Blog

  • Yunanistan Elçiliği  önünde Dimitris Koufontinas’a Destek Eylemi

    Yunanistan Elçiliği  önünde Dimitris Koufontinas’a Destek Eylemi

    İngiltere Halk Cephesi tarafından Yunanistan elciliği  önünde Dimitris Koufontinas’a destek eylemi yapıldı.

    İngiltere Halk Cephesi tarafından 04/03/21 Perşembe günü Yunanistan elçiliği önünde  Dimitris Koufontinas’ın açlık grevine destek vermek  için eylem yapıldı.
    Yaklaşık 1 saat süren eylemde “7 kişiler katildi, Dimitris Koufontinas’a Özgürlük, Yaşasın ölüm orucu direnişi” sloganlanrı atıldı ve elçiliği Dimitris Koufontinas’ın taleplerini kabul edilmesini anlatan bir mektup verildi.
    Halk cephesi tarafından yapılan açıklamada ise şu görüşlere yer verildi.”Dimitris Koufontinas Yunanlı ömrünü devrimci mücadeleye adamış anti emperyalist anti faşist bir devrimcidir.
    Dimitris Koufontinas 17 Kasım Devrimci örgütündendir.  17 Kasım Devrimci Örgütü, Atina Politeknik Ayaklanması’ndan sonra kurulmuştur.
    Atina Politeknik Ayaklanması 21 Nisan 1967’de iktidarı ele geçiren askeri cuntaya karşı, 14 Kasım 1973 yılında Atina Ulusal Teknik Üniversitesi öğrencileri direnişe başlamıştır. Hızla büyüyen direnişe diğer okullardan öğrenciler ve halk katılmıştır. 17 Kasım 1973 günü sabah saatlerinde askeri cuntanın tanklarla üniversiteye müdahale etmesi üzerine çok kişi cunta tarafından katledilmiştir.
    Dimitris Koufontinas ve 17 Kasım örgütü, yapmış oldukları eylemler ile, işbirlikçi tekelci burjuvaziye karşı ve ülkelerini sömüren Amerikan emperyalizmine karşı çıkmıştır. Yapmış oldukları eylemler ile politeknik direnişinde yer alan sorumlulardan hesap sormuşlardır. Kapitalizmin vahşi sömürü düzenine karşı  çıkmıştır.
    Dimitris Koufontinas 2002 yılında, tutuklanmıştır ve 19 yıldır tutsak bulunmaktadır. Dimitris Koufontinas tutsaklığı boyunca işkenceler ve ağır bir tecrit görmüştür.”

  • 8 Mart’ın Kısaca 100 Yıllık Öyküsü

    8 Mart’ın Kısaca 100 Yıllık Öyküsü

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü radikal endüstrileşmiş dünyada ideolojilerin güç kazandığı, nüfusun patladığı ve büyük bir alt üst oluşun yaşandığı 1900’lerin başlarından bu yana kutlanıyor.

    1908

    Kadınlar arasında ciddi bir hareketlenme ve eleştirel tartışmalar yaşanıyordu. Sömürü ve eşitsizlikler daha fazla kadını sesini yükseltmeye ve değişim talep etmeye itiyordu. 1908’de 15 bin kadın New York City’de daha kısa çalışma süreleri, daha yüksek ücret ve oy hakkı için sokağa çıktı.

    1909

    Ameikan Sosyalist Partisi’nin kuruluş açıklamasıyla eş zamanlı olarak 28 Şubat’ta ilk Ulusal Kadın Günü kutlaması tüm ülkede yapıldı.

    1910

    Uluslararası Emekçi Kadınlar Konferansı’nın ikincisi Kopenhag’da toplandı. Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin Kadın bürosundan Clara Zetkin bir Uluslararası Kadın Günü oluşturma fikrini ortaya attı. Her ülkede her yıl aynı gün kadınların taleplerini yükselteceği bir gün belirlenmesini önerdi. 17 ülkeden sendikaları, birlikleri, emekçi kadın klüplerini, sosyalist partileri temsil eden ve Finlandiya parlamentosuna seçilen ilk üç kadın milletvekili de içeren 100 kadar kadını bir araya getiren konferans Zetkin’in önerisini onayladı.

