Blog

  • Dolmeya Parsûyan / Kaburga Dolması

    Dolmeya Parsûyan / Kaburga Dolması

    Bu hafta Mardin ve Diyarbakır yörelerinin özel günlerine damgasını vuran, ihtişamlı görünüşü ile zihinlerde yer bırakan, namı çok uzaklara kadar gitmiş eşsiz lezzetlerinden biri olan Kaburga dolması tarifi ile beraberiz.

    Dolmeya Parsûyan / Kaburga Dolması 1

    Düğün, bayram gibi büyük kutlamaların yanı sıra diğer özel davetlerin de en gözde yemeklerinden olan kaburga dolması sofraları tam anlamıyla şölene dönüştüren, bu anlamda benzeri az olan yemeklerdendir.

    Bu fevkalade lezzetli ve gönüllerde taht kurmuş yemekle ilgili neler yazabilirim kaygısı tarifini vermeye karar verdiğim andan itibaren başladı diyebilirim. Öncelikle hangi yöreye ait olduğu konusunda dikkatli olmam ve bu yemeği yakından tanıyan ve bilenleri bu konuda kırmamak gerektiği üzerine düşündüm. Fakat hemen ardından bu çok özel tadın Kürt mutfağında önemli bir yerinin olmasının tam olarak hangi yöreye ait olduğundan çok daha önemli olduğuna karar verdim. Bu nadide yemeğin kökenini bulmaya çalışmanın ise akıl alacak bir iş olmadığına Mardin veya Diyarbakır’ın kültürel kaynaşmalarını göz önünde bulundurduğunuz da hemen karar verebilirsiniz. Pek çok farklı etnik köken ve dinden gelen toplumların bu şehirlerde yüzyıllardır beraber yaşadıklarını düşündüğümüzde hangi toplumun hangisine öğrettiği sorusu doğrusu çok gereksiz geliyor. Ama Altın’ın çizilmesi gereken en önemli nokta bu ünlü yemeğin “yöresel” bir yemek olmadığı Kürt mutfağında yüzyıllardır pişen çok özel bir kutlama yemeği olduğudur.

     

    Bu yemeğin lezzetiyle ilgili ne yazılabilir ki? Bir kere görünümü açısından bir yemekle ilgili beklentilerinizin çok fazlasını sunuyor. Masaya getirildiği andan itibaren gözlerinizle doyuyorsunuz önce. Servis edilmesi için eti kemiklerinden didikleyerek ayırma aşamasını kendinden geçmişçesine izleyen gözlerle izlemek lezzeti ile ilgili beklentilerinizi on katına daha çıkarıyor. Ve lezzeti? Düşük ısıda yavaş yavaş pişen et kemiklerden öyle kolayca ayrılıyor ve ağızda dağılacak kadar bir yumuşaklığa varıyor. Kemik ve etin lezzetlerini içine çekmiş pilav içindeki baharatlar ve bademlerle karışarak yemeği komple bambaşka bir lezzete çevriliyor.

    Bugün kurban bayramı ve bir çoğumuz için çok özel bir yere sahip olan bu önemli günde başka yemek tarifi vermek pek doğru gelmedi açıkçası. Özel günlerinizde unutulmaz bir ziyafet vermeyi düşünüyorsanız bu yemek tam anlamıyla aradığınız şey.

    Haftaya yeni bir lezzette buluşmak dileği ile yorumlarınızı bekliyorum.

    Dolmeya Parsûyan / Kaburga Dolması

    8-10 kişilik

    Yapılışı:

    300 gr. baldo pirinç

    4 yemek kaşığı tereyağı

    100 gr. Badem içi – Haşlanmış kabukları soyulmuş.

    1 şeker kaşığı toz yeni bahar

    1/2 şeker kaşığı toz tarçın.

    1.5 şeker kaşığı kuru reyhan

    2 avuç dolusu ince doğranmış taze maydanoz.

    Tuz&karabiber

    2 kg Kuzu veya oğlak kaburgası. – Dış taraftaki yağı üzerinde ve kemiklerle et arasında bir cep açılmış. (kasabınız bunu sizin için hazrlayacaktır)

    Marinesi için:

    1 yemek kaşığı yoğurt

    1 yemek kaşığı domates salçası

    1 yemek kaşığı acı kırmızı biber

    3 diş sarımsak- dövülmüş

    Tuz karabiber

    1. Pirincin üzerini iki parmak geçecek kadar kaynamış su dökün ve su soğuyana kadar, pirinçler hemen iki katına çıkana kadar bekletin. Su soğuduğunda pirinçleri süzün.
    1. Bademlerin kabuklarını soymak için küçük bir tencerede kaynamış suya koyup 5 dakika kadar kabuklar yumuşayana kadar kaynatın orta ateşte kaynatın. Soğuduktan sonra yumuşamış kabukları soyun ve bir kenarda bekletin.
    1. Geniş bir tencerede tereyağını eritin ve bademleri ekleyip hafif sararana kadar kızartın ara ara karıştırarak kızartın. Pirinci ekleyip bir kaç dakika kadar pişirmeye devam edin. Maydanoz ve baharatları ekleyin karıştırın ve 150 -200 gram kadar kaynamış su ekleyin tuz karabiberini kontrol edin ve kapağını kapatıp pirinç suyunu tamamen çekene kadar pişirin. (Pirinçler yarım pişecek, o yüzden hala serttir)
    1. Hazırladığınız ve ılımış pilavı, kaburgaların kemikleri ve dış yüzeyinin arasına açılmış “ceb” in içine dikkatlice doldurun. Çok doldurmamaya dikkat edin, çünkü pirinç tamamen piştiğinde daha da şişecektir. Bu cebin ağzını ya büyük bir iğneye taktığınız kalın bir iple dikin yada paket sarar gibi, ağzı sağlam bir şekilde kapanacak şekilde kalın bir iple her tarafından sıkıca sarın. İç pilavın pişme esnasında içinden dökülmemesi gerekir.
    1. Fırınınızı 190 C derece ısıtın. Marine malzemelerini karıştırın ve kaburganın her tarafına güzelce ovun. Fırın tepsinizin içine metal ayaklı teli yerleştirin ve kaburgayı üzerine yerleştirin. Tepsinin içini yarısına kadar ete değmeyecek kadar kaynamış su ile doldurun, alümünyom folyo ile kaburganın üzerini tamamen kapatın ve dikkatlice fırına yerleştirin. 5 dakika sonra fırının derecesini 145 C e indirin ve kaburganın büyüklüğüne ve  etin körpeliğine göre 4-6 saat arası pişirin. 2 saat kadar sonra kontrol edin tepsideki su azalmışsa su ekleyin. 4 saat sonra et kemikten kolayca ayrılacak kadar yumuşamış durumdaysa, fırının derecesini 185 C ye yükseltip folyoyu kaldırın ve kaburganın üstü kızarana kadar 20 dakika kadar daha pişirmeye devam edin. Servis etmeden en az yirmi dakika dinlendirin. Ipleri dikkatli bir şekilde kesin, etleri didikleyip iç pilavla ve salata ile servis yapın.

    Afiyet olsun

  • Sarsıcı bir seçim çalışması için görev başına!..

    Sarsıcı bir seçim çalışması için görev başına!..

    Saray efendisi ve AKP kontrolündeki devletin ordusu, bürorasisi, hukuku ve medyası cümbür cemaat Kürt ulusal özgürlük mücadelesini ve beraberinde HDP’yi hedefe oturtarak sürdürdükleri seçim çalışması, iç savaş unsurları tetiklenerek sürdürülüyor. Şovenizm zehiri tüm medya organlarında dakika dakika şırınga ediliyor.

    Kitle psikolojisini kontrol altına almayı, 7 Haziran seçimleri ile yeşeren yeni yaşam umutlarını baltalanmayı ve birleşik demokratik cephe örgütü haline gelen HDP’yi marjinalleştirmeyi hedefleyen bu seçimler, görülebileceği gibi sadece HDP’yi meclis dışına atmayı değil, aynı zamanda demokratik muhalefeti ezmeyi hedefleyen oldukça stratejik bir “seçim” sürecidir.

    Uygulanmakta olan politikaların sadece Türkiye devleti sınırları içerisine hapsolduğunu söylemek de yanıltıcı olur. Avrupa’da da benzer politikalar devreye sokulmuş, bizzat Saray efendisi tarafından “PKK’ye en büyük destek Avrupa’dan geliyor” denilerek Avrupa’da bulunan kirli savaş timlerinin harekete geçmesi emrini vermiş oldu. İsviçre ve Ardından Almanya’da Kürt kurumları başta olmak üzere demokratik kurumlara yönelik saldırılar yapılmaya, asker ve polis ölümleri bahane edilerek provakasyon eylemleri yapılmaya başlandı.

    Kısacası, dikatörlük güçleri kendi rolüne uygun davranıyor. Peki demokrasi güçleri, devrimci, sosyalist ve yurtsever güçler rollerine uygun davaranabiliyorlarmı?..

    “Erken seçim” ile başlayan sürecin artık sadece bir baraj meselesi olmadığı, diktatörlük ile demokratik yaşamın, faşizm ile özgürlükler mücadelesinin önemli bir kapışma alanı olduğu ve buna göre mevzilenmek gerektiği, seçimlere bu perspektiflerle yüklenmek gerektiği yeterince anlaşılır hale geldi, planlar çıkarılabildimi?

    Geceyi gündüze katan bir emek örgütlenebiliyormu?

    Birleşik bir mücadele ve çalışma hattı, kitlesel sahiplenme ve çalışma hattı oluşturulabildimi?

    Demokrasi güçlerinin uluslararası dayanışması örgütlenebiliyormu?

    Seçim güvenliğini dikkate alan hazırlıklar yapılabiliyormu?..vb.

