Category: slıder

  • Londra’dan Kürtlük Manzaraları

    Londra’dan Kürtlük Manzaraları

    -Aaa siz de mi Türksünüz?

    Yok, Kürdüm

    -Ne farkeder ki! Hepimiz aynıyız.

    Aynı derken?

    -Türk-Kürt ne farkeder ki..

    O zaman siz de Kürdsünüz?

    -Yok ben Türküm Allah’a şükür

    ***

    Türkçe konuşan herkesi Türk kabul eden bir beyinsizle;

    -Türk müsünüz?

    Yok, Kürdüm

    -Türkçe konuşuyorsunuz da

    Başlangıçta siz de İngilizce konuştunuz ama! İngiliz oldunuz mu?

    -Yoook. Elhamdülillah Türküm ben.

    ***

     İngiltere’de doğup İngilizleşmeyen, ama ne hikmetse Türkleşen bir Kürd ile;

    -Siz de Türksünüz..

    Yok maalesef, ben Kürdüm.

    -Aaa ben de Kürdüm.

    Eee siz de mi dediniz ama?

    -Ağız alışkanlığı işte..

    Kaç senedir İngiltere’desiniz?

    -Burada doğdum ben.

    ‘İngilizim’ diye bir ağız alışkanlığınız oldu mu hiç?

    -Yok canım, neden olsun ki!

    ***

    ‘Kürdüm’ demeyi siyaset olarak algılayan bir Mamut ile :

    -Kardeş Türksünüz siz de..?

    Yok kardeş, Kürdüm ben.

    -Siyaset yapmanın ne alemi var şimdi!

    Siyaset? Nasıl yani?

    -Hepimiz Türküz, kardeşiz, niye siyaset yapıyorsun?

    Siz Ermenisiniz sanırım?

    -Haşşa! git işine ya, bela mısın! Rabbime şükürler olsun ki Türküm ben.

    Niye siyaset yapıyorsunuz ki sevgili kardeşim?

    ***

    Bir Kürdün Cafe’sinde:

    Bir siyah çay lütfen.

    -Türk çayı mı olsun?

    Türk derken?

    -Türk çayı işte.

    Hangi demi kullanıyorsunuz?

    -Mevlana olmalı.

    Size zahmet gidip Mevlana çayı kutusuna bakıp, ırkını öğrenebilir misiniz? 

    -Baktım. Üzerinde ‘Srilanka’ yazıyor.

    Siz bana bir Srilanka çayı verin o zaman. 

    -Tamam beyefendi..

    ***

    Kürdlük ile Türklüğü ayırt edemeyen bir Kürd entelektüel ile

    Heval sizi dernekte ilk defa görüyorum, yenisiniz sanırım?

    -Yok, beş sene oldu, ama Türklerden uzak duruyorum.

    Ben de öyle yapıyorum. Peki bizden niye uzak durdunuz?

    -Anlamadım…?

    Boşver heval…! bir kaçak çay içermisin?

    ***

    Kobane öncesi bir İngiliz ile:

    -Where are you from (Nerelisiniz?)

    Kurdistan

    -Kirghizistan! Ohh nice (Kırgızistan! Güzel)

    No, Koor disss taann! Turkey, Iraq, Syria, İran (Hayır Kürdistan)

    -Oh yes yes (Haa, tamam tamam)

    Where l am from? (Nereliyim?)

    -Sorry! But l did not get it… (Pardon! Ama anlamadım)

    Ok that is fine. We havent got it yet asweell (Sorun değil, biz de alamadık daha)

    -You havent got what? (Neyi alamadınız?)

    Kurdistan

    -ohh okay.. (Aaa tamam)

    ***

    Kobane sonrası bir İngiliz ile:

    -Where are you from? (Nerelisiniz?)

    Kurdistan

    -Yess! F..k isis (Evvvet! Daiş’i s…)

    ***

    Belediye’de bir memur, Türk tercüman ve Malatyalı bir Kürd kadın;

    -What is your nationality? (Milliyetiniz?)

    -She is Turkish (Türk o)

    -Can you ask her self please (Onun kendisine sorabilir misiniz lütfen)

    -ooh sorry. Milliyetinizi soruyor.

