Blog

  • Makedonya polisinden mültecilere gazlı müdahale

    Makedonya polisinden mültecilere gazlı müdahale

    Makedonya polisi, Yunanistan ile Macaristan sınırı arasındaki bariyeri geçmeye çalışan Suriye ve Iraklı mültecilere karşı gazlı müdahalede bulundu.

    İdemoni sınır noktasında yaklaşık 300 kişilik bir mülteci grubu, sınır bariyerini zorladı.  Önce Yunan polis kordonunu zorlayan mülteciler daha sonra demiryolunu işgal etti ve Makedonya sınırında dikenli tellerle kurulan bir kısım bariyeri kırdı.

    Makedon polisler mültecilerin sınırı geçmesini engellemek için gazlarla müdahalede bulundu.

    Mülteciler müdahale karşısında geri çekilirken, çok sayıda çocuk gazdan etkilenerek, tedavi edildi. Alanda bulunan Dünya Sağlık Örgütü’ne göre aralarında çok sayıda çocuğun bulunduğu en az 30 kişi sağlık yardımı istedi.

    Toplamda 7 bini aşkın göçmen ve mültecinin mahsur kaldığı İdomeni sınır kapısında durum çok gergin. Bu mağduriyet, Makedonya, Balkan ülkeleri ve Avrupa Birliği’nin kendi topraklarına alacakları göçmenlere sınırlama getirmesinden kaynaklanıyor.  Tüm Pazar günü boyunca Makedonya topraklarına neredeyse hiçbir göçmenin geçişine onay verilmedi. Ancak Pazartesi sabah erken saatlerde 300 dolayında Iraklı ve Suriyeli mülteci sınırı sonunda geçmeyi başardı.

    Makedonya polisinden mülteciler gazlı müdahale 2

    Dünya Sağlık Örgütü, sınırda mahsur kalan 7 bini aşkın kişinin yüzde 40’ının kadın ve çocuklardan oluştuğunu belirtti. Alanda iki çadır kampı kurulmuşa ancak, mülteci sayısı kampların kapasitesinden dört kat daha fazla. Bu nedenle çok sayıda kişi arazide uyumak zorunda kalıyor.

    AVUSTURYA: KİMSEDEN DERS ALACAK DURUMDA DEĞİLİZ

    Öte yandan mülteci politikasını sertleştiren Avusturya’dan da Berlin ve Atina’ya sert bir tepki geldi.  Avusturya İçişleri Bakanı Johanna Mikl-Leitner yaptığı açıklamada göçmen krizi konusunda hiç kimseden ders almayacaklarını söyledi.

    Hristiyan demokrat Bakan Mikl-Leitner, APA ajansına yaptığı açıklamada, “Kimseden ders alacak değiliz” dedi.

    Yunanlı yetkililer kendi ülkelerinde sıkışan mülteciler için Avusturya’yı eleştirirken Alman Başbakan Angela Merkel de, Avusturya ve komşu Balkan ülkelerinin göç akışını keyfi bir şekilde sınırlandırdığı tepkisinde bulunmuştu.

    Mikl-Leitner, Almanya’nın da Aralık ayından itibaren Avusturya ile olan sınırında filtreleme tedbirleri aldığını hatırlattı.

    Avusturya İçişleri Bakanı Almanya’nın, 1 Ocak’tan bu yana 6 bini aşkın göçmeni Avusturya’ya geri gönderdiğine dikkat çekti.

    Yunanistan hükümeti Pazar günü yaptığı bir açıklamada kendi topraklarında mahsur kalan göçmen ve mültecilerin Mart ayında üçe katlanarak 70 bine çıkacağı uyarısında bulundu. Viyana ve Balkan ülkelerinin göçmenlere uyguladığı kota nedeniyle, geçişler yapılamıyor.

    Avusturya İçişleri bakanı, “Öyle görünüyor ki bazıları açısından Avrupai çözüm, herkesin Avusturya’ya çıkmasıdır. Göç akışını frenlemeye devam edeceğiz ve biz bunu Almanya için de yapıyoruz” diye tepki gösterdi.

    Avusturya, 19 Şubat günü kendi topraklarına mülteci girişini günde 80 ilticacı ile sınırladı.  Diğer bir ifadeyle yılda potansiyel olarak 1,2 milyon kişinin geçişine izin verilecek.  Ancak bu kotaya şu ana kadar doldurulamadı. Viyana yönetimi, geçen yıl 90 bin ilticacıyı kabul etti. Bu da Avusturya nüfusunun yüzde 1’ine denk geliyor.

  • Day-Mer’den Calais’e büyük yardım ve bölgeden sıcak gelişmeler

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım ve bölgeden sıcak gelişmeler

    Fransa’nın Calais liman kentindeki mülteci krizine yönelik çalışmalarına aralıksız devam eden Day-Mer, geçtiğimiz hafta sonu ‘the Jungle’da idi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Ayrıca The Jungle’daki Calais valiliğinin mahkeme kararı ile başlattığı kampın güney bölümünü kapsayan ve yaklaşık 1000 mülteciyi olumsuz etkileyecek yıkım işlemlerinde son gelişmeleride değerlendirdik. haberimizi yayınladığımız şu sıralarda Calais Jungle kampında sıcak dakikalar yaşanıyor. 

    Yaklaşık 30 polis aracının bölgeyi sardığı, sayısız Fransız polisinin kampta hazır beklediği ve kampın güney bölümündeki çadırlardan yaklaşık 20 tanesinin yerlebir edildiği bilgisine ulaştık. Ayrıca sosyal medyada yayınlanan görüntülerde polisin kampa gaz bombaları ile saldırdığıda açıkca görülüyor.

    Britanya ile Fransa arasındaki mülteci krizi Calais liman kentindeki kamp nifusunun giderek artması ile de git gide çıkmaza giriyor. Geçtiğimiz haftalarda İngiliz mahkemesinde alınan kararlar, fransız hükümetinin kampı kaldırmaya yönelik çalışmaları yine Fransız mahkemesinin kamp ile ilgili kararının yanısıra ‘the jungle’da yaşanan insanlık dramı ile gündemden düşmeyen kamp ayrıca İngiliz yardım kurumları ve gönüllüleri ile uzun süre Avrupa’nın ortasındaki ‘insanlık ayıbı’ olarak kalacağa benziyor.

