Category: slıder

  • Yusuf Şık için Londra’da Konser

    Yusuf Şık için Londra’da Konser

    Yusuf Şık için Londra'da Konser 1

    Cizîr’de sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı gün bir cismin patlaması üzerine sağ eli bilekten kopan ve sol ayağı da ameliyatla dizinden kesilen Yusuf Şık’ın (13) tedavisi için Londra’da bir destek konseri düzenleniyor.

    Arp sanatçısı Tara Jaff ve Suna Alan’ın sahne alacağı destek konseri, 25 Ekim, Pazar günü, 19:30’da, Dalston’daki Arcola Tiyatrosu’nda düzenlenecek. Konserin tüm geliri, protez el ve bacak ve tedavi masrafları kapsamında Yusuf Şık adına açılan banka hesapları aracılığıyla ailesine iletilecek. İngiltere’den Cizîr’e giden kadın heyet üyelerinin konuşmacı olarak katılacağı konserde, Kürt kadınlarından oluşan halk dansları gösterisi de gerçekleşecek.

    Konsere ilişkin açıklama yapan Tara Jaff aynı zamanda kadın merkezli bir çalışma olan konserde yeralmanın kendisi için anlamlı olduğunu söyledi. Jaff ”savaşın yıkıcılığına karşı kadının onaran, yeşerten ve yaşatan yönünü esas alan bir konserdir bu. Adil bir barış çağrısıdır” dedi.

    Şarkıcı Suna Alan ise, 1 Kasım erken seçimleri öncesi Kürt halkına yönelik gerçekleşen saldırıların halkın duygu ve belleğinde onarılmaz yaralar açtığını, bunların bir örneğinin de 13 yaşındaki Yusuf Şık olduğunu söyledi. Böylesi zamanlarda sanatçıların harekete geçmesinin önemli olduğunun altını çizen Alan, ”insanların aslında fazlasıyla duyarlı ve yardım etmeye hazır olduğunu fakat bu duyarlılığı, gücü kanalize edecek yol ve yöntemlerin yeterince yaratılmadığını farkettik” dedi. Bu girişimi başlattıklarından bu yana maddi manevi ciddi destek aldıklarını belirten Alan, aynı zamanda sterlin banka hesabı olmayan Yusuf için Just Giving sayfası üzerinden direkt banka hesabına aktarılan bir dayanışma sayfası açtıklarını ve oradan da ciddi destek gördüklerini sözlerine ekledi.

    Sanatçılar, konseri 2 Ekim gecesi Şırnak’ta katledilen Kürt film yapımcısı, insan hakları aktivisti ve özgürlük tutkunu 24 yaşındaki ‪‎Hacı Birlik’e adadıklarını açıkladılar.

  • GMB ve Unite Sendikalarından Ankara Saldırısına Kınama Mesajı

    GMB ve Unite Sendikalarından Ankara Saldırısına Kınama Mesajı

    GMB ve Unite Sendikalarından Ankara Saldırısına Kınama Mesajı 1

    Ankara’da 97 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırı Britanya’nın en büyük sendikaları tarafından kınandı.

    Britanya’nın en büyük sendikası olan Unite ve GMB sendikası (genel çalışanlar sendikası) Cumartesi gerçekleşen iki intihar saldırısını kınayarak Türkiye’deki Kürt ve sol hareketine dayanışma mesajları yolladılar.

    Ayrıyeten, Pazartesi günü, TUC binasında (Sendikalar Kongresi) NUT, RMT, Unison ve Unite sendikalarının da dahil oldukları basın toplantısı düzenlenip, Türkiye’de Pazartesi ve Salı günleri gerçekleşen genel greve destek mesajı yayınlandı. (Bu basın toplantısının detaylı haberi sayfa 7’de)

    GMB ve Unite Sendikalarından Ankara Saldırısına Kınama Mesajı 2

    Unite, Pazar günü yayınladığı basın bildirisinde Ankara’da barış mitinginde yapılan bombalı saldırıya karşı öfke duyduklarını ifade ettiler: ‘‘Unite sendikası dün Ankara’da barış mitingine yapılan bombalı saldırıya karşı duyduğu öfkeyi ifade etmek istiyor. Patlamalarda yaklaşık 100 kişi öldü ve yüzlercesi yaralandı; Unite olarak bütün mağdurlara en içten taziyelerimizi ve dayanışmamızı gönderiyoruz.’’

