Türk devletinin Kürdistan’ın birçok kentinde devam ettirdiği saldırıları ve son olarak Van’da devlet güvenlik güçleri tarafından 12 gencin katledilmesini protesto etmek amacıyla Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakıldı.
https://youtu.be/bE1QcXGi3lM
Dün Van’da polisler tarafından katledilen 12 genç ile birlikte Cizre, Sur ve Silopi’de yapılan devlet saldırıları Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önünde protesto edildi. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından organize edilen eylemde elçilik önüne siyah çelenk bırakıldı.
https://youtu.be/m3hhXqAzyGE
Türkiye’nin Londra büyükelçiliği önündeki eylemde polisin normalden fazla güvenlik önlemi alması dikkat çekti. Eylemciler polislere tepki gösterdi.
https://youtu.be/mavda0h4QMQ
Category: slıder
-

TC Londra Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakıldı
-

İngiltere ile Türkiye arasında kriz: Türk diplomatların banka hesapları donduruldu
İngiltere Kraliyet Mahkemesi, Türkiye’nin Londra Büyükelçilik çalışanları başta olmak üzere Türkiye ile ilgili bazı banka hesaplarını dondurdu.

İngiltere kraliyet mahkemesi tarafından banka hesapları dondurulanların arasında konsolosluk çalışanları da bulunuyor Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden 7 kişi, Rum Mahkemesi’nde Türkiye aleyhine açtığı mülkiyet davasını İngiltere Kraliyet Mahkemesi’ne taşıdı. Rum Mahkemesi’nde Türkiye aleyhinde açtıkları 100 milyon Euro’luk davayı kazanan Rumlar, ‘Bir AB ülkesinin aldığı kararı bir başka AB ülkesi uygular’ şeklindeki mevzuattı gerekçe göstererek, Rum Mahkemesi’nin kararının İngiltere’de uygulanmasını talep etti.
Kraliyet Mahkemesi, Türkiye ile ilgili her hangi bir dava açmaksızın ve Türk tarafına hiçbir haber vermeksizin Rumların bu talebini kabul ederek, Büyükelçilik ve çalışanlarının hesapları başta olmak üzere İngiltere’deki bazı Türk hesapları bloke etti. Kraliyet Mahkemesi’nin bu kararı nedeniyle İngiltere’de bulunan diplomatik misyon görevlilerinin maaş alamadıkları öğrenildi.
Türk yetkililer İngiltere’de mahkemede görüşülmeden konsolosluk hesaplarına getirilen ihtiyati tedbir kararı, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’ne açıkça aykırı olduğunu iddia ediyor.
İNGILTERE BÜYÜKELÇISI DıŞIŞLERI’NE ÇAĞRILDI
İngiltere’deki Türk diplomatların banka hesaplarının bloke edilmesinin ardından, ülkenin Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, İngiltere’deki Türk diplomatların hesaplarının dondurulması kararının diplomatik ve konsüler ilişkiler hakkındaki Viyana sözleşmelerinin ihlali niteliğinde olduğunu söyledi. İngiliz makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve yasal itiraz süreci başlattıklarını ifade eden Bilgiç, İngiltere’yi uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.
Bilgiç, Dışişleri Bakanlığında düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.
Bilgiç, İngiltere’deki diplomatların bir Türk bankasındaki hesaplarının dondurulmasıyla ilgili bir soru üzerine, kararın 2014-2015 yıllarında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde alınan bir mahkeme kararı çerçevesinde, “ihtiyati tedbir” niteliğinde olduğunu belirtti. Konunun Londra Büyükelçiliği tarafından İngiliz makamlarının dikkatine getirildiğini, İngiltere Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak girişimlerde bulunulduğunu anlatan Bilgiç, şöyle devam etti:
“Biliyorsunuz, diplomatik ilişkilerin uygulanmasına ilişkin anayasa niteliğinde bazı uluslararası anlaşmalar var. Bunlar 1961 ve 1963 tarihli diplomatik ve konsüler ilişkiler hakkındaki Viyana sözleşmeleri. Bu hesapların dondurulması bu her iki sözleşmeye de aykırılık teşkil etmektedir. Bu hesapların dondurulmasıyla İngiltere diplomatik ve konsüler misyonlarımızın çalışmasını aksatmış ve Viyana sözleşmelerine aykırı davranmıştır. Tabii böyle bir işlemin bizim için kabul edilmesi mümkün değildir. Bu amaçla yasal bir itiraz süreci başlatılmıştır. Tabii bizim beklentimiz bu hesapların üzerindeki kısıtlamaların, tedbir kararlarının ivedilikle kaldırılması ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin İngiltere tarafından yerine getirilmesi. En kısa zamanda zaten yasal itiraz sürecinin sonuçlanmasını bekliyoruz.”