    Özellikle son 1 yıl içerisinde çok önemli gelişmelerin yanında, sayısız ölüm, polis saldırısı ve insan hakları boyutuyla sık sık başlıklara taşınan ‘the Jugle’ (Orman mülteci kampı) son olarak İngiliz işçi partisi lideri Jeremy Corbyn’in ziyareti ile  gündeme gelmişti.

    calais erem kansoy 7

    Corbyn’in ziyareti ile İngiltereye geçme umutları ikiye katlanan mülteciler son günlerde ise Fransız hükümetinin ve polisinin baskıları karşısında direniyor. İngiliz aktivistler ve İngiltere’den Calais’deki mültecilere yardım eli uzatan Care4Calais ile CalAid günüllüleri kampta 7 gün 24 saat çalışmalar yürüterek, yardıma muhtaç insanların daha ‘yaşanır’ koşullarda kampta zaman geçirmelerini sağlamak üzere büyük çaba gösteriyor.

    THE JUNGLE’DA SON DURUM

    İngiltere’nin mahkeme  kararının ardında şok bir mahkeme kararı ile de Fransa son günlerde kampın bir bölümünün kaldırılıp taşınmasına yönelik olumsuz kararını uygulamaya çalıştığı sırada yine Fransa’daki gönüllülerin Fransız mahkemesinde başlattığı karşıt dava ile şuanda adeta Kamp üzerinde deyim yerindeyse bir politik ve yasal kriz yaşanıyor.

    Fransa’da uzun süredir tartışmaya neden olan Calais mülteci kampının güney tarafı boşaltılmaya başlandı.

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 1

    Valiliğin tahliye kararının mahkeme tarafından uygun bulunmasının ardından kampa güvenlik gücü gönderildi. Bu gelişmenin ardından bölgede yıkım da başladı. Valiliğin hijyen gerekçesi ile kapatılmasına karar verdiği kampta 26 Şubat tarihli mahkeme kararı ile kampın sadece güney bölümündeki ‘planlı yıkım’ işlemleri dün 29 Şubat itibariyle hızlandırıldı. Fransız polisi kampa gaz bombaları atarak kalabalığı dağııp bölgeden uzaklaştırarak belediye görevlilerinin yıkıma devam etmesi için çalışıyor.

    İngiltere’de de yıkıma tepkiler yükseliyor. Yıkım işlemlerinin başlaması ile Londra’da bulunan aktivistler başbakanlık önünde bu gece büyük bir eyleme hazırlanıyor.

    fotoğraf AFP arşiv, daha önceki yıkım girişiminden
    fotoğraf AFP arşiv, daha önceki yıkım girişiminden

    Geçtiğimiz gün Fransız mahkemesinin ‘kampın büyük bir bölümü tahliye edilecek’ kararı ile Fransız polisi , çadırlara yetkililer göndererek mültecilerin birinci seçenek olarak Fransaya iltica başvurusu yapmalarını böylelikle onlara kalacak yer tahsis edileceğini, ikinci olarak ise kampa önceden yerleştirilen konteynerlere ikamet için geçmeleri gerektiği ve son olarak ise bölgeyi terketme seçenekleri olduğu yönünde baskı uygularken, gönüllülerin açtığı Fransız mahkemesindeki karşıt dava ise halen devam ediyor.

    İki ayrı davanın uzaması neticesinde ve yine sayısız basın mensubunun kamp ve kamp çevresinde beklemesi ile Fransa hkümeti yıkım işlemlerine başlamıştır. Fakat kampın tamamıyla ilgili bir yıkım kararı mahkemeden çıkmamıştır. Ayrıca yıkıma karşı dava da devam etmektedir.

    DAY-MER ÖNEMLİ ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR

    İngiltere’de yaşam sürdüren toplumumuzun da sayısız dernek, kurum ve kuruluşu mevcut iken, Avrupa’nın ‘insanlık ayıbı’ Calais’e yönelik yaptığı çalışmalar ile Day-Mer farkını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl Kasım ayından buyana başlattığı kış dönemi yardım kampanyasının yanısıra ‘the Jungle’ın politik kriz boyutuna yönelik lobi çallışmalarınıda eş zamanlı yürüten Day-Mer, uygulamaya koyduğu Calais Dayanışma Komitesi ile daha çok önemli boyutta yardımı oraya götürüp adından söz ettirecek görünüyor.

    Day-Mer'in Calais yararına düzenlediği sergiden 2.500 Pound bağış toplandı
    Day-Mer’in Calais yararına düzenlediği sergiden 2.500 Pound bağış toplandı

    Yaklaşık 5 aylık süreçte 3 defa ‘the Jungle’ı hazırladığı delegasyonlar ile  ziyaret eden ve her defasında tonlarca yardımı bölgeye ulaştıran Day-Mer son olarak düzenlediği Calais konulu fotoğraf sergisi ile başlayan kampanyanın yardımlarını kampa ulaştırdı. Düzenlenen kampanyada, öncelikle gerçekleştirilen fotoğraf sergisinde 2 Bin 500 Sterlin’lik bir gelir elde edilirken eş zamanlı ve 2 hafta boyunca devam eden yardım toplama kampanyasında ise 2 kamyon eşya mülteciler için toplandı.

    YARDIM ‘JUNGLE’A ULAŞTIRILDI

    Oluşuturduğu Calais Dayanışma Komitesi ile delegasyonlar hazırlayarak ü.üncü kere Calais’i ziyarete giderek yardım götüren Day-Mer, delegasyonlarda yer verdiği belediye meclis üyeleri, kurum ve kuruluş yöneticilerinin yanısıra parlamentoda milletvekillerine yönelik bilgilendirme toplantıları ile özel yazışmalarıyla da lobi çalışmalarına ayrıca devam ediyor.

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 2

    Geçtiğimiz hafta yardım kampanyasını düzenlediği fotoğraf sergisi ile hızlandıran Day-Mer komisyon yetkilileri, sergiden elde edilen yaklaşık 2 Bin 500 Sterlin’e ek olarak yaklaşık 4 tonluk gıda ve giyecek eşyaları ile toplanan bağışlarla da birlikte Bin 700 Sterlin’lik nakit yardımı bölgeye ulaştırdı. Jungle’da yasal çalışmalar yürüten  Care4Calais gönüllüler kurumuna Bin 700 Sterlinlik yardım teslim edilirken, yine Care4Calais’in sorumluluğundaki yardım deposuna da 2 van ve 1 otobus bagajı dolusu yardım da teslim edildi.

    Fotoğraf sergisinden elde edilen gelirin bir bölümü ile taze yiyecekler de satın alınıp bölgede yardımları dağıtan depo ya teslim edildi.

