Blog

  • Kıbrıs’ta Barış Arayışları- 2

    Kıbrıs’ta Barış Arayışları- 2

    KKTC Cumhurbaşkanlığı sözcüsü ve görüşmeci heyeti üyesi Barış Burcu ile Kıbrıs’ta barış arayışları süreci ile ilgili tarihsel sürece ve şuanda müzakerelerin ne yönde devam ettiği konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

    Kıbrıs’ta barış arayışları- 2 2

    Reportaj-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Uzun yıllardır Kıbrıs adasındaki bölünmüşlük ve sınırların kaldırılması adına devam eden barış görüşmeleri ve müzakerelerde ne noktaya gelindiği merak konusu. Ateşlerin yandığı ve kan gölüne dönen Ortadoğu, gündemi uzun süredir meşgul ederken Kıbrıs’ında stratejik olarak Ortadoğu’ya açılan bir kapı ve batılı güçler için Akdeniz’de bir savaş gemisi olduğu gerçeği göz ardımı ediliyor. Kıbrıs Türk toplumu cumhurbaşkanlığı seçiminde bu sefer sol kökenli bir adayı başa getirerek müzakerelere ivme kazandırmaya çalışırken, garantör ülke Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya karşı ve Kıbrıs meselesine yönelik tutumu ne yönde. Ana vatan- Yavru vatan atışması, müzakere süreci, anlaşılan yada anlaşmaya varılmayan konu başlıkları Türkiye devletinin Kıbrıs politikasına dair daha bir çok konuyu ele aldığımız ve KKTC devleti Cumhurbaşkanı sözcüsü Barış Burcu ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı her hafta bir bölüm olmak üzere yayınlayacağız.

    Telgraf: Yönetim ve güç paylaşımı konularında, müzakerelerde iki tarafın uzlaşıları var diyebilirmiyiz..

    Burcu: Yönetim ve güç paylaşımı konusunda matematiksel hesabım doğrumu bilemiyorum ama yüzde 85 oranında uzlaşıya varıldığını söyleyebilirim. Geriye kalan yüzde 15’lik konunun da aslında pek çoğunun, karşılıklı hoşgörü ve anlayışlarla büyük oranda uzlaşı sağlandı fakat son kertede kağğıt üzerinde anlaşmaların imzalandığını söyleyemem.

    Telgraf: görüşmelerde ne gibi konuları tartışıyorsunuz

    Burcu: Görüşme sürecinde vardığımız noktalar ve uzlaşılar ile ilgili gizlilik ilkesinden dolayı dışarıya bilgi veremiyoruz. Fakat e gibi konular konuştuğumuzu ne gibi konularda sonuç ürettiğimizi paylaşabiliriz. Mesela yönetim ve güç başlığı altında 20 tane kağıt ürettiğimizi vurgulamıştım, bunların her birinin de içinde kendi başıkları var. Mesela federal yönetimin nasıl olacağı, başkanlık sistemimi yoksa parlamenter sistemimi olacak yoksa ikisinin karması bir yönetimmi olacak.

    Başkan kim olacak, bir rotasyon olacak mı başkanlar arasında, örneğin bizim pozisyonumuz bir rotasyon olması gerektiği yönündedir, her zaman bir Rum’un kurulacak federasyonun cumhurbaşkanı olması doğru birşey değildir çünkü 11 şubat belgesinde belirtilen eşitlik temelinde bir federasyon kurulacak algısına terstir. Birde, başkanlıkmı parlamenter sistem mi olacak tartışması aslında yürütmenin yapısına belirleyecek, çünkü varılacak anlaşmaya göre başkanlık sistemi kurulabilir yada bakanlar kurulu kurulabilir. Bunları tartışıyoruz.