    1911

    Kopenhag’da alınan kararın ardından Uluslararası Kadın Günü ilk kez Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de 19 Mart’ta kutlandı. Kadınların çalışma, seçme ve seçilme, eğitime erişme hakları ve ayrımcılığın sonlanması talebiyle düzenlenen mitinglere 1 milyondan fazla kadın katıldı. Bir hafta sonra 25 Mart’ta NYC’de çıkan yangından çoğunluğu İtalyan ve Yahudi göçmenlerin oluşturduğu 140 emekçi kadın öldü. Bu olay ABD’de kadınların çalışma koşullarına dikkat çekti ve sonraki Uluslararası Kadın Günlerinin de odak noktalarından biri haline geldi. Bu yıl kadınların “Ekmek ve Güller” kampanyasına da tanıklık etti.

    1913-1914

    I. Dünya Savaşı’nın arifesinde barış için kampanya yürüten Rus kadınları şubatın son Pazar günü ilk kez Uluslararası Kadın Gününü kutladı. Tartışmaların ardından 1913’te gün 8 Mart’a taşındı ve bugüne kadar küresel ölçekte kabul edilen tarih oldu. 1914’te Avrupa çapında kadınlar savaşa karşı kadın dayanışmasını dillendirmek için sokaktaydı.

    1917

    Şubatın son Pazar günü Rusya’da kadınlar savaşta ölen 2 milyondan fazla Rus askeri için “ekmek ve barış” eylemine gitti. Siyasi liderlerin muhalefetine rağmen kadınlar Çar’ın düşürülmesiyle kurulan geçici hükümet oy hakkı verene kadar greve devam etti.

    1918-1999

    Sosyalist hareketin içinden doğmasının ardından Uluslararası Kadın Günü kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkelerde kadın haklarının gündeme getirildiği bir küresel gün haline geldi. Yıldan yıla kadınlar güç kazandı. Birleşmiş Milletler yıllar boyunca kadınların toplumsal, ekonomik ve politik yaşama katılımını artırmak ve kadın haklarını ilerletmek için uluslararası çabaları koordine edecek konferanslar düzenledi. 1975 “Uluslararası Kadın Yılı” ilan edildi. Kadın örgütleri ve hükümetler de her yıl 8 Mart’ta düzenlenen etkinliklerle kadınların ilerlemesini kutlamak ve kadının yaşamın her alanında eşitliğe sahip olması için yapılması gerekenleri gündeme getirmek için çalıştı.

    2000 ve sonrası

    Uluslararası Kadın Günü artık Çin, Ermenistan, Rusya, Azerbaycan, Belarus, Bulgaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Moldova, Mongolya, Tacikistan, Ukrayna, Özbekistan ve Vietnam’da resmi tatil.

  • Kürt kentlerinde cinsel suçlar cezasız bırakılarak korunuyor

    Kürt kentlerinde cinsel suçlar cezasız bırakılarak korunuyor

    Özel savaş politikası olarak bölge kentlerinde kadın ve çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve cinsel saldırı failleri cezasızlık zırhıyla korunuyor.
    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2020 verilerine göre, 300 kadının katledildiği ülkede, 94 kadın taciz ve tecavüze uğradı, 49 çocuk cinsel istismara maruz bırakıldı. Bir özel savaş politikası olarak özellikle bölge kentlerinde kadına ve çocuğa yönelik cinsel saldırılarda failler asker, polis ve korucu olarak karşımıza çıkıyor.

