Category: slıder

  • 27 Katlı Binada Yangın: Çok Sayıda Ölü Var

    27 Katlı Binada Yangın: Çok Sayıda Ölü Var

    Batı Londra’da bulunan Kuzey Kensington bölgesindeki 27 katlı Grenfell Tower adlı binada sabah saatlerinde çıkan yangında tahliye ve söndürme işlemleri devam ederken çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.

     

    Londra İtfaiye Müdürlüğü, Latimer Road’da bulunan binada çıkan yangında hayatını kaybedenler olduğunu ancak şuanda kesin bir rakam veremeyeceğini açıkladı. Londra Ambülans Hizmetleri, en az 50 yaralının 5 ayrı hastaneye kaldırıldığını duyurdu. Yangının çıkış nedeni halen bilinmiyor.

    27 katlı binanın ikinci katında gece yarısı saat 00:54’te başlayan yangın kısa bir sürede 24 katını sardı. 200 itfaiyeci ile müdahale edilen yangında halen binada kalanların olduğu tahmin ediliyor.

    İtfaiye Şefi Dany Cotton, yangının ciddiyetini ve büyüklüğünü vurgularken, ekiplerin içeride insanları aramayı sürdürdüklerini söyledi. İtfaiye yetkilileri, binanın büyüklüğü ve karmaşık yapısı nedeniyle ölü ve yaralı sayısını belirlenemenin zorlaştığını kaydetti.

    Yangının çıktığı binada 120 dairenin olduğu ve yangın çıktığında yaklaşık 600 kişinin olduğu düşünülüyor.

     

     

  • Londra’da İkinci Uluslararası Kürt Göçmen Konferansı Düzenleniyor

    Londra’da İkinci Uluslararası Kürt Göçmen Konferansı Düzenleniyor

    Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan 2’inci Uluslararası Kürt Göçmen Konferansı 15-16 Haziran tarihleri arasında Londra’da bulunan Middlesex Üniversitesinde gerçekleştirilecek. Konferansa uluslararası alandan Kürtlerle ilgili çalışma yürüten çok sayıda akademisyen katılıp sunum yapacaklar.

     

    Londra Middlesex Üniversitesi tarafından organize edilen konferansın birincisi geçtiğimiz yıl gerçekleşmiş ve yoğun bir ilgi görmüştü. Konferansın organize komitesi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, amaçlarının Kürt göçü başta olmak üzere birçok alanda çalışan araştırmacıları bir araya getirip tartışma yürütmek ve fikir alışverişi yapmak olduğu belirtildi.

    15 Haziran Perşembe günü başlayacak olan konferansın açılış konuşması Sosyal Araştırmalar Merkezi direktörü Profesör Eleonore Kofman, Business School Araştırma direktörü Profesör Stephen Syrett ve konferansın organizetörlerinden Dr. Janroj Yilmaz Keles ve Dr. Alessio D’Angelo tarafından yapılacak. Konferansın ana sunumunu ‘Kimlik, Çatışma, Kaçış’ başlığıyla Professor Joshua Castellino yapacak.

    Konferansın tanıtım yazısında, yerinden edilmenin ve zorunlu göçün Ortadoğu tarihinde anlamlı bir yere sahip olduğu belirtildi.

    ‘Ülkesinden uzakta 2 milyondan fazla Kürt şuan Avrupa, ABD, Kanada ve eski Sovyet Cumhuriyetlerinde Ortadoğu’daki gelişmelerin kaygıyla izleyerek yaşamaktadırlar.’’

    Konferansta, Diasporada yaşayan Kürtlerin Kürdistan’da devam eden çatışma ve savaş ortamı ile ilişkisi ve Kürt toplumunun Kürdistan, Avrupa ve Ortadoğu’daki yerinden edilen ve mülteci olanlarla nasıl bir iletişim kurduğu, Kürt diasporasının gibi soru başlıklara cevaplar aranacak.