    Bu soruları bireylerin ve örgütlü güçlerin kendilerine ve çalışma ile kurdukları ilişkilenişe sormalarını isteyerek, HDP Britanya Kadın Koordinasyonu’nun deneyimi ve çalışmalarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Bildiğiniz gibi 7 Haziran seçimlerinde yüzde 60 gibi önemli bir başarı yakalandı. HDP, birincş parti haline geldi.

    7 Haziran seçimlerinin akıllarda kalan en önemli ayıracı, kadınların kendi örgütlülüklerini yaratarak sürdürdükleri seçim çalışması olmuştu. HDP Britanya Kadın Koordinasyonu, geceli gündüzlü çalışması ile tüm çalışmalara enerji katmış ve denebilirki kitle çalışmasının esasını kadınlar omuzlamıştı.

    Kısa sürede, bağımsız irade ve inisiyatif sahibi haline gelen kadınlar, 1 Kasım seçimlerinin de atılım gücü oldular.

    HDP Britanya Seçim Koordinasyonu’nun da bileşeni olan kadınlar, öncelikle HDP Britanya Seçim Koordinasyonu’nun toplantı yapmasını bekledikten sonra gecikmeyi dikkate alarak bir araya geldi. Bir önceki deneyimlerini dikkate alan kadınlar hızla bir takım kararlar aldı. Yapılan HDP Britanya Koordinasyonuna da kararlarını taşıyan kadınlar, burada alınan yeni kararlarla ayrıldılar. Fakat çalışmalar istenildiği gibi yürümüyordu. Adeta 7 Haziran seçimlerinde alınan yüzde 60 oy oranının rehaveti çalışmalara yansımıştı. Durumdan rahatsız olan kadınlar, bir kez daha ve kitlesel bir koordinasyon bileşimi ile (30 civarında kadın) toplantılarını yaptı. Semt gruplarını ve medya grubunu oluşturarak ve hedef kitlesini belirleyerek somut kararlar, planlarla pratik çalışmalarının startını verdi. Perşembe akşamı yapılan toplantının hemen ardından Cuma gününden itibaren kadınlar üç ayrı bölgede sokaklara çıkmaya, ev ziyaretleri, esnaf ziyaretleri yapmaya, okul önlerinde kadınlarla ilişkilenmeye başladılar. Üstelik her hangi bir iteklenme, dürtüklenme yada oluşturdukları gurp üyelerini beklemeden. Her kadının bir grup oluşturması perspektifine hayat vererek ya da bireysel olarak çalışmalarını şevkle sürdürdürüyorlar. 3 gün içerisinde yüz yüze temaslarla 2000 HDP Britanya Kadın Koordinasyonu imzalı bildiriler dağıtılmış, Edmaton’dan başlayarak Tottenham’da sonlandırılan kitlesel sokak ajitasyonları ile kadınlar sokağın tedirginliği süpürüp atarak seçim motivasyonu Londra’ya yeniden taşıdılar. Üstelik bu kadınların ezici çoğunluğu, daha önce hiç bir örgütsel deneyime sahip olmayan kadınlar…

    Sonuç olarak; bu pratik deneyimin de gösterdiği gibi seçim çalışmasının sürdürülmesi bakımından “insan sorunu” yok. Asıl sorun; statükocu politikalarla hesaplaşma, kitlelere güven ve iktidar olma perspektifindeki zayıflıklarda aranmalı.

    Sarsıcı bir seçim çalışmasının, tüm bunlarla hesaplaşılabilecek bir zemin olduğu gerçeği ile yeni yaşam dostlarını göreve çağırıyorum!..

  • LONDRA’DA BULUNAN 27 KURUMDAN HDP’YE DESTEK

    LONDRA’DA BULUNAN 27 KURUMDAN HDP’YE DESTEK

    Başkent Londra’da örgütlü bulunan 27 örgüt, 1 Kasım genel seçimlerinde HDP’yi desteklediklerini açıkladı. Aralarında Kadın, gençlik örgütleri, toplum merkezleri, yöre derneklerinin de bulunduğu 27 örgüt dün akşam yaptıkları ortak açıklamada ‘tüm halkımızı seçimlerde HDP’ye oy vermeye ve zafer kazanmaya çağırıyoruz’ denildi.

    LONDRA’DA BULUNAN 27 KURUMDAN HDP’YE DESTEK 1

    Tüm kurumlar adına yapılan ortak açıklamada şöyle denildi; ‘‘Bugün açısından en belirgin doğru taktik olarak, tüm ilerici-devrimci güçlerin görevlerinden biri, Tayyip Erdoğan’ın sultanlığı uğruna devletin derinleştirilmeye çalıştığı top yekün saldırı-savaş karşısında tek vücut olmak ve gerici saldırılara ve katliamlara karşı özgürlük, eşitlik ve adalet bayrağını yükselterek, topyekün direnişin küçük bir parçası olan seçimleri kazanmak için Britanya’da da faal olarak çalışmalıyız.’’