    Mitingin, barış talebinde olan sendikalar, STK’ler ve siyasi aktivistler tarafından, Erdoğan’ın şiddet politikalarına karşı düzenlendiğine dikkat çeken Unite, açıklamasına şöyle devam etti: ‘‘Miting, barışı umut eden, cesur sendikacılar, STK’ler ve siyasi aktivistler tarafından düzenlendi, ve hepsi, Erdoğan yönetiminin Kürt toplumuna, sendikalara ve insan hakları savunucularına karşı şiddetin durmasını talep ediyorlar.’’

    Unite Türk devletinin insan hakları ihlalleri konusunda daima endişe duyduklarını ve yürüttüğü nefret politikalarının böyle bir saldırı için zemin yarattığını ifade etti.

    GMB yayınladığı basın bildirisinde Türk devletinin çatışmalara son vermesi için çağrıda bulundu.

    Ankara’daki saldırıyı kınayan GMB barışçıl eylemlere katılanların can güvenliğinin sağlanması gerektiğine dikkat çekti. GMB Uluslararası memuru Bert Schouwenburg’un açıklaması şöyle: ‘‘GMB Cumartesi günü, Türkiye’nin başkenti Ankara’da sendikacılar ve diğer barış eylemcilerine karşı yapılan korkunç bombalı saldırı karşısında öfke duymakta. GMB yakınlarını kaybeden ailelere taziyelerini gönderiyor.

    ‘‘Sendikalar, birinin yarası, herkesin yarası olduğuna inanıyor ve Türkiye sınırları içerisinde demokratik ve çoğulcu bir toplum için mücadele eden meslektaşlarımızla dayanışma içerisinde duruyoruz. Türkiye yetkililerine, bu vahşeti gerçekleştiren ve planlayanları yargılamak için ellerinden geleni yapmalarına ve vatandaşların, hakları olan, barışçıl eyleme katıldıklarında yeterli şekilde korumalarının sağlanması için çağrı yapıyoruz.’’

    GMB, açıklamasında Türk devletinin PKK ile çatışmalarına son vermesi için de çağrı da bulundu: ‘‘GMB olarak Türk devletinin PKK ile savaşını sonlandırıp diyaloğa geçmesini çağırıyoruz.’’

    Unite ve GMB, Kürt sorununa barışçıl bir çözüm ve olumlu diyaloğun gelişmesi için, geçtiğimiz aylarda Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için yaptıkları çağrıları da açıklamalarında yenilediler.

    GMB’nin açıklamasında şöyle denildi: ‘‘Kürt toplumunun katılımı olmadan kalıcı bir barış sağlanamaz ve süreçte tam olarak yer alması için, Kürt halk lideri, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerektiğinin çağrısını burada tekrarlıyoruz.

  • Kıbrıs’ta Barış Arayışları- 2

    Kıbrıs’ta Barış Arayışları- 2

    KKTC Cumhurbaşkanlığı sözcüsü ve görüşmeci heyeti üyesi Barış Burcu ile Kıbrıs’ta barış arayışları süreci ile ilgili tarihsel sürece ve şuanda müzakerelerin ne yönde devam ettiği konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