    Yine yasama ile ilgili konuşacak olursam, genellikle federasyonlarda iki meclis vardır, bir üst meclis birde alt meclis. Örneğin üst meclisi seçecek seçmen yapısı ne olacak, al meclisi seçecek seçmenler ne olacak, AB birliğindeki seçmen yapısı ne olacak sorularına cevaplar arrıyoruz, tabiki çeştli seçmen yapıları oluşturulacaktır fakat kalıcı ve net bir çözüm adına oldukça detaylı tartışmalara giriyoruz. Üst meclisteki kompozisyon ne olacak, ne kadar Türk ne kadar Rum olacak, ayni şekilde alt meclisin de ve bunların karar alma mekanizmaları nasıl olacak konularınıda tartışıyoruz. Üst mecliste bir tıkanıklık olursa, bu tıkanıklığı açma mekanizması ne olacak, hatta iki meclis arasında da yaşanabilecek bir tıkanıklık nasıl çözümlenecek gibi konular.

    Bahs ettiğim 20 kağıttan yine bir örnek verecek olursam, yargı. Yargı konusu çok önemli. Federal bir yargı mekanizmasının çalışma alanları ne olacak, yüksek seçim kurulu gibi davranabilecekmi, yada anayasa mahkemesi gibi davrana bilecekmi, yada islah mahkemesi gibi davranabilecekmi hususlarını tartışıyoruz, her bir davanın başkanlığını yapacak ve O başkanın nasıl seçileceğini de tartışıyoruz. Her zaman bir Türk yada her zaman 1 rum olamayacağına göre bunların nasıl seçileceğinide konuşuyoruz. Karar alma mekanizmaları bu mahkemelerde nasıl çalışacak, yargıçların atanması dahi ince detay bir konudur. Bir anlaşma sonrasında ilk yargıçların atama usulü olması gerekebilir ve bu atamalar nasıl yapılacak konularını görüşüyoruz.

    Telgraf: Çözüm sürecinin olumlu yönde bir ivme kazandığını söyleyebilirmiyiz ve bu gün yoğun olarak devam eden müzakerelerde TC devletinin dışardan veya içerden herhangi bir etkisi varmı, varsa nedir?

    Burcu: çözüm süreci daha önceki dönemlere kıyasla olumlu yönde bir hız kazanmıştır doğrudur. Çok samimiyetle söyleyebilirim ki evet TC’nin pozitif bir etkisi var, yapmış olduğumuz üst düzey yetkililer ile görüşmelerimizde olumlu neticeler çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret ettik O da bizi ziyaret etti, ayni şekilde Sn. Davutoğlu ile de görüşmelerimiz oldu ve daha bir çok yetkili ile görüştük. Tüm bu ziyaretlerde ortaya konulan samimi konuşma ortamları içerisinde Kıbrıs sorununun adil bir çözüme kavuşması için bize destek çıkmaktadırlar. Bu sadece bizim TC yetkilileri ile yapılan toplantılarda değil, dünya devletleri dahi destek vermektedir. Bizlerin hem teknik hem mali hemde iki liderin oluşturduğu politik iradeye evrensel bir irade desteğine ihtiyacımız oldu.

    Kıbrıs’ta barış arayışları- 2 1

    Telgraf: Erdoğan’ın en son Kıbrıs’ın Kuzeyine 20 Temmuz’da gerçekleştirmiş olduğu ziyarette ‘anavatansız bir çözüm mümkün değildir’! daha öncede anavatan-yavru vatan krizide yaşanmıştı, bu noktada TC devletinin müzakerler ile ilişkisi anne yavru ilişkisimi yoksa Kıbrıs Türküne özgürlük sağlayacak bir yöndemidir?

    Burcu: Bunu iki farklı düzlemde değerlendirmeliyiz. Birincisi ana yavru ilişkisi düzelemi, bu zaten Sn Akıncı’nın başa geldiği dönemde oldukça yoğun geçen bir tartışmaydı, farklı algılar farklı değerlendirmeler olabilir, biz artık Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üstünde durup ve tabiki Türkiye ile de iştisare içerisinde kendini yönetebileceği olgunluğa erişmesini istiyoruz. Başkanımızın ifade ettiği kardeşlik ilişkisi bu yöndedir. Tayyip Bey bunu ana yavru ilişkisine yorumlamış olabilir bu kendi yorumu ve düşüncesidir. Fakat TC devleti içinde bir çok yetkili de bu kardeşlik ilişkisinin yerinde olduğunu ana yavru mentalitesinden kurtulunması gerektiği yönünde de açıklamalarda buunmuşlardı. Yaşanan ana vatan yavru vatan krizi yıllara dayalı, kelimelerin kullanımına dayalı jargonla alakalı idi ve O konu aşıldı. Şuanda öyle bir tartışma yok.