Kıbrıs’taki müzakere sürecinin hala devam ettiğini hatırlatan Bilgiç, “Müzakere süreci devam ederken ve siyasi bir çözüm bulmaya çalışırken bu tarz yöntemlere başvurmak, aslında müzakere sürecinin içinde bulunduğu olumlu ortama zedeleyici nitelik taşımaktadır” diye konuştu.
-

2015`te Londra`daki eylem ve etkinlikler (foto galeri)
Londra’da binlerce vatandaşın katıldığı ve önemli süreçlerde ses getirerek, Britanya’daki duyarlılığı artırmaya yönelik yapılan eylemler ile etkinliklerden 2015 yılında öne çıkan fotoğraflar.
Fotoğraf: Erem Kansoy
1-YPG savaşçısı Eric Kostas Scurfield’ın cenazesinden bir görüntü
2-Suruç Katliamı sonrasında binlerce vatandaş merkez Londra’da yürüyüşe geçti.
3-Suruç Katliamı Trafalgar meydanında protesto edilmişti
4-Türk devletinin Kürdistan’da devam eden saldırılarını protesto etmek amacıyla başkent Londra’da bir protesto eylemi gerçekleştirildi.
5-Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katlimlarına dikkat çekme amacıyla bugün Britanya Alevi Federasyonu, TC Elçiliği önüne siyah çelenk bırakmak istedi fakat İngiliz polisi engeline takıldı.
6-Oxford’daki Alevi Kültür Festivali yoğun programı ile ilgi toplamıştı.
7-Londra’da Newroz kitlesel katılım ile renkli geçti
8-Londra’da Newroz kitlesel katılım ile renkli geçti
9-Londra İbrahim Kaypakkaya’yı bu yılda kitlesel yürüyüş ile andı
10-Kobane’de DAIŞ çetelerinin çirkin saldırısı Demokratik Güç Birliği tarafından Londra TC Elçiliği önünde protesto edildi.
11-Kobane’de DAIŞ çetelerinin çirkin saldırısı Demokratik Güç Birliği tarafından Londra TC Elçiliği önünde protesto edildi.
12-İngiltere’de torries karşıtı eylemden bir foroğraf
13-HDP 7 haziran seçimleri öncesi Londra mitingi
14-Demokratik Güç Birliğinin çağırısı ile toplum Trafalgar’a akın etti. Düzenlenen eylemde Silvan ile dayanışmaya mesajı verildi.
15-Britanya Kürt Halk Meclisi’nin düzenlediği kitlesel yürüyüş ile 15 Ağustos direnişi Londra’dan da selamlandı.
16-Ankara katliamı sonrası Londra’da halk sokaklara döküldü
17- 26. Day-Mer Kültür Sanat Festivali park şenliğinde coşkulu kitlenin katılımıyla gerçekleştirildi
18- 12. zilan kadın festivali KCC de gerçekleştirilen organizasyonla kutlanmıştı
19 -9 Ekim komplosu ve Ankara katliamı, Londra’da da kitlesel katılım ile protesto edildi. Düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 3.000 kişi katıldı.
20 -7 Haziran seçimleri KCC’de canlı takip edilerek barajın aşılması ile halaylar çekildi.
21- 5. Londra Alevi Kültür festivali renkli görüntülre sahne olurken bir çok üst düzey yetk,l, ve temsilci festivalde konuşmacı olarak hazır bulunmuştu.