    2020 yılının Ocak ayından bu yana bölge kentlerinde ortaya çıkan kimi olayların failleri asker, polis ve korucu oldukları sabitken, devlet kaynaklı cinsel saldırı faillerinin cezasızlık zırhı ile korunduğu görüldü. Son aylarda bölge kentlerinde yaşanan ve failleri asker, polis ile korucuların olduğu taciz, tecavüz ve cinsel saldırıların bazıları şöyle:

    FAİL POLİS

    Mardin’in Derik ilçesinde, 25 Şubat 2021’de ilçede görevli trafik polisi Y.Y., 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulundu. Olay, öğretmenevinde konaklayan polis Y.Y.’nin odasına yemek götüren 12 yaşındaki çocuğun çıplak bir şekilde odadan çıkıp kaçmasıyla ortaya çıktı. Öğretmenevi çalışanları, odadan kaçarak uzaklaşmaya çalışan çocuğu yakalayarak koruma altına aldı. Çocuğun yaşadıklarını anlatması üzerine polise haber verildi. Polis Y.Y., tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    FAİL KORUCU

    Mardin’in Savur ilçesine bağlı bir mahallede, 18 Şubat 2021’de bir kadını taciz ettikleri gerekçesiyle korucu H.B. ile R.Ç. gözaltına alındı. Kadının şikayeti üzerine gözaltına alınan korucular, jandarmadaki ifadelerinin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. Haklarında soruşturma başlatılan korucuların silahlarına el konuldu. Tacizci korucular tutuksuz yargılanıyor.

    26 Ocak 2021’de Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Çevik Kuvvet Şube’de görevli polis Enes T. emniyette çalışan sivil memur G.A.Ü.’ye tecavüz etti. Olay, G.A.Ü.’nün yaptığı suç duyurusu üzerine öğrenildi. G.A.Ü., bir gün sonra maruz bırakıldıklarını bağlı olduğu birimin müdürüne anlattı. Bunun üzerine bir polis eşliğinde hastaneye götürülen G.A.Ü., 28 Ocak’ta İl Emniyet Müdürlüğü’nde ifade vererek, Enes T. hakkında şikayetçi oldu. Olayın basında yer alması ardandan Enes T.’nin görevden alınmasıyla yetinildi.

    FAİL UZMAN ÇAVUŞ

    Batman’da 7 Temmuz 2020’de İpek Er (18), uzman çavuş Musa Orhan tarafından tecavüze uğradıktan sonra intihara sürüklendi. Kamuoyundaki tepkiler üzerine gözaltına alınıp tutuklandıktan kısa bir süre sonra serbest bırakılan Orhan hakkında “nitelikli cinsel saldırı” suçundan dava açıldı. Ancak yapılan bütün itirazlara rağmen Orhan tutuksuz yargılanıyor.

    Şırnak’ta 15 Temmuz 2020’de 13 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulunan uzman çavuş Aslan A., tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşmasında tahliye edildi. Uzman çavuş Aslan A. hakkında “cinsel istismar” ve “silahla tehdit” suçlarından açılan dosyalar da birleştirildi. Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında “cinsel istismar” suçundan verilen 2 buçuk yıl hapis cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek ertelendi.

    ASKER, POLİS VE KORUCU

    Batman’ın Gercüş ilçesinde 15 yaşındaki bir çocuğun aralarında asker, polis ve korucuların olduğu iddia edilen 27 kişi tarafından tecavüze uğradığı ortaya çıktı. Olay, çocuğun 12 Aralık 2020’de Gercüş Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet başvurusuyla öğrenildi. Olaya ilişkin açıklama yapan emniyet, valilik ve cumhuriyet başsavcılığı, failleri bırakıp “algı operasyonu” diyerek haberi yapan ve yayanların peşine düştü.

    Van’da 31 Temmuz 2020’de, çocuk yurdunda kalan bir çocuk Çocuk İzleme Merkezi’nde (ÇİM) verdiği ifadede Elazığ Kovancılar Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı’nda görevli uzman çavuş Tufan A. tarafından tecavüze uğradığını anlattı. Savcılığın hazırladığı iddianamede, uzman çavuş Tufan A.’nın “sarkıntılı yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçundan yargılanmasını istedi. Tutuksuz yargılanan Tufan A’nın önümüzdeki aylarda görülecek duruşmaya zorla getirilme kararı verildi. Dava, Van 7’nci Ağrı Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Hanlar (Xanika) köyünde korucu Abdulkerim İ. tarafından tecavüze maruz bırakılan Nurcan Fidan (20), 2 Temmuz 2013 tarihinde evde bulunan av tüfeğiyle yaşamına son verdi. Nurcan Fidan’ın ailesi ise, 7 yıldır adalet arıyor. Aile, iki kez suç duyurusunda bulunmasına rağmen korucu bir kez dahi gözaltına alınmadı ve olayın üstü kapatılmaya çalışıldı.

    Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 2013 yılında Uzman Çavuş E.T.’nin tecavüzüne maruz kaldıktan sonra sığınma evine yerleştirilen Ayşe Çeçen (17), bir süre sonra ailesi tarafından sığınma evinden alınarak öldürüldü. Ne Ayşe Çeçen’i öldüren aile bireyleri ne de tecavüz faili uzman çavuş E.T. herhangi bir ceza almadı. Geçtiğimiz günlerde görülen karar duruşmasında, sanıklar beraat etti ve dosya kapatıldı.

    Batman’ın Gercüş ilçesinde 7 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunan korucu Mehmet Ali K.’nin yargılandığı davanın karar duruşması da geçtiğimiz günlerde görüldü. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında, Mehmet Ali K.’ye “Çocuğa cinsel istismar” suçundan 14 yıl, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ise 9 yıl olmak üzere toplamda 23 yıl hapis cezası verildi.

  • Suna Alan’dan Nûdem Durak için şarkı: ”Dargerînok”

    Suna Alan’dan Nûdem Durak için şarkı: ”Dargerînok”

    Londra’da yaşayan sanatçı Suna Alan, Kürtçe şarkı söylediği gerekçesiyle 19 yıl hapis cezası alan Nûdem Durak  ve onun şahsında tüm politik tutsaklar için ”Dargerînok” (Sarmaşık) isimli bir eser besteledi. Söz ve müziği sanatçı Alan’a ait ”Dargerînok” 5 Marttan itibaren tüm dijital platformlar ve klip ile birlikte YouTube üzerinden yerini alacak!

    Nudem Durak
    Nudem Durak

    Kürt sanatçı Nûdem Durak 2015’te söylediği şarkılar gerekçe gösterilerek tutuklanmış ve 19 yıl hapis cezasına mahkum edilmişti. Bayburt cezaevinde tutuklu bulunan Durak için aydın ve sanatçıların da destek verdiği Fransa merkezli uluslararası bir kampanya yürütülüyor. Kampanya kapsamında Fransa, İngiltere, ABD, İsveç, Senegal, Fas, Cezayir, Tunus, Gouadeloupe gibi çok sayıda ülkeden dayanışma gösterildi. Angela Davis, Noam Chomsky, Ken Loach, David Graeber, Peter Gabriel, Roger Waters gibi uluslararası kamuoyunda tanınmış isimler, Durak’ın özgürlüğü için çağrılarda bulundu.

    Nûdem Durak’ın yaşadığı bu hak ihlaline kayıtsız kalamadığını belirten sanatçı Suna Alan, ”Kürtçe kaset dinlemenin suç sayıldığı, ‘suç unsuru’ kasetlerin toprağa gömüldüğü Evren faşizmini yaşamış bir coğrafyanın çocuklarıyız. Kürtçe şarkı söylediği ve bağlama çaldığı için tırnakları çekilen, işkence gören ve katledilen sanatçıları olan bir halkız. Bu nedenle ”Kürtçe şarkılar söylediği için bir sanatçı hiç 19 yıl ceza alır mı?” şaşkınlığını yaşayanlar kendi tarihlerinden bihaberdirler” dedi.