    İkinci düzelenmde bunun değerlendirmesini yapacak olursam Türkiye olmadan çözüm olmaz diyebilirim. 1960 da kurgulanan Kıbrıs yapısı Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının imzasını taşıyor. Uluslar arası anlaşmaların doğası gereği bütün imzacı tarafların yeni kurulacak bir düzene onay vermesini gerektiriyor. Sadece TC için geçerli değil tüm imzacılar tüm taraflar için geçerlidir. Bütün tarafların onaylamadığı bir değişiklik Kıbrıs’ta söz konusu olamaz.

    Telgraf: Beş imzalı bu yapıya, uluslar arası platformda ve siyasette bakıldığı zaman Türk silahlı Kuvetlerinin Kıbrıs’a işkalci durumuna düştüğünü görüyoruz. Bizlere, uluslar arası düzeyde, Kıbrısta bulunan Türk askerinin drumunu birde siz anlatırmısınız..

    Burcu: TSK’nin adadaki varlığı bir gerçektir doğrudur. Hangi sebeple burada oldukları da bir gerçektir. Adada uzun süredir ve fazla sayıyla duruşları ile ilgili olumsuz siyasi yorumlar gelebilir. Bu doğaldır. Birleşmiş milletler kayıtlarına bakıldığında yabancı askerlerin arındırılması yönünde ve silahsızlanma yönünde maddeler bulunsada, TSK’yı şuanda BM düzeyinde işkalci konumuna düşürecek bir madde yada yasa bulamazsınız. Bunun sebebide, BM genel kurulu nezninde TSK’nın Kıbrıs’ta bulunmasını işkalci olarak uluslararası hukukta nitelendirmemesidir. Ayrıca BM asker bulundurmanında biran önce değiştirlmesi taraftarı.

    Telgraf: Kıbrıs coğrafi konumu itibari ile Türkiye için Akdenizde bir bir gemi… Birleşmiş Milletler ve Kıbrıs yönetimlerinin Türkiyenin Kıbrıs’ta asker bulundurmasını nasıl değerlendireceksiniz.

    Burcu: Tesbitiniz doğrudur fakat eksik yönüde şudur ki Kıbrıs sadece Türkiye için staratejik bir konumda değildir, her devlet için ayi önemi taşır. Süveyş kanalının açılmasının ardından Kıbrıs’ın büyük strateji yükselmesi oldu, o tarihten buyana Kıbrıs bu sıkıntıyı yaşıyor. Hele şimdi enerji kaynaklarınında bulunması ile onu dahada stratejik yaptı. Ayrıca yeni gelişen bir durumda var ki, doğu Akdenizdeki coğrafyaya bakıldığında Afrika’nın kuzeyinden tutunda, Irak,Suriye, Msır, Lübnan, Türkiye’nin güneyi bütün buraları kaynıyor. Akdenizin içinde bir sorun olan ama çok şükür kan akmayan belli bir demokratik olgunluğa gelmiş bir ada var. Bu adada iyi bir örnek yaratmak müümkündür, bu kaynayan denizi soğutmaya yarayan küçük bir buz parçası gibi düşünün Kıbrıs’ta yeni bir ortam yaratmak herkesin menfaatına olabilir. Ayrıca sizin bahsettiğiniz stratejik konularda yeni iş birlikleri ortaya çıkabilir. Uzlaşmış bir Kıbrıs’ta enerrji kaynaklarının İsrail ve Mısır’ın da enerji kaynakları ile birlikte Türkiye üstünden Avrup’ya sevkiyatı çok önemli bir gelişme olabilir. Kıbrıs üzerindeki Türkiye’nin çıkarları Avrupa, İsrail ve Mısır’ın da çıkarları ile örtüşme potansiyeli de taşıyor.

    Telgraf: Kıbrıs’ta mal-mülk sorunu için çözüm ne şekilde aranmaktadır?