    Kıbrıs’ta barış arayışları- 2 2

    Reportaj-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Uzun yıllardır Kıbrıs adasındaki bölünmüşlük ve sınırların kaldırılması adına devam eden barış görüşmeleri ve müzakerelerde ne noktaya gelindiği merak konusu. Ateşlerin yandığı ve kan gölüne dönen Ortadoğu, gündemi uzun süredir meşgul ederken Kıbrıs’ında stratejik olarak Ortadoğu’ya açılan bir kapı ve batılı güçler için Akdeniz’de bir savaş gemisi olduğu gerçeği göz ardımı ediliyor. Kıbrıs Türk toplumu cumhurbaşkanlığı seçiminde bu sefer sol kökenli bir adayı başa getirerek müzakerelere ivme kazandırmaya çalışırken, garantör ülke Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya karşı ve Kıbrıs meselesine yönelik tutumu ne yönde. Ana vatan- Yavru vatan atışması, müzakere süreci, anlaşılan yada anlaşmaya varılmayan konu başlıkları Türkiye devletinin Kıbrıs politikasına dair daha bir çok konuyu ele aldığımız ve KKTC devleti Cumhurbaşkanı sözcüsü Barış Burcu ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı her hafta bir bölüm olmak üzere yayınlayacağız.

    Telgraf: Yönetim ve güç paylaşımı konularında, müzakerelerde iki tarafın uzlaşıları var diyebilirmiyiz..

    Burcu: Yönetim ve güç paylaşımı konusunda matematiksel hesabım doğrumu bilemiyorum ama yüzde 85 oranında uzlaşıya varıldığını söyleyebilirim. Geriye kalan yüzde 15’lik konunun da aslında pek çoğunun, karşılıklı hoşgörü ve anlayışlarla büyük oranda uzlaşı sağlandı fakat son kertede kağğıt üzerinde anlaşmaların imzalandığını söyleyemem.

    Telgraf: görüşmelerde ne gibi konuları tartışıyorsunuz

    Burcu: Görüşme sürecinde vardığımız noktalar ve uzlaşılar ile ilgili gizlilik ilkesinden dolayı dışarıya bilgi veremiyoruz. Fakat e gibi konular konuştuğumuzu ne gibi konularda sonuç ürettiğimizi paylaşabiliriz. Mesela yönetim ve güç başlığı altında 20 tane kağıt ürettiğimizi vurgulamıştım, bunların her birinin de içinde kendi başıkları var. Mesela federal yönetimin nasıl olacağı, başkanlık sistemimi yoksa parlamenter sistemimi olacak yoksa ikisinin karması bir yönetimmi olacak.

    Başkan kim olacak, bir rotasyon olacak mı başkanlar arasında, örneğin bizim pozisyonumuz bir rotasyon olması gerektiği yönündedir, her zaman bir Rum’un kurulacak federasyonun cumhurbaşkanı olması doğru birşey değildir çünkü 11 şubat belgesinde belirtilen eşitlik temelinde bir federasyon kurulacak algısına terstir. Birde, başkanlıkmı parlamenter sistem mi olacak tartışması aslında yürütmenin yapısına belirleyecek, çünkü varılacak anlaşmaya göre başkanlık sistemi kurulabilir yada bakanlar kurulu kurulabilir. Bunları tartışıyoruz.

    Yine yasama ile ilgili konuşacak olursam, genellikle federasyonlarda iki meclis vardır, bir üst meclis birde alt meclis. Örneğin üst meclisi seçecek seçmen yapısı ne olacak, al meclisi seçecek seçmenler ne olacak, AB birliğindeki seçmen yapısı ne olacak sorularına cevaplar arrıyoruz, tabiki çeştli seçmen yapıları oluşturulacaktır fakat kalıcı ve net bir çözüm adına oldukça detaylı tartışmalara giriyoruz. Üst meclisteki kompozisyon ne olacak, ne kadar Türk ne kadar Rum olacak, ayni şekilde alt meclisin de ve bunların karar alma mekanizmaları nasıl olacak konularınıda tartışıyoruz. Üst mecliste bir tıkanıklık olursa, bu tıkanıklığı açma mekanizması ne olacak, hatta iki meclis arasında da yaşanabilecek bir tıkanıklık nasıl çözümlenecek gibi konular.