    Kürdüm

    -Yok onu demiyor

    Nasıl?

    -Türk müsünüz diye soruyor

    Yok, Kürdüm dedim ya.

    -Öyle değil

    Nasıl peki?

    -What is happening? (Neler oluyor?)

    -She doesn’t understand my question (Sorumu anlamıyor)

    -What did she say? (Ne dedi?)

    -She said that she is Kurdish (Kürdüm dedi)

    -We havent got ‘Kurdish’ as an option in the form.

    -Sana söyledim, Kürt diye bir şık yokmuş diyor.

    Eee ne varmış o zaman?

    -Türk var

    Ondan olsun o zaman.

    ***

    Kürdlere kürtçe öğretmeme anlam veremeyen bir İngiliz ile;

    -What do you do? (Ne iş yaparsınız?)

    l teach Kurdish (Kürtçe öğretiyorum)

    -That is nice. Who do you teach? (Güzel. Kimlere öğretiyorsunuz?)

    Kurds (Kürtlere)

    -Who? (Kim?)

    Kurds (Kürtlere)

    -Whaa… oo kay, l see … (Taamam, anladım)

    ***

    Home Office’in iltica başvurusu yapan Antepli birisinin Kürd olduğuna inanmadığı için başvurusunu ret ettikten sonra gittiğim bir ‘Milliyet Testi’;

    1.Kürtçe bilmiyor,

    2.Kürdistan kültürünü tanımıyor,

    3.HDP’nin başkanının Abdullah Öcalan olduğunu söylüyor,

    4.Nevruz’un 23 Nisan’da kutlandığını iddia ediyor,

    4.PQQ’ya yardım ve yataklıktan yargılandığını söylüyor,

    ***

    Londra Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Boris Johnson’un[1] 2009 yılında Trafalgar Meydanı’nda Kürtlerin, ‘Turkish Troops out of Kurdistan (Türk ordusu Kürdistan’dan defol)’ sloganlarıyla kutladığı Newroz etkinliğine gönderdiği aptalca ve ırkçı mesaj;

    ‘‘Benim büyük dedem gibi, Türk geçmişi olan birçok insan Londra’yı kendi yuvaları yaparak, Türkiye’nin ve Türkçe konuşan ülkelerin zengin tarihini, kültür ve geleneklerini başkente taşımış olmalarından çok mutluyum.

    Farklı toplumlardan Londralıların belediye başkanı olmaktan çok mutluyum, en çok ta Türk soyundan gelenlerin. Newroz, Belediye ile Newroz’u kutlayan insanların arasındaki bağları güçlendirmek için büyük bir fırsat.’’

    ***

    Ve Kürde Kürd dememek için zoraki üretilen o meşhur tanımlama;

    ‘Türkçe konuşan Toplum’ (Turkish speaking community)

    ***

    Anlayacağınız Kürd olmak zor bu memlekette de.

    Kadınlara ve çocuklara Türkçe dersleri veren kurumlar, (yöneticileri ve üyelerinin yüzde 99’u Kürd ve ders verdikleri kadınlar İngiltere’de yaşadıkları halde İngilizce bilmiyor, zaten tek bildikleri dil Türkçe, ama daha temiz konuşsunlar isteniliyor),

    Anadolu ve Mezopotamya mutfağını Türk mutfağı diye Britanyalılara pazarlayan restoranların Kürd sahipleri,

    AKP’nin ve CHP’nin Britanya’daki örgütlenmelerinin başındaki Kürdler,

    Yukarıda bahsettiğim gazetelerde tüm Kürdleri Türk yapan Kürd editörler,

    Bu gazeteleri ayakta tutan Kürd işletmeler,

    Kendilerini Türk diye pazarlayan Kürd siyasetçiler,

    Çocukları ‘Türküm’ diye övünen Kürd ana babalar,

    Hepinize selam olsun….