    Burcu: Mülkiyet sorunumuz dördüncü başlığımızdır. Mülkiyette 3 ana ara başlık var. Birincisi etkilenmiş mülklerin kategorileri: Etkilenmiş bir malı biz incelediğimizde kategorisini belirlememiz gerekiyor. Şuana adar 22 kategori belirledik. Birkaç örnek vercek olursam, önümüze bir tapu geldiğinde bakıyoruz bu birisine verildimi, tahsis edildimi, eğer edilmemişse bu ayrı bir kategori. İkinci kategori ise istimlak edilen bir mülk mü, diyelim ki devletlerin kullanması amaçlı istimlak edilmiştir o zaman bu mülk halka tahsis edilenler kategorisindedir. Veya yeni orman alanları açılıyor, buralarda bazı tarlalar mülkü olan taralalar var, o zaman bu ormanlaştırılan bir alana düşen mülk kategorisine girer. Yada bir ev düşünün bir Rum’un evi ve burada şuanda bir Türk yaşıyor, bu terk edilen mülkün içindeki Türk’te hangi sebeple o evde kalıyor ve güneyde bir mal bıraktımı, eşdeğercimi, bu da bir kategoridir. Bu ve buna benzer toplam 22 kategoride anlaştık diyebilirim.

    İkinci başlık ise bu malların ne olacağına kimin karar vereceği ile ilgili. İade, takas veya tazminat mı olacağına kim karar verecek. Bunun anlaşmasınıda yaptık, buna göre çözüm ile birlikte özel bir yapı kurulacak bu yapıyada mğlkiyet komisyonu diyoruz, eşit sayıda Türk ve Rum’dan oluşacak. Ve 2 sene içinde bu yapı ile mülkiyet sorununu aşmayı planlıyoruz. Günümüzde artık uluslarrası hukukta kendi istemi dışında uzun yıllar kendi malı olmayan topraklarda yaşayanların haklarıda bir trent haline dönmüştür. Rum tarafı bunuda göz önğnde bulundurarak taşınmaz mal komisyonunun kurulmasına bize onay verdi. Şuanda mülkiyet konusunda yeni tartışmaya başladığımız şey ise karar mekanızması ile ilgilidir. Kategorisi belli olan malların kaderinin ne olacağına karar verecek mekanizmanın yapısını tartışıyoruz. Biz Kıbrıs’lı Türk’ler olarak süzgeçin deliklerini küçük açmaya çalışıyoruz ki bu kategorizasyon sonucunda bizim yönetimimizde olacak bölgede nifus ve mal-mülk doğru orantıda olsun, aksi takdirde birçok ortadoğu ülkesinin düştüğü duruma düşebiliriz.

  • Kışlık Kavurma

    Kışlık Kavurma

    Bu hafta soğuk kış aylarına büyük tatlar katan, kış hazırlıklarının en gözdelerinden olan kavurma tarifi ile beraberiz.

    Kışlık Kavurma 1

    Kavurma, Kürdistan’da tarihi yüz yıllara dayanan, kış aylarında yapılan yemeklere katmak amacıyla hazır et bulundurmanın en etkili, pratik aynı zamanda en lezzetli yollarından biri idi. Yaşam koşulları ve iklim yemek kültürünü direk olarak yakından etkileyen faktörlerdendir. Elektiriğin dolayısıyla soğutucuların bulunmadığı, ayrıca kasaplık diye bir mesleğin henüz tam olarak gelişmediği bir ortamda, taze et ihtiyacını karşılamak tahmin edileceği gibi öylesine basit bir iş değildi. Her et ihtiyacınız olduğunda bir hayvan kesmek, hem pratiklik hemde finansal anlamında çok akıllıca bir çözüm olmadığından geliştirilen kavurma tekniği bu soruna harika bir çözüm getirmiştir.

    Kış aylarının başlamasından itibaren, ailenin gelir kaynağına göre, bir yada bir kaç koyun, keçi veya dana gibi hayvanın kesilip, koca kazanlar içinde etin kendi yağında yavaş yavaş haşlanıp ve sonrasında kavrulmasından sonra bolca tuzlanarak küplere yada tenekelere basıldığı bir teknik.