    Suna Alan
    Suna Alan

    Sanatçı Suna Alan devamla, ”Henüz çocukken politik tutsak yakınlarım nedeniyle cezaevi yollarını arşınlamış biriyim. Müebbet tutuklu oldukları için de bu hala devam etmekte. Onların her biri benim için çok değerli. Hepsini çok seviyor ve çok özlüyorum. Onlar ile kurduğum empati ve bağ sebebiyle özgürlüğün elinden alınmış olması duygusu her zaman bana çok ağır gelmiştir. Hele ki hak ihlali mağduru olarak özgürlüğünüz elinizden alınmışsa bu bir zulüm. Nûdem Durak’ın yaşadığı da tam anlamıyla budur. Kendi dilinde şarkılar söylediği için 19 yıl özgürlüğünden edilmek, hukukdışılığın ötesinde bir ilkelliktir. Kadın bir sanatçı olarak benzer bir mağduriyeti ben de yaşamış olabilirdim. Sırf bu empati ile hareket etmek bile vicdani bir sorumluluk yüklemekte. Yani Nûdem’in yerinde ben de olabilirdim. Söylediğim şarkılar nedeniyle özgürlüğüm elimden alınmış olabilirdi. Ayrıca biz kadınlar her alanda birbirimize ses vermeli, ses olmalıyız ki, sesimiz daha gür ve güçlü çıksın!

    Sanatçı Alan, esere ”Dargerinok” (Sarmaşık) ismini vermesini de şöyle açıkladı: ”Bildiğiniz gibi sarmaşıklar arsız ve inatçıdırlar. Siz dilediğiniz kadar önlerine set çekin, üzerlerini beton ile kaplayın, onlar muhakkak bir yolunu bulur ve gökyüzüne doğru hiç bir engele aman etmeden süzülürler” dedi.

    SUNA ALAN KİMDİR?

    Suna Alan
    Suna Alan

    Londra’da çalışmalarını yürüten şarkıcı ve gazeteci. Çewlik’te doğdu. İki yaşında iken ailesi, İzmir’e göç eden Alan, çok kültürlü bir ortamda çocukluk ve gençliğini geçirdi. Geleneksel Kürt dengbêj müziği ve Kürt Alevi deyişleri ile büyüdü ve Ege’de Rebetiko müziğinden etkilendi. Sanatçı 2018’de DAİŞ tarafından alıkonulan Êzidî kadınlara atfen ”Gulebûka Şengalê (Nadîa)” isimli bir şarkı besteledi.

     

    YouTube Link: https://www.youtube.com/sunaalan12

    Türkçe Çeviri:

    ”Dargerînok” (Sarmaşık)

    Beyaz bir güvercinim

    Pencerenin önünde dolanıyorum ama seni göremiyorum.

    Beyaz bir güvercinim

    Duvarlarının üzerinden uçuyorum, sana ulaşamıyorum.

    Kapı, kapı, kapı da kapalı, sensin özgürlük tutsağı / sensin özgürlük çiçeği

    Duvar diplerindeki sarmaşık!

    Kaldır başını, bir şarkı söyle

    ***

    Beyaz bir güvercinim

    Zindandaki sarmaşığın arkadaşı.

    Yeşer sarmaşık!

    Betonların arasından, zindan duvarlarından…

    Yeşer duvarlardan, başını kaldır gökyüzüne

    Duvar diplerindeki sarmaşık!

    Kaldır başını, bir şarkı söyle

    Bir şarkı söyle sarmaşık

    Karanlık odadan özgürlüğe!

  • Britanya DGB: HDP Onurumuzdur!

    Britanya DGB: HDP Onurumuzdur!

    Britanya Demokratik Güç Birliği AKP-MHP iktidarının HDP’ye yönelik baskılara sert tepki göstererek, “Britanya DGB ve göçmen emekçileri olarak faşist devlet terörü ve yürürlükte olan saldırı dalgasına karşı HDP ve demokrasi güçlerinin yanında olduğumuzu bir daha vurgulamak istiyoruz” dedi.

    Britanya DGB’nin açıklaması şöyle:

    “AKP-MHP-Ergenekon ittifakına dayanan Saray rejimi ve onun lideri Tayyip Erdoğan, 2015’de devreye soktuğu Çöktürme Planı kapsamında HDP’yi hedef tahtasına koydu.
    7 Haziran 2015 seçim zaferiyle Türkiye’deki emekçilerin ve ezilenlerin demokrasi mücadelesini Kürt halkının onurlu barış ve özgürlük mücadelesiyle birleştiren, Alevilerin ve kadınların haklarını ve taleplerini sahiplenen HDP, aynı zamanda Tayyip Erdoğan liderliğindeki rejimin iç krizinin en önemli kaynağına dönüştü.