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 1

    GÖNÜLLÜLER GÜN BOYU KAMP VE DEPODA ÇALIŞMA YÜRÜTTÜ

    Calais Dayanışma Komitesinin organize ettiği kamp ziyaretleri ve yardım ulaştırma çalışmalarında hem kamptaki insanlık dramını yerinde inceleme adına hem de duyarlılıı artırmak adına Day-Mer yetkilileri yardımları oluşturduğu delegasyonlar ile bölgeye ulaştırıyor. Şimdiye kadar 3 kere oluşturulan delegasyonlarda gazeteciler, dernek yöneticieri, kurum temsilcileri, sendika yöneticileri, siyasetciler ve yerel yönetimlerden isimleri de bünyasine katmayı başaran Day-Mer delegasyon üyelerinin de ziyaret esnasında bölgede çalışma yürütmesine yardımcı oluyor.

    Care4Calais sorumluluğundaki ve kampa yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki erzak ve kıyafet deposunda toplanan yardımların indirilip ayrıştırılması ve düzenlenmesi ile kampa gönderilecek van araçların organizasyonunda bölgedeki gönüllüler ile birlikte çalışan delegasyon üyeleri böylelikle kampı sadece gezip görmenin yanında çalışmalar da yürüterek katkıda bulnuyorlar.

    Londra’da bulunan Londra Toplum Merkezindeki binasından harekete geçen Day-Mer delegasyonu komisyon üyeleri ile beraber, sabah erken saatler de ‘the Jungle’a varmasının ardından yaklaşık 1 buçuk saat kampta gözlemler yaptı. Ardından kamp yakınındaki depoya giden delegaston gün boyu buradaki çalışmalara destek sağlayarak katkıda bulundu.

    erem kansoy calais 1

    CALAİS İÇİN DEV BİR AİLE

    Day-Mer Calais’e sadece yardım götürme amaçlı çalışmalar yürütmüyor. Özellikle İngiltere içerisinde bölgeye yönelik duyarlılığın artırılması ve politik krizin mülteciler yararına neticelenmesine yönelik çalışmalar da yürütürken, 3 kez düzenlenen ziyaret ile oluşturulan delegasyonlarda, yaklaşık 100 kişi bölgeye götürlüdü. Ayrıca sergi ve toplantılar ilede yüzlerce vatandaşa ulaşıp konu ile ilgili bilgileri sunan Day-Mer, Calais liman kentindeki mülteclere yönelik çalışmalar yürüten duyarlı ve büyük bir aie oluşturdu.

    Ekip çalışmaları ile organize edilen yardım kampanyaları ve yardımların bölgeye ulaştırılmasındaki profesyonel organizasyon ile yine bölgedeki çalışmalara emek boyutuyla da destek sunan sayısız delegasyon üyesi, Day-Mer’in çalışmalarını onaylayarak destek sunmaya devam ediyor.

    calais france erem kansoy 1

    DIDIF KARDEŞ KURUMUNDAN DA DESTEK

    Fransa’da faaliyetlerine devam edne ve Day-meri’in kardeş kurumu olarak nitelendirilen DIDF’de ayni gün Fransa’da topladığı 2 van araçlık yardımı kampa getirerek, Day-Mer yetkilileri ile beraber depoya teslim ederek yerleştirilmesinde yardımcı oldu.

    15 kişilik bir kadro ile bölgeye dayanışma amaçlı desteğe gelen DIDF yetkilileri de bölgedeki çalışmalara katılarak, Fransa’da daha fazla duyarlılık artırmaya yönelik çalışmalar yaacaklarını belirtti.

    calais erem kansoy 6

    YARDIMLAR KIŞLIK KIYAFET VE YİYECEK

    Day-Mer’in kardeş kuruluşu DIDF ile beraber bölgeye hafta sonu ulaştırdığı yardımlarda battaniye, yorgan, monti yünlü kıyafetler, ayakkabılar, çizmeler, çadır ve çadır yapımında kullanılacak malzemeler, hijyen malzemeleri ile kuru yiyeceklerin yanısıra yüzlerce kutu hazır yemek de depoya teslim edildi.

    Kamptaki aşırı soğuk ve yağmur nedeniyle ençok gerekli malzemeler listesinin başında kıyafetler ve yine yardımların azlığı nedeniyle yemek ihtiyacına büyük katkıda bulunan Day-Mer, kış dönemindeki çalışmalarını kamptaki ihtiyaçlara yönelik hazırladı.

    calais erem kansoy 4

    CALAİS ACILARIN VE UMUDUN BİRLEŞTİĞİ NOKTA OLMAYA DEVAM EDİYOR

    Daha önceden de Avrupanın bu insanlık ayıbına yönelik sayısız haber ve fotoğraf hazırladığımız esnada hep belirttiğimiz gibi, yaşanan savaşlar nedeniyle Avrupanın da mülteci krizi giderek büyüyor.

    Afgan, Iraklı Kürtler, Filistinliler,Nijeryalılar Rojava’lıların coğrafyadaki savaştan kaynaklı ülkelerini terk etmesi ile Britanya’ya geçme umudunun kesiştiği nokta Fransanın Calais liman kentindeki The Jungle mülteci kampında, açlık , susuzluk ve soğuk ile boğuşan mülteciler ölüm olayları ve Fransız polisinin insanlık dışı uygulamalarıylada yüzleşti.

    Herşeye rağmen daha güzel yarınlar, iş ve ekonomik gelir umuduyla bir çok dilden, din ve ırktan insanın buluşma yeri Calais tarihte Avrupanın kanayan yarası olarak yerini aldı.

    m1

    DAY-MER YETKİLİLERİ ZİYARET VE YARDIM KAMPANYASI İLE İLGİLİ NE DEDİ?

    Kış dönemindeki the Jungle’a yönelik yardım çalışmalarına hız veren Daymer Yetkililerinden ve Calais Dayanışma Komitesi sorumlularından Zübeyde Aydemir ve Çınar altun gazetemize haftasonu düzenlenen ziyarette birer de demeç vererek hem izlenimlerini hemde çalışmalarına yönelik bilgileri paylaştı.

    calais erem kansoy 8

    Zübeyde Aydemir

    “Bu Calais’e üçüncü gidişimiz. İki ay aralıklarla bölgeye gittik ve her gidişimizde değişik katılımcılarla oluşturduğumuz delegasyonlarla gittik. Vardığımızda bizi bekleyen mülteci kampındaki değişiklikler son seferemize göre çok daha büyüktü.