    Aladdin Sinayiç

    [1]. Şuanki Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un gururla bahsettiği dedesi Ali Kemal’in Türk soyu, Ali Kemal’i gözaltındayken çekiç, bıçak ve taşlarla linç etti(1922). Cesedi sokaklarda dolaştırıldı, İsmet İnönü’nün Lozan’a giderken treninin geçtiği güzergah üzerinde ağaca asılarak teşhir edildi. İşte Boris’in övündüğü kültür bu.

  • Orta Britanya Alevi Festivali Yapıldı

    Orta Britanya Alevi Festivali Yapıldı

    Geçtiğimiz pazar günü İngiltere’nin Shefield kentinde düzenlenen Orta Britanya Alevi Festivali’nde yüzlerce kişi biraraya geldi.

     

    Sheffield Springs Park’ta gerçekleşen festival Mehmet Yüksel dedenin gülbankları ile başladı. Etkinliğe Avrupa Alevi Birlikleri konfederasyonu başkanı Hüseyin Mat ve BAF başkanı İsrafil Erbil’de katılarak birer konuşma yaptılar.

    Etkinlikte bir konuşma yapan araştırmacı yazar Turan eser, ‘‘etkinliğimiz Pir Sultan Abdal ve Robin Hood’u buluşturdu.  Festival içinde yapılan temsili Adalet yürüyüşü, ve sloganlarımız Semih ve Nuriye ile dayanışma içinde olduğumuzu anlattı.’’ şeklinde konuştu.

    Orta Britanya Alevi Festivali

     

  • GİK-DER Festivali’nde Çoşkulu Son

    GİK-DER Festivali’nde Çoşkulu Son

    26 yıldır Londra’da Türkiyeli ve Kürdistanlı topluma hizmet veren Göçmen İşçiler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (Gik-Der) 9’uncu Kültür Sanat Festivali 9 Temmuz’da yapılan park festivali ile sona erdi.

     

    Her yıl geleneksel olarak düzenlen Gik-Der Kültür Sanat Festivali’nin bu yıl dokuzuncusu yapıldı. Dernek binasında verilen resepsiyon ile startı verilen festival kapsamında çeşitli etkinlikler yapıldı. Çok sayıda toplum merkezi ve dernek temsilcisinin katılarak destek verdiği festival etkinliklerinde 2 hafta boyunca yüzlerce yurttaş bir araya geldi. Festival 9 Temmuz’da Edmonton’da bulunan Pymmes Park’ta yapılan park şenliği ile sona erdi. Binlerce yurttaşın katıldığı şenlikte Grup Seyran, Grup Eylül, Calum Baird, Hozan Beşir, Ali Geçimli sahne aldı.

    Dayanışma vurgusu!

    Festivalde konuşan Avrupa Ezilen Göçmenler Federasyonu Eş Başkanı Şafak Arabacı, göçmenlerin ötekileştirildiklerini hatırlatarak şunları söyledi: “Hangi nedenle olursa olsun,kendi doğduğu ülkeden koparak Avrupa ülkelerinde yaşamak zorunda kalan milyonlarca göçmeniz biz. Avrupa’nın her karış toprağında yaşadığımız ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamına hayatın her alanında katkı sunan emekçileriz. Alın terimizle beyin gücümüzle yaşamın orta yerinde yer alıyoruz fakat emperyalist kapitalist sistem bizi kendisini sosyal yıkım politikalarının biricik sebebi olarak lanse etmeye çalışıyor. Biz biliyoruz ki hükümetler eliyle göçmen karşıtlığı kaşınıyor. Kimliğimizden, kültürümüzden, inancımızdan ötürü ötekileştiriliyoruz. Emperyalistler gelişmekte olan ırkçı faşist hareketi perde arkasından ısrarla destekliyorlar. Ama bilsinler ki bu durumdan sadece biz değil, yerli işçi emekçi insanlarımız da etkilenecek. Bütün göçmen emekçiler bulunduğunuz her alanda örgütlenin. Sizi yok sayan, küçümseyen, ötekileştirenlere karşı ellerinizi gücünüzü ve yüreklerinizi birleştirin.”