     

    Konferans Programı

    Perşembe, 15 Haziran 2017


    9:30 – 10:00 – Açılış (Room C219-20)

    Prof. Eleonore Kofman, Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi Eş Direktörü

    Prof. Stephen Syrett, Business School – Araştırma direktörü

    Dr. Janroj Yilmaz Keles ve Dr. Alessio D’Angelo, Konferans Organizetörleri
    10:00 – 10:45 – (Room C219-20)

    Ana Sunum: Professor Joshua Castellino, Middlesex University

    10:45 – 11:00 – Kürdistan ve Irak’taki Mülteciler ve Yerinden Edilenler (Room C219-20)
    Karwan Jamal Tahir
    , KRG Birleşik Krallık Temsilcisi

     

    11:00 – 12:30 – Room C204 – Göç, Cinsiyet ve Kimlik

    Houzan Mahmoud

    Jowan Mahmod, Bağımsız araştırmacı-İsveç

    Hakan Sandal, St Catharine’s College University of Cambridge
    Melike Gul Demir, Maltepe Universitesi

    Room C209 – Rojava ve Suriyeli Kürt Mülteciler

    Brad Blitz, Middlesex University

    Thomas McGee, Bağımsız araştırmacı, Kurdistan

    Anne Sofie Schott, University of Copenhagen, Danimarka
    Aram Mahmood, Kurdistan [SKYPE]


    13:30 – 15:00 –Room C204– Vatandaşlık ve Çokuluslu Kimlikler

    Eleonore Kofman, Middlesex University
    Janroj Keles, Middlesex University

    Riccardo Turati, Université Catholique de Louvain, Belçika

    Mija Sanders, University of Arizona, ABD

    Ghomri Rostampour, Harvard University, ABD

    Room C209 – Diaspora ve Aidiyet

    Alessio D’Angelo, Middlesex University

    Shayan Moftizadeh, UCL

    Veysel Erdemli, University of Birmingham
    Shilan Keskin, University College London

    Ali Zalme, University of the West of England

    15:30 – 17:00 – Room C204 – Tersine Göç ve İşçi Pazarı

    Janroj Keles, Middlesex University
    Bahar Baser, Coventry University
    Mari Toivanen, Stellenbosch University, University of Turku/ EHESS, Finlandiya

    Wria Rashid, IOM, Kurdistan
    Alex Odlum, Information Analyst (Mixed Migration Platform) [SKYPE]

    Room C209 – Çatışma ve Yerinden Edilme

    Edel Hughes, Middlesex University
    Peter Klempner, Independent scholar, Türkiye

    Ezgi Tuncer Gurkas, Kadir Has University-Türkiye

    Tunc Aybek, Middlesex University

    Karel Černý, Charles University, Çek Cumhuriyeti

    Cuma, 16 Haziran 2017

     10:00 – 11:00 – (Room C219-20)

    Ana Sunum: Kürt Diasporasının Gelceği
    Dr Östen Wahlbeck, University of Helsinki, Finlandiya

    11:00 – 12:30 – Room C207- Diaspora, politika ve uluslararası network

    Mehmet Ali Dikerdem, Middlesex University
    Sinem Arslan, University of Essex
    Pia Morar, London School of Economics
    Diyako Rahmani, University of Jyväskylä, Finlandiya
    Inci Oyku Yener-Roderburg, University of Strasbourg

    Room C205 – Etnik, Kimlik, Dil ve Göç
    Zeynep Arslan –
    University of Vienna, Austurya
    Zeynep Arslan, University of Vienna, Austurya
    Huseyin Celik, University of Zurich, İsviçre
    Maria Six-Hohenbalken, University of Vienna-Avusturya

    13:30 – 15:00 – Room C207- Kürt Çalışmaları ve Britanya Üniversiteleri

    Naif Bezwan, LSE
    Recep Onursal, University of Kent
    Yousif Mustafa Sindi, Leeds Beckett University
    Muhamad Tawfiq Ali, MCIL,

    Room C205 – Göçmen Kültürü ve Görsel Tanıtım

    Magali Peyrefitte, Middlesex University
    Shilan Fuad Hussain, Bağımsız araştırmacı, Italya
    Richard Wilding, Fotoğrafçı, Gulan
    Lana Askari, University of Manchester 