    İlk ziyaretimizde DayMer’den küçük bir delegasyonla gitmiştik.  İkinci ziyaretimizde değişik Türk ve Kürt toplum kurumlarından katılımcılarla bölgeye gitmiştik. Son gidişimizde ise Calais ile dayanışma sergimize gelen, etkilenen bir şekilde mültecilerin haklarını savunan sınırların açılmasını savunan sıradan duyarlı, yerli halktan ve üyelerimizden 33 kişiyle gittik. Aynı zamanda Fransa’daki kardeş örgütümüz DİDİF’den de 15 kadar arkadaşımız da bize katıldılar.

    Kısaca kamp alanını gezdikten sonra 60 kişiye yakın bir ekip yardım deposunda götürdüğümüz 4 van dolusu yiyecek ağırlıklı malzemelerin ayıklanmasına yardımcı olduk. Ayrıca 1700 sterlin topladığımız maddi yardımı da Care4Calis Vakfına teslim ettik.

    calais 1

    Son ziyaretimizde bariz olan, çadırlardan daha çok insanların artık kafalarının üzerinde çatı diyebilecekleri şeklinde küçük tek gözlü odalar kurulmuştu. Daha önce çamur deryasında yürüdüğümüz koridorlara çakıl taşları atılmış, bir şekilde çamur ve yağmur suyu kontrol edilmeye çalışılmış. Restoranları, kuaför dükkanı, bakkalları, camisi, kilisesi ve hatta bir grup  çocuğun ders yaptığı okulu ziyaret ettme fırsatım da oldu. Sergimize katılan çocukların yazmış oldukları barış ve dayanışma mesajları içeren kartlarını da bilhassa iletebildim.

    Bütün bu manzaradan çıkardığım sonuç mülteciler İngiltere’ye gelmenin zorluğunu kanıksamış durumdalar. Mümkün olduğu kadar “normal” bir yaşamı  devam ettirmeye çalışıyorlar.

    Bir diğer taraftan da Fransız ve İngiliz hükümetlerinin şiddetinin dozajıda artmış durumda. Mültecilere gözdağı vererek, yıldırarak ve sınırları kapatarak orada dağıtmaya çalışıyorlar. Orada uzun süredir gönüllü çalışanların anlattıkları çok korkunç hikayeleri dinledik, örneğin tek başına buldukları mültecileri  kemikleri kırılana kadar döven faşistlerin sokakları gezdikleri anlatıldı.

    Sınırı geçmek için geceleri tırlara atlarken yakalanan mültecileri polisin saatlerce uzaktaki karakollara götürüp daha sonra sokağa bırakıldıkları anlatıldı. Böyle bir kampta yaşamanın kendisinin eziyet olduğu yetmiyormuş gibi gerek faşistler gerek polis tarafından gündelik tacize mülteciler maruz kalıyorlar.

    Burada bize düşen bireyler boyutunda yardımlarınızı esirgemememiş, duyurulara destek olmanız ama daha da önemlisi lobi çalışmasını hızlandırmak. İngiliz ve Fransız Hükümeti’nin çıkardığı savaşların sonuçlarının sorumluluklarını almaya zorlamak gerekiyor. Bundan daha kalıcı bir çözüm söz konusu değil. Sergimize katılan fotoğraf satın alan, evinden eşya getiren, maddi destekte bulunan,  kampı ziyarete  giden ve orada gönüllü olarak çalışan tüm dostlarımıza üyelerimize  buradan DayMer adına çok teşekkür ediyorum.”

    calais erem kansoy 5

    Çınar Altun

    “Malesef Batı ülkeleri dünyadaki körükledikleri savaşların mağdurlarına göz yumuyor ve kendi çıkarları için hangi mültecilere yardım edip etmeyeceğine kendisi karar vermek istiyor. Bu boşluk belliki Fransa ve İngiltereden gelen gönüllü bireyler ve ufak kurumların özveri ve insiyatifine kalmış durumda, ve bu ufak diye nitelendirdiğimiz kurumların ne kadar büyük işler başardığını ve başarabileceğini Calais’e yaptığımız ziyarette gördük. Bu son gidişimizde daha düzgün organize edilmiş yardımlar ve gelişen bir yapılanma gözlemledim. Çok zor koşullarda ortak mutfaklar, okul, gençlik merkezi ve buna benzer organizasyonlar yapılmış ve insanların en temel ihtiyaçları zorda olsa el birliyle giderilmeye çalışılıyor.

    Day-Mer olarak bizde bu çabalara destek olmak ve çaresiz bir durumda olan insanlara yaşamlarını devam ettirmek için ve seslerini kamuoyuna duyurabilmek için kampanyamızı fotoğraf sergisi ve bağış kampanyası ile devam ettirdik. Kampanyamızı aynı zamanda parlementoya taşıdık ve bunun üzerinden bir çok yerli ve yabancı birey ve kurumla el ele vererek hem şu anda orada bulunan mültecilerin kışı geçirebilmelerine yardımcı olduk, hemde büyük ekonomik gücü olan yardım kurumalarına ve parlementoda kamuoyu yaratabildik.”

    Oktay Şahbaz

    “Day-mer olarak Calais’deki mülteci yerleşim yerlerine daha önce iki dafa ziyarette bulunmuştuk. Bu iki ziyarette daha çok buradaki insanların yaşadığı insanlık dışı durum ile karşılaşıp bunu Londra’da yaşayan Turkiye’li ve Kürt toplum ile paylaşmıştık. Bunun yanında mültecilerin bu durum hakkında kamuoyu oluşturmak için bir rapor doğrultusunda parlemento’da bir toplantı organize etmiştik.

    Bu gelişimizde, yani üçüncü gelişimizde, durumun daha da kötü olduğunu gördük. İlk iki ziyaretimizde gördüğümüz insanlık dışı yaşam koşullarının yanında ayrıca faşizan ve ırkçı saldırıların yoğunlaştığını ve bunca savaş ve katliamdan kaçan insanların Fransız hükümeti ve Fransız faşistleri tarafından öldürülmeye çalışıldığını öğrendik. Kamp’da yaşam koşulları daha da kötü durumda.