    ‘Başarmanın tek yolu sesimizi birleştirmek’

    Festivalde konuşan GİK-DER Başkanı Helin Peköz ise göçmenlerin eşit ve özgür koşullarda yaşamaları için mücadele ettiklerini beliterek, geri durmayacaklarını vurguladı. Peköz, devamla şunlara değindi: “Sistemin neoliberal politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Sistemin ırkçı politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Bizler sadece bulunduğumuz ülkedeki gerici-faşist yaptırımlara karşı mücadele etmekle yetinmiyoruz, aynı zamanda geldiğimiz ülkelerde ve dünyanın birçok yerinde gelişen antidemokratik yapılara haksız işgalci savaşlara, talana ve sömürüye karşı kendimizi sorumlu bildik ve taşıdığımız bu sorumluluk gereği her türlü haksızlığa karşı mücadele ettik. Yaşanan tüm sorunların kaynağı olarak göçmenleri gösterip hedef tahtasına oturtuyorlar.”

    Türkiye’de toplumsal muhalefetin ortadan kaldırılmak istendiğine dikkat çeken Peköz, “Başta Kürt halkı olmak üzere, yüzlerce insanımız katledilmiş binlercesi tutuklanmıştır. HDP milletvekilerimizi ve belediye başkanlarımızı tutuklayarak susturmaya çalışmışlardır. Bizler deneyim ve birikimlerimizle bugüne kadar tüm bu yapılanlara karşı durduk. Başarmanın tek yolu sesimizi birleştirmektir. Hayatımızı bizden çalan bu sömürü sistemine karşı birlikte örgütlenmeliyiz” diye konuştu.

    Festival ekibinden özür!

    Etkinliğe katılması beklenen sanatçı Cem Adrian’ın ekibindeki müzisyenlerinden birkaçının vize alamadığı için gelmeyi reddetmesi üzerine kamuoyuna açıklama yapan festival tertip komitesi, Adrian hakkında hukuki süreç başlattıklarını ve kamuoyundan özür dilediklerini beyan ettiler.

  • Londra ve Nottingham’da ‘‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’’ Yürüyüşleri

    Londra ve Nottingham’da ‘‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’’ Yürüyüşleri

    Londra ve Nottingham’da ‘Öcalan’a Özgürlük, Efrin’i Sahiplen’ şiarıyla Pazartesi günü bir yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe katılan onlarca kişi Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırılarını protesto ederken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a da özgürlük talep etti.

     

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi ve Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla Londra’nın Edmonton Angel Corner bölgesinden Enfield Ponders End’e bir yürüyüş düzenlendi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük talep eden büyük pankart ile Edmonton’dan yürüyüşe geçen grup sık sık, Türk devleti karşıtı sloganlar attı.

    Bir saat süren yürüyüşün ardından Londra Demokratik Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklamada Türk devletinin Rojava’nın Efrin Kantonu’na yönelik saldırıları protesto edilirken, Öcalan üzerindeki tecridin kabul edilmeyeceği ifade edildi.

    Türk devletinin Ortadoğu’yu derin bir kaosa sürüklemek istediğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “AKP-MHP faşizmi katliam, inkar, soykırım politikalarını Kuzey Kürdistan’dan sonra şimdi de Şengal, Rojava ve Efrîn Kantonunda hayata geçirmek istemektedir. Kürdistan’da Mehmet Tunç’ların, Asya Yüksel’lerin, Arin Mirkan’ların direnişi ile sömürgeci TC büyük yenilgiye uğratılmıştır. Türk devleti tarihinin en büyük çıkmazlarını yaşamaktadır. Sistem tıkanmış, hem dünyada hem de bölgede çözümsüz noktaya gelmiştir. Daralan TC sömürgeciliği tıkanmışlığını gündem değiştirerek, milliyetçi söylemleri bayrak yaparak işgalci emellerine ulaşmak niyetindedir. Bu nedenle şimdi de Efrîn’i hedef haline getirmek istemektedir. Tüm bu işgalci, sömürgeci emeller para etmemektedir.