    15:00 – 16:00 – Room C207 –Kürdistan’da Cinsiyetçi ve Politik Mücadele

    Dave Hill, Middlesex University
    Umut Erel, Open University

    Necla Acik, University of Manchester
    Mustafa Kemal Topal, Roskilde University, Danimarka

    Room C205 – Zorunlu Göç, Travma ve Ruhsal Hastalıklar

    Rachel Seoighe, Middlesex University

    Filiz Celik Swansea University

    Afrouz Zibaei, Manchester Metropolitan University

     

     

     


     

  • Av. Muharrem Erbey: Yargı Siyasetin Kıskacında

    Av. Muharrem Erbey: Yargı Siyasetin Kıskacında

    Uzman bilirkişi raporu sunmuş olduğu mahkemeye katılmak üzere Londra’ ya gelen insan hakları savunucusu Av. Muharrem Erbey, Diyarbakır Sur’da yapılmak istenen kentsel dönüşümü, Tahir Elçi cinayetini ve Kürdistan’da yaşanan son gelişmeleri konuştuk. Son günlerde tekrar gündeme gelen Çözüm Süreci iddialarının “fısıltı”dan öteye gidemediğini aktaran Muharrem Erbey, yargının egemen siyasal iktidarın kıskacı altında olduğuna dikkat çekti.

    Dilan Almaz-Telgraf

    -Öncelikle yıkımın başlamış olduğu Sur’da durum nedir? Devletin Sur’da amaçladığı nedir ve toplumsal muhalefet hangi pozisyonda?

    Sur’da yaşananlar devasa bir trajedi. Çatışmalar sonrasında mahalleler, ibadet yerleri, yerleşim yerleri topyekûn tahrip edildi, yok edildi. Onların onarılması bir şekilde eski haline döndürülmesi gerekirken, şimdi tamamen yok ediliyor. Onun yerine betonarme yapılar yapılıyor. Bu yapıların dışı bazalt taşlarla kaplanarak insanlara “bazalt taştan ev yaptım” imajı verilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla hem orada Diyarbakır’ı Tanıma Vakfı hem kentin sivil toplum dinamiği hem de orada yaşayan insanlar aslına uygun orijinal evlerini istiyor. Ama maalesef kamulaştırma kanunu Bakanlar Kurulu’ndan geçti ve oraya ilişkin acele kamulaştırma yasası mevzuatı çıktı. İnsanlara bu doğrultuda 3 şık sunulmaya başlandı. Ya çok düşük bir meblağa devlete satmak ya başka bir yerde TOKİ(Toplu Konut İdaresi)’den ev almak ya da devlet 50 bin liraya alacak vatandaşa 500 bin liraya satacak. Orada yaşayan insanların büyük çoğunluğu yoksul, göç mağduru insanlar dolayısıyla çok zor şartlarda sahip oldukları evler yıkıldı. Toplum tepkili ama orada yaşananların birçoğundan da habersiz. Giriş çıkışlar kontrol altında. Vatandaşlar Suriçi’ne giremiyor, sadece orada yıkımı gerçekleştiren çalışanlar girebiliyor. Devasa kamyonlarla oradaki enkazları alıp Dicle Nehri’nin kenarına döküyorlar. Kent dinamiğiyle, kentte yaşayan insanlarla konuşmadan onlarla ortaklaşmadan antik bir kent olan, dünyanın en güzel tarihi alanlarından ve sit alanı olması gereken yerlerden birisi olan Sur şu anda olağanüstü kanunlarla sözde yeniden yapılanıyor. 

    -Peki hukuken itiraz yolu açık mı?

    Bizzat ben Danıştay’a başvurdum. Yıkımın durdurulmasını talep ettim. OHAL’den kaynaklı reddedildi. Tümüyle yargısal bir kıskaç yaşanıyor. Yargı iktidarın talepleri doğrultusunda karar veriyor.

    -Başbakan’ın geçtiğimiz günlerde bir açıklaması oldu. OHAL Komisyonu kurulacağını ve oralara itiraz başvurularının yapılabileceğini söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu komisyonlar adaletin temininin sağlayabilir mi?