22- 1 Kasım Dünya Kobane Günü vesilesiyle Haringey bölgesinde kitlesel bir yürüyüş düzenlendi. Londra’lılar bugün hem seçim heyecanı hem de Kobane zaferi ile, tek yürek oldu. -

Londra merkezde barış için Semah dönüldü
Britanya Alevi Federasyonu öncülüğünde, savaşa karşı1 Ocak Cuma günü Trafalgar Meydanı’nda semah dönüldü.
Yoğun ilgi gören Semah töreninden önce bir açıklama yapan BAF Başkanı İsrafil Erbil, “Semahlarımızı yeni umutlar için dönüyoruz. Barışa olsun gülbanklarımız. Çocuklar ölmesin istiyoruz. Savaşlar dursun diyoruz” dedi. Erbil şunları söyledi: “Biz Aleviler, inancımız gereği yüzyıllardır şiddet ve savaş karşısında direnmeye devam ediyoruz. Şiddet uygulayan, cana kıyan hiç kimseyi cem ibadetlerimize almıyoruz.
Haksızlık yapanlara ve adaletsizlere inancımızda yer vermiyoruz. ‘Savaşlara hayır’ demek için, cem oluyoruz. Yeni yılın ilk saatlerinde yaşamaya ve mutluluğa olan umudumuzu büyütmek için dar’a duruyoruz. Hak ve hakikat için semahlarımızla göğe yükseliyoruz. Tüm haksızlıklar karşısında direnmeye devam ediyoruz. Tüm baskılar karşısında sevgi, umut ve özgürlük büyütmeye kararlıyız. Bu nedenle bugün semahlarımızla meydan alıyoruz”
KÜRT HALKINA KARŞI KAPSAMLI BİR SAVAŞ VAR
Erbil konuşmasının sonunda şunları belirtti; ‘‘Türkiye’ de Kürt halkına karşı kapsamlı bir savaş uygulanmaktadır. Kürtlerden sonra sıra Alevilere ve diğer etnik ve inanç topluluklarına gelecektir. Kendi Alevisini yaratan AKP bunun işaretlerini çoktan vermiştir. Bu hükümetin Alevi inancına olan düşmanlığı ortadadır. Dolayısı ile mevcut hükümetin Alevilere de açıktan katliam uygulaması an meselesidir. Halkımızı 2016 yılında da tehlikelere karşı uyarmaya devam edeceğiz.”
Daha sonra BAF bünyesindeki Cemevi Semah Ekibi semah döndü.
-

Haringey’de restaurantlar geçtiğimiz yılı değerlendirdi
Geçtiğimiz yıl, İngiltere ve ingiltere gündemini meşgul tutan sayısız olay yaşanırken yine İngiliz hükümetinin de politikaları ile esnafın ‘beli bükülme’ noktasına geldi.
Haber: Erem Kansoy
Çeşitli sektörlerde hizmet veren işletmeler 2015 yılı ile ilgili ekonomk gelişmelerden memnuniyetsizlik duyarken, en büyük ve önemli sektörlerden birisi haline gelen restaurantcılık da ekonomik sıkıntılardan nasibini aldı.
Uzun yıllardır Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumlarımızın yoğun olarak yaşadığı kuzey Londra’nın Haringey bölgesinde hizmet veren ve sektörde isim yapmış bazı restaurant yetkililerine ‘2015 yılı içerisinde sektörde hedeflere ulaşıldımı? Ekonomik anlamda beklentiler karşılandımı?’ sorusunu yönelttik.
Özellikle İngiliz hükümetinin maddi yardım kesintileri, Haringey bölgesinin park sorunu, İngiliz hükümetinin Suriye savaşına dahil olması ve işsizlik gibi sorunların sektörü derinden etkilediğini vurgulayan esnaf, belediyelerin kira ve kazanç masraflarını da düşürmesi gerektiğini vurguadı.”