    ‘KÜRTLERİN VE İLERİ İNSANLIĞIN GÖREVİ’

    Kürt Halk Önderi Başkan Apo’nun Ortadoğu ve dünya halklarına sunduğu demokratik konfederal paradigma bu emelleri boşa çıkarmakta ve gittikçe kabul gören alternatif sistem halini almaktadır. Halklar ve inançlar arasında özgür ve eşit bir yaşamı kurma projesiyle insanlığa çözüm sunmaktadır. Bu paradigmanın pratikleştiği Rojava modeli bugün insanlık için umut ve tek çözüm olmuştur. Bu nedenle Rojava Devrimi ve halkımızın kazanılan tüm değerlerinin korunması hayati olduğu kadar tüm Kürtlerin ve ileri insanlığın onur ve yurtseverlik görevidir.

    ‘SONLARINI ÖNLEYEMEYECEKLER’

    Halkımız Kobanê’de tarihi direnişi ile Erdoğan iktidarının yarattığı DAİŞ’e tarihi yenilgiyi insanlık adına nasıl yaşattıysa, şimdi de DAİŞ’in merkezi Reqqa’yı özgürleştirerek bir adım ileriye götürecektir. Özgürlük mücadelemizin Ortadoğu devriminin öncülüğünü yaparak Erdoğan-DAİŞ zihniyetinin merkezini yerle bir edeceği günler kesindir. Erdoğan ve bölge gericilikleri bu korku içinde çaresiz bir şekilde saldırganlaşmaktalar lakin bu çırpınışları sonlarını önlemeye yetmeyecektir.

    Yalan üzerinden geliştirdiği dış politikası çökmüş, tüm dünyada maskesi düşmüş Erdoğan gericiliğinin en sadık destekçisi Merkel’in ülkesi Almanya’da konuşma yapacak yeri dahi bulamayacak hale düşmüştür. Açığa çıkan ve deşifre olan politikaları nedeniyle Avrupa Konseyi üyeliğinin durdurulması halkımızın kararlı ve haklı mücadelesi sonucu olmuştur.

    Tüm yaşanan bu gelişmeler, büyük kazanımlar ve bunun karşısında çılgına dönen gericiliğin saldırıları karşısında Öndeliğimizi ve Efrîn’i sahiplenme eylemleri Erdoğan diktatörlüğüne bir cevap, bir şamar olacaktır. Türk sömürgeciliğinin işgal emellerine karşı mücadele ve Başkan Apo’nun özgürleştirilmesi için eylemlerimizi Kobanê ruhu ile yükseltmek için mücadeleyi büyüteceğiz.’’

    Londra’da öcalan’a Özgürlük Yürüyüşü

  • Londra Merkezi Gökkuşağı Rengine Büründü

    Londra Merkezi Gökkuşağı Rengine Büründü

    Londra’da şimdiye kadar düzenlenen en büyük LGBTi yürüyüşü olduğu belirtilen etkinlikte 26 binden fazla kişi yürüdü.

     Haber-Foto: İmren Öztaş

    Her yıl geleneksel olarak düzenlenen bu yürüyüş bu yıl biraz özeldi, çünkü Birleşik Krallık’ta erkek eşcinsel haklarının yasallaştırılmasından bu yana 50 yıl geçti. O nedenle teması bu yıl ‘Aşk Burada Yaşanır’ olan yürüyüş, eşcinselliğin İngiltere ve Galler’de yasallaşmasından bu yana geçen 50 yıla işaret etmekteydi.

    Londra merkezde Kürt LGBTi’lerin de kendi renkleri ile katıldığı yaklaşık 2km güzergahta gerçekleşen yürüyüşe rengarenk bir insan seli aktı. LGBTi olmanın hala yasadışı olduğu ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerini temsil eden bayrak taşıyıcıları da katıldılar.

    Londra’nın en işlek metro istasyonlarının bazılarının LGBTi topluluğunun haklarını savunan bu kampanyaya gökkuşağı tasarımı ile bezenmiş olması göze çarptı. Yine büyük sokak dükkanları ve kaldırımları, İngiltere’de eşcinselliğin yasalaştırılmasından bu yana Londralıların yarım yüzyıldır kutladığı gibi aynı desenler ile bezenmişti.

