu için değil, bir bütün olarak Kürdistan halkalarına, Aleviye, Ezdiye, Türkmen’e, Arab’a orada bulunan herkese ayni zulumü uyguluyorlar, bölgeyi taamen statüssüzleleştirmek, demokrasi isteyen barış isteyen insanlardan arındırmak bölgeyi tamamen abluka altına almak teslim almak istiyorlar. Tam da bu noktada 150 insanımızın söylediği bir şey var. Askerler bize teslim olun dedği için bir halkı teslim alamayacaklarını söylüyoruz 4*5 saatlik bir izin versinler biz kendimiz çıkarız fakat siyah beyaz bayraklarla teslim olun dedikleri sürece, biz bunlara gücenmiyoruz bir halkı teslim aldık diye, bizi öldürecekler biz bunlara güvenmiyoruz, diyorlardı.
Gülten Kışanak bunu kendisi bize anlattı, ,çerdekiler asla teslim olun çağırısına cevap vermiyecek. Devlete güvenmediklerini söylüyorlar.
Bu tür ziyaretleri mutlaka bölgeye daha sık yapmalıyız. Buradaki kamuoyunuda duyarlı hale getirmek için yüzünü oraya dönmesi için daha fazla göz yaşı ve kan akmasın, ölümler olmasın diye mutlaka var olan duyarlılığımız en az iki katına çıkarılarak o bölgeye yüzümüzü çevirmemiz gerekiyor.” Dedi.
Türkiye devleti tarafından 1974 yılında bölünerek işgal altına alınan `Ada`da, Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin çıkarcı politikaları her nekadar da Türkiye ve Kürdistanda yaşanan kanlı savaş ile gündemden düşse de Kıbrıs’ta yaşanan son gelişmeler Erdoğan diktatörlüğünün boyunduruğu altında ilerliyor.
Haber : Erem Kansoy
Özellikle geçtiğimiz yaz döneminde gündeme gelen barış görüşmeleri ve yönetime yeni seçilen, ayni zamanda ‘solcu’ olarak da bilinen KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile de, Kıbrıs halkları barış adına ümitlenirken TC devleti ada üzerindeki kirli oyunlarına aralıksız devam ediyor.
İnşaat, tarım, enerji, memur maaşları,hava alanı ve şimdi de adadaki su kaynaklarına ve su yönetimi ile ilgili özelleştirme planlarını Akıncı hükümetine dayatan Erdoğan’a, Akıncı’nın ‘biz yavru vatan değiliz, artık büyüdük kardeş vatanız’ çıkışı da işe yaramadı. Kıbrıs Türkü ‘solcu’ bir Cumhurbaşkanının dahi adadaki TC devletinin kirli oyunlarına karşı koyamadığını veya düzenin bir parçası olarak haksızlıklara sessiz kaldığına, yine ‘solcu’ eski KKTC CumhurBaşkanı Mehmetali Talat’tan sonra bir kez daha tanık oldu.
Kıbrıs Cumhuriyetinde ve ayni zamanda Londra’da da aktif Kıbrıslı Rumların en büyük sol partisi AKEL- Emekçi İlerici Halkın Partisi, Kıbrıslı Türklerin yönetim mercilerinin yapamadığını yaparak Erdoğan’ın adadaki suyu özelleştirmeye yönelik yaptığı bölgesel sözleşmeleri tanımadığını açıklayan bir yazı yayınladı.
AKEL’in KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) için ‘yasadışı devlet’ terimini kullandığı ‘Yeni sömürgeci içerikli, yasa dışı Su “Anlaşma”sı tarafımız için hiçbir taahhüt yaratmıyor’ başlıklı açıklamada TC devletnin Kıbrıs üzerindeki su ile ilgili kirli oyunlarına yönelik sert tepki ortaya kondu.
Türkiye ve yasa dışı “devlet”(KKTC-Kıbrısın Kuzeyi) arasındaki su “anlaşma”sı hakkında AKEL M.K. Basın Sözcüsü Yorgos Lukaidis tarafından yapılan açıklamada, “Kıbrıs sorununun çözümü için çabaların ortaya koyulduğu bir dönemde, Türkiye ile yasa dışı “devlet” arasında su “anlaşma”sının imzalanması ciddi bir ek sorun yaratmaktadır. Kabul edilemez ve özünde yeni sömürgeci içerikli söz konusu “anlaşma”ya Kıbrıslıtürklerin içerisinden yoğun tepkilerin gösterildiği koşullarda, bizden bu “anlaşma”yı kabul etmemizin beklenmesi asla mümkün değildir.
Bu meselede izlenebilecek tek yol, federal Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye arasında devletlerarası ilgili anlaşmanın yapılmasıdır ve böyle bir anlaşmanın elbette Kıbrıs sorununun çözüm ilkeleriyle ve çerçevesiyle bağdaşır olması gerekir. Türkiye ile yasa dışı “devlet” arasındaki “anlaşma”nın çözümden sonra bizi bağlayacağına dair fikirler gerçek dışıdır ve olası böylesi yönelimler kritik bir noktada olan müzakere sürecine çok ciddi zarar verecektir.” İfadeleri yer aldı.
Türkiye ve yasa dışı “devlet”(KKTC-Kıbrısın Kuzeyi) arasındaki su anlaşmasına imza koymak üzere yasadışı devletin Başbakanı Ömer Kalyoncu Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlunun davetlisi olarak 2 Mart günü Ankara’da olacak.