    Bahs ettiğim 20 kağıttan yine bir örnek verecek olursam, yargı. Yargı konusu çok önemli. Federal bir yargı mekanizmasının çalışma alanları ne olacak, yüksek seçim kurulu gibi davranabilecekmi, yada anayasa mahkemesi gibi davrana bilecekmi, yada islah mahkemesi gibi davranabilecekmi hususlarını tartışıyoruz, her bir davanın başkanlığını yapacak ve O başkanın nasıl seçileceğini de tartışıyoruz. Her zaman bir Türk yada her zaman 1 rum olamayacağına göre bunların nasıl seçileceğinide konuşuyoruz. Karar alma mekanizmaları bu mahkemelerde nasıl çalışacak, yargıçların atanması dahi ince detay bir konudur. Bir anlaşma sonrasında ilk yargıçların atama usulü olması gerekebilir ve bu atamalar nasıl yapılacak konularını görüşüyoruz.

    Telgraf: Çözüm sürecinin olumlu yönde bir ivme kazandığını söyleyebilirmiyiz ve bu gün yoğun olarak devam eden müzakerelerde TC devletinin dışardan veya içerden herhangi bir etkisi varmı, varsa nedir?

    Burcu: çözüm süreci daha önceki dönemlere kıyasla olumlu yönde bir hız kazanmıştır doğrudur. Çok samimiyetle söyleyebilirim ki evet TC’nin pozitif bir etkisi var, yapmış olduğumuz üst düzey yetkililer ile görüşmelerimizde olumlu neticeler çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret ettik O da bizi ziyaret etti, ayni şekilde Sn. Davutoğlu ile de görüşmelerimiz oldu ve daha bir çok yetkili ile görüştük. Tüm bu ziyaretlerde ortaya konulan samimi konuşma ortamları içerisinde Kıbrıs sorununun adil bir çözüme kavuşması için bize destek çıkmaktadırlar. Bu sadece bizim TC yetkilileri ile yapılan toplantılarda değil, dünya devletleri dahi destek vermektedir. Bizlerin hem teknik hem mali hemde iki liderin oluşturduğu politik iradeye evrensel bir irade desteğine ihtiyacımız oldu.

    Kıbrıs’ta barış arayışları- 2 1

    Telgraf: Erdoğan’ın en son Kıbrıs’ın Kuzeyine 20 Temmuz’da gerçekleştirmiş olduğu ziyarette ‘anavatansız bir çözüm mümkün değildir’! daha öncede anavatan-yavru vatan krizide yaşanmıştı, bu noktada TC devletinin müzakerler ile ilişkisi anne yavru ilişkisimi yoksa Kıbrıs Türküne özgürlük sağlayacak bir yöndemidir?

    Burcu: Bunu iki farklı düzlemde değerlendirmeliyiz. Birincisi ana yavru ilişkisi düzelemi, bu zaten Sn Akıncı’nın başa geldiği dönemde oldukça yoğun geçen bir tartışmaydı, farklı algılar farklı değerlendirmeler olabilir, biz artık Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üstünde durup ve tabiki Türkiye ile de iştisare içerisinde kendini yönetebileceği olgunluğa erişmesini istiyoruz. Başkanımızın ifade ettiği kardeşlik ilişkisi bu yöndedir. Tayyip Bey bunu ana yavru ilişkisine yorumlamış olabilir bu kendi yorumu ve düşüncesidir. Fakat TC devleti içinde bir çok yetkili de bu kardeşlik ilişkisinin yerinde olduğunu ana yavru mentalitesinden kurtulunması gerektiği yönünde de açıklamalarda buunmuşlardı. Yaşanan ana vatan yavru vatan krizi yıllara dayalı, kelimelerin kullanımına dayalı jargonla alakalı idi ve O konu aşıldı. Şuanda öyle bir tartışma yok.