    Onur Yürüyüşü organizatörleri yaptıkları açıklamada, ‘Aşk Burada Yaşanır’ teması ile Londra’da nefret suçları ile mücadele etmek ve eşitlik için küresel mücadeleye dikkat çekmeyi amaçladıkları yürüyüş ile “umut, kabul etme, aktivizm ve aşk mesajını” her zamankinden daha fazla dile getirebildiklerini söylediler. Yine Londra Belediye Başkanı Sadıq Khan bizzat katıldığı Onur Yürüyüşüne dair Twitter hesabından paylaştığı “Burada Londra’da, sevmek istediğiniz herkesi sevme ve olmak istediğiniz kişi olma özgürlüğüne sahipsiniz” mesajı ile LGBTi haklarına tam destek verdiğini bir kez daha duyurdu.

    Londra Onur Yürüyüşü ne zaman başladı?

    İlk Onur haftasonu 1969’da New York’ta gerçekleşti. Londra, Gay Liberation Front örgütünün İngiltere şubesinden yaklaşık 200 aktivistten oluşan bir grubun Londra merkezinde yürümesi ile iki yıl sonra  katıldı. İlk resmi Londra Onur Yürüyüşü ise 1972’de düzenlendi ve 2.000 kişi katıldı.

     

     

     

  • YPG Saflarında Savaşan Bir İngiliz Daha Yaşamını Yitirdi

    YPG Saflarında Savaşan Bir İngiliz Daha Yaşamını Yitirdi

    Reqa’yı özgürleştirme hamlesinde yaşamını yitiren 3 enternasyonalist savaşçıdan birisi Luke Rutter adlı İngiliz devrimci. İngiltere’nin Liverpool kentinde doğup büyüyen Luke Rutter bu yılın Mart ayında Rojava’ya giderek YPG saflarına katılmıştı.

     

    6 Haziran’da Reqa şehir merkezinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren enternasyonalist savaşçılar için YPG tarafından yayınlanan açıklamada ‘‘DAİŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda etmişlerdir’’ denildi. YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta ise Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiği ve Kürt halkının kalbinde yaşayacağı belirtildi

    Luke Rutter ile birlikte ikisi Amerikalı 6 YPG’li savaşçı yaşamını yitirmişti. Yaşamlarını yitiren Amerikalılar Demhat Goldman (Robert Grodt) ve Rodi Deysie (Nicholas Warden).

    Luke Rutter

    Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz savaşçı

    İngiltere’nin Liverpool kentinden bu yılın Mart ayında YPG’ye katılan 24 yaşındaki Soro Zinar (Luke Rutter) son iki yıl içerisinde Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz oldu. Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock Aralık 2016, Konstandinos Erik Scurfield Mart 2015’te, Dean Evans, ise 21 Temmuz 2016’da Rojava’da yaşamını yitirmişti. YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiğini ve Kürt halkı kalbinde yaşayacağı belirtildi.

    Luke Rutter, kısa bir süre önce çekilen bir videoda sevdiklerinden Rojava’ya gittiğini söylemediği için özür dilediği görülüyor. “Rojava’ya gelişimle ilgili sevdiklerime yalan söyledim. Onlara başka bir yere gideceğimi söyledim. Bunun için hepsinden özür diliyorum. Bunun dışında vardığım karardan asla pişmanlık duymuyorum. Hepinizin de bu kararıma saygı göstereceğinizi umut ediyorum. YPG, bölgeye barışın gelmesi açısından en büyük şans.’’

    ‘Rojava Devrimi, tüm dünya halklarının devrimidir’

    YPG Genel Komutanlığı tarafından her üç enternasyonalist savaşçı ile ilgili yapılan açıklamada ‘Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.’ denildi.

    ‘‘Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi tüm hızıyla sürüyor. Şimdiye kadar DAİŞ faşizminin beynine ciddi darbeler vurduk ve vurmaya devam ediyoruz. Bu savaş büyük bir savaş ve DAİŞ çetelerinin yok edilmesi savaşıdır. İnsanlık düşmanı DAIŞ faşizmine karşı ilk günden bugüne aralıksız bir mücadele veren YPG ve YPJ savaşçıları, inanılması zor zaferlerin ve insanlığa mal olmuş bir devrimin yaratıcısı olmuşlardır. Bu devrimin gerçekleşmesinde başta Kürtler, bölge halklarının ve Kobanê direnişinden sonra dünyanın dört bir yanından yüzlerce genç Rojava devriminin bir parçası olmak ve devrimi bir dünya devrimi haline getirmek için kesintisiz bir mücadele gerçekliği ortaya koymuşlardır.