    O açıklama tamamen toplumu oyalamak için. Doğru bir yöntem değil. Yargı var zaten komisyona neden ihtiyaç duyuluyor ki? Bu itirazları bağımsız yargı değerlendirmeli. Bu komisyona insanları oyalamak için bir mekanizma kurmak adına ihtiyaç duyuldu. Mantık olarak belki iyi ama uygulamada boş. Komisyonlardan önce yargı var, kaymakamlık, valilik, konut dokunulmazlığı hakları var. Dolayısıyla doğru olmayan bir kurum ortaya çıkarıp, insanları orada bekletmenin bir amacı yok.

    -Sur’da kimi aileler yapmış oldukları anlaşma gereği evlerini boşalttılar, bir kısım ise orada kaldı ve ısrarla evlerini yıktırmayacaklarını söylüyorlar. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu kuruldu, toplumsal muhalefetin diri tutmaya dönük çabalar var. Bu bağlamda devletin sahip olduğu yasal argümanları da düşünecek olursak, Sur’un akıbeti sizce ne olacak? Yıkım herşeye rağmen devam edecek mi?

    Zaten herşey devletin himayesinde. İnsanlar yanımıza geliyorlar, itiraz etmek istiyorlar ama nereye, hangi yargıya başvuracaksınız ki? Ayrıca bir çoğu tapu sahibi değil. Tapu olmayınca dava da açılamıyor. Tapusunun olmaması büyük dert. Yurttaş zaten yeterince zor durumda .Dolayısıyla devlet zorla yurttaşı birşeylere mecbur bırakıyor. Yurttaş da ‘Yasa işlemiyor, kanun yok’ diyerek uğraşmayı bırakıyor.

    -Peki sivil toplum örgütleri?

    Yok ki sivil toplum örgütü. Kimse kalmadı zaten. Sokağa çıkamıyorsunuz, basın açıklaması yapamıyorsunuz. Kurum içerisinde basın açıklaması yapıyorsunuz. Bunu gören-duyan olmuyor medya desen hepsini susturdular. Dolayısıyla sivil toplumun da sesi duyulmuyor. Maalesef Sur konusunda toplumsal muhalefet yeterli olmayacak.

    -Peki, tutuklu olan seçilmişlerle ilgili durum nedir? Kayyum atanan yerlerde devlet, siyasi arka plandan ziyade kültürü de yok etmeye çalışıyor. Kürtçe’ye dönük ciddi tahammülsüzlükler var…

    Zaten kayyumlardan başka bir şey beklenmezdi. Kayyum kim? Merkezi hükümet tarafından atanmış. Dolayısıyla kayyum da AKP tarafından yönetilen merkezi hükümet kararları doğrultusunda, egemen siyasal iktidarın beklentileri doğrultusunda kararlar alıyor. Pek tabii ki, belediyecilerin legal alandaki tüm kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yürütüyorlar. İşte çocuklar için açılan kurumlar, tiyatrolar, kültürel faaliyet yürüten kurumların üzeri bir kalemde çizildi. Hukuku bırakın, vicdana sığmayacak şeyler.

    -Tahir Elçi dosyasına dair son durum nedir? Yargı aydınlatmamak da kararlı gibi, Elçi’nin dostları ve meslektaşları olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    Davayı ben takip etmiyorum ama takip eden arkadaşlarla zaman zaman görüşüyorum. Dosyada henüz bir arpa boyu yol gidilmiş değil. Olayla ilgili çok ciddi bir inceleme yapılmadı, delillerin karartılması için herşey denendi. Dolasıyıla sağlıklı bir sonucun çıkmasını beklemiyoruz. Tahir Elçi cinayeti davasıyla ilgili asla faillerin yargılanmayacağı, soruşturulmayacağı konusunda ben de, eşi Türkan Elçi de, Diyarbakır Barosu da hepimiz çok iyi biliyoruz ki diğer faili meçhul cinayetler gibi bu suikastte kesinlikle aydınlatılmayacak. Yaşananlar bize bunu gösteriyor.

    -Hep şuna tanık olduk: Devlet bir dönem farklı maskeler takarak, faili meçhul cinayetler işledi ama uzun yıllar sonra kendisini aklamaya dönük girişimlerde bulundu. Elçi cinayetinde de böylesi bir gelişme ilerleyen yıllarda yaşanabilir mi?