    İkinci düzelenmde bunun değerlendirmesini yapacak olursam Türkiye olmadan çözüm olmaz diyebilirim. 1960 da kurgulanan Kıbrıs yapısı Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının imzasını taşıyor. Uluslar arası anlaşmaların doğası gereği bütün imzacı tarafların yeni kurulacak bir düzene onay vermesini gerektiriyor. Sadece TC için geçerli değil tüm imzacılar tüm taraflar için geçerlidir. Bütün tarafların onaylamadığı bir değişiklik Kıbrıs’ta söz konusu olamaz.

    Telgraf: Beş imzalı bu yapıya, uluslar arası platformda ve siyasette bakıldığı zaman Türk silahlı Kuvetlerinin Kıbrıs’a işkalci durumuna düştüğünü görüyoruz. Bizlere, uluslar arası düzeyde, Kıbrısta bulunan Türk askerinin drumunu birde siz anlatırmısınız..

    Burcu: TSK’nin adadaki varlığı bir gerçektir doğrudur. Hangi sebeple burada oldukları da bir gerçektir. Adada uzun süredir ve fazla sayıyla duruşları ile ilgili olumsuz siyasi yorumlar gelebilir. Bu doğaldır. Birleşmiş milletler kayıtlarına bakıldığında yabancı askerlerin arındırılması yönünde ve silahsızlanma yönünde maddeler bulunsada, TSK’yı şuanda BM düzeyinde işkalci konumuna düşürecek bir madde yada yasa bulamazsınız. Bunun sebebide, BM genel kurulu nezninde TSK’nın Kıbrıs’ta bulunmasını işkalci olarak uluslararası hukukta nitelendirmemesidir. Ayrıca BM asker bulundurmanında biran önce değiştirlmesi taraftarı.

    Telgraf: Kıbrıs coğrafi konumu itibari ile Türkiye için Akdenizde bir bir gemi… Birleşmiş Milletler ve Kıbrıs yönetimlerinin Türkiyenin Kıbrıs’ta asker bulundurmasını nasıl değerlendireceksiniz.

    Burcu: Tesbitiniz doğrudur fakat eksik yönüde şudur ki Kıbrıs sadece Türkiye için staratejik bir konumda değildir, her devlet için ayi önemi taşır. Süveyş kanalının açılmasının ardından Kıbrıs’ın büyük strateji yükselmesi oldu, o tarihten buyana Kıbrıs bu sıkıntıyı yaşıyor. Hele şimdi enerji kaynaklarınında bulunması ile onu dahada stratejik yaptı. Ayrıca yeni gelişen bir durumda var ki, doğu Akdenizdeki coğrafyaya bakıldığında Afrika’nın kuzeyinden tutunda, Irak,Suriye, Msır, Lübnan, Türkiye’nin güneyi bütün buraları kaynıyor. Akdenizin içinde bir sorun olan ama çok şükür kan akmayan belli bir demokratik olgunluğa gelmiş bir ada var. Bu adada iyi bir örnek yaratmak müümkündür, bu kaynayan denizi soğutmaya yarayan küçük bir buz parçası gibi düşünün Kıbrıs’ta yeni bir ortam yaratmak herkesin menfaatına olabilir. Ayrıca sizin bahsettiğiniz stratejik konularda yeni iş birlikleri ortaya çıkabilir. Uzlaşmış bir Kıbrıs’ta enerrji kaynaklarının İsrail ve Mısır’ın da enerji kaynakları ile birlikte Türkiye üstünden Avrup’ya sevkiyatı çok önemli bir gelişme olabilir. Kıbrıs üzerindeki Türkiye’nin çıkarları Avrupa, İsrail ve Mısır’ın da çıkarları ile örtüşme potansiyeli de taşıyor.

    Telgraf: Kıbrıs’ta mal-mülk sorunu için çözüm ne şekilde aranmaktadır?