Savaş Demir- Diyarbakır Restaurant
“İşsizlik, pahalılık, terör olayları söylentiisi… işlerimiz çok zayıf… İngiliz hükümeti Suriye çatışmasına girdi bundan dolayı insanlar artık rahat değil, burada sürekli insanlara toplu yerlerde bulunmayın çağırısı yapılıyor bu yüzden İngilizler restaurantlarımıza daha az gelmeye başladı. Bu dönem böyle geçecemiş gibi görünüyor. Belliki 2016 yılı da iyi geçmeyecek. Bu sektörde de hizmet verenler artık çoğaldı, Londra çevresinde açılan büyük restaurantlar Haringey restaurntlarını da etkiliyor. Çember daralıyor bu işin sonu iyi değil, bu sektöre herkes büyük yatırımlar yapıyor, evet Haringey’in bir potansiyeli var ama eskisine göre çok daha durgun. Haringey’de esnaf ancak ucu ucuna geçinebiliyor.”
Eren Korkmaz- Hala Restaurant
“İşlerimizde genel olarak biraz durgunluk var, piyasada milletin işini kaybetmesi,parasızlık vee n büyük sebep de İngiliz hükümetinin yardımları kesmesi durumu insanları mağdur bırakıyor. Sosyal yardımların kesilmesi bizleri çok etkiledi. İnsanlar artık özellikle kalabalık yerleri ise ‘terör’ saldırıları olabilir söylentileri yüzünden pek tercih etmiyorlar. Özellikle Paris saldırılarının ilk günlerinde işlerimiz çok etkilendi. Hükümetin son 2 yıldan buyana uyguladığı gelir vergisi uygulamalarında hafifletmeye gittiği ödeme planlarını daha da rahatlatması gerekiyor. Biz esnaf olarak belediye yetkililerimize park sorununu çözmelerini söyledik, sorunu çözeceklerine harçları daha pahalı yaptılar, 20 dakikası 1.20 kuruş iken şuan 17 dakikası 1 Pound olarak belirlenen park ücretleri çok yüksek, ve işlerimize engel oluyor.”
Orhan Tören- Gökyzü Restaurant
“ Bizim işlerimiz iyi gitti diyebilirim. Terör olayları söylentisi bizi etkilemedi, işlerimizde bir düşüş olmadı. Işletme olarak memnunuz. Belki diğer işletmeler ekonomik şartlardan dolayı iş kaybetmiş olabilir, bizim işlerimiz etkilenmedi. Hatta işlerimiz iyi diye yerimizide büyütmeyi planlıyoruz.”
Sabri Baraçkılıç- Şelale Restaurant
“ Hringey’de retaurantçılık yerleşmiş bir sektördür. Işlerimiz geçen yıl kötü değildi. Tabiki daha iyi olabilirdi. Haringey’in park sorunu bize her zaman engel zaten. Hükümetin yaptığı maddi yardım kesintileride bizi çok az etkledi. Belediyelerin derhal rates mekanın gelir vergisini derhal düşürmesi gerekiyor. Daha çok müşteri çekmek için daha kaliteli hizmet vermeliyiz. Biz işletme olarak müşterilerimize hep daha iyisini sunuyoruz. Müşteriler işletmeler arasındaki farkı görerek tercihlerini yapıyor. Haringey’de ne terör tehdidi ne de ekonomik sıkıntılar, bence tek sorun park sorunudur, işlerimizin daha iyi olabilmesi için Haringey’deki park sorunu en kısa sürede çözümlenmelidir.”
Restaurantarı ile ünlü Haringey bölgesinde popüler restaurantlardan yetkililer Haringey’in park sorunu ile ilgili hem fikir olurken, uzun yıllardır bu konuda hazırlanan yüzlerce şikayet dilekçesi ve haber ve reportajlar işe yaramamıştı.
-

Fotoğraflarla 2015 (Galeri)
Telgraf gazetesindeki görevime devam ederken yeni bir yılı karşıladık. Ekip arkadaşlarım ve çevremizdeki koşulsuz destekçilerimiz ile güçlenerek yoluna devam eden gazetimiz, Londra’da yayınlanan yerel gazeteler içerisinde haber içeriği en yüksek gazete olduğunu açıkca söyleyebiliyoruz.