    Zannetmiyorum. Orada gazeteciler, polis memurları ve tesadüfen oradan geçen eylemciler vardı. Kameralar açık ve görünüyor. 2 eylemcinin de kurşunları bitiyor ve silahlarını atıyorlar ve 3 polis sağ tarafa dönüp İnce Minare’ye doğru ateş açıyorlar ve sonra Tahir Elçi düşüyor. Dolayısıyla başka birinin orada ateş etmesi düşünülemez. O memurlar sanık dahi olmadılar. Orada bulunan memurlardan birisiyle Emniyet Müdürlüğü’nde karşılaştım. Uzun yıllardır basın açıklamalarımızı kayıt altına alan polislerden birisiydi. O’na dedim ki oradan bir vatandaş geçseydi, şimdiye dek 50 defa tutuklanmıştı. Sen nasıl sanık olmadın? Dedim. O’ da “O sokakta bizim dışımızda kişiler de vardı, gerçekten ben yapmadım ve Tahir Elçi’nin vurulduğu mermi tabanca mermisi değildi” dedi. Bende o zaman bu niye raporlara yansımıyor dedim. O da “Yansımaz” şeklinde bir beyanda bulundu. Karanlık her yerde bir şekilde devam ediyor. Maalesef Tahir Elçi cinayeti de bir dönem sonra diğer cinayetler gibi tozlu raflara kaldırılacak.

    -Cumhurbaşkanı Başdanışmanı “Bölge halkı çok zulüm gördü, telafi edilmeli” şeklinde bir açıklaması oldu. Uzun zamandır da Çözüm Süreci’ne dönüleceği konuşuluyordu. Bölge halkı bu konuda ne düşünüyor sizce? Gözlemlerinizi aktarabilir misiniz?

    Bu aslında fısıltı halinde dolaşıyor ama karşılığı yok. Belkide böyle yaparak insanları umutlandırıp, sessiz kalmalarını sağlamaya çalışıyorlardır. Bölge illerinde ileri gelen 300 aşiret liderinin içerisinde olduğu, temsilcilerle oturup konuşulacağı yönünde konuşmalar döndü. Kimileri de HDP ile görüşüleceği PKK’ nin yer almayacağını söylüyor. Bölge halkı sorunun çözümünden yana. Bu sorunla ilgili çözüm mercii neresi ise, sonuç verecek mekanizmalar neresi ise orayla görüşmek lazım. Siyasetçiler, belediyeler var. Halkın “irademdir” dediği mekanizmalar var. Dolayısıyla onlarla konuşulması, en doğru yöntemdir. Tabii kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ile de görüşülmeli, hiç kimse dışında tutulmadan herkesle tartışarak süreci hayata geçirmek lazım. Hem HDP ile çözmekten bahsediyorlar hem de HDP’nin genel başkanlarını tutukluyorlar. Sürece başlamak için önce siyasetçilerin bırakılması lazım.

    -Siyasetçilerin bırakılmasından bahsetmişken; nedir yargılanmalardaki son durum, uzun tutukluluk halleri devam mı edecek?

    Selahattin Demirtaş’ın ilk yargılama tarihi 6 Eylül olarak geçtiğimiz günlerde belirlendi. HDP’liler şu an siyaset yaptıkları için yargılanıyor. Şiddete teşvik ettiği için değil, “Kürt Sorunu şiddetle çözülmez” dediği için yargılanıyorlar. AK Parti gibi düşünmediği için, farklı bir yaşam konfigirasyonu üzerinde durdukları için Demirtaş ve arkadaşları yargılanıyor. Tamamı egemen siyasal iktidarın talebiyle oluyor. İdris Baluken tutuklandı ve Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile tahliye edilmişti. Hemen akabinde O’nu tahliye eden hakimi görevden aldılar. Şu an yargının üzerinde siyasal bir baskı var. Seçimle yapamadıklarını bir şekilde böylesi kıskaçlarla yapıyorlar.

    -Peki, OHAL sürecek mi?