    ERDOĞAN YENİLGİYİ HAZMEDEMEDİ

    27 kurum adına yapılan açıklamanın devamında şunlar belirtildi:‘‘1 Kasım’da erken seçime gideceğimiz kamuoyunca bilinmektedir. Buna Tayyip Erdoğan seçimi dersek yanılmış olmayız. 7 Haziran seçimleri sırasında HDP ve ittifak bileşenleri devrimci-demokratik güçler olarak “oylarımız HDP’ye” “ Seni başkan yaptırmayacağız” başlığı altında ülkede ve yurtdışında yürüttüğümüz etkili çalışmaların neticesinde, dediklerimizi hayata geçirip ve Tayyip’in sultan olma yolundaki yürüyüşünü durdurarak, ona beklediğinden daha büyük bir darbe vurduk. Yanısıra, egemen sınıfların emekçilerin, Kürtlerin ve ezilen inanç guruplarının önüne koyduğu % 10 barajını aşarak onlara bir şok daha yaşattık. Aldığı darbelerin ve yaşadığı şokun etkilerini üzerinde atmaya çalışan ve yenilgiyi hazmedemeyen Tayyip ve şürekası, koalisyon kurulmasını da engelleyerek halkımıza yeni “seçim” dayattı. Kendi yasalarına dahi uymayarak, HDP ve bileşenlerinin kazandığı seçimleri yok hükmünden saydı.

    Şimdi bu durumda, yeni bir mücadele hamlesiyle, daha büyük kazanma göreviyle karşı karşıyayız. 7 Haziran seçimlerinde halkımızın Tayyip Erdoğan’a tattırdığı acı yenilginin daha büyüğünü yaşatmak ve böylelikle bu muharabeyi de kazanmaya mahkumuz.

    NEDEN HDP?

    İşçi ve emekçilerin örgütlenme ve temel haklarının alınması; ulus, inanç ve cinsiyet kimliklerimiz için Anayasa’da tam hak eşitliğinin sağlanması; ekoloji alanında üretime ve kar’a dayalı tahribatın durdurulması; insan hakları ve adelet alanında gerekli demokratikleşme adımlarının atılması; Kürtçenin ve diğer yasaklı dillerin eğitim dili olarak anayasada kabul edilmesi; Demokratik öz yönetimin kabul edilmesi; devletin başlatmış olduğu saldırgan-haksız-gerici ve zaman zaman barbarlığa varan savaşın derhal durdurulması ve gerçek bir barış için Türk ordusunun Kürdistan’dan derhal ve koşulsuz çekilmesi için, biz ezilen tüm kesimlerin parçalı mücadelelerinin ekseriyeti ortaklaştırılmış olarak bu “seçim”e katıldığımızı ilan diyoruz.

    Britanya’da uzun yıllara dayalı faaliyetleri bulunan biz demokratik kurumlar, inanç veya yöre kurumları olarak, bu “seçimde” de açıkça taraf olduğumuzu ve yukarıda belirttiğimiz amaçlar doğrultusunda HDP’yi ve ittifak güçlerini desteklediğimizi ilan ediyoruz!

    TOPYEKÜN SAVAŞA KARŞI TOPYEKÜN DİRENİŞ

    Bugün açısından en belirgin doğru taktik olarak, tüm ilerici-devrimci güçlerin görevlerinden biri, Tayyip Erdoğan’ın sultanlığı uğruna devletin derinleştirilmeye çalıştığı topyekün saldırı-savaş karşısında tek vücut olmak ve gerici saldırılara ve katliamlara karşı özgürlük, eşitlik ve adalet bayrağını yükselterek, topyekün direnişin küçük bir parçası olan seçimleri kazanmak için Britanya’da da faal olarak çalışmalıyız. Bu bilinç ışığında ülkemize ve halklarımıza karşı olan sorumluluğumuz gereği 1 KASIM 2015 “seçim”inde tüm halkımızı HDP’ye oy vermeye ve zafer kazanmaya çağırıyoruz.’’

    AÇIKLAMAYA KATILAN KURUMLAR:

    GÖÇMEN İŞÇİLER KÜLTÜR DERNEĞİ (GİK DER), YÜZ ÇİÇEK ACSIN KÜLTÜR MERKEZİ (YCKM), TÜRK VE KÜRT TOPLUMU DAYANIŞMA MERKEZİ (DAY-MER), BRİTANYA KÜRT HALK MECLİSİ, SOSYALİST KADINLAR BİRLİĞİ, LONDRA TOPLUM MERKEZİ (NLCH) TOHUM KÜLTÜR MERKEZİ, KIRKISRAKLILAR DAYANIŞMA MERKEZİ, YENİ KADIN, ELBİSTAN DAYANIŞMA DERNEĞİ (EL-COM), ROJ WOMEN KADIN MECLİSİ, KURDISH COMMUNITY CENTRE (KURDISH), AVRUPA DEMOKRATİK KADIN HAREKETİ, ÖZGÜR RONİ GENÇLİK MECLİSİ, BRIGHTON KÜRT TOPLUM MERKEZİ, TİLKİLİLER COMMUNITY CENTER, HALKEVİ, ALXAS KİSTİK COM, PAZARCIKLAR SOSYAL VE KÜLTÜREL DAYANIŞMA DERNEĞİ (PAZDER), NURHAK KÜLTÜR MERKEZİ, NOTİNGHAM KÜRT TOPLUM MERKEZİ, DERSİM-DER, LONDRA KOÇGİRİLİLER DERNEĞİ, KAŞANLILAR DAYANIŞMA DERNEĞİ, DÜĞÜNYURDU KÖYÜ ( GÖKSÜN), GÖZPINAR KÖYÜ (AFŞİN), TÜRK EĞİTİM BİRLİĞİ