    Kavrulan et içindeki su miktarının azalması sonucu lezzeti bakımından inanılmaz bir yoğunluğa ulaştığından,  yerken etin öz lezzetinin tadına varıyorsunuz. Görüntü bakımından tadını bilmeyenler için çok iştah açıcı olmadığı halde tadını bilenler için ağız sulandırıcı bir görüntüye sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Kavrulmuş parça etler, etrafını saran yağlı katmanlar arasında sıkışmış ve muhafaza edildiği kabın şeklini almış ve aynen doğal dalgalı hatları olan bir mermer görüntüsü alır. Özellikle keskin bir bıçakla kestiğinizde yağ ve et oranının iyi ayarlandığını, dolayısıyla lezzetini ve kalitesini bu mermerimsi dalgalardan anlamanız mümkün.

    Annemden dinlediğim kadarıyla eskiden kış için hazırlanan kavurma çok maliyetli olduğundan ve yapımı emek istediğinden çok kıymetliymiş ve bu sebeple çok dikkatli tüketilirmiş. Özellikle misafirlere servis edilen kavurma tek başına yenilmesinden ziyade kışın yapılan çorba ve sulu yemeklere lezzet katması için az miktarda kullanılan bir malzeme olarak görülürmüş. Lezzetinin yoğunluğundan dolayı az miktarda kullanılmasının tamamiyle anlaşılır bir durum olduğunu yemeklerde kullanmaya başladığınızda anlıyorsunuz. Yemeğin lezzetini tamamen değiştiren ve kendine has muhteşem bir lezzet katan bir özelliğe sahip kavurma.

    Kavurma ile neler mi yapabilirsiniz?

    Öncelikle benim favorilerimden olan sahanda kavurmalı yumurta, onun ardından yoğurtlu çorbalarda, köftelerde, pilav ve makarna çeşitlerinde kullanabilir, hatta ekmek arası sade, veya soğan, yeşil salata ve domatesle yiyebilirsiniz. Her hali her şekli muhteşem lezzetli fevkalade bir yiyecek. Eğer et meraklısı biri iseniz tam size göre bir yiyecek.

    Buzdolabında en az bi kaç hafta bozulmadan muhafaza edebiliyorsunuz ve yoğun temposu olan kişiler için kısa sürede lezzetli bir öğün hazırlamak bakımından inanılmaz bir kolaylık sağlıyor.

    Haftaya yeni bir lezzette buluşmak dileği ile yorumlarınızı bekliyorum.

    Kavurma

    200 gr. Kuyruk yağı-ince kıyılmış

    2 kg. Kuzu kürek eti- kuş başından büyük doğranmış.

    Tuz & karabiber

    2 yemek kaşığı tereyağı

    1. Sağlam tabanlı geniş bir tencereye kuyruk yağını alın ve orta ateşte arada bir karıştırarak yağlarını salana kadar biraz kavurun. Eti üzerine ekleyip bir yemek kaşığı tuz ve karabiber ekleyip karıştırın ve kapağı kapalı bir şekilde kısık ateşte 1-1 buçuk saat kadar 15 dakika kadar aralıklarla karıştırarak pişirin. Bu süre içerisinde et suyunu bırakacak ve kendi suyunda yavaş yavaş pişmeye devam edecektir.
    1. Et suyunu çekip azaldığında hemen hemen yarı miktara inmiş ve istenilen yumuşaklığa varmıştır. Tencerenin kapağı açık şekilde karıştırarak eti biraz kahverengini alana kadar kavurmaya devam edin. Bu safhada etin suyunun tamamen çektiğini ve etin tencerenin dibine yapışmaya başladığını göreceksiniz. Tuz ve karabiberini kontrol edip gerekirse ekleyip ardında tereyağını ekleyip karıştırın ve ocaktan alıp dinlenmeye bırakın.

    Kavurma uzun süre muhafaza etmek için genelde çok tuzlu yapılsada, kısa sürede tüketileceği için çok tuzlu yapmak zorunda değilsiniz.

    1. Kavurma hala ılıkken içinde muhafaza ededeğiniz uygun bir kaba alın ve tamamen soğuduktan sonra buzdolabına yerleştirin.