    Fransız hükümeti kampı dağıtmak için kampın güneyinden başlayarak hayata geçirmek istediği bir dağıtma planı olduğu ile karşılaştık. Buradaki mültecilere önerilen veya umut verecek bir vaatin olmadığını gördük. Kampda çıkarılan insanlar önce devletin mülteci kamplarına oradan da ülkelerine sınır dışı edildiklerini öğrendik. Bunun yanında polisin kampdaki mültecileri tahrik etmek için yaptığı, durduk yere biber gazı sıkmak, tazyikli su sıkmak, buldozer ve diğer iş arabalarıyla kampa girmek, gibi insalik dışı uygulamalar hakkında bilgi aldık. Bu gelişmelerden daha kötü olan ise kampa aşırı sağcı ve ırkçı Fransız gruplar tarafından yapılan saldırıların arttığını öğrenmemiz oldu. Aşırı sağcı ve ırkçı grupların kamp dışında mültecileri yakalayıp bilinçli bir şekilde kemiklerini kırana kadar dövdüklerini burdaki yetkililerden duyduk. Polisin bu tür durumlara müdahale etmediğini ve göz yumduğu bize bildirilen başka korkunç bilgiler oldu.

    Day-mer olarak bu gelismelerinde içinde bulunduğu yeni bir raporu yazıp bir çok yetkili kurum ve kuruluş ile paylaşmayı düşünüyoruz. Bu anlamda mültecilere ile dayanışma içinde olmaya devam edip sınır kapıların açılması ve onların gelmeleri için elimizden geleni yapmaya Day-mer olarak devam edeceğiz.”

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 1

     

  • Sur’dan Dönen Heyetten Britanya Hükümetine Acil Sur Çağrısı

    Sur’dan Dönen Heyetten Britanya Hükümetine Acil Sur Çağrısı

    Amed’in Sur ilçesinde 80 gündür devam eden saldırıları yerinde gözlemlemek amacıyla İngiltere’den Amed’e giden heyet İngiltere’ye döndü. Yazılı bir açıklama heyet, Britanya hükümetine, Sur’da yaşanacak Kürt katliamının durdurulması için müdahale etmesi çağrısı yaptı.

    Britanya Demokratik Güçbirliği, İngiltere’nin en büyük sendikalarından UNİTE ve GMB yetkilileri ile birlikte, milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri bulunduğu heyet Amed’te incelemelerde bulunmuştu.

    Natalie McGarry

    YAŞADIKLARIM DEHŞET VERİCİYDİ

    Dün akşam Londra’ya dönen heyet üyelerinden İskoç milletvekili Natalie McGarry Sur’u ziyaret ettiğinde gözaltına alınmış ve daha sonra serbest bırakılmıştı. İngiltere’ye döndükten sonra Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan McGarry, Türkiye’de yaşadıklarını dehşet verici olarak tanımladı. McGarry, “Her ne kadar birkaç saat sürse de dehşet verici bir deneyimdi. Hayatın sürekli böylesi bir korkuyla geçtiğini hayal edemiyorum. Bu yüzden Türkiye’nin NATO’daki dostları bu durumun sona ermesini talep etmeli” dedi.

    BRİTANYA HÜKÜMETİ VE ULUSLARARASI TOPLUM ACİL HAREKETE GEÇMELİ

    Ortak yazılı bir açıklama yapan heyet üyelerinden Mcgary; Britanya hükümetinin ve Uluslararası toplumun yaşanan katliamı durdurmak için acil olarak harekete geçmesi gerektiğini ifade etti. ‘Son bir kaç gün Sur’da neler yaşandığına tanıklık ettim. Gördüklerim karşısında tamamen dehşete düştüm. Avam kamarası sözcüsünü de yazdım ve Pazartesi günü acil olarak bir oturum talep ettim.’

    İNSAN HAKLARINA, DEMOKRASİYE SAYGI DUYMAYAN BİR SİSTEM

    Simon Dubbins

    Unite sendikası Uluslararası direktörü Simon Dubbins ise şunları belirtti; ‘Gördüklerimizle birebir şahit olduk ki, Türkiye, insan haklarına, sivil haklara, demokrasiye saygı göstermeyen bir rejim haline gelmektedir. Sendikalar, sivil Toplum Örgütleri, demokratik çevreler sistemli olarak şiddetli baskıya maruz kalmaktadır.’

     

    TOTALİTER DİKTATÖRLÜĞÜ ANDIRIYOR

    Sur’dan Dönen Heyetten Britanya Hükümetine Acil Sur Çağrısı 3GMB Sendikası Uluslararası yetkilisi Bert Schouwenburg, ‘İnsan hakları alanında Türkiye’de iyileşmelerin olduğunu umut ediyordum, fakat bunun tersine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde ülke, totaliter diktatörlüğü andırıyor.’

     

     

    TÜRK DEVLETİ BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE DÖNMELİ

    Kürt Çalışmaları direktörü İbrahim Doğuş ise gözlemlerini şu cümlelerle anlattı; ‘Türk hükümeti barış görüşmelerine tekrar dönmeli. Barış görüşmeleri ve müzakerelerin tekrar başlaması çok hayati

    Sur’dan Dönen Heyetten Britanya Hükümetine Acil Sur Çağrısı 1önemde. Kürt sorunun Türkiye’de silahla, şiddetle çözülmesi mümkün değildir. Yaptığımız toplantılardan şunu gördük, Kürt halkı barışa hazır. Türk devleti acil olarak şiddeti durdurup barış görüşmelerine geri dönmeli.’

     

     

    HEYETTE KİMLER BULUNUYOR?

    İngiltere’den giden heyetin içerisinde, İskoç milletvekili Natalie McGarry, Unite The Union yönetim kurulu üyesi Simon Dubbins, GMB genel merkez yöneticisi Bert Schouwenburg, BAF başkanı İsrafil Erbil, CEFTUS direktörü İbrahim Doğuş, iş kadını Serpil Ersan, Hüseyin Ulus, Battal Kardaş ve Süleyman Alan bulunuyor.

  • Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti

    Londra Uluslararası Film Festivalinde Yabancı dilde en iyi film seçilen ‘Kürdistan Kürdistan’ filminin yönetmeni Bülent Gündüz, Avrupa’nın Kürtlere karşı iki yüzlü tavrını kınamak ve Türk devletinin Cizre ve Sur’daki saldırılarına dikkat çekmek amacıyla ödülü almayı red etti.

    Haber-Foto: Aladdin Sinayiç

    Kürt yönetmek Bülent Gündüz’ün yönettiği ‘Kürdistan Kürdistan’ filmi, 50’den fazla ülkeden 800’den fazla kısa, uzun metraj ve belgeselin başvurduğu Uluslararası Londra Film Festivalinde Yabancı dilde en iyi film ödülüne layık görüldü. Hafta sonu İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Crown Plaza otelinde yapılan ödül töreninde ödüle layık görülen filmlere ödülleri verildi. ‘Kürdistan Kürdistan’ filmi de yabancı dilde en iyi film ödülüne layık görülürken, ödülü almak için sahneye çıkan filmin yönetmeni yaptığı konuşmayla ödülü almayı red etti.

