Category: slıder

  • İşçi Parti Milletvekili Clark: Türk devletinin muhalefete dönük saldırıları kaygı verici

    İşçi Parti Milletvekili Clark: Türk devletinin muhalefete dönük saldırıları kaygı verici

    İşçi Parti milletvekili Feryal Clark Demirci DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP’li Musa Farisoğulları ve CHP’li Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerinin düşürülmesine ilişkin yaptığı açıklamada, tüm dünyanın salgın ile mücadele ettiği bir dönemde Türk devletinin muhalefete dönük bu saldırılarının derin kaygı yarattığını ifade etti.

    Ana muhalefet partisi Londra-Enfield bölgesi milletvekili Feryal Clark Demirci gazetemize yaptığı açıklamada, her üç milletvekili ile ilgili verilen kararın düzeltmesi ve tutuklanan her iki HDP’li milletvekilinin serbest bırakılması için Türk hükümetine çağrı yaptı. Clark ayrıca konuyla ilgili Birleşik Krallık Dışişleri bakanına da bir mektup gönderdi.

    ”Tüm dünyanın Covid-19 salgını ile mücadele ettiği, vatandaşlarını bu salgından korumaya odaklandığı bir dönemde Türk devletinin muhalefet partilerinin milletvekillerinin milletvekilliğini düşürüp tutuklaması çok büyük kaygı yaratıyor.

    Bu, böylesi bir süreçteki acil durum gücünü parlamentodaki yasal ve meşru muhalefeti etkisizleştirme girişimi anlamına gelmektedir. Her üç milletvekili ile ilgili verilen kararın acilen düzeltilmesi için buradan Türk hükümetine tekrardan çağrı yapıyorum.”

    Geçtiğimiz Perşembe günü, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP’li Musa Farisoğulları ve CHP’li Enis Berberoğlu’na ilişkin cumhurbaşkanlığı fezlekesi Türk parlamentosu Genel Kurulu’nda okutulmuş ve milletvekillikleri düşürülmüştü. Hemen ardından da her üç milletvekili gözaltına alınıp tutuklanmış, bir gün sonrasında ise CHP’li Enis Berberoğlu salgın önlemleri kapsamında serbest bırakılmıştı.

  • DGB’den darbeye tepki: Yaşamak direnmektir

    DGB’den darbeye tepki: Yaşamak direnmektir

    Aralarında Kürt, Alevi, sol sosyalist ve yöresel derneklerin bulunduğu Britanya Demokratik Güç Birliği Meclis’te AKP-MHP eliyle gerçekleşen darbeye tepki gösterdi. Britanya DGB’nin açıklaması şöyle:

    AKP/MHP Devleti Halk iradesini keyfi şekilde gasp etmeyi alışkanlık haline getiren haksız, hukuksuz ve antidemokratik uygulamalarına devam ediyor. 4 Haziran 2020 günü yapılan TBMM Genel Kurulu’nda HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğlulları ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven ile CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ‘nun milletvekillikleri düşürüldü.
    15 Temmuz sözde darbe’yi kendi lehine çevirerek halka zulmeden AKP/MHP devleti kendinden olmayan herkese ama özellikle muhalefete karşı faşist zulmunü devam ettiriyor. Bu darbeci anlayış dünde böyleydi bugünde aynı. Halk iradesini engellemeyi kendilerine kültür edinmiş bu ahlak yoksunu anlayışlar sandıkta oy çalmayı, seçilen belediye başkanlarının yerine kayyum atamayı ve halkın iradesi olan milletvekillerini tutuklamayı karakteristik bir yapıya dönüştürmüştür.
    Bu yapılan aynı zamanda Türkiye Demokrasisine yapılan bir darbedir. Tek adam diktatörlüğünde Halkların seçmiş olduğu milletvekillerinin tutuklanması, Halkların özgür iradesini gasp etmektir.