  • Kurslar ve Çocuklar

    Çocuklarımızın gelişmeleri için ve yeni yetenekler öğrenmesi için toplum olarak büyük bir çaba içerisindeyiz. Kendi geldiğimiz koşullar ve yaşam standartlarımızdan dolayı kendimizin zamanında çok isteyip de yapamadığı bir enstrüman çalmak yada sahnede bir oyunda yer almak gibi taleplerin çocuklarımız tarafından gerçekleşmesi için enerjimizin son damlasına kadar çaba gösteriyoruz. Bunun yanında İngilizce dil eksikliklerimizin olması ve İngiltere’deki eğitim sistemini iyi bilmediğimiz için Türkiye’den de alışık olduğumuz dershanelere çocuklarımızı götürüp, çoğu zaman tonlarca para dökerek, çocuklarımızın bizi yapamadığı ve alamadığı eğitimi almaları için ikinci bir çaba sarf ediyoruz. Çocuklarımızın iyi bir eğitim almaları ve yeni bir yetenek öğrenip geliştirmeleri tabii ki de yadırganacak bir şey değil, hatta desteklenmesi ve herkes tarafından yapılması gereken bir özellik. Geçen sene yazdığım bu yazıyı bu yıl tekrar yayınlama ihtiyacı duydum, umarım bu konuda başarılı olurum.

    Yukarda belirtileni yapmak istemek tabii ki yanlış değil fakat yanlış olan ise bazı şeyleri nasıl yaptığımız. Önce, kültür, sanat, sportif kurslardan başlayalım. Son zamanlarda gittiğim bir çok evde müzikal enstrümanların çoğunluğu beni epey bir şaşırttı. Bir çok evde oturma odasında bir gitar, mutfakta saz, yatak odasında bir keman ile karşılaşmak mümkün. Bu enstrüman dizisi bir çok seferinde o evdeki çocuğun şu an geçtiği yada son dönemlerde geçtiği süreci bana anlatmaya yetiyor. Bir çok ailenin “Oğlum önce saza başladı, sonra kemanı denedi çok zorlandı ama şimdi gitarı deniyor” dediğini duymuşunuzdur. Bunun yanında aynı çocuğun tiyatro ve halk oyunları kursu aldığını yada piyano dersi almak için ailesi tarafından ikna edilmeye çalışıldığını bizzat görenlerimiz vardır. Hal böyle olunca özellikle hafta içleri Türk ve Kürt annelerin, ellerinde sandviç ve yemekler ile, o kurstan bu kursa gittiklerini görmek mümkün. Hatta ve hatta futbol, tekvando ve boks gibi aktivitelerle haftanın 7 gününü dolduran ailelerimizin sayısının hiç küçümsenmeyecek kadar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durumun kime zarar verdiğini anlamakta pek zorlanacağımızı sanmıyorum. Bunun çocuklarımıza iyilik me yoksa kötülük mu olduğunu anlamak için yapmamız gereken tek şey durup bir düşünmek.

    Bir çoğumuz çocuklarımızın çocuk olduğunu unutup aslında onların gelişimine zarar verdiğimizi görmüyoruz. Tüm koşturma kavgasında aile denilen bütünlüğüne zarar verip ilerde diyalog sorunu ve başka sorunlar yaşamanın temelini atıyoruz. Hele birde bu kursların seçimini çocuklarımızın yerine biz yapmışsak, bu özellikle iki kültür arasında büyüyen çocuklarımızın ilerde kendi toplumundan uzaklaşmasına yol açacak sebeplerin başında geliyor. Kendimiz ve çocuklarımız arasında geçen zamanı iyi kullanmamız önemli. Her çocuğun her şeyi yapacağına inanmak yapacağımız en büyük yanlış olur. Çocuklarımızı gelişimlerine yardımcı olacak bu tür kurslar konusunda fikir verip teşvik edelim, fakat son kararı beraber verip o kararın sağlıklı olmasını sağlayalım. 10 tane kurs yerine çocuklarımızın zevk aldığı ve ihtiyaç duyduğu 1-2 kursu ve aktiviteyi yapmaları onların her şeyi yarım bilmesinin önüne geçip bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlayacaktır. Kalan zamanımızı ailece bir aktiviteye harcamak, ki bu evde beraber oturup yemek yemeden, beraber sinemaya gitmeye kadar her şey olabilir, çocuklarımızın gelişmesinde daha fazla yardımcı olacaktır.