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1
    Kürdistan Kürdistan filminin yönetmeni Bülent Gündüz aldığı ödülü red etti

    AVRUPA’NIN KÜRLERE KARŞI İKİ YÜZLÜ POLİTİKASINI KINIYORUM

    Ödülü almak için sahneye çıkan Bülent Gündüz yaptığı konuşmada; ‘Öncelikle festival komitesine beni bu ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum, ancak ülkemde devam eden insanlık dışı savaşa dikkat çekmek ve başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere Avrupa’nın ikiyüzlülüğü ve sessizliğini protesto etmek amacıyla bu ödülü almayı red ediyorum.’ diyerek ödülü almadı. 700’ye yakın davetlinin hazır bulunduğu gecede Gündüz’ün konuşması dakikalarca alkışlandı. Törenden sonra Gündüz’ün yanına gelen çok sayıda farklı ülkelerden sinamacı da Gündüz’ün tavrını desteklediklerini belirterek kendisini tebrik etti. Festival komitesi de yaptığı açıklamada, Gündüz’ün tavrını anlayışla karşıladıklarını ve büyük bir jest olarak gördüklerini ifade ettiler.

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1

    İNSANLARIMIZ KATLEDİLİYOR

    Ödül töreninde yaptığı konuşmada Kürdistan’da yaşanan saldırılara değinen Gündüz şunları söyledi; ‘‘Kürt halkı yıllardır barbarlık düzeyinde devam eden saldırılara karşı özgürlük mücadelesi vermektedir. Sur, Cizre, Silopi ve Nusaybin gibi Kürt şehirleri aylardır Türk ordusunun yoğun saldırısı altında olup yüzlerce insan katledildi ve bu saldırılar halen devam ediyor. Katledilen insanların içerisinde yaşlı, kadın ve çocuklar da bulunuyor. Üç aya yakındır Cizre ve Sur’da devam eden sokağa çıkma yasağı yüzünden insanlar katledilen sevdiklerini bile toprağa veremiyor. İnsanlarımız tüm dünyanın gözleri önünde katledilmeye devam edilmektedir.’

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1
    Bülent Gündüz

    KÜRT HALKININ ACILARINI NEDEN GÖRMEZDEN GELİYORSUNUZ?

    Türk ordusu katletmekle yetinmeyip, katlettiği kadınlarımızın bedenini çıplak bir şekilde teşhir etmektedir. İnsanlığın bu düzeyde ayaklar altına alındığı bir dönemde Avrupalılara şunu sormak istiyorum; bugün dünyanın en barbar örgütüne karşı insanlık adına savaş veren Kürt halkının bu acılarını neden görmezden geliyorsunuz? İngiltere, Fransa ve Almanya’nın bu iki yüzlü tavrı ve sessizliği onurlu bir duruşmudur?’’
    https://youtu.be/7UdgdzoNPkc
    BİR SANATÇI OLARAK BU VAHŞETE SESSİZ KALAMAZDIM

    Törenden sonra gazetemize konuşan Gündüz, bir sanatçı olarak halkının yaşadığı vahşete sessiz kalamayacağını belirterek şunları ifade etti;

    ‘‘Bir sanatçı olarak ülkemde yaşanan vahşete sessiz kalamazdım. Bu ödülü red etmemin ana sebebi, özellikle Cizre ve Sur’da yaşanan vahşete dikkat çekmek içindi. Onun dışında da yüzyıldır süren Kürt sorunu, dünyanın gözleri önünde bu kadar vahşi bir şekilde boğulmak istenmesi, ve Avrupa’nın bu durum karşısındaki iki yüzlülüğüne dikkat çekmek için bu ödülü red etmek durumundaydım. Umarım mesajımız gerekli yerlere ulaşmıştır. Kürt halkı yaşadığı tüm acılara ve vahşete rağmen halen Barış diyebilen bir halk, buna savaşla karşılık vermek sadece Türkiyenin değil Avrupa’nın da büyük bir ayıbıdır.’’

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1

    DAHA ÖNCEKİ ÖDÜLLERİ CEMİLE ALAN’A ADAMIŞTI

    Kürt yönetmen Bülent Gündüz daha önce de filmin Los Angeles’ta kazandığı ödüllerden birini, ‘Cizre’de evinin önünde katledilen 10 yaşındaki Cemile’nin şahsında tüm şehitlere, diğerini ise yerinden yurdundan göç ettirilen ve küçük bedenleri sahillere vuran çocuklara’ adadığını açıklamıştı.

    DENGBÊJ EGİDÊ CİMO’NUN AKTARDIĞI SIR

    ‘Kürdistan Kürdistan’da yönetmen Bülent Gündüz,1990’lı yıllarda bir düğünde Kürtçe kilam okuduğu için memleketini terk etmek zorunda kalan Kürt sanatçı Delil Dilanar’ın hikayesini anlatır. Delil Dilanar yıllar sonra ülkesine köyüne döner, ancak içinde bir boşluk ve yalnızlık duyar. Bu yalnızlığında onu bekleyen sürpriz vardır. Müziğinin kökleri, çocukluğunun ve ilk müzik gıdasını, ilk mey dersleri aldığı eğitmeni dengbêj Egidê Cimo ile köyünde buluşacaklardır. Buluşmada hocası Egidê Cimo, çırağı Delil Dilanar’a müziğinin sırrını açıklayacaktır. Ve Delil, hocasının ona vereceği sırrı almak için, peşinden hiç ayrılmaz. Delil sonunda sırrı alır ve en güzel kilamları okumaya başlar. Film bir insan hikayesidir; sürgünlük, yalnızlık, ülke hasreti, aile hasreti… Usta dengbêj Egidê Cimo ile çırak Delil Dilanar’ın Kürt müziği ve ritüelleriyle yeniden buluşmasının öyküsüdür. Aynı zamanda Kürdistan’da Serhat bölgesinin kültürüyle yoğrulmuş bir sanatçının yirmi yıllık sürgün yaşamından sonra yeniden kendi kültürüyle buluşması niteliğindedir.