    AKP/MHP Faşist anlayış darbeci yönetimlerine devam ederken kendi tarihi misyonlarını yerine getiriyorlar. Tarihte örnek aldıkları Osmanlıcılık özentilerinden bunları tanıyoruz. Gerici ve ırkçı reflekslerini her gün başka bir örnekle sergileyen bu insanlık yoksunu anlayış mutlaka gidecek. Tarihte hiçbir diktatörlük sonsuz değildir ve daima iyilik kazanmıştır. Gidecekleri zamanı belirleyecek olanda direnenlerin gücüdür. O nedenle direneceğiz ve iyiliğin kazanmasını sağlayacağız.
    Demokratik Güç Birliği – Britanya olarak seçilmiş siyasetçilere yapılan bu darbeyi şiddetle kınıyoruz.
    Dünya siyaset tarihine AKP/MHP Devletinin bu uygulaması kara leke olarak geçecektir. Bizlerde bu darbeci kararı dünya haklarına duyuracak ve mahkum edeceğiz.
    Yaşamak Direnmektir!

     

  • DTK Eşbaşkanı Güven ve Farisoğulları tutuklandı

    DTK Eşbaşkanı Güven ve Farisoğulları tutuklandı

    Vekillikleri düşürüldükten sonra gözaltına alınan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ve HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları tutuklandı.

    Vekillikleri düşürüldükten sonra gözaltına alınan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları tutuklandı.

    Güven Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne, Farisoğulları da Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildikleri öğrenildi.

  • Baydemir: HDP milyonların sesidir

    Baydemir: HDP milyonların sesidir

    Amed eski Büyükşehir Belediye Başkanı ve HDP Milletvekili Osman Baydemir, kendisini HDP ve demokrasi güçleri ile karşı karşıya getiren yorumlara sert tepki göstererek, 10 yıl önce ‘Şahinler ve güvercinler” şeklindeki ayrıştırmaya karşı verdiği cevabı yineledi.

    Medya Tv’de Erdal Er’in sunduğu Politik Gündem adlı programda Amed Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve Yazar Veysi Sarısözen bir araya gelerek HDP ve Kürtlere yönelik saldırı konseptini değerlendirdi.

    Program da Londra’da yayın yapan Telgraf Aktüel programındaki açıklamaları ile Kürdistan ve Türkiye kamuoyunda gündem yaratan sözleri ile gündeme oturan Osman Baydemir, ‘devletsizlik’ ve HDP ile ilgili önemli açıklamalar da bulundu. Yazar Veysi Sarısözen, Baydemir’in Türk devletinin Kürdün devleti olmadığı yönündeki sözlerine katıldığını ifade ederek, “Türk devleti benim de devletim değil. Sadece benim değil faşist bir devlet hiçbir demokratın yurtseverin sosyalistin Türk’ünde devleti değildir. Bu devletin zorbalığına karşı mücadele sürerken taktık mücadele de sürecektir. Parlamento’da da olacağız Belediye’de diğer alanlarda da” dedi.

    ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN FERDİYİM

    HDP eski Urfa Milletvekili Osman Baydemir ise özellikle yaptığı açıklamaların bazı çevreler tarafından ‘HDP’ye rest” şeklinde yorum ve yazılara sert tepki gösterdi. “Özgürlük mücadelesinin bir ferdiyim” diyen Baydemir, eleştirilerin ise HDP’yi güçlendireceğini ancak kendi sözlerinin AKP-MHP rejiminin
    faşist politikalarına karşı olduğunu kaydetti.

    HDP MİLYONLARIN SESİDİR

    Ahmede Xani’nin büstünün Türk devleti tarafından yıkılmasını ve Kürtlerin değerlerinin talan edilmesini örnek gösteren Baydemir, “Hani her şer de bir hayır vardır. Bu rejim HDP’ye ve bileşenlerine saldırıyorsa bilinki HDP’de bir keramet vardır. HDP tıpkı siyahi genç gibi nefessiz bırakılmıştır. HDP milyonların sesidir milyonlar nefessiz bırakılmak isteniyor. Bu alçak sistem en fazla HDP’yi mağdur ediyor HDP Orhan Doğan Mehmet Sincarların mirasıdır. Demirtaş’ın Yüksekdağ’ın cesaretidir. HDP milyonların sesidir. Elbette ki zulmün ve faşizmin devleti bizim devletimiz değil” dedi.

    Kendisini HDP ve demokrasi güçleri ile karşı karşıya getiren yorumlara sert tepki gösteren Baydemir, 10 yıl önce ‘Şahinler ve güvercinler” şeklindeki ayrıştırmaya karşı verdiği cevabı hatırlattı.