    Eğitim kursları için ise yine benzer şeyleri söylemek mümkün. Kendimiz iyi İngilizce ve eğitim sistemini bilmememize rağmen bazen çocuklarımızın eğitim hayatında yanlış kararlar alıp yanlış yönlendirmeler yapabiliyoruz. Eğer çocuğunuz eğitim konusunda sıkıntıları olduğunu düşünüyorsanız yapmanız gereken en temel şey çocuğunuz ile her zaman çalışan ve eğitim veren okul öğretmenleri ile görüşmeniz. Kafanızdaki kaygı ve sıkıntıları paylaşıp, deyim yerindeyse bu işin kitabını okumuş birisinden bilgi almanız önemli- yani öğretmenlerden! Her çocuğun farklı öğrendiğini ve farklı metotlar ile kendini geliştirebileceği gerçeğine kendimizi alıştırmamız lazım. Ayrıca toplum olarak artık kabullenmemiz gereken başka bir geçek ise, hepinizin çocuğunun Latymer okuluna gitmeyecek olması. Bir eğitmen olarak bana bu konuda sorulan soruları gerçekten hayretler ve ağzı açık bir şekilde dinliyorum. Hepimiz bu tür konularda kendimizi başarıya o kadar çok şartlandırmışız ki çocuğumuzun başarısız olduğunda ona verecek zararı görmeyen bir durumdayız. Aslında acı olanda bu!

    Çocuklarımızın gelişimi tüm anne ve babalar için önemli. Geleceğimiz olarak gördüğümüz çocuklarımıza yardımcı olmak için daha titiz davranalım, onlar bunu fazlasıyla hak ediyor.

  • Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi

    Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi

    Dünyanın en büyük silah ticareti fuarının olduğu Excel Fuar Merkezinde, Londra’da yaşayan bir grup Kürt ve destekçileri, Türkiye’nin başta olmak üzere, devletlerin silah ticaretlerini protesto ettiler.

    Haber-Foto: Esra Türk

    Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi 1

    İlk olarak Excel Centre’in karşısında bulunan bölgede eylem yapan grup, kanlı kefenlerle yere yatıp silah ticaretinin ölümlere yol açtığına vurgu yaptılar.

    Corporate Watch ve Campaign Against the Arms Trade’in de destek verdiği eylemde, Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye silah satışını durdurması gerektiği çağrısı yapıldı ve Avrupa’yda yaşanan mülteci akınından silah ticaretinin sorumlu olduğu dile getirildi.

    Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi 1

    Salı, 15 Eylül’de gerçekleşen eylemde, katılımcılar, daha sonra Excel Centre’ın önüne eylemine devam etmek istedi, fakat, polis grubu girişe yaklaştırmadı. Fuar merkezinin girişinde yoğun bir polis varlığı gözlemlendi. Eylemciler burada, ‘Britanya, Türkiye’ye silah satışını durdur’, ‘Kürdistan’da soykırımı durdurun’, ve fuara katılanlara hitaben ‘kendinizden utanın’ sloganları attılar. Grup daha sonra binanın arka girişine gitti, fakat özel güvenlik ve polis burada da eylemcileri girişten uzak tuttular.

    Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi 1

    Katılımcılara ve polise karşı kızgınlıklarını ifade eden eylemciler, çevredeki insanlara bildiri dağıttılar. Gürültülü geçen eylem ardından dağılan grup, uzun süre polis tarafından takip edildi ve tren istasyonunda trene binene kadar polisin gözlemi devam etti.

    Ciwanan Azad ve Kürt Halk Meclisi tarafından düzenlenen eylemde, dünyada devam eden savaş ortamlarına dikkat çekildi: ‘‘Bu yıl dünyanın en büyük silah ticaretinin yapılacağı fuarlarından birisine şahit olacağız. Dünyanın dört bir yanında katliamlar gerçekleştiren ve mağdur insanları kendi çıkarları için öldüren katil devletlerin yer alacağı ve silah ticaret sözleşmelerin yapılacağı fuara aynı zamanda T.C devlet temsilcileri de katılacaktır. Silahların, bombaların, tomaların, akreplerin vb aletlerin sergilenmesi adeta insanlığa karşı ve hümanizmi yok etme girişim sergisinden başka bir şey değildir.

    Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi 1

    Başta eli kanlı T.C devleti ve devletler arası gerçekleşecek sözleşmelere karşı dayanışma ruhunu yükseltmeliyiz.’’

    Britanya şirketleri Land Rover, Boeing ve Lockheed Martin yanı sıra Türkiye silah şirketleri Turkish Aerospace Industries de fuarda yer alıyorlar.

    POLİS EYLEMCİLERİ TRENE BİNENE KADAR TAKİP ETTİ

    Britanya silah ihracatı yılda 7 milyar sterlin değerinde ve 350 bin kişiyi çalıştırıyor. Türkiye yanı sıra, fuara katılan ülkeler arasında insan hakları ihlallerinin yüksek olduğu Cezayir, Angola, Irak, Katar ve Pakistan bulunuyor. Fuarda, silahtan, tankere ve insansız hava araçlarına kadar her türlü savaş ve savunma malzemesi sergilenip satılıyor. Uluslararası Af Örgütü, Amnesty International, fuarda yasa dışı olan ve işkencede kullanılan ürünlerin de satıldığını belirtti. Af Örgütü yanı sıra Banksy de fuarı, protesto etmek amaçlı, kamuyla çalışmalar paylaştılar.