Yazı – fotoğraf: Erem Kansoy
Londra’da yaşanan sıcak gelişmeleri anı anına okuyucularımıza aktarırken ayni zamanda Avrupa ve Ortadoğu’dan da bir çok gündemi sıcağı sıcağına okuyucularımıza aktararak bir adım önde olduğumuzu da gönül rahatlığıyla savunabiliyoruz. Kobane, Suruç, Paris, Kıbrıs bölgelerinden hazırladığımız özel haberler ve fotoğraflar ile Londra lokal gazetelerinin standartlarını aşan yayın politikamız ile emin adımlarla hedefimzde yol kat ediyoruz. Mücadeleye katkı, sevgi, barış ve kardeşlik adına ayni zamanda diasporadaki vatandaşlarımızın entegrasyon sürecine de katkıda bulunma amacını, etik ve profesyonel olarak hiç bir emekten kaçınmadan, her zaman okuyucularımıza daha iyisini suna bilme kaygısı ile çalışmalarımıza devam edeceğiz.
2015 yılı içerisinde çeşitli bölgelerden ve Londra’dan öne çıkan bazı haber fotoğrafları;
1-‘Remember the 5th of Nowember’ Guy Fawkes günü olarak da anılan 5 Kasım günü, Sistem karşıtı Onbinlerce Londra’lı her yıl sokaklara dökülüyor. Londra`lılar bugün polis provakosyanına tanıkliı etmiş ve çok sayıda göz altı yaşanmıştı.
2- Istanbul Okmeydanı’nından bir fotoğraf. Her yıl olduğu gibi 1 Mayıs yine Okmeydanında TC devleti polisinin çirkin saldırılarına sahne oldu. Bölgedeki savunma güçleri gün boyu polisle çatışmıştı.
3- Paris’te dünya gündemine otran saldırı. Charlie Hebdo dergisine düzenlenen insanlık dışı saldırı dünya kamuoyunda büyük lnet toplarken basında da günlerce gündemde kaldı.
4- Hükümetin eğitime ayırdığı bütcede kesintilere gitmesi ile Londra’da öğrenciler sokağa dökülmüş ve hükümeti protesto etmişti. Merkez Londra’da düzenlenen bir eylemde her fotomuhabiriin yakalayacağı kaasik bir Londra protesto fotoğrafı.
5- Kesintilere,sahtekarlık ile hortumlamalara ve yolsuzluklara karşı düzenlenen eylem ‘Anti-Austerity’ merkez Londra’ya 150.000 den fazla göstericiyi toplamıştı.
6- Türkiye ve Kürdistan siyaset tarihinin en önemli isimlerinden olan Selahattin Demirtaş 1 Kasım seçimleri öncesi Londra ve Almanya`yı ziyaret etmişti.
7- İngiliz siyasetçi Jeremy Corbyn bu yıl adından oldukça söz ettirdi. İşçi partisi liderliğine kadar uzanan siyasi yaşamında Jeremy Corbyn’e başarılar diler bizleri sadece oy istedikleri dönemlerde hatırlayıp derneklere ayağmıza kadar gelmemelerini, ara sıra ülkede yaşanan sorunlara çözüm getirmek adına sık sık bizleri ziyaret etmelerini de dileriz.
8- Suruç, Suphi Nejat Ağırnaslı mülteci kampı. Kobane sürecinde yerlerinden edilerek Suruç’ta konaklamak zorunda olan çocuklar çadırlarda eğitime devam ederken. Bir insanın ana vatanı ana dilidir!
9- Her yıl Londra’nın ünlü Trafalgar meydanında uyuku bozuklukları ve hastalıkları ile çeşitli vakıflara yönelik duyarlılığı artırmak adına düzenlenen International pillow fight day yine bu yıl renkli geçti.
10- Calais: ‘The Jungle’ mülteci kampı, Fransa’nın Calais liman kentinde acılar ve ümitler birleşti. Çeşitli bölgelerden İngiltere’ye göç etmek isteyen yaklaşık 6 Bin mültecinin buluşma noktası Calais en çok ihtiyaçlı kamp olarak çok uzun süre gündenmde kaldı.
11- Kobane direnişi dünyaya örnek olmuş ve Daeş barbar çetelerine karşı yürütülen savaşı katlayarak artırmıştır. Arin Mirxan, Nato bombardımanı, Suruç sınırı ve Akçakale sınır kapısı ile ‘düşecek’ söylemleriylede gündemde kalan Kobane, Kürt halk mücadelesinin simgesi olmuştur. İnancın ve keleşin zaferi Kobane’de tarih yazmıştır.