    Kullanacağınız zaman tek bir kütleye dönüşmüş kavurmayı keskin bıçakla ince dilimlere bölüp öyle kullanmanızı tavsıye ederim.

    Bol yağ içerdiğinden yemekler fazla extra yağ kullanmanıza gerek yok ayrıca.

    Afiyet olsun.

  • Londra’da Ankara Katliamı Protestosu

    Londra’da Ankara Katliamı Protestosu

    Ankara’da KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı üzerine düzenlenen Barış Mitingi öncesinde gerçekleşen bombalı saldırılar Başkent Londra’da protesto edildi.

    Ankara Katliamı 12

    Ankara’da 128 kişinin yaşamını kaybettiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı bombalı saldırıyı protesto etmek için binlerce kişi, Downing Street Başbakanlık Binası önünde toplandı.

    Saygı  duruşu ile başlayan eylemde, yabancı kurum ve kuruluşlar dahil Kürt, Alevi, Sosyalist ve Sendika üyeleri katliamı kınayan açıklamalar yaptı. Ayrıca AKP’nin Kürtler’e ve sosyalist kesimlere yönelik şiddet politikaları eleştirildi ve Kürt Hareketiyle dayanışma mesajları verildi.

    Basın açıklamasında İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn’ın Ankara katliamına yönelik mesajı da okundu.

    Corbyn: “Barış mitinginin böyle bir katliamla sonuçlanması nedeniyle şoktayım. Daha fazla ölümlerin yaşanmaması için ateşkes ve siyasi çözüm hayati önem taşıyor. Kürtler’in haklarının tanınması uzun vadeli barış için elzem. Yaşanan olaydan dolayı üzüntülerimi iletiyorum.”

    Öğlen saatlerinde Demokratik Güç Birliği çağrısıyla Britanya Başbakanlık Binası önünde bir araya gelen kitle, “Katil Erdoğan,  Katil Türk Devleti” sloganlarıyla BBC Binasına doğru yürüdü.

    Birçok yabancı sivil toplum örgütleri dahil, sayısı binleri bulan kitle, yürüyüşün sona ermesinin ardından dağıldı.

  • Ankara Katliamı Londra’da protesto edildi

    Ankara Katliamı Londra’da protesto edildi

    Bugün Ankara’da Barış Mitinginde yaşanan katliam, Londra’da binlerin katılımıyla protesto edildi. Woodgreen’de bir araya gelen kalabalık kitle saldırıyı lanetledi.

    Basın açıklaması yapılmadan önce olayda hayatını kaybedenler  için saygı duruşunda bulunuldu. Eylemde, “Katil Erdoğan,  Katil Türk Devleti” sloganları atıldı.

    Kalabalık kitle yolu trafiğe kapatarak Kürt Toplum Merkezine doğru yürüyüşe geçti. Kitle, Türk Devletinin Ankara’da gerçekleştirmiş olduğu saldırıyı kınıyoruz ve soykırımı durdurun yazılı pankartlar taşıdı.

    Demokratik Güç Birliği ve Kürt Halk Meclisi tarafından düzenlenen eylemde  yapılan açıklamalarda katliamın adresinin açık olduğuna vurgu yapıldı: Suruç ve Diyarbakır mitingi katliamlarını gerçekleştirenler ile bugün Ankara’da ki Barış mitinginde yapılan katliamı aynı kesimlerin yaptığı belirtildi; “AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde aldığı yenilgiyi 1 Kasım’da da alacaklarını bildikleri için Kürtlere yönelik bu tür katliamlar gerçekleştiriyor” denildi.

    HDP Britanya Kadın Koordinasyonu eylemde dağıttığı bildiride saldırının hedefinin açık olduğunu belirterek,  “Saray ve kontrolündeki AKP Devleti; savaşa, saldırganlığa ve ortaçağ vahşetine karşı halkların, emek örgütleri ve demokrasi güçlerinin kadınların ve gençlerin ellerini, seslerini, umutlarını büyütmelerine engel olmayı hedeflemiştir. Bu katliam bir umut kırma operasyonudur. Biz hiçbir saldırının umutlarımızı kırmayacağını hatırlatıyor,  sarayın emriyle gerçekleştiğine inandığımız katliamı nefretle kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ankara’da yaşanan katliam kitlesel bir eylem ile 11 Ekim Londra merkezde yine protesto edilecek.