    Burcu: Mülkiyet sorunumuz dördüncü başlığımızdır. Mülkiyette 3 ana ara başlık var. Birincisi etkilenmiş mülklerin kategorileri: Etkilenmiş bir malı biz incelediğimizde kategorisini belirlememiz gerekiyor. Şuana adar 22 kategori belirledik. Birkaç örnek vercek olursam, önümüze bir tapu geldiğinde bakıyoruz bu birisine verildimi, tahsis edildimi, eğer edilmemişse bu ayrı bir kategori. İkinci kategori ise istimlak edilen bir mülk mü, diyelim ki devletlerin kullanması amaçlı istimlak edilmiştir o zaman bu mülk halka tahsis edilenler kategorisindedir. Veya yeni orman alanları açılıyor, buralarda bazı tarlalar mülkü olan taralalar var, o zaman bu ormanlaştırılan bir alana düşen mülk kategorisine girer. Yada bir ev düşünün bir Rum’un evi ve burada şuanda bir Türk yaşıyor, bu terk edilen mülkün içindeki Türk’te hangi sebeple o evde kalıyor ve güneyde bir mal bıraktımı, eşdeğercimi, bu da bir kategoridir. Bu ve buna benzer toplam 22 kategoride anlaştık diyebilirim.

    İkinci başlık ise bu malların ne olacağına kimin karar vereceği ile ilgili. İade, takas veya tazminat mı olacağına kim karar verecek. Bunun anlaşmasınıda yaptık, buna göre çözüm ile birlikte özel bir yapı kurulacak bu yapıyada mğlkiyet komisyonu diyoruz, eşit sayıda Türk ve Rum’dan oluşacak. Ve 2 sene içinde bu yapı ile mülkiyet sorununu aşmayı planlıyoruz. Günümüzde artık uluslarrası hukukta kendi istemi dışında uzun yıllar kendi malı olmayan topraklarda yaşayanların haklarıda bir trent haline dönmüştür. Rum tarafı bunuda göz önğnde bulundurarak taşınmaz mal komisyonunun kurulmasına bize onay verdi. Şuanda mülkiyet konusunda yeni tartışmaya başladığımız şey ise karar mekanızması ile ilgilidir. Kategorisi belli olan malların kaderinin ne olacağına karar verecek mekanizmanın yapısını tartışıyoruz. Biz Kıbrıs’lı Türk’ler olarak süzgeçin deliklerini küçük açmaya çalışıyoruz ki bu kategorizasyon sonucunda bizim yönetimimizde olacak bölgede nifus ve mal-mülk doğru orantıda olsun, aksi takdirde birçok ortadoğu ülkesinin düştüğü duruma düşebiliriz.

  • Londra’da Ankara Katliamı Protestosu

    Londra’da Ankara Katliamı Protestosu

    Ankara’da KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı üzerine düzenlenen Barış Mitingi öncesinde gerçekleşen bombalı saldırılar Başkent Londra’da protesto edildi.

    Ankara Katliamı 12

    Ankara’da 128 kişinin yaşamını kaybettiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı bombalı saldırıyı protesto etmek için binlerce kişi, Downing Street Başbakanlık Binası önünde toplandı.

    Saygı  duruşu ile başlayan eylemde, yabancı kurum ve kuruluşlar dahil Kürt, Alevi, Sosyalist ve Sendika üyeleri katliamı kınayan açıklamalar yaptı. Ayrıca AKP’nin Kürtler’e ve sosyalist kesimlere yönelik şiddet politikaları eleştirildi ve Kürt Hareketiyle dayanışma mesajları verildi.

    Basın açıklamasında İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn’ın Ankara katliamına yönelik mesajı da okundu.

    Corbyn: “Barış mitinginin böyle bir katliamla sonuçlanması nedeniyle şoktayım. Daha fazla ölümlerin yaşanmaması için ateşkes ve siyasi çözüm hayati önem taşıyor. Kürtler’in haklarının tanınması uzun vadeli barış için elzem. Yaşanan olaydan dolayı üzüntülerimi iletiyorum.”

    Öğlen saatlerinde Demokratik Güç Birliği çağrısıyla Britanya Başbakanlık Binası önünde bir araya gelen kitle, “Katil Erdoğan,  Katil Türk Devleti” sloganlarıyla BBC Binasına doğru yürüdü.