    OHAL kesinlikle devam edecek ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’da söylüyor sürekli. Erdoğan AKP’ye yeniden başkan seçildikten sonra tüm il, ilçe teşkilatlarını seçime hazır hale getirmek istiyor ve OHAL ile de kendisine muhalif herkesi krimine edip seçimden 400 milletvekili almayı planlıyor. Türkiye’de şu an kimse konuşamıyor bile. Uluslararası arenada Türkiye’nin meşruiyeti iyice tartışılır hale geldi. OHAL sonrası ne olur bilemiyoruz. Ne yasa, ne mevzuat takip edemiyoruz. Her gün onlarca değişiklik oluyor. Basın özet şeklinde haber yaparsa, ne olduğunu okuyabiliyoruz. OHAL’in bitmesi gerekiyor ki, ne kadar tahribat yaşandığının fizibilitesini yapabilelim.

  • İngiltere’deki Akademisyenlerden Gülmen ve Özakça’ya Destek

    İngiltere’deki Akademisyenlerden Gülmen ve Özakça’ya Destek

    KHK ile ihraç edilen ve görevlerine geri dönmek için açlık grevi başlattıktan sonra tutuklanan ve eylemlerine cezaevinde de devam eden akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’ya destek için İngiltere’de bulunan akademisyenler basın açıklaması yaptılar.

     

    Cumartesi günü BBC televizyonu önünde toplanan destekçi akademisyenlere kurum temsilcileri de destek verdi. Birleşik Krallık’tan Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza atan akademisyenler tarafından organize edilen eylemde uluslararası kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıldı.

    BBC televizyonu önünde toplanan grup üzerinde ‘Adalet için açlık grevi 87’inci gününde, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça yalnız değildir’ yazılı pankart açarak basın açıklaması yaptılar. Grup adına açıklamayı yapan Profesor Mehmet Uğur, açlık grevinde olan Gülme ve Özakça’nın taleplerinin sadece işlerine geri dönmek olduğunu ifade etti.

    ‘‘Gülmen ve Özakça’nın da içinde bulunduğu 7000 bin akademisyen, 150,000 memur ihraç edildi. Olağanüstü hal Türkiye’sinde Nuriye Gülmen barışçıl direnişin sembolü oldu. Gülmen ve Özakça açlık grevlerinin 75’inci gününde terör suçlamasıyla tutuklandılar.’’

    Duyarlılık Çağrısı

    ‘‘Biz, Barış İçin Akademisyenler Bildirisinin Birleşik Krallık imzacıları olarak, Londra’da yaşayan Kürt, Alevi ve Türk toplumunun desteğiyle Birleşik Krallık hükümeti, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlere çağrımız, Gülmen ve Özakça’nın taleplerinin kabul edilmesi ve ihraç edilen akademisyenlerin işlerine geri dönebilmesi için Türkiye’ye baskı yapmalarıdır.’’

    Okunan açıklamadan sonra, grup Oxford istasyonuna kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Grup daha sonra dağıldı. 

    Açlık grevinde 90’ıncı günü geride bırakan Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumunlarının kötüye doğru gittiği avukatları tarafından açıklandı.

     

    Britanyalı Akademisyenlerden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek çağrısı

     

  • Britanyalı YPG’liler’den ‘Corbyn’e Oy Verin’ Çağrısı

    Britanyalı YPG’liler’den ‘Corbyn’e Oy Verin’ Çağrısı

    Raqqa cephesindeki Britanyalı YPG gönüllülerinden ülkelerine mesaj var. YPG’nin sosyalist Britanyalıları olarak bilinen bir grup gönüllü savaşçı Britanya’da 8 Haziran’da yapılacak erken genel seçimler için İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’e destek çağrısı yaptı.

     

    Raqqa cephesinde DAİŞ çetesine karşı düzenlenen büyük operasyon için hazır bulunan bir grup İngiliz YPG’li “DAİŞ’i vur, Corbyn’e oy ver” yazılı dövizleri ile çektirdikleri fotoğrafı, Independent gazetesinin indy100.com adresli internet sitesine göndererek seçim öncesi Corbyn’e desteklerini belirtti. İnternet sitesi, İngiliz YPG’lilerin mesajını “DAİŞ’e karşı savaşan İngiliz YPG’liler Jeremy Corbyn’e oy vermenizi istiyor” başlığıyla yayınladı. Açıklamanın yayınlanmasından kısa süre sonra Corbyn’e destek mesajı sosyal medyada binlerce kullanıcı tarafından paylaşıldı.