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1
    Kürdistan Kürdistan Filmi Yabancı Dilde En İyi Film Ödülüne Layık Görüldü

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1

    Kürt Halkının Yaşadığı Vahşete Dikkat Çekmek İçin Ödülü Red Etti 1
    Kürt Yönetmen Bülent Gündüz
  • Londra’da Şimdiye Kadarki En Büyük Nükleer Silah Karşıtı Eylem

    Londra’da Şimdiye Kadarki En Büyük Nükleer Silah Karşıtı Eylem

    Başkent Londra’da 60 bin civarında kişi Nükleer silah karşıtı gösteri yaptı.  Marble Arch’tan yürüyüşe geçen binlerce kişi Trafalgar meydanında bir miting düzenledi.

     

    İngiltere’nin saygın gazetelerinden Guardian’ın ‘bir neslin en büyük nükleer karşıtı gösterisi’ olarak tanımladığı eylem, İngiltere’nin nükleer denizaltı programı Trident’in yenilenmesi programına karşı düzenlendi. Eyleme İşçi Parti genel başkanı Jeremy Corbyn, İskoçya babakanı Nicola Sturgeon’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    Londra’da Şimdiye Kadarki En Büyük Nükleer Silah Karşıtı Eylem 2

    Gösteriye, İngiltere’nin nükleer denizaltılarının konuşlandığı İskoçya’nın yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden katılım oldu. Göstericiler, İngiltere’nin Trident programının yenilenmesi için yapılan harcamaları protesto etti.

    Kalabalık elinde ‘Bombalar değil Kitaplar’, ‘Refahı değil, Savaşı Kes’ yazılı pankartlar taşıdı.

    BARIŞ BÖYLE OLMAZ

    Protesto gösterisinde konuşan muhalif İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, “Barışı demokrasiyle, insan haklarına saygıyla, eşitsizliğe son vererek ve kaynakları paylaşarak başarırsınız. Barışı, savaş planları yaparak ve birbirinin kaynaklarını ele geçirerek, diğerlerinin insan haklarına saygı göstermeyerek başaramazsınız” dedi.

    Londra’da Şimdiye Kadarki En Büyük Nükleer Silah Karşıtı Eylem 3

    41 MİLYAR STERLİN KAYNAK

    İngiltere Savunma Bakanlığı, dört yeni nükleer denizaltı temin edilebilmesi için gelecek 20 yıl içinde 31 milyar sterline, ayrıca beklenmedik harcamalar için de ek olarak 10 milyar sterline ihtiyaç olduğunu duyurdu.

    Nükleer programın yenilenmesine ilişkin kararın yıl sonunda alınması bekleniyor.

    İngiltere Başbakanı David Cameron’un hükümeti, programı ‘İngiltere’nin güvenliği için hayati önemde’ görüyor ve destekliyor. Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ise karşı çıkıyor. Fakat parti içinde nükleer programa yönelik uzlaşı yok.

    İngiltere’nin Trident filosunda dört nükleer denizaltı var. Denizaltılardan biri 24 saat boyunca devriye görevinde.

    Londra’da Şimdiye Kadarki En Büyük Nükleer Silah Karşıtı Eylem 4

     

  • İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı

    İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı

    İngiltere’den Diyarbakır’a giden heyetin içerisinde bulunan İskoç milletvekili Natalie McGarry, Sur’da bir süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı.

    Amed’in Sur ilçesinde 80 gündür devam saldırıları yerinde gözlemlemek amacıyla İngiltere’den bir heyet Amed’e gitti. Britanya Demokratik Güçbirliği organizesiyle oluşturulan heyetin içerisinde İngiltere’nin en büyük sendikalarından UNİTE ve GMB yetkilileri ile birlikte, milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri bulunuyor.

    Bu sabah Amed’e ulaşan heyet yaptığı birçok ziyaretten sonra, heyet üyeleri 2 Aralık 2015’ten bu yana abluka altında tutulan Sur ilçesine gitti. Sur ilçesine giden heyet içerisinde bulunan İskoç milletvekili Natalie McGarry polisler tarafından gözaltına alınarak çarşı karakoluna götürüldü. Bir süre karakolda tutulan ve soruşturmaya maruz kalan Mcgarry İngiltere büyükelçiliği ve HDP’li milletvekillerin araya girmesiyle 2 saat sonra serbest bırakıldı.

    HEYETİN İLK ADRESİ DTK EŞBAŞKANI DİCLE

    İngiltere’den giden heyetin içerisinde bulunan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil bugünkü izlenimlerini anlattı. Erbil şunları belirtti; ‘‘Bugün sabah saat 8:30’da Diyarbakır’a ulaştık. İlk görüşmemiz HDK eşbaşkanı Hatip Dicle ile oldu. Hatip başkan ingiliz sendikacilar, milletvekili, serpil Ersan ve bizim olduğumuz heyete Kürtlerin mücadele tarihçesini özetleyerek günümüzdeki yaşanan sorunların kaynaklarını anlattı.

    İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı 1
    İngiltere’den giden heyet DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ile görüştü

    SANAYİ VE TİCARET ODASI BAŞKANI; BÖLGE EKONOMİSİNİN BÜYÜK DARBE ALDI

    Sonra Diyarbakır sanayi ve ticaret odası başkanı Ahmet Sayar ve heyeti ile buluştuk.  Yaşanan savaşın bölgeye olan ekonomik kaybını detaylı olarak anlattı.

    SUR BELEDİYESİ EŞBAŞKANLARI TUTUKLU

    Üçüncü durak Sur belediye eş başkanları ile görüşmekti. Eşbaşkanların ikisi de tutuklu olduğu için yerlerine bakan eş başkan yardımcıları ile buluştuk. Sur katliamları ve şimdiki sorunlar hakkında bilgi verdiler.

    İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı 1

    ABLUKA BÖLGESİNDE ÇOCUKLAR DA BULUNUYOR

    Sur belediyesindeki görüşmemizden sonra eş başkan yardımcıları ve heyet olarak Sur da çatışma alanlarına gittik. Abluka altındaki bölgede halen 150 civarında sivil çocuk ve kadınlarında olduğu insanların da olduğunu onların kurtarılması ile ilgili polislerle görüşmek istedik.

    MİLLETVEKİLİ GÖZALTINA ALINDI

    Yasak bölgeye girişte en az 4 nokta da kontrol yaptılar sonra milletvekili kadın arkadaşı işaret ederek bu kadın fotoğraf çekti. Bizimle gelecek dediler ve göz altına aldılar. İngiliz elçiliği devreye girdi. HDP millvk Nursel Aydoğan, Ziya Pir ve Feleknaz Uca olay yerine geldiler. Yaklaşık 2 saat sonra bırakıldı.