  • Siyahlara iki misli fazla ceza kestiği ortaya çıkan Londra polisi ayrımcılıkla suçlanıyor

    Siyahlara iki misli fazla ceza kestiği ortaya çıkan Londra polisi ayrımcılıkla suçlanıyor

    Koronavirüs önlemlerinin uygulamaya konduğu döneme ilişkin veriler, İngiltere’nin başkentinde polisin, siyah ve diğer etnik azınlıklardan kişilere, oransızca gözaltı ve para cezası işlemi yaptığını ortaya koyunca, Londra Emniyet Müdürlüğü ayrımcılık suçlamalarına hedef oldu.

    Londra’nın tamamından sorumlu Başkent Emniyet Müdürlüğü 27 Mart ile 14 Mayıs arasında 973 kişiye ceza yazmış. Bu cezaların kentin demografik yapısıyla orantılı olmadığı dikkat çekiyor.

    Cezaların yüzde 46’sı, Londra nüfusunun yüzde 59’unu oluşturan beyazlara kesilmiş. Londra nüfusunun yüzde 12’sini oluşturan siyahlar cezaların yüzde 26’sını, nüfusun yüzde 18’ini oluşturan Asyalılar ise yüzde 23’ünü almışlar.

    Guardian gazetesi için bu verilerin analizini yapan Londra Üniversitesi’nden kriminoloji uzmanı doktor Kristian Posch, oransızlığa dikkat çekiyor:

    “Nüfusa oranları bakımından karşılaştırıldığında, beyazlara oranla, siyah etnik azınlığa mensup birine ceza kesilmesi ihtimalının 2,17 kat yani iki mislinden fazla olduğu görülüyor. Asyalı birine ceza kesilmesi ihtimalı ise beyaz bir kişiye göre yüzde 26 daha fazla olasılık. Karşılaştırmalar beyazların ceza alma ihtimalinin diğer gruplardan yüzde 23 daha az olduğunu gösteriyor” diyor.

    Ayrıca Covid-19 salgını nedeniyle ilan edilen önlemlerin ihlali gerekçesiyle yapılan gözaltı işlemlerinin sayısında da oransızlık dikkat çekiyor.

    Gözaltına alınanlar arasında beyazlar yüzde 38’i oluşturarak nüfusa oranlarının çok altında görünürken, nüfusu beyazlardan beş kat az olan siyahların gözaltılar içindeki payı yüzde 31.

    Londra polis yetkilileri bu süreçte ceza yazmaktan genel olarak kaçındıklarını, daha çok insanları kurallara uymaya ikna etme yöntemini tercih ettiklerini söylüyorlar. Buna karşılık yine uygulanan ceza ve gözaltılardaki oransızlığın sebeplerinin ise göründüğünden daha karmaşık olduğunu kaydediyorlar.

    “Toplam olarak daha fazla beyaz insana ceza kesildi ve diğer etnik gruplara kıyasla daha fazla beyaz gözaltına alındı. Fakat Londra’nın bütününde, nüfus bileşimi ile kıyaslandığında bu ceza ve gözaltılarda siyah ve etnik azınlıklara mensup kişilerin oranının daha yüksek olduğu görülüyor.

    “Bunun sebepleri muhtemelen karmaşık ve bir dizi farklı faktörü yansıtıyor. Bunlar arasında polisin suç işleme oranının yüksek olduğu bölgelerde daha aktif bir kolluk faaliyeti yürütmesi ve Londra’daki farklı etnik grupların bölgelere ne şekilde yayıldığı ve genç nüfusun oranı bakımından farklılıklar da var.”

    ‘Beyazlara göre daha fazla ceza alıyorlar’

    Polisin, durdurma ve arama yetkisini kullanırken, farklı etnik profillere eşit davranması talebi uzun zamandır gündemdeki bir konu.

    Londra Emniyeti’nin eski üst düzey yetkililerinden Leroy Logan “Bu verilerin ırkçı bir ayrımcılığı sergiliyor olması ihtimalini yok sayamam. Londra polis teşkilatı hala kurumsal olarak ırkçıdır ve Covid konusunda verilen yetkilerin kullanılması da bundan bağımsız bir şey değil” diye konuştu.