    Corbyn tek isim

    Raqqa cephesindeki sosyalist İngilizlerin açıklaması şöyle: “Beslenme kaynaklarını ve maddi kaynaklarını kökünden keserek DAİŞ’i durdurabilecek tek isim Jeremy Corbyn’dir. Tüm dünya ve özellikle Avrupa açısından bu önemli süreçte, seçim konuşmalarında ve her toplantısında sadece Jeremy Corbyn, Ortadoğu ve Kürtlerin mücadelesine dikkat çekiyor. Corbyn, SDF ve Kürt güçlerinin DAİŞ’e karşı mücadelesini anlatan ve destekleyen tek isimdir ki bu Reqa operasyonu öncesinde çok önemlidir. Theresa May başbakanlığına devam ettiği sürece hem Suriye’de hem de ülkemiz Birleşik Krallık’ta hiç kimse güvende olamayacak.”

    Britanyalı YPG’liler: DAİŞ’i yok et, Corbyn’e oy ver

    DAİŞ’liler cirit atıyor!

    Daha önce Bob Crow Tugayı olarak bilinen Raqqa cephesindeki gönüllü sosyalist İngiliz YPG’liler kısa açıklamanın devamında, “Tüm insanlığın güvenliği için burada savaşıyoruz” ifadelerine de yer verdi.

    Grup ayrıca, May’e de DAİŞ destekçisi politikaları yüzünden eleştiride bulundu ve Manchester saldırısına dikkat çekerek saldırgan Salman Abedi’nin nasıl elini kolunu sallayarak ülkeye girdiğine dikkat çekildi.

    Silah ticareti yapıyor

    May’ın özellikle radikal dinci grupları destekleyen ülkelerle silah ticaretlerine de tepki gösterilen açıklamada şöyle denildi: “Kızarık burunlu milyoner ortakları ve muhafazakar partideki yandaşları ile yaptığı pazarlıklar sayesinde Theresa May, ülkesine hiçbir hizmet vermemiştir tam aksine Ortadoğu’ya kötülükler getirmiştir.”

    Rakka operasyonu başladı

    YPG öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Rakka kent merkezine yönelik operasyonun başladığını ‘Büyük Savaş’ başlığıyla ilan etti.

    Rakka’nın kuzeyinde bulunan Hezîma Kasabası’nda gerçekleşen basın açıklamasında DSG komutanları, Rakka Sivil Meclisi temsilcileri ve Eş Başkanı Leyla Mustefa ile bölge aşiretlerinin temsilcileri de hazır bulundu.

    Herkesin beklediği açıklama DSG Sözcüsü Telal Silo tarafından okundu.

    ‘Plan Koalisyon’la beraber hazırlandı’

    Açıklamada operasyona katılan güçler şöyle belirtildi: Ceyş El-Siwar (Devrimciler Ordusu), Cebhet El-Ekrad, El-Şemal El Dîmoqratî Tugayları, Aşiret Güçleri, Mexawir Humus Tugayları, Siqûr El-Rakka, Lîwa El-Tehrir, Türkmen Selçuklu Tugayı, Hemam Türkmen Şehitleri Taburu, Senadid Güçleri, Süryani Askeri Meclisi, Minbic Askeri Meclisi, Dêrazor Askeri Meclisi, Öz Savunma Güçleri, YPG, YPJ ve Nuxbe güçleri.

    Açıklamada,  operasyonun başta Rakka Sivil Meclisi ve Demokratik Suriye Meclisi (DSM) olmak üzere, bölgedeki aşiretlerin ileri gelenleri, kanaat önderlerinin büyük desteği ve bölge halkının yardımlarıyla gerçekleştiği aktarıldı.

    Ayrıca açıklamada, Rakka’ya yönelik savaş planının Uluslararası Koalisyon’la beraber hazırlandığının da altı çizildi.