    Türk Devleti Silah Ticareti Fuarında Protesto Edildi 1

    Eylemciler, Türkiye devletinin Savunma ve Hava-sahası Sanayi İhracat Birliği’nin fuarda ‘Uluslararası Partner’ olmasına dikkat çekerek, Türkiye’nin Kürtlere karşı şiddet politikasına vurgu yaptı. Corporate Watch konuya ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye devletinin amacının silah ticaretinde öncü olmak olduğunu aktardı: ‘‘Türk şirketleri şu anda yeni insansız hava araçları ve tüfek üretiyorlar ve Türk ordusu için Altay savaş tankını tasarlıyorlar. Türkiye aynı zamanda kendi TFX savaş uçağını geliştiriyor. Bunun ilk örneği, Cumhuriyetin yüzüncü yılına denkleşecek, 2023’te hazır olması bekleniyor.’’

    Corporate Watch aynı açıklamada Türkiye’nin Kürtlere karşı şiddet politikasının devam ettiği son günlerde Türkiye’ye karşı silah satışına karşı kampanya yürütmenin önemine vurgu yapıldı.

    Fuara katılan şirketler: 

Turkish Aerospace Industries (TAI) and TUSAŞ (TEI); Boeing; BMC; Lockheed Martin; Otokar; Roketsan; 

Aselsan; MKEK; Land Rover; Non-Lethal Technologies; Condor Non-Lethal Technologies; Israel Aerospace Industries; Northrop Grumman; BAE Systems; HAVELSAN

     

  • BAF: Lanet Olsun Sizin Yezit Anlayışınıza!

    BAF: Lanet Olsun Sizin Yezit Anlayışınıza!

    ‘AKP’nin isteyerek, ve planlı bir proje olarak başlattığı savaş ve şiddeti lanetliyoruz’ başlıklı bir bildiri yayınlayan Britanya Alevi Federasyonu AKP’nin savaş politikalarını kınadı.

    BAF: Lanet Olsun Sizin Yezit Anlayışınıza! 1

    Seçimlerde 13 yıllık iktidarını kaybeden AKP’nin Türkiye ve Kürdistan’da başlattığı savaşı sert bir dille protesto eden Britanya Alevi Federasyonu, AKP’nin yoksul halkların çocuklarını birbirlerine öldürterek hırsızlıklarını gizlediklerini açıkladı.

    İktidarda kalabilmek için AKP’nin savaş çıkardığı belirtilen açıklamada şunlar belirtildi: ‘‘Sizi tanıyoruz. Unutmadık Sizin; ‘diğer tarafa geçer sekiz füze fırlatırız’, ‘Şam’da Emevi Camisinde Namaz kılacağız’, ‘bize oy vermez iseniz, size gösteririz’ dediğinizi ve Işid’e gönderdiğiniz silahları, El Nusra’ya yaptığınız yardımları ve Suruç’ta, Suriye’de, Kobane’de katlettiğiniz gençleri, çocukları, kadınları unutmadık.’’

    SEÇİMDE KAYBEDENLER SİLAHA SARILDI

    BAF adına yapılan açıklamanın devamında şunlar belirtildi: ‘‘Seçimde kaybedenler silaha sarıldılar. Ne kadar ırkçı, faşist, gerici insan varsa bu oyuna alet oldu. Kaybettiğini geri alabilmek için, öldürmenin ve şiddet uygulamanın tek çare olduğunu düşünen iktidar, bin bir yalanla saldırmaya, öldürmeye, yok etmeye devam ediyor.

    Eşit yurttaş anlayışından uzak devlet ve devlet memurlarının zulümleri yetmezmiş gibi, bir de ‘sivil faşistler şiddeti’ başladı. Peki bu ülkenin resmi güvenlik güçleri hangi utanmazlıkla bu faşist gerici güruhun sırtını sıvazlıyor. Bunlar bu ülkenin gerçek vatandaşları, gerisi terörist öylemi?

    İşte bu değişmeyen çarpık anlayış yüzünden masum insanlar ölüyor ve öldürülüyorlar.

    Şehit ya da Terörist diye ölümleri meşrulaştırmak yetmedi, siyasi partilerin binalarına, medya binalarına, mevsimlik işçilere ve otobüslere saldırdılar. Şehirleri abluka altına alarak çocuk yaşlı demeden katlettiler. Üniformalı ve üniformasız AKP elemanlarının kin ve düşmanlıkları yetmedi, yanlarına kafatasçı guruplarıda aldılar. Mesele kafatasçılık olunca akıl kalmadığı için çok yakın zamanda Çin’li diye tüm uzak doğulu turistlere saldıranlar bu defa Kürt diye gördüğü her insanı dövmeye, işkence yapmaya ve linç etmeye başladılar.’’