    Birçok yabancı sivil toplum örgütleri dahil, sayısı binleri bulan kitle, yürüyüşün sona ermesinin ardından dağıldı.

  • Ankara Katliamı Londra’da protesto edildi

    Ankara Katliamı Londra’da protesto edildi

    Bugün Ankara’da Barış Mitinginde yaşanan katliam, Londra’da binlerin katılımıyla protesto edildi. Woodgreen’de bir araya gelen kalabalık kitle saldırıyı lanetledi.

    Basın açıklaması yapılmadan önce olayda hayatını kaybedenler  için saygı duruşunda bulunuldu. Eylemde, “Katil Erdoğan,  Katil Türk Devleti” sloganları atıldı.

    Kalabalık kitle yolu trafiğe kapatarak Kürt Toplum Merkezine doğru yürüyüşe geçti. Kitle, Türk Devletinin Ankara’da gerçekleştirmiş olduğu saldırıyı kınıyoruz ve soykırımı durdurun yazılı pankartlar taşıdı.

    Demokratik Güç Birliği ve Kürt Halk Meclisi tarafından düzenlenen eylemde  yapılan açıklamalarda katliamın adresinin açık olduğuna vurgu yapıldı: Suruç ve Diyarbakır mitingi katliamlarını gerçekleştirenler ile bugün Ankara’da ki Barış mitinginde yapılan katliamı aynı kesimlerin yaptığı belirtildi; “AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde aldığı yenilgiyi 1 Kasım’da da alacaklarını bildikleri için Kürtlere yönelik bu tür katliamlar gerçekleştiriyor” denildi.

    HDP Britanya Kadın Koordinasyonu eylemde dağıttığı bildiride saldırının hedefinin açık olduğunu belirterek,  “Saray ve kontrolündeki AKP Devleti; savaşa, saldırganlığa ve ortaçağ vahşetine karşı halkların, emek örgütleri ve demokrasi güçlerinin kadınların ve gençlerin ellerini, seslerini, umutlarını büyütmelerine engel olmayı hedeflemiştir. Bu katliam bir umut kırma operasyonudur. Biz hiçbir saldırının umutlarımızı kırmayacağını hatırlatıyor,  sarayın emriyle gerçekleştiğine inandığımız katliamı nefretle kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ankara’da yaşanan katliam kitlesel bir eylem ile 11 Ekim Londra merkezde yine protesto edilecek.

     

  • TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    Diasporada Alevilik inancı için önemli bir başarı elde edilerek yasal tanımlama çerçevesinde Aleviliğin dini bir inanç olduğu, Cemevlerinin de ibadethane olduğu kabul edildi.

    Britanya Alevi Federasyonu’nun yaptığı başvuruyu değerlendiren Vakıflar Komisyonu (Charity Commission) Aleviliği inanç, Cemevini de ibadethane olarak tanımladı.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    BAF çatısı altında faaliyet yürüten Cemevlerinin tümünü de vakıf olarak kabul eden Charity Commission dini inanç tanımlaması çerçevesinde Aleviliği inanç olarak kabul etti.

    Türkiye’de Aleviliğin tanımlanmasına ve Cemevlerinin yasal statüsüne ilişkin tartışmalar devam ederken, Charity Comission’ın bu kararı Britanya’da yaşayan Alevilerin inançlarını sürdürmelerine kolaylıklar sağlayacaktır.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    Pazar günü (4 Ekim) Dalston’da bulunan Cemevinde gerçekleşen, ve Charity Commission’ın kararının resmi olarak açıklandığı basın açıklamasında BAF ve Cemevi temsilcileri yanı sıra bir çok siyasetçi ve toplum temsilcisi bulundu.

    Alevilikte ‘Hak’ olarak tanrının tanımlanması yanı sıra, Britanya’da hapishanelerde mahkum olan Aleviler, dini lider olarak Alevi Dedesi talebinde bulunabilecek.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    Basın toplantısında konuşan BAF başkanı İsrafil Erbil “Aleviliğin binlerce yıldır yaşadığını biliyoruz. Fakat yaşadığımız ülke Resmi kurumları tarafından tanınması Aleviliğin geleceğe taşınması açısından ve Alevi kimliğimizle hayatın her alanında muhatap bulabilmemiz önemlidir” diye konuştu.