-

İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım
Geçen yıl Rojava’da YPG saflarında Daiş’e karşı altı ay savaştıktan sonra İngiltere’ye lobi çalışmaları için geri dönen, İngiltere vatandaşı Macer Gifford, Rojava’ya geri döneceğini açıkladı. Özel olarak görüştüğümüz Gifford, Britanya’nın Türkiye siyasetini değerlendirdi.
Haber Foto: Esra Türk
Aralık 2014’te Rojava’ya YPG saflarında savaşmak için giden Gifford, Haziran ayında dönerek, YPG’nin Rojava’da Daiş’e karşı yürüttüğü savaşa ilişkin gündem yaratıp destek toplamak için çalışma yürüttü.
Son altı ay içerisinde çeşitli ülkelerde lobi çalışmaları yürüten Gifford, Rojava için kullanılacak tıbbi malzemeler için İsviçre’de bağış topladı. Muhafazakar Parti ile yakın bağlantıları olan Gifford, hükümet içerisinde ve hükümete yakın isimlerle görüşmeler gerçekleştirdi. Gifford, ABD’ye ziyareti kapsamında bir çok medya kurumuyla görüşmelerin yanı sıra ABD Kongresinde toplantılar yaptı. Gifford, New York’taki City Üniversitesinde de görüşmelerde bulundu.
‘‘Birisinin yetersiz tıbbi malzemelerden kaynaklı yaşamını yitirdiğini görmek çok üzücü ve bunu önleyebilmenin yollarını aramak gerekir’’ diye konuşan Gifford, yaptığı çeşitli çalışmalarla bağış toplayarak gerekli tıbbi malzemeler temin ettiğini anlattı.
Rojava’dan dönüşünün her zaman geçici bir plan olduğunu belirten Gifford, oraya geri gidip oluşan sosyal ve siyasal yapıyı tanıtmaya devam edeceğini anlattı.
HAYATIMI ROJAVA’DAKİ DEVRİME ADADIM
‘‘Hayatımı Rojava’daki devrime adadım ve geri dönmek her zaman planlarımda vardı. Britanya’da çok şey yaptım, yani yapabileceklerimi yaptım. Kavgamı devam ettirmek için Rojava’ya geri dönüyorum. Rojava’daki kardeşlerimin yanına dönmek istiyorum. Cephede önemli bir savaş yürütüyorlar, ben de onların yanında olmak istiyorum’’, diyen Gifford, ilk olarak Kobane’ye gitmek istediğini anlattı.
Bir belgesel ekibiyle Rojava’ya giden Gifford, özellikle, bölgede gelişen yaşam düzenini uluslararası kamuya yansıtmak istediğini ve ailesinin kendisini ziyaret için çağıracağını ifade etti. ‘‘Yapmak istediğim şeylerden birisi, ailemi Rojava’ya davet edip, oradaki yaşamı görmeleri. Ne kadar güvenli bir yer olduğunu onlara göstermek için. Ben oradayken, şehirde dolaşıp bakkala gidiyordum; mağazalarda rahatça geziyordum. Ve kendimi güvende hissediyordum’’ diye konuştu.
İLK OLARAK KOBANE’YE GİDECEĞİM
Devam eden yeniden inşa çalışmalarını bizzat görmek için ilk olarak Kobane’ye gitmeyi planladığını anlatan Gifford, Britanya’dan katkı sağlamak için daha örgütlü bir çalışma gerektiğini ifade etti. Belgesel ekibi aracılığıyla da yapılan çalışmaların uluslararası alanda daha yaygın bir şekilde görülebileceğini söyledi.