    Londra Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki siyah polislerin dernek başkanı Janet Hills ise “Bu durumun nasıl meşrulaştırılabileceğini düşünmekte zorlanıyorum. Bu veriler, hatıralardaki en büyük sosyal alt üst oluşlardan birini yaşadığımız bir dönemde, hep beraber yeni koşullara ayak uydurmaya çalışırken bile, siyahsanız, oransız hedef olmanın daima hayatınızın bir parçası olacağını gösteriyor” dedi.

    Hills siyah toplumun, nüfusun daha yoğun olduğu bölgelerde yaşadığını bunun evde kalma önlemlerine uymayı çok daha zorlaştırdığını da anlatıyor ve “Bu tür kalabalık bölgelerde yaşayanlar, salgınla mücadele eden sağlık çalışanları bile olsalar, siyah oldukları için ve ‘suç oranı yüksek’ bölgelerde yaşadıkları için belli bir tiplemeye dahil sayılıyorlar” diyor.

    Polis yetkilerinin ayrımcılık yapılmadan kullanılması için kampanya yürüten StopWatch adlı gruptan Katrina Ffrench “Sayılar ortada. Siyah ve Asyalı insanlar beyaz bireylere göre oransızca fazla ceza alıyor. Bu etnik oransızlığın üzerine gidilmeli ve polis memurları verdikleri kararların hesabını vermelidir” diye konuştu.

     

    Kaynak: BBC

  • Ferhat Tunç, Pınar Aydınlar, Gökhan Yavuzel: Tehditler Devam Ediyor, Endişeliyiz

    Ferhat Tunç, Pınar Aydınlar, Gökhan Yavuzel: Tehditler Devam Ediyor, Endişeliyiz

    Sanatçılar Ferhat Tunç ve Pınar Aydınlar ile yazar Gökhan Yavuzel, kendilerine sosyal medyadan yeni bir silah resimleri ve ölüm tehditleri içeren mesajlar gönderildiğini belirterek ortak bir açıklama yayınladı.

    Üç sanatçı ilk olarak 27 Mayıs Çarşamba günü de tehdit edildiklerini açıklamış ve “Bir adım bile geri atmıyoruz. Çünkü biz, ‘dönen dönsün, ben dönmem yolumdan’ diyen Pir Sultan’ın izinden yürüyenleriz” demişti.

    “Tehditler artıyor”

    Üç sanatçı son tehdit mesajlarına ilişkin şu açıklamayı yayınladı:

    “Öncelikle şunu belirtmek isteriz. Gündeme malum sebeplerden dolayı gelmekten üzüntü duyuyoruz. Elbette ki, ülkemizin içinde bulunduğu sorunlar yumağında bunları dillendirmek ya da gündeme getirmekten de hoşnut değiliz, Ancak; kısa sürede gelinen gelişmelerden sonra, yeni bir ortak bildiri yazma gereği duyduk.

    “Sosyal medyada özellikle şahsımızı hedef alan ciddi ölüm tehditleri gün geçtikçe artıyor. Fiziki zarar verme ve öldürmeye yönelik çirkin paylaşımlar servis edilip, isimlerimiz etiketlenerek dağıtımı yapılıyor. Bu durumdan sadece biz değil; dostlarımız, okurlarımız ve dinleyicilerimiz de yoğun bir kaygı yaşıyor.

    “Ancak, bizim kaygımız can korkusu telaşından değil; bu tip saldırıların giderek artmasının toplumu kutuplaştırmaya, hakkımızda meydana gelebilecek yanlış algıların doğmasına ve en önemlisi ise, benzer ölüm tehditlerinin diğer sanatçı, yazar ve aydın dostlarımıza karşı yapılmasına sebebiyet verebileceğidir ki birçok yazar ve sanatçı dostlarımız da benzer olaylara maruz kaldığını bildirmeye başladı.

    ‘Mücadelemiz barış için’

    “Amacımız; bu gibi bildirilerle herhangi bir kesimi temsil etme amacı gütmemektedir. Sadece, çeşitli grup ve kişilerle hakkımızda başlatılmış olan karalamaları boşa çıkarma, toplum nezdinde hiçbir yararı olmayan faşizan tehditleri bitirme ve bize karşı gelişebilecek olası saldırıları toplumun gözünde meşru hale getirmeye çalışanlara karşı tavrımızı ifade etmektir.