    ‘Enternasyonalist savaşçılar Rojava devrimini dünya halklarına mal etmişlerdir’

    Rojava devrimi başladığından bu yana insanlığın özgürlüğü için kendi ülkelerinde emek veren devrimciler, Rojava’yı insanlığın kurutuluş umudu olarak görmekte ve devrime katılmaktadır. Devrime en ön cephelerden katılıp şehit düşen enternasyonalist savaşçılar Rojava devrimini dünya halklarına mal etmişlerdir. Reqa’da da Daiş faşizmine karşı en ön cephelerde savaşıp şehit düşen 6 yoldaşımızdan üçü enternasyonalist savaşçılardan oluşmaktadır. Demhat, Rodi ve Soro yoldaşlarımız tıpkı diğer yoldaşları gibi sonuna kadar DAIŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda etmişlerdir.

    Bizler YPG olarak şehitlerimize zafer sözümüzü yineliyoruz ve anılarına bağlılığımızı devrimi zafere ulaştırarak göstereceğimizi belirtiyoruz. Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz. Halkımız da Rojava’yı kendi yurdu bilip gelen ve burda Rojava halkını kendi halkı olarak kabul edip uğrunda savaşan ve şehit düşen kahramanları unutmayacak ve anılarına bağlı kalacaktır.’’

    Demhat Goldman (Robert Grodt)

    Demhat bir hafta önce gazetemize konuşmuştu

    Yaşamını yitiren üç enternasyonalist savaşçıdan Demhat Goldman bir hafta önce şuan Reqa’da bulunan gazetemizin muhabiri Erem Kansoy’a röportaj vermiş ve insanlığın Rojava’yı yalnız bırakmaması çağrısı yapmıştı.

    “İnsanları savaş üzerinden motive etmek çok daha kolaydır, çünkü savaş daha dramatiktir ve insanları etkiler. Buna rağmen savaş sürerken de yoğunlaşılması gereken şey yeniden yapılanmadır; okullar, hastaneler, yollar yapılması savaşmak kadar önemlidir. Uygar insanlığın bu konuda Rojava’yı ve Kürtlerin öncülüğündeki demokratik güçleri yalnız bırakmaması lazım.”

    Şimdiye kadar YPG saflarında yaşamını yitiren uluslararası gönüllü savaşçıların sayısı 24’ü buldu.

     

     

     

     

  • Edmonton’da Bıçaklı Suçlara Karşı Yürüyüş Yapıldı

    Edmonton’da Bıçaklı Suçlara Karşı Yürüyüş Yapıldı

    Son dönemde özellikle Kuzey Londra’da artan bıçaklama olaylarını protesto etmek amacıyla Edmonton bölgesinde bir yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe aralarında Edmonton Milletvekili Kate Osamor ve yerel yöneticilerin de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    Young Soldiers (Genç Askerler) adlı grup tarafından organize edilen eylemde son dönemde bıçaklı saldırılar sonucu yaşanan ölümlere dikkat çekildi.

    Nisan ayından bu yana Enfield bölgesinde 12 bıçaklı olay yaşanmış, üç kişi hayatını kaybetmişti.

    Geçtiğimiz Cumartesi günü ‘silah ve bıçaklı cuçlara karşı durun’ adı altında yapılan yürüyüşe Edmonton Milletvekili Kate Osamor, Enfield Belediye Başkanı Doug Taylor, Ponders End Belediye lideri ve çok sayıda meclis üyesi de katılarak destek verdi.

    Silah ve bıçaklı suçlara karşı yapılan yürüyüşe bölgede yoğun yaşamalarına karşın Kürt ve Türk toplumundan kimsenin katılmaması dikkat çekti.