BRİTANYA’NIN HAVA SALDIRILARI YETERSİZ
Britanya hükümetinin Aralık ayında aldığı Parlamento kararıyla Suriye’de Daiş’e karşı savaşa katılmasını değerlendiren Gifford, bir ay içerisinde gerçekleşen operasyonların etkili olmadığını ifade etti. ‘‘David Cameron parlamento kararını çıkartmak için elinden geleni yaptı. [Bu hava saldırılarının] Daiş’e karşı savaşı yeni bir boyuta taşıyacakmış ve daha fazla rol oynayacağımız gibi davrandı. Ama onun bilmesi gereken, ve anlatılması gereken şey, bir kaç hava saldırısı, bir kaç bomba atmak Daiş’i yok etmek için yeterli bir strateji değil. Bir kaç cihatçının üzerine bomba atıp öldürmek, savaşa zarar vermez ama çok etkili de değil’’ diye konuşan Gifford, Britanya’nın direk olarak YPG’ye destek vermesi gerektiğini anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘[Rojava’da] dahil olduğum son operasyonda 12 bin km kare toprağı Daiş’ten kurtardık. İki haftadan az bir sürede YPG 550 Daiş üyesini öldürdü. Britanya devleti bir ayda milyonlarca sterlin harcadı belki de ve 10 hava saldırısı gerçekleştirdi. O parayla malzemeye alınıp YPG’ye verilse çok daha faydalı olur.’’
DÜNYA’DA GELİŞEN OLAYLAR CAMERON’UN UMURUNDA DEĞİL
Gifford, Başbakan David Cameron ile Türkiye’nin ilişkisinin temelinde ticaret ve ekonomik çıkar olduğunu ifade ederek, insan hakları ihlallerine çok duyarlı olmadığını anlattı. Gifford, ‘‘Cameron domestik bir başbakan. Dünyada olup biten çok da fazla umurunda değil ve üçüncü dönem tekrar yarışmayacağını zaten açıkladı. Güvenli bir çift el olarak hatırlanmak istiyor. İşçi Parti hükümetinden miras kalan kötü bir ekonomiyi düzelten lider olarak hatırlanmak istiyor.’’
Cameron’ın orta yolcu bir siyasetçi olduğunu ifade eden Gifford, artık ülkenin uluslararası alanda daha güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu ve ülkelerinde insan hakları ihlalleri olan liderlere kırmızı halının serilmemesi gerektiğini söyledi.
İNGİLİZ SİYASETÇİLER TÜRKİYE’NİN DAİŞ’E DESTEĞİNDEN HABERDAR
Gifford, Britanya devleti içerisinde konuştuğu bazı siyasetçilerin Türkiye’nin Daiş’e ‘göz yumduğunu’ itiraf ettiklerini ve bu durumdan rahatsız olduklarını dile getirdiklerini, fakat, bu fikirlerini kamuda açıklayamadıklarını anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Almanya’dan sonra, Britanya Türk mallarını ihracat eden ikinci ülke. Milyonlarca Britanyalı her yıl Türkiye’ye tatile gidiyor. Britanya ve Türkiye için, önemli bir ticari ilişkidir bu. David Cameron’ın şu anki önceliği de ekonomidir ve insan hakları ihlallerine uğrayan insanlarla çok ilgili değil. Türkiye’nin bölgede yarattığı dengesizlikle de çok ilgilenmiyor ya da göz yumuyor. Türkiye ÖSO içerisindeki aşırı İslamcı grupları destekliyor; her fırsatta Kürtleri hedef alıyor; ve YPG’ye karşı Daiş’i destekliyor. Türkiye’nin güçlü bir istihbaratı var. Eğer Daiş’e göz yumuluyorsa, devlet içerisinde bu bilginin ne kadar üst düzeyden bilindiği sorgulanmalı. Bu bilginin Cumhurbaşkanına ulaştığından şüphem yok.’’
TÜRKİYE’NİN TAVRI DAİŞ’E KARŞI SAVAŞI OLUMSUZ ETKİLİYOR
Gifford, Türkiye’nin, Kürtlerin Rojava’da elde ettikleri kazanımları Daiş’ten daha tehlikeli olarak algılaması, Daiş’e karşı savaşın uzamasına yol açtığını ve böylece Daiş’in Britanya için ulusal bir tehdit olmaya devam ettiğini ifade ederek şöyle konuştu: ‘‘Türkiye’nin bir numaralı düşmanı Kürtler, sonra Assad. Daiş daha gerilerde. Türkiye, Kürtlerin Suriye’de bir sese sahip olmalarını ve hak kazanmalarını görmektense, Suriye’nin tümünü yandığını görmeyi tercih eder. Devrimi önlemek için elinden geleni yapar. Bana göre devrim artık durdurulmaz. YPG ve YPJ’nin Rojava halklarını özgürleştirmek için yaptıkları muhteşem şeyler dünya tarafından görülüyor. Dünya Suriye’de olanların farkına varmaya başlıyor. Türkiye’de kendisini dışlanmış olarak görüyor.