    Toplantıya Avrupa Parlamentosu Milletvekili Claude Moraes, Tottenham Milletvekili David Lammy ve çok sayıda belediye meclis üyeleri katıldı. Kilise yetkililerinin de olduğu basın açıklamasında saz eşliğinde deyişler söylendi.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

    “KİMLİĞİMİZLE HAYATIN HER ALANINDA MUHATTAP BULABİLMEMİZ ÖNEMLİDİR”

    Konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen BAF başkanı İsrafil Erbil “Aleviliğin binlerce yıldır yaşadığını biliyoruz. Fakat yaşadığımız ülke Resmi kurumları tarafından tanınması Aleviliğin geleceğe taşınması açısından ve Alevi kimliğimizle hayatın her alanında muhatap bulabilmemiz önemlidir” diye konuştu.

    MİLLETVEKİLİ DAVID LAMMY: TÜRKİYE’DE TANIMALI

    Toplantıya katılan İşçi Partisi Tottenham Milletvekili David Lammy de, ABD’de siyahların haklarını savunan ve dünya tarihine ‘bir hayalim var’ cümlesi ile başlayan konuşmasıyla geçen Martin Luther King’i hatırlatarak , “Aleviler bugün burada bu zor ve meşakkatli yolun bir engelini aştılar. Ümit ederim en kısa zamanda Türkiye’de bunu Kabul eder” dedi.

    TC’den Önce Yasal Tanımlama Britanya’da Yapıldı: Alevilik İnanç ve Cemevi İbadethane 1

  • Birleşik Krallık’ta Ne Zaman Nerde Oy Kullanacaksınız?

    Birleşik Krallık’ta Ne Zaman Nerde Oy Kullanacaksınız?

    Yirmi Altıncı Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için Londra’da oy kullanma işlemi 22-23-24-25 Ekim 2015 tarihlerinde (Perşembe-Cuma-Cumartesi-Pazar)10:00-19:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Londra’da oy kullanacak seçmenler daha önceki seçimlerde de kullanılan Olympia Sergi ve Konferans Merkezi’nde (Kensington, Londra, W14 8UX) oylarını kullanabilecek.

    secim-oykullanma1

    Vatandaşların oy kullanabilmek için Londra Başkonsolosluğuna kayıtlı olup olmadıklarını www.ysk.gov.tr adresinden kontrol ederek teyit etmeleri ve seçimlere üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan, fotoğraflı ve geçerli nüfus cüzdanı veya pasaportla gitmeleri gerekmektedir. 
*Seçim günü nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olan vatandaşlar oy kullanabilecektir.

    Bu nedenle, nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olmayan vatandaşların en kısa sürede kimlik belgelerini T.C. Londra Başkonsolosluğunda yenilemeleri gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanınızı Başkonsolosluğa posta ile müracaat ederek yenilemeniz mümkün olup pasaport yenilemek için Başkonsolosluğa şahsen müracaat etmeniz gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanı yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/nufus.asp

    Pasaport yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/pasaport.asp

    Londra Başkonsolosluğunda kayıtlı olmayan veya geçerli kimlik belgesi ibraz etmeyen vatandaşların söz konusu tarihlerde Londra’da oy kullanmaları mümkün olmayacak, ancak yurtdışı seçmen kütüğünde kayıtlı olanların 8 Ekim-1 Kasım 2015 tarihleri arasında gümrük kapılarında oy verme imkanları bulunacaktır.

    Yurtdışı seçmen kütüğüne göre Edinburg Başkonsolosluğunda kayıtlı olan seçmenler ise yine Londra ile aynı tarihlerde Edinburg Başkonsolosluğunda (Forsyth House, 93 George Street, Edinburgh, EH2 3 ES) oylarını kullanabileceklerdir