     

  • Siz Nasıl Alçaklarsınız!: Ambulans Yerine Toma!

    Siz Nasıl Alçaklarsınız!: Ambulans Yerine Toma!

    Ankara’da barış mitingine düzenlenen ve çok sayıda ölümün yaşandığı olaydan sonra katliam kadar alçakça  bir gelişme yaşandı. Katliam yerine ambulanslardan önce gelen TOMA’lar oldu. TOMA’lardan katliamdan kurtulanlara su sıkıldı..

    Siz Nasıl Alçaklarsınız!: Ambulans Yerine Toma! 1
    Ankara’daki Patlamadan Sonra Kurtulanlara Toma İle Saldırıldı
  • Ankara Katliamında Yaşamını Yitirenlerden 27’sinin İsimleri Açıklandı

    Ankara Katliamında Yaşamını Yitirenlerden 27’sinin İsimleri Açıklandı

    Ankara’da barış isteyenlere dönük bombalı saldırıda katledilenlerin sayısı artıyor.

    An injured man hugs an injured woman after an explosion during a peace march in Ankara, Turkey, October 10, 2015. REUTERS/Tumay Berkin
    REUTERS/Tumay Berkin

    HDP Hukuk Komisyonu Üyesi Avukat Pınar Akdemir’in verdiği bilgilere göre; ilk patlamada 36, ikinci patlamada 25 ve 2 kişinin de olaya yakın bir yerde olmak üzere toplamda 63 kişinin cenazesine ulaşıldı. Hastanede hayatını kaybedenlerle birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 90’ı buldu.

    Hastanelerde hayatını kaybedenlerin kimlikleri şöyle:
    “1-Meryem Bulut – Dışkapı SGK
    2-Günay Doğan – Dışkapı SGK
    3-Ramazan Çelik – Dışkapı SGK
    4-Binali Korkmaz – Dışkapı SGK
    5-Kimliği belirsiz – Dışkapı SGK
    6-Metin Taşmen – Ulus Devlet Hastanesi (Pir Sultan Abdal Derneği)
    7-Mesut Mak – İbni Sina
    8-Hacı Kıvrak – İbni Sina
    9-Fatma Esen – Gazi
    10-Kimliği belirsiz kadın – Gazi
    11-Muhammed Zakir Karabulut – Dışkapı SGK
    12-Seyhan Yaylagül
    13-Sidar Çevik
    14-Nurgül Çevik
    15-Vahdettin Özhan
    16-Selim Örs
    17-Güney Doğan – Dışkapı SGK
    18-İhsan Deniz – Dışkapı SGK
    19-Ramazan Çalışkan – Dışkapı SGK
    20-Berna Koç – Dışkapı SGK
    21-İbrahim Atılgan
    22-Veysel Atılgan
    23-Necla Duran
    24-Gülhan Elmascan
    25-Yılmaz Elmascan
    26-Hacı Mehmet Şah
    27-Şirin Kılıçalp.”

  • Katliamın Korkunç Bilançosu: 86 Can Kaybı

    Katliamın Korkunç Bilançosu: 86 Can Kaybı

    Sağlık Bakanı, Ankara’da katledilenlerin sayısının 86 olduğunu belirtti.

    Sorumlusu olarak AKP’nin işaret edildiği katliamda yaşamını yitirenlerin sayısı artıyor.

    Türk İçişleri Bakanı Selami Altınok, Adalet Bakanı Kenan İpek ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ankara’daki katliama ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.

    ’86 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ’

    Bakan Müezzinoğlu, toplam 86 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Ayrıca 186 kişinin yaralı olduğu, 28’inin de durumunun ağır olduğu belirtildi.

    ‘GÜVENLİK ZAFİYETİ YOK!’

    Toplantıda, basın mensupları tarafından bakanlara “İstifa edecek misiniz” sorusu da yöneltildi. Bakanlar ise “Güvenlik zafiyeti yok” diye yanıt verdi.