    Açıklamanın sonunda savaşa karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı: ‘‘Bu ülkenin sol, sosyalist, sosyal demokrat, demokrat, eşitlikten, özgürlükten ve kardeşçe yaşamaktan yana nekadar insanı varsa, siyasi, kültürel, inançsal ve coğrafi farklılıklarını bir tarafa bırakarak bu gerici ve ırkçı savaşa karşı birlikte mücadele etmelidir.’’

  • Parlamentoda ‘Göçmenlikten Uyuma; Türkiye-İngiltere vize ilişkileri’ Konulu Toplantı

    Parlamentoda ‘Göçmenlikten Uyuma; Türkiye-İngiltere vize ilişkileri’ Konulu Toplantı

    Parlamento İçişleri Komisyonu Başkanı Keith Vaz ev sahipliğinde parlamentoda yapılan toplantıda, Türkiye vatandaşlarının İngiltere vizesi süreçleri tartışıldı.

    Parlamentoda ‘Göçmenlikten Uyuma; Türkiye-İngiltere vize ilişkileri’ Konulu Toplantı 1

    Türkiye Araştırmalar Merkezi CEFTUS tarafından ‘Göçmenlikten Uyuma; Türkiye-İngiltere vize ilişkileri’ konulu toplantıya gazeteci Michael Daventry’nin moderatörlük yaparken, toplantıya konuşmacı olarak hukukçular Maria Patsalos ve Serpil Ersan ile Çalışma eski ateşesi Ayşegül Yeşildağlar katıldılar.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Keith Vaz, CEFTUS’un Britanya-Türkiye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığını söyleyerek başladı. Avrupa’nın son yıllarda yaşadığı mülteci krizinin gündemde olduğu dönemde gerçekleştirilen toplantıyı önemli bulduğunu vurgulayan Vaz,  Başkanlığını yürüttüğü İçişleri Komisyonu’nun kısa bir süre sonra Türkiye’ye giderek Suriye’li mültecilerin bulunduğu kampları ziyaret edeceğini kaydeden Keith Vaz, söz konusu ağır göçmen yükünün etkilediği Yunanistan’a da gideceklerini belirtti.

    Parlamentoda ‘Göçmenlikten Uyuma; Türkiye-İngiltere vize ilişkileri’ Konulu Toplantı 2

    Konuşmasında İngiltere’de yaşayan Türkiyeli göçmenlerin, ülkenin sosyal ve ekonomik yaşamına sağladığı katkıları önemli bulduğunu da aktaran Keith Vaz, Britanya genelinde 400 bin dolayında Türkiye vatandaşının yaşadığının tahmin edildiğini ifade etti. Vaz, Türkiye vatandaşlarının AB ülkelerinde serbest ticaret haklarını sağlayan 1963 tarihli Ankara Anlaşması’nı da desteklediğini bildirdi.

    Daha sonra söz alan eski Çalışma Ateşesi Ayşegül Yeşildağlar ise konuşmasına, Avrupa’ya Türkiyeli göçünün sosyal etkilerini anlatarak başladı. Sayıları Avrupa genelinde 5.5 milyona ulaşan Türkiyelilerin sayısının, Britanya’da  bu rakamın 250 bin ila 500 bin arasında olduğunu gösteren tahminlerin bulunduğuna işaret etti.

    İngiltere’nin 1973 yılında taraf olduğu Ankara Anlaşması’nın, Türkiye vatandaşlarına diğer göçmenlere oranla daha kolaylaştırıcı avantajlar sağladığını söyledi. AB ülkelerinin bu yönde getirmek istedikleri kısıtlamaların anlaşmanın ruhuna uygun olmadığını savunan Yeşildağlar, sosyal yardımlara yönelik sınırlandırmaların da kaldırılması gerektiğini ileri sürdü.

    Toplantının diğer konuşmacılarından Maria Patsalos da, İngiltere’de son 10 yılda göçmenlik uygulamalarında radikal değişiklikler yaşandığını belirterek, özellikle Muhafazakar Parti’nin sert politikalarının Ankara Anlaşması olarak bilinen vize türünü etkilemiyeceğini vurguladı. Bu kapsamda vize alan Türkiye vatandaşlarının ‘Vatandaşlık testi’ gibi uygulamalardan muaf olduklarını savunan Patsalos, bu konuda yapılabilecek girişimlerin, Ankara Anlaşması vizelerini daha popüler hale getirebileceğini söyledi.

    Parlamentoda ‘Göçmenlikten Uyuma; Türkiye-İngiltere vize ilişkileri’ Konulu Toplantı 3

    Ersan and Co hukuk firması direktörü avukat Serpil Ersan da, İngiltere’de çalışma serbestisi alan Türkiye vatandaşlarının önemli bir bölümünün nitelikli göçmenler olduğuna dikkat çekerek, ticari faaliyetleri ile ülke ekonomisine katkı sağladıklarını vurguladı.