‘‘[Erdoğan] savaşı uzatıyor ve Kürtlerin Suriye’ye barış sağlamasını engelliyor. Savaş uzadıkça da kaç kişi daha ölüyor? Uluslararası terör ağlarına daha fazla para akıyor. Bu da demek ki, bir kaç yıl içerisinde Britanya topraklarında korkunç saldırılar olabilir. Örneğin, savaş bir yıl içerisinde bitse önlenecek saldırılar. Kürtlerle ya da Britanya ile çalışsalar bu sağlanabilir.’’
Muhafazakar Parti’nin en eski ve özel kulüplerinden olan Carlton Club’da gerçekleştirdiği sohbetlerde, bireylerin kendisini desteklediklerini ve YPG ve Rojava’daki halkın istedikleri hakkında bilgi istediklerini ifade eden Gifford, insanları bu konuda bilgilendirmenin önemini vurguladı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Hükümetin duruşu var, birde bireysel fikirler var ama kamuda bunları açıklamak istemiyorlar. Güzel olan şey, destek bulunuyor ve bu destek zamanla açığa çıkar, lobi faaliyetleri güçlendikçe ve hükümet YPG’yi görmezden gelemeyeceğini anlayınca, ve Rojava’daki devrimin neler sunduğu gördüklerinde, sadece Rojava’ya değil de, tüm Suriye de.
ŞİLAN ÖZÇELİK’İN MAHKUM EDİLMESİ ADALETSİZLİK
Gifford, son olarak Şilan Özçelik’in PKK’ye katılmaya teşebbüsten mahkum edilmesine ilişkin soruya, cevabında Daiş’e karşı mücadele etmek isteyen ve demokrasiye inanan genç bir kadının hapsedilmesinin adaletsizlik olduğunu ifade etti. Gifford, şöyle devam etti: ‘‘Şilan’ın mahkum edilmesi adaletsiz bir mahkeme. Çok sinir bozucu bir durumdu. Bu nasıl bir mesaj veriyor? Demokrasiye ve insan haklarına inanan bir genç kadın, Daiş’e karşı savaşmak istiyor. Tekniki bir detaydan dolayı Şilan mahkum edildi. PKK’nin terör listesinde olması da tarihsel ve siyasidir. Veriye dayanan bir karar değil. PKK, hiç bir anlamda bir terör örgütü olarak tanımlanamaz. Bu bir devrimdir. Baskı gören bir halkın tepkisi ve devrimidir. Ben bir realistim ve bunu neden yaptıklarını da anlıyorum ama umarım ki demokrasiye inanan ve Daiş’e karşı savaşan birilerini hapsetmenin doğru olmadığının farkına varırlar.’’
SORUN PKK DEĞİL TÜRK, DEVLETİNİN KENDİSİ
PKK’nin terör listesinde olması konusunda Gifford, şunları ifade etti: ‘‘PKK’nin terör listesinden çıkması gerektiğine derinden inanıyorum. Türkiye’nin ve Kuzey Kürdistan’ın geleceği orada yaşayan insanların elinde tabii ki. Ama sorun, Türkiye’dir, Kürtler değil. Kürtler müzakere etmek istiyor ama bunu ret eden Türkiye. Türkiye ABD ve Britanya’ya, PKK’yi terör listesinden çıkartmaması için baskı uygulamaya devam eder. Türkiye’de barış olacaksa Apo serbest bırakılması gerekiyor, PKK’nin terör listesinden çıkarılması gerekiyor ve Türkiye ve Kürtler konuşmaya başlamalı. Kürtler bir çok teklifte bulundu, burada en büyük sorun Türkler.’’

