    Silo, Reuters’a Suriye’den telefonla yaptığı açıklamada ise, “Rakka kentini özgürleştirme operasyonu dün başladı” dedi ve operasyonun kentin doğusundan, batısından ve kuzeyinden başladığını söyledi. Silo, “ DAİŞ sözde başkentini korumak için ölümü göze alacağı için çarpışmaların çok sert geçeceğini” ifade etti. .

  • Binlerce Kişi Terör Saldırısında Hayatını Kaybedenleri Andı

    Binlerce Kişi Terör Saldırısında Hayatını Kaybedenleri Andı

    Saldırının gerçekleştiği London Bridge ve Borough Market’e yakın bir mesafede bulunan Londra Belediye binası yanındaki parkta, yağmura rağmen toplanan binlerce kişi saldırıda yaşamını yitirenleri andı.

     

    Londra Belediye Başkanı Sadıq Khan ve İçişleri Bakanı Amber Rudd’un da katıldığı anmada, farklı topluluklardan ve farklı inanç gruplarından çok sayıda kişi, dayanışma içinde olduklarını belirterek teröre boyun eğmeyecekleri mesajını verdi.

    Londra’daki Müslüman toplulukların ve hayır kurumlarının yanı sıra, evsizler ve sığınmacılar için faaliyet gösteren yardım kuruluşlarından katılımcıların hazır bulunduğu anma töreninde, terör saldırısında hayatını kaybedenler için taziye mesajları yazıldı.

    Anmada Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan yaptığı konuşmada hep beraber bu barbarlığa karşı duralım mesajı verdi. “Cumartesi akşamı gerçekleşen barbarca saldırıda hayatını kaybeden masum yaşamları anarken, bu barbarlığa karşı hep beraber duracağız. Bu hasta ve şeytanlara bir mesajım var. Kazanamayacaksınız, size yeneceğiz.

    Bazı katılımcılar ise barış sloganları atarak hayatını kaybedenlerin ailelerine verilmek üzerine oluşturulan taziye defterine çok sayıda mesaj yazdı ve çiçek bıraktı.

     

  • Başbakan May’in Rakiplerinden Birisi Sarı, Kırmızı Yeşil Puşili Derek

    Başbakan May’in Rakiplerinden Birisi Sarı, Kırmızı Yeşil Puşili Derek

    Uzun yıllardır Kürt halkı ile dayanışma içerisinde olan Derek Wall, başbakan Theresa May’in seçim bölgesi olan Maidenhead’ten Yeşiller Partisi milletvekili adayı.

     

     

     

    Perşembe günü yapılacak genel seçimlerde Yeşiller Partisi adına yarışan Derek Wall tüm seçi kampanyası boyunca boynundaki Kürt renkleri yeşil, kırmızı ve sarı puşisini çıkarmadı. Başbakan Theresa May’in de hazır bulunduğu seçim toplantısında bile puşisini çıkarmayan Wall, başbakana yönelttiği Türkiye’ye silah ticareti eleştirisi May’in suratının asılmasına neden oldu.

    Uzun yıllardır Yeşiller Partisi içerisinde üst düzeyde siyaset yapan Derek Wall hem yazar hem de akademisyen. Eko-sosyalist olarak ta bilinen Wall hem çevreci hem de sosyalist aktiviteleriyle biliniyor. Ekososyalizm üzerine kitabı da olan Wall Morning Star gazetesinde köşe yazarlığı da yapıyor.

    Derek Wall

    Seçim kampanyası kapsamında başbakan May de içinde olmak üzere tüm partilerin adayları birlikte seçmenlerin karşısına çıktılar. Panelde konuşan Derek Wall başbakan May’i Türkiye ile yaptığı silah ticareti üzerinden eleştirdi.

    ‘‘Ben yıllardır Kürt halkı ile büyük bir dayanışma içerisindeyim. Kürtler DAİŞ’e karşı büyük mücadele veriyor. May bu konuda çok başarısız. Şuan DAİŞ’e karşı savaşan Kürtleri bombalayan Türk devleti ile yapılan silah ticareti beni şoke etti.’’

    Derek Wall’ın bu sözlerinden sonra başbakan May’in suratı asıldı.