    “Diyalektik tarih anlayışı bize göstermiştir ki, yılmayanların ve mücadele azmini devam ettirenlerin toplumları daha iyiye, daha güzele doğru dönüştürdüğüdür.  Ve biz de çok iyi biliyoruz ki, ‘her mücadele kazandırmaz, ancak; kazananlar sadece mücadele edenlerdir.’

    “Tıpkı; Muaviye’ye karşı Hasan, Yezid’e karşı Hüseyin gibi, zalim Emevi saltanatını yıkan Ebu Müslim Horasani gibi, zalimlerin ve saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olan Hassan Sabbah gibi, zulme uğramış yoksul köylüleri ayaklandırıp Sultan Süleyman’ın tahtını sallayan Baba Zünnun gibi, ‘Yoksullar hakkını almalı’ diye haykıran ve Yavuz Sultan Selim’e başkaldıran Şeyh Celal gibi, ‘Tarih kavga verip yenilmiş bile olsa, insanlık için vuruşanları asla unutmaz’ diyen Şeyh Bedrettin gibi…

    “Düşümüz ve mücadelemiz; sanatla pekişmiş, kültürle donatılmış bir dünyanın, nefret dili yerine barışı ve sevgiyi esas alan bir toplum yaratabilmesi adınadır.”

  • Britanya’da Yaşayan Aleviler’den  2021 Nüfus Sayımı İnanç Hanesinde Görünür Olma Talebi

    Britanya’da Yaşayan Aleviler’den 2021 Nüfus Sayımı İnanç Hanesinde Görünür Olma Talebi

    Britanya Alevi Federasyonu Britanya’da 40 yıldır yaşamlarını sürdüren Aleviler için 2021 nüfus sayımında, inanç hanesinde görünür olma talebi ile bir kampanya başlattı. Kampanya dahilinde farkındalık çalışmaları yapılacağını aktaran federasyon basın açıklamasında şunları paylaştı.

     “Aleviler olarak 1980’lerin başından itibaren Britanya’ da yaşamaya başladık. Kırk yıldan kısa bir süre içinde Britanya’da, toplumun her alanında var olup, kendi inanç ve kültürümüzü koruyarak, bu toplumun bir parçası olduk. 2015 yılında İngiltere ve Galler Vakıflar Kurulu Aleviliği bağımsız bir inanç olarak kabul etti. Ayrıca 2017 Britanya İçişleri Bakanlığı raporunda da Britanya’da yaklaşık 300 bin Alevi yaşadığı bilgisi yer aldı.

    Şimdi Aleviler olarak bu ülkede her on yılda bir yapılan nüfus sayımında da yer almak isitiyoruz. Nüfus sayımı formlarında, İnanç başlığı altında 6 inancın ismi ve diğer seçeneği bulunmaktadır. Aleviler olarak bugüne kadar ‘diğer’  seçeneğini işaretleyip ‘ALEVİ’ yazıyorduk. 2021’de kullanılacak olan nüfus sayımı formlarında Alevi seçeneğinin yer alması Alevilerin kamusal alanda daha fazla görünür olmasını sağlayacaktır.

    2021 Nüfus sayımı formlarında Alevi seçeneğinin de yer alması için Kuzey Enfield Milletvekili Feryal Clark’ın 21 Mayıs 2020 tarihinde Nüfus Sayımı komisyonuna gönderdiği mektuba gelen cevapta 2021 sayımı için elektronik (online) formlarda Alevi seçeneğinin yer alabileceği belirtildi. Ancak basılı formlarda aynı seçeneğin yer almasının zor olacağı vurgulandı. 

    İnanıyoruzki Alevilerin 2021 Nüfus Sayımında görünür olması için yürüteceğimiz kampanya ve yaratacağımız kamuoyu ile basılı formlarda da Alevi seçeneği yer alacaktır.

    Britanya Parlamentosu internet sitesi üzerinden imza kampanyası başlatmak için başvuruda bulunduk. Bu süreçte tüm Canlarımızdan imza kampanyası ile birlikte fotoğraf ve videolar ile kampanyamızı desteklemeye ve büyütmeye davet ediyoruz.”

    Britanya Alevi Federasyonu