    Başta eski Eş Genel Başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere, milletvekilleri, belediye eş başkanları ve on binlerce aktivisti tutuklanan HDP, bütün baskılara rağmen Tayyip Erdoğan şefliğindeki rejime karşı mücadelenin kararlı bölüğüdür.
    Bir tarafta Tayyip Erdoğan “anayasal hak ve özgürlükler planını” açıklarken AKP ve MHP kadroları “HDP’nin kapatılmasının aciliyetini” açıkladılar. Gare’de ki gelişmelerin ardından da halka doğruların açıklanmasını isteyen, hakikati soran HDP’li vekiller hedefe konulmuştu.

    Açık ki Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli ittifakı süreklileşmiş siyasi soykırım operasyonları ve baskılarla etkisizleştirilemeyen HDP’yi fiziki tasfiye etme konseptini devreye soktu.
    Milletvekili fezlekeleri ve hazine yardımının kesilmesi de dahil masaya yatırılan bütün saldırılar HDP’nin tasfiyesini amaçlamaktadır.

    Britanya Demokratik Güç Birliği ve göçmen emekçileri olarak faşist devlet terörü ve yürürlükte olan saldırı dalgasına karşı HDP ve demokrasi güçlerinin yanında olduğumuzu bir daha vurgulamak istiyoruz.

    Bütün göçmen işçi ve emekçileri, yurtseverleri ve aydınları, enternasyonalistleri HDP’yle dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz! “

  • Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 3 günlük ‘8 Mart’ etkinlikleri

    Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 3 günlük ‘8 Mart’ etkinlikleri

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla 6-8 Mart tarihleri arasında ‘panel, kültürel etkinlik ve kadın tutsaklara mektup gönderme başta olmak üzere bir dizi etkinlik düzenlenecek.

    Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 3 günlük ‘8 Mart’ etkinlikleri
    Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 3 günlük ‘8 Mart’ etkinlikleri

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi, “Kadın kırımına karşı özgür kadını ve toplumu savunma” şiarıyla 3 gün boyunca bir dizi etkinlik gerçekleştirecek. Pandemi nedeniyle özel ve özgün bir program hazırlayan Kadın İnisiyatifi, bu yıl kadın birliği ve dayanışmanın önemine vurgu yapacak. Kadına yaklaşımın özgürlük devrimine yaklaşım olduğunu vurgulayan Kadın İnisiyatifi, kadınların kolektif mücadelesinin erkek egemen sisteme karşı mücadeleyi daha da büyüterek sonuç alacağına dikkat çekecek.

    Kürt Kadın İnisiyatifi, kolektif kadın mücadelesinin bir örneği olarak başta Londra olmak üzere ve Britanya’nın birçok kentinden politik kadın tutsaklarla dayanışma mektupları gönderilmesine öncülük edecek.

    İnisiyatifi mektup eylemine ilişkin şu çağrıda bulundu: “Beş bin yıllık egemen zihniyet, 21’inci yüzyılda da özgür kadın mücadelesine tahammül gösteremiyor. Geldiğimiz coğrafyada bütün kirli ve alçak yöntemler AKP-MHP faşist yönetimi tarafından Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlara dayatılıyor. Biz Kürdistanlı kadınlar olarak 8 Mart dolayısı ile bir kez daha sokaklara olacağız. Cezaevlerinde olan kadın arkadaşlarımıza kart postallar göndereceğiz. Şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünya için seni de yanımızda görmek istiyoruz.”

    Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından yaklaşık 2 aydır çalışmaları sürdürülen ve hazırlıkları tamamlanan etkinlikler şöyle:

    Üç günlük etkinlik kapsamında 6 Mart Cumartesi günü saat 6.30pmde ”Kadın Kırımına Karşı Özgür Kadını ve Toplumu Savunma Zamanı” konulu panel

    Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 3 günlük ‘8 Mart’ etkinlikleri
    Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 3 günlük ‘8 Mart’ etkinlikleri

    düzenlenecektir. HDP milletvekili Meral Danış Bestaş’ın da yer alacağı, panelistler arasında Kadın Hakları Aktivisti ve Yazar Gönül Kaya ve antropolog ve Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Elif Sarıcan’da bulunacak. Etkinliğin Zoom linki: 572 342 2768 –Passcode: 700587

    7 Mart Pazar akşamı saat 6.30’da gerçekleşecek kültürel etkinlik gününde Britanya ve bir çok ülkeden kadın sanatçılar sahne alacaklar. Sahne alacak sanatçılar arasında Xecê, Evin Şah, Suna Alan, Jala, Zeyno Durar, Nadia Visser, Paula Darwish, Ruken Yılmaz, Cemile Dinçer ve Amal Saeed Kurda yer alırken, dünyanın her yanından Kürt kadınları ile danışma videoları paylaşılacak.

    Programın son günü 8 Mart, Pazartesi günü saat 11:00’da Harringay postanesi önünde bir araya gelinip, cezaevlerindeki politik kadın tutsaklara kart ve mektup postalayacak kadınlar, ardından saat 12:00’da Kadın Güç Birliği ile Wood Green Kütüphanesi’nin önünde bir araya gelecekler.

    YASEMİN ÇELİK

  • Papa Francesco’dan iklim değişikliğine ‘Nuh tufanı’ benzetmesi

    Papa Francesco’dan iklim değişikliğine ‘Nuh tufanı’ benzetmesi

    Katolik Kilisesi lideri Papa Francesco iklim değişikliği krizini İncil’de de anlatılan Nuh tufanına benzetti.
    Daha önce de iklim değişikliği ile mücadelenin aciliyetine birçok kez dikkat çeken Papa, Nuh tufanı benzetmesini ise gelecek hafta çıkacak bir kitap için verdiği söyleşide yaptı.
    İtalyan Katolik din adamı Marco Pozza’nın yazdığı “Kusurlar ve faziletler” (Dei vizi e delle virtù) isimli kitaptan bazı bölümler İtalya’da yayımlanan Corriere della Sera gazetesinde yer aldı.

    Gazetenin bugün baş sayfasında “Papa’dan çağrı: İklim konusunda tutum değiştirmezsek tufan olacak” başlığıyla yayımladığı kesitte Papa şunları söyledi: “İncil, tufanın Tanrı’nın gazabının sonucu olduğunu söylüyor… Uzmanlara göre İncil’deki bir mit anlatısı. Ama mitler de bir anlayış biçimidir. Arkeologlar, kazılarda sel izleri buldukları için tufanın tarihi bir anlatı olduğunu söylüyor. Bu belki de sıcaklığın artması ve buzulların erimesinden kaynaklanan büyük bir seldi. Aynı yolda gitmeye devam edersek şimdi de bu olacak.”
    Papa Francesco daha önce de iklim krizinin küresel bir acil durum teşkil ettiği ve felakete yol açmaması için eyleme geçilmesi mesajları vermişti.
    Papa, 2015’te yayımladığı “Laudato Si” isimli genelgesiyle iklim değişikliğinden kaynaklanan ağır çevresel, toplumsal, ekonomik ve siyasi sonuçlara dikkat çekmişti.

    Papa bir basın toplantısında da siyasi yetkililerin iklim değişikliği konusunda harekete geçmekte neden geciktiği sorusuna, “Neden mi? Aklıma Eski Ahit’teki bir cümle geliyor: İnsan aptaldır, gözleri görmeyen bir inatçıdır. Aynı çukura iki kez düşen tek hayvan insandır” diye yanıt vermişti.

    İklim değişikliği krizine karşı eylemleriyle tanınan İsveçli öğrenci Greta Thunberg de 2019’da Vatikan’da Papa ile görüşmüş ve ardından İtalyan basınına yaptığı açıklamada “Papa Francesco akut iklim krizini ele alan ilk dünya lideri. Gezegenimizi ve doğal hayatı korumak gibi bir ortak amacımız olduğu için ikimiz aynı taraftayız” demişti.