    Gözaltına alınan heyetimizin üyesi serbest bırakıldıktan sonra Demokratik Bölgeler Partisini ziyaret ettik. Yetkili arkadaşlar detaylı olarak süreci anlattılar.

    Bir sonraki durağımız HDP eski milletvekili Ayla Akat’ın da görev aldığı Özgür Kadın Hareketini-KJA oldu. Ziyarette Kürt kadın hareketi hakkında bilgiler alındı. Kürt kadın hareketi kazanımları, mücadelesi ve sendikal hareketlerdeki ya da eğitim alanındaki konumu anlatıldı.

    İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı 1

    HEYETİN ZİYARETLERİ YARIN DA DEVAM EDECEK

    Yarın sabah ziyaretlerine devam edecek olan heyet Diyarbakır Belediye eşbaşkanı Gültan Kışanak, Rojova Derneği, HDP ve CHP Diyarbakır il başkanlıklarını ziyaret edecek. Heyetin programı akşam da PSAKD ve Cemevi ziyareti ile sonlanacak.

    HEYETTE KİMLER BULUNUYOR?

    İngiltere’den giden heyetin içerisinde, İskoç milletvekili Natalie McGarry, Unite The Union yönetim kurulu üyesi Simon Dubbins, GMB genel merkez yöneticisi Bert Schouwenburg, BAF başkanı İsrafil Erbil, CEFTUS direktörü İbrahim Doğuş, iş kadını Serpil Ersan, Hüseyin Ulus, Battal Kardaş ve Süleyman Alan bulunuyor.

    İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı 1

    İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı 2 İskoç Milletvekili Sur’da Gözaltına Alındı 3

  • Edinburgh da “Rojava ve Cîzre Görgü Tanığı” Paneli

    Edinburgh da “Rojava ve Cîzre Görgü Tanığı” Paneli

    Haber – Çigdem Özlük

    İskoçya’nın başkenti Edinburgh da geçtiğimiz günlerde “Rojava Eye-Witness” (Rojava Görgü Tanığı) adı altında bir panel gerçekleşti. Panele Edinburgh Üniversite öğrencileri yanı sıra İtalyan, İskoç, İngiliz, Yunan ve bir çok Kürdistan dostu daha katıldı.

    Kobane ile dayanışma aktivisti, İngiliz, Alexander Carver gönüllü olarak Rojava’yı yeniden inşa etmek amacıyla gittiği Rojava Kürdistan’ında gözlemlediği savaş ortamını, bölgedeki Kürt halkı ile kurduğu bağı ve kadının yerini anlatan bir sunum gerçekleştirdi. Ayrıyeten, “Rojava Resiste” kolektifinden katılım sağlayan İtalyan aktivist Massimiliano Goitom, Cîzre izlenimlerini, bölgedeki Türk devletinin gerçekleştirdiği sokağa çıkma yasaklarını ve Kürt sivil katliamlarını anlattı.

    Edinburgh da "Rojava ve Cîzre Görgü Tanığı" Paneli 3

    CARVER’DAN KOBANE İZLENİMLERİ

    Kobane devrimindeki YPJ/YPG savaşçılarının dünyaca pozitif bir ilgi gördüğünü anlatan Carver sunumunda şunları söyledi; “Rojava da gerçekleşen

    devrim ile bölgedeki politikaya ve Türkiye deki halk direnişlerine de kamuoyunun dikkatini vermesi ve asıl kazanılması gerekenin ne olduğunu iyi anlaması gerekir”. Kürt lideri Abdullah Öcalan’ı referans göstererek, “Demokratik Konfederalist” sisteminin hayata geçmesini ve bunun kadının özgürlüğü, azınlıkların hakları, ve halkların birlikte yaşamasının oluşumuyla gerçekleşeceğini ve Rojava’nın bu anlamda muazzam bir model olduğunu anlattı.

    Edinburgh da "Rojava ve Cîzre Görgü Tanığı" Paneli 2

    ENTERNASYONEL KATILIM

    Carver, şehit İvanna Hoffmann ile enternasyonal kesimin Kürdistan’daki Daiş teröristlerine karşı savaşıyla daha da bilgilendiğini ve ayaklandığını belirtti. Carver sunumuna ayrıca şunları ekledi; “Avrupa ve dünya genelinde halk İvanna’nın şahadeti sonrasında daha aktif rol almaya başladı. Türkiye ve Kürdistan’dan yapılan dayanışma çağrılarına kulak veren enternasyonal kesim, yani bütün dünya halkı bu sorunu kendi sorunu olarak görmeye başladı. “International Freedom Battalion” (Enternasyonalist Özgürlük Taburu) ile çağrılar aslında cevaplandı ve katılımlar gün geçtikçe arttı”.

    SOL NEDEN ROJAVA’YI DESTEKLEMELİ?

    Carver, şöyle devam etti: “Rojava global seviyedeki politik önemi yüksek olan ve uzun zamandır bölgedeki ilk yeni Devrim Hareketini fiili gösteren modeli temsil ediyor. Kadın özgürlüğü, etnik, dini ve politik çoğunluğu tamamen kapsamına alarak aslında yeni bir yaklaşım sergiliyor bölge içerisinde. Tamda bu noktada birlik içerisinde farklı politikaların pratikleştiği yönünde iyi bir rol model olarak karşımıza çıkıyor. Rojava devrimi ile, bütün solun, anarşistten sosyal demokrata kadar Batı’ya ve aşırı tutucu/muhafazakar kesimlere karşı birleşmenin büyük bir şans olduğunu belirtmeliyim.”

    Edinburgh da "Rojava ve Cîzre Görgü Tanığı" Paneli 1

    MILANO – “ROJAVE RESİSTE” KOLEKTİFİ CİZRE İZLENİMİ

    “Rojava Direniyor” kolektifinden Massimiliano Goitom, grup arkadaşının gittiği Cîzre izlenimlerini ve bölgede yaşanılan savaş ortamını anlatan bir video gösterimini izleyiciyle paylaştı. Bölgede HDP ile görüştüklerini ve Türk devleti tarafından gerçekleştirilen sokağa çıkma yasağının halkı derinden etkilediğini, katledilenlerin PKK olmadığını ve sivil halk olduğunu aktardı. İç savaş ortamının derhal durması için “Rojava Resiste” olarak tüm dayanışma çağrılarını yaptıklarını ve yapacaklarını belirtti.

    Panelde son olarak, Cîzre’de yapılan kısa videonun gösterimiyle ve bildirilerin dağıtılmasıyla sona erdi.