Home Office, 2013’den itibaren süresiz oturum başvurularının çoğuna ve vatandaşlık başvuruları için İngilizce sertifikası B1 (ESOL level 3) ve “Life in the UK” testi koşulu getirdi.
Avukat Yasmin Armağan
Ankara Anlaşması sürecinde olan kişiler eş ve/ veya çocukları konumundaki aile üyeleri de süresiz oturum başvurusunda Life in the UK testi koşulundan ve İngilizce koşulundan muaf. Ancak onlar da İngiliz vatandaşlık başvurusunu yaparken bu koşulları yerine getirmelidirler.
Sadece zihinsel ve fiziksel engel gibi ciddi sağlık sorunları olanlar ve 65 yaş ve üstü kişiler bu koşuldan muaf olacaklar.
Ingiliz vatandaşlık ya da süresiz oturum (indefinite) almış kişinin eşi olarak ülkeye gelmiş kişiler süresiz oturum başvurularında “Life in the UK” testini geçme belgelerini ve en az B1 (ESOL Entry Level 3) İngilizce belgelerini sunabilmeleri gerekmekte. Bu belgeleri sunamazlarsa süresiz oturum yerine uzatma alacaklardır ve süresiz oturum “indefinite” alabilmek için ileriki bir tarihte bu belgeleri sağlayabilmeleri gerekmektedir.
Önemli bir unsur ise İngiltere’de Ankara Anlaşmasında süresiz (indefinite) kapsamında kendi işini yaparak kalmakta olan kişiler birden fazla işletme sahibi olduğu halde bunları Home Office’se bildirmemiş olabilirler. İkinci iş edinenler ya da iş değişikliği yaptığı halde haber vermeyenler Home Office’ten gönderilen bir soru listesi ve evrak takibiyle karşılaşabiliyor ya da yüz yüze görüşmeye çağrılabiliyor.
Maalesef bazı müvekkiller az evrak göndermek daha iyidir gibi bir kanaat içindeler ve “Home Office sorarsa sonra gönderirim” gibi bir yaklaşım içindeler. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Tabii ki gereksiz bilgilerle dosyayı büyütmek de marifet değil, ancak eksik başvurular da bir o kadar dezavantajdır. Dosyasını istenen tüm belgelerle tam hazırlamayan müvekkillerimiz başvuruyu gönderdikten sonra daha stresli bir süreç yaşayabilirler. Benim tavsiyem istenilen tüm evrakların bir seferde sağlanması.
Süresiz oturum almış olan ve İngiliz vatandaşlık için hazırlanan kişilere tavsiyem süresiz oturum alındıktan sonraki 12 aylık sürenin sonunda vatandaşlık başvurusu yapmayı düşünenlere de önemle tavsiye ettiğimiz, ülke dışında 90 günden fazla kalmamaları. Eğer 90 gün aşılmışsa sebebinin açıklanması gereklidir. Tekrar hatırlatalım ki Ankara Anlaşması üzerinden “indefinite” almış olsalar bile vatandaşlık başvurularında da “Life in the UK” testini ve “B1” (ESOL entry level 3) İngilizce belgelerini sunmaları gerekir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak isteyenler bizimle ilesime geçebilirler:
Londra merkezli çalışmalarını yürüten Centre for Kurdish Progress tarafından her yıl geleneksel olarak Britanya parlamentosunda düzenlenen Newroz resepsiyonu ve en başarılı Kürtler ödül töreni bu yıl Muhafazakar Parti’nin önemli milletvekillerinden Nadhim Zahawi ile Isci partili milletvekili ve gölge bakan Kate Osamor’un ev sahipliğinde düzenleniyor.
Parlamentonun en büyük resepsiyon salonlarından olan Attlee Suite’de gerçekleşecek olan resepsiyona aralarında Isci Parti’si lideri Jeremy Corbyn, Devlet bakanları Robert Halfon, Tobias Elwood, Alistair Burt basta olmak üzere yüzü askın milletvekili ve Lordlar kamarası üyesinin katılması bekleniyor.
Kürdistan bölge hükümeti Britanya temsilcisi Karwan Jamal Tahir, Halkların Demokratik partisi milletvekili ve dişiliklerden sorumlu başkan yardımcısı Hişyar Özsoy, Demokratik bölgeler partisi es başkanı Kamuran Yuksek, Kürdistan bölgesel hükümeti dışişleri bakanı Falah Mustafa Bakir başta olmak üzere KDP, YNK, PYD, Goran hareketi gibi tüm Kurt siyasi hareketlerinden üst düzey katılımın beklendiği ekinlik 15 Mart Salı akşamı saat 7-9 arası gerçekleşecek.
Newroz resepsiyonu kapsamında En başarılı Kürtler ödül töreninde gerçekleşeceğini belirten Centre for Kurdish Progress yetkililerinden yapılan açıklamaya göre, farklı kategorilerde yüzlerce öneri arasından 15 kişiye ödül verileceği açıklandı.
Geçtiğimiz yıl ayni etkinliğe 300’u aşkın kişi katılmış, aralarından tanınmış işverenlerden Süleyman Cağın’inda bulunduğu 15 kişiye farklı kategorilerde ödüller verilmişti.
Centre for Kurdish Progress yetkililerinden Hilat Ozcan yaptığı açıklamada geceye katılmak isteyenlerin www.kurdishprogress.org websitesine ziyaret edip detaylı bilgi alabileceklerini belirterek katilim için ayrıca kurdishprogress2014@gmail.com email adresine yazılı olarak başvurulabileceğini açıkladı.